Ruh sağlığı, bireyin çevresiyle uyum içinde olmasıdır. Ruh sağlığının yerinde olduğu durumlarda birey toplumla barışıktır, ruh sağlığı yerinde olmadığı durumda ise hem kendisiyle hem de çevresiyle çatışma içine girer. Bunun sonucunda da davranış bozuklukları ortaya çıkar.

Ruh sağlığını bozan sebepler

1. Geçici sebepler ( sınavlar, şoklar, ateşli hastalıklar )
2. Fiziki sebepler ( havanın kapalı olması, ışığın az olması )
3. Sosyal sebepler ( savaşlar, devrimler )
4. Engellenme ve çatışmalar

Davranış Bozuklukları

A) PSİKONEVROTİK BOZUKLUKLAR

Klinik tedavisine gerek duyulmayan hafif davranış bozukluklarıdır. Savunma mekanizmaları genelde bu tip davranış bozukluklarında kullanılır. Temel nedeni kaygıdır. Başlıca nevrotik bozukluklar şunlardır:

1. Kaygı ( Anksiyete): Korkuya benzer bir durumdur. Kaygı durumunda birey hep endişelidir. Gerginlik durumu vardır. Hep kötü bir durum olacakmış gibi bir durum sözkonusudur.

2. Fobi: Herhangi bir şeyden duyulan mantık dışı ve yoğun korkudur. Kinofobi(köpek korkusu), nikotofobi( gece ve karanlık korkusu), zoofobi( hayvan korkusu), akrofobi ( yükseklik korkusu) vb…

3. Obsesif- Kompülsif : Genel olarak irade dışıdır, engellenemez.

Obsesyon: Düşüncede gerçekleşir. Çocuğuna bir şeyler olacağını düşünme , eve hırsız gireceğini düşünme gibi….
Kompülsiyon: Davranış düzeyinde gerçekleşir. Sürekli parasını sayma, ellerini yıkama veya ıslatma, merdivenleri sayma vb…

4. Depresyon: Ruhsal ve bedensel çöküntü, isteksizlik gibi durumlardır. Hayat şartlarından fazlasıyla etkilenenlerde görülebilen, esasta önemli bir kaynağı olmayan bir rahatsızlıktır. Devamlı olarak endişe içinde olmak şeklinde görülenine anksiyete, ruhi ve bedeni bitkinlik şeklinde görülenine de depresyon adı verilir. Hasta hayattan zevk almaz, her zaman mutsuzdur, huzursuzdur, sinirlidir. Uykuları düzensizdir. Gerçekte bir hastalığı olmadığı halde çeşitli hastalıkların varlığından şikayet eder. Tedaviye hayatının iyi yanlarını görmeye alışmakla başlanır. Sinirlenmekten kaçınmak, her kötü olayın iyi bir tarafı olduğunu görmeye alışmak, düzenli bir hayat sürmek gerekir.

B) PSİKOTİK BOZUKLUKLAR

Kişinin gerçek dünyayla bağının koptuğu akıl hastalıklarıdır. Doktor tedavisi gereklidir. Başlıca psikotik bozukluklar şunlardır:

1. Manik-Depresif: Manik dönemde birey aşırı neşeli –taşkın olabilir. Sıklıkla saldırgan davranışlar( eşyaları kıram, sağa sola sataşma) sergilerler. Depresif dönemde ise aynı birey durgun, içine kapanık, sık sık ağlayabilir, yemekten içmekten kesilebilir. Ağır depresif durumlarda birey intihar edebilir.

2. Şizofren: Bu tür hastalar genelde

A. ENGELLENME

Belirli hedeflere yönelik olan güdülenmiş davranışların değişik biçimlerde durdurulmasına ya da yavaşlatılmasına engellenme denir. Engellenme, psikolojik, fiziki, biyolojik ve sosyal kaynaklı olabilir. Başlık parası olmadığı için evlenemeyen bireyin durumu sosyal kaynaklı engellenmeye örnektir.

Birey engellenmenin oluşturduğu gerilim düzeyine göre hayal kırıklığı yaşayabilir.

B. ÇATIŞMA

İki istek, iki durum arasında kalındığında bunlardan birinin seçilememesi halindeki gerilim çatışmadır.

