![]() |
Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bambaşka Doktor, benim derdim bambaşka bir dert; Ağrıyan yerimi sorma boşuna. Yazdığın reçete değer mi zahmet? Kağıtla kalemi yorma boşuna. Kerem eyle, fayda vermez yardımın; Tıp ilminde çaresi yok derdimin; Her tarafı gurbet olmuş yurdumun; Düşünceme tuzak kurma boşuna. Gönlüm yığın yığın hasret yüklüdür; İçimde tarifsiz keder saklıdır Sökemezsin yaralarım köklüdür; Merhem sürüp, sargı sarma boşuna. Dost yolları nakışlandı kanımdan; Sevdiklerim vergi keser canımdan; Sükuta muhtacım, ayrıl yanımdan, İncitip günaha girme boşuna. Aşk koymuşlar ıstırabın adını; Alamadım yaşamanın tadını Yapacaksan eğer bana yardımı, Öldür kurtar, ilâç verme boşuna. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Açık Dilekçe Görmediğim bir bambaşka durum var Sizin şehrin kızlarında savcı bey Yaklaşanı ta yürekten vururlar Kan kokuyor gözlerinde savcı bey Gayeleri gönül kırmak dal gibi Bakışları çifte favül bal gibi Ülkeler fethetmiş bir kral gibi Gurur dolu pozlarında savcı bey Kaş yaparken, göz çıkarır elleri; Çok silahtan tesirlidir dilleri Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri Poyraz eser yüzlerinde savcı bey Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz İlk görüşte avladılar habersiz Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz Kebap oldum közlerinde savcı bey Bölüştüler gönlüm ile aklımı Davacıyım, ara benim hakkımı... Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı? Yorulmayım izlerinde savcı bey. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Alışkanlık Bu kirli düzenin düzenbazları Azrail'e rüşvet vermeyi dener Ölünce dünyanın en kurnazları Torpille cennete girmeyi dener |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Anadolu Gezisi -1- Ter kokuyordu Çukurova tarlaları Irgat Türküleri duyuluyordu uzaktan Ekin biçiyordu yalınayak köy kızları Elleri kabarıyordu oraktan. Gökbelen dağlarına yağmur yağıyordu; Yetimler mahallesinde bir çocuk ağlıyordu -2- Kan kokuyordu doğunun çimenli yayları; Silah sesleri geliyordu Şırnak'tan. Oğulsuz koymuşlardı ak saçlı anaları; Tütünler tedirgin olmuştu ocaktan. Cilo dağlarında kamalaklar üşüyordu; Garipler köyünde bir gelin düşünüyordu -3- Yosun kokuyordu Karadeniz'in mavnaları; Yırtık havalar döküyordu parmaktan. Bıçak gibi bir soğuk biçiyordu baharı; Dal boylu gençler gidiyordu bıçaktan. Ilgaz dağlarında kurtlar uluyordu. Bekarlar kahvesinde bir adam uyuyordu. -4- Şehvet kokuyordu Ege'nin bereketli ovaları; Taze bedenler soyuluyordu ahlaktan. Tedirgin etmişlerdi bizim havaları; Yadırgı seleri geliyor plaktan. Çatalkaya dağında kartallar dönüyordu; Bir nesil yaşıyor, bir tarih ölüyordu. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Anadolu Sevgisi Sen bizim dağları bilmezsin gülüm, Hele boz dumanlar çekilsin de gör. Her haftası bayram,her günü düğün, Hele yaylalara çıkılsın da gör. Bilmezsin ovalar nasıldır bizde; Kağnılar yollarda,yoncalar dizde... Saydıklarım damla değil denizde, Hele bir ekinler ekilsin de gör. Görmedin sen bizim mavi suları, Karlar eriyince kırar yuları... Köpük olur beyaz,sel olur sarı; Hele taştan taşa dökülsün de gör. Sen bizim köyleri görmedin ki hiç, Yolları toz,çamur,evleri kerpiç. O kirli kabukta,o en temiz iç; Hele bir yakından bakılsın da gör. Anlamaz,bilmezsin sen bizim halkı, Sevgiyi bulasın,yakına gel ki... Kalıplar gerçeği göstermez belki Gönül perdeleri sökülsün de gör. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Aynaların Ötesi Her ne kusur varsa geçen zamanda; Suçsuzdur aynalar, ela gözlü yar Mecnunlar Mevla'yı bulursa canda, El olur Leylalar ela gözlü yar Güzel açar güzelliğin sergisin Gün ağartır kara saçın örgüsün... Muhabbet faslında ölüm türküsün Kim söyler, kim çalar ela gözlü yar Estikçe iş çıkar işin içinde; Gençliğin hasret yer sevda göçünde Bilmez misin, dört mevsimin üçünde Kar olur yaylalar, ela gözlü yar Alı al, yeşili yeşilde ara; Ahirete gider kalbdeki yara... Ne yapsan bir daha çıkmaz dallara, Dökülen ayvalar ela gözlü yar Vakit dolar, nakit biter kasanda... Sevda bir kitaptır gönül masanda; Okusan da olur, okumasan da... Kapanır sayfalar ela gözlü yar |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Aynanın İki Yüzü Bir zirvede habire şiştikçe şişene bak Bir tabanda her adım yıkılıp düşene bak Bir ülke yansa bile yan gelip yatanlara Bir yangın söndürmeye çarıksız koşana bak. