| Makaleler | Yardım | Ajanda | Bugünkü Mesajlar | Ara |
![]() |
|
| Ne-Nedir-Ne Değildir? En çok merak edilen konular, güncel bilgilerin harmanlandığı bölüm. |
| Cevapla |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Çavlanca B/Akış
![]() |
Sicim Kuramının Doğuşu ![]() Atom kavramından ilk defa Antik Yunan düşünürlerinden Demokritos ve Leukippos bahsetmişlerdir… İnanılmaz bir şekilde bu düşünürler tüm maddelerin atomlardan oluştuğunu tahmin edebilmişlerdi… Ancak o dönemde maddelerin atomlardan oluşabileceğini savunup, bunu kanıtlamanın hiç bir yöntemi de olmadığı için, insanlar arasında Aristotales’in ortaya sürdüğü bir teori daha çok rağbet görmekteydi… Aristotale’e göre madde; ateş, su, toprak ve havanın farklı şekillerde karışımından oluşmaktaydı. O dönemde atom teorisinin bir dayanağı olmayınca uzun yıllar boyunca “Atomlardan” bahseden hiç kimse de olmadı… Taki; 9. ve 19. yüzyıla kadar… ![]() John Dalton 19. yüzyılda Kimyager John Dalton atom konusunu tekrar gündeme getirdi. Yaptığı deneylerde, maddenin kimyasal tepkimelerle bozunuma uğradığını ve maddelerin farklı formlarda tekrar bir araya gelerek yeni maddeler oluştura bileceğini görünce, atomlarda artık kanıtlanmış oldu. O yıllarda maddenin en küçük yapı taşının atomlar olduğu ve bu atomların bölünemez olduğu teorisi genel kabul gördü. Atomların tek parçadan oluştukları tezi savunuldu… 1897 yılına gelindiğinde atomların etraflarındaki elektronlar keşfedildi. 1900’lü yılların başında atomların merkezlerinde pozitif yüklü parçacıkların ve elektronların keşfiyle birlikte “atom” kavramı kesin olarak kabul edilmeye başlandı… ![]() Niels Bohr' Daha sonraki yıllarda atomun nötron, proton ve elektronlardan oluştuğu, yani atomun maddenin en küçük yapı taşı olmadığı, maddenin en küçük yapı taşlarını da oluşturan maddelerin olduğu keşfedildi. Artık epey bir süre kabul gören ancak hatalı olan Niels Bohr‘un atom modeli oluşmaya başladı. Bohr‘un atom modeline göre; “Atomun merkezinde nötron ve protonlar var. Bu merkezin etrafında da belirli bir yörüngede dönen elektronlar vardır…” Bu model uzun yıllar boyunca genel kabul gören atom modeli olmuştur.. Hatta, bu model yanlış bir model olsa da halen ders kitaplarındaki ve atom çizimlerinde bu model tasvir edilir. ![]() Her atom görselinde elektronlara bir yörünge çizilir. Oysa ki; bu tamamen yanlıştır… Elektronların belirli bir yörüngesi yoktur Aslında atomun parçalana bileceğini ilk söyleyen kişi Cabir Bin Hayyan‘dır. Milattan sonra 9. yüzyılda yaşamış olan bu islam düşünürü, atomun maddenin en küçük yapı taşı olduğunu ve atomun da parçalarına ayrılabileceğini söylemiştir. Ancak, Cabir Bin Hayyan‘ın bu tezini Albert Einstein, kanıtlayana kadar havada kalmıştır… ![]() Albert Einstein, 1907 yılında ortaya koyduğu meşhur E=mc² formülü ile atomun parçalanabileceğini matematiksel olarak kanıtlamıştır. ![]() Lise Meitner ve Otto Han Eistein’in matematik formülleri ile atomun parçalana bileceğini kanıtlamasının ardından Lise Meitner ve Otto Hahn, 1939 yılında bir uranyum atomunu parçalamayı başarmışlardır… 20. yüzyıl başlarından itibaren atomun parçalanmasına değin, Einstein, Max Plank, Wofrang Pauli gibi bilim adamları yaptıkları çalışmalarda atomun bir sınır olmadığı, atomu oluşturan nötron, proton gibi parçacıkları da oluşturan parçacıkların olabileceğini savundular. Özellikle de 1970 yılından sonra yapılan çalışmalarda Kuantum Mekaniği gibi yeni bir fizik dalı ortaya çıkmaya başladı. Anlaşıldı ki; proton ve nötronları da oluşturan başka