![]() |
Ahmet Erhan Şiirleri
https://i.ytimg.com/vi/IPJSMRoIDX4/maxresdefault.jpg Ağaç Şair: Ahmet Erhan Bu şiire girmek için yıllarca bekledi şu yaşlı ağaç. Kimse onu anlamadı. Yanından geçen birini görünce usulca kımıldanmasını bile bir şeylere yormadı... Yolun kıyısında duran yapraksız,tozlu ağaç işte bir şiire girdin. Artık yalnızca bir ağaç değilsin. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Ağıt ..
Şair: Ahmet Erhan Çiçekçi bana bir gül ver sevgilime değil bir ölü için Çiçekçi bana bir gül ver İçine gözyaşlarımı sığdırabileyim. Yakasına böyle bir gül takmıştı O gün bir görseydin sen onu Çİçekçi bana bir gül ver Sanki o güldendi bütün mutluluğu Sen de : - Bir arkadaşın öldü Ben diyeyim : - Kardeşim ! Çiçekçi bana bir gül ver Götürüp tabutuna iliştireyim. Kaldırımlarda kömür tozları Bacalarda koyu bir duman var Kara bir gökyüzü tek özelliği bu kentin Çiçekçi bana bir gül ver Kapalı perdeleri açabilse gülüm Kapalı kapıları kırabilse Kapalı yüreklere girebilse... Çiçekçi bana bir gül ver - Beyim, gül olmaz ki bu mevsimde! |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Akşam . .
Şair: Ahmet Erhan Nereye gitsem, Hangi boylama sığınsam Bir kentin kenar mahalleleri gözlerin Ne kadar bulvarlara yerleştirsem de anılarımı.. Sensin, kendinden öte bir şeysin. Bence biraz daha uzatmalısın saçlarını, Bir yaprak fırtınasında usulca rakı içeyim. Anladım, Adı niye akşamsefası bu çiçeğin... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Akşam Güneşi
Şair: Ahmet Erhan Hayatım temsili bir yenilgi gösterisidir Okulu seven çocuklara bıkkınlık getiren Yağmurda yalnız kalır, seyircisi yoktur Onun için yaşamak alelade bir lükstür Rüzgara karşı kalem oynatır hayatım Damla damla buyur beyninde bir gül Bir şiirdir ve hiç de kötü değildir Dizeleri birbirine iteleyerek geçer Sararmış bir devrimci fotoğrafıdır hayatım Genelevi bulamayan yeniyetmeye benzer Yalnızlığı yalnızlıktır ve çok sıradandır Her hafta sonu annesini görmeye gider Kartpostal görüntüleri ile intihar eder Donar kalır bir aynada eli yüzü çıplak Altıncı filo gibi bir şeydir, isyanlar bastırır Yasaktır elini koynuna sokmak yasaktır Sonuçta bir hayattır, naftalinler kullanır Parası çıkmazsa gider sakal bıyık bırakır Sevgilisi yoktur ve artık sevgiside yoktur Radyoda söylenmeyen bir ölüm sessizce kepenklerini kapatır... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Anne . .
Şair: Ahmet Erhan Bırak kalsın masada ekmek testide su Ayna puslu, pencere camı kirli Bırak kalsın saçların dağınık, gözlerin uykulu. Saksıdaki çiçek susuz, kedi yalını bekler bir köşede Bırak kalsın meyve ağaçta, kırlangıç havada Dama düşen ince bir yaz yağmuru... Yoruldun artık, bütün gün didinip durdun Toprak bile, gök bile, deniz bile bir yerde yorulur. Bırak kalsın süpürge duvarda, sabun kovada Anne, gel yanıma otur. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
At Avrat Silah
Şair: Ahmet Erhan Atım öldü. Avradım beni sevmiyor. Silahım suskun Sırtımdan kaç güneşi aşırtarak yürüdüm. Yok. Damarlarımdaki alkolü kolonyayla sildim. Yok. Yükseklik korkumu dirseğimle dürterek Kentin bütün üstgeçitlerinden geçtim Evlerde kabuk bağlayan yaralarımı dışarıda rüzgar örseliyor Atım öldü. Avradım beni sevmiyor. Silahım suskun Yok. Sevgilim. Olamadım. İçkilere daha bir dadandım. 1182734. Mesai saatlerinde aranılacak. Yok. Artan her günüm sanki ölüme ekleniyor... Atım öldü. Avradım beni sevmiyor. Silahım suskun Kiraz dalına asılmış bir mendil gibi kaldım bekliyorum tarihin kaçınılmaz fırsatlarını Yok. Sevgilim. Duasız bir din arıyorum. Yok. Leyli bir uyku. Alnı örselenmemiş bir insan Gece yatıya gelen bir umut. Gündüz giden bir ehli müslüman Yağıyorum durup durup bütün yağmurlarımı. Türklerin anayurdundayım. Yalnızım. Alkol. Yok. Savunduğum herşeyin savunmaya geçtiği. Tanrım. Yok. Boğulsam cezir oluyor, yaşasam med. Artık evcil olan kelimeler aranıyorum; Oda. Pipo. Kitap. Çocuk. Ev. Aile. İş. Otobüs. Atım öldü. Avradım beni sevmiyor. Silahım suskun Ancak otuzüç gün üç gece ağlasam avunurum Yok. Küçük Asya'dayım. Ninem Rum. Dedem Yüzbaşı. Kanım A Rh pozitif. Çok bira içince negatifleşiyor. Yok. Sevgilim. Bilemedim iki taşı çatıp bir yapı kurmayı. Atım öldü. Avradım beni sevmiyor. Silahım suskun Kanım çekiliyor dünyayı böyle düşündükçe Yok. Sanki durup dururken saçlarım seyreliyor. Sıcak oldu. Genleştim. Konformist filan oldum. Yenik bir hayvan büyütüyorum koynumda. Yok. Atım öldü. Avradım beni sevmiyor. Silahım suskun At. Avrat. Ve silah. Su. Ateş. Ve toprak. Bütün dinleri böyle kandırarak dinimi buldum Öldüğüm gün davula üç kez vurulacak. Tören. Yok. Kalbim. Bir ayrılığı çalıyor kampana. Tren. Yok. Seni istasyonlarda kaç kere öptüğümü sayamıyorum. Atım öldü. Avradım beni sevmiyor. Silahım suskun 365'le 35'in çarpımı neyse ona göre kurdum kendimi Ondan ötesini ister eksilt ister çoğalt Devrim misin nesin ver artık şu adresini. Yok. İnkılap! İnkılap! İnkılap! İnkılap! |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bekar Gece
