Antonia Louisa Brico
Antonia Louisa Brico

MÜZİK DÜNYASINDA ÖNCÜ BİR KADIN: ANTONIA BRICO
Antonia Louisa Brico, 1902 yılında Hollanda’da doğan kadın piyanist ve orkestra şefidir. Brico’yu müzik dünyasında öncü yapan özellik ilk kadın şef olmasıdır. Batı müziği tarihinde karşımıza çıkan erkek egemen yaklaşımlar sanatın özgür ruhundan oldukça uzaktır. Erkeklerin ön planda oluğu, kadınların geri planda tutulduğu müzik dünyasında bir ilki gerçekleştirmiş olan Brico, 20’li yaşlarında çok zorlu süreçlerden geçerek bu ünvana sahip olmuştur.
Müzikte kadının varlığı adına çok büyük bir adım atmış olan şef kendisinden sonraki kuşaklar için ilham verici olmuştur. Bu araştırmada amaç, Antonia Louisa Brico’nun hayatını, eğitimini, müziksel çabalarını ve başarılarını, bu başarıları elde etmek için sürdürdüğü mücadelesini ortaya koymaktır. Betimsel bir araştırma olan bu çalışmada veriler, literatür taraması ve doküman incelemesi yapılarak toplanmıştır. Elde edilen bulgular betimsel analiz yöntemi ile yorumlanmış ve analiz edilmiştir.
Bu araştırmanın amacı, müzik tarihinde öncü bir kadın olan Antonia Brico’nun müzik tarihine, mücadelesi, çabası ve başarısıyla sağladığı katkıyı ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Brico’nun hayatı, eğitimi, müziksel çabaları ve başarıları, bu başarıları elde etmek için sürdürdüğü mücadelesi araştırılıp incelenmiştir. Diğer öncü kadın müzisyenler gibi, sanat tarihinde kadınların da var olduğunu ortaya koyan Brico’nun çalışmalarına yer verilen bu araştırmanın, tüm müzisyenlere ve müzik eğitimcilerine örnek olması bakımından önem taşıdığı düşünülmektedir.
Antonia Brico’nun Eğitim Hayatı
Brico 6 Haziran 1902 yılında Hollanda’nın Rotterdam şehrinde dünyaya gelmiştir. 1908 yılında koruyucu ailesi ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Kaliforniya’ya yerleşmiştir. Eğitim hayatına Amerika’da başlamış ve 1919 yılında Oakland Teknik Lisesi’nden mezun olmuştur. Bu süreçte bir piyanist olarak yetişmiş ve şeflik deneyimi edinmiştir. Lise mezuniyetinin ardından Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de eğitim görmeye başlamıştır. Üniversitede öğrenim gördüğü süreç içerisinde San Francisco Operası'nda müzik direktörü yardımcılığı görevini yürütmüş ve 1923 yılında Berkeley’den mezun olmuştur. Mezuniyetinin ardından San Francisco bölgesindeki radyo, orkestra ve oda müziği topluluklarında çalmıştır. Aynı zamanda piyano eğitimine de devam etmiş, New York’ta Sigismund Stojowski de dahil olmak üzere çeşitli piyanistler ile piyano çalışmaları yapmıştır.
Piyano çalışmalarına ek olarak orkestra şefliği Brico için büyük bir tutku haline gelmiş ve 1927 yılında bu tutkusunu gerçekleştirmesini sağlayan bir burs kazanarak Berlin Devlet Müzik Akademisi’ne gitmiştir. Şeflik eğitimi almak üzere Berlin’e giden Brico, Almanya’ya gidişini ve oradaki eğitim sürecinin başlangıcını şöyle ifade etmiştir:
“İnsanlar düşündüğüm veya yaptığım şey için karmaşık bir neden bulmaya çalışıyorlar, ama hepsi gerçekten oldukça basit.
Hatırlayabildiğim en erken zamandan beri şeflik yapmak istedim ve Almanya 10 yaşımdan itibaren benim hedefimdi.
11 yaşında Beethoven’a hayran oldum. Moonlight Sonat çaldım fakat çok iyi değildi. Tüm bunlardan sonra Beethoven’ın ülkesine gitmek istedim.
1972-1978 yılları arasında 6 yılımı Almanya’da geçirmeme rağmen 1930 yılında Hollywood Bowld’da ilk sahneye çıkışımı gerçekleştirmek için Amerikaya geri döndüm. Evet, Berlin’deki Hochschule für Musik’ten mezun olan ilk Amerikalı’yım.
Hatırladığım kadarıyla Hochschule’ye şeflik için benimle birlikte 20 kişi başvurmuştu. Bu 20 kişiden iki kişi kabul edildi; genç bir adam ve ben.”
(Bowers &Tick, 1987: 359).
