En son kendinize ne zaman ‘’Seni seviyorum’’ dediniz? Dışarıda olup biten her şey içerde olup bitenin dışarı yansımasıdır. Biz kendimizi sevmezsek; kim bizi sevebilir.
Biz kendimizi sevmezsek kimseyi sevemeyiz; bizde olmayan bir duyguyu başkasına veremeyiz. Kendimizi sevmeden başkasını sevdiğimizi düşünmek;
sevdiğimizi zannetmektir; bağımlılıktır.
‘’İlk önce kendimizi sevmeyi öğrenmeliyiz bütün görkemleri ve hatalarıyla’’ der Jack Lennon. Özünde hepimiz sevgi dolu varlıklarız. Yargılar giriyor, koşullanmalar giriyor,
acı deneyimler giriyor. Sevmek bir olma halidir. Sevmek bir sonuç değil. Var Oluş halidir. Sürekli devam eden bir haldir. Kabul halidir. Nefes alır verir gibi sevgiyi yaşamalıyız.
Beden, ruh, karakter, düşünce, kusur ve güçlü yanlarımızı kabul etmeliyiz.
Sevmek mi? Nasıl? Yaşamda var olan her şeyden bağımsız. İlk olarak kendimizi sevmek; sonra da her şeyle bir olduğumuzu hissetmektir gerçek sevgi.
Ego demek ben demek; egonuz yürekten yukarıda olursa gaddar olursunuz; egonuz yürekten aşağıda olursa köle olursunuz. Evet yürek kadar ego ile kendimizi sevmek.
Kendimizi sevme hali doğamız olunca dış dünyada yansımasını bulacaktır. Kendimize değer vermek; kendimizi sevmenin hayata yansıyan yüzüdür. En sinsi düşman değersizlik hissidir.
10.Duygularımı yönetebiliyor muyum? Davranışlarım mantıklı mı yoksa duygulu mu?
Kendimizi tanımak, duygularımızı yönetebilmektir; Kendi duygularımıza anlamalıyız. Biz kendimize inanmadan; anlamadan; başkalarının bizi inanmasını
ve anlamasını nasıl bekleyebiliriz. Duygularımızı anlamadan hayatımızı, olaylara bakış açımızı nasıl yönetebiliriz. Kendimizi tanımak bedendeki ihtirasın; nefretin,
öfkenin, kıskanmanın ve her türlü uç duygunun kontrol edilip yönetilmesidir. Gökkuşağının renkleri gibi hayatımızda ki duygularımız. Duygularımızı yönetebilmektir
buradaki asıl sır. Farkındalığınıza hangi düşünce ulaşırsa ulaşsın, kendinize, o düşünce nereden doğuyor?’’ diye sorun. Duygularınızı yönetebilmekte ki diğer sır
o duygunun var olduğunu kabul etmektir. Kabul etmediğiniz hiçbir duyguyu yönetemezsiniz.
Kısa bir örnekte diyelim öfkelendiniz! Şöyle bir düşündüğümüzde peki görünen sebep midir sizi öfkelendiren. Kendi eksikliğimiz; haksızlığımız, üste çıkma çabası vb olabilir mi?
‘Korkuyorum’ düşüncesini ele alalım. ‘Korkuyorum, çünkü…’ her ne ise bu düşünceyle özdeşleştiğiniz dakikada, tüm psiko sosyal reaksiyonlara sahip olursunuz.
Ve zihniniz size neden korktuğunuza dair binlerce yanıt verir. Korkularımızın çoğu öğrenilmiş korkulardır. Evet nazikçe gözlerimizi kapatalım ve bu düşünce her geçişinde kendimize,
’’Bu düşünce nereden doğuyor?’’ diye sormaya başlayalım.











Ağaç şeklinde