![]() |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bu Mevtayı Nasıl Tanırsınız?
Giderken alkolden girdi komaya Meyhaneyi yurt sayardı bu deyyus Yemin eder 'pazar' derdi 'cuma'ya Ağustosu mart sayardı bu deyyus 'Ben dahiyim, eşim-dengim az' derdi İnat için 'zemheri'ye 'yaz' derdi Kuşa 'kirpi', kurbağaya 'kaz' derdi Kel sıpayı kurt sayardı bu deyyus Nasipsizdi iman, edep, ahlaktan Kin sağardı enayiden, ahmaktan Biraz daha alçak idi alçaktan Namertleri mert sayardı bu deyyus Tam sapıktı, şer yollara sapardı Heykel diker, ilah diye tapardı Abdestsiz her yöne secde yapardı Kıblegahı dört sayardı bu deyyus Türklüğe düşmandı, hep kin güderdi Yahudiye yaltakçılık ederdi Hristiyan ile yola giderdi Ermeniyi Kürt sayardı bu deyyus Görgü şahidiyiz, yalan çok hocam Tek güzel huyunu bilen yok hocam Geberip giden var, ölen yok hocam Doğruluğu dert sayardı bu deyyus |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Büyükler Bilir
Yalan dolan ile devran sürmeyi Biz ne bilek beyim büyükler bilir Milletin başına çorap örmeyi Biz ne bilek beyim büyükler bilir Rüşvet vermek rüşvet almak nasıl şey Hazineden para çalmak nasıl şey Terlemeden zengin olmak nasıl şey Biz ne bilek beyim büyükler bilir Erken palazlanıp erken ötmeyi Değirmenler kurup baş öğütmeyi Hele... meydan meydan adam gütmeyi Biz ne bilek beyim büyükler bilir Anlamayız kopya nedir, asıl ne Perde, sahne, solo, koro, fasıl ne Üçkağıtta erkan nedir usul ne Biz ne bilek beyim büyükler bilir Viski, votka çekip keyif çatmayı Dansöz kucağında stres atmayı Milleti bölmeyi, vatan satmayı Biz ne bilek beyim büyükler bilir Seyrettikçe ana-baba filmini Hissederiz baskısını zulmünü Lisans üstü maskaralık ilmini Biz ne bilek beyim büyükler bilir Adettir gerekmez malumu ilam Taklide günaydın, asıla selam Ne hınzırlık varsa hasıl-ı kelam Biz ne bilek beyim büyükler bilir |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Çektirirler Çekiyoruz
Ne çekersek deliden-kaçıktan çekeriz. Ve bir de yarımdan buçuktan çekeriz. Beri tarafta gözü gönlü kapalıdan Öte tarafta eti açıktan çekeriz. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Cevapsız Kalan Sualler
Yürü: duvar beton, otur yer beton Tavana bakarsın ' bakma der' beton - Yağmur kokan toprakların nerede? Ne çiçekler açar, ne kuşlar öter Yolların on adım ötede biter - Serbest gezen ayakların nerede? Her günü hasrettir haftanın ayın Hani ya bayramın, düğünün, toyun? - İlin, yurdun, konakların nerede? Gönlün gamdan göçer, gama taşınır Boş direkler boynu bükük düşünür - Dalga dalga bayrakların nerede? Deprem mi geçirdin, talan mı gördün? Kanlı haydutlara haraç mı verdin? - Obaların ocakların nerede? İnancın cezalı, yüreğin tutsak Konuşacak yerde çaresiz susmak - Dudakların, dudakların nerede? |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Dağ İle Sohbet