Brico, 1929 yılında Berlin Devlet Müzik Akademisi’nde yüksek lisans programından mezun olarak, bu programdan mezun olan ilk Amerikalı olarak kayıtlara geçmiştir. Yüksek lisans eğitim sürecinde ve mezun olmasını takip eden üç yıl boyunca Hamburg Filarmoni şefi olan Karl Muck'ın öğrencisi olmuştur.
Şeflik Kariyeri
Brico’nun profesyonel bir şef olarak ilk sahne alışı 1930 yılında Berlin Filarmoni Orkestrası ile gerçekleşmiştir. Bu Händel, Schumann ve Dvorák’ın eserlerinden oluşan performans aynı zamanda ilk kez bir kadının orkestra şefi olarak sahnede yer alması ile tarihe geçmiştir. Brico, eleştirmenlerden olumlu dönüt almasının ardından Avrupa turnesine çıkarak, Brüksel’de Kraliçe Elizabeth’e verdiği konser dahil, birçok yerde başarılı konserler vermiştir.
Almanya’da şeflik kariyerinde iyi bir yükseliş gösteriyor olsa da İkinci Dünya Savaşı sebebiyle birçok yabancı gibi Almanya’dan ayrılarak Amerika’ya dönüş yapmıştır. Dönüşünün ardından, birçok orkestrada konuk şef olarak yer almış olmasına rağmen hiçbir orkestradan kalıcı şeflik pozisyonu için bir teklif almamıştır. Brico bu dönemde yaşadığı zorlukları şu sözleri ile ifade etmiştir:
“Ve böylece New York’a binlerce işsiz müzisyen ile birlikte büyük buhran döneminin zirvesinde geri döndüm! Yıllar boyunca eğitim almıştım: Berlin, Hamburg, the Hollwood Bowl, San Franscisco, Warsaw, Lodz, Posnan, ve Riga’da şeflik yaptım, ama yine de gelecek için hiçbir fırsatım yoktu. Hatta geri dönüş yolculuğu için borçlanmıştım!”
(Neuls-Bates, 1995: 361).
1934 yılında yeni kurulan bir orkestra olan ve kadınlardan oluşan New York Kadın Senfoni Orkestrası’nın (New York Women's Symphony Orchestra) şefi olmuştur. Bu orkestranın varlığı ve çalışmaları, kadınların bir orkestra üyesi olarak varlıklarının tanınması bakımından oldukça büyük bir önem arz etmiştir. Orkestra 1935 yılında Carnige Hall’de önemli orkestra eserlerinden oluşan büyük konserler vermiş ve eleştirmenlerden olumlu dönüt almıştır. Brico, orkestranın çalışma ve repertuarı konularında oldukça hevesli ve titiz çalışmış, Rus bestecilerin eserlerinin yanında Amerikalı bestecilere de önem vererek, onları orkestra programlarına eklemiştir. Kadınların orkestra müzisyenleri olduğunu başarıyla kanıtlayan bu orkestra, Brico ile dört yıl çalışmalarına devam etmiş ve 1939 yılında erkek sanatçıları da bünyesine katarak Brico Senfoni Orkestrası (Brico Symphony Orchestra) adını almıştır.
1938 yılında New York Filarmoni Orkestrası’nı yöneten ilk kadın olmuş ve 1939'da New York Dünya Fuarı'ndaki konserlerde Federal Orkestra’yı yönetmiştir (Britannica). 1946 yılında tekrar bir Avrupa turnesine çıkmış, hem piyanist hem orkestra şefi olarak konserler vermiştir. Avrupa turnesi sırasında Jean Sibelius tarafından Finlandiya’ya davet edilen Brico, Helsinki Senfoni Orkestrası’nda Sibelius’un eserlerini yönetmiştir. Brico bu yıllarda Denver’de Bach Topluluğu (Bach Society) ve kadınlardan oluşan yaylı topluluğunu (Women’s String Ensemble) kurmuştur. Ayrıca 1948 yılında şu an Denver Filarmoni Orkestrası olan, Denver iş adamlarından oluşan Denver İş Adamları Orkestrası (Denver Businessmen’s Orchestra)’nı kurmuş ve yönetmiştir.
Kendi kurduğu topluluklar ve orkestralar hariç Brico büyük orkestralarda hep konuk şef olarak yer almıştır. Ancak şarkıcı Judy Collins, 1974'te Brico hakkında bir belgesel filmi yaptıktan sonra, sonunda geniş çaplı bir şekilde şeflik kariyerini gerçekleştirmeye başlamıştır (Cheng, 1998:82).
Antonia: A Portrait of the Woman belgesel filminin yönetmeni olan Collins, aynı zamanda uzun yılllar Brico ile piyano çalışmıştır. Brico, filmin prömiyerinin ardından Lincoln Center’da Mostly Mozart Festivali’nde, Kennedy Center ve Hollywood Bowl’da konuk şef olarak çalışmış, New York’taki son konserini ise 1977 yılında Brooklyn Filarmoni ile gerçekleştirmiştir. Yetenekli ve yaratıcı şef, Mills College tarafından "müziğin ilerlemesine yaptığı olağanüstü katkılarından dolayı" fahri doktora ünvanı almıştır (Florida Junior College, 1975).