maddeler vardı. Yapılan çalışmalar sonrasında, atom altı parçacıkların dünyasına girildi. Maddenin en küçük yapı taşının atom olmadığı, atomları oluşturan ve adlarına Leptonlar, Kuarklar ve Nötrinolar denilen atom altı parçacıkların varlığı keşfedildi… Böylece bu atom altı parçacıkları inceleyen Kuantum Fiziği anlam kazanmaya başladı… Atom altı parçacıklar, incelenmeye başlandığında görüldü ki; aslında bu evrenin hiç bir zaman olmaması gerekirdi. Çünkü; atom altı parçacıklar iki boyutlulardı… Ayrıca, bazen parçacık, bazen de dalga boyu gibi davranmaktaydılar. Bir anda yok olup başka bir yerde yeniden doğa biliyorlardı. Kütleleri yoktu!… Ama nasıl olur? Bir maddenin var olabilmesi için kütlesinin mutlaka var olması gerekirdi! Ya da nasıl olur da iki boyutlu parçacık bir araya gelerek üç boyutlu bir evren yaratabilirlerdi? İşte bu noktada “Sicim Kuramı” devreye girdi. Sicim kuramına göre; atom altı parçacıklar da bir sınır değildir. Atom altı parçacıkları oluşturan parçacıklar da vardır. Ancak bu parçacıklar o kadar küçüktürler ki; belki de asla onları gözlemlemek mümkün olmayacaktır! 50-60 yıl içerisinde bu kuram tam anlamıyla çözüldüğünde, kuram değilde kanun olduğunda artık hayata bakış açımızdan tutun da “Tanrı” inancımıza kadar her şey değişmeye başlayacaktır!… Mehmet Oymak
__________________
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts. |
|
|
Alıntı ile Cevapla
|
|
|
#2 |
|
Çavlanca B/Akış
![]() |
Sicim Teorisi ![]() 1940’lı yıllara kadar atomların; sadece proton, nötron ve elektronlardan oluştuğunu zannederdik! O yıllara kadar atom altı parçacıklardan söz eden bilim adamı sayısı bir elin parmaklarını geçmemişti. Ancak kırklı yıllardan sonra atomların hiç de sadece proton, nötron ve elektronlardan oluşmadığını çeşitli deneylerle anladık! Atomu oluşturan parçaları oluşturan parçalar da varmış! Hatta bu parçacıkları oluşturan başka parçalar bile varmış! Ama bunu bilmek evren anlayışımızı ve yaratılış anlayışımızı tamamen değiştirmek üzere… Atom altı parçacıkların varlığını öğrenmemizle birlikte onlar hakkında gerçekten şaşırtıcı bilgiler elde etmeye başladık. Öğrendik ki; atom altı parçacıklar, kütlesi olmayan, iki boyutlu ve nerede ne zaman ne yapacakları belli olmayan parçacıklardı… Atom altı parçacıklar üzerine yapılan deneylerde görüldü ki; özellikle de bu parçacıkların iki boyutlu olmaları bilinen fizik kurallarını alt üst olmasına neden oldu. Nasıl olur da iki boyutlu parçacıklar üç boyutlu bir evren yaratabilirlerdi? Atom altı evrene inmeden, sıradan model dediğimiz yöntemle her şeyi açıklamak mümkündür. Yıldızların nasıl oluştuğundan tutun da galaksileri bir arada tutan güce, kara deliklerin nasıl oluştuğuna kadar pek çok şeyin açıklaması yapılabiliyordu!… Ancak ne zaman ki; atom altı parçacıklarla evren açıklanmaya çalışılsa matematik formüllerinin tamamı anlamını yitirmekteydi. İşte bu noktada devreye; “Sicim teorisi” girmektedir… Maddeyi oluşturan atomları oluşturan atom altı parçacıklara kadar her şey tamam! Ancak, atom altı parçacıkların davranışları geriye tek bir ihtimalin varlığını göstermektedir… Atom altı parçacıkları da oluşturan parçacıklar var! İşte, atom altı parçacıkları oluşturan sicimler, bu yeni evren modeline uygulandığında üç boyutlu evreni iki boyutlu parçacıkların nasıl oluşturdunğundan tutunda, evrenin nasıl ayakta kala bildiğine, yıldızların nasıl oluştuğuna dair evrenle ilgili her şeyi açıklayabilmekte… ![]() Maddeyi oluşturan tellerin titremesi İngilizcede “String Theory” olarak