![]() |
Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
MFÖ'nün şarkısında söylediği gibi; "Ah Bu Ben Kendimi Nerelerde Bulsam, Çekilsem Sahillere Hayaller mi Kursam?" misali, kendimi sahil de buldum bugün. Şarkıyı da şuraya koyalım ki tam olsun. https://www.youtube.com/watch?v=dQnf1gNZ6eg |
Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
Bu fotoğraf burada durmalı. Günümün son fotoğraf karesi. Bol bol denizi içime çektikten sonra kitap okuduğum, penceresinden yine denizi seyredip ilham bulduğum ve bir şeyler yazdığım huzurlu mekan. https://i.hizliresim.com/eIlBcR.jpg |
Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
Hava kasvetli, bunaltıcı olabilir. Tamam işlerde sıkıcı. Hele bu aralar çalışmanın pek keyfi yok; maske, virüs falan derken tadı kalmadı hiçbir şeyin. Ama inancımız tükenmedi. Umudumuz baki! Güzel günler bizi bekler... İşe devam ;gulck; |
Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
Ne kadar çok biliyoruz her şeyi, Ne kadar çok israf ediyoruz kelimeleri... Hiç tanımadığımız, saniyelik gördüğümüz insanlar hakkında âhkam kesiyoruz. Eleştiriyoruz. Hem de o kişinin haberi olmadan, yanımızdan geçen 3-5 kişinin duyabileceği cinsten... Niye kimse kendi işine gücüne bakmaz ki. Tanısın, tanımasın olduğu gibi kabul etmez. Tanıdığın insanların iyiliği için önerilerde bulunursun o başka tabi. Ama hiç tanımadığı insanların görüntülerine niye takılır ki insan. Şekilcilik bu kadar önemli olmamalı. Bir elin beş parmağı aynı mı? Aynı değil diye kesin parmaklarınızı? Eşitleyin... Benzetin birbirine. İnsanlar da öyle... Hepimiz bir elin parmakları gibiyiz; Cinsimiz aynı ama şekillerimiz farklı. Boş verin şekli görüntüyü, içi nasıl içi... Ona bakın siz! Sizin içinizde ne yangınlar sönüyorsa, Kimbilir hiç tanımadığınız onca insanın ne derdi kederi var. Herkes kendi içini biliyor; Bir kendi görüntüsü güzel, Bir kendisi doğru... Yanlış! |
Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
Günlükcüm... Sana bak ne anlatıcam. Herkesin bir şeylere başlama hikayesi vardır ya. Kimisi sigaraya başlar ve gizli gizli içer onu saklar herkesten. Kendine özel hisseder belki bilmiyorum. Tamam kabul kötü bir örnek verdim. Sigarayla alakam da yok zaten. Hiç denemişliğim bile yoktur. Her neyse sana Türk kahvesine başlama hikayemi anlatayım. Bizde bir çay vardır bir de çay vardır. Yani memleketimde çay olduğu için yalnızlıkta da, kalabalıkta da bir tek çay içerler. Hem de en koyusundan tavşan kanı! Öyle yalnızlığa iyi gelen tarafıymış, kalabalıkla çay içilirmiş gibi sözlerde bilmezler öyle. Çayı buldular mı içerler. Her neyse... Çayı içerim ama aramam. Çayla öyle yakınen pek bağım olmadı. Bizim evde hiç Türk kahvesi alındığını görmedim. Görmediğimi geçtim imkansız. Bizde eskiden hiçbir misafir Türk kahvesi içerim diye sormadı. Tabi ben çocukluk ve gençlik dönemlerimdeyken böyleydi. Gençlik dediysem lise yıllarımda diyeyim. Lisedeyken de nescafe tüketirdik. Şu bildiğimiz 2'si bir arada 3'ü bir arada olanlardan. Şimdi diyorum nasıl içiyormuşum onları. 