![]() |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Boks
Şair: Ahmet Erhan Havlu atıyor ardımdan dünya Oysa şampiyonuyum yalnızlıkların Bilahare aşkın, acının Ve aklına gelen ne varsa Ringte yapayalnız bir kaldım Bomboş bir salonun uğultusu Bütün hücrelerimden rüzgar sızıyor Ve işte yenildiğimin anonsu. -Mavi köşeyi kan tutuyor! |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bugün De Ölmedim Anne
Şair: Ahmet Erhan Yüreğimi bir kalkan bilip sokaklara çıktım Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum Sıkıldım, dertlendim ,sevgilimle buluştum Bu gün de ölmedim anne. Kapalıydı kapılar,perdeler örtük Silah sesleri uzakta boğuk boğuk Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük Bu gün de ölmedim anne. Üstüme bir silah doğruldu sandım Rüzgar, beline dolandığında bir dalın Korktum, güldüm, kendime kızdım Bu gün de ölmedim anne. Bana böylesi garip duygular Bilmem niye gelir ,nereye gider? Döndüm işte; acı, yüreğimden beynime sızar Bu gün de ölmedim anne. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Buluşma
Şair: Ahmet Erhan Hiçlik'te bulaşalım sevgilim, oturup konuşalım Dört yanımız dizboyu insan Yağmurdan bile usanalım Yağmurla sevişirken Bende inanmaların çağı geçti Sende sanki ilkbahar Bizimkisi karşıtların birliği Böyle sevgili olunur herhal Nihilist bir otobiyografi Buldum iç cebime astım Ben de bir kelimeyim ölümün dağarcığında Türkiye benim yurdum Hiçlik'te buluşalım, öpüşürken göz kırpalım Başağrısı çekelim üç gün üç gece Yalnızlığın sularını bulandıralım Görünmesin bir şey geride Ben ki boynumda süpürgeler taşırım Ardımdan gelenler ırgalamaz Hiçlik'te buluşalım ve konuşmayalım Dünyaya çarpan yürek onmaz Hızla yaşadım genç ölmedim Bir koşuymuş yaşam geç anladım Otuzu geçiyorken saate baktım Ben yanlız bir adamım tırnaklarım uzamaz Beni kimseler sevmez... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Buz Üstünde Yazılan Şiir
Şair: Ahmet Erhan Buz üstüne yazmak isterdim Bütün bu şiirleri Üç beş gün öyle kalır Sonra eriyip giderdi Kaybolursa da ne çıkar Yazılmış o kadar şiir ? Onca acı, tedirginlik Bir avuç su oluverir Buz üstüne yazmak isterdim Bütün bu şiirleri Ya da denizin yaladığı Bir kıyıya bırakmak... Boğulup gitsin sesim Uçsuz bucaksız bir koroda Duyulmayacaksa silah sesleri Girdiğimiz her sokakta Çektiğimiz bunca acıyı Varsın hiç bilmesin çocuklar Barışa, kardeşliğe dair Yarın nice şiir yazarlar Buz üstüne yazmak isterdim Bütün bu şiirleri Ve sonra çekip gitmek Dalgın bir cırcır böceği gibi. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bütün Gün Aynaları
Şair: Ahmet Erhan Yüzü gitgide suya dönüşen kadınım Bir iğne, bir iplik kaldık şu dünyada Ancak birbirleriyle bütünlenebilen.. Düşün ki, senin bütün adlarını söylesem Doğa ayaklanır, koşarak gelir yanıma yüzü gitgide suya dönüşen kadınım Benzedik birbirine bakan iki aynaya Yaşamak güzel, yaşamak güzel, yaşamak Artıları, eksileri yitirsek de boyuna Kör bir noktada durup ardımıza baksak Sularda pul pul, toprakta tel tel Çözülüp dağılsak ve ömür desek buna Al yarısını, öbür yarısı bende kalsın Öleceğin günü bana önceden haber ver İçimdeki, dışımdaki saatleri kurdum Yelkovanı kovalayan akrep gibi kaldım burada Yüzü gitgide suya dönüşen kadınım Bir gün bütün aynaları kırarsam şaşırma Ben aklımı yitirdim yüreğimi buldum. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Cellat
Şair: Ahmet Erhan Sanırım bitiyor artık Bu serüven, bu yaşam Eski bir dost kılığında Ve dönüp bakmadan Dört yönden, aynı anda Vuruyor rüzgarlar Böyle ayakta durabiliyorum ancak Poyraz, lodos, karayel Şiirler okuyorum Yatağında uyuyan oğluma O bir su damlası gibi Gülüyor katılırcasına Artık çok geç Yağmurun izini sürmek için Gençliğimin solduğu sokaklarda Ağır ağır ip sıkıyor cellat Uyanıyorum Kendi elim boynumda... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Çerçi
