![]() |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Eylül
Şair: Hilmi Yavuz eylül! daha çocukluğumdan beri size bakardım ben bir yazın azalmakta olan sözcüklerinden nasıl da ansızın sökülürdünüz bahçelerle ve kül dolardı içim...eylül! eylül! kırılgan mevsim! cam hançeri güzün dağılırdı kalbimde birden gecenin ve gündüzün perdesiyle örtülürdünüz tenhâyla ve tül dolardı içim...eylül! eylül! unuttum sizi dağ kızarır yol sararırdı ve ben dönüşlere bakardım o amanvermez belleğin paramparça güldüğüydünüz aynalarla ve gül dolardı içim...eylül! |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Eşrefoğlu Rumiye Şiirler-1-
Şair: Hilmi Yavuz eşrefoğlu, al haberi! Zamanın oğlu! senden beri duy, gülün tesbih sesini... kim derse ki: ‘davete icabet gerek!’ –haklıdır!.. bir daha, bir daha... yoksa aşklar var mıdır göklerin külrengi kuşunda o bâz ül eşheb bakışında Züleyha? sendin, bilindi kime yoldaş kimi teketmek gerek... döndüydü şarap tulumu bala yedi yıl, yedi siyah üzüm’dü günde ‘somunlar, müminler’le geçtin yedi üzüm’den yedi siyah’a yürüdün, sen eşrefoğlu geldin, bahçelerden özge ve güzden yaya... çıkar bulutu kalbinden; göle çiniyi, kendini aya işle! emir sultan’dı dizlerin ah, hiç bitmesindi yüzün hacı bayram’dın, veli!.. baştan ayağa... eşrefoğlu, al haberi! |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Eşrefoğlu Rumiye Şiirler-2-
Şair: Hilmi Yavuz bahçesi hüzündü onların... bugün Aşk’ız, belki yarın... başka yerdeyiz... nerdeyiz? ne zaman kendimize perdeyiz ne zaman değil... ne zaman geçtik yakınından yoğ’un ve var’ın? günleri aşklarla kardık, ve kaybolduk harcında Zaman denilen duvarın belki sonsuz birşeyler açardı sarılıp yattığım bahar seli sense ten sandındı seni bir nehir, içinde midir duran’ın ve akar’ın? yalnızlık gittiğin yoldan gelmedi gel gör, yollar senden ivedi hem sayrılık hem esenlik- ten bir güle düşmüş timarın işte mahzun güz çelebi: nicedir ebruli bulut erbâbı savurdu Şam’ı Arab’ı Yunus’ta gövertip Çalab’ı gök ekindir aktı bende ve bir başak olup bedende ah, bilsen de bilmesen de biz devşirdik hasadını bıldır yağan buğdayların... tarlası hüzündü onların... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Geçmiş
Şair: Hilmi Yavuz Gide nereye vardım Karlı bozkırda koşup koşup Bodur bir ağaç kaldı belleğimde Gümüş yüzükler gibi incelmiş Babam didinirmiş ha babam Fincan çekilirmiş sırtına Uzun ırmakları yorgunluğun Oturma odamızdan geçermiş Derken gökyüzü girmiş araya Derken giriş o giriş İbrişim örülü bencilliğimi Büküp eğiren hep kelimelermiş Bir çağ adı gibi hep anılacak Diye düşünmüştüm ama değilmiş Ey özenle dokunulmuş sırmalı kumaş Bir kez bile giyilmeden eskimiş Gide nereye vardım Karlı bozkırda koşup kosup Bodur bir ağaç kaldı belleğimde Gümüş yüzükler gibi incelmiş |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Gizem
Şair: Hilmi Yavuz hem aldanan hem aldatan olduğu zaman dilden dilin güzüdür üşür sözün yazına karşı kuşlar kuşlarla örtüşür bir yaprak bir yaprağa doğru uğuldar: ve der ki onu yaşasan da yaşatsan da bir dağlar çoktan dağlara göçmüştür o altın gözlü anka hangi derin dağdadır şimdi? bir acı, telörgünün ardında bir acıyla görüşür: ve der ki dilden kopan bal örgüsü söz hem söyleyen hem söyleten olduğu zaman bana ben o'yum dedirten nedir? ustam der ki sen, şair hiç gül kopardın mıydı gülden? |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Hayal Hanım