Şair: Ahmet Erhan -Tarık Savran'a- Gökyüzü dondu, günler seçilmiyor Yağmur değil, kar değil, yapışık bir sıvı Akıyor pencereme doğru Gökyüzü dondu, kimseler gelmiyor FM 1295 kilohertz Burası yalnızlık istasyonu! Aradığım bu değildi, aradığım bu değil Nemli ilişkiler... değildi belki de hiçbir şey İyi oldu, çok iyi oldu Dünyayı bu kusmuk tadında algıladım o kadar Ama anlayamadım Neden bana kopçalandı bu keder.. Her şey dondu, bütün dostluklar İçkilere buz arandı durdu Yanlızlık mıydı, hiç değildi Çünkü yanlızlık bile çoğulluk ister.. Bekar gece Bu şiir senin ilk ve son konuğundu Evet, yalnızlık bir seyirlik oyundu. Seyircisi yoktu... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Benimle Büyüyenler İçin
Şair: Ahmet Erhan Yağmurlar da diner moruk Gökyüzüne bakmayıveririz bir gün Zaten üç damla suyun bir avuç toprakla çarpımından doğdum ben Bunun için çamura kestim son günlerde Sen hiç Bob Dylan dinledin mi Hiç dün gece dinledin mi Şarabı rakıyla karıştırıp Saatler moruk saatler... ne olmuş saatlere kurmayıveririz bir gün Ben parmak hesabıyla bir ömür yaşadım Yükseklik korkusundan başım hiç dik durmadı İğreniyorum kendimden bile bazan Dünyadan her zaman Kaldırıp yakamı inerim gecenin ayıp yerlerine Eve geç gelen adamların hüznüyle Biz ne kötü yaşadık be moruk Bir kuş kanatlarını dürünce rüzgarsız kalmak gibi O kadar yalnız, o kadar umutsuzduk -Geçmiş zaman kipi gitmedi burda ama neyse Moruk diyorum artık benimle büyüyenlere... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bir Baba İçin -1-
Şair: Ahmet Erhan Odamın ışığı yanıyor bütün gece Ellerimi dizlerime koyup, ikibüklüm bir olağandışılık arayarak Gördüğüm, duyduğum her şeyde Öylece oturuyorum: Güneş parmaklarını sürünceye dek Koyu bir karanlığa Bulanmış pencereme... Bir gece kelebeği Dolanıyor lambanın çevresinde Usuldan bir rüzgar esiyor Yaşlı incir ağacının dallarına yürüyen Sütün sesini duyabiliyorum Deniz az uzakta İç geçiriyor boyuna. Seninle konuşurduk baba Böyle gecelerde, iki bilge gibi Karşılıklı bakışarak Bazı şeyleri kavrayamasam da, dinlerdim Belki sen de yeni bir şeyler bulurdun geçmişte O dupduru yüreğini, yılların Unutulmuş sularına bırakarak. İşte bir minder daha koydum yanıma Henüz sıcak Sanki yeni kalkmışsın üstünden Terliklerin şuracıkta, getireyim Çayı da ocağa koyarım istersen. Annemse haber bekliyor ruhlardan Namaz kılarak, tesbih çekerek Sen olsan Gülerdin bıyık altından -Ben gülemiyorum baba! Ama bir insanı yüreğinde duymak için Araya bazı kurallar Koymaya ne gerek var Anlayamıyorum, eğilip kalkmaya Dualar okumaya? |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bir Baba İçin -2-
Şair: Ahmet Erhan Ağır aksak adımlarla yürüyen gece Bana bir şeyleri anımsatıyor Boynu uykudan arasıra düşerek Pencerenin kanatlarına yaslanmış bir anne Kuytu, karanlık bir yolda Kocasının ayak seslerini arıyor Bir çocuk, sedirin üstünde yüzünü ders kitabına gömmüş Saate bakıp, geceyi dinleyip Kitabından bir yaprak çeviriyor. Sessizliğin sığınaklarına gömülmüş evlerde Yanan tek tük ışıklar var Bekçi düdükleri Birbirlerine selam yolluyor O daracık sokakların ardından: Bir vukuat yok Asayiş berkemal! Sokakta biri bağırsa Sanki tavan çökecek Kadınla çocuğun üstüne. . . Bu sokak ne zaman çınlar Belli belirsiz ayak sesleriyle? Bu kapı ne zaman çalınır? Anne, görevini yapmış biri gibi Usul usul kalkar yerinden Çocuk ne zaman sıçrar? Açılır kapı, girersin içeri Yüzünde sarhoşlara özgü Tuhaf bir gülümseme Kaldırıverirsin omzuna beni Sorarım: Baba niye geç kaldın böyle? Eski bir türküyle Kesersin sözümü... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bir Baba İçin -3-
Şair: Ahmet Erhan Pijamalarını giydirdik Sigaralarını, çamaşırlarını, terliklerini Doldurduk bir çantaya Saate baktım: Sabah yedibuçuk Gözlerini tavana dikmiş öylece duruyordun Arasıra bakışların Usulca kayıyordu bana Ben henüz öğrenmemiştim Hasta babayı üzmemek icin Gülümser görünmeyi.. Kardeşlerimin ağlayışlarını duyuyordum Yandaki odadan -Sen de duyuyordun Bir şeyler söylemek istedin, konuşamadın Bir yudum su içtin İskemlenin üstündeki bardaktan Sonra sessizce devirdin başını yastığına Göstermek istiyordun sanki Çok önceden öldüğünü.. Az sonra aniden patladı kapıda Bir cankurtaran düdüğü... Akşamdır. Güneş uyuklar evlerin çatılarında Tasını tarağını toplayıp Gitmeye hazırlanan Bir gezgindir sanki Hoşçakal demek için son bir kez uzanır Gözlerini uzaklara bağlayıp Pencereden dışarı bakan çocuğa. Akşamdır. Babalar ellerinde ekmeklerle Yürürler kaldırımlarda. Genç bir oğlan Ağacın altında şiir okur sevgilisine Camları titreterek Bir kamyon geçer sokaktan. Akşamdır. Çocuklar el ele tutuşup Dönerler artık okullarından... ...Çalar kapı Görünür annenin sapsarı yüzü Binlerce kanadı kırık kuş o sıra Uçmaya çalışırlar kentin üstünde Bağırırlar: -Baba öldü! |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bir Baba İçin -4-
Şair: Ahmet Erhan Baba bana yürüdüğün O yolları göster Baba bana dünyanın Yüreğine inen geçidi Baba durursam azarla Tökezlersem kaldır beni Toprağa süre süre Arıttım yüreğimi Ellerim kanıyor bak Isırganlar yolmaktan Sesim nasıl da kısık Nehirlerin kaynağında Durup da bağırmaktan Baba bana yaşamın Çekirdeğini göster Baba bana bu yolun Sonundaki çiçeği Güneş giriyor koluma Ömrüm çağırdı beni Bu yolda yürürüm ben Baba şarkılarıma küfret Bir gün eğer dönersem |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bir Baba İçin -5-
