Forum Logo  

Anasayfa Forum Duyuruları Yönetim İletişim
Geri Git   ForumDenizi.Com > Gezelim ve Görelim > Türkiye Üzerindeki Tarihi Yerler

Türkiye Üzerindeki Tarihi Yerler Ülkemizin tarihi yerleri, mekanları bu bölümde.

Etiket Listesi

Like Tree1Beğeniler
  • 1 Post By BegonviL

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07 Temmuz 2020   #1

Üyelik tarihi: 02 Ekim 2019
Cinsiyet: Bayan
Mesajlar: 3,840
Konular: 1221
Rep Gücü: 31
Puanları: 2607
Rep Grafiği: BegonviL has a reputation beyond reputeBegonviL has a reputation beyond reputeBegonviL has a reputation beyond reputeBegonviL has a reputation beyond reputeBegonviL has a reputation beyond reputeBegonviL has a reputation beyond reputeBegonviL has a reputation beyond reputeBegonviL has a reputation beyond reputeBegonviL has a reputation beyond reputeBegonviL has a reputation beyond reputeBegonviL has a reputation beyond repute
Alınan Beğeni: 739
Verilen Beğeni: 597
İlişki Durumu: Yok
Burç: Akrep
Takım: Besiktas
Standart Simena Antik Kenti

Simena Antik Kenti

Kaleköy, ülkemizin en benzersiz köylerinden biri olsa gerek. Kaleköy, dünyanın en iyi çalışan ilk demokrasilerinden biri kabul edilen, Likya Birliğine dahil olan Simena Antik Kenti üzerine kurulmuş. Eğimli bir yamaç üzerinde teras gibi sıralanmış evlerin süslediği Kaleköy, Akdeniz kıyılarının en büyük adası Kekova’nın şahane manzarasına bakıyor. Kaleköy, Anadolu ana karasına bağlı bir yarımada üzerinde yer alıyor.

Kaleköy’e karadan giden yol pek iyi durumda olmadığı için ulaşım uzun yıllar sadece teknelerle sağlanmış. Şimdilerde karadan da ulaşım var ancak bu durum Kaleköy’deki ada atmosferini pek değiştirmemiş. Önünde enfes denizin içerisine serpilmiş Likya lahitlerinin ve batık kent kalıntılarının arasında yüzebildiğiniz, kaleye çıkan her yokuşta nefis manzaralar sunan, kıyıdan geçen tekneleri selamlayan, kendine münhasır bir yer Kaleköy.


Kaleköy, Antalya merkeze 185 km uzaklıkta. Şehrin en batıdaki ilçeleri Demre ve Kaş arasında Kekova olarak isimlendirilen coğrafyada yer alıyor. Kekova, Likya döneminde Dolichiste olarak adlandırılan adanın ismi olmasına rağmen günümüzde, Aperlai Antik Kenti’nden başlayıp Kaş Ulu Burun’a kadar devam eden, Gökkaya Koyu’nu da içine alan tüm bölge için kullanılıyor.

Kaleköy, Demre ilçesine bağlı ancak Kaş’dan tekne turlarıyla yoğun bir ziyaretçi akınına uğradığından, genelde buranın Kaş’a bağlı bir yerleşim yeri olduğu sanılıyor. Antalya’nın 5 yıldızlı otellerinde kalan yabancı turistler ise sıklıkla Demre Çayağzı’ndan kalkan teknelerle Kaleköy’e gidiyor.

Kaleköy: Simena

Kaleköy, inanılmaz güzel el değmemiş koylara, batık kentlere, antik kalıntılara, küçük ada ve kayalıklara sahip. Muhteşem berraklıkta masmavi denizi ise hayranlık uyandıracak kadar güzel. Köyde araç yok, gürültü yok, manzara enfes, hava tertemiz.

Kaleköy’ün bu albenili, sıra dışı havası köyü cazip hale getirmiş. Ünlü isimlerin de radarına takılmış haliyle. İş insanı Rahmi Koç, Kaleköy’ün en tepesinde yer alan bir zamanlar medrese olarak kullanılan üç eski evi 1986’da satın almış. Likya duvar kalıntıları, antik lahitlerin olduğu arazisi köyün tamamından daha büyük. Kaleköy’e ilk yerleşenlerin arasında Erdoğan Demirören ve amcası Bilgin Demirören, Ali Dinçkök, Okan Tapan ve eski Kadıköy Belediye Başkanı Osman Hızlan gibi isimler de var.

