BENÎM BUNDA HAKKIM VAR
Ey cihan mülkünde saltanat süren bahtiyar, bir bak da ibret al. Gönlünde kin şimşeği değil din şimşeği parlat 1 da ebediyetin çiçek bayramına er…

Arıda balı, denizde inciyi, yilanda zehri .”topraklar üstünde gülü halkeden Rabbinin kulluğuna koş…

Sultan Sahabilerden Enes Hazretleri anlatır:

Bir gün Nebiyyi Zişan ile beraber bulunuyorduk. Bir ara dişleri görülecek şekilde gülümsediler. Kendisine:

— Ey Allahın Resulü, dedik, niçin böyle gülümsediniz?

Buyurdular ki:

— Ümmetimden iki kişi (kıyamet günü) Allah”ın huzuruna gelirler. Birisi:

— Ey Rabbim, der, benim bunda hakkım var; hakkımı bundan al da, bana ver.

Yüce ve Kerim olan Allah ötekine emir buyurur:

— Onun hakkım ver!.

Adam boyun büküp.

— Ey Halikı Zişanım, der, bende sevab ve hayır namına bir şey kalmadı, (nereden vereyim) ?

Allahu Teâlâ dâvâcı kuluna buyurur:

— Baksana, bu adamın sevabı (ve hayn) kalmadı, ne dersin?
Aziz ve Celîl olan Allah hak sâhibi kuluna hitap buyurur : ‘ ‘ , «

_ (Ey kulum!) Başını kaldır ve cennete bak!…

Adamcağız başını kaldırır, (ebedîlik yurdu) cenneti görür, hayran hayran anlatır:

— Allah”ım!…

(Bütün bunlar ne?)

İnci ile işlenmiş, gümüşten saraylar ve altından köşkler var. Bu eşi benzeri olmayan köşkler hangi Peygamber, hangi sıddik veya hangi şehitler içindir?

Kerem ve ihsanına hudud olmayan Allah buyurur

ki:

— Bunlar, bana ücretini verenler içindir…

O kul hayretinden der ki:

— Ey Rabbi Rahlmim!. Bunların hakkını kim ödeyebilir?

Allah buyurur.*

— Sen istersen bunlara sâhib olabilirsin?

(Dâvacı kul sevincinden dolup taşar da) :

— Ey Rabbim, ey Rabbim, der, nasıl olur?

Allah buyurur.

— Hakkını bu adama bağışlamakla!…

(Kul, yuvadaki ipek kanatlı kuşlar gibi çırpınarak gönül gönül çağlar) :

— O halde ben hakkımı ona bağışladım!…

Âlemlerin Rabbı, din gününün yegâne sâhibi ve Mâliki buyurur ki:

— Haydi, kardeşini al, beraberce cennete girin!… Nihayetsiz olan Mülkün Seyyidi ve Kevser Havuzunun sâhibi Cenâb-ı Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu misâli verdikten sonra buyurdular ki:

— (Ey insanlar!) Allah”dan korkun, Allah”dan korkun ve siz de kendi aranızı düzeltin. Bakınız Allahü Teâlâ mü”minlerin arasım buluyor.
Dâvacı:

— O halde, der, benim günahlarımdan alsın!…

İki cihanın imdâdma yetişen Cenâb-ı Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bunu anlatırken mübârek gözleri şebnem damlası gibi yaşlarla doldu ve dedi •

— O gün büyük (ve çetin) bir gündür. İnsan in m o hinin alınmasını ister!…

Evet:

Müslüman bir millette tefrika niçin olsun?

Ey dindaş, kendine gel, sen Allah için olsun!…