Forum Düzeni
Hayvanlar Alemi
Hayvanlarla ilgili bütün paylaşımların yapılabileceği bölüm.
Kullanıcı Etiket Listesi

Like Tree3Beğeni(ler)
  • 1 Post By Arthur
  • 2 Post By Gamer Queen

Seçenekler
Seçenekler
Stil
Üyelik tarihi: 04 December 2017
Nereden: İstanbul
Mesajlar: 7.207
Konular: 2719
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 294 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 56 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 1140
Verilen Beğeni: 1282
Nereden: İstanbul
İlişki Durumu: Evli
Burç: Kova
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 16
Arthur will become famous soon enough

Standart Hayvanlarda Empati Kurup Acı Çekebiliyor

19 January 2018
# 1
Son yıllara kadar hayvanların insanlardakine benzer zihinsel bir yapıya sahip olduğu kabul edilmiyordu. Oysa son yapılan çalışmalara göre hayvanlarda da acı çekiyor, empati besleyebiliyor, ölüleri için yas tutuyor ve zor durumda kalanlara karşılık beklemeden yardım ediyor. Dolayısıyla insan ve hayvanlar arasındaki uçurum giderek kapanıyor.
Biz insanların hayvanlarla ilişkileri farklı çıkar hesaplarına dayanır. Hayvanlar dostumuzdur; geçim kanığımızdır; malımızdır; ailemizin bir ferdidir; işçimizdir; evimizin eğlencesidir; yok edilmesi gereken haşerelerdir. Onlara bayılırız; kafese tıkarız; istismar ederiz. Tabi bir de pişirip yeriz.

Bütün bunları yaparken tek bir gerekçemiz vardır:. Hayvanlar bize aittir; onlara istediğimizi yaparız, çünkü bizim gibi acı çekmezler; düşünmezler. Ölüm kaygıları yoktur. Eşleşirler ama aralarında aşk yoktur. Kısaca hayvanlarda bizde olduğu gibi bir bilinç bulunmaz . Rene Descartes bir zamanlar “Hayvanların bizim gibi konuşmuyor olmalarının nedeni, gerekli organlara sahip olmamaları değil, düşüncelerinin olmamasıdır” diyerek bu gerekçeyi savunmuş.

Hayvanlarla ilgili yanılgılar

Ancak zamanla hayvanlarla aramızda inşa ettiğimiz setler birer birer yıkılıyor. Alet kullanan tek hayvan insandır. Peki alet yapan karga ve şempanzelere ne diyeceksiniz? . Empati ve el açıklığı gibi özelliklerin yalnızca insanlara özgü olduğu iddiası bugün ölüleri için yas tutan filler, zor durumda kalan sürü üyelerine yardım eli uzatan maymunlarla birlikte geçerliliğini yitirmiş durumda. Ya insanların neşelenebilen, gelecek kavramına sahip olan tek hayvan olduğu iddiası? Bu da İngiltere’de son yapılan bir araştırma ile yıkıldı. Konforlu bir ortamda yetiştirilen domuzların iyimserlik ve neşelenme konusunda insanlardan hiç de geri kalmadığı kanıtlandı.

Konuşma yeteneği insanların elinde kalan son kale de idi. O da Kanzi ile birlikte yıkıldı. Kanzi adlı 29 yaşındaki bonoboya doğduğu andan itibaren konuşma yeteneği kazandırılmaya uğraşıldı. Kanzi bugün sözcük kartları yardımıyla isteklerini dile getirebilecek düzeye geldi..

Bütün bunlar hayvanlara farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor. Princeton Üniversitesi’nden biyo-etikçi Peter Singer 1975 yılında kaleme aldığı “Hayvanların Kurtuluşu” isimli kitabı ile bugün hayvan hakları olarak bilinen hareketin temelini atmış oldu. Singer, hayvanların da acı çektiğine inanıyordu ve insanların kendilerine yapılmasını istemedikleri acı veren müdahalelerin hayvanlara da yapılmaması gerektiğini savunuyordu. Bu görüş o dönemde herkes tarafından kabul görmese de son yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlar Singer’i haklı çıkartıyor. Bugün bilim insanları hayvanların da acı çektiğini kanıtlamak için beyinlerinin incelenmesinin yeterli bulmuyor; akıllarından ne geçtiğinin de bilinmesi gerektiğini söylüyor.

