
Bayram nasıl geçiyor.
Kendi gözünle bize gündemi ve dünya konjektürünü biraz yorumlarmısın?
|
|


İlk intiba birini değerlendirirken göz önüne aldığım tek şey değildir ama insanların etrafına verdikleri kiminin "pozitif enerji" kiminin "neşe" kiminin "hayat sevgisi" dediği şeyi yansıtabiliyorsun. Sevecen bir yapın var, sohbetin gayet güzel. Sahiplenici özelliğin var mesela, başkalarının sorunlarına bile kendinin gibi yaklaşabiliyorsun. Bu tabi ki güzel ama her zaman güzel bir şey değil (en azından kendin için). Değerlisin, değer verilesi insansın. Umarım seviklerinle güzel bir hayat yaşarsın.
Kafamda tasarladığım şeylerin hiçbirini yapamadım.
Başka bir süper güç adayına sektörlerini ve parasını kaptırmaya başlayınca "hop, ulusal güvenlik söz konusu" çekiyor işte.) Öte yandan şunu da anlamak lazım ünlü Murphy amcanın bir sözü var "Altını olan kuralı koyar." Devletleri de iş yerleri gibi düşünürsek (ki ne derece doğru olur bilmem ama) yatırımcıların uygun üretim ve gelir bazlı düşünerek yatırım yaptığını anlarız. Bu ekonomik gerilimde kimin üretimi ve pazarlaması daha iyiyse elbette yine o kazanacaktır. Geçenlerde bir ekonomisti dinlerken şöyle bir söz duymuştum ve çok hoşuma gitmişti "Ekonomi (Para) din, dil, ırk, devlet tanımaz, ezer geçer." Yani vurgulanan nokta eğer yeterli üretiminiz yoksa, yeterli alt yapı ve ticaret ağını oluşturamamışsanız, piyasada güven ortamı yoksa kazanamazsınız. Para biraz kuş gibidir, sıcak ve kendine sakin limanlar arar. Bu gerginlikte güven sağlayan ekonomiler kazanır diğerleri zarar görür. En azından benim düşüncem böyle