OSMANLI HANEDANI
Osmanlıların kökeni, zamanında Orta Asya’dan Anadoluya yerleşmiş Oğuz Türklerine dayanır. Batı Andolu’da Anadolu Selçuklu Devletine bağlı bir uç beylik iken, bu devletin zayıflamasıyla beraber 13.yy’da bağımsızlığını ilan etti. İzlediği başarılı politika ile diğer küçük devletlerden sıyrıldı ve çok uluslu bir imparatorluğa dönüştü. 18.yy’a doğru üstünlüğünü kaybetmeye başlayan devlet, Birinci Dünya Savaşı’nada kaybettiği bu üstülüğü geri kazanmak amacıyla yüzden girdi .
Birinci Dünya Savaşından çok ağır bir yenilgiyle ayrılan imparatorluk tam bir karışıklığa sürükleniyordu. Gerçi her ne kadar İttihat ve Terakki, devletin savaşa girmesinde ve hayalci politikalar izlemesinde sorumlu olsa bile hanedanlığın bu durumdan zarar görmeden çıkması kaçınılmazdı. Zaten İttihatçılar İtilaf devletleri tarafından yargılanmaktan korktukları için yurt dışına kaçtılar. Yeni ve hanedanlığın son padişahı olacak VI. Mehmed tahta geçti ve İngiltere yanlısı bir politika izlemeye başladı. İşte belki de bu politika Osmanlının sonu demekti. “Sultan Vahdettin, İttihatçıların kuklası olmuş selefinin aksine,İttihatçı aleyhtarı, milliyetçi aleyhtarı ve İngiliz taraftarı çizgiyi yerleştirmek için siyasete etkin şekilde müdahalede bulunduğu görünüyordu.” Mustafa Kemal’in bağımsızlık hareketine karşı çıkan,Ankara hükümetine karşı düşmanca tutum sergileyen padişah her ne kadar Kurtuluş Savaşının amaçlarından biri Osmanlı başkentini düşman işgalinden çıkarmak ve Padişah’ı kurtarmak olsa da savaş sırasında Mustafa Kemal’in Osmanlı saltanatını ve hanedanlığın siyasi gücünü kafasından sildiği açıktır. Olaya bir de Sultan Vahdettin’in bakış açısından bakarsak aslında Padişah’ın çok fazla seçeneğe sahip olmadığını, 650 yıllık bir geleneğin sürdürücüsü konumunda olduğu ve İttihatçıların bu devletin başına açtığı sorunlardan dolayı Ankara hükümetini destekleyen bir maceracı politika izleyemeyeceğini görebiliriz.
Kurtuluş Savaşı sonunda kazanan taraf Ankara hükümeti olunca Vahdettin ülkeyi anında terk etti. Daha sonra Barış Konferansına hem İstanbul hem de Ankara hükümetleri çağrılınca TBMM, iki taraf arasında oluşabilecek sorunların milli çıkarlara zarar verebileceği düşüncesiyle 1 Kasım 1922’de aldığı bir kararla Osmanlı saltanatı resmen kaldırdı. Fakat halifelik statüsü hala devam ettiği için halife hanedanın en yaşlı erkeği olan Abdülmecid Efendi’ye bırakıldı ve hanedan sarayda yaşamaya devam etti.
Halifelik kökeni çok eskilere dayanan, neredeyse İslam’la yaşıt olan bir pozisyondu.Osmanlı İmparatorluğuna 16.yüzyılda geçmiş ve her padişah aynı zamanda halife olmuştur.Yıllar geçtikçe önemini kaybeden ve içi boşalan halifeliğin sanıldığının aksine eskiye nazaran birleştirici ve hareket edici bir rol oynamadığını herkes 1.Dünya Savaşında dönemin Osmanlı Padişah’ı tarafından yapılan Cihat çağırısının diğer ülke Müslümanlarını neredeyse hiç etkilemediğini görerek anlamıştı. Ama sonuçta ne olursa olsun halifelik Osmanlıda bir gelenek haline dönüşmüştü ve saltanat gidince halifelik hanedanın tutunacağı bir dal haline gelmişti.
