Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman 1898’de Tıbbiye-i Askeriye’ye girer. Tıbbiye Mektebi’nde son sınıftayken Raşit Tahsin Hoca’nın yönlendirmesiyle akliye-asabiye branşını seçer.

1904’te Tabip Yüzbaşı rütbesiyle, sınıf dördüncüsü olarak diplomasını alır. Bir yıl Gülhane Askeri Hastanesi Akliye Servisi’nde staj yaptıktan sonra; 1906’da Askeri Tıbbiye’de akıl hastalıkları dersi muallim yardımcısı olur.

Bu dönemde; ilk eseri “Tababet-i Ruhiye”yi yayınlar.

1908’de Münih ve Berlin Üniversitesi’nde hem Almanca öğrenir, hem de yeniden Psikiyatri üzerine tıp eğitimi alarak ihtisasını tamamlar. 1911’de yurda dönüşünde Gülhane Askeri Hastanesi Emraz-ı Akliye Kliniği’nde görev alır. 1912’de askeri hekim olarak Balkan Harbi’nde; gezici hastane başhekimi olarak Lüleburgaz ve Çatalca cephelerinde harp sahalarında koleraya karşı verilen mücadeleye katılır.

1911 – 1912 Trablus Harbi öncesinde yeniden gittiği Berlin‘de Charitee Kliniğinde Prof. Ziehen ve Oppenheim’la çalışır.

İstanbul’a döndüğünde Askeri Sıhhiye Reisi Süleyman Numan Paşa’nın; Gülhane’den akliye, asabiye, kadın doğum ve anatomi derslerini kaldırmasıyla; 1914’te Gülhane’den ve askeriyeden istifa eder.

Haseki Hastanesi başhekimliğine geçen Ord.Prof. Dr. Mazhar Osman; 1. Dünya Savaşı’nın patlaması üzerine binbaşı rütbesiyle yeniden askere alınır ve Haydarpaşa Askeri Hastanesi’nde akliye ve asabiye mütehassıslığına atanır. Bu sırada, esas olarak akıl hastası numarası yapanların oyunlarını açığa çıkararak, onların askeriyeye sevkini sağlar.

1917’de Şişli Fransız Hastanesi (eski Fransız La Paix) Akıl ve Sinir Hastalıkları Bölümü şefliğine, 1919’da Toptaşı Bimarhanesi başhekimliğine, 1920’de Zeynep Kamil Hastanesi’ne nakledilen Akıl ve Sinir Hastalıkları Bölümü Şefliğine, 1922’de Zeynep Kamil ve Toptaşı hastaneleri başhekimliğine atanır.

Pskiyatrik sorunları olan hastaların, daha insancıl koşullarda ve saygın şekilde tedavi edilmesinde; o güne kadar uygulanan eski tedavi yöntemlerinin yerini, çağdaş tedavi yöntemlerinin almasında; yeterince önemsenmeyen bu hekimlik dalının gereken ilgiyi görmesinde ve yeni kadroların bu yönde özendirilmesinde önemli rol oynar.

1 Mayıs 1919’da, Türkiye dergicilik tarihinde eşine ender rastlanan bir şekilde, 32 yıl boyunca yayınlanacak olan İstanbul Seririyatı Dergisi’ni çıkarmaya başlar ve derginin başyazarı görevini üstlenir.

5 Mart 1920’de Yeşilay Cemiyeti’ni kurar.

Aynı zamanda seroloji, nöro-patoloji, deneysel psikoloji laboratuvarları oluşturarak, Türkiye’de nöro-psikiyatri dalının kurulmasına öncülük eder. Sürdürdüğü çalışmalar sonucu 1927’de Bakırköy’de Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ni kurarak, uzun yıllar başhekimliğinde bulunur.

1933’te ordinaryüs profesör olur ve İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği Başkanlığına getirilir. 1941’de başhekimlik görevini bırakıp, emekliye ayrıldığı 1952’ye kadar öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdürür.

Hekim ve bilim insanı olarak yürüttüğü çalışmaların yanı sıra; İçki ile Mücadele Cemiyeti, Akıl ve Sinir Hastalıkları Cemiyeti gibi çeşitli sağlık derneklerinin kuruculuğunu ve başkanlığını yapar. Ayrıca Hamburg Akıl Hastalıkları Derneği, Fransız Nöroloji Derneği, New York Nöroloji Akademisi gibi yurtdışı sağlık kuruluşlarının onur üyeliklerine seçilir.


Alıntı