![]() |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Sen . ..
Sen : Çamlı dağlarda ağaran şafak... Sen : Duru gönüllerin nilüferisin Sen : Engin ovada sararan başak... Sen : Umut kaynağı, alınterisin Sen : Gökte yıldızsın, uykularda düş... Sen : Yeşil ekinsin sen beyaz gümüş.. Sen : Mavi denizsin sise bürünmüş... Sen : Sevda sırrının düğümlerisin Sen : Her güzelliğin canlı sergisi Sen : Kalb yarasının emin sargısı... Sen : Benim dileğim, Hakk'ın vergisi.. Sen : Gönlümde saplı aşk hançerisin Sen : Koyu gölgesin yaz sıcağında Sen : Olgun meyvesin dal kucağında Sen : Korsun, alevsin aşk ocağında Sen : Gadir Allah'ın şaheserisin Sen : Bensin gel gör ki ben sen değilim Sen : Benim düşünce ruhum ve dilim Sen : Benim gözlerim, ayağım, elim... Emin ol, sen bana benden berisin |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Say Bir Gerçek Say Bir Yalan
Ömür dediğiniz nedir Üç gün hilal, üç gün bedir Haftaya boş kalır sedir Say bir karış, say bir adım Geçti gitti, anlamadım Her türlü nimet sofrada Yığın yığın dert sofrada En uzun mühlet sofrada Say bir içim, say bir tadım Kaçtı gitti, anlamadım Denizde kayıktır umut Yaralı geyiktir umut Ürkek üveyiktir umut Say bir lokma, say bir yudum Uçtu gitti, anlamadım Dakikalar yazlık, kışlık Saatlarda mı yanlışlık İklim mevsim tek karışlık Say bir dondum, say bir yandım Göçti gitti, anlamadım Bembeyaz düşler topladık Bitmemiş işler topladık Bebek gülüşler topladık Hızar kurdu itimadım Biçti gitti, anlamadım |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Say Bir Gerçek Say Bir Yalan
Ömür dediğiniz nedir Üç gün hilal, üç gün bedir Haftaya boş kalır sedir Say bir karış, say bir adım Geçti gitti, anlamadım Her türlü nimet sofrada Yığın yığın dert sofrada En uzun mühlet sofrada Say bir içim, say bir tadım Kaçtı gitti, anlamadım Denizde kayıktır umut Yaralı geyiktir umut Ürkek üveyiktir umut Say bir lokma, say bir yudum Uçtu gitti, anlamadım Dakikalar yazlık, kışlık Saatlarda mı yanlışlık İklim mevsim tek karışlık Say bir dondum, say bir yandım Göçti gitti, anlamadım Bembeyaz düşler topladık Bitmemiş işler topladık Bebek gülüşler topladık Hızar kurdu itimadım Biçti gitti, anlamadım |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Mihriban Sarı saçlarına deli gönlümü Bağlamıştın,çözülmüyor mihriban Ayrılıktan zor belleme ölümü Görmeyince sezilmiyor mihriban Yar,deyince kalem elden düşüyor Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor Lambada titreyen alev üşüyor Aşk kağıda yazılmıyor mihriban Önce naz sonra söz ve sonra hile Sevilen seveni düşürür dile Seneler asırlar değişse bile Eski töre bozulmuyor mihriban Tabiplerde ilaç yoktur yarama Aşk değince ötesini arama Her nesnenin bir bitimi var ama Aşka hudut cizilmiyor mihriban Boşa bağlanmış bülbül gülüne Kar koysan köz olur aşkın külüne Şaştım karabahtım tahammülüne Taşa çalsam ezilmiyor mihriban Tarife sığmıyor aşkın anlamı Ancak çeken bilir bu derdi gamı Bir kördüğüm baştan sona tamamı Çözemedim çözülmüyor mihriban |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Mihriban ( Unutursun)
“Unutmak kolay mı? ” deme, Unutursun Mihriban’ım. Oğlun, kızın olsun hele Unutursun Mihriban’ım. Zaman erir kelep kelep.. Meyve dalında kalmaz hep. Unutturur birçok sebep, Unutursun Mihriban’ım. Yıllar sinene yaslanır; Hâtıraların paslanır. Bu deli gönlün uslanır... Unutursun Mihriban’ım. Süt emerdin gündüz-gece Unuttun ya, büyüyünce... Ha işte tıpkı öylece Unutursun Mihriban’ım. Gün geçer, azalır sevgi; Değişir herşeyin rengi Bugün değil, yarın belki Unutursun Mihriban’ım. Düzen böyle bu gemide; Eskiler yiter yenide. Beni değil, sen seni de Unutursun Mihriban’ım. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Maya