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Ayrılık Havası Ben nefret eyledim sizin gerçekten Yalanı severim, yalanı gayrı Tiksindim bülbülden, gülden çiçekten Yılanı severim, yılanı gayrı Yıllarca boş yere canımı sıktım Nihayet yol buldum çığırdan çıktım Beyden efendiden sayından bıktım Ulanı severim ulanı gayrı Sapıtmış bu diye beni yeriniz Hakkımda bin türlü hüküm veriniz Omuzumda yüktür dirileriniz Öleni severim öleni gayrı |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Ayıp Kara gözlüm bu ayrılık yetişir, İki gözüm pınar oldu gel gayrı. Elim değse akan sular tutuşur İçim dışım yanar oldu gel gayrı. Ayların sırtında yıllar taşındı, Sanma ki garibi eller düşündü. Bebekler evlendi,yollar aşındı Kozalaklar çınar oldu gel gayrı. Hesap et sen,gurbet ile Otuz ay tutuldu kolay mı dile? Hapisler,sürgünler,esirler bile Sılasına döner oldu gel gayrı. Gönlüm sende,gözüm yollarda durdu, Saat isyan etti,takvim kudurdu. Hasret hançerini bağrıma vurdu yüreciğim kanar oldu gel gayrı. Emeği boşadır yuvasız kuşun... Nerdeyse toprağa değecek başın. Beni düşünmezsen kendini düşün Herkes seni kınar oldu gel gayrı. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Aşk Hikayesi Başımdan bir kova sevda döküldü Islanmadım, üşümedim, yandım oy! İplik iplik damarlarım söküldü Kurşun yemiş güvercine döndüm oy! Yağmur yorgan oldu, döşek kar bana Anladım ki kendi gönlüm dar bana Alev dolu bardakları yâr bana Sunuverdi içtim içtim kandım oy! Sevgi ektim, naz biçmeye çalıştım Ne zamana, ne kendime alıştım Kırk senede yedi hasret bölüştüm Yedi dünya bana düştü sandım oy! Gönül şahinimi yordum gerçeğe Sonsuzda yüzümü sürdüm gerçeğe Teselliden kanat kırdım gerçeğe Tecellinin sinesine kondum oy! |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Balabanım Geldi gönderdiğin şiirden mektup Arada bir böyle yaz Balaban'ım Zaman siciminin ucundan tutup Bazen bağla, bazen çöz Balaban'ım Fikir gölü derinleşir girdikçe Dostluk gülü gümrah açar derdikçe Sıhhat, zaman, mekan, imkan verdikçe Cevapsız bırakmam, söz Balaban'ım Ahval-i aleme kafayı takma Allah Kerim, sabrı elden bırakma İlmi düstur eyle, imanı sakla Gayrisi savrulan toz Balaban'ım Huzur içte gerek, kabukta değil Vuslat acelede, çabukta değil Akıl da baştadır, topukta değil Çile yemekteki tuz Balaban'ım Ahlakı, töreyi kenara atan Dine 'Afyon' diyen, vatanı satan Müslüman olamaz, Türk değil zaten Dayanmaz görmeye göz Balaban'ım Demişler ya 'Kuvvet birlikten doğar' Kar, yağmur zamanı gelince yağar Nasihatım o ki dinlersen eğer İşaret 'ben' değil 'Biz' Balaban'ım Çevremizi saran türlü ihanet Gün geçtikçe görünüyor daha net Başlangıçta bilmek değil kehanet Bağrımıza girmiş köz Balaban'ım Zaman geldi esir olduk maddeye Zaman geldi hasır olduk caddeye Zaman geldi küsur olduk şetteye Daha bunlar bize az Balaban'ım Dört yanımı gurbet yazmış kaderim Dosttan mektup gelir, biter kederim Gözlerinden öper, selam ederim Aydınlık günlerde gez Balaban'ım |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bayramlar Bayram Ola -1 Güneş yükselmeden kuşluk yerine Bir adam camiden döndü evine Oturdu sessizce yer minderine Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı.. Eli öpüldükçe içi burkuldu Konuşmak istedi, dili tutuldu Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı Adam “he ya” dedi, gözü kapalı.. Düşündü kış yakın, evde odun yok Tenekede yağ yok, çuvalda un yok Yok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok Avrat “Bayram” dedi, eğdi başını Adam “evet” dedi, sıktı dişini.. Çalışsa ne iş var, ne cepte para Dağ oldu içinde büyüyen yara Dikti gözlerini karşı duvara Takvim “Bayram” dedi, silindi yazı Adam “öyle” dedi, bağrında sızı.. Döndürse yönünü herhangi dosta Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta Aylar, yıllar, günler erirken yasta Yer-gök “Bayram” dedi, ağzını açtı Adam “Bayram” dedi, evinden kaçtı.. