Dışavurumculuk (Ekspresyonizm Sanat Akımı) metafizik resim yapanlar ve özellikle dadacılar, çağdaş endüstriyel yaşamın yarattığı hayal kırıklığına tepki gösterdiler. Sanat, onlar için güzel, ince, zarif, süsleyici işlevi olan bir şey değildi. Onların tutumu, protestocu, isyan edici, reddedici idi. Ancak bu akım temsilcilerinden yalnız dışavurumcular ile metafizik resim yanlıları, kendi iç dünyalarının resmine önem veriyorlardı. Bu iki akımın anlayışına paralel bir diğer görüşü de gerçeküstücüler ortaya attılar. Ancak bu akımın temsilcileri olan ressamlar, konu olarak insanların bilinmeyen bir ev*re olan bilinçaltını resimlemeye yöneldiler. Onlar rüyaların, bilinçsiz davranışların bilinçaltı yaşantıya dayandığını ortaya çıkarmak istediler ve bunun için de kontrolsüz içgüdüsel bir biçimlemeye yöneldiler.
Dışavurumcu ressam ise, kendi içine dönük, dış dünyanın de*ğil, kendi içinin yani psikolojik durumunun resmini yapmaktadır. Dış dünyaya karşı tavrını, isyanını resimlemektedir. Sehpası*nı da bu nedenle dış dünyanın, bir modelin karşısına dikmemekledir. Zaten o, bir manzara ya da model karşısında resim yapma*sı da, gene de kendi içinin resmini yapmaktadır.
Dışavurumcuların bir grubu olan Die Brucke ressamları da kentten uzak yaşamayı yeğlemişlerdir. Der Blauere İter grubu da yer yer kentten uzak dağ köylerinde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Hatta zaman zaman kuzey Afrika’ya gidenleri bile olmuştur. Kandinsky ise, Bavyera Alplerinde bir dağ köyü olan Mumau’da 2 yılını geçirmiş*tir.









Normal