![]() |
Hüseyin Nihal Atsız Şiirleri
Ağıt
Gönlümde yazdığım bu son ağıta Nazire yaparak coşan dalgalar ! Hastası olup da geç vakit hekim Arayanlar gibi koşan dalgalar! Sizinde elbette var bir sızınız, Bundan mı geliyor korkunç hızınız? Benide beraber alır mısınız ? Kederle kabarıp şişen dalgalar? Sizile paylaşsak bu korkunç gamı, Bitmiyor bu sonsuz ecel akşamı. Bilmem ki bundan mı titriyor gemi? Ey dalgakıranı aşan dalgalar? Hey ATSIZ çöküyor eski bir direk. Baksanda dünyaya titremeyerek, Hepimiz beraber haykırsak gerek Ey bela dehrinde pişen dalgalar!.. |
Cevap: Hüseyin Nihal Atsız Şiirleri
Aşkınla
Aşkınla senin bunca gönül etmede nale... Uğrunda akan gözyaşımız oldu şelale. Onmaz kara sevdamızı kan söndürecektir... O füsunkar ve güzel gözleri her kalbi deşen Öyle bir nazlı kızın aşkına düştüm ben ki... Ey bir eşi bulunmaz fedakar,mert arkadaş! Kıskandırdın bizi sen,bak ölümün ne kadar şanlı! Arkadaşımızın mert ve şan dolu göğsünde Şehitliğin nişanı kızıl bir gül açıldı.... |
Cevap: Hüseyin Nihal Atsız Şiirleri
Afşın'a Ağıt
Ne ümitlerle gelip dünyaya En güzel ismi takındın: Afşın! Böyle erken bırakıp gitme neden? Kaç bahar, kaç yılı doldurdu yaşın? Kaldı senden bize bir gamlı seda... Bir vedadır o seda, sade veda! |
Cevap: Hüseyin Nihal Atsız Şiirleri
Atsız'ın Yeni Bir Şiiri
Sayın zevcin senin gayet yamandır Yaman kılgan anı elbet zamandır Anın kahvaltısı çay birle ekmek Reisicumhurun yalnız samandır Ufukta gördüğün sis, sis değildir Benim ahımla çıkmış bir dumandır Başım ta fecredek ağrıyla yandı İlacı vehmile hülya ve zandır Güven olmaz hayata çünkü en son Amandır ah amandır ah amandır |
Cevap: Hüseyin Nihal Atsız Şiirleri
Ay Yüzlü Güzel Konçuy
Mestim bugün aşkınla ay yüzlü güzel konçuy, Gönlümde esip çınla, ay yüzlü güzel konçuy. Şevkinle serab ettin, aşkınla harab ettin, Payında türab ettin,ay yüzlü güzel konçuy. Sensiz yaşamak boştur, birlikte ölüm hoştur, Coştum, daha çok coştur, ay yüzlü konçuy. Sevginle geçip serden, bildim yaralar nerden; Eyvah kara gözlerden, ay yüzlü güzel konçuy. Zulmetteki mahımsın, gönlümdeki ahımsın, Ömrümde günahımsın, ay yüzlü güzel konçuy. Lebler sücü, bir tas ver; hem neş'e ve hem yas ver; Hançer mi o kirpikler, ay yüzlü güzel konçuy. Almış beni albızlar, gönlümde yaran sızlar, Kurban sana Atsızlar, ay yüzlü güzel konçuy... |
Cevap: Hüseyin Nihal Atsız Şiirleri
Ayrılık
Sevdiğim, kemençede titretiyorken yayı, Bülbül sustu, unuttu o eski ağlamayı. Öyle sandım ki gökte kızıllık sardı ayı, Sevdiğim, kemençede inletiyorken yayı... Ağaçların dalları saygılarla eğildi, İçimden çarpıntıyı, gözümden yaşı sildi, Böceklerin sesleri birdenbire kesildi, Sevdiğim, kemençede söyletiyorken yayı... Ayın on dördü gökte yavasça yükselince, Bir bağlama başladı önceden ince ince ... Birdenbire gürleşip kemençeye karıştı, Biri coşkun bir öfke, biri bir yalvarıştı. Birini inletirken bir kadının elleri, Birinde bir erkeğin kırılmış emelleri... Sonra kemençe sustu... Yalnız kaldı