Hiç başın ağrır mı yoruldun mu hiç Birine küstün, mü darıldın mı hiç Sevdin mi, öptün mü sarıldın mı hiç Hasret nedir, ne değildir, de hele Neşeyi ne tartar, gamı kim ölçer Acı söz yarası kaç yılda geçer Beklemek acıdır ayrılık hançer Gurbet nedir ne değildir de hele Ormanın var, pınarın var, taşın var Dört mevsimde bulut saçlı başın var Bilmem ama bir uzunca yaşın var Mühlet nedir, ne değildir de hele |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Dağlara Deniz Ektim
Uykuları yatağıma bağladım Geceleri delip çıktım dağlara Ormanların kakülünü taradım Bulutlardan gömlek diktim dağlara Ağaran şafakta gördüm yarını Tuttum nakış nakış ördüm yarını Yağmur damlasına sardım yarını Dalga dalga deniz ektim dağlara Kartal kanadıyla biçtim gökleri Duru pınarlardan içtim gökleri Ya Allah diyerek açtım gökleri Demet demet ışık döktüm dağlara Hayal var ki hakikatten evladır Çile var ki çok nimetten evladır Sabır, şükür her ziynetten evladır Üçüncü gözümle baktım dağlara |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Demedi Deme
Korkuyorum belki yarın geç olur Geleceksen bir gün önce gelsene. Yaralıya yol gözlemek güç olur Geleceksen bir gün önce gelsene. Kar yağar, çığ düşer yollar açılmaz. Seller iner derelerden geçilmez Senet yoktur ömre vade biçilmez Geleceksen bir önce gelsene. Can kuşu kafeste durmaz demişler Kaçan kuş kafese girmez demişler Son pişmanlık fayda vermez demişler Geleceksen bir gün önce gelsene. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Doğmadan Önce
Sormuşlar “ezelde aşk var mı? ” diye Ben kalpten vuruldum doğmadan önce. İster azap deyin ister hediye Meçhule sürüldüm doğmadan önce. Yılmadan ben bana beni anlattım Günahı tövbeyle yıkayıp attım Ebed kapısında ölümü taddım Kefene sarıldım doğmadan önce. Gönlüme sevdanın güneşi doğdu Şüphe iklimimi ışığa boğdu İlk yağmurum Kâlûbelâ’da yağdı Bulandım duruldum doğmadan önce. Sevdim, sevgiliye giden yol uzun Şerbetini içtim ateşin, buzun Bazen girdabına düştüm sonsuzun Çok öldüm-dirildim doğmadan önce. Duydum ki var varmış, yok yokmuş güya Gerçeği alt etti gördüğüm rüya Kendi kopyam imiş meğer şu dünya Düşündüm, yoruldum doğmadan önce. Ezelde, ebedde aşkı gördüm ben Mezarda, mabette aşkı gördüm ben Gazapta, rahmette aşkı gördüm ben Aşk ile karıldım doğmadan önce. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Dokuz Yönlü Dert
Açılmış çığırdan dosta gidemem, Ayaklarım ize sığmaz.. ölürüm. Yaşarım, duyarım, tarif edemem; Düşüncem var, söze sığmaz.. ölürüm. El alır, göz görür, iş çıkar işten; Arsızlar doluyu doyurur boştan. İki gün misafir gelse bir kıştan, Doksan günlük yaza sığmaz.. ölürüm. Kara çıkar, ak’ı derin eşince; Gece uzun, uyku yoğun, düş ince.. Bir derdim var, yer götürmez düşünce; Bir derdim var, yüze sığmaz.. ölürüm. İriler “aşk” koydu açlığın adın; Diriler pisledi ölümün tadın. Zamana hükmeder üçbuçuk kadın, Gördüklerim göze sığmaz.. ölürüm. KARAKOÇ’um, bir sevdanın düşkünü, Deli-dolu gerçek yaşar, düş günü. Diriler var, çıplak gezer kış günü; Ölüler var, beze sığmaz.. ölürüm. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Dosta Doğru
