ForumDenizi.Com
  • Sayfa 2 Toplam 3 Sayfadan
  • 1
  • 2
  • 3

ForumDenizi.Com (https://www.forumdenizi.com/)
-   Aşk - Şiir Dünyası (https://www.forumdenizi.com/ask-siir-dunyasi/)
-   -   Hilmi Yavuz Şiirleri (https://www.forumdenizi.com/ask-siir-dunyasi/53500-hilmi-yavuz-siirleri.html)

Jön TüRk 02 June 2020 01:29

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Eylül
Şair: Hilmi Yavuz


eylül! daha çocukluğumdan
beri size bakardım ben
bir yazın azalmakta olan
sözcüklerinden nasıl da
ansızın sökülürdünüz
bahçelerle ve kül
dolardı içim...eylül!

eylül! kırılgan mevsim!
cam hançeri güzün
dağılırdı kalbimde
birden gecenin ve gündüzün
perdesiyle örtülürdünüz
tenhâyla ve tül
dolardı içim...eylül!

eylül! unuttum sizi
dağ kızarır yol sararırdı
ve ben dönüşlere bakardım
o amanvermez belleğin
paramparça güldüğüydünüz
aynalarla ve gül
dolardı içim...eylül!

Jön TüRk 02 June 2020 01:29

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Eşrefoğlu Rumiye Şiirler-1-
Şair: Hilmi Yavuz


eşrefoğlu, al haberi!

Zamanın oğlu! senden beri
duy, gülün tesbih sesini...
kim derse ki: ‘davete icabet
gerek!’ –haklıdır!..
bir daha, bir daha...
yoksa aşklar var mıdır
göklerin külrengi kuşunda
o bâz ül eşheb bakışında
Züleyha?

sendin, bilindi kime yoldaş
kimi teketmek gerek...
döndüydü şarap tulumu bala
yedi yıl, yedi siyah
üzüm’dü günde
‘somunlar, müminler’le geçtin
yedi üzüm’den yedi siyah’a

yürüdün, sen eşrefoğlu
geldin, bahçelerden özge
ve güzden yaya...
çıkar bulutu kalbinden;
göle çiniyi, kendini aya
işle! emir sultan’dı dizlerin
ah, hiç bitmesindi yüzün
hacı bayram’dın, veli!..
baştan ayağa...

eşrefoğlu, al haberi!

Jön TüRk 02 June 2020 01:30

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Eşrefoğlu Rumiye Şiirler-2-
Şair: Hilmi Yavuz


bahçesi hüzündü onların...

bugün Aşk’ız, belki yarın...
başka yerdeyiz... nerdeyiz?
ne zaman kendimize perdeyiz
ne zaman değil...
ne zaman geçtik yakınından
yoğ’un ve var’ın?
günleri aşklarla kardık,
ve kaybolduk harcında
Zaman denilen duvarın

belki sonsuz birşeyler açardı
sarılıp yattığım bahar seli
sense ten sandındı seni
bir nehir, içinde midir
duran’ın ve akar’ın?
yalnızlık gittiğin yoldan gelmedi
gel gör, yollar senden ivedi
hem sayrılık hem esenlik-
ten bir güle düşmüş timarın

işte mahzun güz çelebi:
nicedir ebruli bulut erbâbı
savurdu Şam’ı Arab’ı
Yunus’ta gövertip Çalab’ı
gök ekindir aktı bende
ve bir başak olup bedende
ah, bilsen de bilmesen de
biz devşirdik hasadını
bıldır yağan buğdayların...

tarlası hüzündü onların...

Jön TüRk 02 June 2020 01:30

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Geçmiş
Şair: Hilmi Yavuz


Gide nereye vardım
Karlı bozkırda koşup koşup
Bodur bir ağaç kaldı belleğimde
Gümüş yüzükler gibi incelmiş

Babam didinirmiş ha babam
Fincan çekilirmiş sırtına
Uzun ırmakları yorgunluğun
Oturma odamızdan geçermiş

Derken gökyüzü girmiş araya
Derken giriş o giriş
İbrişim örülü bencilliğimi
Büküp eğiren hep kelimelermiş

Bir çağ adı gibi hep anılacak
Diye düşünmüştüm ama değilmiş
Ey özenle dokunulmuş sırmalı kumaş
Bir kez bile giyilmeden eskimiş