Şair: Hilmi Yavuz Yeşil imgeli kız! İlkyazım! Hangi harf gül, hangi dal dize? Bu büyük ağaçtan her ikimize Kalan hangimizdik... ey hayal hanım Yeşil imgeli kız! Biz size Yazılı sevdalar sunduktu Ve döne döne uçurumlar gibi şiirler... Şiirlerle örselenmiş yüzü Ve kalbi güllere belenmiş Biriydim ben... Ve hangimize Doğru akar suydum, ey hayal hanım Yeşil imgeli kız! Siz eğnimize Bir göçük sesi Gibi işlendinizdi Ve derin bir gül duygusu Verdiniz bana. Siz yazıp yok etmek gibi miydiniz? Ve o yokoluştan güz tenimize Bulanan siz miydiniz, ey hayal hanım Yeşil imgeli kız! ilkyazım! Hngi harf gül, hangi dal dize? Bu derin ağaçtan her ikimize Kalan hangimizdik ey hayal hanım |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Hilmi Yavuz
Şair: Hilmi Yavuz Bütün o aşkları yazdı da ne oldu Gülleri çocukları denizleri tuttu da elinden Hep bir ceviz yaprağı gibi belirdi ince yüzü Bırakılmış gemilerin su kesimlerinden |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Kazı
Şair: Hilmi Yavuz sarı yaz! kat kat şafaklar gördün dizelerde, sevdalar gördün göçük bir dağ gibi üstüste geldikçe ben şairim: bir yeraltıyım ben acıyım kazdıkça ve derine indikçe siz kimbilir kaç gece bir gülün ölümünü andınız bir ipek simya sesi ve nice katmanlar aradınız ve dolaştım diye düşündünüz bir yaz gibi gülen çocuklar ve yollar gördükçe şiirler kazılmalı: o ince gurbetlerin gömdüğü söz başları kırmızı yazmayı gördüm sandınız kırgın kâğıtlar buldunuz hüznü donmuş, külü meşin ve birden acısı acınıza değdikçe |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Kaside
Şair: Hilmi Yavuz Ay karanlık gibi durma öyle gel Sensiz bir şey duyulmuyor sevişmemizden De ki halkın gözleri al gelincik sürüyor Uğrular geçiyorken güz şölenlerimizden Bu hüzünler benim mi diye baktım ki tamam Akıyor yakut bir ıssızlık kentlerimizden Yanardı mürted lambası ta sabaha değin Karanlık kilimlerin kan işlemesinden Hilmi elbet sürersin günleri bir yangına |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Kanto
Şair: Hilmi Yavuz Denizdir en güzeli martıların Martıların birazında ak köpük Martıların martıların en güzeli Aşktır Nerde bir deniz buldumsa soyundum Sonsuz kumsallar aldı yöremi Kumsalların kumsalların en güzeli Aşktır Sen bir çocuksun annesi ezik beyaz Sen bir çocuğu anlamak için birebir Annelerin annelerin en güzeli Aşktır |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Kalabalık Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz yalnızlığın sesini yalnızca ben duyarım; hangi durak, hangisi, bekleniyor biryerlerde? bildiğim bir şey varsa, o benim acılarım için yaşıyor artık... belki de kederlerde bulunan bir söz gibi bende alır yerini; sanki duyuyor beni, âh, kendini aldatmak! o ayna... gösteriyor bütün dileklerini; kederde sakladığı sözleri dışa vurmak için ne bekliyor o? bir daha akar gibi yapıyorsa, bilinmez, durduğu yerde ırmak; âh, bir ayna olarak çoktan göründü dibi... eski yaz günlerinin güneşi ortalıkta; bir gemi hayaleti dolaşır her batıkta; yalnızlığın yüzünü gördüm kalabalıkta... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Kaab İle Hırka
Şair: Hilmi Yavuz “beni örün, beni örtün!” bir şey var: eski sözleri uzun ve anlaşılmaz şeylere gömdüm gördüm: sözlerin kumunda bir vaha idi yaz duydum, yeşil kuş, hadra! dedi, ‘siz, ölmeden önce ölün!’ “beni örün, beni örtün!” gördüm: göğsünden kopan güneş’ti yeşil sözü gördüm avucunda doğan nehri bir kemerdi; giyindim aşk’ı hırkamı ördüm bürde! dedi ‘üşüyordun, sana verdim!’ “beni örün, beni örtün!” sessizlikti, gülü doğurdu yüzümü Yüzüme dönüm Zaman, gül’dür; gülü böldüm yeşil gülü: semerkant’ül fuad yürüdüm aşklara doğru hüzün geldi, baned suad! dedi, ‘gömün!’ “beni örün, beni örtün!” |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Şimdi Nedense
