Ãh!
Koca bir ah kelimesi olurdum, eğer insan suretinde doğmasam bu dünyaya.
Ãh aldım, ãhımda alındı. Bu matematiğin sonucu yok üstelik.
Kötü biri değilim ama iyi biri olmak bazen işime gelmedi. Sakladım onu. Ne vakit ayyuka çıksa yara alıp kuyruğunu kıstırıp yurduna geri döndü.
Ãh edip beni ayakta uyuttu. Önümü görmez oldum.
Ãh diyorum ãh..
Bir ãh etsem ben, şu ağaçta bir yaprak oynamaz..
İnsan bazen o kadar garip hissediyor ki kendini aklındaki düşünceler birbirini izliyor ve o sadece müşahit gibi izlemekle yetiniyor. O düşünceler içinde onaylamayacağı birşey olsa bile 'dur bakalım sen orada' diyemiyor.
Adını bile bilemiyor insan. Düşünün nasılsın diye sorsalar verecek bir cevap bulamıyorsunuz bu halde.
Yüreğime bir yandan umut veren ve umudu aşılayan,
bir yandan da yaz günü kışı yaşatan meseleler var.
Aştığım ve aşamadığım yolları bir teraziye koyduğumda, o terazinin hassaslığı ben oluyorum.Ve yüreğim kaça bölünürse bölünsün etkim olmuyor.İyiye veremiyorum ağırlığımı.
Affet yüreğim.Affet, sana uçsuz bucaksız huzuru yine zerk edemedim.
İnsanlar size darbe atarak yeneceklerini ya da hiç olmazsa güçsüz düşüreceklerini sanarlar. Oysa kan en çok kaybedildiği ay daha çok çaba harcar vücut yerine giden bir damla için bin damla koymak adına.
Beni darbeler ne öldürdü ne süründürdü. İşte ben yine benim. Ve artık güzel günlere göz kırpıyorum.
Şiddetin her türlüsünden nefret ediyorum.
Kendi bölümüme başladığımda, her şeyi çok iyi öğreneceğim.
Dünyayı değiştirmek mümkün değildi ama kendimizden başlarsak, kendimizdeki birşeylerin değişmeyeceği inancını törpülersek belki kocaman bir bahçemiz olmazdı dünyada ama dikili bir ağacımız olurdu...
Bazen konuş(ul) mayacağımız o kadar çok şeyimiz var ki.. Anlatamıyorsun en yakınındaki insana bile.. Ben kimim ve neyi neden yapıyorum bile diyecek vakti bulamıyorsun kendine. Çünkü eğri ile doğru birbirine karışmış vaziyette oluyor.
Doğru yolu bilsen bile, yanlış olanı zevk verdiği için yapmaya devam ediyorsun.
Ediyorum.
Ediyoruz.
Kendi akıl karmaşanın içinde.. başkalarına da verecek bir aklın kalmasa bile akıl veriyorsun falan..
Hayat garip.. deneyimler garip.
Düşünceler daha da garip.
Bazı filmlerin ortak noktası, kusursuz görünenin arkasından mutlaka bir b*k çıktığı karakterler.
Gerçekte de böyle değil mi? Bir adam ya da kadın düşünün. Sevdiğine karşı en gaddar insan olabilir mesela en ters anında. Ama bir başkasına o kadar iyi dost ya da ne bileyim kardeş gibi oluyor ki insan şaşırıyor. Ben hangisini tanıdım diyor.
Ya da yine aynı insan belki anne-babasına çok vefasız ama sevdiğine çok merhametli oluyor.
Bir insan ama çok farklı rol modeller..
Hiçbirimiz kusursuz değiliz ama kusursuzu oynayan ama oynamıyormuş gibi yapan oyuncularla dip dibe yaşıyoruz. Uzun süre bu ikiyüzlülükle savaştım. Ama artık izin veriyorum. Benim canımı yakan gidip başkasına merhem olabilir ya da bana can olan gidip başkasının canını yakabilir.
İnsanları ve rollerini artık önemsemiyorum.
Nihayetinde bende oynuyorum. Kendimi gizliyorum. Hissizmişim gibi olmak için sevmediğim bu oyunun bir parçası olmak durumundayım....
Bir filmde de dediği gibi;
Hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz...
Bazen birşeyler oluyor. Ve elinden hiçbirşey gelmiyor. Bir zamanlar elinden her şey gelecek durumdayken artık sana olan biteni kabullenmek düşüyor. Nerden nereye be..
Kendini imha etmeye başlayan bir bombaymışım meğer. Onca gürültüden dolayı duyulmamış patlama sesim. Sadece acıtmışım.. Kanatmışım. Her yerim kan revan olmuş. Çünkü en çok ben parçalanmışım.