3'ü bir arada çok şekerli geliyor. Nescafe uykusuz gecelerimin içeceğiydi. Uykusuz gecelerimin sebebi tabi ki ders çalışmaktı. Okuldan geldiğimde uyur dinlenir gece ders çalışırdım nescafe yapıp. Nescafenin de hakkını ödeyemem şimdi :p Ama sonra üniversite yıllarımda Türk kahvesine olan ilgim arttı. Tek tük dışarıda içerdim. Çünkü bizim eve henüz girmemişti. Sonra bizim eve Türk kahvesi almaya başladım. Böyle kendime özel yapıp odama çekildiğimde benden mutlusu olmazdı. Sanki Türk kahvesini kimse bilmiyordu ve sadece bana özeldi. Türk kahvesiyle kendimi dost olmuş gibi hissetmedim desem yalan olur. Ama tabi bana özel demiştim ya. Günün birinde o özelliğini yitirdi. Bizim Taş Devri malikanemiz de Türk kahvesini keşfeden ben olmuştum ama ünü ve kokusu tüm ev halkına yayılmıştı. Bir anda çay dışında başka bir şey içilmeyen evimizde Türk kahvesi yapmasam alınan bir nesil ortaya çıkmıştı. Teknolojiyle yeni tanışan nesil gibi düşünün. Düşündünüz mü? Tam da onun gibi bir şey işte... Ve tüm büyü bozulmuştu. Bir de ben hazır elektrikli cezvelerde de sevmiyorum kahveyi. Tadını değiştiriyor. Ocakta ağır ağır pişireceksin kahveyi. En sevdiğim. Bu yüzden kahve içen sayısı arttıkça bana afakanlar basıyor ;tripp; Beklemeyi hiç sevmiyorum. Tabi bu kahveye özel bir durum değil bekletilmeyi sevmememden kaynaklı. Kahveyi halen daha bana özel olsun istiyorum. Ama değil biliyorum. Bu durum kahveden vazgeçme sebebim olamaz tabi ki! Çayı aramam gün içinde ama mutlaka o güne bir fincan Türk kahvesi sığdırmalıyım. Neyse çok uzattım günlükcüm. Böyle işte. Başka hikaye ve anılarda görüşmek üzere... https://i.hizliresim.com/5BDMUJ.jpg |
Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
Küçük notlar yazmayı seviyorum. Seninle eski yazdığım bir notu paylaşacağım Günlükcüm. Sabahları dağın o buz gibi soğuğunun kırağı gibi şehrin üstüne çökmesi ile yürekleri değil de bedenleri yaz sıcaklarının üstüne epey bir üşüttüğü aşikar. Üşümüş bir benden sonra, öğle sıcağıyla mayışmanın rehaveti üstüne bir kahve fena olmaz değil mi? Eee o zaman bu notta fena olmaz! https://i.hizliresim.com/rPUITk.jpg |
Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
Tüm hayvanları seviyorum. Köpekleri de... Köpekleri de diyorum çünkü bazı kötü anılarım sebebiyle hep bir ürkeklik var içimde yenemediğim. Az önce de o sevimli şirin şirin bakan köpeği çok sevmek istedim. Yanıma yanaşıp koklamaya başladı. Ürktüm. Aslında melül melül bakıyordu. Belki sevilmek istedi. Sev beni diyordu belki. Cesaretimi toplayamadım, yapamadım, sevemedim onu. Sırtını sıvazlayabilirdim yada kafasını okşayabilirdim. O an kalbimde hem korku hemde şefkat vardı. İki duygu aynı anda barınabilir miydi? Bende barınıyordu. Peki şefkat korkuyu neden yenmiyor? Kafamda yine bir sürü soru. O da hissetti belki bana dokunmadı baktı sevimli sevimli anlıyordu beni ama ben korkuma yenik düştüm. Anlayamadım onu. İş yerinden abi korktuğum için gönderdi köpeği. Üzüldüm. Aslında çok istiyorum bir köpeğim olsun. Köpek dostum olsun. Umarım bir gün. Belki... Kimbilir... |
Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