Bilinçli yaratıklar

Hayvan zekâsını anlamaya çalışan bilim insanları çok sayıda engelle karşı karşıya. İlk başta insan olmayan yaratıkların bilinci olup olmadığı konusunda bile bir görüş birliği yok. İnsanlar yunusların ve şempanzelerin bir farkındalığa sahip olduğunu kabul ediyorlar; kedi ve köpeklerde de bu tür bir zekânın olmasına da karşı çıkmıyorlar. Peki fareler için ne demeli? Ya sinekler? Bunların aklından hiçbir şey geçmiyor mu? Basit bir hayvanın sahip olduğu minicik beyin, ancak temel vücut işlevlerini kontrol altında tutabilir. Sistem otopilota bağlanmış, yol alabiliyorsa, bilinç için gerekli olan nöron sinapslarına ne gerek var?

Bu soru katıksız bir sövanizm eğilimi taşıyor. “Belli bir eşiğin altında öznel bir deneyimin olmaması çok büyük bir olasılık” diye konuşan Northwestern Üniversitesi’nden bilişsel psikolog Dedre Gentner, “Bir hamamböceğinin kötü şeylerden kaçmasının ve iyi şeylere doğru koşmasının altında bir takım içsel reflekslerden başka bir şey aramak gerekli mi acaba?” diye soruyor.

Ne var ki bazı türlere ilişkin sahip oldumuz önyargılar, bu eşiğin nerede başlaması gerektiği konusunda belirsizlik yaratıyor. Örneğin mantıksal olarak bir hamamböceğinin sahip olduğu zekânın bir kelebekten farklı olmaması lâzım. Ama hamamböceğine karşı beslediğimiz tiksinti bunu kabul etmemizi engelliyor. Yine de çok sayıda bilim insanı bilincin bir çeşit bilişsel reostat (elektrik akımının şiddetini azaltıp çoğaltmada kullanılan aygıt ) tarafından kontrol edildiğini kabul ediyor. Bu da şu anlama geliyor: Bilinç insanlarda ve yüksek hayvanlarda en parlak ışığını verirken, basit hayvanlara inildikçe ışığı sönükleşiyor.

“Memelilerde bilinci reddetmek büyük bir yanılgıdır” diye konuşan Harvard Üniversitesi’nden psikolog Steven Pinker, “Kuşlar ve diğer memeliler de büyük bir olasılıkla bilinç sahibidir. En aşağılara indiğimizde, midye ve örümceklere gelince, kesin bir bir şey söyleyemiyoruz” diyor.

Beyin-vücut oranı

Var olduklarının bilincinde olan hayvanlar arasında zekâ giderek azalan bir seyir izler. Özellikle beyin boyutunun belirleyici olduğu düşünülür. Bu bağlamda insanlar kendilerinin en üst sırada yer aldıklarını düşünürler. İnsan beyni büyüktür –yaklaşık 1.400 gr ağırlığında- . Fakat yunusların beyni 1.700 grama kadar çıkabilir. Kaldı ki katil balinanın beyni devasa boyuttadır -5.600 gr- . Fakat insanlar balina ve yunustan daha küçüktür. Beynin vücut ağırlığına olan oranı söz konusu olduğunda ise durum değişir. İnsanların artık en üst sırayı Etrüsk sivrifaresine (Suncus etruscus) terk etmesi gerekir. Çünkü bu küçük yaratık, beyni 0.3 gram ağırlığında olmasına karşın vücuduna oranla en büyük beynin sahibidir.

Gelişmiş düşünce ve beynin yapısı

Beynin boyutları ile zekâ arasında kesin olarak bir ilişki olmasına karşın, beynin şekli zekâ konusunda daha fazla bilgi verir. Yüksek düşünce beynin korteks bölgesinde işlem görür. Pek çok hayvanda olmayan bu bölüm, beynin en fazla evrim geçiren kısmıdır. Memeliler serebral korteks kulübünün doğal üyeleridir! Burada kural şudur: Beynin korteks kısmı ne kadar büyükse hayvan o kadar zekidir. Ancak yaratıcı zekânın tek belirleyicisi bu değildir. Alet kullanımını ele alalım. İnsan alet kullanımında profesyoneldir. Bunları amatör kategoride maymunlar izler. Susamurlarının sırt üstü yatarak, karınlarının üzerinde yumuşakçaların kabuğunu taşla kırarak içindekini yemeleri, ne kadar basit görünürse görünsel, bir tür alet kullanmaktır. Eğer yaratıcılık serebral korteksin bir marifeti ise kargagiller (karga, kuzgun, saksağan gibi cinsleri kapsayan ötücü kuşlar) alet yapımında insan dışındaki türlerin hepsinden niçin daha becerikli?