Gel sarılayım sana.![]()
Aslında gerçekten kötü ve anlamsız bir gün geçirmekteydim. Bir anda oda arkadaşlarım yurtta gidip konferans salonunda film izlemişlerdi-ben gitmedim çünkü o filmin ilkini izlememiştim- ordan bana patlamış mısır getirmişler.Onu yiyerek Lost Girl'in 5. sezonuna başladım. Sonra ödev grubum gündüz ki verdiğim ayar sonucu yaratıcı şeyler düşünmeye başlamışlar.
En güzeli , Nisan ayıyla ilgili F. ile konuştuk.
Bolca piknik, bolca gezi!
Ben biraz birikim yapmayı planlıyorum. Sanırım internetten biraz iş alıp yapmaya bakacağım.
Geçenlerde sınıf arkadaşlarıma pdf halinde kitap satıp bir kitap paramı çıkarmıştım. Öğrenciysen bazı şeyler farz oluyor.
Ya, bana karşı hiç olmadığı kadar söz dinleyen bir yapısı olmuş F'nin.
Bugün Evimin Kedisi diye kaydettim nasıl sevindi.
Sanırım yarın kahvaltıyı beraber yapacağız. İlgi isteğim vardı bugün ruh halimden ötürü gün içinde salça oldum kendisine o ayrı geçen 1 hafta onda birşeyleri çok değiştirmiş..
Suratını yediğim, üzdüm mü çok üzüyor, mutlu etti mi de huzura boğuyor.
Ama ben yine, sert yanımı göstermeyi ihmal etmiyorum. Ya inanabiliyor musun, ben demeden dersleri ve stajıyla ilgilenmeye başladı.
Neredeyse o uzak kalışımıza şükredeceğim. Bensiz hayatın anlamsızlığını kavramış, kaybetme korkusu yaşamış..
Bana daha "S*ktir git vb.." diyebileceğini sanmıyorum. Derse asıl sen git dediğimi gördü.
Kızıp küsmesine bile müsade etmedim, o üstümü karalayacaktı ben tümden sildim sen gördün içim 1 hafta boyunca nasıl yandı ama ona dönmedim.
Hadi araya biraz müzik ziyafeti sıkıştıralım..
Her şeye hile karışsa bile oyunu seversin
lkimiz de hiç ölmeyecek gibi gülersin
Duramazsan anlarım ben gencim ama ihtiyarım
Sende bu öyküyü noktalarım
Yar bana düşmanım ol gel
Düşür beni koynuna boğuver
Bu garibin ömrü sensiz geçer mi?
Bu arada pek sevgili kankam, suç ortağım beni sinir ettiği durumları pazartesi gününe kadar düzeltmezse onu kaybetmekten hiç çekinmeyeceğim.
Bu arada bu haftam yoğun geçecek.
Pazartesi günü Beyaz Evin Gizemi kitabının incelemesinin sunumunu yapacağım.
Salı günü, geçen hafta bir kısmını yaptığımız istismar ve ihmal konularından sonra, engelli çocuklara kendilerini korumaları nasıl anlatılır onu şöyle şeylerle aktaracağız.
1-Ben işaret dilini daha tam geliştiremediğimden bilen bir arkadaşımız işaret dili ile bir işitme engeli olan çocuğa işaret dili ile anlatacak. Bu videolaşacak.
2-Bir başka videoda, bir zihinsel engelli çocuğa ürkütmeden anlayacağı şekilde nasıl anlatılır onu ele alacağız.
3-Powtoon üzerinde görselli bir slayt ayarlayacağım. O da arkada geçecek diğer arkadaşlar da onu gösterecek.
Bu bitince 100 alırmışız beğendi de bizi ama daha fazlasını istedi.Duygusal istismara uğrattı bizi.
Hadi bir şarkı daha..
Ah tabi yarın çocuk ve oyun dersi için birkaç çocuğun oynamalarını gözlemleyip yazmam gerek.
O da aklımda.. Ama nerden bulurum o ayrı artık çocuklar dışarda pek oynayamıyor dışarısı çok güvenli değil.
Neyse işte, bugün anlamsız geçmiş olabilir biraz ama her gün de anlamlı olacak değil ya..
Yazarım yine.
O değil Rainer ölmemeliydi. Bo ile çok güzel olmuşlardı. Sevgili lanetli wanderer... :/
Biraz zaman tüneli yapayım...

400Beğeni(ler)






Olmuş bil.
Onu yiyerek Lost Girl'in 5. sezonuna başladım. Sonra ödev grubum gündüz ki verdiğim ayar sonucu yaratıcı şeyler düşünmeye başlamışlar.









Ağaç şeklinde