“Sılaya dön” diye mektubun geldi; Sılayı sılada yitirdim anam. Biten takvimlere sattım gençliği, Uykuyu rüyada yitirdim anam. Özü bulmak için indim derine; Geç değdi ellerim dost ellerine. Salınca gönlümü mahşer yerine, Dünyayı dünyada yitirdim anam. Öteyi ötede, burayı burda, Güneşin nurunu bir başka nurda, İsa’yı çarmıhta, Musa’yı Tur’da, Adem’i Havva’da yitirdim anam. Kapattım kapımı “of” ile ah’a, Açtım penceremi sonsuz sabaha.. Ağrımı, sızımı sorma bir daha, Onları orada yitirdim anam. Bu hiç, o herşeyden verince müjde, Silindi hayâller kalmadı gözde. Aşkım çiçek açtı yandığım közde, Aklımı, sevdada yitirdim anam. Ölçtüm ve düşündüm inceden ince; Sıyrıldı kılıftan “son” ile “önce” Mânâlar zihnimde şekillenince, Ben beni aynada yitirdim anam. Önce kökü dalda, dalı çiçekte; Çiçeği meyvede, meyveyi renkte; Var olan herşeyi bir çekirdekte, Onu da MEVLÂ’da yitirdim anam. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Saç Meselesi
Karlı dağlar gibi dik durur başı Bahar bulutuna benzer saçları Ayrı bir konudur kirpiği, kaşı; Yaralar bağrımı ezer saçları Kaç gönül takılı kalmış telinde, Dalgalanır omuzunda, belinde... Bazan ak gerdanda, bazan alında Yayladan yaylaya gezer saçları Yanakları çiçek açmış nar gibi, Gözleri çağşaklı bir pınar gibi. Göğsü mor sırtlara yağan kar gibi... İlla hepsinden güzel saçları , Bağlar ki esen yel atmasın diye, Görenler itiraz etmesin diye. Kimsenin gözüne batmasın diye Akşamdan akşama çözer saçları |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Sana Geliyorum Sana
Görmeden, doğduğum gecenin seherini Ellerim değmeden anama, Ve günah izi yokken dudaklarımda, Bebeklere has bir dille ağlayarak, SANA geliyorum SANA Çırılçıplak Köklerim sığmadı zamana; Silktim ham meyvelerimi utandım da, Bir garip ağaç oldum aşk ükesinde, Kutsal duygularınla donandım yaprak yaprak SANA geliyorum SANA Dal-budak Ne bir dürüm ekmek var heybemde Ne içecek suyum kana kana... Bir tutam umutla düştüm yollara, Bazan yürüyerek, bazan koşarak SANA geliyorum SANA Yalınayak Yollar uzadıkça yük ağırlaştı, Ateş düştü gönlümdeki harmana Bıraktım ağrıyı, sızıyı bir yana; Hasretinden ipil ipil yanarak, SANA geliyorum SANA Bir avuç toprak Seyrettim uzaktan benliğimi ki, Et, kemik, kan değilmiş manâ Habibin hakkına, İsmin hakkına Af dilemek icin ağlayarak, SANA geliyorun SANA Ya HAKK.. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Saati Yok Eremi Yok
Aşktan yana söz duyunca, Ben hep seni düşünürüm. Uçsuz hayaller boyunca, Ben hep seni düşünürüm. Yıldızlar kayar yüceden; Renkler sıyrılır geceden; Yüreğim sızlar inceden; Ben hep seni düşünürüm. Aklın ucu değer hiçe; Yol ararım içten içe. Kainat uyur sessizce, Ben hep seni düşünürüm. Korkunun bittiği yerde Haz duyarım perde perde. Bir mezar görsem bir yerde, Ben hep seni düşünürüm. Zaman hep sonsuza akar Meyve dökülür,dal kalkar. Çiçekler bakar bakar, Ben hep seni düşünürüm. Rüzgar eser ilden il'e Sağlıkta bitmez bu çile. 'Var'dan öte 'Yok'ta bile Ben hep seni düşünürüm. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Postacı
Eylen bir haber ver, acele gitme Sevgilimden mektup var mı postacı? Yok deyip de beni perişan etme Sevgilimden mektup var mı postacı? Tel çekmiştim giden ayın üçüne Cevap gelmez korku düştü içime Karıştır çantayı bir bak içine Sevgilimden mektup var mı postacı? Uykumu dağıtan korkulu düşler Gün biten her gece yeniden başlar Ber evet dünyayı bana bağışlar Sevgilimden mektup var mı postacı? Hiç haber çıkmadı on pazar Beklerim saatler yıl kara uzar Zarfının üstünde KARAKOÇ yazar Sevgilimden bir haber var mı postacı? |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Nöbetçinin Vukuatı
