Hiç bir işe başlamayı kafanıza koyup bir kaç gün sonra vazgeçtiğiniz oldu mu? Yarından itibaren kilo vermeye başlayacağım, şöyle şöyle yapsan bir ayda 20 kilo veririm; yarından itibaren kitap okumaya veriyorum kendimi, ayın sonunda 20 kitap bitirmiş olacağım; bundan sonra her gün sadece yarım saat televizyon seyredeceğim.. Bunlar bir yerden tanıdık geliyor mu, ya da benzerleri?
Her senenin başında, her ayın başında, kafamızda gerçekleştirmek istediğimiz hedeflerin bir listesini oluştururuz, ya da bir yerden bir şey okuyup kendimizi o şekilde eğitmek için bir hedef koyarız. Ama çoğu zaman koyduğumuz hedefe ulaşma yolunda bizi bazı engeller bekler, bunların çoğu içsel engellerdir. Mantığınız o hedefe ulaşmak ister, biliinçaltınız da sizi rutininizden çıkarmamaya çalışır. İradenize hakim olamaz ve bilinçaltınızın yolundan giderseniz hedefiniz öylece kalır. En başa dönersiniz ve pişman olursunuz. Bu senaryoları hepimiz yaşadık. Peki sebebini biliyor muyuz?
Hedefimize ulaşmamız konusunda en büyük engellerimizden biri koyduğumuz hedeftir. Saçma mı geldi? Hemen açıklayalım.
Hedefinizi koyarken, o andaki duygu sıçramasıyla sonuç odaklı düşünürsünüz. Hemen istediğiniz sonucu almayı düşünüp hedefinizi ona göre belirlersiniz. Spor yapmaya başlıyorum deyip 3 ay sonra Adriana Lima ya da Van Damme vücudunun hayalini kurarız. Ulaşamayacağımız açıktır ama o anda bunu düşünemeyiz. Oysa hedeflerimizi küçükten başlayıp büyüterek ilerlersek işlerin sihirli şekilde istediğimiz yere ulaştığına şahit oluruz. Her küçük adımı gerçekleştirdiğimizde içimizde oluşan özgüven bizi ilerlemeye sevk eder. İlk durumda bunu akıl edemeyiz.
Bugün yalnızca üç sayfa okuyacağım gibi çok basit, hatta komik bir hedefle başlayın. Ertesi gün 5 sayfa okuyacağım deyin. Haftanın sonunda 15 sayfa deyin. Hiç merak etmeyin o başladığınız 3 sayfa ayın sonunda 3 kitap olur. Bir dahaki ay 10 kitap olur. Yılın sonunda okuduğunuz kitaplar boyunuzu aşar. Siz kendinize şaşırmakla meşgulken beyniniz öğrendiğiniz milyarlarca bilgiyi işler. Bu şekilde bir sürü hedefin üstesinden gelebilirsiniz.
Bir gün bir adam av malzemelerini ve sepetini alıp balık tutmaya gitmiş. Gittigi nehrin kenarındaki balık tutanlara şans diledikten sonra oltasını atmış. trafındakiler hiç balık yakalayamazken adamın oltasında bir kıpırtı olmuş. Oltayı çekmiş ve takılan kocaman balığı görmüş. Balığı iğneden çıkarmış ve "Olmadı" diyerek nehre bırakmış. Diğer balıkçılar şaşırmış. Biraz zaman geçmiş balıkçı bu sefer daha büyük bir balık tutmuş. İğnesinden kurtarıp "Olmadı" demiş ve nehre bırakmış. Balıkçılar hayrete düşmüş. Biraz sonra adam küçük bir balık yakalamış. Diğer balıkçılar alaycı bir tavırla aralarında konuşmuşlar: "Az önceki balıkları almayan, buna bakmaz bile"
Adam küçük balığı iğneden kurtarıp sepetine atmış. Balıkçılar dayanamayıp sorduğunda adam tebessümle şu cevabı vermiş: "Evet tuttuğum balıklar büyük ama sepetim küçük, sepetime uygun balıklar yakalamalıyım"
Sepetimize uygun balıklar yakalamakla başlayalım. Balıklarımızı büyütmeden önce sepetimizi büyütmemiz gerektiğini aklımızdan çıkarmazsak hedefler ulaşılmaz olmaktan nasıl çıkıyor biz de inanamayız.
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
Güzel günler yakın.
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.









Hybrid-Şeklinde