Şair: Ahmet Erhan Senin düşlerin baba, bende Bir ad buluyor kendine Birbiri ardına ekleniyor sözcükler Nemli duvarlarında kentin Deniz köpüğü ve tuzdan dilleriyle.. Senin bakışların baba, bende Sürüyor, filizleri gibi mutsuzluğun Uzaklara bakan binlerce göz Ufkun ardını kolluyor boyuna Güneşin vurulduğu yerde boynunun. Senin ölümün baba, bende Bir anafora kapılarak Yeniden doğuma dönüşüyor Köklerini toprak altında saklama Baba, oğlun daha yaşıyor... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bir Baba İçin -6-
Şair: Ahmet Erhan Bu şiirleri toprağa gömeceğim Sözcükleri tohum olacak Çiçekler fışkıracak topraktan Sevgilerin dal olacak baba Uzanacaksın uzaktaki bir ışığı yakalamak için Işık köklerine dolacak bir gün Yorgunluğun o çiçekleri sulayan Koca bir nehir olacak Baba, acıların sürgün... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bir Dokuzdanbeşçinin Masalı
Şair: Ahmet Erhan Cadılar bana bir parça ekmek verdi Ormanda kaybolmayayım diye ardıma serptim Hepsini de kötü kuşlar yedi Üç gün üç gece ağladım, korkumdan sustum Taş oldu çukulatadan evlerin hepsi Sonra dünyaya düştü yolum İşsiz güçsüz sabah akşam müzik dinler, içki içer, şiir yazar Evden çıkmaz bir ay, çıkarsa geri gelmez Sakalını bıyığını uzatır uzatır keser Kitaplıklarda bağırır, alanlarda susar Deli midir, yoksa Kül kedisi'nin amcasının oğlu mudur bilinmez Cadılar bana bir parça ekmek verdi Ormanda kaybolmayayım diye ardıma serptim Hepsini de kötü kuşlar yedi... Önümü ardımı bilmiyorum o günden beri Saçlarımı bir sağa tarıyorum , bir sola İki ayrı yöne uzuyor ayaklarım Tıkabasa otobüslere biniyorum, saat dokuzdanbeşe nemli bir odada kalıyorum Ekmeğimi isterim! Ekmeğimi isterim! |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bir Kadeh Rakı
Şair: Ahmet Erhan Burda, bir Ahmet Erhan var uzakta Defterini dürmüş ve Bingöl'de bir dağ köyü kadar yalnız Aylardır aramadınız, yolları da kapanmadı Ayakizleri betonlarınızın üzerinde saklıdır Burda, bir Ahmet Erhan var uzakta Taşikardi, ülser ve panik ataklı anksiyeteyle dalaşır Aşağıeğlence'den çıkın, Etlik İlkokulu'nun altında Ankara'da, bir belediye otobüsü yalnızlığını yaşar Görseniz bir yerlerden hatırlarsınız mutlaka Elleri artık titriyor, eski gibi değil Başını sanki dünyayı taşıyormuşçasına yorgun tutuyor... Burda, bir Ahmet Erhan var uzakta Gözleri şehrinizin bütün dumanlarıyla kaplıdır -Bir kadeh rakının kırk yıl hatırı vardır.. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bir Resim Olarak
Şair: Ahmet Erhan Önceden bir tutam hüzündüm-işte nasıl bilirsen Ayaklarımı savurur da sonra toplardım sokaklardan evlere Akşam olurdu;eşiklerde durur boyası dökük kapıları aralardım Aklımda binlerce kitap adı ve binlerce şiirle. Eski püskü bir resim olarak kimliğimde taşıyorum şimdi çocukluğu Ceplerimde papatyaları unutmaktan sanık ellerim Bir ırmağın kaynağında dinelip,denize kavuşmayı düşlüyorum gün boyu Kulaklarımda uğultusu motor seslerinin. Göğün saçlarımla dalaştığını bilmesem ,buna bir ad verirdim Sofrada beni bekleyenlere ağaçları gösterirdim ya da Çiçekli masa örtüsüne aldanarak dönüverirdim o kırlara Vitrinlere cepleriyle bakan insanları görmesem,buna bir ad verirdim Aklım her gün sorularla sorularla uğunmasa Belki de dünyayı bir anahtar deliğinden gözlemekle yetinecektim Önceden bir tutam hüzündüm-işte nasıl bilirsen Ayaklarımı savurur da sonra toplardım sokaklardan evlere Akşam olurdu;eşiklerde durur boyası dökük kapıları aralardım Aklımda binlerce kitap adı ve binlerce şiirle... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bir Soru
Şair: Ahmet Erhan Bir kekik kokusu tüter sabahın seherinde Denizde bir balık kayar, bir yıldız solar gökte Ve sabah türkü gibi yayılır Salyangozların izleri uzar toprakta Otların arasında gider kaybolur Bir salyangoz kadar olamadım, der şair Ayak izlerimi tutmayan topraklarda yürüdüm Unutmasını bilen kadınları sevdim Trenle geceyarısı geçilen kentleri.. Şimdi bir soru işareti gibi kaldım şu dünyada. Dokunup yaprakların üstüne düşmüş çiylere Uzanıp gölgesine bir portakal ağacının Kulak vererek cırcırböceklerinin sesine Bu şiiri uyku haliyle yazdım Akdeniz bir çaydanlık gibi fokurduyordu az ötede Biraz sonra kalkıp yüzümü yıkarım artık Sonra bir kitap okurum, ya da çicekleri sularım |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Blues
Şair: Ahmet Erhan Yağmurdan kaçarken taşa tutuldum Dönüp bakamadım bile Şimdi kendi içine yağan bir bulutum Kağıtlar yeşeriyor toprak yerine Saçlarımı uzattım, aynayı kırdım Deri ceketimi çıkardım sandıktan Cebimde 20 yıl önceki sevgilimin resmi O mu büyüdü, ben mi yaşlandım? Gümüş tabakamı, köstekli saatimi Bir blues ritmiyle kullanıyorum Her sabah yeniden uyansam da Naftalinli bir gençlik bu yaşadığım İpsiz ruhum, sarsak, serseri Otobanlarda sırtında heybesiyle Cafelerde tuborg bira ve patates cipsiyle Durdun bir yerde, çağını bekliyorsun |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Boğulmak