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bayramlar Bayram Ola -2 Ana, bu bayram mı? . Aman çok ayıp Çocukken gördüğüm bayramlar hani? Mübarek elleri öpüp, koklayıp Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani? Hani ya o özlem, hani ya o tad? Ne dışım kaygusuz, ne içim rahat Haftalar öncesi her gün, her saat Babamdan sorduğum bayramlar hani? Nur yağan geceler, gündüzler nerde? Neşe paylaştığım öksüzler nerde? Dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde? Huzura erdiğim bayramlar hani? Kar çiçeğim solmuş kar yatağında Can verir ırmağın dar yatağında Arife gecesi yer yatağında Üstüme serdiğim bayramlar hani? Bayram demek takvimdeki yazı mı? Bayram hasret, bayram ağrı, sızı mı? Açıp yüreğimi, yumup gözümü Özüne girdiğim bayramlar hani? Bayram af günüdür, barış günüdür Bayramlar rahmete giriş günüdür Bayram, Hak menzile varış günüdür Gönlümü verdiğim bayramlar hani? |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bayramlar Bayram Ola -3 Kalkarım her sabah kötü bir günde Yüreğim zindanda, sevgim sürgünde Engeller yol vermez, gelemem oğul! Taşırım başımda başıboşları Konuşur karşımda mezar taşları Diriler dil vermez, bilemem oğul! Tecellim çiledir, çeker giderim Gözyaşı selinde akar giderim Dostlarım el vermez, kalamam oğul! Hasretim göl göldür, hicranım nehir Toprağım kor ateş, havam som zehir Arılar bal vermez, alamam oğul! Ben aşka koşarım, aşk beni vurur Yaklaştığım deniz içimde kurur Bahçeler gül vermez, gülemem oğul! Bayramlar kurşundur, canımda kalır Yazdığım tebrikler yanımda kalır Postacı pul vermez, salamam oğul! |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bayramlar Bayram Ola -4 Yağma var yukarı katta Benim canım çıkar altta Çabalarım, akar terim Allah kerim. Zulüm köklendi, dallandı İşkenceler “yasal”landı Küfür içer, zılgıt yerim Allah kerim. Yokluk kırıyor dizimi Zamlar güldürür yüzümü(!) Sıkıntıdan kalkmaz serim Allah kerim. Bayram gelmiş.. gelir belki Ben tebrik-mebrik bilmem ki “Bayram bayram ola” derim Allah kerim. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bayramlar Bayram Ola -5 Giden Bayramlardan almadık bir tad Gardaş bu senenin bayramı nasıl? Şenay’larda bayram her gün, her saat Elif’in, Döne’nin bayramı nasıl? İçinde boğulduk derdin, acının Uykusu bitmedi şeyhin, hacının Üç gardaşı şehit veren bacının Oğulsuz ananın bayramı nasıl? Neşe topuğumda, elem boyumda Sen çoğunu anla, ben az deyim de Kim öldü, kim kaldı garip köyümde Ya bizim hanenin bayramı nasıl? Dert deşmek değildir gayem, niyetim Düşündükçe sızlar kemiğim, etim Gelini dul kalmış, torunu yetim Ak saçlı ninenin bayramı nasıl? Hangi eller sürer suçluyu suça Güdümlü başların destesi kaça Kimler zorlanıyor gönülsüz göçe Boş kalan binanın bayramı nasıl? İşkence altında ezilir canlar Masum yiğitlerle dolu zindanlar Ses verin mezardan ulu sultanlar Yusuf-u Kenan’ın bayramı nasıl? Bizden sandığımız bize yabancı Görünen simalar göze yabancı Kabukta bayram var, öze yabancı Söyleyin, mânânın bayramı nasıl? Sabahtan haber yok, ufuklar kara Semerkant kan ağlar, yanar Buhara Keşmir, Kâbil, Kerkük hasret bahara Kudüs’ün, Sina’nın bayramı nasıl? Ayşe’nin bayramı gözyaşı, firak Sultan’ı derdiyle baş başa bırak Sormadan geçemem, etmişim merak Nükhet’in, Nana’nın bayramı nasıl? Mücahit, maddeye yapar akını Devrimci, soygundan tutar yükünü Biz toprağa verdik Hikmet Tekin’i Kotil’in, Zana’nın bayramı nasıl? Doğduğundan beri çamlar deviren Ekranda iftira, yalan savuran Salyası, ülkeyi göle çeviren Boynuzlu dananın bayramı nasıl? |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bayramlar Bayram Ola -6 Âlem-i İslâm’a rahmet su gibi Aksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. Evleriniz cennet kokusu gibi Koksun, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. Zindan “medrese”dir, gam yayla size Farkı yok bin yılın bir ayla size Melekler yukardan gıptayla size Baksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. Uygur, Kazak, Kırgız, Azerî’nizden Gitmesin gardaşlık nazarınızdan Zalimler, zulmünü üzerinizden Çeksin, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. Süleyman esir de, Simon neden hür? Hiç durma dünyanın yüzüne tükür.. Müslümanın sesi münafıktan gür Çıksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. Serilsin gönüller döşek misali Patlasın sevgiler fişek misali Hakikat, durmadan, şimşek misali Çaksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. Haksızlık almasın Hak’kın yerini Aşsın boyunuzdan aşkın derini Kimi gözyaşını, kimi terini Döksün, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. Kök