![]() |
Enis Batur Şiirleri
https://i4.hurimg.com/i/hurriyet/75/...1c20c0b86c.jpg Albino Şair: Enis Batur kaç gece kaç gün geçti bilmem; bembeyaz denizin üzerinden uçarı bir kabuk, uzun, arşa yükselen albino dalgaların savurduğu kör bir lekeydim: yorgun, korkusunu çoktan terketmiş, hem iki boşluk duygusu arasında sonsuz kuş, hem kuyunun dibinde soluksuz karanlık hayvanı, bekledim, kaç gece kaç gün geçti bilmeden çoktan geçmişken kendimden an geldi koptum hepten, çekildim uzaktaki bir noktaya doğru, içimden geçen eksen mi kırılmıştı, gövdemi tutan yay mı oynamıştı kökündeki yerinden bilemedim: kaçıncı gecenin sabahıydı doğmadı güneş, bana gönderilen tufanın ardından gelen siyah bir gündü, uyandım. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Amazon
Şair: Enis Batur Gecemden uykuyu söküp aldılar, yüzümden gamzeyi: Aynalara durdum günden güne, boy aynalarına serdim pozumu, vitrinden vitrine bir cinnet, gezdim: Mevsim sonu gelirken mankenler bile çıplak, tamamdı. Geceme uyku verdiler sonra, göğsümdem söküp aldılar kem yengeci: Gidip geliyordum ki eksik sisli aynaların içinde, duydum Yengeç'in kirbaçsıi sesini: 'Neslihan bir Amazon şimdi' |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Ars Poetika
Şair: Enis Batur Hiçbir şeye benzemediği söylendi şiirlerimin, Wallace Stevens'a benzediğim, hiç kimseye benzemediğim, olsa olsa ``II. Yeni'nin devamı'', ``III. Yeni'nin ta kendisi'' sayılabileceğim -- ``delisaçması bir söz ve işaret yumağı'' denildi. Bütün bunlar bensem, bütün bunlar bendim. Yaktığım kağıtlar, fırladığım kürsüler ve çekilip dinlediğim kör mağarada söyleştiğim gölge, örümcek, alter: Kendimden çekilsem de, gelsem de kendime farkedilmedi: Ateşin içine söktüğüm el, gözümü ayırmadığım saat, insanlarla çarpıştığım seyrek günler ses ile kelimenin birbiriyle dikleştikleri yere kilitledi beni. Gençtim, çok genç -- şiiri düzen sanmıştım: Çileydi gözümde, arınma ve yurttu, terkedilmiş yüzüm için her an yanımda yürüyen aynaydı, gecenin kaynağında gövdemi dalgalayan simsiyah su, sanmıştım. Yıllar başka bir yol çiziyor tortuya. Şüphesiz şimdi de sanıyorum: Sehere duyduğum inanç arkamdaki koyu, hem delifişek uykudan geliyor belli ki. Düzen değil şiir, kargaşa değil. İki üç arası zamanı çelen uçarı bir odak belki. Belki zaman ender seslerin eşiğinde tuzak, kıvrılıp yatmış çıngıraklı bir soru, od noktasında, hançerede, yerimden her oynayışımda kuytudan çıkagelen koşnul bir yumak belki. Bir düzen değil ama - bekleyiş, zemberek, inatçı, koz, kaknus hep. Kömürden elmasa varmak için çıktığım yolda elmastan yola çıktığımı unutmadım: Yangınsa sonunda yazılan, orada yazacağım an gelmeli de. Birer kıvılcım olsun harflerim, her kelimemi yalım dili taşısın - öyle bir ateş ki içinde içimde tutuşmuş bir karanlıktan kana kanaya içsin herkes, istedim. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Aztek Yılı Biterken
Şair: Enis Batur Bırak, gelsin: ışık, ses, temas: Sen sis nedir bilir misin? Avlandığım ıssız akşamlar, kıpırtısız binlerce yaprak ve erketede bekleyen rüzgar hatırlıyorum herşeyi bir bir unutuyorum herşeyi: Bu gam, bu dövme, Ave Maria ve kuşların toparlanma çağı: Güneş batarken başını kaldırıp kısık gözleriyle gökyüzünü delen kadından kalmış bir bakış hızla akıyor içimden. Karanlığın sonuna gittim ben. Orada pencereler dilsiz kapılar sürgülüyken bağırdım: Yankı dönüp geldi ve vurdu yüzüme: Çöktüysem, tortu, dibime kimse sallanmasın artık. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Başka Yollar
