Hayatı yaşamamız için hepimize belirli bir zaman veriliyor, hayallerimizi ve kaderimizi gerçekleştirmek için verilen bir zaman.
Ama zaman çubuğunun yarından sonra sadece kısabileceğini fark etmiyoruz.
Şunları kafana sok.
Zamanı satın alamazsın, yetiştiremezsin, zamanı isteyemezsin. Sadece kaybedersin.
Ve kaybettikten sonra ne kadar zamanımız kaldığını bilemeyiz.
Yaşam süremiz bir gizem.
İnsan olmak iki tarafı keskin bir kılıç gibidir çünkü diğer canlı türlerine göre daha fazla zamana sahip olmamıza rağmen kendimize yapılması gerekeni yapmak için ve bir şeyi başarmak için çok fazla zaman veriyoruz.
Bir şeyleri başarmak için çok fazla zamana sahip olmanın fikri, zamanı öldürür. Zamanı kötüye kullanıyoruz.
Şimdi hepimiz bir şeyi başarmayı, kendimizi geliştirmeyi, daha ileri gitmeyi ve kaya dünyasında bir elmas olmayı hedefliyoruz.
Ama bir elmas olmak için bize yardımcı olacak bir evrimsel baskı yok. İşte burada zihnin devreye girmesi gerekiyor.
Elmas olmak için o evrimsel baskıyı kendin yaratman gerekiyor. Ve bunun yapmanın yolu zamanın kıymetini öğrenmek.
Zamanını öldürmeyi bırak çünkü zamanla işler değişir ve o seni öldürmeye başlar.
Zamanını kaybetmeyi engellemek için gücün var. Ama zamanı öldürmek için de gücün var. Ve bir çoğumuz bunu yapıyor.
Karar vermeden önce, harekete geçmeden önce zamanımızı nasıl kullanacağımızı düşünmemiz gerek.
Ne başarmak istediğimiz üzerinde odaklanmalıyız.