Yüzbaşım, garajda nöbet tutarken Hatırıma sıla düştü bu gece Güngören'in horozları öterken Gönül kalktı yola düştü bu gece İçinde dışında yoktur yalanı Anlatayım dur başıma geleni Bir yar için düşüncemin olanı Sapanca'da göle düştü bu gece Bozhöyük'e vardım Güllü kadına Fal açtırdım Ülker'imin adına Gelin olmuş bak şu işin tadına Bizim kısmet ele düştü bu gece Kırk yıl geçse unutamam bu günü Olmuş bitmiş sevdiğimin düğünü Hep çözülmüş sırrımızın düğümü Maceramız dile düştü bu gece Kalbime ateşten vurdular yama Perişan bir halde döndüm kıtama Karakoç bildiğin KARAKOÇ ama, Bilmediğin hale düştü bu gece |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Noktada Zaman
Gönül kurşun yemiş yaralı ceylan Döndüğü noktadan bin yıl uzakta Yürek ateş düşmüş kuru bir harman Yandığı noktadan bin yıl uzakta Ne nişan bozulur, ne düşer tetik Zaman kanlı tezgah,acılar mekik Umut yavrusunu yitiren keklik Konduğu noktadan bin yıl uzakta Şans ne ki? Bir doğar,ölür bin kere En güzel arzular kalır mahşere Sevginin meyvesi dalından İndiği noktadan bin yıl uzakta Çıkar oyunbazlar ikbal katına Tepeler dağları alır altına Dostluk sürücüsü vefa altına Bindiği noktadan bin yıl uzakta Esasta her canlı mutlak bir ceset Dünyamız soluyan ufak bir ceset Evren teneşirde çıplak bir ceset Yunduğu noktadan bin yıl uzakta |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Müzelik Şiir
Yürüyen heykellerle aynı müzedeyim ben Konuşan mumyalara kimden söz edeyim ben Fikren işkencedeyim, ruhen cezadayım ben Korkaklığın sükûtu kol geziyor her yerde Sanki tek başımayım, tek kişilik mahşerde. Putların gölgesinde dans eder akbabalar Söz sokakta dolaşır, öz zindanda çabalar Atılan ucuz safra selâmlar, merhabalar En temiz topraklara gül eksem mantar biter Yollar sırat köprüsü, durmak düşmekten beter. Kaybettim mesafeyi, zamandan uzaklaştım Sevgi diye sarıldım, isyanla kucaklaştım Ne kendimden kurtuldum, ne kendime yaklaştım Toprağın üstü mezar, zevke dalmış ölüler Can sıkmaya yetiyor canlı kalmış ölüler. Fuhuş yuvası sanki en görkemli binalar Çamur evlât doğurur taş yürekli analar Resmen hak tevzi eder hakkı boğan canavar Koşanlar, yarışanlar.. dehşet ötesi dehşet Akıl karaya vurdu, gırtlağı geçti vahşet. Meydanlar tıklım tıklım, caddeler salkım-saçak Kölelik histerisi yayılmış köşe-bucak Elli tane hokkabaz, elli milyon oyuncak Müdür ve müdüriçe müzenin bekçileri Aferine çalışır düzenin bekçileri. Mülkü kazanan ayrı, tasarruf eden ayrı Hisseler neden farklı, hak, hukuk neden ayrı? Hasta yaşar deniyor, baş ile beden ayrı Mantık yürütmek yasak, itiraz eylemek suç Neşe-eğlence cinnet.. yatıp uyumak korkunç. Güvenmek aldanmaktır.. ölçü-tartı izafî Mert-namert, güzel-çirkin, eksi-artı izafî Çoğunun cebindeki kimlik kartı izafî Kim kimdir? Kim kim değil? Anlamak ve bilmek zor Oynanan komediye gül diyorlar, gülmek zor. Figüran heykeller var kül tablası boyunda Yediyüz göbek atar dakikalık oyunda İşlenen her günaha kurtta ortak, koyun da Kalmışım ara yerde, tozdayım, dumandayım Kirli bir mekândayım, iğrenç bir zamandayım. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Noktada O Zaman