Kargalar bu konuda destan yazmış! durumdalar. Plastik bir tüpün içindeki eti çıkartmak için düz teli büküp kanca yapan kargalar.. İçi yarı yarıya su dolu bir kabın içindeki suyu içmek için kabın içine taş atarak suyun seviyesini yükseltmeye çalışan kuzgunlar... Bu son deneyde ilginç olan hayvanın su seviyesini hızlı bir şekilde yükseltmek için ilk önce en iri taşları seçmesidir.

Serebral korteksi olmayan kuşların bu becerileri sergilemesi, bir olasılıkla memelilerde de bulunan bazal ganglia sayesindedir. Bu öğrenme ile ilgili beyin bölgesidir. Memelilerde bazal ganglianın birden fazla bileşenleri varsa da kuşlarda tek bir parçadan oluşur. Ancak MIT ve Kudüs’teki Hebrew Üniversitesi’nin birlikte yürüttüğü bir çalışmada, kuşlardaki bu tek yapılı bazal ganglionun birden fazla işlevi olduğu anlaşıldı.

Toplu halde yaşamanın etkisi

Kargagillerde ve diğer hayvanlarda zekânın tek belirleyicisi beyinleri değildir. İçinde yaşadıkları topluluklar da zekâlarını etkiler. Hayvanlar için tek başına yaşamak, toplu halde yaşamaktan daha kolaydır. Kutup aylarında olduğunda gibi tek başına avlanmak ve avını oturup yemek daha az sorun çıkartır. Avı paylaşırken güç gösterisinde bulunmak, birlikte avlanırken strateji geliştirmek gibi sıkıntılara gerek kalmaz. Hayvanlar zekâlarını sergileme fırsatını en çok avlanma sırasında yakalarlar.

Toplu halde yaşayan hayvanlarda neden sonuç ilişkisi belirgin değildir. Başka bir deyişle, birlikte yaşamak zekâyı geliştirebilirken, doğuştan sahip olunan zekâ, hayvanı toplu halde yaşamaya itebilir. Kesin olan kargagillerin kuşlar arasında en sosyal yapıya sahip olduklarıdır. Bu hayvanların uzun yaşaması ve güçlü grup bağları bu tür yaşam için gerekli olan altyapıyı sağlar. Başka bir ilginç yapı da sürü halinde yaşayan hayvanlarda görülür. Bunlarda zekâ kırıntı boyutlarındadır. Bunlar da eşgüdüm içinde yaşam sürmelerine karşın, sürülerinde belirgin bir işbirliği yoktur. Duke Üniversitesi’nden hayvan biyoloğu Christine Drea sürü hayvanlarının özelliklerini şöyle değerlendiriyor: “Bir buffalo sürüsünde A hayvanı, B hayvanının kim olduğunu düşünmez. Ancak primatlar, sosyal etoburlar, balinalar ve yunuslar arasında her fert özel bir yere sahiptir.”

‘Ben ve diğerleri' bilinci

Bir hayvanın beynini ve davranışlarını incelemek kolaydır, ancak sıra bilişsel yeteneklerin ortaya çıkartılmasına geldiğinde iş sarpa sarar. Bir insan çocuğunun öğrenmesi gereken en önemli yetenek “aklın kuramı” denilen olgudur. Bu da tüm bilginin evrensel olmadığı anlamında kullanılan bir kavramdır. Örneğin emekleme evresindeki bir bebek dadısının oyuncağını odanın bir yerine sakladığını gördüğü zaman, daha sonra odaya giren herkesin oyuncağın yerini bildiğini düşünür. Çocuk ancak 3 yaşına geldiğinde kendi bildiklerini başkalarının bilmesi gerekmediğini öğrenir.