Gide nereye vardım
Karlı bozkırda koşup kosup
Bodur bir ağaç kaldı belleğimde
Gümüş yüzükler gibi incelmiş

Jön TüRk 02 June 2020 01:30

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Gizem
Şair: Hilmi Yavuz


hem aldanan hem aldatan
olduğu zaman
dilden
dilin güzüdür üşür
sözün yazına karşı
kuşlar kuşlarla örtüşür
bir yaprak bir yaprağa
doğru uğuldar:

ve der ki onu yaşasan da
yaşatsan da bir
dağlar çoktan dağlara göçmüştür
o altın gözlü anka
hangi derin dağdadır şimdi?
bir acı, telörgünün ardında
bir acıyla görüşür:

ve der ki dilden kopan
bal örgüsü söz
hem söyleyen hem söyleten
olduğu zaman
bana ben o'yum dedirten
nedir?

ustam der ki sen, şair
hiç gül kopardın mıydı gülden?

Jön TüRk 02 June 2020 01:30

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Hayal Hanım
Şair: Hilmi Yavuz


Yeşil imgeli kız! İlkyazım!
Hangi harf gül, hangi dal dize?
Bu büyük ağaçtan her ikimize
Kalan hangimizdik...
ey hayal hanım

Yeşil imgeli kız! Biz size
Yazılı sevdalar sunduktu
Ve döne döne uçurumlar gibi şiirler...
Şiirlerle örselenmiş yüzü
Ve kalbi güllere belenmiş
Biriydim ben... Ve hangimize
Doğru akar suydum,
ey hayal hanım

Yeşil imgeli kız! Siz eğnimize
Bir göçük sesi
Gibi işlendinizdi
Ve derin bir gül duygusu
Verdiniz bana.
Siz yazıp yok etmek gibi miydiniz?
Ve o yokoluştan güz tenimize
Bulanan siz miydiniz,
ey hayal hanım

Yeşil imgeli kız! ilkyazım!
Hngi harf gül, hangi dal dize?
Bu derin ağaçtan her ikimize
Kalan hangimizdik
ey hayal hanım

Jön TüRk 02 June 2020 01:30

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Hilmi Yavuz
Şair: Hilmi Yavuz


Bütün o aşkları yazdı da ne oldu
Gülleri çocukları denizleri tuttu da elinden
Hep bir ceviz yaprağı gibi belirdi ince yüzü
Bırakılmış gemilerin su kesimlerinden

Jön TüRk 02 June 2020 01:31

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Kazı
Şair: Hilmi Yavuz


sarı yaz! kat kat şafaklar
gördün dizelerde, sevdalar
gördün göçük bir dağ
gibi üstüste geldikçe
ben şairim: bir yeraltıyım ben
acıyım
kazdıkça
ve derine indikçe
siz kimbilir kaç gece
bir gülün ölümünü andınız
bir ipek simya sesi
ve nice
katmanlar aradınız
ve dolaştım diye düşündünüz
bir yaz gibi gülen çocuklar
ve yollar gördükçe

şiirler kazılmalı: o ince
gurbetlerin gömdüğü
söz başları kırmızı
yazmayı gördüm sandınız
kırgın kâğıtlar buldunuz
hüznü donmuş, külü meşin
ve birden
acısı acınıza değdikçe

Jön TüRk 02 June 2020 01:31

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Kaside
Şair: Hilmi Yavuz


Ay karanlık gibi durma öyle gel
Sensiz bir şey duyulmuyor sevişmemizden

De ki halkın gözleri al gelincik sürüyor
Uğrular geçiyorken güz şölenlerimizden

Bu hüzünler benim mi diye baktım ki tamam
Akıyor yakut bir ıssızlık kentlerimizden

Yanardı mürted lambası ta sabaha değin
Karanlık kilimlerin kan işlemesinden

Hilmi elbet sürersin günleri bir yangına

Jön TüRk 02 June 2020 01:31

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Kanto
Şair: Hilmi Yavuz


Denizdir en güzeli martıların
Martıların birazında ak köpük
Martıların martıların en güzeli
Aşktır

Nerde bir deniz buldumsa soyundum
Sonsuz kumsallar aldı yöremi
Kumsalların kumsalların en güzeli
Aşktır

Sen bir çocuksun annesi ezik beyaz
Sen bir çocuğu anlamak için birebir
Annelerin annelerin en güzeli
Aşktır