bağlama, Çalkalanarak diyor ki: 'Boşunadır, ağlama! Kemençen, bağlamam ve ... Gönüllerimiz kırıktır; Her tatlı sevişmenin sonu bir ayrılıktır... Gök onun kadar derin , o gök kadar berraktı, Biraz sonra nazik ay bizi yalnız bıraktı... Bu ayrılık çağının hicranını bir düşün, Beni hala yakıyor tadı en son öpüşün!?.. Hazin hıçkırıkları bırakılmış bir kızın, Hatırlattı bütün o eski ayrılıkları. Söndürür neşesini gönlümüzdeki hızın, Bırakılmış bir kızın hazin hıçkırıkları... |
Cevap: Hüseyin Nihal Atsız Şiirleri
Bahtiyarlık
Bahtiyarlık ne zafer kısrağına binmektir; Ne yaşarken dünya uçmağına inmektir. Şekli olmaz, rengi yok, belirsizdir ve tektir. Bahtiyarlık: Ömründe bir kere sevinmektir. Bir karanlık geceye akıyorken bu varlık Bulunur mu dünyada ebedi bahtiyarlık? Mükafatın, yapsan da en büyük bir yararlık Nihayet zafer adlı bir kısrağa binmektir. Dört hecelik söz olan "bahtiyarlık"... O bir sır... Bilmeyecek insanlık bunu daha bin asır. Bilgi, bolluk, din, para... Hepsi boş, hepsi kısır... En fazlası bir dünya uçmağına inmektir. Her şeyin bir şekli var, her derdin bir ilacı... Türlü türlü yemişler verir dünya ağacı. Zafer çetin, ilim güç, bozgun kötü, aşk acı. Halbuki bahtiyarlık: Belirsizdir ve tektir. Bahtiyarlık: Boraca yüce dağları aşmak Varılmadan ölünen uzak yerlere koşmak, Tanrı'nın sofrasında mest olarak konuşmak Ve ömründe bir kere, bir kere sevinmektir... |
Cevap: Hüseyin Nihal Atsız Şiirleri
Bütün Türk Gençliğine
Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset. Sen bütün varlığınla yurdumuzun malısın. Sen bir insan değilsin; ne kemiksin ne de et; Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın. Iztırap çek inleme... Ses çıkarmadan aşın. Bir damlacık aksa da bir acizdir göz yaşın; Yarı yolda ölse de en yürekten yoldaşın, Tek başına dileğe doğru at salmalısın. Ezilmekten çekinme... Gerilemekten sakın! İradenle olmalı bütün uzaklar yakın, Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın, Ateşe atılmalı, denize dalmalısın. Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan! Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan? Mefkuresinden başka her varlığı unutan, Kahramanlar gibi sen ebedi kalmalısın... II Sen ne elde ve dilde gezen billur bir sağrak, Ne de sıska bir göğse takılan bir çiçeksin; Senin de bu dünyada nasibin var savaşmak!... Kayalarla güreşip dağlarda öleceksin. Yoldaşlık ederekten gökte güneşle, ayla, Aşarsın tepe, ırmak; yürürsün ova, yayla... Hayata ne biçimde geldinse bir borayla Daha sert bir kasırga içinde biteceksin. KIZIL ELMA uğruna kılıç çekince kından, Bahtiyarlık denen şey artık geçmez yakından. Mesut olup gülmeyi sök, çıkar hatırından. Belki öldükten sonra bir parça güleceksin. Yüz paralık kurşunla gider 'HAYAT' dediğin; 'Tanrı yolu' uzaktır; erken kalk sıkı giyin. Yazık, bütün ömrünce o kadar özlediğin Güzel Kızıl Elma'na varmadan öleceksin. III Belki bir gün çöllerde kaybedersin eşini, Belki bir gün ağlarsın kaçtı diye karına. Işıksız