bir, dallar ayrı ki, İslâm bir gül Afganistan bir gül, Türkistan bir gül Vahdet bahçesine her insan bir gül Diksin, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. Mağdurlar, mazlumlar ersin felaha Vuslata varanlar varsın bir daha İrfan tohumunu gece, sabaha Eksin, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. Kandır zalimlerin zulüm çiçeği Öldürür cehalet, ölüm çiçeği Gençler yakasına ilim çiçeği Taksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. Şehide toprağın hürmet-i aşkı Anadan fazladır şefkat-i aşkı Rab’bim yüreklere ülfeti, aşkı Soksun, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. Hazreti Resül’ün nurlu katına Gitmek isteyenler binsin atına Küfrün saltanatı yerin altına Çöksün, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. Ne makam, ne para, ne senet, ne çek... “Kurtuluş İslâm’da” vallahi gerçek Bu mübarek sevda bizleri tek tek Yaksın, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bebeğe Çağrı Soyguncu soysun da, vurguncu vursun Sen ana karnında boşa durursun Doksan günde çık gel dokuz ay dursun Doğmaya gayret et, doğmaya bebek Sonra geç kalırsın yağmaya bebek Üçkağıtçı düzen geçip gitmeden Her ocakta üç- beş baykuş ötmeden Çabuk ' Devlet malı deniz' bitmeden Doğmaya gayret et, doğmaya bebek Sonra geç kalırsın yağmaya bebek Makam armağandır, koltuk hediye Muhkem ilamlar var ' rüşvet ye' diye Ne diye beklersin söyle ne diye? Doğmaya gayret et doğmaya bebek Sonra geç kalırsın yağmaya bebek Göz kırpınca sıfırı çok sayılar Zirveye tırmandı topal ayılar Yağcı yeğen arar haydut dayılar Doğmaya gayret et doğmaya bebek Sonra geç kalırsın yağmaya bebek Artık banka soymak basit eğlence Günde milyar hiçtir ' yurtsever genc' e(!) Dünyaya duhül et, gel biraz önce Doğmaya gayret et dogmaya bebek Sonra geç kalırsın yağmaya bebek Tez çık, haram süt bul, beleş kundak bul Yalancılık mübah, yüzsüzlük makbul Hukuksal açıdan bir ' olanak' bul Doğmaya gayret et doğmaya bebek Sonra geç kalırsın yağmaya bebek Adi ekranlarda iğrenç yüzü gör Halkı tiksindiren bir kof dizi gör Önce onları gör, sonra bizi gör Doğmaya gayret et doğmaya bebek Sonra geç kalırsın yağmaya bebek |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bebeğe Sitem "Aman gelme" dedim, bak geldin işte Dünyaya meylin var, beşer’sin bebek Bir bilsen dünyamız neyin nesidir Ayırır ağzını işersin bebek. Kimisi su katar içtiğin süte Kimisi at sokar yediğin ete Günahtan, hileden, haramdan öte Zulmet kuyusuna düşersin bebek. Yukarıya gitsen'köle'sayarlar Aşağıya insen tefe koyarlar Her saat bir başka renge boyarlar Baktıkça sen sana şaşarsın bebek. Önün bal-petekli, elin mühürlü Omuzun kötekli, dilin mühürlü Haftan ipotekli, yılın mühürlü Aydan, günden mahrum yaşarsın bebek. Sevgimiz rüşvettir seversek seni Aldatmak içindir ne versek seni Kalleş çağımızla eversek seni Gerdeğe girmeden boşarsın bebek. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Beklemek... Sarıcadüzü'nde bir yığın toprak Sulanır her sabah göz yaşlarımla Mihriban, Mihriban uyan da bir bak! Hasret düğüm düğüm ak saçlarımda Ardıçlı ağaçlarda gene ay doğar... Akasya gölgeleri delik - deşik... Bir pınar ağlar sabahtan akşama dek Yapraklar sallanır, ışıklar söner Büyüdükçe büyür içimde bir dert BEKLEMEK... |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Ben.. Ben: Karlı dağların deli rüzgârı.. Ben: Tozlu yolların demirbaşıyım. Ben: suyu kurumuş sevgi pınarı... Ben: Toprak bekçisi, mezar taşıyım. Ben: Hep yıllar yılı kanayan çıban... Ben: Fikir sürüsün yitiren çoban. Ben: Hayâl peşinde çarıksız taban... Ben: gurbet ağzında bulgur aşıyım. Ben: çürük bir gemi aşk denizinde.. Ben: Yağmur damlası dostun izinde. Ben: Yanıp kül oldum aşkın közünde... Ben: Kara sevdanın dert yoldaşıyım. Ben: Koyu düşmanım yersiz gülüşe Ben: Düşüvermişim bitmez bir düşe Ben: Bıldır ağlarım bu yıl ölmüşe... Ben: Bensiz duygunun ilk savaşıyım. Ben: Gönlü aklına uymayan deli.. Ben: Az düşünceden doymayan deli. Ben: Beni ben diye saymayan deli... Bırakın, ben benden uzaklaşayım. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bebeğe İhtar Geçmişte yağmanın hasat dönemi Acele gel diye çağırdım seni Şimdi iş değişti dur, dinle beni Dokuz aylık yolu altmış ayda çek Beş sene dolmadan doğma ha bebek. Emmin, dayın annen, baban kereste İşçi, memur, çiftçi, çoban kereste Çarşı, pazar, yazı-yaban kereste İnsanlar ya mertek, ya orta direk Beş sene dolmadan doğma ha bebek. Doğarsan üç günlük iş bulamazsın Acıkırsın, ekmek, aş bulamazsın Ucuz toprak, beleş taş bulumazsın Yaşamak rezillik, rüsvaylık demek Beş sene dolmadan doğma ha bebek. Arı peteğinde ağulu bal var Kaçıp kurtulmaya ne yön, ne yol var Sıkıver dişini, annene yalvar Buradan rahattır orda beklemek Beş sene dolmadan doğma ha bebek. Kurtlar sülük oldu, sıyrıldı posttan Kaçan kurtuluyor, ahbaptan dosttan Değişti bahçıvan, bozuldu bostan, Hıyarlar acıdır, karpuzlar kelek Beş sene dolmadan doğma ha bebek. Vaziyet bambaşka vaziyet oldu Yaşamak işkence, eziyet oldu Dalkavukluk üstün meziyet oldu. Sanatkârlar sansar, dâhiler şebek Sözümü dinlersen hiç doğma bebek. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Beni De Çağır Çileyi koklayıp gül niyetine, Zindana girersen beni de çağır. Sabrı, kanaatı bal niyetine Ekmeğe dürersen beni de çağır. Bazen iki dünya sığar içime, Bazen iki güneş doğar içime. Bazen gam yağmuru yağar içime Sen beni ararsan, beni de çağır. Dostların var ise divanelerden, Göz yaşın aktıysa minarelerden. Binlerce senelik viranelerden Birşeyler sorarsan, beni de çağır Ezelin ezelden öncesi vardı, Yine sonsuzluktur sonsuzun ardı. Zaman yumağına bizi kim sardı? Aklını yorarsan beni de çağır. Dışarda göz yanar, içerde yürek, Taahhüt ehline tahammül gerek. Mazlum yarasına merhem diyerek Göz yaşı sürersen beni de çağır. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Benzettiler Yeni bir afyondur yenen her lokma Biber avrupalı,tuz avrupalı. Gülücükler sahte kirpikler takma Dudak Avrupalı,göz Avrupalı. Bebeklikte benliğini yitiren Tepe tepe tepemizde oturan Bizi çıkmazlara alıp götüren Ayak Avrupalı,iz avrupalı. Birisi diskoda içer kıvırır Birisi kulüpte konken çevirir Yapmasını bilmez ki yıkar devirir Ana avrupalı,kız avrupalı. Kalıba uydurdu uyduklarımız Yazmakla bitmez ki duyduklarımız Paris modasıdır giydiklerimiz Astar avrupalı,yüz avrupalı En mahrem yerlerin kalktı örtüsü Beş santim tırnaktır ellerin süsü Bütün bunlar medenilik ölçüsü Cilve avrupalı naz avrupalı İster sari deyin isterse ırsi, Büyük revaç buldu makbulün tersi Duyduğumuz 'okey,adiyös,mersi' Ağız avrupalı söz avrupalı Her gün karşımıza on zıpır çıkar Bağırır,çağırır,devirir yıkar Dinler kulağımız gözümüz bakar Şarkı avrupalı,saz avrupalı. Başımız ayıkmaz binlerce halttan Örf,adet gemimiz delindi alttan Analar Muğla'dan Van'dan Tokat'tan Bebek avrupalı bez avrupalı Sahnede ekranda hıyar dinleriz Deliye,densize uyar dinleriz Saçma çığlıkları duyar dinleriz Şarkı avrupalı saz avrupalı Herkes soyunuyor açılmıyor ki Sokakta boynuzdan geçilmiyor ki Müslüman gavurdan seçilmiyor ki Şekil avrupalı,poz avrupalı Türklük bu mu desem bu diyecekler Şampanyayı sorsam su diyecekler Bir gün kökümüze hu diyecekler Kabuk avrupalı,öz avrupalı. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bereket Aşk dedin, bağrıma soktun bıçağı Akan kanım göl olmadan tükenmez Sevda kokan bu yaranın çiçeği Petek petek bal olmadan tükenmez Hasret nedir? Yarına sor, düne sor İnanmazsan dönder-aktar gene sor Sensiz geçen geceleri bana sor Saatleri yıl olmadan tükenmez Görsem derim biçimini, rengini Kötü talih yüksek yapar engini İçimdeki bu sevginin yangını Kemiklerim kül olmadan tükenmez |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Beşinci Mevsim Düştü can evime dördüncü cemre Dünyayı üçüncü gözümle gördüm. Dörtyüz seksenbeş gün çekti bir sene Onaltıncı aya takvimsiz girdim. Aynalara baktım korku gösterdi Saatler her sabah kırkı gösterdi Namlular, nişanlar Türk'ü gösterdi Hayatım boyunca hedefte durdum. Gül sundum yediler, koklamadılar Armağan can verdim saklamadılar Gittim... gelir diye beklemediler Kaybolan gölgemi yollara sordum. Getirdim yanıma ay'ı bir karış Ölçtüm ki dağların boyu bir karış Şehiri bir adım, köyü bir karış Damlada denizdir en küçük derdim. Savurdum, eledim, seçtim zamanı Yaprak, yaprak tel tel açtım zamanı Haftada üç asır geçtim zamanı Nerye gittimse zamansız vardım. Yırtıldı ruhlara çizdiğim resim Yazık, kuklalara sığmadı sesim Yaşadığım şimdi beşinci mevsim Çağın çilesini sırtıma sardım |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bir