Gönül kurşun yemiş yaralı ceylan Döndüğü noktadan bin yıl uzakta Yürek ateş düşmüş kuru bir harman Yandığı noktadan bin yıl uzakta Ne nişan bozulur, ne düşer tetik Zaman kanlı tezgah,acılar mekik Umut yavrusunu yitiren keklik Konduğu noktadan bin yıl uzakta Şans ne ki? Bir doğar ölür bin kere En güzel arzular kalır mahşere Sevginin meyvesi dalından İndiği noktadan bin yıl uzakta Çıkar oyunbazlar ikibin katına Tepeler dağları alır altına Dostluk sürücüsü vefa atına Bindiği noktadan bin yıl uzakta Esasta her canlı mutlak bir ceset Dünyamız soluyan ufak bir ceset Evren teneşirde çıplak bir ceset Yunduğu noktadan bin yıl uzakta |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Köroğluna Dair
Benden selâm olsun Koç Köroğlu’na, Şimdi devir başka, zaman değişti. Karga konar kır atların beline, Arpa bulunmuyor, saman değişti. Gayri ne Kenan var, ne Demircioğlu, Tarihe karıştı, Ayvaz’la Hoylu, Herkes Bolu Beyi, her taraf Bolu, Yiğitlik kalmadı, insan değişti. Sır tutmuyor suya giden testiler, Kılınçları müzelere astılar, Çamlıbel’in çamlarını kestiler, Dağlar çıplak kaldı, orman değişti. Kale yoktur, ok atılmaz burçlardan, İnsanoğlu yüksek uçar kuşlardan, Boz tavşanlar haraç alır kurtlardan, Erlik başkalaştı, meydan değişti. Kervan geçmez, uçurdular hanları, Hile satar asrın bezirgânları, Banka kurup biriktirdik kanları, Dertler yenilendi, derman değişti. Tad bozuldu, küp kokutur turşular, Haydutlara yatak oldu çarşılar, Şişkin cüzdan bin belâyı karşılar, Boynuzlar göz oldu, kalkan değişti. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Kırkıncı Yıl Hesabı
Uykuları harman ettim, savurdum Bir mübarek düş aradım kırk sene. Ne usandım, ne yoruldum, ne durdum İçi doğru dış aradım kırk sene. Çıktım dağ boş, indim baktım ova boş Toprak garip, su tedirgin, hava boş Nere gitsem dallar kırık, yuva boş Yumurtada kuş aradım kırk sene. Aşk yükünü indirince arkamdan Doğmadık bebekler tuttu yakamdan Hesap-kitap ettim kaçtım rakamdan On yitirdim, beş aradım kırk sene. Binalar yükselir: Gözyaşı, kin, kan... Koymuşlar adını “uygarlık, ümran”! Yükseklerde, midelerdir hükümran Alçaklarda, baş aradım kırk sene. Gönül penceremi dünyaya açtım Baktım manzaraya, ben benden geçtim... Ucuzdan tiksindim, kolaydan kaçtım Belâsı çok iş aradım kırk sene... Birbirinden çürük çıktı seneler Öz yiğidi az doğurdu analar Hayâl oldu gönlümdeki binalar Temel için taş aradım kırk sene. Adı “devrim” oldu avrat soyarak Denge kurdu toklar açı yiyerek Aptallara ibret olsun diyerek Solucanda diş aradım kırk sene. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Kırkıncı Yıl Hesabı
Uykuları harman ettim, savurdum Bir mübarek düş aradım kırk sene. Ne usandım, ne yoruldum, ne durdum İçi doğru dış aradım kırk sene. Çıktım dağ boş, indim baktım ova boş Toprak garip, su tedirgin, hava boş Nere gitsem dallar kırık, yuva boş Yumurtada kuş aradım kırk sene. Aşk yükünü indirince arkamdan Doğmadık bebekler tuttu yakamdan Hesap-kitap ettim kaçtım rakamdan On yitirdim, beş aradım kırk sene. Binalar yükselir: Gözyaşı, kin, kan... Koymuşlar adını “uygarlık, ümran”! Yükseklerde, midelerdir hükümran Alçaklarda, baş aradım kırk sene. Gönül penceremi dünyaya açtım Baktım manzaraya, ben benden geçtim... Ucuzdan tiksindim, kolaydan kaçtım Belâsı çok iş aradım kırk sene... Birbirinden çürük çıktı seneler Öz yiğidi az doğurdu analar Hayâl oldu gönlümdeki binalar Temel için taş aradım kırk sene. Adı “devrim” oldu avrat soyarak Denge kurdu toklar açı yiyerek Aptallara ibret olsun diyerek Solucanda diş aradım kırk sene. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Küçük Sınav
Ana, baba vesiledir ortada; Kim gönderdi? Nasıl geldin? De hele. Et, kemik, kan mevcut durur mevtada Eksilen ne? Niye öldün? De hele |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Korku ..