kulübende boranın esişini Dinleyerek çıkarsın bir ümitsiz yarına. Gün olur ki mertliğin uğrar kahpe bir hınca; Namert bir el arkandan seni vurur kadınca; Bir gün sabrın tükenir... Silahını kapınca Haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına... Hayatın kamçısıyla sızar derinden kanlar, Senin büyük derdinden başkaları ne anlar? Vicdanını 'Paris'e, 'Moskova'ya satanlar, Küfür diye bakarlar senin dualarına. Hey arkadaş!... Bu yolda ben de coşkun bir selim, Beraberiz seninle, işte elinde elim. Seninle bu hayatın gel beraber gülelim, Ölümüne, gamına, tipisine, karına... IV Atandan kalmış olan kılıcı iyi bile, Onu bütün gücünle vuracaksın çağında. Savaş... Bunun tadını ey Türk sen bulamazsın, Ne sevgili yanında, ne baba ocağında... Savaşmaktan kaçınır, kim varsa alnı kara, Kan dökmeyi bilenler hükmeder topraklara... Kazanmanın sırrını bilmiyorsan git, ara 'Çanakkale' ufkunda, 'Sakarya' toprağında. Siyasette muhabbet... Hepsi yalan, palavra... Doğru sözü 'Kül Tegin' kitabesinde ara... Lenin'den bahsederse karşında bir maskara, Bir tebessüm belirsin sadece dudağında. Yatağında ölmeyi hatırından sök, çıkar! Döşeğin kara toprak, yorganındır belki kar... Sen gurbette kalırsan, ben ölürsem ne çıkar? Ruhlarımız buluşur elbet 'Tanrıdağı'nda... V Mukadderat isterse seni yoldan çevirsin, Sen hele bu yollarda yıpranarak aşın da, Varsın bütün ömrünce bir an nasip olmasın, Yorgunluğu gidermek serin bir su başında. Bir gülüşten ne çıkar, ne çıkar ağlamaktan? Kullar kancıklık eder, bela bulursun Hak'tan. Gün olur ki bir yudum su ararsın bataktan, Gün olur ki bir tutam tuz bulunmaz aşında. Bir çığ gibi yürürsün bir lahza durmaksızın, Bir ilahi kaynaktan geliyor çünkü hızın. Duyguların ölmüştür... Tapınılan bir kızın, Bir füsun bulamazsın gözlerinde, kaşında. Istırabı kanına kat da göz kırpmadan iç! Varsın gülsün ardından, ne çıkar, bir iki piç... Bu varlık dünyasında yalnız senin hiç mi hiç, Bir şeyin olmayacak hatta mezar taşında... |
Cevap: Hüseyin Nihal Atsız Şiirleri
Davetiye
Ey Benito Musolini! Ey gayet yüce, italyanlar başvekili muhterem Duçe! Duydum ki, yelkenleri edip de fora Gelecekmiş orduların yeşil Bosfora. Buyursunlar... Bizim için savaş düğündür; Din Arab'ın, hukuk sizin, harp Türklüğündür. Açlar nasıl bir istekle koşarsa aşa Türk eri de öyle gider kanlı savaşa. Hem karadan, hem denizden ordular indir! Çarpışalım, en doğru söz süngülerindir! Kalem, fırça, mermer nedir? Birer oyuncak! Şaheserler süngülerle yazılır ancak! Çağrı Beğle Tuğrul Beğ'in kurdugu devlet italyali melezlerden üstündür elbet; Bizim eski uşakları alda yanına Balkanlardan doğru yürü er meydanına; Çelik zırhlı kartalları göklere saldır... Fakat zafer sizin için söz ve masaldır... Dirilerek başınıza geçse de Sezar Yine olur Anadolu size bir mezar. Belki fazla bel bağladın şimal komşuna, Biz güleriz Cermenliğin kudurusuna, Tanıyoruz Atila'dan beri Cermeni, Farklı midir Prusyalı yahut Ermeni? Senin dostun Cermanyaya biz Nemse deriz, Bir gün yine Beç önünde düğün ederiz. Söyle, kara gömlekliler etmesin keder; Ölüm-dirim savaş bir gun mukadder! Gerçi bugun eskisinden daha cok diksin; Fakat yine biz Osmanlı , sen Venediksin! Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir, Hayal bütün insanlarda olan bir haldir. Bu hayaller zamanları hızla aşmalı, Gök Türklerle Romalılar karşılaşmalı ! Görmüyorsan gönlümüzün içini, körsün! Kılıçlarımız kınlarından çıkmaya görsün! Top sesleri, bomba sesi bize saz gelir; 17'ye karşı 44 milyon az gelir. Arnavudu yendim diye kendini avut, Yiğit Türkle bir olur mu soysuz Arnavut? Kayalara çarpmalıdır korkunç türküler! Dalmalıdır gövdelere çelik süngüler! Sert dipçikler ezmelidir nice başları ! Ecel kuşu ayırmalı arkadaşları! En yiğitler serilmeli en önce yere! Kızıl kanlar yerde taşıp olmali dere! Ulku denen nazli gelin erde san ister! Büyük devlet kurmak icin büyük kan ister. Damarında var mı senin böle bol kanın? Türkün kanı bir eşidir lavlı volkanın! Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir, Kurulacak yeni Roma boş bir hayaldir, Karşısında olmasaydı şanlı 'Türk Budun Belki gerçek olacaktı bir gün umudun, İnsan oğlu ümitlerle dolup taşmalı, Aryalarla Turanlılar karşılaşmalı. Tabiatın yürüyüşü belki yavaştır; Hız verecek biricik şey ona savaştır! Keskin olur likörlerden ayranla kımız, Karnera'yı yere serer Tekirdağlımız. Yurdumuzun çok tarafı olsa da kuru Makarnadan kuvvetlidir yine bulguru... Biz güleriz Façyolarin felsefesine, Dayanır mı kırkı bir tek Türk efesine? Bizim yanık Fuzuli'miz engin bir deniz! Karşısında bir göl kalır sizin Dante'niz! Bizler ulu bir çınarız, sizler sarmaşık! 'General'ler 'Paşa' larla atamaz aşık!.. Ey italyan başvekili! Ey Musolini! iki irkin kabarmali asirlik kini... Hesabını göreceğiz elbette yarın Yedi yüzlü , yedi dilli italyanların! Irkınızı hiçe saydı Hazreti Fatih. Biraz daha yaşasaydı Hazreti Fatih Ne Venedik kalacakti, ne Floransa... Hos geldiniz diyecekti bize Fransa! Haydi, hamle kafirindir... ilkonce sen gel Ecel ile zaman bize olmadan engel! Burda tanklar yürümezse etme çok tasa; Süngülerle çarpışmadır savaşta yasa. Olma böyle sinsi çakal, yahut engerek! Bozkurt gibi, kartal gibi döğüşmek gerek! Kılıç Arslan öldü sanma, yaşıyor bizde! Atila'nın ateşi var içimizde! Kanije'nin gazileri daha dipdiri! sınırdadır Pilevne'nin kırk bin askeri! Edirne'de Şükrü Paşa bekliyor nöbet! Dumlupınar denen şeyi bilirsin elbet! Şehitlerden elli milyon bekcisi olan Aşılmaz bir kayadır bu ebedi Vatan! |
Cevap: Hüseyin Nihal Atsız Şiirleri
Ebedi Yiğit
Adı yok,şehit! Kefenin; Vatan, Tabutun; Cihan, Düşünüp övün, Yaşıyor ünün... Damarında kan, Bir alev midir? Yaşaman; roman, Ölümün; şiir. Sana yok ne taş, Nede bir mezar, Bu hayat; savaş, Ebedi uzar... Eşit olduğun, Şu güneş; Tuğun, Tabutum; Vatan, Mezarın; Cihan Adı yok yiğit, Ebedi şehit... |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:26. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.