Şeflik Kürsüsünde Bir Kadın
Kadın bir orkestra şefinin, dönemin tüm müzisylenleri ve müzik otoriteleri tarafından kabul görmesi kolay ve hızla gerçekleşen bir süreç olmamıştır. Brico bir yandan takdir görürken bir yandan da cinsiyetinden ötürü küçük görülmüştür.
1930 yılında Metropolitan Opera House’da gerçekleştirdiği iki konserin ardından Brico’nun hazırlandığı üçüncü konser, bariton John Charles Thomas’ın “bir kadının yönetimi (şefliği) altında performans sergilemeyi reddetmesi” nedeniyle engellenmiştir. 1938 yılında Brico ilk kez New York Filarmoni Orkestrası ile sahne alacakken, New York Filarmoni Müdürü Arthur Judson, üyelerin “bir kadını doğrudan sahnede görmek istemeyeceği” düşüncesiyle konseri reddetmiştir.
4.000 imza içeren bir dilekçe hazırlanması ile Brico’nun konseri yönetmesine izin verilmiştir. Bu dönemde kadın müzisyenler halk ve basın tarafından da büyük eleştirilerle karşılaşmışlardır. Kadın müzisyenler için para kazanmak da neredeyse imkansıza yakın bir durum olarak değerlendirilebilir. Kadınlardan oluşan orkestraları eleştiren bazı eleştirmenler kadınlara neden “büyükanne ve liseli kızlar” olan müzisyenlere para ödenmesi gerektiğini anlamadıklarını ifade etmişlerdir. Büyük orkestralarda kadınlar için yalnızca arp pozisyonu için iş olanakları olmasına rağmen, bu kadrolar çok sınırlı ve belirsizdir.
Kısıtlı iş olanaklarının yanı sıra, kadınların aldıkları ücretler de cinsiyet eşitsizliğinin bir göstergesi olmuştur. Ücret eşitsizliği Rahwal (2005) tarafından; “Eğer bir kadın şanslı olup da bu büyük orkestralara girebilseydi, erkeklerin aldığı ödemenin üçte birini kazanabilirdi” ifadesiyle belirtilmiştir. Brico kadınların orkestra üyesi olarak sahnede yer almaları konusunda büyük çaba sarf etmiştir. Bu düşüncesi 1930’lu yıllarda, başarılı kadın müzisyenler tarafından da paylaşılmaya başlanmış ve kadın müzisyenler arasında yeni bir bilinç gelişmiştir.
Özellikle New York Kadın Senfoni Orkestrası’nda çalmış olan kadın müzisyenler, bir orkestra üyesi olabileceklerini başkalarına kanıtladıkları gibi, en önemlisi kendilerine kanıtlayarak bu inanç doğrultusunda orkestralarla görüşmeler yaparak sahnede olma haklarını aramaya başlamışlardır. Ancak bu yıllarda bütün orkestralar erkek müzisyenlerden oluşturulmuştur ve kadınların bir orkestrada yer alması 1940’lı yıllara doğru gerçekleşmiş, çok az sayıda kadın müzisyen orkestra bünyesine katılabilmiştir.
Brico ile oldukça önemli konserler vermiş ve pek çok kadın müzisyeninin bir orkestranın üyesi olarak sahnede yer almasına olanak sağlamış olan New York Kadın Senfoni Orkestrası, hükümetin işsiz olan erkek müzisyenlerin istihdam edilmesini tercih etmesi üzerine finanse edilmemiştir. Bu durum orkestra içinde mali ve örgütsel sorunlara yol açmıştır. Bununla birlikte, orkestranın dağılıp yeni bir oluşum içine girmesi ve Brico’nun anti feminist yaklaşımla Brico Senfoni Orkestrası bünyesine erkek müzisyenleri de katması durumu, basında alaylı bir şekilde yankı uyandırmıştır. Cincinnati Enquirer'deki bir makale, ‘Maestra Amazon’larını Dağıtıyor ve Erkeklere Çalma Fırsatı Veriyor’ başlığıyla erkeklerin orkestraya katılıyor oluşunu duyurmuştur (Macleod, 2001:132,133). Brico her söyleminde feminist olmadığını belirtmiştir, ancak Collins’in yapmış olduğu Antonia: A Portrait of the Woman filmi hem erkekleri hem kadınları oldukça etkilemiş, feminist gruplar tarafından da Brico’nun birçok konferansa konuşmacı olarak davet edilmesine yol açmıştır. 1975 yılında bir konferansta feminizimden uzaklığını, müzikal kimliğinin cinsiyetinden bağımsız olduğunu şu cümlelerle belirtmiştir:
“Sakın Brico’nun kadın orkestra şefi olduğunu söylemeyin… Ben bir orkestra şefiyim”
(Christensen’den aktaran Ware, 2004: 79).