İçimde uzayan her yol Çıkar gider dosta doğru Nergis. ıtır, menekşe, gül Kokar gider dosta doğru Zamanım yoğrulur gamla Birleşir sabah akşamla Ilık kanım damla damla Akar gider dosta doğru Gel bende gör, sen gel beni Durduramaz engel beni Görmediğim bir el beni Çeker gider dosta doğru Beynim fırın, bağrım tandır Yanarım hayli zamandır Sevgim bir yavru ceylandir Çeker gider dosta doğru Ne saklarım ne gizlerim Yalnızca onu özlerim Tabutta bile gözlerim Bakar gider dosta doğru |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Dua
Senin ak alnından gök gözlerinden Önce dallar sonra yapraklar öpsün. Eğilsin yıldızlar tutsun elinden Gecelerden sonra şafaklar öpsün. Aşk diyorlar en mukaddes hayale Ve sen de düşesin o sonsuz hale Hazdan dudakların olsun bir lale Güller, karanfiller, zambaklar öpsün. Sende kemal bulmuş renk, şekil, biçim Yaşamanın öz suyusun bir içim Olanca suların sağlığı için Seni her gün göller, ırmaklar öpsün. Kumral saçlarında nisan yağmuru Yazın ak yüzünden gölgenin moru Ağzından en serin, hem de en duru Kayalardan akan kaynaklar öpsün. Çimenler okşasın ayaklarını Çiçekler koklasın parmaklarını Ben öpmeden önce yanaklarını Varsın teller, tüller, duvaklar öpsün. Kıskançlık çakılı kazıktır serde Bölünsün bu rüya en tatlı yerde Seni canlı kullar öpmesinler de Kefenler sarılsın, topraklar öpsün. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Dün Gece
Çelik testereyle kestim suları Yıkadım duvara astım suları... Düşümde düşüme girdim dün gece Buluta yaslandım ışığı tuttum. Seni hatırladım, seni unutdum Kendimi kendime sordum dün gece Topladım yolları eyledim yumak Musalladan gayri görmedim durak... Durmadan düşünüp durdum dün gece Toprağı boyadım otlar ağladı Oturdum kalkmadım atlar ağladı... Tuttum yorgunlğu yordum dün gece Dertler gecikince gidip yokladım Yırtık bohçalarda umut sakladım Kırgınlık bağını kırdım dün gece Şişelerde mahkum çiçek kokusu Yağdı yüreğime renk renk korkusu... Yok yere yokluğu vurdum dün gece Ay doğdu gölgeler çöktü üstüme Hicran alev alev aktı üstüme. Gözümü yollarda gördüm dün gece Aydınlığa koştum karanlık çıktı Her sevgi, her vefa bir anlık çıktı... Güç-bela ben bana vardım dün gece Dosta şiir yazdım 'hatıra' dedim Belki bir dost gele otura dedim Gönlümü toprağa serdim dün gece |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Dönüş.. ..
Bunca yıldır bir hiçliğe Gittim sana geliyorum Yeter artık döne döne Bittim sana geliyorum Durdum ve düşündüm demin Baktım bu yol daha emin Ayrılmamaya bin yemin Ettim sana geliyorum Gözüm yaşlı gönlüm garip Yalvarayım dedim varıp Benliği benden çıkarıp Attım sana geliyorum Aşk tokmağı değdi örse Durmam gayri dünya dursa Dünden kalma neyim varsa Sattım sana geliyorum Bıraktım öfkeyi kini Oldum bir rahmet ekini Seni sevmenin zevkini Tattım sana geliyorum |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Duydun Mu?
