Dünyanın çivisi mi çıktı, yoksa suyu mu çıktı bilmiyorum...
Bizim dönemimiz mi güzeldi, yoksa yüzyıl öncesi mi daha yaşanılırdı onu da bilmiyorum.
Cumhuriyetin ilanından sonra sanırım özgürlüğümüzün en çok berbat bir halde yaşanılır dönemlerinde olduğumuzdan hiç şüphem yok.
Hayatın her alanında her şey artık o kadar detaylarla, bıktırıcı şeylerle dolu ki.
Televizyonlarda haberlerde üniversite mezunlarının temizliğe gittiğini gördüğüm oluyordu.
Başka iş mi kalmadı temizlik en son yapılabilecek iş gibi gelirdi. Temizliğe gitmek sanırım oturduğun yerde yaptığın işten daha özgür bir iş gibi gelmeye başladı. İşini iyi yapıyorsan zaten sorun yok. Bedenen yorulsan bile, beynin ve zihnin özgür.
Her gün aynı insanlarla muhatap olmuyorsun. Tek çalışan sensin. Teksin. Ne ortalığı karıştıran, ne dönen dedikodular hiçbir şey yok. Teksin yani. Kendi hatandan mesulsün. Başkalarının hatalarından değil.
Belki de saçmalıyorum. Bilmiyorum. Ama şu virüs de yeterince hayatımızı, özgürlüğümüzü kısıtladığından beri hayat daha çekilmez bir hale geldi.
Çalışan insanların bir tek haftasonu var, o da evde geçmek zorunda.
Dört duvar arasına bizi değil, tüm hücrelerimizi, beynimizi, zihnimizi hapsettiler.
Kendimi yaşamak için bedel ödemek zorunda olan, bir mahkum gibi hissetmeye başladım.
Ya yaşamayacaksın öleceksin. Ya da yaşayabilmek için çalışmak ve o yaşamın bedellerini maddi olarak ödemen gerekiyor.
Çalışıyoruz, kazanıyoruz, kazandığımızı yine yaşayabilmek için vergilere, cebi yakan faturalara, her hafta artan zamlara, tedavisi bile bulunamayan bir hastalık için sağlığımıza yatırıyoruz. Ama yine dört duvar arasında sağlığımızdan oluyoruz.
Tam tımarhanelik! Dünyanın suyu mu çıktı bilmem dedim ya, dünyanın esas bu gidişle akla ihtiyacı olacak.
Ne kazandık? Ne kaybettik? Terazi de hangisi ağır gelir? Muamma...
Onlarca bilim insanından, bir kişi ya, bir kişi bile mi bulamadı bu virüsün ilacını. İlla ki bulan bir dahi vardır. Hani batının ilmi ve bilimi vardı? Nerede?
Bana bıkkınlık geldi. Uğraştırmayın artık kökten öldürün yada çıkarın şu ilacı yeter da.
Şimdi bir de mutasyonlusu falan çıkmış. Virüsü bilmem de, bu insanları biraz daha eve hapsederlerse, insanlık mutasyona uğrayabilir :/
Neyse düşündükçe içinden çıkamıyorum. Yazınca bile bir sıkıldım şimdi
Bizim dönemimiz mi güzeldi, yoksa yüzyıl öncesi mi daha yaşanılırdı onu da bilmiyorum.
Cumhuriyetin ilanından sonra sanırım özgürlüğümüzün en çok berbat bir halde yaşanılır dönemlerinde olduğumuzdan hiç şüphem yok.
Hayatın her alanında her şey artık o kadar detaylarla, bıktırıcı şeylerle dolu ki.
Televizyonlarda haberlerde üniversite mezunlarının temizliğe gittiğini gördüğüm oluyordu.
Başka iş mi kalmadı temizlik en son yapılabilecek iş gibi gelirdi. Temizliğe gitmek sanırım oturduğun yerde yaptığın işten daha özgür bir iş gibi gelmeye başladı. İşini iyi yapıyorsan zaten sorun yok. Bedenen yorulsan bile, beynin ve zihnin özgür.
Her gün aynı insanlarla muhatap olmuyorsun. Tek çalışan sensin. Teksin. Ne ortalığı karıştıran, ne dönen dedikodular hiçbir şey yok. Teksin yani. Kendi hatandan mesulsün. Başkalarının hatalarından değil.
Belki de saçmalıyorum. Bilmiyorum. Ama şu virüs de yeterince hayatımızı, özgürlüğümüzü kısıtladığından beri hayat daha çekilmez bir hale geldi.
Çalışan insanların bir tek haftasonu var, o da evde geçmek zorunda.
Dört duvar arasına bizi değil, tüm hücrelerimizi, beynimizi, zihnimizi hapsettiler.
Kendimi yaşamak için bedel ödemek zorunda olan, bir mahkum gibi hissetmeye başladım.
Ya yaşamayacaksın öleceksin. Ya da yaşayabilmek için çalışmak ve o yaşamın bedellerini maddi olarak ödemen gerekiyor.
Çalışıyoruz, kazanıyoruz, kazandığımızı yine yaşayabilmek için vergilere, cebi yakan faturalara, her hafta artan zamlara, tedavisi bile bulunamayan bir hastalık için sağlığımıza yatırıyoruz. Ama yine dört duvar arasında sağlığımızdan oluyoruz.
Tam tımarhanelik! Dünyanın suyu mu çıktı bilmem dedim ya, dünyanın esas bu gidişle akla ihtiyacı olacak.
Ne kazandık? Ne kaybettik? Terazi de hangisi ağır gelir? Muamma...
Onlarca bilim insanından, bir kişi ya, bir kişi bile mi bulamadı bu virüsün ilacını. İlla ki bulan bir dahi vardır. Hani batının ilmi ve bilimi vardı? Nerede?
Bana bıkkınlık geldi. Uğraştırmayın artık kökten öldürün yada çıkarın şu ilacı yeter da.
Şimdi bir de mutasyonlusu falan çıkmış. Virüsü bilmem de, bu insanları biraz daha eve hapsederlerse, insanlık mutasyona uğrayabilir :/
Neyse düşündükçe içinden çıkamıyorum. Yazınca bile bir sıkıldım şimdi


316Beğeni(ler)










Normal