Kadın müzisyenlerin varoluş sürecinde Brico’nun attığı adımlar, müzik tarinde yer tutan eşitlikçi gelişmelere yol açmıştır. 1935 yılının ortalarında, Elsa Hilger Philadelphia Orkestrası’nın viyolonsel grubunun son rahlesinde çalmaya başlamış, güncel basında çok ses getirmiştir. Bir sonraki sezon kemancı Lois Putlitz, Philadelphia Orkestrası tarafından işe alınmıştır. Fransız kornocu Ellen Stone, 1937'de Pittsburg Senfoni Orkestrası'na katılmıştır. Ve kemancı Nina Wolfe ile viyolonselci Elizabeth Greenschpoon, 1937-38 sezonuyla Los Angeles Filarmoni'nin üyeleri olmuşlardır (Neuls-Bates, 1995: 362). Kadın hareketine ilişkin yaşanan bu gelişmelerin ardından, II. Dünya Savaşı’nın etkileri kadın orkestralarının da dağılmasına yol açmış ve kadınların şeflik kürsüsünde yer alma durumu, yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan kadın atılımlarına dek göz ardı edilmiştir.
Sonuç
Çalışmada, kadının sanat alanındaki var oluş sürecinden hareketle, Antonia Louisa Brico’nun eğitim hayatı ve şeflik kariyeri incelenerek müzik tarihine olan katkıları ortaya konmuştur. Kadınların müzikle olan ilişkileri ve müzik sanatındaki başarıları, Brico öznelinde sunulmuştur. Antonia Louisa Brico, çocukluğundan itibaren hedefleri ve tutukuları peşinde koşmuş öncü bir kadın müzisyendir. Müzik tarihine başarıları ve mücadelesi ile çok şey katan Brico, gerek eğitim sürecinde, gerekse şeflik kariyerinde birçok ilke imza atmıştır. Araştırmalar, kadınların eğitim süreçlerinde dahi cinsiyet ayrımcılığına maruz kaldıkalrını göstemektedir. Brico, müzik eğitimi süresi boyunca kararlılığından vazgeçmemiştir.
Piyano çalarak başladığı müzik eğitimine, tutkularından aldığı cesaretle şeflik eğitimi ile devam etmiştir. Aldığı eğitimlerin devamında şef yardımcılığı yaparak başladığı kariyerinde, karşılaştığı engellere rağmen yılmadan ilerlemeye devam etmiştir. Antonia Brico’nun müzik sahnesindeki varoluş süreci, eski tarihlerden başlayarak günümüze kadar gelen cinsiyetçi yaklaşımların, hiçbir dayanağı olmayan düşünceler olduğunu ortaya koymaktadır. Kadınların müzik sanatındaki varoluşlarının reddedilmesi Çak ve Beşiroğlu (2013: 55) tarafından “1970’lerden önce Avrupa müzik tarihi çalışmaları arasında kadının ismi neredeyse anılmamış, kadınlarla ilgili tüm çalışmalar yok olmuş, konser programları,kütüphane raflarındaki kitaplarda kadın ile ilgili hiçbir ipucu kalmamıştır” ifadeleriyle belirtilmiştir.
Müzik tarihindeki cinsiyetçi yaklaşım, ötekileştirilme ve hatta yok sayılma, Brico’nun azminin önüne geçememiştir. Müziksel üretkenliğini ve becerisini bu alandaki başarıları ile ortaya koyan Brico, birçok kadın müzisyenin cesaret kaynağı olmuştur. Kurduğu orkestralar ve bu orkestralarda göz önünde tuttuğu cinsiyet eşitliğine dayalı politikalar Brico’nun sanılanın aksine feminizmden uzak bir düşünceye sahip olduğunun göstergesidir. Ek olarak, maruz kaldığı tüm cinsiyetçiliğe rağmen pozitif ayrımcılık gözetmeyen, cinsiyet eşitliğini savunan bir müzisyen olduğunu ortaya koymaktadır. Her ne kadar Brico’nun kariyeri, yetenekleri doğrultusunda hakettiği biçimde ilerlememiş olsa da, şeflik kürsüsünde bir ilk olarak, mevcut ve gelecek nesillerdeki kadın şef ve müzisyenler için bir öncü olmuştur.
Ezgi Tekgül - Tuğba Çağlak Eker - İlay Bilge Pektaş
(Britannica Ansiklopedisi, Jagow, 1998: 133, Neuls-Bates, 1995: 254 ve Bowers & Tick, 1987: 359 kaynaklarından çevirilmiştir).