Karagözlüm, kavuşmayı beklerken, Ayrılığın vakti geldi, duydun mu? Beraberce diktiğimiz çiçekler Açılmadan önce soldu, duydun mu? İçimde acıdan ırmaklar çağlar; Gözlerim yaş dolu, gönlüm kan ağlar. Tatlı hatıralar, sıcak sevdalar Hakikatsiz rüya oldu, duydun mu? Kara talih ile olunmaz yarış; Eğer küskün isen gitmeden barış Belki son ayrılık, belki son görüş Kavlimiz yarıda kaldı, duydun mu? Çok olur dağların karı-kıcısı, Böyle imiş alnımızın yazısı Bu mevsimsiz ayrılığın acısı... Ok vurdu sinemi deldi, duydun mu? KARAKOÇ’um, kalbim yara, dilim lâl... Ömrümün ufkunu sardı bir melâl Beslediğim umut, kurduğum hayal İçime ateşler saldı, duydun mu? |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Dörtgen
Kul o ki, nefsini yularla güde Mal o ki, bekçisin muazzez ede Dil o ki, her yerde hakkı konuşa Yol o ki, dosdoğru Allah(c.c.) ’a gide. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Ellinci Yıl Hesabı
Bağladım nefsimi zincir yulara Dünyayı duvara astım gel de gör Rahatı huzuru attım kenara Çileyi bağrıma bastım gel de gör Yürüdüm sel oldum, durdum göl oldum Mazluma, mağdura kıvrak dil oldum Zulüm sıcağında serin yel oldum Yürekten yürege estim gel de gör. Sonu hatırladım, ilki duyunca, Kula kul olmadım ömür boyunca! Hakkın zehirini içtim doyunca Batılın balına küstüm gel de gör. Ülfetim olmadı iriler ile Ağıla girmedim sürüler ile; Ölümden korkmayan diriler ile Selamı, sabahı kestim gel de gör. Aşk ceylanı emzirince sütünü Taşa çalıp, kırdım benlik putunu Düşmanımdır inkarcının bütünü Allah dostlarıdır dostum gel de gör. Bazı kötülüğü kovdum elimle Bazı kötülüğü yerdim dilimle Gücüm yetmeyince kendi halimle Haksıza buğzettim, küstüm gel de gör. Çıkar için laf davulu çalmadım Hiçbir yerden makam, rütbe almadım Bildimse söyledim, korkak olmadım Bilmediğim yerde sustum gel de gör. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Erzincan Depremi
Bir kara haberki zor konur adı Duyanın kırılır kolu kanadı Felek ikide bir atar tokadı Yazım der sineye çeker Erzincan Yazım der göz yaşı döker Erzincan Erzincan'da dağlar gökle öpüşür Yiğitleri ecel ile kapışır Çok katlı binalar yere yapışır Çöküntüde kalan candır Erzincan Toprağın emdiği kandır Erzincan Çok konuğun oldum içinden geçtim Ekmeğinden yedim, suyundan içtim Gönlüme ben seni bir mesken seçtim Şimdi o meskenin mezar Erzincan Dilim konuşmaktan bizar Erzincan Karakoç bu kırım bir gün yıkılır mı Hasletde vuslatda kurşun erir mi Sormayın rengini mor mu sarımı Al yeşilken şimdi kara Erzincan Almış yüreğinden yara Erzincan |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Ey Can
Ben sabit şeyleri sevmem ey can Sen Eğer beni dinlersen Çağlayan ırmak ol.. Ve gönül gönderine çekilmiş Nazlı nazlı dalgalanan Bayrak ol.. Ben karanlığı hiç sevmem ey can Vaktin her saatinde Her zaman Ağaran şafak ol.. Güneş ışıklarıyla ürperen çiçek Seher yeliyle ırgalanan Yaprak ol.. Ben bulanıklığı sevmem ey can Sen Yayla pınarlarından akan Sulardan berrak ol.. Göl olma, gölet olma, baraj olma Kanak ol.. Ben uykuları da sevmem ey can Uykulardan uzak ol.. Kış günü karları yarıp çıkan Beyaz bir gül Mavi bir zambak ol.. Ben zaafları da sevmem ey can Hakikatleri sarıp-sarmalayan Zaaflardan ırak ol.. Geri dur geri dur ey can Nefret sarayındaki sultanlıktan İlim ocağında çırak ol.. Sana tavsiyemdir ey can Zalimlerin boynunda süslü kravat olacağına Var bir garip ölünün üstünde Kefen ol Kimsesiz gelinlerin yüzünde Duvak ol.. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Şiire Dair