Ben deliden çok kurnazdan korkarım Cahilden ziyade yobazdan korkarım Bedenimdeki hastalıklardan değil, Adalete düşen marazdan korkarım. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Kesit ..
Gözlerim yollarda serili kilim Yüreğim denizde bir garip balık Yaralı kekliktir ağzımda dilim Ben kendi türkümü anlamam artık Dağa kaçmış ceylan güldeki koku Şahin umutlarım inmez havadan... En rahat yatakta uyumaz korku Su doldurur kan içerim kovadan Aydınlık noktadır derin kuyuda Sabahsız geceler ömrümü aşar... Girse kuğularım boğulur suda Çile bende doğar dert bende yaşar |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Kesit ..
Gözlerim yollarda serili kilim Yüreğim denizde bir garip balık Yaralı kekliktir ağzımda dilim Ben kendi türkümü anlamam artık Dağa kaçmış ceylan güldeki koku Şahin umutlarım inmez havadan... En rahat yatakta uyumaz korku Su doldurur kan içerim kovadan Aydınlık noktadır derin kuyuda Sabahsız geceler ömrümü aşar... Girse kuğularım boğulur suda Çile bende doğar dert bende yaşar |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Konuşma
O dedi ki: Bir gün bana gönül verdin 'Aşktır benim mayam' derdin Sonsuz bir hisle severdin Aklında mı? Ben dedim ki: Aşktan yana, histen yana Gayri sual sorma bana Belki dün bilirdim ama Unutmuşum! O dedi ki: Yüreğime ektin bir köz Yaralarım oldu göz göz Yemin edip verdiğin söz Aklında mı? Ben dedim ki: Yanan yakar iyi bil ki Ben de yaralıyım belki Unutmak ayıp değil ki Unutmuşum! O dedi ki: Yalan söylemezdin yani Unutmam derdin sen beni Sormak suç olmasın yani Aklında mı? Ben dedim ki: Hangi yalan, hangi gerçek? Meyvesini yedi çiçek Soru sorma, cevabım tek; Unutmuşum! O dedi ki: Mühürledin dudaklarım Düğümün kalpte saklarım Mektup yazan parmakların Aklında mı? Ben dedim ki: Ne mühür kaldı, ne senet Er-geç kopar cürük kenet Uçmuş akıl denen meret Unutmuşum! O dedi ki: Beni, benden almıştın da Çokla sen ben olmuştun ya Gerçek sevgi, yalan dünya Aklında mı? Ben dedim ki: Vazgeç gayri iş yok bende Yitirmişim seni, sende Kimin nesisin, adın ne? Unutmuşum! Ve bilenler dediler ki: Aşk da, söz de yalan imiş Akıl işi değil bu iş Ve sonra hatırladık ki Sevenler hep boşa sevmiş.. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Hudut Taşları
Bu bulanık hava,bu toprak bu su Beni benden beni senden ayırır Bu sabahsız gece bu düş bu uyku Beni benden beni senden ayırır Doğmadık güneşin aydınlığında Uzarsa gölgeler dost kılığında Şüphe keleplenir gönül çığında Beni benden beni senden ayırır Doğrultmak istersem kırılır dallar Sınadım zamana sığmadı yıllar Bu dikenli yollar bu taşlı yollar Beni benden beni senden ayırır Sevgi bulutundan rahmet damlası Düşmeden ayrılık doldurur tası Yoğun maddelerin ince manası Beni benden beni senden ayırır Sen aşka hiç dersin bense hayata Kimbilir belki de bendedir hata Bu dalgalı deniz bu yanlış rota Beni benden beni senden ayırır |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Hepsi Bizim Kesemizden
Müdür, bakana yağ yakar; Tel parası kesemizden. Teri bile şipir kokar; Gül parası kesemizden. Kahvaltısı kaymakla bal, Sepet sepet muz, portakal... Viski içer, yüzü al al; Yal parası kesemizden. Hanım berberde kırıtır; Kızı terzide sırıtır; Her gün bir makam donatır; Çul parası kesemizden. Fakir gelir ters ters süzer; Torpilliye fıstık ezer; Metresine mektup yazar, Pul parası kesemizden. İskoç giyer, Salem içer; Sekreterle dalga geçer; Sık sık yolluk alır uçar, Yol parası kesemizden. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Hayal ve Gerçek
