Bir önceki yazıda hayır diyebilmenin bir güç olduğundan bahsetmiştik. Bu öyle bir güçtü ki, bizi var eden sınırları “hayır” diyebildiğimiz oranda belirleyebiliyorduk. Hayır demeyi beceremeyen kişi aslında çok da istemediği bir durumun içine girmiş hatta o durumun bir parçası olmuş buluverir kendisini.

Hayır diyemeyenlerin sınırları kaybolmuştur. Hem kendilerinden gereksiz yere lüzumsuzca verdiklerinden yakınırlar, hem de gene de kimseye yaranamadıklarından. Hayır diyememelerinin, kendi istismarlarına yol açtığını görürler. İnsanlara tanıdıkları “ayrıcalıkların”, zaman içinde nasıl da onlar tarafından sanki en doğal “hakları” imiş gibi algılandığı ile yüz yüze gelirler.

Kendisine “ben bunu mutlaka değiştirmeliyim, sınırlarımı korumalı, gerektiği yerde artık hayır demeliyim” diye düşünmesine rağmen, pek çok kişi bunu beceremez ve niye beceremediğini de anlayamaz. Adeta, görünmeyen bir güç onları yönlendiriyordur.


Hayır diyemeyen kişiler, aslında kendisine hayır denilmesini istemeyen kişilerdir. Onların reddedilme duygusuna karşı ciddi bir hassasiyetleri vardır. Yaşamlarını farkına varmadan kendilerine “hayır denmemesi” veya “reddedilme” durumu ile karşı karşıya kalmamak adına hazırlıkla geçirirler. Bu yüzden aslında çok hoşlarına gitmeyen durumlarda bile kolay hayır diyemezler. Genellikle, hayal kırıklığı toleransı düşük kişilerdir. Yaşamlarını herhangi bir hayal kırıklığı ile yüzleşmemek adına inşa ederler. Duygularını kolay ifade edemez, kolay duygu yatırımları yapamazlar. Eğer bir kez bir duygu yatırımı yaptılar ise de, o zaman kolay kolay bundan çıkamaz veya bırakamazlar.


Güvende olmama algısı
Eğer bir yere duygu yatırımımız varsa, bunun çok doğal sonucu bir beklentimizin olmasıdır. Beklentilerin gerçekleşmemesi ise hayal kırıklığına yol açar. “Hayal kırıklığı” konusunda çok hassas olan bir kişi, hayal kırıklığına uğramamak için “beklentiye” girmemesi gerektiğini kurgulayacak, beklentiye girmemenin tek yolu olan “yatırım” yapmaktan kaçınacaktır.


Hayır demekten kaçınan kişilerin bazılarında, kendilerini pek güvende görememekle ilgili algılamalar vardır. Geçerli ve görünür bir sebep olmaksızın, kendi ruhsal gelişimleri esnasında takıldıkları bir yerlerden dolayı, kendilerini güvende hissetmez, yeteri kadar onay bulmadıkları duygusu ile yaşarlar. Onlar için güvende olabilmek, onay almaktan geçecektir. Onay alabilmek demek, karşısındakinin kendisini kabulünü sağlamak anlamına gelir. Bunun yolunu onlara “hayır dememek” olarak görürler. Hayır demeyerek bilinç dışında kendisini güvene aldığını sanan kişi, çoğu kez aslıda sınırlarından fedakârlık ederek, kendi güven kalesini sabote ediyordur.


Hayır demek bir güçtür. Bu gücü yerinde kullanabilen insanlar kendisine doğruyu ve iyiyi hak gören kişiler olarak çevrelerinde uzun vadede saygı göreceklerdir. Kendilerinde sevilmeyi hak etmediği ile ilgili sahip oldukları bilinç dışı düşüncelerin kestiği bedellerle karşılaşanlar, terapistlerin seanslarında sıkça uğraştığı konulardandır.


DR. Ümit Yazman