Şair: Ahmet Erhan Boğulmak benim hünerimdir Yağmurlara uzak o topraklarda De ki öldü bu adam Halk diktatörlüğünün birinci yılında Boğulmak benim hünerimdir Su geçirmez şemsiyeler gibi kollarımı açıp da Yeni geldim, kurundum, şöyle ne oldum O mel'un yalnızlığın çorak sayfasında Kendimi koşuya saldığım bir mevsimdir Yağmur beni kovalar, ben yüzümü yıkarım Kirliyim, arınmam, üç beş kadeh atarım Üstüne de bir cigara yakardım, ben adam olsam Derin uçurumlara tutkun bir ağaç gibi Boğulmak hüner midir ah, bir elimi tutsan. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Boks
Şair: Ahmet Erhan Havlu atıyor ardımdan dünya Oysa şampiyonuyum yalnızlıkların Bilahare aşkın, acının Ve aklına gelen ne varsa Ringte yapayalnız bir kaldım Bomboş bir salonun uğultusu Bütün hücrelerimden rüzgar sızıyor Ve işte yenildiğimin anonsu. -Mavi köşeyi kan tutuyor! |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bugün De Ölmedim Anne
Şair: Ahmet Erhan Yüreğimi bir kalkan bilip sokaklara çıktım Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum Sıkıldım, dertlendim ,sevgilimle buluştum Bu gün de ölmedim anne. Kapalıydı kapılar,perdeler örtük Silah sesleri uzakta boğuk boğuk Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük Bu gün de ölmedim anne. Üstüme bir silah doğruldu sandım Rüzgar, beline dolandığında bir dalın Korktum, güldüm, kendime kızdım Bu gün de ölmedim anne. Bana böylesi garip duygular Bilmem niye gelir ,nereye gider? Döndüm işte; acı, yüreğimden beynime sızar Bu gün de ölmedim anne. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Buluşma
Şair: Ahmet Erhan Hiçlik'te bulaşalım sevgilim, oturup konuşalım Dört yanımız dizboyu insan Yağmurdan bile usanalım Yağmurla sevişirken Bende inanmaların çağı geçti Sende sanki ilkbahar Bizimkisi karşıtların birliği Böyle sevgili olunur herhal Nihilist bir otobiyografi Buldum iç cebime astım Ben de bir kelimeyim ölümün dağarcığında Türkiye benim yurdum Hiçlik'te buluşalım, öpüşürken göz kırpalım Başağrısı çekelim üç gün üç gece Yalnızlığın sularını bulandıralım Görünmesin bir şey geride Ben ki boynumda süpürgeler taşırım Ardımdan gelenler ırgalamaz Hiçlik'te buluşalım ve konuşmayalım Dünyaya çarpan yürek onmaz Hızla yaşadım genç ölmedim Bir koşuymuş yaşam geç anladım Otuzu geçiyorken saate baktım Ben yanlız bir adamım tırnaklarım uzamaz Beni kimseler sevmez... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Buz Üstünde Yazılan Şiir
Şair: Ahmet Erhan Buz üstüne yazmak isterdim Bütün bu şiirleri Üç beş gün öyle kalır Sonra eriyip giderdi Kaybolursa da ne çıkar Yazılmış o kadar şiir ? Onca acı, tedirginlik Bir avuç su oluverir Buz üstüne yazmak isterdim Bütün bu şiirleri Ya da denizin yaladığı Bir kıyıya bırakmak... Boğulup gitsin sesim Uçsuz bucaksız bir koroda Duyulmayacaksa silah sesleri Girdiğimiz her sokakta Çektiğimiz bunca acıyı Varsın hiç bilmesin çocuklar Barışa, kardeşliğe dair Yarın nice şiir yazarlar Buz üstüne yazmak isterdim Bütün bu şiirleri Ve sonra çekip gitmek Dalgın bir cırcır böceği gibi. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Bütün Gün Aynaları
Şair: Ahmet Erhan Yüzü gitgide suya dönüşen kadınım Bir iğne, bir iplik kaldık şu dünyada Ancak birbirleriyle bütünlenebilen.. Düşün ki, senin bütün adlarını söylesem Doğa ayaklanır, koşarak gelir yanıma yüzü gitgide suya dönüşen kadınım Benzedik birbirine bakan iki aynaya Yaşamak güzel, yaşamak güzel, yaşamak Artıları, eksileri yitirsek de boyuna Kör bir noktada durup ardımıza baksak Sularda pul pul, toprakta tel tel Çözülüp dağılsak ve ömür desek buna Al yarısını, öbür yarısı bende kalsın Öleceğin günü bana önceden haber ver İçimdeki, dışımdaki saatleri kurdum Yelkovanı kovalayan akrep gibi kaldım burada Yüzü gitgide suya dönüşen kadınım Bir gün bütün aynaları kırarsam şaşırma Ben aklımı yitirdim yüreğimi buldum. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Cellat
Şair: Ahmet Erhan Sanırım bitiyor artık Bu serüven, bu yaşam Eski bir dost kılığında Ve dönüp bakmadan Dört yönden, aynı anda Vuruyor rüzgarlar Böyle ayakta durabiliyorum ancak Poyraz, lodos, karayel Şiirler okuyorum Yatağında uyuyan oğluma O bir su damlası gibi Gülüyor katılırcasına Artık çok geç Yağmurun izini sürmek için Gençliğimin solduğu sokaklarda Ağır ağır ip sıkıyor cellat Uyanıyorum Kendi elim boynumda... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Çerçi
Şair: Ahmet Erhan İncik boncuk satarım köylülere-işim bu Atım yorulmassa yorulmam- ekmek parası Yağmuru sırtıma döker giderim-ıslak Güneşi tepemde yakar yürürüm-sıcak El değmemiş ipliklerim, patiskalarım var Köy kızları! Köy kızları! Köy kızları! Kahveye oturur bir çay içerim-yaşlılık Kağıt oynayasım gelir, hal hatır sorasım Niyedir içimdeki bu soğuk taş, bu yanlızlık? Açılmamış sandıklarım, yaşanmamış günlerim var Silme acı, silme keder, silme yorgunluk! İncik boncuk satarım köylülere-işim bu Tarlaların kıyısından geçerim salına salına Çalışan insanlar görürüm, arılar gibi Çoluk çocuk güneş altında çiçek çiçek Açmış gibi olurum, kıpır kıpır rüzgarda Bağırasım gelir, sesimi onlara duyurasım: Leblebi çekirdek! horoz şekeri! susamlı helva! |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Cihangir Miyavlaması
