
KARASU
İstanbul ve Kocaelililer de ilgi gösteriyor ama bu sahil asıl Sakaryalıların yazlığı. Adapazarı’ndan 52 km’lik asfalt yolla ulaşılan Karasu kuzeye ve güneye yazlık evler ve sitelerle her yıl biraz daha büyüyordu. 17 Ağustos, arkasından 12 Kasım 1999 depremleri bölgeyi de etkiledi. Bölge çok büyük hasar görmese de depremden etkilendi.
Ayrıca depremde büyük yara alan İzmit ve Adapazarlı yazlıkçılar bu yıl bölgeye pek gitme fırsatı bulamadılar. Yazlıkları hasar görmeyen fakat kentlerdeki evleri yıkılan bir kısım yurttaşlar da bu evlerde oturmayı seçmek durumunda kaldılar.
Yazlık evlerin son yıllarda hızla arttığı, sahilin apartmanlaşmaya başladığı bölgede depremden sonra nasıl bir gelişme olacağını hep birlikte göreceğiz.
Sahile çıktığınızda Karadeniz iklimi ve doğası kendini hissettirmeye başlıyor. Yolda sağınızda solunuzda sıralanan fındıklıklar Karadeniz’de olduğunuzun ilk işaretlerini vermeye başlıyor. Yer yer denizi görerek yol alıyorsunuz. Çoğu zaman da yazlıklar denizle aranıza giriyor. Çevrede çok sayıda küçük göletler göreceksiniz. Kışın dalgalar çoğaldığında denizle karışan gölcükler yazın ayrılıyor denizden. Bunların hemen tümünde bir küçük olta atarak şansınızı deneyebilirsiniz.
Büyük Akgöl, Açanlar, Küçükboğaz gölleri bunlardan bir kaçı. küçükboğaz Gölünün yanı başında (yol üzerinde solunuzda) bir kır lokantası var. Yemek yerken bir iki kadeh de içip kalış zamanınızı uzatacaksanız küçük çocuklarınızın sıkılmaması için ellerine birer olta verin. Endişe de etmeyin, göl kıyısı çok sığdır.
Karasu’dan sahil boyunca ilerleyen yoldan kuzeye doğru 18 km. ilerlerseniz Kocaali’ye, 27 km. daha ilerlerseniz Akçakoca’ya ulaşırsınız. Yol boyunca güzel bahçelerle donanmış şirin karadeniz köylerinden geçeceksiniz. Aceleniz yoksa köy kahvelerinde mola verip çay içebilirsiniz. Balıkçılık ve fındıkçılıkla geçinen köylüler dostlukla karşılayacaklardır.
MADEN DERESİ
Karasu ve Kocaali’ye kadar gelmişken deniz kıyısının sıcağından bunalanları serin bir yere çağırıyoruz. Karasu-Kocaali arasından içeriye doğru girince Cam Dağlarından kaynaklanan Maden Deresi’ne ulaşacaksınız. Derenin sesini dinleyerek, yeşile bezeli bir çerede yürüyüşler yapmak ve güzel bir kır sofrası kurmak için ideal bir yer. Düşünün bir kere şırıl şırıl akan bir derenin kenarında suyun ve kuşların sesini dinleyerek piknik yapmayalı kaç yıl oldu ?
Çok eskiden burada kurşun, boraks, çinko ve altın madenleri varmış. 1914’de bütün galerileri çökerterek bölgeyi terketmiş işletmecileri.
Kayın, çınar, ceviz, elbette en çok da fındık ağaçlarıyla donanmış. Ekim-Kasım aylarındaysanız kestane toplayabilirisiniz. Çevrede meyve ve sebze yetiştiriliyor. Bahçesinde çalışan bir üreticiden hemen orada koparılan sebzeler alabilirsiniz.
Otların üzerine bir yaygı serip yanınızda getirdiklerinizle piknik yapmak istemezseniz Şeref İskender’in alabalık tesislerine gidebilirsiniz. Yanınızda getirdiklerinizi burada da yiyebilirsiniz. Ama yörenin tereyağında pişmiş alabalıklarını tavsiye ediyoruz. Ağaçlar altında kiremit damlı ahşap kamelyelerde oturup yiyebilirsiniz. Balık sevmiyorsanız saç kavurma ve salataya buyurun. Her türlü içki servisi de var. İskender Bey isterseniz şerefinize şampanya bile patlatabilir. Fiyatları da makul düzeyde.
Maden Deresi’nde konaklama olanağı yok. Çadırınızı yanınızda getirmediyseniz Karasu veya Kocaali’ye gitmeniz gerekir. Güzel bir yemek yiyip, demlikle gelen tavşankanı çayı içtikten sonra bir kilim serip ağaçların altında güzel bir öğlen uykusu çekebilirsiniz. Kuşların ve kurbağaların sesinden başka ses yok. Mevsimine göre yaban çileği, böğürtlen toplayabilirsiniz. Kentlerde büyüyen çocuklarınız için güzel bir değişiklik olur. Paçalarınızı sıvayıp derenin içinde yürüyüş de yapabilirsiniz. Derenin sularından yararlanan bir alabalık çiftliği de kurulmuş. Uğrarsanız hem seyreder hem de balık alabilirsiniz.
POYRAZLAR GÖLÜ
İstanbul’un yanıbaşında, çevresi Çam ve meşelerle kaplı, bahar aylarında yamaçları rengarenk çiçeklerle süslenen, sularında kuğuların dans ettiği bir göl var, Poyrazlar Gölü.
Poyrazlar köyü Adapazarı içinden geçilip gidilen bir yerleşim birimi. 80 Haneli köyün geçim kaynağı sebzecilik ve mısır. Bereketli topraklar üzerinde üç kez mahsul alınıyor. Köylünün tazelik ve çeşit açısından meyva sebze sıkıntısı hiç mi hiç yok. Poyrazlar yaz kış dibinden kaynak suyu ile beslenen bir göl. Fazla suları Sakarya nehrine karışan gölde sakarmete, karabatak ve ördekleri sık sık görebilirsiniz. Göç mevsimi, kuğuların da ziyaret ettiği gölün bir bölümü ise sazlıklarla kaplı, nilüferlerle bezeli. Çevresinde köy evlerinin haricinde yapılaşmaya rastlanmıyor. Köy halkı da konuya öylesine duyarlı ki doğanın gönüllü bekçileri ilan etmişler kendilerini.
Doğa da oldukça cömert davranmış: Renk renk çiçeklerle kaplı yamaçlar, çam ve meşe ağaçları altında otlayan kuzular, kuşların korosu, gölden yansıyan ılık rüzgar.
Orman Genel Müdürlüğüne bağlı Poyrazlar Gölü Milli Egemenlik Parkına hafta sonu gelenlerin sayısı az değil. Uçsuz bucaksız yeşilliklerde yapacağınız bir gezinti sonrası göl kenarındaki kamelyalar arasında soluklanmak, tertemiz havayı içinize çekip piknik yapmak çok hoş.
Küçük bir ücret karşılığı girilen parkta, çeşme piknik masaları ve ocaklar, kamelyalar bulunuyor. Çadır kurup kamp yapma imkanı da var. En derin yeri 12 m.ve dibi batak gölde yüzmek "kesinlikle yasak."
Şişme botunu yanında getirenler sahilden orman görevlisine ücretini ödeyerek biraz pullu ve kılçıklı olan kızılkanat balıklarından tutabilirler.

2Beğeni(ler)








Ağaç şeklinde