Kaynak:İDİL DERGİ
Antonia Louisa Brico

MÜZİK DÜNYASINDA ÖNCÜ BİR KADIN: ANTONIA BRICO
Antonia Louisa Brico, 1902 yılında Hollanda’da doğan kadın piyanist ve orkestra şefidir. Brico’yu müzik dünyasında öncü yapan özellik ilk kadın şef olmasıdır. Batı müziği tarihinde karşımıza çıkan erkek egemen yaklaşımlar sanatın özgür ruhundan oldukça uzaktır. Erkeklerin ön planda oluğu, kadınların geri planda tutulduğu müzik dünyasında bir ilki gerçekleştirmiş olan Brico, 20’li yaşlarında çok zorlu süreçlerden geçerek bu ünvana sahip olmuştur.
Müzikte kadının varlığı adına çok büyük bir adım atmış olan şef kendisinden sonraki kuşaklar için ilham verici olmuştur. Bu araştırmada amaç, Antonia Louisa Brico’nun hayatını, eğitimini, müziksel çabalarını ve başarılarını, bu başarıları elde etmek için sürdürdüğü mücadelesini ortaya koymaktır. Betimsel bir araştırma olan bu çalışmada veriler, literatür taraması ve doküman incelemesi yapılarak toplanmıştır. Elde edilen bulgular betimsel analiz yöntemi ile yorumlanmış ve analiz edilmiştir.
Bu araştırmanın amacı, müzik tarihinde öncü bir kadın olan Antonia Brico’nun müzik tarihine, mücadelesi, çabası ve başarısıyla sağladığı katkıyı ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Brico’nun hayatı, eğitimi, müziksel çabaları ve başarıları, bu başarıları elde etmek için sürdürdüğü mücadelesi araştırılıp incelenmiştir. Diğer öncü kadın müzisyenler gibi, sanat tarihinde kadınların da var olduğunu ortaya koyan Brico’nun çalışmalarına yer verilen bu araştırmanın, tüm müzisyenlere ve müzik eğitimcilerine örnek olması bakımından önem taşıdığı düşünülmektedir.
Antonia Brico’nun Eğitim Hayatı
Brico 6 Haziran 1902 yılında Hollanda’nın Rotterdam şehrinde dünyaya gelmiştir. 1908 yılında koruyucu ailesi ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Kaliforniya’ya yerleşmiştir. Eğitim hayatına Amerika’da başlamış ve 1919 yılında Oakland Teknik Lisesi’nden mezun olmuştur. Bu süreçte bir piyanist olarak yetişmiş ve şeflik deneyimi edinmiştir. Lise mezuniyetinin ardından Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de eğitim görmeye başlamıştır. Üniversitede öğrenim gördüğü süreç içerisinde San Francisco Operası'nda müzik direktörü yardımcılığı görevini yürütmüş ve 1923 yılında Berkeley’den mezun olmuştur. Mezuniyetinin ardından San Francisco bölgesindeki radyo, orkestra ve oda müziği topluluklarında çalmıştır. Aynı zamanda piyano eğitimine de devam etmiş, New York’ta Sigismund Stojowski de dahil olmak üzere çeşitli piyanistler ile piyano çalışmaları yapmıştır.
Piyano çalışmalarına ek olarak orkestra şefliği Brico için büyük bir tutku haline gelmiş ve 1927 yılında bu tutkusunu gerçekleştirmesini sağlayan bir burs kazanarak Berlin Devlet Müzik Akademisi’ne gitmiştir. Şeflik eğitimi almak üzere Berlin’e giden Brico, Almanya’ya gidişini ve oradaki eğitim sürecinin başlangıcını şöyle ifade etmiştir:
“İnsanlar düşündüğüm veya yaptığım şey için karmaşık bir neden bulmaya çalışıyorlar, ama hepsi gerçekten oldukça basit.
Hatırlayabildiğim en erken zamandan beri şeflik yapmak istedim ve Almanya 10 yaşımdan itibaren benim hedefimdi.
11 yaşında Beethoven’a hayran oldum. Moonlight Sonat çaldım fakat çok iyi değildi. Tüm bunlardan sonra Beethoven’ın ülkesine gitmek istedim.
1972-1978 yılları arasında 6 yılımı Almanya’da geçirmeme rağmen 1930 yılında Hollywood Bowld’da ilk sahneye çıkışımı gerçekleştirmek için Amerikaya geri döndüm. Evet, Berlin’deki Hochschule für Musik’ten mezun olan ilk Amerikalı’yım.
Hatırladığım kadarıyla Hochschule’ye şeflik için benimle birlikte 20 kişi başvurmuştu. Bu 20 kişiden iki kişi kabul edildi; genç bir adam ve ben.”
(Bowers &Tick, 1987: 359).
