Sen dünyanin çatisinda doğdun, dik başin, sert bakişin ondandi, mert doğdun anandan mert, o çağlarda analar mert doğururdu, düşman öldürür, av avlar kuş kuşlardin, ötüken ormanlari yatağin, tanri dağlari yaylağin, orhun nehri sulağindi, at üstünde ok gezler, çeri olup cenk eder, sonra ad alirdin atalarindan, törene hizmet etmedikce, ülküne katkida bulunmadikca, selengayi at la geçmedikce, düşmani titretip dostunu güldürmedikce ad alamazdin atalarindan, senin atalarin düğün etti kavgalarda, akinsiz kavgasiz günleri gün saymadi, bir zaman düşmana dehşetinden set çektirdin, zaman oldu önünde papalara diz çöktürdün..
Yillar yillari izledi töreni terk eder oldun, atani saymaz, öteni görmez, oldun biraktin örflerini, kökünü bilmez oldun, gün geldi evdeşini obandan almaz oldun, örgüledin saçlarini kokular sürdün yüzüne ipeklere büründün hep börkünü giymez oldun, hakimdin tutsak oldun, çok sürmedi tutsakliğin bastin çin sarayini kirk yiğidinle, ötükende kürşad iken sigenfu da ölmez oldun.
Yillar süre geldi berilere, bir sabah tarih sayfalarindan kolay silinmeyeceğini ve cihan tarihine türk ün ölmezliğini kilicinla tescil ettin,
bir ova, şafakla birlikte islamin ruh u ile şereflenen muzaffer gazilerin zafer neşideleri ile inlerken, diz çöküp önünde haçli senin tekbir sesini dinledi, at üstünde ok gezleyip dolaşan başi firtinali türk, düşmani koyun sayip kendini kurt bilen türk, bazen mevlana olup neyiyle birlikte ağladi, bazen yunus olup yüreğini aşk od una parça parça dağlatti.
Işte o gün bu gün, islam ahlak ve ruh u ile, türk ün irk i haslet ve gururu yoğrulup, birbirini perçinleyip müstesna bir hüviyet çikarmişti ortaya, bu müstesna hüviyetin sahibi müslüman türk, yeni bir devletin temelini atiyor yeni bir doğuş müjdeliyordu. Yeniden doğuşun muhteşem oldu, bir oba dan söğüt derler bir yerde cihangir bir devlet çikardin, hanlari kimi karadan gemi yürütüp çağ açti çağ kapadi bir elde, kimi çaldiran demedi misir demedi kapti üç hilal i savaşti çölde, kimi ziğetvar lar tayin ederken, kimide lale bahçelerinde def i gam edip kaplumbağa sirtinda devlet mum u söndürdüler.
Bu minval üzere harcadin yillarini, bir zaman daha geçti türklük öldü dediler, plevne önlerinde bir destan yazdin baktilarki ölen türklük değilmiş. Biraz daha beklediler bir kaç yil daha geçti aradan, hasta, hemde ölümcül hasta dediler, varip yurdunu pay edelim dediler, geldiler kavim kavim, mondoros dediler, sevr dediler ölmez irk i öldü bilip sönmez ruh u söndü bilip türk esir oldu dediler, önlerine islam in şehadet şerbetini içmek arzusuyla türk mücahitleri çikti bir şamar daha yediler.
Işte bu kavmin çocuğusun, sen eyyy ebet müddet devlet in ebet müddet savaşcisi, söyle şimdi neden böylesin, görüleni söylemeye dil varmaz, ne mümkün bilineni yazmak, kalem varmaz el varmaz, maddede ve manada nasil küçülmüşüz, basradan anadoluya kadar olan yerleri nasil sekiz günde terk edip gelmişiz, rumeli de olanlari anlatmaya gönül el vermez, neden bunler neden, ve en acisi bunlari sessizce sineye çekmek neden, neden bu aşağilik duygusu, bu zillet neden, neden bu hafiza noksanliği, neden bu unutkanlik ne zaman bitecek başkalarinin ninnisiyle başladiğin bu uyku, eğer uyumuyorsan ses ver ölümüsün ölümüsün türkoğlu.








Normal