Jön TüRk 02 June 2020 01:31

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Kalabalık Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz


yalnızlığın sesini yalnızca ben duyarım;
hangi durak, hangisi, bekleniyor biryerlerde?
bildiğim bir şey varsa, o benim acılarım
için yaşıyor artık... belki de kederlerde
bulunan bir söz gibi bende alır yerini;
sanki duyuyor beni, âh, kendini aldatmak!
o ayna... gösteriyor bütün dileklerini;
kederde sakladığı sözleri dışa vurmak
için ne bekliyor o? bir daha akar gibi
yapıyorsa, bilinmez, durduğu yerde ırmak;
âh, bir ayna olarak çoktan göründü dibi...

eski yaz günlerinin güneşi ortalıkta;
bir gemi hayaleti dolaşır her batıkta;

yalnızlığın yüzünü gördüm kalabalıkta...

Jön TüRk 02 June 2020 01:31

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Kaab İle Hırka
Şair: Hilmi Yavuz


“beni örün, beni örtün!”

bir şey var: eski sözleri
uzun ve anlaşılmaz şeylere gömdüm
gördüm: sözlerin kumunda
bir vaha idi yaz
duydum, yeşil kuş, hadra!
dedi, ‘siz,
ölmeden önce ölün!’

“beni örün, beni örtün!”

gördüm: göğsünden kopan güneş’ti
yeşil sözü gördüm
avucunda doğan nehri
bir kemerdi; giyindim aşk’ı
hırkamı ördüm bürde!
dedi ‘üşüyordun,
sana verdim!’

“beni örün, beni örtün!”

sessizlikti, gülü doğurdu
yüzümü Yüzüme dönüm
Zaman, gül’dür; gülü böldüm
yeşil gülü: semerkant’ül fuad
yürüdüm aşklara doğru
hüzün geldi, baned suad!
dedi, ‘gömün!’

“beni örün, beni örtün!”

Jön TüRk 02 June 2020 01:36

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Şimdi Nedense
Şair: Hilmi Yavuz


şimdi nedense her şeyde
ansızın dağılan kelebek tadı

biliyorsun en bakımlı bahçe
sessizliktir
gülüşler oraya sürgün edildi
acıların kardeş olduğunu
kimse anlayamadı

sevdalarda olsun, ilkyaz ölümlerinde olsun
geçit vermeyen akarsu olmaz
gülün kendini işlemek için
çırağı ya da ustası yoktur

çocuklar! bağışlayın beni
sözlerimi boz üveyiklerin
hırçın tuzuna batırıp bakın
hüzünden daha kötü bir yol açıcı olabilir mi?

şimdiye kadar olmadı

ama şimdi, nedense, her şeyde
ansızın dağılan kelebek tadı

Jön TüRk 02 June 2020 01:36

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Öteye
Şair: Hilmi Yavuz


hep Senin içindi, hep
güle dönüşü Hiç'in...

varlık gurbet, yokluk sıla;
aşklar hep Sana varmak için...

kalbimin ötesi, gülümün üstü;
yolu yolculuktan ayırdın, -niçin?

Jön TüRk 02 June 2020 01:36

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Ölüm ve Zaman
Şair: Hilmi Yavuz


yollar belli belirsiz yükseliyor

yollar yakut uzaklıklardır
ve onlara ulaşmak, kimbilir
ne kadar, ne kadar zor...
yunus yana yana yürüdüydü
mevlânâ döne döne
bense kana kana yürürdüm
bir şair, neydi adı, * şöyle diyor:

bir gülün biraz daha gül,
bir hüznün biraz daha hüzün
oluşu gibiydik
ayrıyken de, birlikteyken de...
yaşadık: bir kayboluşun kayboluşu...

şiir belli belirsiz yükseliyor

şiir ne? sonbahar içinde sonbahar
hoca** kesik kesik yürüyordu
bir sur, bir suret, bir sure
çelebiyse*** uça uça yürümüştü
gökyüzü boydan boya tennure...
seviştik: bir gövde, bir karşı-gövde
sevişmek kendini erguvan
diye bilse de olur, bilmese de...

aşklar belli belirsiz yükseliyor

aşkları kendimle bezedim
ben aldım şiirin yılkısını
ben ürettim...
ve 'bir yazın kendi içine doğuşu...'
(ya da, ona benzer birşeyler)
diyebilmek...
yürüdüm: dile gelmek-
gelmemek arası bildiğim yerde
Ölüm! Söz'ün alçalan kışı
Ölüm! toplananın dağılışı:
Kitap, hüzün ve gövde...