Ay ışığı pencereden girende, Senden yana hayâl kurmak ne güzel. Ya bir otobüste, ya bir trende, Gurbet ilden sana varmak ne güzel. Aşkın mayasını senden alıp da, Şekillendim sevda denen kalıpta. Evinizin kapısını çalıp da, İlk çıkandan seni sormak ne güzel. Umudu yoksula bol verir Hudâ; Bin tohuma can var bir damla suda. Gerek uyanık ol, gerek uykuda, Benden bakıp seni görmek ne güzel. Kurumadan daha yolculuk teri, ”Gel” diye yanına çağırsan beni; Bırakıp bir yana gamı, kederi, Doya doya seni sarmak ne güzel. Aşk deyince anlattığı her şeydir; Öldürdükçe tadı gelen bir şeydir.. Azrai'le can vermesi zor şeydir; Sen istersen sana vermek ne güzel. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Hatırlatma
Mektup derken şiir oldu bak gene Darılırsan ben ölürüm, unutma... Taze sarmaşığım, hoyrat bedene... Sarılırsan ben ölürüm, unutma... Bir gün güneş olur göle doğarsın Bir gün yağmur olur yola yağarsın Bir gün çiçeklerden koku sağarsın Yorulursan ben ölürüm, unutma... Kılıç ağzı yoldur, ok ucu meydan Dikkat et; sen benim canımsın ey can! . Koyakta kekliksin, kayada ceylan Vurulursan ben ölürüm, unutma... “Aşk” denince aklı bırak, deli ol! . Işık ışık gökten inen dolu ol Boz-bulanık akan yağmur seli ol Durulursan ben ölürüm, unutma... Dinlemek zor, anlamak zor yâr beni Göreceksen dertte, gamda gör beni Gönül toprağıma yaptım türbeni Dirilirsen ben ölürüm, unutma.. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Hasana Mektup
Çok oku, çok düşün, çok şeyler anla, Aha bu mektubu alınca Hasan. Manalar iplikten incedir amma, Kelimeler biraz kalınca Hasan. Gene ağzımızı açmıyor bıçak, Huzur size ömür..... Dert salkım saçak. Oyuna kalkıyor yüzlerce köçek, Batıdan bir hava çalınca Hasan. Kök saldı bahçede ayrık otları, Yemler pay edildi, sattık atları. Biz kovalım derken baştan bitleri, Sülükler yapıştı, kulunca Hasan. Süt dolu güğümü çalarız taşa, Kutsal görevimiz 'Sağol çok yaşa !' Mülkte hakikati aramak boşa, Tüm suçlular güçlü olunca Hasan. Derisini yüzdük demokrasinin, İşi iştir imtiyazlı asinin. Hakikatte vahşi, sözde 'vasinin' Dörtnala gidilir yolunca Hasan. Canım Hürriyeti koydunsa ara, Ekmek yalınayak kaçtı dağlara. Çevremize küsmüş kardeşlik var ya, Haber ver, izini bulunca Hasan. Soysuzlar taş atar mukaddesata Karşı duramazsak bizdedir hata. Tahammül teşviktir, böyle hayata, Öl..İnsan küçülmez ölünce Hasan. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Hancı
Bilir misin hancı, bu güne kadar Hanından kaç yolcu çıktı bu yola? Sıladan gurbete giden yolcular Kaç damla göz yaşı döktü bu yola? Getirmeden bu yolların sonunu, Kaç yolcu son durak yaptı hanını? Kaç yolcu bu yolda verdi canını, Ecel kaç yolcuyu çekti bu yola? Akar bir oluktan beş dağın karı, Demişler adına 'hasret pınarı' Şu mezarı gölgeleyen çınarı Kimin için kimler dikti bu yola? Kaç aşık bu yolda zaman eritti, Kaç yorgun hanında terin kuruttu. Bu taşlı yol kaç çarığı çürüttü Kaç topuğun kanı aktı bu yola? Yollar kıvrım kıvrım, dağlar sıralı, Düşünürüm, yollar beni yoralı. Kaç ceylan iniyor böğrü yaralı Her gecenin seher vakti bu yola? Ben bilmedim gitti n'olur sen söyle, Bu yollar kararsız uzar mı böyle? Yar için iç çekip, karşıki köyde Hangi göz kaç sene baktı bu yola? |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Ey Gönül