Aklın kuramı, iletişimin ve öz farkındalığın (kişinin, başka insanlardan ve şeylerden ayrı bir varoluşa sahip olduğunun bilincinde olması) temelini oluşturur. Az sayıda hayvan bu özelliğe sahiptir. Köpekler bu nadir hayvanların arasında yer alır. Aklın kuramının en belirgin göstergesi, parmakla işaret etmenin ne anlama geldiğini anlayabilme yetisidir. Başka bir deyişle bireyin çevresinde birinin paylaşmak istediği bir bilgisinin olması ve bireyin dikkatinin o yöne çekilmesi; böylece bireyin de o bilgiyi öğrenebilmesidir. Bu yeti bizlere basit gibi görünebilir, çünkü insanlar doğuştan bu yetiye sahiptir ve işaret etmek için parmaklarımız vardır. Büyük maymunların da parmakları vardır, ancak bunlar bu yetiyle doğmazlar. Örneğin Kanzi, doğal ortamından farklı olarak insanlarla büyüdüğü için elleri boş kalıp, işaret yoluyla iletişim kurma yeteneğini kazanmıştır.

Aklın kuramını kavrayabilen akıllı türlerin tek göstergesi parmakla işaret edebilmek değildir. Örneğin saksağanlar yiyeceklerini saklarken diğer saksağanların kendilerini izleyip izlemediğine dikkat ederler. Eğer izlendiklerinden kuşkulanırsa, etrafta kimsenin olmadığı bir zamanda yiyeceği ilk yerinden çıkartıp başka yere gömerler. Böylece diğer kuşların akıllarından ne geçtiğini anladıkları gibi, akıllarından geçen düşünceyi de değiştirme yeteneğine sahiptirler.

Bir hayvanın öz farkındalığının olup olmadığını anlamanın en güvenli yolu ayna testidir. Bu test, bir hayvanın aynaya bakıp gördüğü görüntünün ne olduğunu anlayıp anlamadığını ölçer. Bu testi geçen hayvanların başında filler, maymunlar ve yunuslar gelir. Test sırasında bu hayvanların alınları veya vücutlarının bir noktası boya ile boyanır. Hayvan aynaya baktığı zaman parmağı veya hortumu ile aynada yansıyan görüntüye değil de kendi vücudundaki boyalı kısma dokunuyorsa testi geçmiş demektir.

Hayvanlar da hisseder mi?

Hayvanlar empati besleyebilirler mi? Merhamet duygusuna sahip midirler? Birbirlerine aşık olabilirler mi? Yas tutabilirler mi? Başkalarına özen gösterebilirler mi? Bilim şimdi bu soruların peşinde..

Araştırmalar fillerin ölüleri için yas tuttuğunu kesin olarak gösteriyor. Yollarının üzerinde fil iskeletine rastlarlar ise, dikkatli bir şekilde kafatasını ve fildişini incelerler. Maymunlar da
sürüde ölen bir üyenin başında günlerce bekleyebilirler.

Yaşayan grup üyeleri için empati gösterisi sıçanlarda gözlenen bir tutumdur. Harvard Üniversitesi’nden antropolog-biyolog Marc Hauser, acı ile kıvranan sıçanları izleyen diğer sıçanların da acı içinde kıvrandıklarını gözlemiş; bu gözlemi yorumlamak için nöro-biyolojiye gerek olmadığını söylüyor.

Sonuç: Hayvanlar ve insanlar eşittir

Hayvan hakları savunucusu Singer, hayvanlar da insanlar gibi acı çektiğine göre bu ikisinin onurlu bir yaşamı hak ettiğine inanıyor: “Acıyı bir insanın mı yoksa farenin mi çektiği fark etmez. Acı acıdır. Dolayısıyla bu ikisi eşittir.”

Bilim insanları, bazı konulardaki görüş farklılıklarına karşın hayvanlara karşı tutumuzun köklü bir değişim geçirmesi gerektiğine inanıyor. Örneğin Avrupa Birliği yetkilileri hayvanların daha “insani” koşullarda yaşaması için gerekli önlemleri almaya çalışıyor. Çiftliklerdeki koşullar daha sıkı denetleniyor; besi hayvanları kesime gitmeden önce bayıltılıyor vb

Ne var ki Singer insanların vejetaryen olmaları gerektiğine inanmıyor. Ancak midye, salyangoz, istiridye gibi hayvanların daha az acı çektiğini düşünerek bunların yenmesinin daha doğru olduğunu söylüyor.





