Aslında yokluk bile kendi içinde bir varlıktır. Eksik nasıl var olmasın? Yokluğun varlığını bile hisseder insan.
Günümüzde insan iletişimleri ve ilişkileri yüzeysellik üzerine kuruludur. İnsan yaşamı öyle basitleşmiş ki herkes kendi derdine, popüler olmanın gayesine, kendi bencilliğine bakar. Özellikle akıllı telefon teknolojisi ve sosyal medya insanı iyice dış dünyaya duyarsız bir hale getirdi.
Anlaşılamaz ruhlara sahip olmak aslında; o mevcut derinliği diğer insanların fark edememesinden kaynaklı olarak tanımladığımız bir durum. Peki yanlış mı? Bence en güzeli.
En korktuğuna hep yakalanma ve sakınılan göze çöp batması konusunda ise aynen katılıyorum. Maalesef öyle oluyor. Bunun yanında derin ve detaylı düşünmek bazen insanı hatalara sürüklüyor, fark edebildiğinde geç oluyor.
Sonuç olarak; yalnızlık güzel ve sahicidir. Onu kucaklamalı. Hatta yazının altındaki ebediyetle ilgili son satırlarına ithafen ben de şöyle bir ekleme yapayım;
“Adını hatırlayan en son kişi de öldüğünde; sen hiç doğmamış olacaksın.”
Bu yüzden her zaman yalnız olmak bana göre daha büyük bir samimiyettir. Herkesle anlaşabilen ya da fazla kimsesi olan insanlar bana hep amaçsız ve anlamsız gelmiştir. Gideceğimiz yer yalnızlıksa, yolculuğu kalabalık geçirmenin var mı manası? Bunun tek bir istisnası vardır. Bu yalnızlığın kuytusunda bir gerçek çıkarsa insanın karşısına, ondan vazgeçmemeli, yalnızlığını paylaşmalı onunla. Vazgeçmek gerektiyse bile; "Onları kaybetsen bile içini bilirler mi?" Eğer gerçekten o, diğerlerinden farklıysa hiç şüphesiz bu konudaki düşüncem "Evet, kesinlikle bilirler." olacaktır.