Aşk Bulsam Bir aşk bulsam, yağmurunda ıslansam Bir dost bulsam, irfanında beslensem Bir dağ bulsam, sinesine yaslansam Yalnızlığım bitermola, bilmem ki? |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bir Daha tevazu severdi,kaynatıp taşırdılar girdi hırs ambarına,çıkamadı bir daha.... haramla yağladılar ,kibirle pişirdiler bulanık gölettiler,akamadı bir daha.... yakın arkadaşları çöplük yaptı beynini doldurdular ve sonra dökemedi bir daha.... kör dikişler atıldı kaypak iradesine sökmek istese bile sökemedi bir daha.... soyundu inancından terk-i edep eyledi şerefini göğsüne takamadı bir daha.... sürdü benlikatını karanlık geleceğe dönüp de geçmişine bakamadı bir daha.... söndü yüreğindeki yanan aşk alevleri uyanıp yeni baştan yakamadı bir daha.... yediği haram oldu içtiği haram oldu ellerini haramdan çekemedi bir daha borçlardan indirilmiş bayraktı haysiyeti alıp tekrar yerine dikemedi bir daha... terk etti güzelliği çirkinliğe sarıldı girdiği bataklıktan çıkamadı bir daha...., kürü baştacı yaptı dostlarına darıldı diktiği putları yıkamadı bir daha... kazancı beleş oldu ve kendisi leş oldu ıtır gibi gül gibi kokamadı bir daha.... zirvenin yollarında döndükçe dönekleşti ağzına helal lokma sokamadı bir daha.... dost oldu zalimlere görmedi mazlumları gam çekmedi göz yaşı dökemedi bir daha.. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bir Yerden Her Yere Mektup
Sormayınız, görmeyiniz canlarım Hakkınızı yiyip yutan burada Dinlisini,dinsizini dinlerim Besmeleye yalan katan burada. Sofralara viski havyar dizilir Fiatınız peçeteye yazılır Sırtınızdan günde dört post yüzülür Sizi soyup,sizi satan burada Simsar siyasetçi,doktor,avukat İnsan avlıyorlar her gün her saat Hızlı köşe dönmek en üstün sanat Kan gölünde balık tutan burada. Ortada kol gezerken kıtlıklar,yoklar Burda betonlarla delinir gökler Kontlar,şansölyeler,baronlar,dükler Kirli yağan,eğri biten burada. Yürekler acısı bir garip alem Rüşvetsiz imzaya yanaşmaz kalem Pop müzik,şampanya.marlboro,salem Gece gündüz keyif çatan burada Kız,kadın pazarı sokağı,yurdu Homoseksüeller çığlaşan ordu Ne ahlak kaygusu ne namus derdi Hızlı doğan erken öten burada. Yazık..siz beğenir,siz seçersiniz En çürük köprüden siz geçersiniz Bilirim her zaman çar naçarsınız Kör-kütük,zil-zurna yatan burada. Hal gidiş bu minval bu vaziyette Sabun işkencede,su eziyette Rağbet ne ilimde ne meziyette Aydınlığa çamur atan burada Doğan bebek dost yemeye zorlanır Düşündükçe içim dışım korlanır Evlat sahiplenir ana horlanır Ana vatan yavru vatan burada |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Biraz Da Kitaplar Seni Okusun
Canlı bir kitapsın, yazarı Mevla Açık dur, kitaplar seni okusun Yüzünde şavklansın nazarı Mevla Eğilsin mehtaplar seni okusun Kasırga ol, döne döne zikir et Her nefese on bin misli şükür et Şüphe burgacında Hakk'ı fikir et Uyansın girdaplar seni okusun Erisin geceler gündüze gel ki Kalmasın tek engel bir düze gel ki Secdede Rabbin'le yüzyüze gel ki Minberler, mihraplar seni okusun Ezelin, ebedin şifresi sende Menfinin, müsbetin şifresi sende Çözülsen de olur, çözülmesen de Sorular, cevaplar seni okusun Aşktan, estetikten, ahenkten yana Şiir, resim, müzik imrensin sana Camiler, sebiler gelsin lisana Hayırlar, sevaplar seni okusun Bedenin coğrafya, tarihtir dünün Ayrı ayrı sayfa saatin, günün Dört kapısı açık dursun gönlünün Alimler, erbaplar seni okusun Nefret boşta kalsın, aşk ile dol da Işık, kılavuz ol gittiğin yolda Kur'an'dan feyz alana bir mektup ol da Yazdığın kitaplar seni okusun |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Birlik
Otuz yaz otuz kış aynı durakta Bekle babam bekle can mı dayanır. Kara yalanları beyaz kundakta Sakla babam sakla can mı dayanır. Her yanımız gurbet...hani ya sıla Ömür bitmez çile ölüm fasıla Günleri aylara ayları yıla Ekle babam ekle can mı dayanır. Çare say,çanak tut çağ zilletine Sarmaz mı umutlar,sarpa çetine Katır tırnağını gül niyetine Kokla babam kokla can mı dayanır. Nimetler kurnaza ülkü mazluma Cehennem ettiler mülkü mazluma Aldatıp her çeşit mülkü mazluma Yükle babam yükle can mı dayanır. Bedavacı çomak soksun davana Arı çıksın sinek girsin kovana Giden kussun gelen kussun divana Pakla babam pakla can mı dayanır. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bize Göre