Şair: Hilmi Yavuz şimdi nedense her şeyde ansızın dağılan kelebek tadı biliyorsun en bakımlı bahçe sessizliktir gülüşler oraya sürgün edildi acıların kardeş olduğunu kimse anlayamadı sevdalarda olsun, ilkyaz ölümlerinde olsun geçit vermeyen akarsu olmaz gülün kendini işlemek için çırağı ya da ustası yoktur çocuklar! bağışlayın beni sözlerimi boz üveyiklerin hırçın tuzuna batırıp bakın hüzünden daha kötü bir yol açıcı olabilir mi? şimdiye kadar olmadı ama şimdi, nedense, her şeyde ansızın dağılan kelebek tadı |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Öteye
Şair: Hilmi Yavuz hep Senin içindi, hep güle dönüşü Hiç'in... varlık gurbet, yokluk sıla; aşklar hep Sana varmak için... kalbimin ötesi, gülümün üstü; yolu yolculuktan ayırdın, -niçin? |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Ölüm ve Zaman
Şair: Hilmi Yavuz yollar belli belirsiz yükseliyor yollar yakut uzaklıklardır ve onlara ulaşmak, kimbilir ne kadar, ne kadar zor... yunus yana yana yürüdüydü mevlânâ döne döne bense kana kana yürürdüm bir şair, neydi adı, * şöyle diyor: bir gülün biraz daha gül, bir hüznün biraz daha hüzün oluşu gibiydik ayrıyken de, birlikteyken de... yaşadık: bir kayboluşun kayboluşu... şiir belli belirsiz yükseliyor şiir ne? sonbahar içinde sonbahar hoca** kesik kesik yürüyordu bir sur, bir suret, bir sure çelebiyse*** uça uça yürümüştü gökyüzü boydan boya tennure... seviştik: bir gövde, bir karşı-gövde sevişmek kendini erguvan diye bilse de olur, bilmese de... aşklar belli belirsiz yükseliyor aşkları kendimle bezedim ben aldım şiirin yılkısını ben ürettim... ve 'bir yazın kendi içine doğuşu...' (ya da, ona benzer birşeyler) diyebilmek... yürüdüm: dile gelmek- gelmemek arası bildiğim yerde Ölüm! Söz'ün alçalan kışı Ölüm! toplananın dağılışı: Kitap, hüzün ve gövde... Ölüm belli belirsiz yükseliyor |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Ölü Kelebek Sonnet Si
Şair: Hilmi Yavuz kent! işte orda! ölü doğmuş kelebek; gibi kanatlarıyla varoluş seni bekler... lime lime sesiyle, âh, el bebek gül bebek büyütülüp bugüne getirilmiş sözcükler... şimdi artık bir camın arkasında, eprimiş; işte orda! öylece, iğnelenmiş olarak; âh kent! acılarını sözcüklerde hep geviş getirip sır oluyor aynalara...-ve kurak evleriyle pörsümüş, varoşlarıyla rate bir kent müsveddesi bu! harelenmiş, cıvımış kanadıyla bulanık ve nedense degrade sokakları yol yol akıyorken, âh, rüküş aşklarıyla bu kentler! ..-ve elbette bu yanı gösteriyor aynalar: geçmiş zaman hayvanı... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Yılkı Bir At İçin Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz eskiden, âh, bu kentte uçuk mavi süvari; kısrağı sokakların, dört nala, uça uça... şimdiyse bir ihaneti, İsa ya da havari gibi yaşamak işte... sürükleyip bir uca yerden yere vurdu da topallattı, körletti bir yılkı atı gibi savurdu ve yağmaya verdi idi, sokakta, o ürkmüş iskeleti... ararken bulduğumuz kemikleri yığmaya başlasak da faydasız... kirli, tozlu, kararmış eski zaman hayvanı! âh, umarsız bir sayrı gelir kuşatır bizi... unuttuktu, bir varmış bir yokmuş o at şimdi, masal gibi... o ayrı! bir ölü şövalyeyim, pörsümüş ve özenti, aynalarda ararı yılkıdaki o kenti... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Yollar ve Zaman