Ölüm belli belirsiz yükseliyor

Jön TüRk 02 June 2020 13:03

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Ölü Kelebek Sonnet Si
Şair: Hilmi Yavuz


kent! işte orda! ölü doğmuş kelebek;
gibi kanatlarıyla varoluş seni bekler...
lime lime sesiyle, âh, el bebek gül bebek
büyütülüp bugüne getirilmiş sözcükler...
şimdi artık bir camın arkasında, eprimiş;
işte orda! öylece, iğnelenmiş olarak;
âh kent! acılarını sözcüklerde hep geviş
getirip sır oluyor aynalara...-ve kurak
evleriyle pörsümüş, varoşlarıyla rate
bir kent müsveddesi bu! harelenmiş, cıvımış
kanadıyla bulanık ve nedense degrade
sokakları yol yol akıyorken, âh, rüküş

aşklarıyla bu kentler! ..-ve elbette bu yanı
gösteriyor aynalar: geçmiş zaman hayvanı...

Jön TüRk 02 June 2020 13:04

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Yılkı Bir At İçin Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz


eskiden, âh, bu kentte uçuk mavi süvari;
kısrağı sokakların, dört nala, uça uça...
şimdiyse bir ihaneti, İsa ya da havari
gibi yaşamak işte... sürükleyip bir uca
yerden yere vurdu da topallattı, körletti
bir yılkı atı gibi savurdu ve yağmaya
verdi idi, sokakta, o ürkmüş iskeleti...
ararken bulduğumuz kemikleri yığmaya
başlasak da faydasız... kirli, tozlu, kararmış
eski zaman hayvanı! âh, umarsız bir sayrı
gelir kuşatır bizi... unuttuktu, bir varmış
bir yokmuş o at şimdi, masal gibi... o ayrı!

bir ölü şövalyeyim, pörsümüş ve özenti,
aynalarda ararı yılkıdaki o kenti...

Jön TüRk 02 June 2020 13:04

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Yollar ve Zaman
Şair: Hilmi Yavuz


sen bir yalnızlığı koşup gittin de
bir yerde buluşulur diye, belki de...

elbet buluşulur, orda, o yerde...
bir hüzün töreniyle kutlanır
bulunur birşeyler ve saklanır
saklanan Zaman mı, yoksa yol mudur
aranır bahçelerde ve şiirlerde?

kimbilir ki dün'dür, ölgündür kalbimiz
yollarsa her zaman biraz küskündür
yokuşlarda ve inişlerde...
Zaman'dır seni sardığım kumaş
bekledin, örtülsün, ki yavaş yavaş...

erguvandın, kayboldun diligelişlerde

Jön TüRk 02 June 2020 13:04

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Yolculuk ve Yıldızlar
Şair: Hilmi Yavuz


gün oldu, bekledim, yol görünmedi;
bir yaza dokundum,-dokunmak ıtır
kokardı eskiden; hüzne bağlıdır,
o tekne, yosunlu, kağşamış şimdi...

neydi o? deli gibi! kayıp o liman;
ne zaman yaşandıydı, sahi, o olay?
karanlık yüzü aşkın, binbir dolunay;
kısık bir lambaya benzedi zaman...

ne günden ne geceden iz kaldı;
sanki deniz mi kaldı bir yerlerde?
tekne gider gitmesine, ama ilerde
sadece sönmüş yıldızlar vardı...

Jön TüRk 02 June 2020 13:04

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Yolculuk ve Aşklar
Şair: Hilmi Yavuz


ben kendime derinim, -sana!
bir uzun 'kaybol! ' gibi olduğum;
kalbim kül dağları, yüklenir
ateşten kayıklara odunum...

orda geçti 'geç kaldınız! ...' günleri;
bağlar bahçeleri gibi yokluğum;
anımsarım, öyle sor ki kolay mı
âh, o sarı anılarda sönen mum!

aşklar durdu, ben de artık dururum;
yolculuk musun, öyleyse içeriye gir;
gök bir ip midir, kuşlar kaç boğum?
yüzümün yerinde bulut... çoktanberidir...