Beşyüz itten kaçan kurda Kurt diyenler halt eylemiş Şehit verilmeyen yurda Yurt diyenler halteylemiş Birlik ister bizden olan Kör olsun milleti bölen Siyasette yalan, dolan Şart diyenler halteylemiş Yazıklar olsun ismine Gider yan verir hasmına Vatandaşın bir kısmına Kurt diyenler halteylemiş. Ülkü bizim baş tacımız; Şeker, bal olur acımız. Çilemizdir ilacımız Dert diyenler halteylemiş Hamdolsun alnımız aktır; Zalimden korkumuz yoktur Hakikatin yönü tektir Dört diyenler halteylemiş Danışsınlar canlarına Kalmayacak yanlarına Marksizmin hayranlarına Mert diyenler halteylemiş Rahmet yağar ilik ilik Aşk suyunu içer çelik On niyettir ülkücülük Art diyenler halteylemiş |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bizi Ne Bilsin
Herşey madde diyen şaşı dinliler Türk-İslam fikrine karşı kinliler Tezek yürekliler, turp beyinliler Temelden berbatlar bizi ne bilsin... Türk'üz; Türk yurdunda birlik isteriz Müslümanız; düzen, dirlik isteriz Ülkücüyüz; mazbut erlik isteriz Nemrutlar, Seddatlar bizi ne bilsin... Kimisi 'küçük' der, kimi 'az' görür; Kimisi yolacak hazır kaz görür; Kimi Bozkurtları binamaz görür; Sahtekar hoyratlar bizi ne bilsin |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bizimkiler
Üç cins at, üç cins tosun salsak yukarı kata Üç gün sonra üç katır, üç sağmal inek çıkar. Zamanda mı, yerde mi, yoksa bizde mi hata? Yapıp uçurduğumuz kartallar sinek çıkar. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bu Çağrı Sanadır
Bir damla SU gönder bana Eğer gönderebilirsen Ana sütü gibi tertemiz olsun Bir damlası Karadeniz Bir damlası Akdeniz olsun Bir avuç TOPRAK gönder bana Edirne koksun, Ağrı koksun Her zerresi burcu burcu Türkiye koksun Anadolu’dan çağrı koksun Bir dilim EKMEK gönder bana Yiyince lezzetini hissedeyim Bereketini hissedeyim Köy köy, tarla tarla Memleketimi hissedeyim Bir demet ÇİÇEK gönder bana Renkleri; Sarı, kırmızı, beyaz ve mavi olsun Râyihâsı, estetiği semâvi olsun Bir tutam SEVDA gönder bana Veysel Garani’nin, Yunus Emre’nin Sevdasından olsun Mevlâna’nın Mevlâ’sından olsun Sevdâların hasından olsun Bir RÜYA gönder bana Yürürken, otururken Güneşi, Ayı seyredeyim Aradan kalksın tüm duvarlar Mâverâyı seyredeyim Bir damla ALINTERİ gönder bana Yazdığın ŞİİRLERİ gönder bana Okumaya ihtiyacım var... |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bu Dünya Hangimizin
Bırak deli Haydar-bırak be gardaş Kafayı bozmaya değmez bu dünya İsterse hızlı dönsün isterse yavaş Sen seni üzmeye değmez bu dünya Fani diyen varsın desin sana ne Gönül veren gitsin versin sana ne Haydut vursun hırsız yesin sana ne Gücenip kızmaya değmez bu dünya Nerde kan akıtıp kavga verenler Nerde şimdi sefasını sürenler Ne götürdü kucağına girenler Bir yırtık çizmeye değmez bu dünya Kulpu yok ki neresinden tutasın Sana göre lokma değil yutasın İçine gireni Allah kurtarsın Üstünde gezmeye değmez bu dünya. Gel gitme kal desem kalamazsın ki Ortadan böl desem bölemezsin ki Git tekrar gel desem gelemezsin ki Aldanıp azmaya değmez bu dünya Almak-satmak, tapu-senef nafile Toplayıp yığdığın servet nafile Sıla nafiledir, gurbet nafile Yağmaya tozmaya değmez bu dünya Sınırlar çizilmiş konulmuş yasak Beş para etmezdi bizler olmasak Kısmen göz yaşı kan-kısmen kir pasak Yıkayıp süzmeye değmez bu dünya Senin benim ne ki? Küçük mü dar mı? Hani kimin dostu, kimseye yar mı? İnsan öldürmenin manası var mı? Karınca ezmeye değmez bu dünya Misafirsin, misafirlik suç değil, Bakacaksan uzaktan bak, güç değil Eti yenmez, koyun değil koç değil Derisini yüzmeye değmez bu dünya Kabuktur, manayı unutturmasın Babayı, anayı unutturmasın Boş hayal mevlayı unutturmasın Tırnakla kazmaya değmez bu dünya Arkası karanlık önü karanlık Yarını karanlık, dünü karanlık Kendine çağırır seni karanlık Bir küçük hüzmeye değmez bu dünya Cazibesi özelliği yok demem Nakış nakış güzelliği yok demem İki günde kaçar gider çok demem Anlayıp sezmeye değmez bu dünya Unutma ki yolcu yolunda gerek Yolcunun azığı belinde gerek İnsanlar insanlık halinde gerek Mestolup sızmaya değmez bu dünya Bilesin ha canım Haydar bilesin Seni bekler soğuk mezar bilesin Ebediyet ötede var bilesin Tek satır yazmaya değmez bu dünya |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bu Dünya Kimin Dünyası?