Şair: Hilmi Yavuz sen bir yalnızlığı koşup gittin de bir yerde buluşulur diye, belki de... elbet buluşulur, orda, o yerde... bir hüzün töreniyle kutlanır bulunur birşeyler ve saklanır saklanan Zaman mı, yoksa yol mudur aranır bahçelerde ve şiirlerde? kimbilir ki dün'dür, ölgündür kalbimiz yollarsa her zaman biraz küskündür yokuşlarda ve inişlerde... Zaman'dır seni sardığım kumaş bekledin, örtülsün, ki yavaş yavaş... erguvandın, kayboldun diligelişlerde |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Yolculuk ve Yıldızlar
Şair: Hilmi Yavuz gün oldu, bekledim, yol görünmedi; bir yaza dokundum,-dokunmak ıtır kokardı eskiden; hüzne bağlıdır, o tekne, yosunlu, kağşamış şimdi... neydi o? deli gibi! kayıp o liman; ne zaman yaşandıydı, sahi, o olay? karanlık yüzü aşkın, binbir dolunay; kısık bir lambaya benzedi zaman... ne günden ne geceden iz kaldı; sanki deniz mi kaldı bir yerlerde? tekne gider gitmesine, ama ilerde sadece sönmüş yıldızlar vardı... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Yolculuk ve Aşklar
Şair: Hilmi Yavuz ben kendime derinim, -sana! bir uzun 'kaybol! ' gibi olduğum; kalbim kül dağları, yüklenir ateşten kayıklara odunum... orda geçti 'geç kaldınız! ...' günleri; bağlar bahçeleri gibi yokluğum; anımsarım, öyle sor ki kolay mı âh, o sarı anılarda sönen mum! aşklar durdu, ben de artık dururum; yolculuk musun, öyleyse içeriye gir; gök bir ip midir, kuşlar kaç boğum? yüzümün yerinde bulut... çoktanberidir... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
İnançsız
Şair: Hilmi Yavuz Açılır gecesi inançsızların Tanrı sarı bir çiçektir Ormanın içinden atlılar Geçerken çocuklar ölecektir Denizin gözlerinden tuzlu Bir sıkıntı vurur karalara Uzakta olduğumuzu köprülerden Atlar nereden bilecektir Mavi kuşlar çiziyor biri Eli değdikçe camlarına Avcılar doğrultup namlularını Nasılsa bir bir düşürecektir Yorgun yıkılmış ölü Bir yaz büyütür karnında Soyunup toprağa yatınca Kadınlar göklerle sevişecektir Açılır gecesi inançsızların Tanrı sarı bir çiçektir Ormanın içinden atlılar Geçerken çocuklar ölecektir |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
İçbükey Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz yalnızlık kalıtımdır... aynalara bıraktım; kim bakarsa onundur aynaya benden sonra.... âh, sözlerde açtığım yaraları kanattım; durmadan arayarak tenimi sora sora ona yıktım kendimi... ben içine kapanık bir gece güneşiyle yolu yitiren yolcu! Belki onu bulmaya, belki de o bulanık Yolcu için durulan nehirlerle sonuncu Kez büyük gösterirken o kalıtı, öteki Durmadan küçültüyor... ortası bulunamaz!.. Pazarları verilen kanlı yalnızlık ek’i seni hep alıştığın aldanışa bırakmaz... gündüz herşey öyle düz, öyle dümdüz ki herşey; ben öyle bir aynayım, akşamları içbükey... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Yaz Sevgilim
Şair: Hilmi Yavuz kuş uzuyor dizelerde kalbimdir, üretir dinleyin: bir zamanlardı, dağlar ve onların ardı ve yabanıl bir akarsu gibi dadandın kalbime... yaz! sevgilim! yürürken kekiktin boydanboya ve yüzün ne kadar gürdü ah hiçliğe solan gülüm! işte sürüp bulutlar ve elmas ağzından ölüm sözleri üşürdün kalbime... yaz! sevgilim! ve sevda günleri ürettin boydanboya gözlerin kimbilir ne kadar sürdü? ah hiçliğe solan gülüm! |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Yalnızlık İçin Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz yalnızlık zamanlandı: önce aşk, sonra yaprak... günler geçilecekler... atlar, gümüş yeleli yüzünü aynalara, bir tek onlara bırak; sürünsün sırrı aşkın, bak, seni görmeyeli çok değişti aynalar ev içleri bulandı; herşey artık ne kadar, ne kadar da kurak odalar orda burda, içlerine kapandı; sofalarsa eğreti; yüklük ve kapkacak somurtup duruyorlar... herşey olgun bekleyiş gibidir burda olmak, 'bekleyiş gibi' olmak... sen gel, şimdi kendini o aynalarla değiş; gel, burda ol daima -ve nasılsa kararmak- ta olandan bakarım sana giden günlere; tenindir, beleniyor, ah, yeşil ekinlere... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Yalnızlık Bir Tarihtir
