![]() |
Cevap: Attila İlhan Şiirleri
Korkarım
Şair: Attila İlhan ay soluk soluğa yıldızlar akla ziyan bir irilikte uzaydan yanmış kibrit kokuları koklasam korkarım koklamasam gizli yılan ıslıklarıyla özsuyu zaptediyor henüz birer iskelet gibi çıplak aşağıdan yukarıya ağaçları çiçekleri uyandı uyanacak koparsam korkarım koparmasam öyle yoğun bir elektrikle çıtırdar ki saçları kim değse tutuşacak dokunsam korkarım dokunmasam gözleri bir yangın başlangıcıdır dudakları kırmızı alarm uğultusu şehre yayılır sokak sokak tutulsam korkarım tutulmasam |
Cevap: Attila İlhan Şiirleri
Korkunun Krallığı
Şair: Attila İlhan geceleri bir ıslık penceremin altında birileri beni çağırıyorlar (yoksa yanılıyor muyum) koşup bakıyorum kimseler yok sarayburnu'nda sis düdükleri mektuplarım kayboluyor posta kutusundan birileri çalıyor ama kim geçen akşam yağmuru değiştirdiler yumuşak başlamıştı tatlı ve ılık nasıl olduysa kestiremedim az sonra sülfirik asitti gökten yağan (cam iplikleri halinde yağıyor değdiği yeri eriterek duman duman) biryerlere gidecek oluyorum ardımda birileri hayal meyal varla yok arası cigaralarını avuçlarında saklamış gözlerinde aynalı güneş gözlükleri (bilmem yanılıyor muyum) daha dün geceyarısı telefonda birileri fakat konuşmuyorlar bir bubi tuzağı sessizliği hüküm sürüyor türlü olasılıklarla yüklü olağanüstü iri bir o kadar da tehditkar (bilmem yanılıyor muyum) beni dehşete düşürmek istiyorlar nasıl oluyor anlamıyorum gece yayın bitmiş televizyonu kapamışım ekranda ansızın birileri kapalı demir bir kapı gibi suratları gözleri ateş saçıyorlar gözlerinde tarifsiz bir hışım bıyıkları zifiri karanlık ele geçirebilirlerse beni öldürmek besbelli maksatları (yanılıyor muyum neyim) yanlış bir mıknatıs fırtınası içindeyim şişe yeşili şerare atlamaları şurup kırmızısı çakıntılar sağım solum her tarafım elektrik korkuyorum korktuğumun bilincindeyim birileri şalteri indirdi indirecek işim bitik |
Cevap: Attila İlhan Şiirleri
Korkunun İsi
Şair: Attila İlhan kederli bir ağustostu mehtabı ölüm tehlikesi tellerde bir vınlama elektriğin titremesi adeta gümüş kaplama yağlı beyaz bir taksi bebek'te unutulmuştu cihangir'e son müşterisi gece böcekleri sustu kadın değil koyu sinema bir renkli film güzelliği içi hayli eskimiş ama yosmalığı kusursuzdu cıgara bir cıgara daha besbelli eksiklendiği dolmabahçe'de kustu hem sarhoş hem huzursuzdu hayatı büyük bir yanılma pektaş holding'in metresi yani sırılsıklam mutsuzdu kul köle olmuştu adama gençken ne kadar korkusuzdu yaşlandıkça artıyor endişesi gecelerdir uykusuzdu bu da gelmişti başına herhalde başka bir kız buldu etine dolgun genç irisi adam ondan soğumuştu az kaldı kovulmasına kederli bir ağustostu acı sular geliyor ağzına gözlerinde korkunun isi |
Cevap: Attila İlhan Şiirleri
Kırmızı Pazar
Şair: Attila İlhan Kız sen burda yeni misin peki leyla nerde Hani çekirdek gözlüm örümcekten korkan Kim ulan beni herkes tanır git patronuna sor Elektrikçi ihsan dedin mi içkide üstüme yoktur Leyla güzel kızdı ben böyle göz görmedim Sen de güzelsin bak omuzların mesela Biz elektrikçi kısmı karanlıkta güreşiriz Ölüm tellerde ıslık çalar gözümüz pektir Saçların kendinden mi sarı boyadın mı Öyle örtülü bakma içimi karıştırıyorsun Buranın tesisatını biz yaptık cahit'le beraber Düğmeye şöyle dokun süt gibi aydınlık Cahit askere gitti bak leyla da gitmiş Geceleri uyku tutmuyor işin yoksa cigara iç Yıldızlar boğazıma dizili inanmazsın Dilsiz misin nesin bir şey söylesene İstanbul'dan mı geldin yalnız mısın |
Cevap: Attila İlhan Şiirleri
Marıa Missakian
Şair: Attila İlhan yüksekkaldırım'da bir akşam maria missakian'i düşündüm eğer kendimi bıraksam yağmur olabilirdim yağardım kasım'da bir çınar olurdum yaprak yaprak dökülürdüm kalbimi sıkı tutmasam döküp saçıp boşaltsam içimde yükselen şiiri kaldırımlara döküp harcasam gözleri balıkçıl gözleri dudaklarında tutup rüzgarı maria missakian adında biri gelse göğsüne kapansam gece gölgesine sokulsam gökyüzünde bulutlar büyüseler yağmuru dinlesem anlatsam şimşekler kırılıp dökülseler bizi sokaklarda bıraksalar leylekler üşüyüp gitseler dönüp arkalarına bakmadan yine akşam oldu attilâ ilhan üstelik yalnızsın sonbaharın yabancısı belki paris'te maria missakian avuçlarında bir çarmıh acısı gizlice bir sefalet gecesi çocuğunu boğarmış gibi boğup paris'i sana kaçmayı tasarlar her akşam |