Şair: Ahmet Erhan Zaman: durmuş gibi Cihangir'de pazar günü şaşkınım Olmayan uykumu bölüyor bir akordeon sesi Bir çocuk ufacık sarı saçlı Eminim kara gözlüdür görünmüyor uzaktan gözleri Görünmüyor ki Sokak derin uykularda duyulmuş şey değil Cihangir'de geldiğim günden beri Gurbetliğimden beri Son travesti son bira şişesini yere çaldığından bu yana Kaç saat duymadım Birşeyler okuyordum kırıntısız, yankısız Unuttum Güzel marmara ve yeşil elma sabah sabah Olmaz ki Olmaz ki böyle bir ülkede böyle Camlı bir bomba gibi bir martı pencereme çarptı Korktum Ve artık herşeyden korkuyorum Gurbette ve kanlı bıçaklı tutkun Bu nasıl iş bu Cihangir her damarı bir sokak Bir sokak Baktıkça gözlerim kanıyor Kana kana bakıyorum Zaman: geçmek bilmiyor Yalnızlığa alışkınım sessizliğe değil Pazar günlerinden nefret ederim bu yüzden Bakkal açılmaz çöpçüler bağırmaz bu nasıl cihangir Güzel Marmara ve yeşil elma Bulunmaz ki sabah sabah Ellerin sarsak Gözlerimdeki çapak sanki bütün sokağı örttü görünmüyor Hiçbir şey görünmüyor Yalnız ve soğuk yatağım Boşlukta süzülüp alçalıyor Gidip uyumaya kalksam ne olacak Ne olacak Zaman: her yerde kedi kuyrukları vardı Yürümeye korkardım buz üstünde gibi Basmaya korkardım şimdi nerdeler Elinin körü ne biçim sabah bu ne biçim pazar De ki uyudum Çalmayacak mı telefon kapımın zili Ağzımda şarabın kekremsi tadı Karnımda yüzlerce akreple uyusam onlar uyanacak De ki bir arkadaşım geldi gidelim Belgrad ormanında kros yapalım dedi- ben mi Arnavutköyde balık tutalım dedi- ben mi Önce içelim sonra içelim Kaçmıyor ya şu istanbul dedikleri Ah benim evcil kalbim Artık "hayır" demeyi de öğrendi Şimdi ne olacak Bana hergün sokağa çıkma yasağı bana hergün o üç darbeden biri ne bilsin olağan üstü hallerin ta kendisiyim dokuz canlı bir kediyim sekizini yitirdim ne bilsin ayrıca burası cihangir Kedi diktatörlüğü Şimdi ne olacak Kimseler bile gelmiyor bugün pazar Yalnızlığın eşcinseli mi oluyor yani Yani cinaslı kafiyeli pazar günleri ey Sıkıldım şarabım bitti elmadan vaz geçtim uykum yok Yok üstüne üstlük sigaram da azalıyor Şimdi sahiden ne olacak Ben bu kadar geveze değildim eskiden Bir sıkımlık canım kaldı Zaman: otobanındayım senin Yürü ki bir şeyler dönmeye başlasın Dünya mı olur artık ne olursa olur hayat Hani İstanbul git git bitmez koca bir şehirdi Ayağının turabı olayım yürü Ayaklarımı bitiştirirek uzun uzun ölçtüm Ve düşündüm ki meselem mi meselim mi tükendi Neredeyse akşam olacak Zaman: oydum da gözlerimi sana bıraktım Yoksa tarihm iydi kanla biçilmişti kaftanım Ben kaf dağında bir kaptan değilim Ama bu çırpıntılı şarapsızlık ne olacak Şimdi ne olacak Yağmur yağıyor yağmasın Volta atıyor martılar göğün dört duvarında " Ne balık, ne de kuş" olabildiğim şu dünyada Gurbetim bile yok beceremedim Toprak Uçaklardan korktum da ne oldu sanki Onlardan önce çakılıp kaldım yere odama Meyhanelere geniş mağazalara sayısız yalnızlıklara ve pazar günlerine Gömüleceğim bir gün sana toprak Başımı yukarda tutmaya çalışarak Ama olmayacak Kefen param bile Hep ağır ve aksak Olmadı bile kanıma alkol düştü payıma küfür Birer ziynet eşyası gibi şişelerim yığılı evde Her şişenin dibinde ay parçası bir melek Dans ediyordu iyi kıvırıyordu kaltak Cihangir'de Cihangir'de özellikle Ama neden cinlerim hep tepemde Alçak Gidip Neşet Ertaş dinlesene aklını kucağında saklıyarak Balık görsen aklına rakı gelir önce Ve bütün yollar bir gün hergün meyhanelere çıkacak Cihangirde sabah hiç olmayacak Alkolikler ve eşcinseller giremez yazar Ev sahiplerinin kapılarında anlarlar kimsin Nesin adamım buralar sana göre hiç olmayacak Kalk gidelim çöpçüler süpürsün ıslak Ve yorgun bedenimizi şarap ve elma kokan Bedenimizi doktorlar serumla yıkasınlar Akla sığmayacak halusinasyonlar ellerinde şişelerle Hastanelerin ziyaretçi saatlerini beklesinler Ölsem kimsenin umrunda olmayacak Öyleyse beni alnımdan öpsene toprak Hayat hiçbir şey değil şiir hiçbir şey değil İki dirhem bir çekirdek ölüm bile Hiçbir şey değil Sokaklara atılmış ölüm Nereye gitsem ardımdan seğirtir Mendil satar cam siler ille de bıçak taşır Ve tiner Unutmaki sevgilim hayat Karamsar bir şiirin ilk dizesidir Peki şimdi ne olacak Elma yok yok ki şarap Birazdan tütünüm de tükenir Ve türkiye'de şair olmak bu değildir Neydi ki Türkiye'de şair olmak Dünyaya dürbünle bakmak Kız tavlamak sanatını masalara höykürmek mi Salya sümük ağlamak Ölüm oruçları Ey bu ülkede Artık ne sabah ne de akşam olacak Üç çocuk daha öldü Yatağında üç kere daha sırtını döndü halk Elbette elma ve şarap Elbette elma ve şarap Üşüdüm üstümü örtsene toprak |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Çözemediğim Bir Şeyler Var Hayatımda
Şair: Ahmet Erhan Çözemediğim bir şeyler var hayatımda Sualtı gibi derinlerde sessizce bekleyen Dirensem, daha ne kadar direnebilirim artık Nereye kadar gidebilirim, gitsem? Aradığım nedir, o kentten bu kente? Adressiz yaşamak da sıkar insanı gün gelir Gider heyecanlar, istekler, gülümseyişler Yüreğimdeki denizin suları birden çekilir. Özleyip de vardığım her yerden, hemen kaçsam diyorum Ne aradığımı biliyorum, ne bulduğumu Bilmem neresinde yanıldım ben bu hayatın? Yüreğimi kabartan o sevinç, şimdi sonsuz bir acı oldu. Taşlar yığılmış önüne en güzel, en anlamlı duyguların Uçsuz bucaksız bir tüneldeyim ve her yanım karanlık Koluma giriyor bazı adamlar, bir şeyler söylüyorlar Kalıplaşmış, sıkıntı verici, güdük. Oysa acı diye bir şey var bu dünyada Ölüm var -ki yüreğimde bu boşluğu yaratan birazda odur. Yanıbaşımda ölüp gitti dostlarım, ben bakakaldım Gözyaşlarının da bir yerlere gömüldüğü görülmüş müdür? Çözemediğim bir şeyler var hayatımda Sanki ilk benim duyduğum garip, anlatılmaz duygular Sürse daha ne kadar sürer bu, bilmiyorum Ölümü ve hayatı yanyana düşünmesini ne zaman öğrenir çocuklar? |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Deniz Kızı İçin Şiirler
