![]() |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Geçilmez Deniz
Şair: Murathan Mungan I- ahreli bir kağıt üstüne simsiyah kapanmışım kazırım kendimi bir secdeden, ellerimde gizli hattatlar ve söze gelmez devrik duyarlıklarım gözlerim -hüznün dilsiz masalcısı- gözlerimde hiçbir dile çevrilmez intiharlar oysa saklı hançerimi mağrur bildiniz kendimin tenha bir yerinde vurulmuşum, yatarım orası bir denizin gölgesidir, göremezsiniz ölüm üzre bir akrepken menekşelenirsiniz ve ahreli kağıtlar dürülür ferman diye yufka ölümlerin hazin tarihleriyle kar altında kalmış imzasız karanlıklarım ve azgın sularda kendini arayan deniz ben konuşmam, susarım bu aklamaz ki sizi katilimsiniz II- katilimsiniz en azgın sularda ellerinizde kan mürekkepleri sarhoş ölüm nasıl bir sarmaşık ki (deniz gören) en mağrur balkonlarda bir gün siz de katilleri seversiniz |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Gelme..
Şair: Murathan Mungan baktığın yerde karanlık bir tomurcuk bırakıyorum çarşılar avuçlarında aykırı sokakların lisanı adımlarında gelme, geldiğinde her şey yitiriyor kendini vurgun: ölümlerin en kostağı vurgun ölümlerden kaçgun yanımız konaklarda boğulmuş eski bir ana şöyle buyurur: sen seç kendine bir hayat ve öylesine yaşa, nasılsa kaldığın yerden vurgun sürdürür ve hep bak kendine birörnek aynalara asi bir suret bırak baktıkça gözlerin kendini öldürür... |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Gemici İslığı
Şair: Murathan Mungan Ay boşalmış gökyüzünde Dağılıp gitmiş tekneler Kimsesiz denizlerde çalkalanan Yıldızları söndürülmüş geceler Hatırlanacak ne bıraktıysak geride Islıkla çalıyoruz sözlerini unuttuğumuz şarkılar gibi hangi limanlarda kaldı kim bilir bir bizim sanarken ömrümüzü yazdığımız okunaksız defterler kim dikti önümüze bu görünmez engelleri açık denizlerde bile bir geçit arıyoruz kendimize yetmiyor yolculukla ödeşmek yetmiyor unutmanın borçlarını ödemek öyle bir yere varmışız ki farkında bile olmadan birbirinden aynı uzaklıkta iki yıldız gibi şimdi hem geçmiş hem gelecek deniz karanlık kimsesiz gece bir tek ıslıkla aydınlanıyor seferini unutmuş tekne bir tek ıslık insanı nereye kadar götürürse |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Grizu
Şair: Murathan Mungan Sözcüklerin hepsi pusu İçindeki dilsiz çocuk Çengel yürek, sarsak adım Kırışmış kafesi yüzünün Bu rol sana sepya Alnın eski Türkçe yazısı Taahhütlü sözcükler Çık bu oyundan çık Her replik sobe Sözcüklerin gönderdiği yerden Kim sağ salim dönebilmiş geriye Çok azı gittiği gibi kalır gönderildiği yerde: metruk anlam, tenha dilek atomize edildiğin dil oyunlarının içinde saklı Grizu: karşı tehlike Kundakçı laser yakıyor jeneriği Gittikçe genişleyen bir perde kalır gittikçe genişleyen bir perdede |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Güz Beyleri
Şair: Murathan Mungan Güz beyleri Güz beyleri Kızarmış yapraklar saltanatı, nal sesleri cam çekiçler göğsünüzde hiçbir uyku silemez yüzünüzden yılın değil bu ömrün hazanı başka göklerden bir yıldız başka dağlardan bir ırmak başka atlaslarda yaşadı bağrınıza kadar battığınız gece hiçbir yağmur yıkayamaz artık bu duayı bulutların atlarla birlikte uyuduğu bir zamanlar sizin olan mevsimden bir yaprak düşüyor ne zaman gözlerimin önünden geçseniz cam çekiç yüreğimden kopmayan çığ Siz yoktunuz ben sizin mevsiminize geldiğimde |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Göç Yolları
Şair: Murathan Mungan Söyleyin dağlara rüzgara Yurdundan sürgün çocuklara Düşmesin kimse yılgınlığa Geçit vardır yarınlara Göç yolları Göründü bize Görünür elbet Göç yolları Bir gün gelir Döner tersine Dönülür elbet En büyük silah umut etmek Yadigar kalsın size Yolverin kanatlı atlara Sürgünden dönen çocuklara Ateşler yakın doruklarda Geçit vardır yarınlara Dağılsak da göç yollarında Yarın bizim bütün dünya |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Gece Nöbeti