Çatışma iki istenen durum karşısında yaşanırsa “yaklaşma - yaklaşma” çatışmasını, (beğenilen iki ayakkabı arasında seçim yapmada kararsız kalma) iki istenmeyen durum karşısında yaşanırsa “uzaklaşma - uzaklaşma” çatışmasını, (istenmeyen iki seçmeli dersten hangisini seçeceğine karar verememe) biri istenen diğeri istenmeyen özelliğe sahip durum karşısında tercih yapmak zorunda kalınması halinde “yaklaşma - uzaklaşma” çatışmasını (tatile çıkmak isteme ancak müşterileri kaybetmekten korkma durumundaki kararsızlık) örneklendirir.

C. SAVUNMA MEKANİZMALARI

Birey zor durumda kaldığında, hata yaptığında çevredeki insanlar karşısında psikolojik rahatsızlık duyar.
Bu durumda kendisini rahatlatacak tepkilerde bulunur. Bu tepkilere savunma mekanizmaları denir. Örneğin penaltıyı atamayan bir sporcu, takım arkadaşlarına, seyircilere, yöneticilerine karşı kendini savunma ihtiyacı duyar.

1. Bahane Bulma
Bireyin başarısızlığını, gerçek nedenin dışındaki nedenlerle açıklamasıdır. Penaltıyı atamayan sporcunun “zemin çok kaygan” demesi buna örnektir.

2. Yansıtma
Bireyin kendisindeki olumsuz özellikleri başkasında görmesi, başkasına atmasıdır.
Penaltıyı atamayan soporcunun “takımda penaltı atabilecek yetenekli futbolcu yok” demesi yansıtmaya örnektir.

3. Bastırma
Rahatsız edici bir düşüncenin veya bilginin bilinç altına bastırılarak unutulmasıdır. Penaltıyı atamayan sporcunun maçı kazandıktan sonra bu durumu unutması bastırmaya örnektir.

4. Gerileme
Kendisi için olumsuz sayılabilecek bir durumla karşılaşan bireyin yaşına uygun olmayan ve kendisinden beklenmeyen tepkilerde bulunmasıdır. Kardeşini kıskanan çocuğun kardeşinin oyuncaklarıyla oynaması gibi.

5. Özdeşim Kurma (Özdeşleşme)
Bireyin, başarılı gördüğü kişi ve kuruluşlarla kendini ilişkilendirmesi, onlardan kendine pay çıkarmasıdır. Çocukların film kahramanlarına özenerek onları taklit etmesi gibi.

6. Kaçma
Rahatsız edici durumlar karşısında, o olayı görmezden, bilmezden gelme halidir. Bir gencin, yer vermemek için otobüste yaşlı kadını görmezden gelmesi gibi.

7. Karşıt Tepki Geliştirme
Bireyin çevrede benimsenmeyen özelliklerini, çevrenin benimseyeceği karşıt haliyle göstermesidir. Kardeşini kıskanan birinin çevrede onun koruyucusu gibi davranması buna örnektir.

8. Ödünleme (Telâfi)
Bireyin kendisindeki bir eksiklikten dolayı veya bir alandaki başarısızlığından dolayı hissettiği ezikliği başka bir alanda başarılı olma çabasıyla telâfiye çalışmasıdır. Derslerinde başarısız olan birinin okul takımında başarılı olmaya çalışması gibi.

9. Yüceltme
Fizyolojik ve sosyal motivlerin toplumca benimsenen alanlarda doyurulmaya çalışılmasıdır. Konuşma özürü olan birinin, düşüncelerini edebi eserlerle ortaya koymaya çalışması gibi.

10. Yön Değiştirme
Bireyin, gerçek hedefine yöneltemediği öfkesini tehlikesi az olan başka hedeflere yöneltmesidir. Örneğin hakeme kızan sporcunun formasını yırtması gibi.

11. Polyanna (Tatlı limon)
Her başarısızlıkta başarılı yanlar arama, olayın iyi taraflarını görmedir. Kitap okuma alışkanlığı olmayan birinin gözlerinin bozulmaktan kurtulduğunu söylemesi buna örnektir.

Savunma mekanizmaları, bireyleri psikolojik olarak rahatlatabilirler, duyulan kaygıyı azaltabilirler, ancak kaygıyı tamamen ortadan kaldıramazlar, problemlere kalıcı çözüm sağlayamazlar. Bu nedenle savunma mekanizmasına çok sık başvurulması anormallik belirtisidir.