Turgut Özal’ın kızı Zeynep ve dönemin milletvekillerinden rahmetli Leyla Yeniay Köseoğlu da burada ev sahibi olmuşlar, Zeynep Özal sonraları satmış. Bir İngiliz rahip ve son 15 yıldır bir Japon kadının da köye yerleştiğini söylüyor köylüler.

Akdeniz’e doğru kartal yuvası gibi konumlanmış köyde 200 yıl öncesine kadar Türklerle Rumlar bir arada yaşıyordu. Şimdiki nüfusun bir bölümü 1920’li yıllarda yapılan mübadele anlaşmasıyla Meis, Rodos ve Midilli adalarından gelmiş. Yine yakın çevreden Kaş ve Demre’ye yakın köylerden, özellikle Kapaklı’dan gelip yerleşenler olmuş.

1990’dan bu yana ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ ilan edilmiş, 2016’da ise ‘Kentsel Arkeolojik Sit Alanı’. Yapılaşmaya izin verilmiyor. Bırakın inşaat yapmayı, çivi çakmak bile mesele. Az ve sınırlı olan her şeyin fiyatı artar ya imar yasalarıyla korunan az sayıdaki taş evlerin fiyatı fırlamış. Ülkemizin en pahalı köylerinden biri olmuş Kaleköy.

Eğer temeli dahi olsa, eski belge ve fotoğraflardan özgün hali tespit edilebilen bir evi olduğunu kanıtlayabilenler, alınacak izinler sonrası geleneksel dokuya uygun ev yapabiliyor. Yerli halkın bilinçsiz ve çarpık yapılaşması, geleneksel ve özgün dokuyu yok etmesi bu şekilde kontrol altına alınmış. Bu gibi benzersiz yerleşimlerdeki kültür mirasının korunması şart.


Kaleköy 30 haneden oluşuyor, yaz mevsiminde nüfusu 120 kişi kadar. Halk kışın balıkçılık ve tarım, yaz dönemi ise turizm ile uğraşıyor. Nar, portakal, limon, zeytin yetiştiriliyor. Çocuklar ilk 3 sınıfı burada okuyor, üst sınıflar ise Demre’deki okula gidiyor.

Kaleköy, Antalya, Göcek, Fethiye sahillerinden yatla mavi tura çıkan deniz tutkunlarının uğrak yerlerinin başında. Mart dönemi Avustralya ve Yeni Zelandalılar, sonbaharda ise Avrupalı turistler yöreye ilgi gösteriyor. Hazirandan itibaren yerli turistlerle sokaklar dolup taşıyor. Kaş, Demre, Finike’den gelen günübirlik tekne turları köyde 45 dakikalık gezi molası veriyor.

Yazar Falih Rıfkı Atay’ın ‘Yeryüzündeki Cennet’ diye nitelendirdiği Kaleköy’e ilk 23 yıl önce Kaş’tan kalkan bir tekne turuyla gitmiştim ben de. Sonrasında hep Demre’den kalkan mavi tur tekneleriyle gittim. Şimdilerde köyün arka tarafına kadar uzayan, Üçağız Köyünden gelen bir yol da var ancak denizden gitmesi çok daha keyifli.

Bu küçük kara parçasına kayıkların sıralandığı iskeleden ayak basıyorsunuz. Büyük teknelerin yanaşabileceği bir limanı yok. Mavi tur teknesiyle geliyorsanız küçük tekneler sizi alıp Kaleköy iskelesine getiriyor. Adım atar atmaz, kendinizi benzersiz bir adaya gelmiş gibi hissediyorsunuz. Huzurun ve dinginliğin sesi var sadece.

İskele boyunca mütevazi lokantalar sıralanıyor. Hemen sol tarafta antik Likya lahitleri suyun içerisinde öylece duruyor, çevresinde ise yüzen Caretta kaplumbağaları. Şanslıysanız daha iskeleye adım atar atmaz Caretta görebilirsiniz. Yeryüzünde böylesi yer başka nerede var?

Eteğinden zirvesine dek merdivenlerin iki yanına sıralanmış evlerin hemen hepsi de taş. Düz damlı, iki ya da tek katlı yapıların hiçbiri diğerinin manzarasını kesmiyor. Evlerin geleneksel yapıdaki ahşap balkonların sardunyalar, begonviller süslüyor. Her birinin muhteşem Kekova manzarası var.