Vardığın dergahta post ol, büyürsün Gördüğün garibe dost ol, büyürsün Meclise devam et, el sürme mey'e Girdiğin sohbette mest ol, büyürsün. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Hakim Beğ
Gene tehir etme üç ay öteye, Bu dava dedemden kaldı hâkim beğ. Otuz yıl da babam düştü ardına; Siz sağ olun, o da öldü hâkim beğ. Kırk yıl önce; yani babam ölünce, Kadılıklar hâkimliğe dönünce, Mirasçılar tarla, takım bölünce, İrezillik beni buldu hâkim beğ. Yaşım yetmiş iki, usandım gel-git; Bini buldu burda yediğim zılgıt. Eğer diyeceksen: 'bana ne, öl git!' Oğlumun bir oğlu oldu hâkim beğ. Sekiz evlek tarla, bir geverlik su, Yüz yılda höküme bağlanmaz mı bu? Kazanmasam da hu, kazansam da hu! Canım ta burnuma geldi hâkim beğ. Keşife-meşife, damgaya, harc'a Kanımız kurudu harca da, harca.. Sayenizde avukatlar yıllarca, Fakiri yoldu da yoldu hâkim beğ. Mübaşir itekler, kâtip zavırlar; Değişti bizde de göya devirler. Yüz yıl önce adam yiyen gâvurlar, Tapucuyu aya saldı hâkim beğ. Kabahat sizde mi, kanunlarda mı? Şaşırdım billâhi yolu yordamı.. Kızma sözlerime alam kadanı, Sıkıntıdan içim doldu hâkim beğ. Mülkün temeliydi adalet hani?... Bizim hak temelde saklı mı yani? Çıkartıp ta versen kim olur mâni? Yoksa hırsızlar mı çaldı hâkim beğ?! Hem davacı pişman, hem de davalı.. Bu yolda tükettik çulu, çuvalı. Sabret makamından çalma kavalı, Sürüler ekine daldı hâkim beğ. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Göz Dostu / Gönül Misafiri
Ormanlarda yuvasını yitiren Bir kuş görsem, sen gelirsin aklıma. Beni alıp uzaklara götüren Bir düş görsem, sen gelirsin aklıma. Gönlüm viranedir yıkılmış, yanmış Hayâl mermerinde hatıram donmuş Asırlar öncesi duvara konmuş Bir taş görsem, sen gelirsin aklıma. Toprakta ağacın her hâli güzel Gölgesi, meyvesi, hem dalı güzel Nerede ne zaman faydalı, güzel Bir iş görsem, sen gelirsin aklıma. Açılmış çiçektir her gülen dudak Kılıfta tomurcuk zor gülen dudak Bir dostluk bakışı, bir gülen dudak Bir diş görsem, sen gelirsin aklıma. Yüreğinde deli taylar eşinen Gam ilinden dert iline taşınan Altmış yıl yaşayıp, bin yıl düşünen Bir baş görsem, sen gelirsin aklıma. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Gören Bilir !..
Çarşısında bir kız gördüm Antep'in, Kız mı ki... Gözleri var, ala geyik gözleri, Göz mü ki.... Ak göğsünün ortasında bir ben var, Az mı ki.... Yiyip içme, yüzüne bak yetişir, Yüz mü ki.... 'Güzel' sözü çok güzele çok amma Bu kıza da 'güzel' demek söz mü ki.. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Gönlümdeki Gurbet
Dost ülkeler duman duman önümde Dağların alnında gurbet yazılı Gövgöcekler firez oldu gönlümde Çamların dalında gurbet yazılı Ilgıt ılgıt yeller eser ovadan Kuşlar tüm tedirgin kalkar yuvadan Özümüz gövünür yanık havadan Sazların telinde gurbet yazılı Gene yanar oldu bağrımın başı, Nasıl söner bu sevginin ateşi? Oğuzlar soyunun savaş yoldaşı Atların nalında gurbet yazılı Bir canım olsa da yurt için versem Ufka nakış nakış kanımı sersem Kalk gardaş sılaya gidelim desem ÖTÜKEN yolunda gurbet yazılı |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Güzergah
Seğirtti faiz için borsanın tahviline Kazandı, çıkıverdi masonlar mahfiline Bir gün sağ, bir gün solda göbek atıp oynarken Düştü gitti ansızın Esfel-i Safilin'e |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Gölge Oyunu...