Şiir bir cennet bahçesi Girmeyene anlatılmaz. Cennet nedir, bahçe nasıl? Görmeyene anlatılmaz. Şair gülü, şükür gülü Yaprak yaprak dokur gülü Her mısradan fikir gülü Dermeyene anlatılmaz. İne gönül, kalka gönül Hep doğruya baka gönül Hak vergisi.. Hakk’a gönül Vermeyene anlatılmaz. Şiir toprak kokusudur Şiir damla damla sudur Ermişlerin duygusudur Ermeyene anlatılmaz. Şairler sultanı Yunus Her sözü yüz defa yumuş Aşk bağına dergâh kurmuş Varmayana anlatılmaz. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Şikayet
Yıldırımlar sağdım umut bahçeme Hasretimi yangınlarla süsledim Depremleri dost eyledim geceme Yüreğimde fırtınalar besledim Bekledim ki sen gelesin yanıma Gelmiyorsun yetti gayri canıma Kokuştu, acıdı, gazlaştı sular Bozuldu, değişti, yozlaştı sular Kurudu, savruldu, tozlaştı sular Bekledim ki sen gelesin yardıma Gelmiyorsun, ortağım yok derdime Boş dergahta tek dervişim, gerçek bu Yalnızlığa boş vermişim gerçek bu Sabır, sebat benim işim gerçek bu Silahımı kalemime yasladım Bekledim ki sen gelesin muradım Gelme gayri, kapıları kapadım |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
İtiraf
Sevgiliden sevgiliye hediye, Ayva gider, elma gider, nar gider. Sevenin yüreği bir renkli mevsim; Yağmur gider, rüzgar gider, kar gider. Işıklı saçların dökmüş beline, Bağladım gönlümü her bir teline, Ana, bir ben değil bu aşk yoluna, Topal gider, sağır gider, kör gider Fakir, zengin, yiğit, akıllı, deli... Bunların hepsi de sever güzeli, Baba, bu çığırdan ezel ezeli, Hasta gider, esir gider, hür gider. Sarıldım boynuna, öptüm yüzünden; Sevdim, ayrılamam kara gözlümden, Ah! Gardaş neyleyim gönül izinden, Herkes gitmiş, ben giderim, yar gider. Karakoç'um düşmüş gönül derdine; Can adaktır güzellerin merdine, Hey arkadaş, bu sevdanın ardına Şahlar bile tahtı, tacı kor gider. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
İsyanlı Sükut
Gitmişti makama arz-ı hâl için, 'Bey' dedi, yutkundu, eğdi başını. Bir azar yedi ki oldu o biçim... 'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını. Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı, Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı... Bir baktı konağa alttan yukarı, 'Vay' dedi, yutkundu, eğdi başını. Çekti ayakları kahveye vardı, Açtı tabakasın, sigara sardı. Daldı.. neden sonra garsonu gördü, 'Çay' dedi, yutkundu, eğdi başını. İçmedi, masada unuttu çayı; Kalktı ki garsona vere parayı, Uzattı çakmağı ve sigarayı, 'Say' dedi, yutkundu, eğdi başını. Döndü, gözlerinde bulgur bulgur yaş, Sandım can evime döktüler ateş. Sordum: 'memleketin neresi gardaş? ' 'Köy' dedi, yutkundu, eğdi başını. Yürüdü, kör-topal çıktı şehirden, Ağzına küfürler doldu zehirden; Salladı dilini... vazgeçti birden, 'Oy' dedi, yutkundu, eğdi başını. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Yolların Sonu
Bilir misin hancı,bu güne kadar Hanından kaç yolcu çıktı bu yola? Sıladan gurbete giden yolcular Kaç damla göz yaşı döktü bu yola? Getirmeden bu yolların sonunu, Kaç yolcu son durak yaptı hanını? Kaç yolcu bu yolda verdi canını, Ecel kaç yolcuyu çekti bu yola? Akar bir oluktan beş dağın karı, demişler adına 'hasret pınarı' Şu mezarı gölgeleyen çınarı Kimin için kimler dikti bu yola? Kaç aşık bu yolda zaman eritti, Kaç yorgun hanında terin kuruttu. Bu taşlı yol kaç çarığı çürüttü Kaç topuğun kanı aktı bu yola? Yollar kıvrım kıvrım,dağlar sıralı, Düşünürüm,yollar beni yoralı. Kaç ceylan iniyor böğrü yaralı Her gecenin seher vakti bu yola? Ben bilmedim gitti n'olur sen söyle, Bu yollar kararsız uzar mı böyle? Yar için iç çekip,karşıki köyde Hangi göz kaç sene baktı bu yola?.. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Yol .