Şair: Ahmet Erhan İncik boncuk satarım köylülere-işim bu Atım yorulmassa yorulmam- ekmek parası Yağmuru sırtıma döker giderim-ıslak Güneşi tepemde yakar yürürüm-sıcak El değmemiş ipliklerim, patiskalarım var Köy kızları! Köy kızları! Köy kızları! Kahveye oturur bir çay içerim-yaşlılık Kağıt oynayasım gelir, hal hatır sorasım Niyedir içimdeki bu soğuk taş, bu yanlızlık? Açılmamış sandıklarım, yaşanmamış günlerim var Silme acı, silme keder, silme yorgunluk! İncik boncuk satarım köylülere-işim bu Tarlaların kıyısından geçerim salına salına Çalışan insanlar görürüm, arılar gibi Çoluk çocuk güneş altında çiçek çiçek Açmış gibi olurum, kıpır kıpır rüzgarda Bağırasım gelir, sesimi onlara duyurasım: Leblebi çekirdek! horoz şekeri! susamlı helva! |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Cihangir Miyavlaması
Şair: Ahmet Erhan Zaman: durmuş gibi Cihangir'de pazar günü şaşkınım Olmayan uykumu bölüyor bir akordeon sesi Bir çocuk ufacık sarı saçlı Eminim kara gözlüdür görünmüyor uzaktan gözleri Görünmüyor ki Sokak derin uykularda duyulmuş şey değil Cihangir'de geldiğim günden beri Gurbetliğimden beri Son travesti son bira şişesini yere çaldığından bu yana Kaç saat duymadım Birşeyler okuyordum kırıntısız, yankısız Unuttum Güzel marmara ve yeşil elma sabah sabah Olmaz ki Olmaz ki böyle bir ülkede böyle Camlı bir bomba gibi bir martı pencereme çarptı Korktum Ve artık herşeyden korkuyorum Gurbette ve kanlı bıçaklı tutkun Bu nasıl iş bu Cihangir her damarı bir sokak Bir sokak Baktıkça gözlerim kanıyor Kana kana bakıyorum Zaman: geçmek bilmiyor Yalnızlığa alışkınım sessizliğe değil Pazar günlerinden nefret ederim bu yüzden Bakkal açılmaz çöpçüler bağırmaz bu nasıl cihangir Güzel Marmara ve yeşil elma Bulunmaz ki sabah sabah Ellerin sarsak Gözlerimdeki çapak sanki bütün sokağı örttü görünmüyor Hiçbir şey görünmüyor Yalnız ve soğuk yatağım Boşlukta süzülüp alçalıyor Gidip uyumaya kalksam ne olacak Ne olacak Zaman: her yerde kedi kuyrukları vardı Yürümeye korkardım buz üstünde gibi Basmaya korkardım şimdi nerdeler Elinin körü ne biçim sabah bu ne biçim pazar De ki uyudum Çalmayacak mı telefon kapımın zili Ağzımda şarabın kekremsi tadı Karnımda yüzlerce akreple uyusam onlar uyanacak De ki bir arkadaşım geldi gidelim Belgrad ormanında kros yapalım dedi- ben mi Arnavutköyde balık tutalım dedi- ben mi Önce içelim sonra içelim Kaçmıyor ya şu istanbul dedikleri Ah benim evcil kalbim Artık "hayır" demeyi de öğrendi Şimdi ne olacak Bana hergün sokağa çıkma yasağı bana hergün o üç darbeden biri ne bilsin olağan üstü hallerin ta kendisiyim dokuz canlı bir kediyim sekizini yitirdim ne bilsin ayrıca burası cihangir Kedi diktatörlüğü Şimdi ne olacak Kimseler bile gelmiyor bugün pazar Yalnızlığın eşcinseli mi oluyor yani Yani cinaslı kafiyeli pazar günleri ey Sıkıldım şarabım bitti elmadan vaz geçtim uykum yok Yok üstüne üstlük sigaram da azalıyor Şimdi sahiden ne olacak Ben bu kadar geveze değildim eskiden Bir sıkımlık canım kaldı Zaman: otobanındayım senin Yürü ki bir şeyler dönmeye başlasın Dünya mı olur artık ne olursa olur hayat Hani İstanbul git git bitmez koca bir şehirdi Ayağının turabı olayım yürü Ayaklarımı bitiştirirek uzun uzun ölçtüm Ve düşündüm ki meselem mi meselim mi tükendi Neredeyse akşam olacak Zaman: oydum da gözlerimi sana bıraktım Yoksa tarihm iydi kanla biçilmişti kaftanım Ben kaf dağında bir kaptan değilim Ama bu çırpıntılı şarapsızlık ne olacak Şimdi ne olacak Yağmur yağıyor yağmasın Volta atıyor martılar göğün dört duvarında " Ne balık, ne de kuş" olabildiğim şu dünyada Gurbetim bile yok beceremedim Toprak Uçaklardan korktum da ne oldu sanki Onlardan önce