[IMG]*********************f/0oG3BH.jpg[/IMG]
Dünyanın en güzel fotoğraflarından biriyle başlıyorum sözlerime, asıl çiçeklerle.
Ufak bir hikaye anlatayım ve hep dursun burada, hem huzurlu hem üzgün olduğum bir hikaye.
Fotoğraftakiler benim büyükbabam ve babaannem, 92 yaşında iki insan-dı, 75 yıldır birlikteydiler.
Şubat'ta pamuk babaannem bu dünyadaki huysuz ve tatlı kadın geçişini tamamladı, gidiyorum dedi ve gitti. Aniydi, hiç de bekletmedi. Sonra bu iki minnoş hayatlarında tanıştıklarından beri ilk defa bu kadar ayrı kaldılar, maksimum ayrı kalma süreleri büyükbabam okulda derse girip eve gelene kadar ki o süredir. İnanması güç gibi geliyor ama büyükbabam bir yere giderdi mesela en fazla yarım saat geçerdi ve babaannem ''neredesin?'' diye arardı. Şimdikiler tabii buna trip der, tavır der, boğuyorsun beni der ama o zamanlar nasıl dengeleniyorsa ''aşk'' diye bahsediyoruz.
92 yaşında da hep el ele, hep diz dize, hep göz gözeydiler. Birbirlerine ''güzelim, bitanem'' diye hitap etmekten de 75 yıldır hiç sıkılmadılar.
Ve 1 Ekim günü, 20 günlük yoğun bakım savaşını kaybetti büyükbabam. Direndi direndi ama onu özleyen biri de vardı, 7 ay ayrılık bu iki güzel için çok fazlaydı.
Evet bu dünyadan mükemmel bir büyükbaba, harika bir öğretmen ve eğitici, çok güzel bir baba ve efsane bir eş geçti. Canım büyükbabam, en sevdiğine, hayat arkadaşına kavuştu.
Üzüldük, ağladık ama bir yandan da mutluyduk. Kimse onlar için ''şunu da yapamadık'' demedi, ''şunu da göremedi'' demedi. 92 yıllık iki çınar geçti hayatımızdan, geriye kalan anılarımızın hepsi ömrüm yettiğince hep anlatacağım hikayeler olarak kâr kaldı yanıma. Bu kadar sevdiğiniz için teşekkür ederim. Sevgiyle büyüttüğünüz, aile kavramını içimize işlediğiniz için teşekkür ederim.
Sizi çok seviyorum ve bu devrin kapanışını hiçbir zaman unutmayacağım.

Eve geldiğinde, odaya girdiğinde babaanneme hep ''güzelim ben geldim'' diyen büyükbabam, aynı ses tonuyla senin yanına geldi huysuz babaannem.
Şimdi diz dize bizi izlemeye başlayabilirsiniz, çok kalp, çok sevgi.
Huzurla uyuyun.

Ben şimdi anılarımızı hatırlayarak uyuyacağım, uyuduğumuz her gecenin sabahı olduğuna güvenerek ve nasıl güvenebildiğimizi bilmeyerek uyuyacağım. Birinin omzuna böyle yaslanabilme hayaliyle de uyuyabiliriz. Bir insan ömrü kadar süreye bir aşkı sığdırabilme hayaliyle, arzusuyla da uyuyabiliriz. Dinlemeyi sevmekle dinlediğini anlamak arasındaki o çizgide sallana sallana da uyuyabiliriz. Ağzıma güzel kelimeler yakışmıyor, sesime gitmiyor sanki diye bir tezim vardı benim, bunu savunduğum için kendime güle güle de uyuyabilirim. Hangimizinki daha huzurlu bilmiyorum ama izlendiğimi hissettiğim her gün huzurlu uyumaya da söz vermiş olacağım artık. Bunu unutmamak için de elimden geleni yapacağım.
İyi ki sizin torununuz olarak dünyaya gelmişim, iyi ki köyümüze gelen suyun sevincini yaşarken bir ''Cansu'yumuz'' oldu diye sizi sevindirebilmişim.
Yine ellerimiz kalbimize gitsin, sağlık olsun çünkü gerisini sevgi halledebiliyor. Bugün sevgiye biraz daha çok inanalım.
Canımız kendimiz.
Not: Umarım hayatınıza böyle dokunabilecek birilerini bulur, kendinize omzunda bir yer edinir, gülümsersiniz.