Hayat kapısından tek tek Her giriş ecele doğru Toprakta sürünür bebek Her karış ecele doğru İster yürü, ister bekle İster çıkart, ister ekle 'Geç kaldım' diye gam çekme Her varış ecele doğru Ayaklar zemine değer Analar yavrusun döğer Kalpten damara kan yağar Her vuruş ecele doğru Yürü, koş, uyu, otur, kalk Yukarı bak, aşağı bak Dört yana dönmeyi bırak Her duruş ecele doğru Bir el yapar, bin el bozar Gün alçalır, gün uzar Önü kundak, sonu mezar Her yarış ecele doğru |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
İnsanların Dramı
Hilkatten bugüne her ne çektiyse Zekası kıtlardan çekti insanlık Hazar zamanıysa, sefer vaktiyse 'Gel'lerden, 'git'lerden çekti insanlık Putçular put dikip dünyalar vurdu Tezahürat arttı, tefekkür durdu Firavun emretti, Nemrut buyurdu Yürüyen putlardan çekti insanlık Küfür gemisinde hep kürek çeken Etrafa iftira tohumu eken Kula kulluk için yarışa ÇIKAN Tasmalı itlerdan çekti insanlık Aferine göbek atan, oy atan Hatasını sevap diye dayatan Masum gönüllere girip boy atan Zararlı otlardan çekti insanlık Gün geçmedi üç-beş Nemrut türedi Kötü günler kötülere yaradı Yitirenler yanlış yerde aradı Hit'lerden, bitlerdan çekti insanlık |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
İncitme
Gölgesinde otur amma Yaprak senden incinmesin. Temizlen de gir mezara Toprak senden incinmesin. Yollar uzun, yollar ince Yol kısalır aşk gelince Yat kurban ol İsmail’ce Bıçak senden incinmesin. Burdayım de ararlarsa Doğru söyle sorarlarsa Tabutuna sararlarsa Bayrak senden incinmesin. İl göçsün göçtüğün vakit Yol yansın geçtiğin vakit Suyundan içtiğin vakit Irmak senden incinmesin. Toz konmasın sakın sana Hakkı geçer halkın sana Gücenmesin yakın sana Uzak senden incinmesin. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
İkinin Biri
Can özünden besmeleyi çekende Dil yanmazsa ben yanarım sultanım Hak uğruna bir sefere çıkanda Yol yanmazsa ben yanarım sultanım Arzuhalim ulaşırsa divana Korkarım ki taban değer tavana Çiçeğimden zerre girse kovana Bal yanmazsa ben yanarım sultanım Göz utanır gönül dostu görünce Can tutuşur candan selam gelince Bülbül olup bir bahçeye girince Gül yanmazsa ben yanarım sultanım Aşıklık içimde doğduğu zaman Taş yanar göz yaşım yağdığı zaman Mızrabım sazıma değdiği zaman Tel yanmazsa ben yanarım sultanım Üzülmedim erkenine geçine Akıl yordum herşeyine hiçine Söküp yüreğimi atsam içine Göl yanmazsa ben yanarım sultanım Alev alev ruhta, canda bu ateş Bakmakla görülmez bende bu ateş Bırakılsa hangi günde bu ateş Yıl yanmazsa ben yanarım sultanım Dosta mektup yazma vakti gelirse Yazar postalarım kısmet olursa Mektubumun mahiyetin bilirse Pul yanmazsa ben yanarım sultanım |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Yeter Ki Gel
Üzülme her hafta gelemem diye Haftada olmazsa ayda gel canım. Üçyüzaltmışbeşi böl onikiye Sırala otuzu say da gel canım. Bekletme geciken müddet ziyandır Güzel kin,öfke,hiddet ziyandır Varsa gurur,kibir,şiddet ziyandır Onları orada koy da gel canım. Kitap aşk,masal der,yıkar bırakmaz Akıl "tedbir al" der çöker bırakmaz Korku "gitme kal"der çeker bırakmaz Sen gönül sözüne uy da gel canım. Yazı,güzü,kışı bahar zamanı Yaşadın bilirsin ki her zamanı Dinle rüzgarları seher zamanı Uzaktan sesimi duy da gel canım. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Yapabilirsen