çakılıp kaldım yere odama Meyhanelere geniş mağazalara sayısız yalnızlıklara ve pazar günlerine Gömüleceğim bir gün sana toprak Başımı yukarda tutmaya çalışarak Ama olmayacak Kefen param bile Hep ağır ve aksak Olmadı bile kanıma alkol düştü payıma küfür Birer ziynet eşyası gibi şişelerim yığılı evde Her şişenin dibinde ay parçası bir melek Dans ediyordu iyi kıvırıyordu kaltak Cihangir'de Cihangir'de özellikle Ama neden cinlerim hep tepemde Alçak Gidip Neşet Ertaş dinlesene aklını kucağında saklıyarak Balık görsen aklına rakı gelir önce Ve bütün yollar bir gün hergün meyhanelere çıkacak Cihangirde sabah hiç olmayacak Alkolikler ve eşcinseller giremez yazar Ev sahiplerinin kapılarında anlarlar kimsin Nesin adamım buralar sana göre hiç olmayacak Kalk gidelim çöpçüler süpürsün ıslak Ve yorgun bedenimizi şarap ve elma kokan Bedenimizi doktorlar serumla yıkasınlar Akla sığmayacak halusinasyonlar ellerinde şişelerle Hastanelerin ziyaretçi saatlerini beklesinler Ölsem kimsenin umrunda olmayacak Öyleyse beni alnımdan öpsene toprak Hayat hiçbir şey değil şiir hiçbir şey değil İki dirhem bir çekirdek ölüm bile Hiçbir şey değil Sokaklara atılmış ölüm Nereye gitsem ardımdan seğirtir Mendil satar cam siler ille de bıçak taşır Ve tiner Unutmaki sevgilim hayat Karamsar bir şiirin ilk dizesidir Peki şimdi ne olacak Elma yok yok ki şarap Birazdan tütünüm de tükenir Ve türkiye'de şair olmak bu değildir Neydi ki Türkiye'de şair olmak Dünyaya dürbünle bakmak Kız tavlamak sanatını masalara höykürmek mi Salya sümük ağlamak Ölüm oruçları Ey bu ülkede Artık ne sabah ne de akşam olacak Üç çocuk daha öldü Yatağında üç kere daha sırtını döndü halk Elbette elma ve şarap Elbette elma ve şarap Üşüdüm üstümü örtsene toprak |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Çözemediğim Bir Şeyler Var Hayatımda
Şair: Ahmet Erhan Çözemediğim bir şeyler var hayatımda Sualtı gibi derinlerde sessizce bekleyen Dirensem, daha ne kadar direnebilirim artık Nereye kadar gidebilirim, gitsem? Aradığım nedir, o kentten bu kente? Adressiz yaşamak da sıkar insanı gün gelir Gider heyecanlar, istekler, gülümseyişler Yüreğimdeki denizin suları birden çekilir. Özleyip de vardığım her yerden, hemen kaçsam diyorum Ne aradığımı biliyorum, ne bulduğumu Bilmem neresinde yanıldım ben bu hayatın? Yüreğimi kabartan o sevinç, şimdi sonsuz bir acı oldu. Taşlar yığılmış önüne en güzel, en anlamlı duyguların Uçsuz bucaksız bir tüneldeyim ve her yanım karanlık Koluma giriyor bazı adamlar, bir şeyler söylüyorlar Kalıplaşmış, sıkıntı verici, güdük. Oysa acı diye bir şey var bu dünyada Ölüm var -ki yüreğimde bu boşluğu yaratan birazda odur. Yanıbaşımda ölüp gitti dostlarım, ben bakakaldım Gözyaşlarının da bir yerlere gömüldüğü görülmüş müdür? Çözemediğim bir şeyler var hayatımda Sanki ilk benim duyduğum garip, anlatılmaz duygular Sürse daha ne kadar sürer bu, bilmiyorum Ölümü ve hayatı yanyana düşünmesini ne zaman öğrenir çocuklar? |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Deniz Kızı İçin Şiirler
Şair: Ahmet Erhan Seni, gülüşü gül olup da açan kız Uzandığım her kapıdan yüzümü saran esinti Seni, yürüyüşü yağmur, kokusu nergis Seni turuncu düş, seni deniz mavisi... Eksik kalmış tek sözcüğü uzun bir şiirin Bir dalın açmamış o son tomurcuğu Yüreğime selamsız sabahsız girdiğin Belli, geçerek o dikensiz yolu Seni, yaz günleri topraktan tüten buğu O bir anlık, bir solukluk yağmurlardan sonra Seni, sevincin yangını, acının külü Gittin artık, bu şiirler kaldı bana Gittin artık, ardında mavi bir tütsü Saçarak, geniş ufuklarından sonsuzluğun Ey kara sevdalarımın göçmen kuşu Diyemem istesem de, seni unuttum... |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:05. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.