Dinlediğim bir olay üzerine... Eskidendi her şey. Şimdi herkeste bir sabırsızlık, Bir kıymet bilmezlik, Bir telaş.. Ne hoşgörü, ne anlayış ne fedakarlık kaldı. Görüyorsun, beğeniyorsun. Görücü usulü veya kendin. Bir yuva kurmak için adım atıyorsun. Araya kimsenin elinde olmadan dünyayı sarsan bir hastalık giriyor. Nikahını kıymışsın ama düğün yapamıyorsun virüsten. Ne karşı tarafta anlayış var Ne de sende. Sevgi bunun neresinde? Sevgi muhakkak orta yolu bulur. Sevgi yoksa terk edip gitmek kolay. Kanlı düşmanlı olmak sevginin kaçıncı satırı? Ya bir gün bile aynı hayatı paylaşmadan boşanmak. Özlemeyi bilmemek, Sabrı bilmemek, Beklemeyi bilmemek... Sorsan ikiside haklıdır. Sorsan ikiside kötü. Sorsan ikisi de haklıdır, ikiside haksız. Yargılamak kolay, Empati yapmak en zor olan. Peki ya saygı belki o hiç var olmamış bile. Evlenmek o da kolay, bir imza. Ama gerçek sevgiyi bulmak zor. Sevgi emek ister! Sevgi yolunda; Beklemesini de, özlemeyi de bilmek gerek. *** Üzülüyor insan böyle evliliklere/ayrılıklara şahit olduğunda. Neyse. Sevginin kıymetini bilenlerden olalım ve yolumuz sevginin kıymetini bilenlere çıksın hep. |
Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
Bu aralar çok duygusalım sanırım. Yine böyle her şeye duygulanan bir haldeyim. Okuduğum bir haber, gördüğüm üzücü bir kare ya da hatırladığım bir olay her şey istisnasız üzüyor bu aralar. Ve ben duygusallaşınca sanırım elim ayağıma dolanıyor. Tüm aksilikler beni buluyor ve üstüne daha da duygusallaşıyorum. Ben İstanbul'a gidecektim ve gittiğim gün dönecektim. Önceden olsa buna gülerdim. Şimdi üzülüyorum. Ama döndüğüme değil. Değmeyen insanlara haftalarımı, günlerimi, saatlerimi harcadığım için. Hayat öyle garip ki, geçmişte vakit geçirdiğim insanlardan ayrıldığımda üzülürken şimdi tam tersi o vakti harcadığıma üzülüyorum. Ve herkese yetmeye çalışırken yetemediğim insanları belki de farkında olmadan kırmış olabileceğim için ayrı bir hüzün kaplıyor içimi. Şunu çok iyi anladım ama İstanbul bana iyi gelmiyor. Bir anlam ifade etmiyor artık. Sadece kendime daha çok kızmama sebep oluyor. Kendimi hiç bu kadar yabancı hissetmemiştim bir şehre. Bir sene de çok değişmiş zaten. Ben gibi İstanbul'da değişmiş. Eskiden ne olursa olsun yaşarım diyordum. Şimdi o kocaman kuleleri görünce kendimi İstanbul'da değil de yabancı bir ülkede gibi hissettim. O kulelerin tepesinden bakan sanırım insanları değil arabaları bile karınca gibi görüyordur. Ben yerden yukarı bakınca bile boğulacak gibi oldum. Tek başıma koca şehri talan eden benin bir gün aynı şehirde kendimi yapayalnız hissedeceğim aklıma gelmezdi. Tabi bir de bulunduğum şehre taşınırken üzüldüğüm kısmı var. Hayatta bazı seçimler bizi üzerken gelecekte aslında bizim için doğru seçimler olabileceği aklımıza gelmiyor. Neyse. Böyle işte be günlük. |
Cevap: Bir gün daha eksildi ömürden
Günler birbirinin hep aynı gibi, Hep aynı rutin, Aynı telaş. Ya da benzeri... Ama o rutinin içinde varlığıyla bizi mutlu eden, kalbiyle huzur bulduğumuz ve kalbimizin ritmini değiştirenler olmasa günler hiç çekilir gibi değil. O rutinin içinde ki, tek mutluluk sebebimiz; günümüzün asıl anlam ve önemi de değil mi zaten? Ve ben yine yaramaz küçük çocuk sabırsızlığında, yine özlemlerdeyim... :kalpp: https://i.hizliresim.com/KaHANM.png ;sonbahar; https://i.hizliresim.com/TvIr0J.jpg |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:46. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.