Kitap okumak için bir sistem oluşturun

-Hayatınızı daha iyiye götürecek bir şeyler yapmaya karar veriyorsunuz ve bir köşesinden başlıyorsunuz.
Birinci gün oldukça iyi geçiyor, ikinci gün de idare ediyorsunuz, üçüncü gündeyse vazgeçmeye başlamışsınız bile.
Bir hafta geçtiğinde artık en başta ne yapmak istediğinizi bile hatırlamıyorsunuz.

Tanıdık geldi mi? Elbette geldi, çünkü çoğumuz böyle çalışıyoruz. Çabucak tükenecek irademize güvenerek bir yola çıkıyoruz ve hemencecik vazgeçiyoruz.
Sadece irademize güvenmenin bizi bir yere vardırmayacağı açık. Bu nedenle sistemler oluşturmaya başlamalıyız. Böylece odağı kendimizden uzaklaştırıp sistemin kendisine yoğunlaşabiliriz.

İşte bir örnek:

Sabahın 7’de kalkıp gitmeniz gereken bir işiniz olduğunu hayal edin. Erken kalkmaktan ne kadar nefret etseniz de bir şekilde kalkıp işe gidiyorsunuz. Çünkü ZORUNDASINIZ.
Şimdiyse kendi şirketinizi kurduğunuzu hayal edin. Yine sabah 7’de kalkmanız gerekiyor ama alarmınızı erteleyip uyuyorsunuz. Elbette hala işe gitmeniz gerekiyor ama 9’da da kalksanız işinizi kaybetme ihtimaliniz yok. Erteledikçe erteliyorsunuz. Bu durumu değiştirmek için bir sisteme ihtiyacınız var.

Basit bir sistem 3 parçadan oluşur:
  • Basit günlük eylem
  • Takip
  • Ölçme
İşte bu kadar. Başarılı bir sistem için yalnızca bu üçü yeterli.

Şimdi bu parçaların inceliklerine bir bakalım.

1- Basit Günlük Eylem:

“Sürekli yaptığımız şey neyse biz oyuz. O halde mükemmeliyet bir eylem değil bir alışkanlıktır.” –Aristo

Verimli bir sistem düzenli bir günlük eyleme dayanır. Kitap okuma örneğini ele alalım.
Günlük eylemlerin amacı bir şeyi alışkanlık haline getirmektir ve alışkanlık edinmek tamamen tekrarlamaya bağlıdır. Kısa zamanda çok iş yapmak değil, bir işi defalarca yapmak alışkanlık kazandırır. Bu nedenle de yapılan eylem basit olmalıdır. Eğer günde 5 saat kitap okumaya kalkarsanız oturup kitaba başlayasınız dahi gelmez, ancak hedefi küçük tutup günde 30 dakikayı amaçlarsanız çocuk oyuncağı gibi gelir. Zamanla bu eylem iyice yerleşir ve karakterimizin bir parçası haline gelir. Artık kendimizi bir kitap kurdu olarak tanımlayabiliriz.

2- Takip:

“Takip altında olan iş, yapılan iştir.” – Peter Drucker

Sistemin takibi her zaman kolay olmalıdır. Aksi takdirde sisteme faydadan çok zarar getirir. Öyle ki insanlar sıklıkla gereğinden karmaşık takip mekanizmaları kurup sonra da onları, hiç kontrol etmeden rafa kaldırıyorlar.
Yapılan işi takip ettiğimizde doğru yolda olup olmadığımızı biliriz. İşin ne kadarını ne kadar zamanda yaptığımızın, ne kadar etkili olduğunun bilincinde oluruz.
Oyunları da bu yüzden severiz.
Oyunda bir bar dolmaya başladığında ya da seviye atladığımızda ilerleme kaydettiğimizi hissederiz. Hatta birçok şirket oyunlaştırma projeleriyle bu yönümüze hitap etmeye başladı bile. Öyleyse biz neden kendi üzerimizde uygulamayalım? Ancak sistem her zaman basit ve kullanımı kolay olmalıdır. Kimse 50 dakika kitap okuduktan sonra bir 50 dakikasını da ilerlemesini kaydetmeye harcamak istemez. İyi bir sistem vaktinizden çalmamalı, aksine vakit kazandırmalıdır.

3- Ölçme:

“Ölçebildiğiniz her şeyi geliştirebilirsiniz.” – Robin Sharma

Kitap okuma gibi bir eylemi ölçmenin üç yolu vardır.

– Günde ___ sayfa kitap okuyacağım.
– Günde ___ dakika kitap okuyacağım.
– Bugün elimden geldiği kadar okudum mu?

İlk yol günde kaç sayfa okuduğunuzu ölçer. Ben de günde en az 20 sayfayı hedefleyerek bu ölçüm metodunu kullanıyorum.
İkinci yol günde kaç dakika okuduğunuzla ilgilidir. Bu noktada sureyi abartmamak gerekir. Günde 30-60 dakika idealdir. Unutmayın, önemli olan yoğun okumak değil düzendi okumak.
Üçüncü yol ise kendinize 1’den 10’a kadar bir puan vererek bir öz değerlendirme yapmanıza yarar. Çok yoğun olduğunuz bir günde yalnızca 5 sayfa ya da 10 dakika okumuş olabilirsiniz ancak o gün için elinizden geleni yaptıysanız kendinize 10 puan verebilirsiniz. Öte yandan vakit sınırlamanızın olmadığı bir Pazar günü 100 sayfa ya da 5 saat kitap okuyup da kendinize 9 puan da verebilirsiniz.

Her şey sizin o günkü programınıza bağlı.