Şair: Hilmi Yavuz Yalnızlık bir tarihtir ikimiz Dururuz odalarda bir giysi gibi En kalın soluklarla çekiyor ipi Kim bilir kimlere kalmışlığımız Yalnızlık bir tarihtir sen misin Bir geçmişi şurup giden ak turna? Ya benden önceydi ya da çok sonra Bir halk türküsüne gül olan sesin Yalnızlık bir tarihtir onlarla Gök dediğin iki kuşun arası Ey ilkyazlı gülüşlerin sonrası Ansızın donuyor gül, bakışlarda |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Yahya Kemal İçin Rübai
Şair: Hilmi Yavuz Sen gittin gideli kuşlar anlamaz görünür Her acılan gülde yepyeni bir Sırâz görünür Bakışlar dağılırken denizin belleğinde Senin her sihrinde geçmiş bir yaz görünür |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Yaban Atlarını Kışkırtan Dıonysos
Şair: Hilmi Yavuz kışkırt yaban atlarını, kışkırt, dionysos!..’ dediler uzat aşkları ordan, orda fener, kayalar, gelirdi... kim kalbini sana yedirdi? her şey bir’di o zaman: atlar, logos tek olan biz’dik, çayırlar- sa başta sessizlikten doğma silenos ve birlikte çiğ yenen günler... yapraklar, yağmurun teniyse eğer sen o yaprağa beden- sin ve tek değilsin: anababis, onbinler!.. giderek kim neyi eksik gördüyse onu bütünler... gibisin: bir tören!.. şimdi sulara gizlen ve göç, onlarla beraber kül parmaklı akşam dokunurdu sana özenle... ve yer yer insanlar küldendiler... diye söyledim ben hangi yolcuyu izleyen gemilerdim ve neden hep söylen’dim, hep söylendim, hep söylen? ‘kışkırt yaban atlarını, kışkırt, dionysos!..’ dediler |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Torlak Kemal
Şair: Hilmi Yavuz kış, dağların kürkü gibi kış gece midir düşen dal? sen ey böğürtlenlerin ve umutsuzluğun mülkü ve bir hüzünden huruç eder gibi kalın bir türkü ile dağları düz eden abdal şimdi sen ilkyazı, belki kara, yün bir kuşak gibi beline dolayıp acıyı kav, sevdayı çakmak bilip yola çıkmak üzresin Ellerin ovalara üzengi denizin tuğu, ağacın börkü ve dahi ölümü bir yılkı gibi bırakıp gidensin torlak kemal kış, dağların kürkü gibi kış gece midir düşen dal |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Tenha
Şair: Hilmi Yavuz her şiir boydan boya bir ıssızlıktır artık dizelerse giderek daha tenha acının düzyazısı olmaya hazır mi sözlerin kişi? aşklar! onları yazan yasasın sarışı n atlas kağıtlarda yaz ne güz okunur ağaçlar güya sen sussan da susmasan da bir tutup tutuştuğun hayale ağırdan iri güller ve lale düşer düştüğün melale ve hüznü yeniden okumak için bir kitap olur dünya ve her şiir boydan boya bir issizliktir artık dizelerse giderek daha tenha |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Taflan
Şair: Hilmi Yavuz ne zaman dinecek,ne zaman? bu taflan,bu taflan? ey uçurum gözlü sevgilim! ne zaman baksam bir hiçlik tadı ve ağzından yıldızlar uçuran ergin,yeşil ve yabanıl bir yaz gecesi gibisin yüzünde yolların gülüşü ve yaz göğüne ilişkin bir esenlik üretiyorsun geçip giden fırtınalardan ey uçurum gözlü sevgilim! ne zaman baksam aşkların büyük yarlarıyla kuşatılmış görüyorum kendimi safran ve ezilmiş yazlardan bakışlarının kıyısız açıklarında gurbet ve cevahir taşıyan bir gülüş söylencesi geçer bir yazdan ötekine derin anlatılardan ey uçurum gözlü sevgilim! ne