Pythagoras ve Pythagorasçı Okulun Sayılarla İlgili Önemli Kuramı
Pisagorcular, dünyadaki biçim ve ilişki gerçeği üzerine çalışmalar yürütmüşlerdir. Onlar, sayılarla ifade edilebilen bir ölçü, düzen, oran ve bir şekil oluşumu fikrini ortaya koyarlar. Bu sayıların olmaması durumunda dünyadaki hiçbir ilişki, düzen ya da kanunun olmayacağını iddia etmektedirler. Bu nedenle her şeyin temelinde sayıların yer alması gerekmektedir. Sayılar, asıl gerçeklikler olmalıdır. Her şey sayılarla ifade edilebilmelidir.
Eğer nesnelerin temel ilkesi sayılarsa, bu sayıların tam olarak ne olduğunun araştırılması gerekmektedir. Pisagorcular, kendilerini sayılarda bulunan özellikleri keşfetmeye adamışlardır. Bunların evren ile ilgisi de çalışmalarının bir parçasını oluşturur. Sayılar, tek ve çift olarak ayırt edilebilmektedir; çift sayılar ikiye bölünebilmekte tek sayılar ise bölünememektedir. Çift sayılar sınırsızdır. Doğanın kendisi karşıtlıkların, tek ve çiftin, sınırlı ve sınırsızın bir birliğidir. Çok sayıda benzer karşıtlıklar sayılabilir: Sınırlı ve sınırsız; tek ve çift; bir ve çok; sağ ve sol; erkek ve dişi; durağanlık ve devinim; doğru ve eğri; ışık ve karanlık; iyi ve kötü; kare ve dikdörtgen. Pisagor’un sınırlı ve sınırsız ve onların uyumu dualizminin (ikicilik) izleri Anaksimandros ve Anaksimenes’te görülmektedir. Karşıtlıkların çatışmasının öğretisi, Anaksimandros tarafından daha önce ortaya konmuştur. Pisagorcular, sınırsızı, sınırlının önüne koymaktadırlar; bireysel şeyler, uzaydaki bi çimlerin aracılığı ile sınırsız uzayın sınırlandırılması aracılığı ile ortaya konmaktadır.
Cisimsel dünya da sayısaldır ve bir birim üzerinde temellendirilmiştir. Nokta birdir, çizgi iki, figür üç, katı (solid) dört. Yeryüzü bir küptür; ateş ise bir tetrahedron; su icosa-hedron, vb. Yani yapıların çizgi ve yüzeyleri bağımsız birer varlık olarak ele alınmaktadır; üç için, çizgi ve yüzeysiz hiçbir gövde yoktur. Çizgiler ve yüzeyler gövdesiz olarak düşünülemez. Uzamsal biçimler, gövdelerin nedenleridir. Ve bu nedenle bu biçimler sayılarla ifade edilebilir. Aritmetik ayırımlar böylece fiziksel dünyaya taşınmaktadır. Pisagorcular, sınırsız bir uzayın öğretisine bu geçiş ile yönlendirilirler ya da uzayda sınırlı gövdelerle olan karşıtlıkları hükümsüz kılarlar. Pisagorcuların, fizik ve astronomi üzerindeki sayı-gizemciliği etkisi sezilebilmektedir; örneğin Kepler’in kuramlarında Pisagorcu ve yenipisagorcu izler görülmektedir.
Sayılar ile nesneler arasında da fantastik bağıntılar kurulmuş olmasına karşın, Pisagorcu sayı-gizemciliğinin tarihsel görünümü önemli bir düşünce yapısı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu düşünce nesnelerdeki sabit kalım ve düzenin bulunmasına adanmış bir düşüncedir. Sayı ve sayısal ilişkilerin soyut terimleriyle anlamlı formüller aranmaktadır. Matematiksel olarak ifade edilebilir doğal kanunların tarihsel kaynaktan çağdaş bilim ve çağdaş felsefenin, üzerinde çalışmaya devam ettiği bir konudur.
Kaynak: Felsefe Tarihi











Ağaç şeklinde