Brico, 1929 yılında Berlin Devlet Müzik Akademisi’nde yüksek lisans programından mezun olarak, bu programdan mezun olan ilk Amerikalı olarak kayıtlara geçmiştir. Yüksek lisans eğitim sürecinde ve mezun olmasını takip eden üç yıl boyunca Hamburg Filarmoni şefi olan Karl Muck'ın öğrencisi olmuştur.
Şeflik Kariyeri
Brico’nun profesyonel bir şef olarak ilk sahne alışı 1930 yılında Berlin Filarmoni Orkestrası ile gerçekleşmiştir. Bu Händel, Schumann ve Dvorák’ın eserlerinden oluşan performans aynı zamanda ilk kez bir kadının orkestra şefi olarak sahnede yer alması ile tarihe geçmiştir. Brico, eleştirmenlerden olumlu dönüt almasının ardından Avrupa turnesine çıkarak, Brüksel’de Kraliçe Elizabeth’e verdiği konser dahil, birçok yerde başarılı konserler vermiştir.
Almanya’da şeflik kariyerinde iyi bir yükseliş gösteriyor olsa da İkinci Dünya Savaşı sebebiyle birçok yabancı gibi Almanya’dan ayrılarak Amerika’ya dönüş yapmıştır. Dönüşünün ardından, birçok orkestrada konuk şef olarak yer almış olmasına rağmen hiçbir orkestradan kalıcı şeflik pozisyonu için bir teklif almamıştır. Brico bu dönemde yaşadığı zorlukları şu sözleri ile ifade etmiştir:
“Ve böylece New York’a binlerce işsiz müzisyen ile birlikte büyük buhran döneminin zirvesinde geri döndüm! Yıllar boyunca eğitim almıştım: Berlin, Hamburg, the Hollwood Bowl, San Franscisco, Warsaw, Lodz, Posnan, ve Riga’da şeflik yaptım, ama yine de gelecek için hiçbir fırsatım yoktu. Hatta geri dönüş yolculuğu için borçlanmıştım!”
(Neuls-Bates, 1995: 361).
1934 yılında yeni kurulan bir orkestra olan ve kadınlardan oluşan New York Kadın Senfoni Orkestrası’nın (New York Women's Symphony Orchestra) şefi olmuştur. Bu orkestranın varlığı ve çalışmaları, kadınların bir orkestra üyesi olarak varlıklarının tanınması bakımından oldukça büyük bir önem arz etmiştir. Orkestra 1935 yılında Carnige Hall’de önemli orkestra eserlerinden oluşan büyük konserler vermiş ve eleştirmenlerden olumlu dönüt almıştır. Brico, orkestranın çalışma ve repertuarı konularında oldukça hevesli ve titiz çalışmış, Rus bestecilerin eserlerinin yanında Amerikalı bestecilere de önem vererek, onları orkestra programlarına eklemiştir. Kadınların orkestra müzisyenleri olduğunu başarıyla kanıtlayan bu orkestra, Brico ile dört yıl çalışmalarına devam etmiş ve 1939 yılında erkek sanatçıları da bünyesine katarak Brico Senfoni Orkestrası (Brico Symphony Orchestra) adını almıştır.
1938 yılında New York Filarmoni Orkestrası’nı yöneten ilk kadın olmuş ve 1939'da New York Dünya Fuarı'ndaki konserlerde Federal Orkestra’yı yönetmiştir (Britannica). 1946 yılında tekrar bir Avrupa turnesine çıkmış, hem piyanist hem orkestra şefi olarak konserler vermiştir. Avrupa turnesi sırasında Jean Sibelius tarafından Finlandiya’ya davet edilen Brico, Helsinki Senfoni Orkestrası’nda Sibelius’un eserlerini yönetmiştir. Brico bu yıllarda Denver’de Bach Topluluğu (Bach Society) ve kadınlardan oluşan yaylı topluluğunu (Women’s String Ensemble) kurmuştur. Ayrıca 1948 yılında şu an Denver Filarmoni Orkestrası olan, Denver iş adamlarından oluşan Denver İş Adamları Orkestrası (Denver Businessmen’s Orchestra)’nı kurmuş ve yönetmiştir.
Kendi kurduğu topluluklar ve orkestralar hariç Brico büyük orkestralarda hep konuk şef olarak yer almıştır. Ancak şarkıcı Judy Collins, 1974'te Brico hakkında bir belgesel filmi yaptıktan sonra, sonunda geniş çaplı bir şekilde şeflik kariyerini gerçekleştirmeye başlamıştır (Cheng, 1998:82).
Antonia: A Portrait of the Woman belgesel filminin yönetmeni olan Collins, aynı zamanda uzun yılllar Brico ile piyano çalışmıştır. Brico, filmin prömiyerinin ardından Lincoln Center’da Mostly Mozart Festivali’nde, Kennedy Center ve Hollywood Bowl’da konuk şef olarak çalışmış, New York’taki son konserini ise 1977 yılında Brooklyn Filarmoni ile gerçekleştirmiştir. Yetenekli ve yaratıcı şef, Mills College tarafından "müziğin ilerlemesine yaptığı olağanüstü katkılarından dolayı" fahri doktora ünvanı almıştır (Florida Junior College, 1975).
