![]() |
yazı hakkındaki görüşleriniz nedir?
Gerçek Görüş
Bir bebek dünyaya nasıl bakar? Hiç bir önyargı yok. Hiçbir biçimlendirme yok tamamen saf ve herşeyi olduğu gibi algılayan bir varlık. Zamanla bu kusursuz netlikteki algı bozulur. Bu kişinin hiç farkına varmadığı bir süreçle yavaş yavaş olur. Diğer insanlarla olan etkileşim bu algıyı bozar. Kalıp olarak alınmış düşünceler, önyargılar sizi etkisi altına alır ve o saf görüş perdelenmeye başlar. Bu perde hem kalbe hem beyne çekilmiş bir perdedir. Egonun ortaya çıkışıda bu parlak görüşün kaybolmasında etkili olur. Zamanla bu perdenin kalınlığı o kadar artar ki kalp gözü kapanır. Beyin yeni şeyler ortaya koyamaz duruma gelir ve basit ihtiyaçlar için çalışan bir makinaya döner. Zaten kalbin olmadığı bir vücut makina hükmündedir. Başka bir değişle hayvanlaşmıştır. İnsanların çoğu bu sığlıktan kurtulamaz tek verdikleri mücadele kim bu sığlıkta bu sığlıktan en büyük payı alacak yarışıdır. Bundan kurtulmanın yolu sorgulanmamış düşüncelerden, önyargılardan oluşan, bize sanal bir gerçeklik yaşatan o gözlüğü çıkartmakta gizlidir. Bu gözlük çıktığında “bana eşyanın hakikatini göster” hadisindeki duaya ortak olunmuş olunur. Nihayi amacımız özgür beyin değil kilitlerinden kurtulmuş kalptir. Çünkü hakikati ancak kalple görebilirsiniz. Beyin beş duyu organını kullanarak sizi derinliği olmayan aldanmaya çok müsait bilgiler verir. Bir düşünelim gözün görme frekansları sınırlı, kulağın duyma aralığı dar. Bu sınırlı alandan kurtulmak için kalbin gücüne ihtiyacımız var. Kalbi saflığına ulaştırmakta manevi bir tekamül süreci gerektirir. Bu da Allah’a olan bağlılıkla birlikte olur. Yani ilahi olanı arkanıza almanız gerekir. Çünkü dışarıdan ve içeriden bize ulaşanlar ilahi mesajlardır ve bu mesajları ancak ilaha yönelerek alabiliriz. Ama burada amaç bu mesajları almak değil asıl amaç kul olmaktır. Gerçek kul olunduğunda ilahi mesajları alacak duruma kendiliğinden gelirsiniz. Şu hadiste bize bunu anlatır. "Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri*eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü'min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem."*(Buhârî, Rikak 38.) Olaya farklı bir açıdan bakarsak. Bir doğru parçası düşünelim ve hissettiğimiz sevgiye bu doğru parçası üzerinde bir nokta belirleyelim çok sayıda olasılık olduğunu görürüz insan aynı anda bir çok duygu hissedebilir. Tüm hisler bizi etkisi altına alır. Bu hislerin bize ne anlattığını anlamak için perdesiz kalp gerekir. Bir çiçeğe baktığımızda kalp eğer saf bir duruluktaysa onun gerçeğini bize yansıtır. Aynı şekilde hayat içerisinde karşılaşılan bir olayada baktığımızda kalp saflaşmış, perdeler kalkmışsa o olayı en ince detayına kadar anlarsın. Bu arifane bir bakıştır. Tüm bunlar gerçekleştikten sonra bebek saflığına geri döneriz. Bir farkla artık keskin bir görüş, tecrübe ve olgunluk vardır. Konuyu mevlananın şu beytiyle bitirelim. Bir zamanlar beden yoktu; Ben tamamen Can’dan ibarettim, seninle göklerde beraber idim O zamanlar birbirimizle konuşamıyorduk. Ne benim söz söylemem vardı ne söz işitmem. |
Cevap: yazı hakkındaki görüşleriniz nedir?
yorum bekliyorum arkadaşlar yorumlarınız benim için önemli.
|
Cevap: yazı hakkındaki görüşleriniz nedir?
DNA ve insan psikolojisi üzerinde yapılan bir çok çalışma var ama daha tam anlamıyla kesinleşen bir şey olup olmadığını bir yerden okumadım.
Yanisi şu: (*Klişedir) Suç işleyen birisinin genetik olarak suçla meyilli olup olmadığı konusu. Düşünce ve bilgi konuları bile başlı başına bir tartışma konusu. Mesela: İnsan bildiği için mi düşünür yoksa düşündüğü için mi bilir ? Yani: İlk bilgi bir düşünceden mi doğmuştur yoksa ilk düşünce bir bilgi eylemi midir ? Buradan şuraya yürüyeceğiz: İnsan çevre ile yozlaşıyor evet ama bu çevre neden yozlaşmış durumda ? Yani insan doğduğu zaman "hadi yozlaşalım" gibi bir şey istemez değil mi ? Bu tür şeyler zaman içinde gerçekleşir. Kalpsiz yaşamak fena bir şey değil. Zira bu yozlaşmanın içinde en büyük eziyeti çeken duygusal ve temiz insanlar. İnsan ne kadar güzel hislere sahipse bu kirlenmiş çevre ona o kadar çok acı çektiriyor. Ee haliyle hissetmemek ve duygularından uzaklaşmak acı çekmekten iyidir. Ben bu evrenin hakikatini göremedim. Gördüğünü zannedenleri çok gördüm ama gerçekten göreni de görmedim. Yani tabi ki buradan sonrası inanç kısmı. Kişi istediğine inanmakta özgürdür. Bize sadece saygı duymak kalıyor. |
Cevap: yazı hakkındaki görüşleriniz nedir?