Jön TüRk 02 June 2020 13:04

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
İnançsız
Şair: Hilmi Yavuz


Açılır gecesi inançsızların
Tanrı sarı bir çiçektir
Ormanın içinden atlılar
Geçerken çocuklar ölecektir

Denizin gözlerinden tuzlu
Bir sıkıntı vurur karalara
Uzakta olduğumuzu köprülerden
Atlar nereden bilecektir

Mavi kuşlar çiziyor biri
Eli değdikçe camlarına
Avcılar doğrultup namlularını
Nasılsa bir bir düşürecektir

Yorgun yıkılmış ölü
Bir yaz büyütür karnında
Soyunup toprağa yatınca
Kadınlar göklerle sevişecektir

Açılır gecesi inançsızların
Tanrı sarı bir çiçektir
Ormanın içinden atlılar
Geçerken çocuklar ölecektir

Jön TüRk 02 June 2020 13:04

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
İçbükey Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz


yalnızlık kalıtımdır... aynalara bıraktım;
kim bakarsa onundur aynaya benden sonra....
âh, sözlerde açtığım yaraları kanattım;
durmadan arayarak tenimi sora sora
ona yıktım kendimi... ben içine kapanık
bir gece güneşiyle yolu yitiren yolcu!
Belki onu bulmaya, belki de o bulanık
Yolcu için durulan nehirlerle sonuncu
Kez büyük gösterirken o kalıtı, öteki
Durmadan küçültüyor... ortası bulunamaz!..
Pazarları verilen kanlı yalnızlık ek’i
seni hep alıştığın aldanışa bırakmaz...

gündüz herşey öyle düz, öyle dümdüz ki herşey;
ben öyle bir aynayım, akşamları içbükey...

Jön TüRk 02 June 2020 13:05

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Yaz Sevgilim
Şair: Hilmi Yavuz


kuş uzuyor dizelerde
kalbimdir,
üretir
dinleyin:

bir zamanlardı, dağlar
ve onların ardı
ve yabanıl bir akarsu
gibi dadandın kalbime...
yaz! sevgilim!
yürürken kekiktin boydanboya
ve yüzün ne kadar gürdü

ah hiçliğe solan gülüm!

işte sürüp bulutlar
ve elmas
ağzından ölüm sözleri
üşürdün kalbime...
yaz! sevgilim!
ve sevda günleri ürettin boydanboya
gözlerin kimbilir ne kadar sürdü?

ah hiçliğe solan gülüm!

Jön TüRk 02 June 2020 13:05

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Yalnızlık İçin Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz


yalnızlık zamanlandı: önce aşk, sonra yaprak...
günler geçilecekler... atlar, gümüş yeleli
yüzünü aynalara, bir tek onlara bırak;
sürünsün sırrı aşkın, bak, seni görmeyeli
çok değişti aynalar ev içleri bulandı;
herşey artık ne kadar, ne kadar da kurak
odalar orda burda, içlerine kapandı;
sofalarsa eğreti; yüklük ve kapkacak
somurtup duruyorlar... herşey olgun bekleyiş
gibidir burda olmak, 'bekleyiş gibi' olmak...
sen gel, şimdi kendini o aynalarla değiş;
gel, burda ol daima -ve nasılsa kararmak-

ta olandan bakarım sana giden günlere;
tenindir, beleniyor, ah, yeşil ekinlere...

Jön TüRk 02 June 2020 13:05

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Yalnızlık Bir Tarihtir
Şair: Hilmi Yavuz


Yalnızlık bir tarihtir ikimiz
Dururuz odalarda bir giysi gibi
En kalın soluklarla çekiyor ipi
Kim bilir kimlere kalmışlığımız

Yalnızlık bir tarihtir sen misin
Bir geçmişi şurup giden ak turna?
Ya benden önceydi ya da çok sonra
Bir halk türküsüne gül olan sesin

Yalnızlık bir tarihtir onlarla
Gök dediğin iki kuşun arası
Ey ilkyazlı gülüşlerin sonrası
Ansızın donuyor gül, bakışlarda

Jön TüRk 02 June 2020 13:05

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Yahya Kemal İçin Rübai
Şair: Hilmi Yavuz

Sen gittin gideli kuşlar anlamaz görünür
Her acılan gülde yepyeni bir Sırâz görünür
Bakışlar dağılırken denizin belleğinde
Senin her sihrinde geçmiş bir yaz görünür