Serçe kadar yok musun be Hadi uç uçabilirsen Akıl, izan, idrak sende Kader, seç seçebilirsen Alev dondu, akıl yandı Su uyudu, taş uyandı Ecel kapına dayandı Durma, kaç kaçabilirsen İşe el attı dayılar Çamura battı sayılar Köprüyü tuttu ayılar Yürü, geç geçebilirsen Bırak kalsın çeşme, kuyu Değiştir gel eski huyu Havada var olan suyu Buyur, iç içebilirsen Taksit taksit, adım adım Nedir yani, anlamadım Ev emanet, mezar kadim Hemen göç göçebilirsen Farkın var kuştan, sığırdan Gayret et, alma ağırdan Gitme köhnemiş çağırdan Çığır aç açabilirsen |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Yanan Sular
Elimle musluğunu açtığım sular yandı Yürüyerek içinden geçtiğim sular yandı Boyu üç yılı aşan sabır orucu tuttum İftar vakti olanda içtiğim sular yandı. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Yalvarış
Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor; Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. Her adımda bir engel var, salmıyor, Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. Mümkün mü bu yolda maksuda ermek? Mümkün mü sılada dost yüzü görmek? Aşığa ar gelir geriye dönmek; Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. Çekilmez bir şelek vurdun arkama; Şaşırdım yollarda kaldım, akşama. Umudum her zaman bakidir amma, Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. Sevip sevilmemek varsa kaderde, Hangi doktor ilaç verir bu derde? Hastayım, susuzum gurbet illerde; Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. Ey hanlar hanını halkeden Hancı! Bir yudum aşkınla doğdu bu sancı. Ey fakir ekmeği, Mümin inancı! Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Yağmur Yağar Gibi
Ormanlarda yuvasını yitiren Bir kuş görsem sen gelirsin aklıma. Beni alıp uzaklara götüren Bir düş görsem sen gelirsin aklıma. Gönlüm viranedir, yakılmış, yanmış Hayal mermerinde hatıram donmuş. Asırlar öncesi duvara konmuş Bir taş görsem sen gelirsin aklıma. Toprak, ağacın her hali güzel Gölgesi, meyvesi hem dalı güzel Nerede, ne zaman faydalı, güzel Bir iş görsem sen gelirsin aklıma. Acılmış bir çiçektir her gülen dudak Kılıfta tomurcuk zor gülen dudak Bir dostluk bakış ı, bir gülen dudak Bir diş görsem sen gelirsin aklıma. Yüreğinde deli taylar eş ınan Gam ilinden dert iline taş ınan Altmış yıl yaş ayıp bin yıl düş ünen Bir baş görsem sen gelirsin aklıma. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
ve Sonra
Kurudu sevgiler gönül tasında Her mevsim bir başka aldattı bizi Renkler başkalaştı gün ortasında Koyu bir karanlık öptü denizi Daraldı her sabah geniş ufuklar Aşkımızı gölgeledi bulutlar Yaprak yaprak daldan düştü umutlar Tüketti takvimler gençliğimizi Seneler yalancı çıktı düş gibi Tüm yazlar üşüttü kara kış gibi Mermere işlenmiş bir nakış gibi Dağıldı yüzlerce yokluğun izi Önce Gerçek dedik ve sonra Neden Bekledik bir daha gelmedi giden Uyandık en güzel düşü görmeden Aynalardan sorduk birbirimizi |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Tut Ellerimden
Sırat’tan incedir sevda köprüsü Beraber geçelim tut ellerimden. Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü Beraber uçalım tut ellerimden Gönüldeki birlik kalkandır dışa Aldırma ayaza, yele, yağışa Giden ilkbahara, gelecek kışa Beraber göçelim tut ellerimden. Birleşmek üzredir şafakla gurûp Korku beklenilmez kapıda durup İster zehir olsun, isterse şurup Beraber içelim tut ellerimden. Çağır hayallerin en ötesini Yakından duyarsın aşkın sesini Sonsuz mutluluğun penceresini Beraber açalım tut ellerimden. Hatırla kaybolan hatıraları Elmastan ışıklı, altundan sarı Zaman tortusundan işte onları Beraber seçelim tut ellerimden. Şüphe “başlangıç”tır, karar “nihayet” Zamanı zamana etme şikayet Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet Beraber kaçalım tut ellerimden. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Topraktaki Sevince