Şu anda çevrenin yozlaştığını biliyorsanız bundan sıyrılmanında yollarını arayabilirsiniz bu sizin elinizde.
Yazıda gerçek ancak kalp gözüyle görülebilir diyor. Yani kalbi sadece kötü bir şey görünce üzülen bir şey anlamamak lazım, kalp gözü açık olan o üzüntü veren olayın ardınıda görür ve bu anlayışla bakar. Hakikati görmediyseniz hakikati görenin olup olmadığını nasıl anlıyorsunuz. Üst kata hiç çıkmadıysanız üst kat hakkında bilginiz olmaz onunla ilgilide herhangi bir algınız olmaz. |
Cevap: yazı hakkındaki görüşleriniz nedir?
Alıntı:
Gerçekten kasıt ney ? Gerçek nedir ? Bizde bir söz var. "Parçası bütünün özelliğini gösterir" parçalara bakınca insanların anlattıkları bütünle pek alakası olmadığı ortaya çıkıyor. Yani alt kata şöyle bir bakınca üst katın o olmadığını düşünmek pek mantıksız gibi durmuyor. |
Cevap: yazı hakkındaki görüşleriniz nedir?
Madem 5 duyumuz yetersiz, o halde kalp gözümüzün de biraz ona sarılabilmemiz için donanımlı olması gerekirdi. Genlerimizde, bazı hastalıklara veya karakter yapısına sahip bir şekilde doğup ve alnımızda yazılı kaderler(!)
her ne kadar irademiz olsa bile gideceğimiz yol belirliyken bizdeki kalp gözünü açma ve Allah' yaklaşma çabası kapalı bir alandan dışarı çıkmaya çalışan çekirgenin defalarca cama çarpıp hüsrana uğraması gibi olmaz mı? Bende bazen inanmayı çok istiyorum. Hislerim kuvvetli bunun temeli ne neden bazen gördüğüm rüyalar gerçek oluyor ya da hislerim neden beni yanıltmıyor bilmiyorum. Bazen dua ediyorum, sonra uzun zaman anmıyorum bile. İçimde bir boşluk hissedip duruyorum/z o halde o boşluğu doldurabilmek için bir yetide verilmesi gerekirdi. " ..Ben seni eli ayağı düzgün yarattım. (Tabi bazı engelleri olanlara siz de onlara rağmen çabalayıverin canım ..) Bir zahmet çabalayın, kalp gözünüzü açın ben sizi kucaklarım ;innocnt; mı diyor tanrı? Yazının başlarına çok katıldım ama sonra maalesef kafamda yukardaki sorulara sebep oldu. |
Cevap: yazı hakkındaki görüşleriniz nedir?
Alıntı:
senin gerçeğin sana ait ben Allah a inançtan bahsediyorum. hepimiz farklıyız ve merkeze farklı noktalarda duruyoruz o yolda kendin gitmen ve kendi hakikatini görmen lazım. ben bulduğumu iddia etmiyorum ama biliyorum ki bulanlar arayanlardır. gerçekten öyle biriyle karşılaşmamış olabilirsiniz. ama bir mevlana Abdülkadir geylani okuyunca kalbine sızarsa üst katları hissedebilirsin. mesela alkol uyuşturucu o üst katların olduğunu gösterir. (Ama yanlış yaparak doğru sonuca ulaşılmaz.) |
Cevap: yazı hakkındaki görüşleriniz nedir?
Alıntı:
hislerini inanman için bir işaret kabul edebilirsin. ama tam bir idraktan sonra inanıcam diyorsan. en büyük idrak idrak edemeyeceğini idrak etmektir sözü aklıma gelir. ama belli bir yol alınca bulutlar kalkar. Allah ta yok olana kadar yolu var bunun. ilk önce inan diyor. sonrada inancına göre yaşa diyor. bunları yaptığında yeni bir dünya açılır. ama imtihanda olduğumuzu unutmayalım, soru her zaman sorulur. |
Cevap: yazı hakkındaki görüşleriniz nedir?
Alıntı:
Benim tam olarak inanmam için tam bir idrak halinde olmam gerek şüphem olmamalı. Belki yetiştiriliş tarzımdan ötürü, bazı kavramları çok uzun zaman bilmeden büyüdüm. Sonradan öğrendiğim zaman ise, uyuşmazlıklar gördüğüm zamanlar oldu. Şüphe duyduğum şeye tam olarak inanamadım. Gariptir, zaman zaman oruç tuttum. Bir dönem namaz da kıldım ama içimde diğer ibadet edenler kadar teslimiyet ve huzur bulmadım. Hiçbir ibadet etmeden, dua dahi etmeden yaşadığım zaman hayatımda bir fark göremedim. İnsanda hep, kendinden güçlü birşeye sığınma isteği oluyor. Ben bu sığınmayı hayatımdaki insanlara ve kendime yaptım. Elbette, ölümlü birşeylere sığınmak sonra onlar gittiklerinde yıpratıcı oldu. Bir zaman sonra kendimdeki sınırlı güce sarılmakla buldum çözümü. Evet hala bir nebze eksiğim, kimbilir bu sene yine oruç tutacağım ama hala idrak halinde değilim. Teslim olmuyorum. |
Cevap: yazı hakkındaki görüşleriniz nedir?
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:48. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.