Cevap: Attila İlhan Şiirleri
Memleket Havası
Şair: Attila İlhan Bu bizim gökler gibisi hiç bir dağda çatılmamıştır Yıldızlarımızın titremesi yüreğine deprem indirir Hiç bir yerde bu denize bu acı tuz katılmamıştır Topraktan sağdığımız pekmez güneşin başını döndürür |
Cevap: Attila İlhan Şiirleri
Mevsimidir
Şair: Attila İlhan mevsimidir müphem bir meltem yoklar dal uçlarını gizlice ürperir yaseminler körfezde deniz dalgın bilinmez hangi aşktan arta kalmış vahim bir yalnızlığı dinler mevsimidir artık erken kararır sular her biri bir bulut ardına sinmiş yıldızların korular terk edilmiş ağaçlar duman duman yalılar tenha kanlıca ilk yağmurla serinler mevsimidir nedense ölmeye heveslenir insan uzaya bir avuç yıldız tozu gibi savrulmaya rayından çıkmıştır yaşamak bir eskimişlik duygusu nereye baksan gücü yetmez kimsenin kimseyi kurtarmaya çünkü ne güzeller zehir zemberek güzeldir artık ne zehir zemberek çirkindir yeni çirkinler |
Cevap: Attila İlhan Şiirleri
Mikaha
Şair: Attila İlhan Tanrının sokaklarda yalnız dolaştığı zaman Adına kör karanlık diyorlar Güneş de üç-buçuk aylık piçini düşürecek bulvarlara Hıncımdam Makon'da bir Çinli’ye gözlerimle söveceğim Saygon'da bir otel odasında bulacağım seni Ellerini Portekiz'de unutmuş olacaksın Gümrüksüz gireceksin düşlerime çırılçıplak Beyrut’ta uçağı kaçıracağım Mikaha Sana dönmek mi bir daha Tövbeler olsun... Özlediğin bu muydu yoksa Tutkulu bir kelepçe vurdular yüreklerimize Adına aşk diyorsun Oysa balıklar Singapur'dan getirmemişlerdi Ağızlarında bu tutkuyu Roma'da kendini satan bir kadın görüp Kadınlığından utanmıştın Melekliğinden utanan şeytanlar gibiydin Sen de yüreğini ellere sattın Mikaha! Sana dönmek mi bir daha Tövbeler olsun... Bak yine inanasım yok işte Sensiz geçmezdi bu mevsimler Bulvarlara kar yağmazdı Gecenin kör karanlığında Tanrı bizim için ağlamazdı Sevmeyi sevilerek öğrenmiştik Tanrı'ya da biz öğretmiştik üstelik Belli ki sevmeleri de bırakamıyorum artık Tanrının da gözyaşları tükendi artık Mikaha! Sana dönmek mi bir daha Tövbeler olsun... Kolay diyorsun Gel bir de sen yaşa sensizliğimi Yalan söylüyor Kuveyt'li petrol kralı Beş gece içmez sana yüzük alırdım Gözlerini Pire'li tayfalara çaldırdın Belki Hong Kong'da bir şişe pirinç rakısına satarlar Belki de ucuzundan ölmeyi göze alırsın Ama sen; ölmüyorsan-ölemiyorsan-ölemeyeceksen Paris benim kentim değil ki Bu serseri izler senin izlerin Mikaha! Sana dönmek mi bir daha Tövbeler olsun... Bak bu mezarı benim için kazdılar Bu çiçekleri dişi eller getirdi Sözüm var Ölürsem erkekçe öleceğim Ama sensiz ölmeyi beceremem Mikaha! Sana dönmek mi bir daha Tövbeler olsun... |
Cevap: Attila İlhan Şiirleri
Muhalif Rüzgar
Şair: Attila İlhan bugün pazartesi senin galiba beş dersin olacak yine salondaki aynada taradın saçlarını istemediğin bir şeyi yapmış olmanın öfkesi yine karartmış alnını fakat acele etmek lazım geç kalırsan tramvay kaçacak ve bir yasak levhası gibi asacak suratını o suratsız müdire hanım bugün pazartesi dün pazardı belki evde kalıp balerin resimleri yaptın kulağında uzak bir piyano sesi belki neşeliydin belki düşüncen vardı belki de yağmur gibi inerken hatıralar herhangi bir köşe başında bana rastladın ben senin hayatına muhalif bir rüzgar gibi girdim |
Cevap: Attila İlhan Şiirleri
Muhayyer
Şair: Attila İlhan önemli gizli boyutlarıyla yeryüzündeki yaşantımız ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız söylediklerimizle değil söylemediklerimizle varız o gün ki ölümün perdesine yapayalnız yansırız ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız bir incesaz ki süreklidir yaprak döken korularda çılgınlıkları oluşturur en çapraşık duygularda büyük çıkmaz akla gelip de sorulmayan sorularda bazı insan içten içe düşünür hesaplar da ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız üflediği sustuğumuz tutkuların düşlerimizi çokçadır çocukluktan çıktığımızı sanmak aslında çocukçadır gerçi gençlik bir uçta yaşlılık bir uçtadır birleştikleri gerçek o müthiş sonuçtadır ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:50. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.