Şair: Ahmet Erhan Seni, gülüşü gül olup da açan kız Uzandığım her kapıdan yüzümü saran esinti Seni, yürüyüşü yağmur, kokusu nergis Seni turuncu düş, seni deniz mavisi... Eksik kalmış tek sözcüğü uzun bir şiirin Bir dalın açmamış o son tomurcuğu Yüreğime selamsız sabahsız girdiğin Belli, geçerek o dikensiz yolu Seni, yaz günleri topraktan tüten buğu O bir anlık, bir solukluk yağmurlardan sonra Seni, sevincin yangını, acının külü Gittin artık, bu şiirler kaldı bana Gittin artık, ardında mavi bir tütsü Saçarak, geniş ufuklarından sonsuzluğun Ey kara sevdalarımın göçmen kuşu Diyemem istesem de, seni unuttum... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Doğan
Şair: Ahmet Erhan Kuytu, karanlık bir yolda yürürken ben, cırcır böceği tekdüze bir şarkı tutturuyor. Salyangoz kırların serserisi evi sırtında bir yerlere gidiyor. Sarhoş bir kırlangıç Toprağın üzerinde yalpalayarak uçuyor... Kuytu, karanlık bir yolda yürürken ben. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Elma Armut Oyunu
Şair: Ahmet Erhan Oturuyorum günlerdir bir gökçekiminde Sokaklara çıksam uçarı ruhum radarlara yakalanacak Öbürü gidip okul-aile birliklerine yazılacak Yüzümün sağ yanını katlayıp sol yanına vursam Sanki aynalar mı gücenecek Katladım gidiyorum işte. Elma da desen armut da desen ben çıkmam Ben çıkmam saklanırım böyle. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Erteleme
Şair: Ahmet Erhan Ben yenildim, öyleyken de saçlarım uzarmış ..anladım Hayatım ve tırnaklarım Bir cenin umuduna aldandım Yalnızım sapına kadar...ya erenler Hüznümün alnımda münhal bir arsası var Ölüm iki parsel...hayata kandım Ben yenildim, böyleyim,tüyübitmedik ölüm Ardımdan konuşur ve bankadaki hesabıma ..göz diker Ben yenildim, 60 x 1,72 olarak yere serildim İpim yok, ilacım eski...intiharı erteledim. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
File Bekçisi
Şair: Ahmet Erhan Cunda'da bir yaz masalında Kendimi rakıyla aldattım Geceden rüzgarı çekip aldım Yenildiğim bütün masallarda Üşüdüm çevreme gülücükler saçtım Bir yalnızlık karyolasına Ölümden söz eden gazetelere sarındım Ben niye böyleyim, ey Dilara kendimden çok uzak köprüleri yaktım Oysa karım ve oğlum yanı başımda Evime bir file bile dolduramadım Özür diliyorum şimdi önüme kim çıksa Bir yalnızlık sayfasında Kendi ellerimi tutup ağladım... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Gece . .
Şair: Ahmet Erhan Ay bu gece ne büyük, ne büyük anne Deniz gümüş gümüş, ağaçlar sereserpe Uyudum uyandım, sağıma soluma döndüm Bir balık sıçradı sularda, duydum İki uçurum gibi derinleşti gözlerim Ben onları yıldızlarla, yakamozla doldurdum. Ay bu gece ne büyük, ne büyük anne Denizi bir halı gibi işledi yalım yalım Sabaha hepsini sökecek, tezgahı güne Bırakıp gidecek -ay yorgun işçisi doğanın Güneş sürdürecek o yorgunluğu kendince. |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Gsm
Şair: Ahmet Erhan 1 Buyrun, ben Ahmet Erhan Bir kilo beşyüz gram gelmiş tartıda, doğduğu zaman Dört ablanın ardından horoz çükü kadar bir oğlan Doktorlar ve hemşireler arasında bahis salgını: Yaşar mı yaşamaz mı, şu er ve han Üç ayda topaç, dört ayda gülle gibi olmuş Daha doğumda ağlamayı ertelemiş hinlikten Ati ömrüne saklamış Bütün lohusaların sütü ona akmış, rivayet o ki Şımarıklığı bundan Hoca, bu demiş ya katil olur ya büyük adam İkisinin arasında zati bir soğan zarı Doğa kanunu kurt kapanı Kapanın elinde kalmış dört mevsim diken... 2 kaç aşkla teyelledim şu ömrü acıyla karılmış kara bir kumaşa Kaç aşkla oldu mu ki sevenim, bakar mıydı ki ağaran yaz var mıydı ki sevenim, süzer miydi buğulanan göz Kaç aşkla Telaşla açtım kapıları, pencereleri ardına kadar Gerisin geri içeri dolan rüzgarlar O zaman çivileyerek her hücremi Kaç aşkla Kaçmayı öğrendim en başta Bir tek sesimi korudum "ben de kendi halümce bir Bedrettin oldum..." 3 Aldım bir GSM yalnızlığıma geldi Maltepe pazarından uydulara tırmandım Alet sıfır, hat kart peçete dahil İşte yazıyorum, kapıdan pencereden girmek yok: 0533........... Takla atmıyorsam arayabilirsiniz Buyrun ben Ahmet Erhan Kalbim var telesekreterlisini n‘apacam Alışkanlıklarım bol, kapsama alanım geniş Aramazsanız benden betersiniz! 4 Telefonumun teli yok ki kuşlar konacak Yar üstüne yarim yok ki kurşunlanacak Yalnızlık çekil aradan Evet, ben Ahmet Erhan Numara doğru da adam yanlış Soytarma! Herkes kendi yarasının üstüne kapaklanmış... 5 Buyrun ben Ahmet Erhan Bütün şebeke kilitlenmiş Sadece 112 kalmış, ambulans şoförüyle hısım akraba oldum Gele gide, gide gele... 6 Beni cebimden ara, hırsızım ol O tütün kırıntısı, o hüzün var ya Onu bul, alla pulla Cebimde sesinden ruj izi gibi bir şey Kana dönüşür parmağıma ulaşınca Cebim çalsa, hep upuzun bir ezan sesinin ortasındayım Beni cebimden ara kansızım ol Hepsi dışa dönük ortalığa saçılır Parasızlığım, yalnızlığım, aşksızlığım Bilen bilir de, gören görür de Bir daha hiç arama, duyan olur... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Geometri