zaman baksam bir dağın yırtmacından ince bir dere yatağı gibi kayan yeşil tenini görüyorum akşam nasıl da yakışıyor yüzüne ve sanki bir kayalığın içine durmadan kendi kendini oyan bir ferhâd gibiyim ben ya da pusu da,karanlık bir gül gibi hem solan hem solmayan ne zaman dinecek,ne zaman? bu taflan,bu taflan? ey uçurum gözlü sevgilim! |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Ten İçin Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz ben tenime yürürüm, tenim benim gereksiz et parçası, atılmış, duruyor bir kenarda... áh, aşklar vardır şimdi, amaçsız ve ereksiz birlikte dolaşırlar; yırtıcı ve hovarda... belleğim? bir kurttur o! dâima ipe sapa gelmeyen bir şeyleri parçalıyor... kemirgen! aşk uzakta uluyor, yalnızlık lapa lapa yığılıyor kapıma... âh, kendini kürerken kaybolan kar günleri!.. elimle yediririm tenimi yeraltına... savaşlarda karartma olduğunda örterler ya... ağır perdelerim öyle kapalı işte... sımsıkı... bir kuşatma! bir kurt nasıl kuşanırsa öyle kar günlerini; aynalar kuşanıyor aynadaki tenini... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Söz ve Zaman
Şair: Hilmi Yavuz bir dağın uzantısı olmak sana yetmediği zaman gör ki sıradağlar talanda... sözlere bak, bağı çözük çiçekler gibi ortada, dağılmış duruyor nerdesin? hangisinde? solmakta mısın doğrularda ve yalanda? işte hangi uçurum dillerinin dip kuytularında olmak beni sana göre daha sınırda kılar? ve aramızdaki sınır hangi kaybolmalarda? tenhayla çizilmiştir? her şeydir, savrulur, ama bir şey direnir o hala bende kalanda kayboldum akarsudan sözlerde aktıkça yıpranan şiirlerde ve en yabanıl olanda... şimdi kim dindirecek, erguvanları bende? çünkü Söz'üm ben, Söz'üm, hem bulandım hem de arındım aynı zamanda |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Sömürge
Şair: Hilmi Yavuz Elyazması acılar asılmış duvarlara Tezgahlar umutları daha da germiş Dokurlar kenevirden ev resimleri Uzun bir suskunluk adı verilen Elleri daha kalın tanrılardan Nehirlerle bir tutarlar ölümleri İlk buldukları ateş değildi Gemiler gelmiş de barut getirmişti Direklerinde sallanan çocuk ölüleri Sesleri tüylü sıcak alçıdan Davullar çalınca erimeye başlar Sömürge güneşinde kral heykelleri |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Sırası Gelince
Şair: Hilmi Yavuz acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra sen ki eyvan ağıtlarda sürekli ve ahşap bir gülümseme gibi durdun gözlerin bozkırdan devşirme yolların bozgundan derlenmiş karanlık yolcusu turnaların ve kurdun ey hüzünlere reâyâ olan derviş acının vergisini verdin, gülün haracını ödedin hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra tarlalarla uzar gider al kısrak gökçe çiçek tozar durur sılalarla oysa ölüm, bir uçtan bir uca bir uzun kervansaraydır ki savrulur günü saati gelince yıkılır yırtıla yırtıla |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Sır İçin Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz gidecek... kendisiyle yitecek belki sır’ı: hiçbirşey kalmayacak... sâdece kırık bir cam; hepsi o kadar işte! –ve ne varsa aykırı bildiğin, senden olan... –ve bitecek serencâm!.. âh, ince duvarlara çakılan kaba saba bir çiviye tutunmuş... eğreti, öyle sarsak; çerçeve yenik düştü gümüşe ve ahşaba; dökülür sır’ı yüzün, aynalara bakmasak... hani aşk’ı yazılacak olanda arıyorken bir sahaf, yitirir ya, kitapta yazılmış olanları; nasıl biraraya gelir derken, ne tuhaf! sonunda hep aynalar buluşturur onları... yüzüme bakmaz oldu aynalar, neden katı? âh, benimki değil bu... –aynaların hayatı... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Sümbül İle Kuyu