Şeflik Kürsüsünde Bir Kadın
Kadın bir orkestra şefinin, dönemin tüm müzisylenleri ve müzik otoriteleri tarafından kabul görmesi kolay ve hızla gerçekleşen bir süreç olmamıştır. Brico bir yandan takdir görürken bir yandan da cinsiyetinden ötürü küçük görülmüştür.
Brico Berlin Filarmoniyi Yönetirken,1930 (Bundesarchiv)
1930 yılında Metropolitan Opera House’da gerçekleştirdiği iki konserin ardından Brico’nun hazırlandığı üçüncü konser, bariton John Charles Thomas’ın “bir kadının yönetimi (şefliği) altında performans sergilemeyi reddetmesi” nedeniyle engellenmiştir. 1938 yılında Brico ilk kez New York Filarmoni Orkestrası ile sahne alacakken, New York Filarmoni Müdürü Arthur Judson, üyelerin “bir kadını doğrudan sahnede görmek istemeyeceği” düşüncesiyle konseri reddetmiştir.
4.000 imza içeren bir dilekçe hazırlanması ile Brico’nun konseri yönetmesine izin verilmiştir. Bu dönemde kadın müzisyenler halk ve basın tarafından da büyük eleştirilerle karşılaşmışlardır. Kadın müzisyenler için para kazanmak da neredeyse imkansıza yakın bir durum olarak değerlendirilebilir. Kadınlardan oluşan orkestraları eleştiren bazı eleştirmenler kadınlara neden “büyükanne ve liseli kızlar” olan müzisyenlere para ödenmesi gerektiğini anlamadıklarını ifade etmişlerdir. Büyük orkestralarda kadınlar için yalnızca arp pozisyonu için iş olanakları olmasına rağmen, bu kadrolar çok sınırlı ve belirsizdir.
Kısıtlı iş olanaklarının yanı sıra, kadınların aldıkları ücretler de cinsiyet eşitsizliğinin bir göstergesi olmuştur. Ücret eşitsizliği Rahwal (2005) tarafından; “Eğer bir kadın şanslı olup da bu büyük orkestralara girebilseydi, erkeklerin aldığı ödemenin üçte birini kazanabilirdi” ifadesiyle belirtilmiştir. Brico kadınların orkestra üyesi olarak sahnede yer almaları konusunda büyük çaba sarf etmiştir. Bu düşüncesi 1930’lu yıllarda, başarılı kadın müzisyenler tarafından da paylaşılmaya başlanmış ve kadın müzisyenler arasında yeni bir bilinç gelişmiştir.
Özellikle New York Kadın Senfoni Orkestrası’nda çalmış olan kadın müzisyenler, bir orkestra üyesi olabileceklerini başkalarına kanıtladıkları gibi, en önemlisi kendilerine kanıtlayarak bu inanç doğrultusunda orkestralarla görüşmeler yaparak sahnede olma haklarını aramaya başlamışlardır. Ancak bu yıllarda bütün orkestralar erkek müzisyenlerden oluşturulmuştur ve kadınların bir orkestrada yer alması 1940’lı yıllara doğru gerçekleşmiş, çok az sayıda kadın müzisyen orkestra bünyesine katılabilmiştir.
Brico ile oldukça önemli konserler vermiş ve pek çok kadın müzisyeninin bir orkestranın üyesi olarak sahnede yer almasına olanak sağlamış olan New York Kadın Senfoni Orkestrası, hükümetin işsiz olan erkek müzisyenlerin istihdam edilmesini tercih etmesi üzerine finanse edilmemiştir. Bu durum orkestra içinde mali ve örgütsel sorunlara yol açmıştır. Bununla birlikte, orkestranın dağılıp yeni bir oluşum içine girmesi ve Brico’nun anti feminist yaklaşımla Brico Senfoni Orkestrası bünyesine erkek müzisyenleri de katması durumu, basında alaylı bir şekilde yankı uyandırmıştır. Cincinnati Enquirer'deki bir makale, ‘Maestra Amazon’larını Dağıtıyor ve Erkeklere Çalma Fırsatı Veriyor’ başlığıyla erkeklerin orkestraya katılıyor oluşunu duyurmuştur (Macleod, 2001:132,133). Brico her söyleminde feminist olmadığını belirtmiştir, ancak Collins’in yapmış olduğu Antonia: A Portrait of the Woman filmi hem erkekleri hem kadınları oldukça etkilemiş, feminist gruplar tarafından da Brico’nun birçok konferansa konuşmacı olarak davet edilmesine yol açmıştır. 1975 yılında bir konferansta feminizimden uzaklığını, müzikal kimliğinin cinsiyetinden bağımsız olduğunu şu cümlelerle belirtmiştir:
“Sakın Brico’nun kadın orkestra şefi olduğunu söylemeyin… Ben bir orkestra şefiyim”
(Christensen’den aktaran Ware, 2004: 79).