Oldukça dik merdivenlerin iki yanında köylüler ve çocuklar el işleri ürünler, bebekler, ev yapımı sabun, dağlardan toplanmış adaçayı, kekik, keçi boynuzu satıyor. Merdivenleri adımlayıp en üst basamağına gelince Simena Antik Kenti’nin girişine ulaşmış oluyorsunuz.

Simena Antik Kenti

Kaleköy’ü özel kılan şeylerden biri şüphesiz tarihi MÖ 4. yüzyıla kadar uzayan Simena Antik Kenti üzerine kurulmuş olması. Düşünün, geçmişi binlerce yıl önceye giden bir yerleşimin içerisinde köy hayatı sürüyorsunuz, üstelik inanılmaz berrak ve antik kalıntılarla dolu bir deniziniz de var!

Simena Antik Kenti’nin adı ilk kez MS 1. yüzyılda insanlık tarihinin ilk ansiklopedisini yazan Romalı Gaius Plinius’un eserinde geçiyor. Likçe dilinde yazılmış kitabe ve Aperlai’de bulunan gümüş sikkelerden, antik kentin tarihinin MÖ 4.yüzyıla kadar uzandığı anlaşılmış.

Likya Birliği’nde yer alan Olympos, Ksanthos, Patara, Pinara, Myra ve Tlos kadar güçlü olmasa da Simena, Roma devrinde komşuları Isinda, Apollonia ve Aperlai ile birlik oluşturarak Likya eyalet meclisinde tek oyla temsil edilmiş. Simena, Roma Dönemi yol kılavuz anıtlarında, Andriake ve Aperlai antik kentleri arasında yeri geçiyor.

19. yüzyıl seyyahlarından Fransız mimar ve arkeolog Charles Texier, Simena’yı ziyareti ile ilgili notlarında, birçok yapının hala ayakta olduğundan söz etmiş. Yine 19. yüzyılda bölgeyi ziyaret eden İngiliz Kraliyet Donanması Amirali Francis Beaufort, karadan ve denizden gelen tüm yollara hâkim bir kalesi olduğundan söz etmiş.

Simena’nın en ünlü yapısı iyi durumdaki Orta Çağ kalesi. İlk ziyaret ettiğim yıllarda herhangi bir müze gişesi yoktu, kale de antik kalıntılar da harap haldeydi. Şimdi bir bölümü restore edilmiş, giriş kapısı eklenmiş. Giriş ücreti dolayısıyla es geçilse de manzarası için girmeye kesinlikle değer.

Kalenin içine girdiğinizde, nefes kesen büyüleyici bir mavilik çıkıyor karşınıza. Kaş-Demre arası turlayan tekneler tam da önünüzden suda dalgalar bırakarak geçiyor. Durmadan fotoğraf çekmek istiyorsunuz.

Likya’daki tiyatroların en küçüğü, 7 oturma sıralı ve 300 kişi kapasiteli bir tiyatrosu var. Kalenin arka tarafında, çok sayıda lahitin sıralandığı nekropol alanı var. Kaleden bakıldığında, köyün sol tarafında sahilde suyun içine gömülmüş Likya tipi lahitler, mendirek ve yapı kalıntıları rahatlıkla görülebiliyor.

Zeze bunu beğendi.


To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
BegonviL isimli Üye şuanda  online konumundadır  

Sosyal Ağlarda Paylaş

Etiketler
antik, kenti, simena


Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler
Stil

Gönderme Kuralları
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Sart Antik Kenti İlkiz Türkiye Üzerindeki Tarihi Yerler 0 20 Eylül 2019 09:15
Sagalassos Antik Kenti kedisever Türkiye Üzerindeki Tarihi Yerler 1 13 Eylül 2019 16:57
İotape Antik Kenti İlkiz Türkiye Üzerindeki Tarihi Yerler 7 29 Temmuz 2019 12:34
Likya - (Kaleköy) Simena Antik Kenti - Antalya Asrevya Kendi Çekimleriniz 2 02 Ağustos 2018 14:10
Adana Sis Antik Kenti Blackdevil Akdeniz Bölgesi 0 20 Aralık 2017 16:11


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:35.