Şair: Ahmet Erhan Şiirlerimden 45 derece uzağım şu anda Görevli memura hakaretten yargılanmam zor Adam, kabuğuma birkaç düzaçı çiz Bütün boş şişeler üstüme geliyor Hafta sonu geceleri bana "yamuk" atıyor Kenarları ateşle çevrelenmiş bir üçgen midir Beni boğan herşey ve devletlü yalnızlığım Hiyerarşik tören sıralarında durup kendime baktım Anladım, her pazarın bir pazartesisi vardır Defterde bir "pi sayısı" kadar yer bulamadım Simetrik kadınlara daldım bir ara, üzüldüm Sevişmenin karakökünü aldım, işlem sonuç vermedi İkigen hayatlarıma sığınıp büzüldüm Üşüdüm de... meyhaneciler kocaman rakamlar yazdı En son problemdim, kendimi çözdüm... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Gül Çiçek
Şair: Ahmet Erhan Geceyarısı, karanlık bir bozkırda Işıklar içinde akan bir tren kadar yalnızım içinde onca insan, içinde dünya... Soluk soluğa, demirden bir ırmağa mahkum Ve bilmeyen sonsuzluk nedir, Haklı olan kim bu kargaşada? Ateş ve su, yaşam ve ölüm, irin ve şiir Ucu bucağı olmayan bu çığlıgın Ortasında nasıl barışılabilir? Anlamak isterim, hangi yasa Bir beşikle bir darağacını Aynı ağaçtan, ne adına varedebilir? Sorular sormak icin geldim şu dünyaya Yasım acıların yasıdır Boynumu üzgün bir çicek gibi kırıp da Yollara düştügümde, başımda deniz köpüklerinden Ya da sabah yellerinden bir taçla Yürüdüğüme inanırdım - yanılırdım Geceyi günle, acıyı sevinçle kardığım Bu söylencenin bir yerinde durakladım Ve anlatamadım, konuşamadım bir daha. Acını ödünç ver bana, gözyaşlarını Damarlarında uyuyan sevinci ödünç ver Yitirdim çünkü onları da.. İlenmiyorum, el çırpmıyorum artık Ne aklımda yaşadıklarım üstüne düşünceler Ne de geleceğime dair bir tasa. Gelirken çan çalmıyor yalnızlık Bir adam, bir sokak, bir ev Yüzle, gülüşler, susuşlar boyunca Soruların vardı senin, ne çok soruların Gözlerin dunyayı eleyip dururdu boyuna Bir fısıltı gibi başladı sevgim Çığlık oldu, kağıtlarda çiçek açtı sonra Sonrası...Mutlu bile olduk bazı Artık sen yadsısan da ne kadar Ya da ben bilmiyorum mutluluk nedir Anlatsın yollar, yollar, yollar... Şimdi gece, soluğumu verdim içime Az önce kağıtlara gül kuruları serptim Dolaplardan kekik, nane kokuları çıkardım Öylece serptim, seni yazacağım diye Sen ki, deniz görmemiş bir deniz kızısın Aklımın almadığı bir yerde, öylesin Şimdi gece, iki kişilik bu yalnızlık Bize artık yeter de artar bile... Dünyanın ölümünü gördüm, suyun toprağın En yakın dostlarımın birer birer Vakitsiz açan çiçeklerin, vakitli doğan çocukların Ölümünü gördüm, ama kimse İnandıramaz beni öldüğüne sevgilerin! Yaşam ki bir kum saatidir usulca akan Dolan sevgilerimizdir biz boşaldıkca Yaşımız biraz da sevgilerimizin akranıdır Vereceğimiz tek şey budur dünyaya. Şu dağılgan yüreğimi, şu köpüklere imrenen Yüreğimi bir gün yollara atarsam Bir gün bir nehir yataklarına dolarsam, korkarım Suyumun coğu senden yana akacak Bütün sözcüklere adını ekleyeceğim Güldeniz, Gülekmek, Gülyağmur, Gülsarap Gülaşk, Gülsiir, Gülahmet, Gülerhan Ey gül yaşamım, yitip giden düşlerim! Gecelerdi, solgun - sessiz tüterdi yüzün Yatağımda bir kımıltıydın, dilimde türkü Uykusunda konuşurken sesini öptüğüm Varmak için beyninin kıvrak dağ yollarına Kokundu, bedenimi saran o ince buğu Esintisinde usul usul yürüdüğüm Ki değişmem yaseminlerle, portakal ağaçlarıyla.. Sanki bir kız yürürdü yollarda Evimin sokağına girer, paspasa ayaklarını silerdi Kapımı açardı gümüş bir anahtarla Sanki hep gelirdi, sevişirdik bazı, konuşurduk Tozlu kitapların yığıldığı odalarda Kalırdı duvarlarda gülüşünden bir tini Yatağımda bedeninden bir oyuk. Benimse ellerim titrerdi, alnının aklığından Saçlarına saçlarına doğru titrerdi Şimdi kağıtların üstünde gidip gelen ellerim Titremiyor artık , yolunu biliyor şimdi Geceyarılarını çoktan geçti Bu şiir bitmeyince varolmayacak ellerim Ellerim uykusuz, ellerim geberesiye yalnız Süzülüp alçalıyor karanlığa doğru. Bütün yaşamım seninle geçiyor belleğimden Seninle var ve seninle sürüp gidecek artık Bir akdeniz kentinde limon koklayan Ve hep ufkun ardına bakan çocuk Acıyı buldu sonunda, kanayan bir gülden Çaldı yüzünü bir yaşamlık Geçer şimdi dumanlı bir kentin sokaklarından Şaire çıkar adı - az buçuk kaçık. Yeryüzünden silinmiş ırkların sonuncusuyum ben Oturup da şimdi aşk şiiri yazmam bundan Gülsün köpek sürüsü, lime lime edip Bu dizeleri, satsınlar haraç-mezat Doğru, benden sonra da tufan kopmayacak Ama haykıracağim laflarını tuzla kesip Yitip giden bu aşkı, nefesim tukenene dek. Beynime bir sarkaç gibi vuruyor sorular Neresinde yanıldik biz bu yaşamın? Hangi el bozdu büyüyü, hangi yazı Acılara hüküm verdi, soldan sağa taşarak? Kalbimde yillardır kabuk bağladı yaralar Ödüm kopuyor, bir gun hepsi birden kanamaya başlayacak diye Yenilmeyeceğim, boyun eğmeyeceğim hiçbir şeye Hep direnen bir yanım kalacak Adımın soluk izi, acının seyir defterinde. şimdi gece, bindokuzyuzseksenikiyle Üçyüzaltmışbeşi çarp - oradayım işte Yorgun değilim, umarsızım yalnızca Geçmişle geleceğin öpüştüğü yerde bir nokta Gibiyim ve çoktan dürüldü defterim Uçurumlar üstünde uçuşur dizelerim Onlara köprü olacak bir