alintidir
Qasem bunu beğendin
Üyelik tarihi: 16 January 2018
Mesajlar: 4.975
Konular: 215
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 244 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 48 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 818
Verilen Beğeni: 109
İlişki Durumu: Uzak durun yeter...
Burç: Akrep
Takım: Turkiye
Rep Gücü: 21
Qasem is a splendid one to beholdQasem is a splendid one to beholdQasem is a splendid one to beholdQasem is a splendid one to beholdQasem is a splendid one to beholdQasem is a splendid one to beholdQasem is a splendid one to behold
Standart Cevap: Hayvanlarda Empati Kurup Acı Çekebiliyor
19 January 2018
# 2
Biz insanların hayvanlarla ilişkileri farklı çıkar hesaplarına dayanır. Hayvanlar dostumuzdur; geçim kanığımızdır; malımızdır; ailemizin bir ferdidir; işçimizdir; evimizin eğlencesidir; yok edilmesi gereken haşerelerdir. Onlara bayılırız; kafese tıkarız; istismar ederiz. Tabi bir de pişirip yeriz.



Buna çok güldüm...

Lakin bana göre hakikat yönüde şudurki ; İnsan düşünebilen, akledebilen, anlayabilen, isimlendirme yeteneği olan yada kazandırılmış sorumluluk almış sorumlu bir varlıktır.

Onu diğer canlılardan ayırtan en temel özellik sorumlu olmasıdır bana göre, haleftir...

Ben hayvanların hatta nerdeyse bir çok canlının algılayabildiğini, anlayabildiğini, düşüne bildiğine zaten inanıyorum.

Edinimsel bilgi ile yada öğretimsel bilgilendirme ile bir çok aşamalar kat edileceğine inanıyorum.

Ama insan denen canlının vejeteryen olduğuna, olması gerektiğine inanmıyorum. Canlı yaşamı bir besinsel döngü üzerine olduğunu düşünüyorum...

Makale faydalı ama çok fazla tekrar içermekte

D6603 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Üyelik tarihi: 27 November 2017
Mesajlar: 10.321
Konular: 1691
Cinsiyet:Bayan
Seslenenler: 709 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 80 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 0
Verilen Beğeni: 0
İlişki Durumu: Yok
Burç: Koc
Takım: Besiktas
Rep Gücü: 25
Gamer Queen is a name known to allGamer Queen is a name known to allGamer Queen is a name known to allGamer Queen is a name known to allGamer Queen is a name known to allGamer Queen is a name known to all
Standart Cevap: Hayvanlarda Empati Kurup Acı Çekebiliyor
19 January 2018
# 3


Bu varlık var yaa.
Ağlayana gider pati atar, içer gözyaşını.
Annem beni dövmüş gibi yaptı miyavladı anneme saldırdı.
Onlar insandan daha insan bazen..
Arthur and Qasem bunu beğendi
Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 misafir)
 
Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevap
Son Mesaj
Arthur
Hayvanlar Alemi
1
01 November 2019 20:06
Arthur
Hayvanlar Alemi
0
11 December 2017 12:51



Ticarî amaç gütmeden, maddî bir menfaat elde etmeden internet yayınlarına olanak sağlayan global bir paylaşım ağı olan ForumDenizi, adından ve vasfından da anlaşılabileceği üzere bir forum sitesidir. Forum siteleri, tıpkı sosyal medya ve interaktif sözlükler gibi 5651 sayılı kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının "m" bendine göre Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermekte olan, hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten platformdur.
5651 sayılı kanunun 5. maddesine göre yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Başka bir deyişle ForumDenizi üzerinden yapılan yazılı, görsel ya da işitsel paylaşımlardan doğabilecek yasal sorumluluk, mezkur içeriği paylaşan ForumDenizi üyesi gerçek kişilere aittir. İlgili kanunun anılan maddesinin 2. fıkrasında da çok açık bir biçimde öngörüldüğü üzere; yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdür.
Açıklanan hukuki dayanaklar temelinde, hak ihlâli iddiasında bulunan hak sahipleri İLETİŞİM linkinden yer sağlayıcı ForumDenizi yöneticilerine ihtarda bulunarak bahse konu hususu tebliğ etmeleri halinde incelemeler yapılıp, en geç 2 gün içerisinde gerekli işlemler tesis edilecektir.
5101 sayılı yasayla degişik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince ForumDenizi üzerinde telif hakkı bulunan MP3, video vb. eserlerin paylaşımı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hak sahipliği verilmiş olan MÜ-YAP tarafindan yasaklanmış olup, yasal işlem olması halinde, paylaşan kişi ya da kişilerin bilgileri gerekli kuruma verilecektir.