Al elmalar yeşil dalı eğince Yaprakların ucu yere değince Bak o zaman topraktaki sevince Hava bulutlanıp gök gürleyince Bir yağmur başlar ya inceden ince Bak o zaman topraktaki sevince Sevdalılar al kefeni giyince Kara yerler seni beni yiyince Bak o zaman topraktaki sevince |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Suları İslatamadım
Savaştayım elli yıldır Ömrüm geçti boşalt, doldur Anlamadım bu ne haldir Birgün silah çatamadım Suları ıslatamadım Ekin ektim başak yılan Kuşandığım kuşak yılan Yorgan akrep, döşek yılan Birgün rahat yatamadım Suları ıslatamadım Ne payem oldu ne sayem En doğruya varmak gayem Düşüncemdir tek sermayem Alan yoktur satamadım Suları ıslatamadım Yolum yokuş, izim ayrı Dilim yağsız, sözüm ayrı Bedenimden özüm ayrı Biri bire katamadım Suları ıslatamadım Talipli yoktur sevgiye Anlamadım, neden? Niye? Canlar gücenmesin diye Can attım gül atamadım Suları ıslatamadım |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Size Bıraktım
Bana Mevlana'yı, Yunus'u verin Mecnun'u, Leyla'yı size bıraktım Kırk yıldır susuzum, bir tas su verin Irmağı, deryayı size bıraktım Talipli değilim şöhrete, şana, Makamı, rütbeyi yük etmem cana Dostluk, sevgi, şefkat yetişir bana, Dövüşü, kavgayı size bıraktım. Zaman yoktur ekip, biçip, sürmeme Ham topraktan haram mahsul dermeme Bir tek gönül kâfi gelir girmeme Konağı, sarayı size bıraktım. Çokta değil, hakta buldum huzuru, İstediğim alınteri, göznuru Benliği, kibiri, iğrenç gururu Faizi, bankayı size bıraktım. Hiç biriniz telaş etmesin boşa Doyacak gözünüz toprağa, taşa.. Beni inancımla koyun başbaşa.. Topyekün dünyayı size bıraktım |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Sevdam ve Ben
Ey SEVDAM! Nerede kucaklaştık seninle, Ne zaman dolduk, ne zaman taştık seninle? Beklediğimiz sabahları görmeden Bak.. Bak işte mezara yaklaştık seninle. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Seni Aradım
Omuzumda sevda yükü Yollarda seni aradım Beste beste, türkü türkü Tellerde seni aradım Girdim yeşilden sarıya Sordum ölüye diriye Çiçeği verdim arıya Ballarda seni aradım Aşk yalımı girdi cana Gönlüm döndü gülistana Gece gündüz yana yana Küllerde seni aradım Yorulup demedim yeter Hasretin gözümde tüter Kerem'den, Mecnun'dan beter Çöllerde seni aradım Bahçem çiçek bağım gazel Birleşir ebedle ezel Ayırmadım çirkin, güzel Kullarda seni aradim Ulaşmak icin rahmete Katlandım binbir zahmete Karışıp söze sohbete Dillerde seni aradım |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Sen Varsın
Gönül tezgahında şiir dokudum İplik iplik nakışında sen varsın Aşk yolunun kanununu okudum Madde madde yokuşunda sen varsın Fikir vadisinden bir ırmak geçer Eğilir selviler suyundan içer Bağrında ay doğar zambaklar açar Sessiz sessiz akışında sen varsın Öz suyusun hayat denen şişenin Nedenisin keder ile neşenin Sevda cephesinde şehit düşenin Donuk donuk bakışında sen varsın Hep senin renginde görünür bahar Yaprakta yeşilin gülde kokun var Yama yama kalbimdeki yaralar Sıra sıra dikişinde sen varsın Gidip de yorulma çok uzaklara Sen; seni gel benim içimde ara... Umut güneşimin mor bulutlara Girip girip çıkışında sen varsın |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:52. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.