Jön TüRk 02 June 2020 13:05

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Yaban Atlarını Kışkırtan Dıonysos
Şair: Hilmi Yavuz


kışkırt yaban atlarını, kışkırt,
dionysos!..’ dediler

uzat aşkları ordan, orda fener,
kayalar, gelirdi...
kim kalbini sana yedirdi?
her şey bir’di o zaman: atlar, logos
tek olan biz’dik, çayırlar-
sa başta sessizlikten doğma silenos
ve birlikte çiğ yenen günler...

yapraklar, yağmurun teniyse eğer
sen o yaprağa beden-
sin ve tek değilsin: anababis, onbinler!..
giderek kim neyi eksik gördüyse
onu bütünler... gibisin: bir tören!..
şimdi sulara gizlen ve göç,
onlarla beraber

kül parmaklı akşam dokunurdu sana
özenle... ve yer yer
insanlar küldendiler... diye söyledim
ben hangi yolcuyu izleyen gemilerdim
ve neden
hep söylen’dim, hep söylendim, hep söylen?

‘kışkırt yaban atlarını, kışkırt,
dionysos!..’ dediler

Jön TüRk 02 June 2020 13:05

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Torlak Kemal
Şair: Hilmi Yavuz


kış, dağların kürkü
gibi kış
gece midir düşen dal?
sen ey böğürtlenlerin
ve umutsuzluğun mülkü
ve bir hüzünden huruç eder
gibi kalın bir türkü
ile dağları düz eden abdal

şimdi sen ilkyazı, belki
kara, yün bir kuşak
gibi beline dolayıp
acıyı kav, sevdayı çakmak
bilip yola çıkmak üzresin

Ellerin ovalara üzengi
denizin tuğu, ağacın börkü
ve dahi ölümü bir yılkı
gibi bırakıp gidensin
torlak kemal

kış, dağların kürkü
gibi kış
gece midir düşen dal

Jön TüRk 02 June 2020 13:06

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Tenha
Şair: Hilmi Yavuz


her şiir boydan boya
bir ıssızlıktır artık
dizelerse giderek daha tenha

acının düzyazısı olmaya
hazır mi sözlerin kişi?
aşklar! onları yazan yasasın
sarışı
n atlas kağıtlarda yaz
ne güz okunur ağaçlar güya

sen sussan da susmasan da bir
tutup tutuştuğun hayale
ağırdan iri güller ve lale
düşer düştüğün melale
ve hüznü yeniden okumak
için bir kitap olur dünya

ve her şiir boydan boya
bir issizliktir artık
dizelerse giderek daha tenha

Jön TüRk 02 June 2020 13:06

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Taflan
Şair: Hilmi Yavuz


ne zaman dinecek,ne zaman?
bu taflan,bu taflan?

ey uçurum gözlü sevgilim!
ne zaman baksam
bir hiçlik tadı
ve ağzından
yıldızlar uçuran
ergin,yeşil ve yabanıl
bir yaz gecesi gibisin
yüzünde yolların gülüşü
ve yaz göğüne ilişkin
bir esenlik üretiyorsun
geçip giden fırtınalardan

ey uçurum gözlü sevgilim!
ne zaman baksam
aşkların büyük yarlarıyla
kuşatılmış görüyorum kendimi
safran
ve ezilmiş yazlardan
bakışlarının kıyısız
açıklarında
gurbet ve cevahir taşıyan
bir gülüş söylencesi
geçer bir yazdan ötekine
derin anlatılardan

ey uçurum gözlü sevgilim!
ne zaman baksam
bir dağın yırtmacından
ince bir dere yatağı
gibi kayan
yeşil tenini görüyorum
akşam
nasıl da yakışıyor yüzüne
ve sanki bir kayalığın içine
durmadan kendi kendini oyan
bir ferhâd gibiyim ben
ya da pusu da,karanlık
bir gül gibi
hem solan hem solmayan

ne zaman dinecek,ne zaman?
bu taflan,bu taflan?

ey uçurum gözlü sevgilim!