Şair: Enis Batur Bazı yolculuklarımı Gece`ye benzetiyorum ben. Kendi karanlığımın, ama bir başkasının uykusunun içinde başlayan, gelişen seferler onlar. Kaybolmaktan, kayboluştan söz etmiyorum tam; aramanın, yaklaşıyor olma duygusunun çekirdeğinden eksik olduğu birkaç yolculuğun yanından geçtiğim oldu, ama hiçbirini Gece`yle, gecelerle örtüştüremedim bu nedenle (...) Dönüp, dönenip duruyorum olduğum yerde; gövdem, sıkıştığı köşede güç bela hareket ediyor, görmeyi henüz bilemiyorum gerçi, gene de yavaş yavaş sertleşen kafatasının dibindeki bir ekrandan hiçbirini teşhis edemediğim görüntüler ölçüsüz bir hızla akıyor.' |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Bekleyiş
Şair: Enis Batur Cehennem kimdir demiştiniz? Keder kuşlarını ben de gördüm Flütün ucundan bir oraya bir buraya Evet, biliyorum, herşey benim düşgücüm Şeyi, nasıl söylenebilir, bu kelimeler Böyledir işte: Tam tutacakken... Yağmur yürüyüşüne çıkmıştık o gün, Unutmam ben ayrıntıları, kimdi Hatırlayamıyorum tabii, ne önemi olabilir İsimlerin, evet yüzünü de getiremiyorum Gözümün önüne, eylüldü, eylüllerden Biri, cehennem kimdir diyordunuz? |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Beyaz Sayfa
Şair: Enis Batur Bir okur yakınıyordu: "Şiirlerinizde çok sayıda özel isim geçiyor: Yabancı kentler, insanlar, hatta bazen de kelimeler". Onu dikkatle dinlemiş, birşey anlayamamıştım. "Neden Bruges ya da Monteverdi'yi yabancı buluyor da, mürekkep ya da tılsım geçince o kelimeleri, anlamlarını, anlamlarının berisinde örtünen erden yüzlerini tuttuğuna bu kadar çabuk inanabiliyor acaba?" demiştim kendi kendime. Bruges'de topal bir at gibi gezdiğim günleri ve geceleri bilseydi o okur... ama bilebilir miydi bir şehrin her zaman bir şehir, bir kelimenin hep bir kelime, anlamın ortasında buluştuğumuz bir anlam olmadığını bilebilir miydi o yabancı okur? Eve dönüp masama oturduğumda bakmıştım: Şamdan, sigara tablası, kalemlerim, yorgun kabzalı birer tabanca gibi duran bütün bu eşya birer kelime olmazdan önce özel, herkes için yabancı işaretlerdi. Bir dolmakalem seçip bembeyaz sayfayı çekmiştim önüme: "Bir okur yakınıyordu: Şiirlerinizde çok sayıda..." |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Beş Gül
Şair: Enis Batur Sizin için tuttum beş gül getirdim Sevgili, durup dururken beş kırmızı gül getirdim, kan. Beş beyaz gül süt, beş sarı gül altın yaprak, tuttum beş pembe gül getirdim Sevgili, tan. Başka bir el koparmış onları, benim elim bunca korkak: Bir dikmeyi bilirim. bir de dokunmayı: Tepeden tırnağa teniniz yangın beldem, sizin için beş siyah gül parmaklarım. kömür. Toprak, temas, sahi bir de ak kağıt, seçtiğim kelimelerin arasında nedense mağrur, ilerlerim karda bıraktığım izler birer ağıt, ayırdım dikenleri: Sizin için bu beş arı gül. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Bir Kış Meseli
Şair: Enis Batur Vur, vur, o an toparlanır katı düş, sis: Bir gül yarasıdır kılıcın eriyik gözde açtığı. Mevsim bitiştirir siyah lekeleri birer halka gibi kör zincire, ki kılıç bir yara daha açar düşe, vur, vur, toparlanır uykumun eş soluğu. Bir kış sabahı, buğu ve tütsü, 'deniz kıyısında bir çöl ülkesi'ne yol, at terkisinde bulanık bir bedevi kimliği geliştirir savruk bellek, kar arttırdıkça arttırır sabahı. Uzun, zorlu göç! Ben ki kim olmaktayım gün, gece, bitsin gün ve gece, daralsın soluğum bir umman kafeste! Vur, o an toparlanır katı düşün bağrında kesintisiz sürgün yazısı; vur ve soğumadan gönder: Kim bilecek kim olduğumu. |
Cevap: Enis Batur Şiirleri
Çift
Şair: Enis Batur Pus, sis, alaca bir tesbih saatler, çeviriyorum. Bir düğme açıyorum yakamda, bir başka düğme kapanıyor, çıkıp yürüyorum nisandan nisana doğru. Düşüyor işte dilimdeki tetik ve havaya çiziyorum sesleri, sessiz harfleri bomboş bir çiviyle. Bir düğme açıyorum yakamdan, bir düğme daha açıyorum: Tutup kökünden söndürdüğüm geceye fırlıyor apansız bir kuş sürüsü. Kedimin gözleri gecemi aydınlatıyor. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:53. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.