bilinen bu teori Türkçe’ye; “Sicim teorisi” olarak çevrilmiştir. Aslında İngilizcede, String kelimesi ip ya da tel olarak çevrilmeliydi. Çünkü; Sicim teorisine göre, evrendeki her şey iplerden ya da tellerden oluşur. Ama bu teller o kadar küçüktürler ki; matematik formülleriyle bunların varlığı kanıtlansa bile gözle görülmeleri imkansızdır. İşte sicim teorisine göre; aslında maddenin temel yapı taşı bu tellerdir. Bu teller iki boyutludur ve evredeki her şeyi ama her şeyi oluşturur. Bu teller, parçalanamazlar veya bölünemezler!… Bu tellerin farklı şekillerde büzüşmeleri veya titreşimleri sonucunda atom altı parçacıklar oluşur. Dolayısıyla tüm varlığı bu teller oluştururlar!… Bu teller, parçacıkların nasıl hareket edeceğine veya enerjinin nasıl hareket edeceğine karar verir. Bu tellerin tamamı aynıdır!… Aralarında herhangi bir fark yoktur!.. Onları birbirinden ayıran tek farkları rezonansları ve bükülme şekilleridir… Bilim adamlarına göre; evrenin tamamı bir konser salonu gibidir. Bu tellerin çaldığı müziğe göre evren oluşur… Sicimlerin (Tellerin) Boyutu Sicimler inanılmaz derecede küçüktürler. Öyle ki; insanoğlu var olduğu sürece belki de hiç bir zaman bir sicim göremeyecek… Eğer bir hidrojen atomunu güneş sistemimiz kadar büyük olduğunu hayal edebilirseniz o halde bir sicimin boyutu güneş sistemimizdeki bir atom kadar olacaktır… Herhalde bir sicimin ne kadar küçük olduğunu anlamanın, bu örnekten başka bir örnekle anlatmanın da yolu yoktur diye düşünüyorum…Sayılar yalan söylemez ve sayılar sicimlerin boyutlarının bu kadar olması gerektiğine bu cevabı söylüyor!… Öncelikle sicimler matematiksel olarak olmak zorundalar!… Eğer sayılar bize ilk defa yalan söyleyeceklerse o halde bildiğiniz her şeyi unutun!… Eğer, evreni oluşturan bu sicimler yoksa o halde evren diye bir şeyin varlığını da unutun!… Çünkü; sicimler yoksa evren iki boyutlu atom altı parçacıklardan oluşamaz… Eğer sayılar yalan söylemiyorsa bu minicik teller koskoca bir evren yaratmıştır…Bu kadar küçük tellerin, bu kadar muazzam bir evren yaratabilmesine bu zamana kadar bir açıklık getirilememiştir. Ancak bazı bilim adamlarına göre evrendeki tüm sicimler, birbirleri ile iletişim halindedirler. Bu sayede evrenin oluştuğunu iddia etmektedirler. Bazı matematik formülleri de bu teoriyi destekler niteliktedir… ![]() Stephan Hawking' Sicim teorisi üzerinde çalışan bilim adamlarından biri olan Stephan Hawking’e göre; önümüzdeki 50-60 yıl içerisinde sicim teorisi tamamen çözülerek bir kanun haline gelecektir. Bu sürenin sonunda sicim teorisi ile insanlık yeni bir boyuta kapılarını aralayacaktır. Çünkü; sicim teorisi ile artık evrenle ilgili her şeyin bir açıklaması olacaktır… Artık sicim teorisi yerine bu teoriye “Herşeyin teorisi” denmeye bile başlanmıştır… Eğer evrenin çok küçük sicimlerin birbirleriyle iletişim halindeki bu tellerle oluştuğu kanıtlanırsa o halde bir “Tanrı’nın varlığından söz etmek de mümkün olacaktır… Mehmet Oymak
__________________
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts. |
|
|
Alıntı ile Cevapla
|
| Cevapla |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Peste des petit ruminant nedir? PPR nedir | Arthur | Hayvanlar Alemi | 1 | 01 November 2019 20:03 |
| Mezoterapi Nedir ? | Mezolift nedir ? | Uygulama Alanları Nereleridir ? | Renksiz | Sağlık Köşesi | 0 | 25 July 2018 18:26 |
| Aciyo Faiz Teorisi | Gamer Queen | Ekonomi Haberleri | 0 | 15 January 2018 22:45 |
| Sosyal Öğrenme Teorisi | Tomris | Kişisel Gelişim | 0 | 19 December 2017 17:01 |