Jön TüRk 02 June 2020 13:06

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Ten İçin Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz


ben tenime yürürüm, tenim benim gereksiz
et parçası, atılmış, duruyor bir kenarda...
áh, aşklar vardır şimdi, amaçsız ve ereksiz
birlikte dolaşırlar; yırtıcı ve hovarda...
belleğim? bir kurttur o! dâima ipe sapa
gelmeyen bir şeyleri parçalıyor... kemirgen!
aşk uzakta uluyor, yalnızlık lapa lapa
yığılıyor kapıma... âh, kendini kürerken
kaybolan kar günleri!.. elimle yediririm
tenimi yeraltına... savaşlarda karartma
olduğunda örterler ya... ağır perdelerim
öyle kapalı işte... sımsıkı... bir kuşatma!

bir kurt nasıl kuşanırsa öyle kar günlerini;
aynalar kuşanıyor aynadaki tenini...

Jön TüRk 02 June 2020 13:11

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Söz ve Zaman
Şair: Hilmi Yavuz


bir dağın uzantısı olmak
sana yetmediği zaman
gör ki sıradağlar talanda...
sözlere bak, bağı çözük çiçekler
gibi ortada, dağılmış duruyor
nerdesin? hangisinde? solmakta mısın
doğrularda ve yalanda?

işte hangi uçurum dillerinin
dip kuytularında olmak
beni sana göre daha sınırda kılar?
ve aramızdaki sınır
hangi kaybolmalarda?
tenhayla çizilmiştir?
her şeydir, savrulur, ama bir şey
direnir o hala bende kalanda

kayboldum akarsudan sözlerde
aktıkça yıpranan şiirlerde
ve en yabanıl olanda...
şimdi kim dindirecek, erguvanları bende?
çünkü Söz'üm ben, Söz'üm,
hem bulandım
hem de arındım aynı zamanda

Jön TüRk 02 June 2020 13:11

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Sömürge
Şair: Hilmi Yavuz


Elyazması acılar asılmış duvarlara
Tezgahlar umutları daha da germiş
Dokurlar kenevirden ev resimleri

Uzun bir suskunluk adı verilen
Elleri daha kalın tanrılardan
Nehirlerle bir tutarlar ölümleri

İlk buldukları ateş değildi
Gemiler gelmiş de barut getirmişti
Direklerinde sallanan çocuk ölüleri

Sesleri tüylü sıcak alçıdan
Davullar çalınca erimeye başlar
Sömürge güneşinde kral heykelleri

Jön TüRk 02 June 2020 13:12

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Sırası Gelince
Şair: Hilmi Yavuz


acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik
hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra

sen ki eyvan ağıtlarda
sürekli ve ahşap bir gülümseme gibi durdun
gözlerin bozkırdan devşirme
yolların bozgundan derlenmiş
karanlık yolcusu turnaların ve kurdun
ey hüzünlere reâyâ olan derviş

acının vergisini verdin, gülün haracını ödedin
hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra

tarlalarla uzar gider al kısrak
gökçe çiçek tozar durur sılalarla
oysa ölüm, bir uçtan bir uca
bir uzun kervansaraydır ki
savrulur günü saati gelince
yıkılır yırtıla yırtıla

Jön TüRk 02 June 2020 13:12

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Sır İçin Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz


gidecek... kendisiyle yitecek belki sır’ı:
hiçbirşey kalmayacak... sâdece kırık bir cam;
hepsi o kadar işte! –ve ne varsa aykırı
bildiğin, senden olan... –ve bitecek serencâm!..
âh, ince duvarlara çakılan kaba saba
bir çiviye tutunmuş... eğreti, öyle sarsak;
çerçeve yenik düştü gümüşe ve ahşaba;
dökülür sır’ı yüzün, aynalara bakmasak...
hani aşk’ı yazılacak olanda arıyorken bir sahaf,
yitirir ya, kitapta yazılmış olanları;
nasıl biraraya gelir derken, ne tuhaf!
sonunda hep aynalar buluşturur onları...

yüzüme bakmaz oldu aynalar, neden katı?
âh, benimki değil bu... –aynaların hayatı...