beden yoksa da.. Bu benim yalnızlığım, dalsızlığım benim Kana kana içtiğim çesmelerden susayarak ayrılmak Titreyen bir ışık karanlıklarda Onu kim görebilir, kim tanıyabilir? Sonuda hep bir soruyla karşı karşıya kalmak Boynumun borcu bu, ödenmedi yıllardır. Her aşktan böyle bir şiir kaldı bende Yaşamımın bir dilimini özetleyen Unutuşun çiçekleri bunun için hic açmıyor Donuyor bir gülüş tek bir dizede Yaşanmış yüzlerce anı, buruk bir özlem Çivileniyor beynimin bir yerlerine Geride -hayır- acılar filan da kalmıyor Bir boşluk yalnızca, uçurumlara özenen. Nefret ediyorum ve seviyorum seni Girdiğin bütün kapıları açık bırak Birazdan git diyebilirim çünkü.. Çağım yalnız bırakmıyor beni, ellerini Tutuşumda, usulca öpüşümde dudağını Çağım aramızda çekilen kanlı bir bayrak Uzayan, akan bir irin yolu gibi. Sözcükleri güden çobanları var kalbimin Beynimin yaşamı saran kıskaçları Bitsin dediğim yerde bunun icin başlıyorum Yitirdiğim her şeye dönüp de bakmam bundan Sensin yalnızlığa uzanan yolların düğüm yeri Ama şu anda içimde öyle çoğulsun ki Böyle irkilmezdim dünyayı kucaklasam. Çapraz yalnızlıklar astım göğsüme Yollarda bir savaşçı gibi yürüdüğüm doğrudur Gözlerle, dillerle kuşatilmis bir ülke kalbimdir ona tek sınır Susmayı bunun icin severim bir cığlık gibi Donup kalır sesim kendi göğünde Onu ne anlayan, ne de duyan bulunur. Yaşamım sonsuz bir hac yolculuğuna dönüşüyor burada Kendi içimde ya da uzak yollarda Bulduğum ve yitirdiğim bütün varlıklar Bir mozayiğe biçim veriyorlar sessizce.. Bende dünyanın acısıyla sevinci öpüşüyor Irmakların birleştiği o nokta benim İtilip tekmelendiğim bütün kapılarda Bana atılan her taş şimdi çiçek açıyor. Bir gün anlarsın beni neden suskunum Dünya içimde konuşurken böyle Bedenimi aşıyor yorgunluğum Karşında oturduğum masalardan dökülüp saçılıyor Bu öyle bir cığlık ki, susuşlar kalıyor geride Ondan öte her söz bir saçmalığı büyütüyor. Adını çoktan unuttun yüzün aklımda Ve bu şiiri neden sana adadığımı bilmiyorum Ama her güzellik nasılsa kendi adını bulur Bunun için ben Gül dedim sana.. Yine de bir çiçeğe bunca yağmur yağarsa Kökleri toprağı saramaz olur Üstüne titrediğim her şeyi yitirmeyi öğrendim çoktan Söylenecek bir tek sözüm kalmazsa Çizerim yüzünü kuşların kanatlarına Her çırpınışta gökyüzüne dağılır Yüzün, hücrelerine varana dek uçuşur. Kağıtların aklığına aşkın tortusu çöküyor Parklar, sokaklar, söylenmiş ya da söylenmemiş sözler Yazdıkça biraz daha unutuyorum seni Ve her yerde düş tacirleri, şiirseviciler Bir şeyleri yorumlayıp duruyorlar aptalca Büyüteçlerle inceliyorlar şu yitik ömrümüzü Ben aşkın son hasatçısı, son peygamber Gülünç, soyu tükenmiı bir varlığı oynuyorum boyuna. Sana artık bir sığınak olsun bu şiir Noterlere ver onaylasınlar - her hakkı saklıdır Düşün, kalemimi sen tuttun yazarken Yeni okula başlayan bir çocuğa yardım eder gibi Öyle acemilikler yaptım ki ben Hiç kalır bu şiir onların yanında ve Nasıl ayaktayım diye şaşıyorum bazen. Görüp göreceği son şey bu şiirdir dünyanın Çığlığımdan arta kalan bunlar olacak Aklımın son kırıntılarını da burada harcıyorum Bundan böyle ibreler hep eskiye vuracak Yakınmıyorum, yerinmiyorum hiçbir şeyle Kalırsa odalarda unutulmuş birkaç şiir Bir yeniyetmen in altını çizeceği dizeler benden Senin adın nasılsa bir gün hepsini tamamlayacak... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Güneş Saati
Şair: Ahmet Erhan Bu nemli, bu bunaltıcı gecelerde, pencerenin Önündeki dallardan bir kafes örerim kendime Güneşli günlerde doğurmuş anam beni, neyleyim Gökle denizin seviştiği yerlerde gün boyu Bıkıp usanmadan bakmam için, evime mavinin Bütün tonlarında perdeler astım sevdiğim Gece, düşlerde sürdüreyim diye bu yolculuğu Bir güneş saatiyim ben kendi halimce Bir güne bakanım belki de, doğudan batıya dönerim Alnı gökyüzüne dönük bir güneş çocuğu... Bu karanlık, bu ıssız gecelerde Yıldızları bir küpün içinde toplayasım gelir Benim güneşim bir birikimdir belki de Yıllarla, aylarla, günlerle açıklanabilir Mutluluk; onun, onun gözünün içine bakmaktır sevdiğim Onu bir simge kılmaktır, bir ad vermektir Ben güneş dedim ona, sen su de, çiçek de Aksın ömrün yeter ki doğayla birlikte... |
Cevap: Ahmet Erhan Şiirleri
Güneşin Altında Mutluluk Var
Şair: Ahmet Erhan Bir işçinin, elinde ekmekle evine döndüğü o yerdir mutluluk Akşamüstü, çocukları cıvıldayıp dururken Derin bir iç çekiş, tatlı bir yorgunluk Ve yüzüne yayılan gülümseme birden... Mutluluk, kelebek olup uçmasıdır ipek böceğinin Irmağın denize kavuşturmasının bir adı olmalı Mutluluk, beşikte uyuyan ilk çocuğuna bakmasıdır bir annenin Duyarak memelerine dolan sütün çılgınlığını. Mutluluk, bir acının bilincine varıp da onu dönüştürmektir Yaşamın sonsuzluğunda karar kılan bir umuda Sevgilinin boynuna dokunduğunda duyulan ürpertidir Öpülen ilk dudak, içilen ilk sigaradır belki Denizden yükselen kokudur sabah karanlığında Kabullenmektir yani yaşamı, acısı ve sevinciyle aynı boyutta Yalnızca yaşamaktır belki de kimbilir... Ne yerdedir, ne göktedir o - değil mi Abidin? Mutluluğun resmini yaptın mı bilmem Ama ben onun şiirini yazmak isterim... |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:28. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.