ANKARA AHİLERİ’NE AİT İKİ KİTABE
Ahmed Tevhid Bey’in Rum Selçukî Devleti’nin inkirazıyla (yıkılışıyla) teşekkül eden Tavaif-i Mülûk (Beylikler) hakkında bu mecmuada yazdığı makalat-ı müfideden biri de Ankara’da Ahiler hükûmetine hasr olunmuş idi.[1] Ankara’yı ziyaretimizde Ahiler’e dair asar-ı bakiye olup olmadığını araştırdık ve filvaki iki kitabe nazar-ı dikkatimizi celb eylediğinden buraya derc ediyoruz. Bunların hakikaten Ankara’da bir nevi cumhuriyet teşkil etmiş olan Ahilere mi yoksa Ankara eşrafından olarak (Ahi) unvanını taşıyan zevata mı atf edilmek lazım geldiği bilahere tedkike muhtaçtır.[2]
-1-
Arslanhane tesmiye olunan mahalin karibinde vaki Ahi Şerafeddin Camii’nin ağaç minberinin kapısında iki satır Selçukî sülüs hatt ile mahkuk kitabe;
-2-
Ahi Şerefeddin Camii’nin karşısında ve bir medresenin ittisalinde Ahi Şerefeddin Türbesi’nin cihet-i şarkıyesindeki pencerenin balasında dört satırlık mermer kitabe
Baladaki kitabelerden birincisi 687[3] tarihli olmakla Gıyaseddin Mesud-u Sani’nin (Gıyaseddin II. Mesud) defa-i ula hükûmetine müsadiftir. İkinci kitabe ise 731[4] senesine havi olup hiçbir hükümdar ismine havi değildir. Ankara’da imal olunmuş olduğundan bu tarihte orada daha Selçukîler’in hükmü cari olduğu anlaşılıyor.[5]
Şerefeddin Camii minberinin kitabesinde vakfın ismi muharrer değildir.
İkinci kitabede Ahi Hüsameddin’in oğlu Ahi Muhammed’in ismi muharrerdir ki bunun (Ahi Şerefeddin) namıyla maruf olduğu elan mevcud olan şeceresinin mündericatından müsteban oluyor.[6]
On üç metre tulunda bir tomar şeklinde olan bu şecerede bütün Ahiler’in isimleri tadad olunmakla silsilenamelerini tanzim etmek mümkündür. Biz burada yalnız birkaçını kayd ediyoruz:

Ahiler’in silsilenamesinde her Ahi için bazı malumat vardır, fakat hiçbirinde hükumet ettiklerine dair bir söz yoktur. Ezcümle Ahi Hüsameddin için şöyle yazılıdır: Ankara kasabasında ve civarındaki kurada taharri edilecek olursa belki Ahiler’e dair bazı vesaik elde edilebilir.
Halil Edhem
DİPNOTLAR
[1]Dördüncü, sene, 1329, s. 1200
[2]Ankara’da gerek Selçukî devrinden gerek Osmanlılar zamanından olmak üzere bir hayli kitabeler vardır. Bunların mecmu’ bir arada olarak neşr olunacaktır.
[3] Miladi takvime göre Hicri 687 senesi Miladi takvimde 6 Şubat 1288-24 Ocak 1289 tarihlerini kapsamaktadır. (ç.n.)
[4]Miladi takvime göre Hicri 731 senesi Miladi takvimde 15 Ekim 1330-3 Ekim 1331 tarihlerini kapsamaktadır. (ç.n.)
[5]Bu mecmuadan Al-i Germiyan kitabelerine dair neşr eylediğim makaleye müracaat, Birinci Sene, 1328, s. 113.
[6]Ahi Şerafeddin Muhammed tarafından tanzim ettirilip Ankara’da Şerafeddin Camii’nde mahfuz olan bu tomar bir aralık İstanbul’da celb olunmuş idi. Bunun yine mahalline gönderildiğini Tevhid Bey makalesinde bildiriyor, s. 1202.









Ağaç şeklinde