Şair: Hilmi Yavuz sümbül sinan! seni ağır kuyulardan derledim; seni Aşklara, aşklara yolladım ve tayy-ı zaman güzleri vardır işte bir söz ağarır dizelerde bu ‘akşam’dır ve o’dur sende kalan, sende kalan... sümbül sinan! bir suyu öper gibi geçtin tenimizden işte bu, bir kuytuyu okşamak ve varolmaktır bir dağ kendi gölgesinde kaybolur ve bir su, bu akar su yeniden-akmayı öğrenir sende duran, sende duran... sümbül sinan! hüzünler durmuyor; herşey gelgit... bir yaprak, kendini sürgit sana benzetiyor bu kuyu, kalbim ve talan- la birlikte büyüyen kuyu kendi dibindeki çiçekle besleniyor sende solan, senda solan... ah, tayy-ı zaman, tayy-ı zaman!.. |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Size Bakmanın Tarihi
Şair: Hilmi Yavuz size bakmanın tarihi! siz bir gonca kadar kendiliğinden yazılmış olmalısınız derin, korkunç veergen kalbim, sevdalara sığmayan kalbim bir dağı içeriyor geçerken siz o dağa sanki kış ve sanki bıldır yağan karsınız umarsız sözcüklere bulanmış size bakmanın tarihi! siz bir keteni köpürten yaz ve inanılmaz yalnızlıklarsınız: sadece sizin olan o vahim, o beyaz ve kuytu gurbet sesleriyle işlenmiş yazdıklarınız ve yanık, kavrulmuş dizelersiniz kimbilir hangi sevdalara dolanmış size bakmanın tarihi! bir kalbime güvensem sizi hep okurdum ben... ama nedense hep aynı hüzün ve hep aynı tutkuyla bakmayı bilmediğimden, ne yapsam bir ilenç, bir kargış gibi ardım sıra geliyor şairliğim o solgun yolculuğa adanmış |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Siyah Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz sular kayboldu büyüde, büyü tüldü tül siyah, kendini gösteriyor, kapanır yalnızlık dizlerine... gel, gömül tenine... o tenin ki, Zaman’dır... maide ve siyah, olur elbet, kınından çekilir gibi yollar... sularda ayna sesi! âh, gökler bıkar gider kendi erguvanından; bir aynaya dönüşür ötekinin gölgesi... ve siyah... ayna düşer! aynayla birlikte herşey kırılır! ne kalır geriye aynadan, söyle, ne kalır? geriye kalan âh, sadece yalnızlıklardır... aynalarmış gibi yapan aynalar!.. sır biziz, aynalar sırrolacaklar... |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Sen Bir Büyüsün Yaz
Şair: Hilmi Yavuz ben hep yollar düşledim derin yollarda yürürken yollar gül sesleridir beni yazın ta içine çağıran gitsem mi? yoksa daha erken mi akşamın kovanında anılar oğul verirken senin gittiğin yollar bana dolanan yollardır solduğum bir büyük ormandır acılarım geçmişten ve gürgen ve derin bulut sözleri olarak yazlar kalbime girerken ah bellek, acı bellek! hem arısın sen hem kimbilir hangi gülden kalma diken? ve ne uzun bir büyü'sün, yaz! gurbetler senin ülken, yalnızlar senin ülken ben hep yollar düşledim derin yollarda yürürken |
Cevap: Hilmi Yavuz Şiirleri
Sebsefa Sokağı İçin Sonnet
Şair: Hilmi Yavuz ben hep senden yanaydım; o bildiğin sebsefa, sokak ilk göçebe yurdum olduydu hani; işte orda seninle gökyüzünü ilk defa çökertip oturduyduk, kötücül ve yabani bir belleğin içinden atılan öteberi; kendini bir aşka benzeterek anımsar: en sığ yılları onun ve en derin günleri orda dururken işte, öyle ince, karamsar biri gibi o sokak... aşkımız fotoroman, okunmuş bitmiş artık, sürünüyor yerlerde; yağmur kendini okşar, yaprakları nemfoman o ağaç, duruyorken, soyunum, pencerede... bir beyaz mikoloji olur sözlerim orda; seni ansa da belki, aynalar anmasa da.. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:43. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.