Kadın müzisyenlerin varoluş sürecinde Brico’nun attığı adımlar, müzik tarinde yer tutan eşitlikçi gelişmelere yol açmıştır. 1935 yılının ortalarında, Elsa Hilger Philadelphia Orkestrası’nın viyolonsel grubunun son rahlesinde çalmaya başlamış, güncel basında çok ses getirmiştir. Bir sonraki sezon kemancı Lois Putlitz, Philadelphia Orkestrası tarafından işe alınmıştır. Fransız kornocu Ellen Stone, 1937'de Pittsburg Senfoni Orkestrası'na katılmıştır. Ve kemancı Nina Wolfe ile viyolonselci Elizabeth Greenschpoon, 1937-38 sezonuyla Los Angeles Filarmoni'nin üyeleri olmuşlardır (Neuls-Bates, 1995: 362). Kadın hareketine ilişkin yaşanan bu gelişmelerin ardından, II. Dünya Savaşı’nın etkileri kadın orkestralarının da dağılmasına yol açmış ve kadınların şeflik kürsüsünde yer alma durumu, yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan kadın atılımlarına dek göz ardı edilmiştir.
Sonuç
Çalışmada, kadının sanat alanındaki var oluş sürecinden hareketle, Antonia Louisa Brico’nun eğitim hayatı ve şeflik kariyeri incelenerek müzik tarihine olan katkıları ortaya konmuştur. Kadınların müzikle olan ilişkileri ve müzik sanatındaki başarıları, Brico öznelinde sunulmuştur. Antonia Louisa Brico, çocukluğundan itibaren hedefleri ve tutukuları peşinde koşmuş öncü bir kadın müzisyendir. Müzik tarihine başarıları ve mücadelesi ile çok şey katan Brico, gerek eğitim sürecinde, gerekse şeflik kariyerinde birçok ilke imza atmıştır. Araştırmalar, kadınların eğitim süreçlerinde dahi cinsiyet ayrımcılığına maruz kaldıkalrını göstemektedir. Brico, müzik eğitimi süresi boyunca kararlılığından vazgeçmemiştir.
Piyano çalarak başladığı müzik eğitimine, tutkularından aldığı cesaretle şeflik eğitimi ile devam etmiştir. Aldığı eğitimlerin devamında şef yardımcılığı yaparak başladığı kariyerinde, karşılaştığı engellere rağmen yılmadan ilerlemeye devam etmiştir. Antonia Brico’nun müzik sahnesindeki varoluş süreci, eski tarihlerden başlayarak günümüze kadar gelen cinsiyetçi yaklaşımların, hiçbir dayanağı olmayan düşünceler olduğunu ortaya koymaktadır. Kadınların müzik sanatındaki varoluşlarının reddedilmesi Çak ve Beşiroğlu (2013: 55) tarafından “1970’lerden önce Avrupa müzik tarihi çalışmaları arasında kadının ismi neredeyse anılmamış, kadınlarla ilgili tüm çalışmalar yok olmuş, konser programları,kütüphane raflarındaki kitaplarda kadın ile ilgili hiçbir ipucu kalmamıştır” ifadeleriyle belirtilmiştir.
Müzik tarihindeki cinsiyetçi yaklaşım, ötekileştirilme ve hatta yok sayılma, Brico’nun azminin önüne geçememiştir. Müziksel üretkenliğini ve becerisini bu alandaki başarıları ile ortaya koyan Brico, birçok kadın müzisyenin cesaret kaynağı olmuştur. Kurduğu orkestralar ve bu orkestralarda göz önünde tuttuğu cinsiyet eşitliğine dayalı politikalar Brico’nun sanılanın aksine feminizmden uzak bir düşünceye sahip olduğunun göstergesidir. Ek olarak, maruz kaldığı tüm cinsiyetçiliğe rağmen pozitif ayrımcılık gözetmeyen, cinsiyet eşitliğini savunan bir müzisyen olduğunu ortaya koymaktadır. Her ne kadar Brico’nun kariyeri, yetenekleri doğrultusunda hakettiği biçimde ilerlememiş olsa da, şeflik kürsüsünde bir ilk olarak, mevcut ve gelecek nesillerdeki kadın şef ve müzisyenler için bir öncü olmuştur.
Ezgi Tekgül - Tuğba Çağlak Eker - İlay Bilge Pektaş
(Britannica Ansiklopedisi, Jagow, 1998: 133, Neuls-Bates, 1995: 254 ve Bowers & Tick, 1987: 359 kaynaklarından çevirilmiştir).
Kaynak:İDİL DERGİ








Hybrid-Şeklinde