- isim Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan.
- isim Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi:
"Ziyanımız, ölçülere sığmayacak kadar büyüktür." - Ruşen Eşref Ünaydın - isim Ölçme sonucu bulunan rakam:
Odanın ölçüsü. - isim Belirlenmiş boyut:
Elbise ölçüsü. Bel ölçüsü. - isim Ölçüt.
- isim, mecaz Değer, itibar:
"Şimdiki ölçülere uymaz bir biçimi vardı." - Yusuf Ziya Ortaç - isim, mecaz Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu:
Hiçbir şeyde ölçüyü aşmamalı. - isim, edebiyat Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.
- isim, müzik Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı.
Atasözleri, Deyimler ve Birleşik Fiiller
ölçü almak
- herhangi bir şeyin boyutlarını ölçmek.
- terzi vücut ölçülerini tespit etmek.
ölçüyü kaçırmak
- yiyip içmekte veya davranışlarda aşırı gitmek:
"İyi yapılmış bir yemeği yerken ölçüyü kaçırmak, yine hastalık tetiklemektir." - Aydın Boysan








Normal