Aşk; sadece fiziksel duyumsamaların reaksiyona dönüştüğü bir his değil, ne mutlu ki ona. Öyleyse görmeden de pek tabii ki aşık olunabilir. Olunabilir, ama ya sonrası? Bu gizem perdesi, bazen ilgi çekici bir başlangıca gebe olsa da beraberinde şüpheleri de getirecektir. Peki bu şüphe aşkla savaşıp aşkı yok edebilir mi? Elbette bu durumda yaşanacak gelişmeler belirleyici olacaktır.
Mesafeler aşka engel değildir. Ancak bir hissin, bir ilişkinin başlangıcı bu şekilde olsa da hep böyle devam etmesi de sağlıklı bir birliktelik olmayacaktır. Maazallah, fake'e denk gelebilirsiniz. ^^ Bu durumda platonik aşkları istisna tutarak; başlangıcı dijital platformlar üzerinden olabilse de, devamının somut anlamda gelmesi gerekir.
Gelin, farklı bir pencereden bakalım. Telefonda konuştuğunuz, fotoğrafına baktığınız, web kamerada görüştüğünüz bir insanla da aranızda mesafeler olmuyor mu? Böyle düşününce, evet dediğinizi duyar gibiyim. Öyleyse sizlere Yalın'dan gelsin. Hani aşkta mesafe yoktur falan, tamam. Ama dokunmak, sarılmak diye bi' şey de var. ^^
Şimdi tanımlarımızı yapıp, durum netlemelerimizi sağladığımıza göre geliştirdiğim düşünce akımının sonucuna gelelim. Bana göre bu noktada 3 level vardır.
1) İlk aşama: Gizemler, bilinmezlikler ve gizden gelen hoşlantılar. Hani @Hesnâ'nın tanıdığı arkadaşının 7 aylık birlikteliğinin; O'na saçma gelmesinin ana unsurunu oluşturan sebep. Taraflar birbirlerini hiç görmedilerse, sesli ortamda konuşmadılarsa sonuç "h.g harun abi" olabilir. Bilmeyenler için bir inci sözlük geyiğidir, açıklaması 6 saat sürer ama kısacası cinsiyet noktasında bile fake'e gelebilirsiniz. Sanırım bunu hiçbiriniz istemezsiniz. Öyleyse er veya geç, ama fazla da geç olmadan bu level geçilmelidir. Geçiniz efendim.
2) Gizem perdesinin aralanması: Taraflar hiç değilse birbirlerinin reel kimliklerini, neye benzediklerini, birbirlerinin seslerini duyarak klavye delikanlısı olup olmadıklarını (cinsiyetçi değil, mecazi bir söylemdir; zira klavyede aslan, telefonda kuzu olan tipler tanıdım.) öğrenirler. Bu durum güveni perçinlerken, şüpheleri de ortadan kaldırır ve ilişkinin temellerini sağlamlaştıracaktır. Böylece yukarıda da sözünü ettiğim; şüphenin aşkla savaşıp aşkı yenmesi olayını bertaraf etmiş olursunuz.
3) Yalın şarkısından verdiğim örnek: İşte geldik zurnanın "zırt" dediği yere. Uzak mesafe ilişkisi yürür mü? Yürür ulan. Siz hiç askere giden adamı bekleyen bir kadına "uzun mesafe ilişkisi yürümez, bitsin gitsin" diyen birini duydunuz mu? Ya da bu yüzden biten bir ilişki? Başka bir deyişle; evet, asker yolu beklemeyen sadakatsiz kadınlar olabilir örneğimizden gidersek. Ya da o süreçte cereyan eden farklı nedenler, sonuçlar. Ama bu durum, hiç "uzak mesafe ilişkisi" olarak tanımlanır mı veya tanımlanmış mıdır? Tabii ki hayır. Öyleyse uzak mesafe ilişkisi dediğimiz olay, aslında ilk level'ın geçilememesi ve şüphelerin atılamaması sorunsalıdır. Bu ilk level hakkını vere vere, ortada hiçbir kuşku bırakmadan geçilebildiyse 1 ay da beklenir 1 yıl da. Hele o ilk sarılma anının hayali var ya? İşte onun için bin yıl bile bekleyecek kudrette ve güçte bulursun kendini. Bu gerçekleşince, devamındaki sarılmayı bekleyerek ve özleyerek tüketirsin zamanı.
Yani bu tür konularda net ve keskin yorumlar yapmadan önce kavramların içini iyi doldurmak lazım. Ben naçizane doldurdum, eyorlamam bu kadar.
Biterken çalıyordu:
Yürür ulan. (bkz: http://www.forumdenizi.com/64452-post2.html)
İstisnalar kaideyi bozmaz. Sonuç olarak standart sapma her zaman vardır.
Türkiye'nin başı sonu kaç dakika ? Bir uçak biletine bakar.