Ben avcı olurum, o ceylan olur Kovalar dururum kendi gölgemi. Umut toprak olur, dert zaman olur İp takar sürürüm kendi gölgemi. Her kuşluk vaktine, her ikindiye Bölerim gölgemi üçe, ikiye Eli boş bebekler oynasın diye Armağan veririm kendi gölgemi. Gölgemde bir değil bin yara kanar Gölgeme değerse gölgeler yanar Geceleri gölgem yollarda donar Kar gibi kürürüm kendi gölgemi. Soyunur aynalar ışıktan, renkten Bazen akşamüstü, bazen çok erken Kuşlar gökten yuvasına dönerken Güneşte görürüm kendi gölgemi. Sevgi, dağ zirvesi; kin, dipsiz kuyu Karıştan kısadır hayatın boyu Kirletirse şayet toprağı, suyu Göğsünden vururum kendi gölgemi |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Güney İlleri
Gök mavi, dağlar ak, ovalar yeşil... Dört mevsim bahardır güney illeri Çiğ düşmüş çiçekte gün ışıl ışıl.. Bir sarı, bir mordur güney illeri Yollar kıvrım kıvrım iner yokuştan, Köpüklü suları dökülür taştan Kuşları çiçekten, çiçeği kuştan Seçilmeyen yerdir güney illeri Dağılır yaylanın boz dumanları Eğilir yıldızlar öper çamları Bir başka alemdir yaz akşamları Cennet ile birdir güney illeri Baharda haz duyar nar çiçeklenir Arı sesi çan sesine eklenir Tüm güzellik Toroslarda renklenir; Oylum oylum kardır güney illeri Motor sesiyle uyanır sabah Kekik kokusuna boyanır sabah Özene- bezene yaratmış Allah, Ne geniş, ne dardır güney illeri Ordadır ozanın gönül bolluğu Sevgi sıcak sıcak, aşk buğu buğu.. Gerçek yiğitlerin harman olduğu Eşsiz bir diyardır güney illeri |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Gide Gide
Gösterir gün gibi, düşüncelerin, Derinden derine âşıksın gönül. Çıkla kadın desem yalan söylerim; Sen başka birine âşıksın gönül. Kırılmış telleri sevda sazının; Eşi yok sendeki ince sızının; Tarlada çift süren köylü kızının, Topraklı terine âşıksın gönül. Maraş’, Muğla’ya, Kırklareli’ne, Yiğit Köroğlu’nun Çamlıbel’ine, Kars’ın yaylasına, Van’ın gölüne, Ağrı’nın karına âşıksın gönül. Baharın bulutu, seherin yeli, Sarı seller gibi coşturur seni. Varsın bilmeyenler desinler “deli” Bugünden yarına âşıksın gönül. Yüksekten dökülen suyun sesine, Kekik kokusuna, çam gölgesine, Renklerden sütbeyaz, koyu yeşile, Toprağın moruna âşıksın gönül. Yiğitin, sözünden dönmeyenine, Ateşin yıllarca sönmeyenine, Silahın omuzdan inmeyenine, Atın gök kırına âşıksın gönül. İyinin iyisi, güzelin hası.. Susamış yolcuya su veren tası, Edibin kalemi, ressam fırçası.. Şairin şi’rine âşıksın gönül. Değildir bu sevgi akıl erecek Her duyan bir başka mânâ verecek Şaşırmış yolcuya yol gösterecek Hakikat nuruna âşıksın gönül. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Genelge
Dar zamanda düşmanların altına At olanlar safımıza gelmesin Garibanın, fukaranın sırtına Bit olanlar safımıza gelmesin Ağırlık, irilik ölçüsün bırak; Tartıya vurulmaz beyinle, yürek. Bu ülkede iman gerek, ruh gerek; Et olanlar safımıza gelmesin. Öte dursun işkembeden atanı Lazım değil kaçan ile yatanı Menfaate rüşvet verip vatanı Fit olanlar safımıza gelmesin Sapıklar her yerde atsa da çamur; Gerçek mayasına kuvuştu hamur; Adam istiyoruz dört başı mamur! İt olanlar safımıza gelmesin Gönül bahçesinde korku gezeni Asla kabul etmez ülkü düzeni Sevdası, sabırı, aklı, izanı Kıt olanlar safımıza gelmesin Biz zulüm ayında güneş çağıyız; Hira'dan feyzalan Tanrıdağ'ıyız! Biz meyve bahçesi, üzüm bağıyız, Ot olanlar safımıza gelmesin Parolamız her zamanda, her yerde; Ölmek var da baş eğmek yok namerde Bu imana, bu ülkeye bu derde Yad olanlar safımıza gelmesin. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Garip Gerçekler
Bir tarafta her devrin sultanları durur Bir tarafta kaderin kurbanları durur Ne kurban kesiciler biter dünyamızda Ne de kesilen kurban kanları durur. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Fotoğraf
Resmine baktığım güzel kız, genç kız Unuttum, Unuttum, Unuttum seni Eski bir albümde durursun yalnız Unuttum, Unuttum, Unuttum seni İki harf, bir imza, bir tarih; garip Besbelli üçü de mutsuz muzdarip Aklımı zorlama karşımda durup Unuttum, Unuttum, Unuttum seni Bilemem aradan geçti kaç sene Memleketin nere, kimsin adın ne ? "Hatırla" diyerek bakma yüzüme Unuttum, Unuttum, Unuttum seni. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:00. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.