Gemicilik arkeolojisi ya da batık arkeolojisi hem batmış, hem kısmen batmış, hem de günümüze değin batmaksızın ulaşmış gemi ve tekneleri, bu gemilerin inşa metodlarını merkeze koyan, sualtı arkeolojisi ve denizcilik arkeolojisi ile içiçe geçmiş arkeolojik bir alt daldır. Gemicilik arkeolojisi yalnızca gemi ve teknelerin imalat özellikleri, teknolojik değişimleri ve işlevleri üzerine odaklanmakla kalmaz, bunun ötesinde ticaret rotaları ve gemilerin kargoları gibi unsurları da incelemektedir. Alper Gölbaş, gemicilik arkeolojisi şöyle tanımlamaktadır;
"Gemicilik Arkeolojisi, özellikle gemilerin yapım teknikleri, inşada kullanılan malzemeler, gemide görev alan personelin kullandığı eşyalar (kürek, yelken, ipler, makaralar, dümenler, gemi fenerleri, halat ve hat ağırlıkları, çapalar vb.), gemilerin rotaları, batmış ise batış nedenleri gibi hem maddi kalıntıları hem de bazı fiili durumları inceler. Gemilerle ilgili yazılmış antik kaynaklar, çanak çömlek üzerine ya da duvarlara boya ile yapılmış, kazınmış-çizilmiş, bazen kabartma olarak yapılmış gemi tasvirleri gibi dolaylı buluntular da Gemicilik Arkeolojisi tara-fından incelenmektedir. Gemicilik Arkeolojisi, yalnızca gemileri değil, basit salları, kanoları, şişirilmiş deriden üretilmiş ulaşım araçlarını da inceler."
Buluntuların anlaşılması
Keith Muckelroy bir geminin ait olduğu büyük kültürel sistemin parçası olarak anlaşılması için üç başlık altında ele alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
  1. Bir ulaşım aracı olarak hizmet etmek üzere yapılmış, bir güç kaynağını işler hale getirmek için tasarlanmış bir makine olarak gemi. (Teknik yaklaşım)
  2. Askeri veya ekonomik sistemlerde bulunan bu sistemlerin varlık sebebini oluşturan önemli bir unsur olarak gemi. (İktisadi yaklaşım)
  3. Kendi hiyerarşisi, gelenekleri ve sözleşmeleri olan kapalı bir topluluk olarak gemi. (Sosyolojik yaklaşım)