Yol üstünde biten çalı Bu dünya kimin dünyası? Ak çiçekli ayva dalı Bu dünya kimin dünyası? Gediklerde esen poyraz, Yaprakları dalda koymaz Gözler doysa gönül doymaz Bu dünya kimin dünyası? Her gün eski her gün yeni Tükenmez gidip geleni Canevimden vurdu beni Bu dünya kimin dünyası? Kar yağar kaybolur izler Her nakış binbir sır gizler Ufuklara dalan gözler Bu dünya kimin dünyası? Toprak basar kucağına Güneş çeker sıcağına Atar derdin ocağına... Bu dünya kimin dünyası? |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bulduktan Sonra Arama
Omuzumda sevda yükü Yollarda Seni aradım. Beste beste, türkü türkü Tellerde Seni aradım. Girdim yeşilden sarıya Sordum ölüye, diriye Çiçeği verdim arıya Ballarda Seni aradım. Aşk yalımı girdi cana Gönlüm döndü gülistana Gece-gündüz yana yana Küllerde Seni aradım. Yorulup demedim, yeter Hasretin gözümde tüter Keremden, Mecnundan beter Çöllerde Seni aradım. Bahçem çiçek, bağım gazel Birleşir ebedle, ezel Ayırmadım çirkin, güzel Kullarda Seni aradım. Ulaşmak için rahmete Katlandım binbir zahmete Karışıp söze, sohbete Dillerde Seni aradım. |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bırakmıyorlar
Yad elden yanıma çağırdım seni Gelmek istiyorsun bırakmıyorlar Rüyada, mektupta albümde seni Bulmak istiyorsun bırakmıyorlar Umutlar hayaldir acılar gerçek Çileye mahkumsun, kim ne bilecek Ya bir kuru selam, ya bir top çicek Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar. Otuz yıl ağladın hep yana yana Yeter, yazık diyen olmadı sana Vefasız dostluğa kalleş zamana Gülmek istiyorsun bırakmıyorlar Çalış derler ayak, bağlı el bağlı Konuş derler, dudak bağlı, dil bağlı Kalk git derler, kapı bağlı, yol bağlı Kalmak istiyorsun bırakmıyorlar Aydınlık ararsın hergün her yere Çekerler önüne yedi kat perde Zulüm kimden gelir, adalet nerde? Bilmek istiyorsun bırakmıyorlar Yıllar boyu uykuların bölündü Uçacakken kanatların yolundu Hayat hakkın vardı elden alındı Ölmek istiyorsun bırakmıyorlar |
Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri
Bırakın Kalsın
Çokta kederlenir, az da gülerim Ustura ağzında düşüncelerim Deliliktir belki...bırakın kalsın Doğan her bebeğin hakkı var bende Öğütülen benim her değirmende Ne sonu, ne ilki...bırakın kalsın Sevdam büyüdükçe dünyam dar olur Zamandan çıktığım zamanlar olur Ve öyle güzel ki...bırakın kalsın Saatler ya geri, ya hep ileri Kıran yok hileli terazileri Umutlar ırakta...bırakın kalsın Onbinlerle sohbet onbin nafile Dönmüyor toprağa giren kafile Öfkeler yürekte...bırakın kalsın Ne yarım tam yarım, ne bütün tamam Yolcular anlamaz, ben anlatamam Tren son durakta...bırakın kalsın Gelir beni yakar suya düşer kor Düşünen baş çekmek, dert çekmekten zor Kutsaldır bu yara...bırakın kalsın Dursun, ayazına uyandığın kış Dursun ki şevk ile sürsün bu yarış Lüzum yok bahara...bırakın kalsın Yıkılır, yırtılır her kalın perde Hesaba çekilir dünya mahşerde Yazın şu duvara...bırakın kalsın |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:58. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.