Jön TüRk 02 June 2020 13:12

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Sümbül İle Kuyu
Şair: Hilmi Yavuz


sümbül sinan! seni ağır
kuyulardan derledim; seni
Aşklara, aşklara yolladım
ve tayy-ı zaman
güzleri vardır
işte bir söz ağarır dizelerde
bu ‘akşam’dır ve o’dur
sende kalan, sende kalan...

sümbül sinan! bir suyu
öper gibi geçtin tenimizden
işte bu, bir kuytuyu
okşamak ve varolmaktır
bir dağ kendi gölgesinde kaybolur
ve bir su, bu akar su
yeniden-akmayı öğrenir
sende duran, sende duran...

sümbül sinan! hüzünler
durmuyor; herşey gelgit...
bir yaprak, kendini sürgit
sana benzetiyor
bu kuyu, kalbim ve talan-
la birlikte büyüyen kuyu
kendi dibindeki çiçekle besleniyor
sende solan, senda solan...

ah, tayy-ı zaman, tayy-ı zaman!..

Jön TüRk 02 June 2020 13:16

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Size Bakmanın Tarihi
Şair: Hilmi Yavuz


size bakmanın tarihi! siz
bir gonca kadar kendiliğinden
yazılmış olmalısınız
derin, korkunç veergen
kalbim, sevdalara sığmayan kalbim
bir dağı içeriyor geçerken
siz o dağa sanki kış
ve sanki bıldır yağan karsınız
umarsız sözcüklere bulanmış

size bakmanın tarihi! siz
bir keteni köpürten yaz
ve inanılmaz
yalnızlıklarsınız: sadece
sizin olan o vahim, o beyaz
ve kuytu gurbet sesleriyle
işlenmiş yazdıklarınız
ve yanık, kavrulmuş dizelersiniz
kimbilir hangi sevdalara dolanmış

size bakmanın tarihi! bir
kalbime güvensem sizi hep
okurdum ben... ama nedense
hep aynı hüzün ve
hep aynı tutkuyla
bakmayı bilmediğimden, ne yapsam
bir ilenç, bir kargış
gibi ardım sıra geliyor şairliğim
o solgun yolculuğa adanmış

Jön TüRk 02 June 2020 13:16

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Siyah Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz


sular kayboldu büyüde, büyü tüldü tül
siyah, kendini gösteriyor, kapanır
yalnızlık dizlerine... gel, gömül
tenine... o tenin ki, Zaman’dır...

maide ve siyah, olur elbet, kınından
çekilir gibi yollar... sularda ayna sesi!
âh, gökler bıkar gider kendi erguvanından;
bir aynaya dönüşür ötekinin gölgesi...

ve siyah... ayna düşer! aynayla birlikte
herşey kırılır!
ne kalır geriye aynadan, söyle, ne kalır?
geriye kalan âh, sadece yalnızlıklardır...

aynalarmış gibi yapan aynalar!..
sır biziz, aynalar sırrolacaklar...

Jön TüRk 02 June 2020 13:17

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Sen Bir Büyüsün Yaz
Şair: Hilmi Yavuz


ben hep yollar düşledim
derin yollarda yürürken

yollar gül sesleridir
beni yazın ta içine çağıran
gitsem mi? yoksa daha
erken
mi akşamın kovanında
anılar oğul verirken

senin gittiğin yollar
bana dolanan yollardır
solduğum bir büyük
ormandır acılarım
geçmişten ve gürgen
ve derin bulut sözleri olarak
yazlar kalbime girerken

ah bellek, acı bellek!
hem arısın sen
hem kimbilir hangi gülden
kalma diken?
ve ne uzun bir büyü'sün, yaz!
gurbetler senin ülken, yalnızlar senin ülken

ben hep yollar düşledim
derin yollarda yürürken

Jön TüRk 02 June 2020 13:17

Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
 
Sebsefa Sokağı İçin Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz


ben hep senden yanaydım; o bildiğin sebsefa,
sokak ilk göçebe yurdum olduydu hani;
işte orda seninle gökyüzünü ilk defa
çökertip oturduyduk, kötücül ve yabani
bir belleğin içinden atılan öteberi;
kendini bir aşka benzeterek anımsar:
en sığ yılları onun ve en derin günleri
orda dururken işte, öyle ince, karamsar
biri gibi o sokak... aşkımız fotoroman,
okunmuş bitmiş artık, sürünüyor yerlerde;
yağmur kendini okşar, yaprakları nemfoman
o ağaç, duruyorken, soyunum, pencerede...

bir beyaz mikoloji olur sözlerim orda;
seni ansa da belki, aynalar anmasa da..


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:43.
  • Sayfa 2 Toplam 3 Sayfadan
  • 1
  • 2
  • 3

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.