Murat Bardakçı kitabı, “Son Osmanlılar: Osmanlı Hanedanı’nın Sürgün ve Miras Öyküsü”nde Halife Abdülmecid Efendi’nin Ankara’nın gönderdiği talimatlara uymadığını,saltanat günlerini anımsatan cuma selamlıklarına çıkmasını, mecliste halife ve saltanat yanlı bir grubun oluşmasını ve hilafetin mi yoksa Meclis’in mi daha fazla güce sahip olduğunun tartışılmasını, genç hükümetin halifeliğe ve dolayısıyla Osmanlı hanedanlığına son noktayıkoymasının nedenleri arasında sıralıyor. Jakoben bir yaklaşımla devrimleri gerçekleştiren veyeni devletin İslami kökenleri azaltmak isteyen genç hükümet için halifelik ne olursa olsunbir gün kaldırılacaktı.
İşte meclis bu durumda 3 Mart 1924’te halifeliği lağvetti ve hanedanın yurt dışınagönderilmesini isteyen yasayı kabul etti. Hanedanın erkeklerine 1 gün, kadınlarına ise 10 gün tanınmıştı ülkeyi terk etmeleri için. Kuşkusuz bu karar bu toprakları 650 yıl boyunca iyisiyle kötüsüyle yönetmiş bir aile için çok ağır bir karardı. Daha henüz 1 yaşını bile doldurmamış yeni cumhuriyet yeni bir sayfa açmakla kalmıyor adeta geçmişte yazılanları defterden siliyordu. Sonuç olarak toplam 155 kişi, yurt dışına sürgün ediliyor, az bir miktar para verilip bu ülkeye geri dönüşleri yasaklanıyordu
Sürgün özellikle ilk kuşak için çok zor geçti. Kimisi Fransa’ya kimisi daha önce ülkeden Vahdettin gibi İtalya’ya, kimisi İngiltere’ye kimisi de Lübnan’a gitti. Geçim sıkıntısıen büyük problemlerinden birisiydi. Sultan Abdülhamid’in torunu Osman Nami Osmanoğlu şöyle diyor : “Her işi denedim… Hamallık yaptım, yağlı boya sattım.” Orhan Osmanoğlu ise durumu nedeniyle açıklıyor: “O zamanlar hanedan üyelerinin para kazanma, ticaret yapma,geçim sağlama gibi bilgileri yoktu. Herkesin bildiği gibi saraylarda din, dil, edebiyat ve ney çalmayı öğrenmişlerdi. Gittikleri ülkelerde çok sıkıntı çektiler ve turizmcilik, taksicilik gibi basit işler yaptılar.” Şu an çeşitli ülkelerde yaşayan üçüncü ve ikinci nesil, dedelerinin,babalarının ve annelerinin evde ne olursa olsun Türkçe konuştuklarını bunun nedeninin deyakın bir zamanda af çıkacağını umdukları için olduğunu söylüyorlar. Fakat bu af beklentisi hanedanın erkek üyeleri için tam 50 yıl boyunca sürdü. Hanedanın kadın mensupları için ise bu süre 28 yıldı. Bu süre zarfında doğan yeni nesil yaşadıkları ülkeye adapte oldu ve kısmen Osmanlı kimliğinden çıktılar. Kimileri de Avrupa’da ki diğer soylu ailelerle evlendi.
Şu bir gerçek ki sürgün edilen Osmanlı hanedanlığının hiçbir üyesi saltanat lehinde bir davranışta bulunmadı. Üstelik muhafazakârlığın yüksek olduğu bir ülkede bu konu çok kolay bir biçimde suistimal edilebilirdi. Fakat bunu akıllarının ucundan bile geçirmediler. Hatta içlerinde sürgünü anlayışla karşılayanlar bile var. Mesela, 2.Abdülhamid’in torunu Cemil Adra biraz kırgın olsa bile bu kararın alınmasının kolay olmadığını ve ülkede bir karışıklığın çıkmadığı için mutlu olduğunu belirtiyor. Aynı şekilde hanedan üyesi Bülent Osman şöyle düşünüyor: “Hanedan ailesinin yurtdışına çıkarılması kararı doğruydu. Yapmalılardı, mecburlardı. Mustafa Kemal bunu yapmasaydı, Türkiye bugün Arabistan gibi bir şey olacaktı” Hanedanlığın bu duruşu saltanat ve hilafet meselesini cumhuriyetin büyük birproblemi haline gelmesini engellemiştir denebilir.
Yüreğinizi güzelleştirin. Çünkü bir ömür sizinle...
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.

4Beğeni(ler)









Hybrid-Şeklinde