Forum Düzeni
Kullanıcı Etiket Listesi

Seçenekler
Seçenekler
Stil
Üyelik tarihi: 24 January 2019
Mesajlar: 2.141
Konular: 2073
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 35 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 55 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 104
Verilen Beğeni: 68
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 20
DeepSilence has much to be proud ofDeepSilence has much to be proud ofDeepSilence has much to be proud ofDeepSilence has much to be proud ofDeepSilence has much to be proud ofDeepSilence has much to be proud ofDeepSilence has much to be proud ofDeepSilence has much to be proud of

Standart Zengî atâ

18 September 2019
# 1
Türkistan'ın büyük velîlerinden. Ahmed Yesevî hazretlerinin ilk hocası Arslan Baba'nın torunlarındandır. Mensûr Atâ, Ahmed Yesevî hazretlerinin hocası Arslan Baba’nın oğlu idi. İlk terbiyesini babasından aldı. Ahmed Yesevî hazretlerinin terbiyesine teslîm edildi. Zâhirî ve bâtınî ilimlerde âlim oldu. Mensûr Atâ’nın 1197 (H.594) yılında vefâtında, oğlu Abdülmelik Atâ halîfesi oldu. Abdülmelik Atâ’nın da çok geçmeden vefât etmesi üzerine, oğlu Tâc Hoca babasına halîfe oldu. Tâc Hoca, 1199 (H.596) yılında vefât etti. Zengî Atâ, Tâc Hoca’nın oğluydu.
Üyelik tarihi: 24 January 2019
Mesajlar: 2.141
Konular: 2073
Cinsiyet:Bay
Seslenenler: 35 Mesaj(lar)
Etiketleyenler: 55 Konu(lar)
Alınan Beğeni: 104
Verilen Beğeni: 68
İlişki Durumu: Yok
Burç: Boga
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 20
DeepSilence has much to be proud ofDeepSilence has much to be proud ofDeepSilence has much to be proud ofDeepSilence has much to be proud ofDeepSilence has much to be proud ofDeepSilence has much to be proud ofDeepSilence has much to be proud ofDeepSilence has much to be proud of
Standart Zengi Atâ
20 September 2019
# 2
HAKKINDA YAZILANLAR

Siyah güneş! Zengi Atâ
İrfan Özfatura
Türkiye 19 Şubat 2004

Asyanın nurlu velilerinden Hakîm Atâ biraz esmercedir. Bir ara hanımının (Anber Ananın) içinden, “kocam siyah olmasaydı” gibilerinden bir düşünce geçer. Allahü teâlânın izniyle Hakim Atâ’ya mâlum olur, mânâlı mânâlı hanımına bakar, “sen beni beğenmiyorsun ama, benden sonra dişinden başka beyazı olmayan bir zenciye düşeceksin” buyururlar. Anber Ana pişman olur ve çok ağlar Ağlar ama neye yarar...

Hakîm Atâ vefâtına yakın, Harezm’de ilim tahsîl etmekte olan oğulları Muhammed ile Asgar Hoca’yı çağırtır. Onlara; “Ölümümden sonra gün doğusundan kırk ebdâl gelecek, içlerinde gözü zayıf, ayağı aksak bir siyahi vardır ki annenizi onunla evlendirirsiniz” emrini verir. Gerçekten bir süre sonra vefât eder ve bahsedilen cihetten kırk mübârek gelir. En arkada yürüyen bir garip vardır ki kıvırcık saçıyla, iri dudaklarıyla gözden kaçacak gibi değildir. Bu sevimli zenci Taşkent’i mekân edinir. Çobanlıkla meşgul olur ama davar sahibi değildir. Bir kuru değneğinden başka malı yoktur, sürü sahipleri ne verirlerse alır, kör topal geçinir.

Bu garip çoban nasıl bir işaret alırsa alır ve neyine güvenirse güvenir tam iddet müddeti bittiği gün Anber Ana’ya aracılar gönderir. Mübarek kadın görücülere pas vermez, “Ben Hakîm Atâ gibi zirvenin hanımı olmuşum, gayri kimseye varmam” der. Der ama daha cümlesini bitiremeden boynu tutulur. Günlerce sıkıntı çeker, yüzünü çevirmek için taa belinden döner. Ah o ağrılar, o elemler...

Hakim Atâ ne demişti?

Zengî Atâ aracıları tekrar yollar ve “Anber Hanım’a sorun bakalım” der, “bir gün hatırından ‘Hakîm Atâ esmer olmasaydı’ diye bir düşünce geçmiş miydi? Hakîm Atâ da bunu kerâmetiyle bilip “sen beni beğenmiyorsun ama benden siyahına eş olacaksın” demiş miydi?

Anber Ana’nın diyecek sözü kalmaz, takdîrin böyle olduğunu anlar. Nikâha râzı olur olmaz boynu açılır, ağrısı sızısı kalmaz. Zengî Atâ ile evlenir ve anlatılamayacak kadar saadetli günler yaşar. Çok çocukları olur, bunlar ulemaya, evliyaya katılırlar.

