![]() |
Ziya Osman Saba Şiirleri
https://i.hizliresim.com/EaGBlp.jpg Ahret Şair: Ziya Osman Saba Bu garip dünyada ben yadırgadım yerimi... Yıllardan sonra bir gün görüp çektiklerimi, Tanrım, bir meleğine emredecek: -Yetişir! Gözlerimi o saat sessiz kapayacağım. Beni bekleyedursun artık ılık yatağım, Bütün yorgunluğumu alacak bir teneşir Bir yükü atmış gibi sırtımda bir hafiflik, Oraya geçmek için aşacağım bir eşik. Başım bir defa olsun dönmeyecek geriye. Bir el gözlerimdeki perdeyi sıyıracak. Onları bulacağım!.. Ve annem şaşıracak: “Görmeyeli ne kadar büyümüş oğlum” diye. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Artık Yaşamak İçin
Şair: Ziya Osman Saba Artık yaşamak için herkesten kaçacağız, Dünya bize verecek yalnız güzellikleri, Yalnız, semalarından dökecek ruhumuza, Geceler mehtapları ve gündüzler seheri Düşünceli yürürken, bir yol dönemecinde Çıkacak ömrümüze beyaz dallarla bahar. Hatırlatacak bize şen çocukluğumuzu, Erguvanlı bir bahçe, mor salkımlı bir duvar. Tekrar yaşayacağız ümitli sabahları, Bulacağız dünyanın o en güzel yerini. Ebedi bir sahilde yeniden tadacağız Kolkola sükûn dolu akşam gezmelerini. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Baharı Beklerken Yazılmış Şiir
Şair: Ziya Osman Saba O günü görmek için sade bekleyeceğiz, Göreceğiz bir sabah yeşil tomurcukları. Hazırlanıyor gibi, gökyüzü, ufuk, deniz, Bir sabah dökülecek baharların baharı. Bu bahar yalnız mesut günler taşımaktadır, Başbaşa kalacağız kenarında bir suyun, Göz alabildiğine yeşil uzanan çayır, Bir saadet içinde sessiz otlayan koyun. Bu bahar güleceğiz en içten bir sevinçle, Bir melek ordan bize uzatacak elini. -Beni bırakma kalbim, kalbim sen bana söyle. Ümitlerin en güzelini!.. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Ben De
Şair: Ziya Osman Saba Ne çok anlatacaklarınız var Birbirimize nişanlılar! Ben de bir zamanlar sizin kadar mesuttum, Ben de şu parkın sıralarında oturdum, Ümid ettim, hayal kurdum... Şahit bütün ömrüme bu şehir, bütün yurdum. Ben de o mektepte okurdum Küçük mektepli! Bugün gibi hatıramda İlk gün, ilk ders, ilk hece. Şiirler yazmak için öğrendiğim güzel Türkçe. Yeni kitaplarım, siyah göğüslüğüm, Sevinçle dolup taşardı gönlüm. Beri yanda günler akar giderdi. Benim de bir anne üstüme titrer Bir baba benimle iftihar ederdi. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Beyaz ..
Şair: Ziya Osman Saba Bir bademin altına, yorgun, oturmak biraz, Ayrı ayrı seyretmek çiçek açmış her dalı. Artık bütün renklerden, artık uzaklaşmalı: Beyaz işte, aylardır gözümde tüten beyaz. İş bitti... Uzaklarda ilk ümitler gibi yaz, Duyuyorum bu sabah, kış içimden çıkalı, İçimin dört duvarı bembeyaz badanalı, Ah, sade nefes almak, göğsüme dolan bu haz... Bir kuş ötecek şimdi... Havada bir durgunluk, Mermeriyle konuşan açık kalmış bir musluk, Beyaz çiçeklerini tektük düşüren kiraz. Bahar pınarlarından içime damlayan su, Bembeyaz çiçeklerin ıslak, temiz kokusu, Kış bitti... Uzaklarda ilk ümitler gibi yaz.. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Beyaz Ev
Şair: Ziya Osman Saba Gözlerimin önünde hep aynı beyaz ev. Her dağ yamacına kurduğum, Beliren her su kenarında, Pembe damlı, yeşil pancurlu, balkonlu, Balkonuna tırmanan sarmaşık. Gece, pencerelerinden sızacak ışık, Kışın tütecek bacası. Kapıyı ittiğinde çalacak bir çıngırak. -Duyuyorum o sesi şimdiden, berrak- Geçeceğim yol, çıkacağım üç basamak, Ellerinden sıyırıp atacağım eldiven, Her halin, gülüşün, kokun, bütün ruhunla sen! Ah, bütün bir ömür bırakmayacağım el, Okşayacağım saç, dinleyeceğim ses, Bakmakla doymayacağım yüz... Açık pancurlardan o gün dolacak gündüz, O günkü hava, Bir kapıyı açman, dolaşman sofada. Şaşıracağım: Böyle gezinen kim? -Evim! Evim!.. Ellerimle asacağım Camlarına perdelerini. Yatak odasında düsüneceğiz bir an İki kişilik karyolanın yerini... Yatak odamız, yemek odası, kiler Raflarında ellerinle yapılmış reçeller. Karşı karşıya oturacağımız sofra, Sürahide ışıldayan su, Yazın, rüzgâra koyacağımız testi; Senin yatacağın öğle uykusu... Sararacak bir yandan çardaktaki üzümler, Kâh esecek rüzgâr, kâh dinleyeceğiz yağmuru, Kâh karlarla bembeyaz kesilecek çimenler. Hep geçireceğiz içimizden: Hayat beraber, ölüm beraber... Şu göklerin altında, Olacağız o kadar bahtiyar Ki çıkıp mezarlarından annemiz, babamız da, Beyaz evimize yerleşecekler, Uzun kış geceleri onlar da aramızda Göz göze bakışacak, mangalı eşecekler.. |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Bilemiyorum
Şair: Ziya Osman Saba Bilemiyorum yıllardır neredeyim? Hergün yediğim ekmek, susayıp içtiğim su, Kolundan tutup gitmek istediğim kadın, Yaşamak kaygısı, gök hasreti, ölüm korkusu, Ve Rabbim senin adın! Yıllar var ki içindeyim hayatın. Anıyorum gençliğimi, özlüyorum çocukluğumu, Fakat bilemiyorum yarını. Bilemiyorum Rabbim, maksadını, kararını. Hepimiz işte dünyadayız, Yataktaki hastamız, topraktakı ölümüz; Neyiz, ne olacağız? Birşey bilmiyorum... Nefes almaktayım yalnız. Rabbim! beni yaratmışsın, İnsan şeklinde görünüyorum, Terlerim yazın, üşürüm kışın, Düşünüyorum, düşünüyorum... |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Bir Oda Bir Saat Sesi
Şair: Ziya Osman Saba Bir oda, içinde bir saat sesi Hayatın sırtımdan giden pençesi, Ve beni maziye götüren bir el, Eski günlerimiz, sessiz ve güzel... Bulduğum kayıplar, her günkü yerin, İşte konsol, ayna, köşe minderin, Seccaden, tesbihin, namaz başörtün. Bir şey değişmemiş, sanki daha dün. Yine ortancalar altı camının, Dışarda sükûnu yaz akşamının, Bahçemiz sulanmış, ıslak her çiçek. Kapı çalınacak, babam gelecek... |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Bir Sokakta Giderken
Şair: Ziya Osman Saba Taşında otlar biten şu sokakta yürümek. Bir bahçe duvarının kokulu gölgesinden. Uzakta, mektepteyken okuduğumuz şarkı. Su içmek o tasasız günlerin çeşmesinden. Kalbe aşina bütün rastladıklarım, Herşey eskisi gibi, herkes bahtiyar, iyi! Bana büyük babamı hatırlatan ihtiyar, Çocukluk arkadaşım sarı benekli kedi Bütün günahlarımı affetmiş sanki Tanrım, Duyuyorum kalbimde tadılmamış sevgiyi. Ah, sade koşmak, koşmak istiyorum içimden: Aradığım diyara bu yol çıkacak gibi |
Cevap: Ziya Osman Saba Şiirleri
Bir Ölünün Arkasından
Şair: Ziya Osman Saba Ey ölü, az daha yaşatmak isterdim seni, Habersiz bırakıp gittiğin evde. Giysen hazır duran terliklerini, Odalarda dolaşsan, öksürsen Toplasan bu yaz da bahçende yemişleri, Az daha ömür sürsen. Gözlerimin önünde hep boyun bosun, Nasıl girerdin şu kapıdan, memnun Şu iskemleye otururdun. Avuçlarımda, ılık, el sıkışın, Bana bakışın... Nasıl uzatırdın bana şu sürahiyi? Seyrederdik uçan bulutları, geçen gemileri. Nasıl son defa konuştun, son defa güldün? Nasıl öldün?.. Nasıl öldü, Yarabbim, nasil öleceğiz? Hangi sonsuz geceler, iklimler geçeceğiz, Bundan sonra da bir gün aynı sofrada Oturacak mıyız bir daha!.. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:10. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.