Zengî Atâ mânâ âleminde doruklara yürürken yine eskisi gibi çobanlık yapar, sürüsünü önüne katar Taşkent dağlarını adımlar. Hayvanlar uslu uslu otlarken o yayar seccadesini namazını kılar. Bazen boynunu büker, gözünü yumar. Kuzucuklar etrafını sarar ve hayran hayran ona bakarlar. Kimbilir belki de zikre katılırlar.

Bir gün eve dönmeli olmuştur. Kırda topladığı odunları denk yapıp sırtına vururken dört genç gelip selâm verirler. Onları her zamanki sıcaklığı ile karşılar, hâllerini hâtırlarını sorar. Delikanlılar “biz Buhârâ medreselerinde zâhirî ilimleri itmam (tamam) eyledik, lâkin şimdi bir gönül ehli ararız ki bize tesavvuf öğretsin” derler. Zengî Atâ; ayağa kalkar yüzünü dört bir tarafa çevirip şarkı garbı, şimali, cenubu koklar ve “sizin bu ilimden nasîbiniz, bizden başkasında değildir” buyururlar.

Yıllara malolan hata

Haydaaa!.. Şimdi sen dünyaca ünlü Buhara Medreselerinde yıllarca dirsek çürüt. Koca koca cildleri devir, onlarca âlim tanı, binlerce sahife ezberle, allı pullu icazeti beline koy ve... Karşına bir çoban (hem siyahi bir çoban) çıksın ve ders vermeye kalksın!

Manzara budur ancak gençlerden Uzun Hasan Atâ ile Sadr Atâ her gördüklerini Hızır bilir, “Cenâb-ı Hak nelere kadir değil ki” derler, “isterse ince ilimleri bir çobana verir.”

Diğerleri (Seyyid Ahmed Atâ ile Bedr Atâ) o kadar kolay teslim olmaz ama karşı da koymazlar. İşte bu tereddütleri yıllarına mal olur arkadaşları tesavvuf basamaklarında yükselip hallere sırlara kavuşurken onlar yerlerinde sayarlar. Uğraşırlar didinirler ama mesafe alamazlar. Zengi Atâ’yı incitmiş olmaktan korkar ve gidip Anber Anaya akıl sorarlar. Anber Ana klasik bir af dileme usulünden medet umar. Gece bir keçeye sarınıp Zengî Atâ’nın yolu üzerine yatmalıdırlar. Büyük velî sabah namazına çıkarken onları görecek ve acıyacaktır.
Zengî Atâ seher vakti, namaz için dışarı çıkar, yolu üstünde yatan karaltıyı fark eder ve durur. O anda Seyyid Atâ, yüzünü Zengî Atâ’nın ayağına sürerek af diler. Büyük velî ellerini açıp öyle içten bir dua ederler ki Seyyid Atâ’nın kalbi zikre başlar. Perdeler aralanır, mesafeler aradan kalkar.
Yesevî yolu, Zengî Atâ’dan sonra, Seyyid Atâ ve Sadr Atâ vâsıtasıyla devam eder. Bilahare Hâce Azîzân’ın (Pîr-i Nessâc diye anılan Ali Râmitenî’nin) sohbetleriyle şereflenir ve Silsile-i âliyye denen altın halkadan feyz alırlar.
Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 misafir)
 



Ticarî amaç gütmeden, maddî bir menfaat elde etmeden internet yayınlarına olanak sağlayan global bir paylaşım ağı olan ForumDenizi, adından ve vasfından da anlaşılabileceği üzere bir forum sitesidir. Forum siteleri, tıpkı sosyal medya ve interaktif sözlükler gibi 5651 sayılı kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının "m" bendine göre Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermekte olan, hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten platformdur.
5651 sayılı kanunun 5. maddesine göre yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Başka bir deyişle ForumDenizi üzerinden yapılan yazılı, görsel ya da işitsel paylaşımlardan doğabilecek yasal sorumluluk, mezkur içeriği paylaşan ForumDenizi üyesi gerçek kişilere aittir. İlgili kanunun anılan maddesinin 2. fıkrasında da çok açık bir biçimde öngörüldüğü üzere; yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdür.
Açıklanan hukuki dayanaklar temelinde, hak ihlâli iddiasında bulunan hak sahipleri İLETİŞİM linkinden yer sağlayıcı ForumDenizi yöneticilerine ihtarda bulunarak bahse konu hususu tebliğ etmeleri halinde incelemeler yapılıp, en geç 2 gün içerisinde gerekli işlemler tesis edilecektir.
5101 sayılı yasayla degişik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince ForumDenizi üzerinde telif hakkı bulunan MP3, video vb. eserlerin paylaşımı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hak sahipliği verilmiş olan MÜ-YAP tarafindan yasaklanmış olup, yasal işlem olması halinde, paylaşan kişi ya da kişilerin bilgileri gerekli kuruma verilecektir.