Şair: Murathan Mungan Daha az seviyorum seni.. Giderek daha az.. Unutur gibi seviyorum.. Azala azala.. Aramızdaki uzaklığın karanlığında.. Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca.. Daha az seviyorum seni.. Kendini iyileştiren bir yara gibi.. Daha az.. Ve zamanla.. Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini.. Uzak dağ kışlalarında.. Görmüyoruz birbirimizi.. Usul usul sis iniyor.. Kopmuş yollara.. Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin.. Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda.. Sevgilim sevgilim Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.. Artık daha az seviyorum seni.. Unutur gibi..ölür gibi daha az.. Yeniden ödetiyorum kendime Onca aşkın öğretemediğini.. Kolay değildi.. Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben.. Kaç acı birden imtihan etti beni.. Bir tek gece vardır insanın hayatında.. Ömür boyu sürer nöbeti.. Bu da öyleydi.. İyi ol.. Sağ ol.. Uzak ol.. Ama bir daha görme beni.. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Göçebe
Şair: Murathan Mungan Birbirinde arınan iki nehir gibi Birbirimizden geçerek Çıktığımız açıklık Ruhlarımızı yeniden bölüştürüyordu bedenlerimize Uçurum içini çekiyordu Orman fısıldıyordu Kumlarını silkeleyen göçebe bedenin Yeniden düşüyordu yola Görünmezin atlarıyla uzaklaşıyordun Erkekliğin sütunu bıraktığın Tuzlu dudaklarım Ardından bi şiiri mırıldanıyordu sana Uçurum, orman, ay ve bedenindeki birkaç işaretle Zamana geçirilen dayanıklı söz, o gece Ardından mırıldandığım şiir Şimdi başkalarının dudaklarında göçebe |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Görü..
Şair: Murathan Mungan Bundan önceki hayatımın içinden geçiyorum önceki hayatımdaki çölden geçiyorum şimdi iki yanında yükselen uzun binalara aldırmadan burası çöldü biliyorum o zaman da çöldü bu zamanda binaların örtemediği çölü görüyorum eski bedenimde aldığım öldürücü yaralar yalnızca birer leke şimdiki bedenimde yatağan, saldırma, ok mızrak fal gibi saklı duruyor derinimde kutsal kitaplara dilini veren şiir birer leke dilimde bir zamanlar gördüğüm bir rüya bu şimdi içinden geçiyorum görmüştüm görmüştüm görüyorum |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Ham Ferman
Şair: Murathan Mungan el yapımı kağıt üzerine el yapımı şiir ellerden sakladığın gün gelir elden ele gezinir herkesin içindeki ham içindeki çiğ düşman duygular insan içi eskitir gel geç buralardan gerisi zamanın işidir kiminin yüreğindeki zaman okutur geçmiş fermanları zamanda saklanan ham bilgiyi aktarır kendi zamanını aşanların kalbiyle el yapımı şiirin hâlâ mümkün olduğu kalplere. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Herkes ve Birkaç Kişi
Şair: Murathan Mungan Yağmur Herkese Yağar Güneş Isıtır Herkesi Mevsimler Herkes İçindir Yalnız Çığ Altında Kalan Sele Kapılan Her Zaman Birkaç Kişi Herkes İçindir Aşk Da Ayrılık Da Yalnızca Birkaç Kişi Ölür Acıdan Eskiden Ölümle Tartılırdı Ayrılık Kiminin Hayatı Yalnızca Unutkanlıktan Her Şey, Herkes İçin Değildir Oysa Kimi Hiçbirşey Ögrenmez Karanlıktan Yalnızlığı Kullanmayı Bilmez Kimi Kimi Ayrılamaz Karanlıktan Yağmur Herkese Yağar Ama Çok Az İnsan Tutar Yağmurun Ellerini Onca Şarkı Onca Film Onca Roman Ama Sevmeye Yetmez Herkesin Kalbi Çığ Altında Kalan Sele Kapılan Aşktan Ve Acıdan Ölen Birkaç Kişi Dünyayı Başka Bir Yer Yapmaya Yeter Aslında Onların Hikayesidir Anlatılan Diğerleri Dinler, Seyreder, Geçer Gider Geçer Gider Herkes Hikayelerdir Geriye Kalan. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Hey Joe
Şair: Murathan Mungan Adını unuttuğum gece parklarında kaç kez aldattım seni Ben ihanetle öğrendim sadakati Kaç kez ucundan döndüm parlak keskin metalin Artık kimse öldüremez beni |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kadırga
Şair: Murathan Mungan Senelerce, senelerce evveldi; Bir deniz ülkesinde... ve belki de birbirine aktardığım defterlerin hepsinde bu şiir vardı: Senelerce, senelerce evveldi; Biz seninle orada, o deniz ülkesinde tanıştık uzak denizler, uzak yakınlıklar içinde bir Kadırgada iki korsan tarih, yarın, ütopya dolu sandıklar arasında birbirimizi yaralarından tanıdık dışı korsan, içi iç denizlerde yaşayan çocuklardık konuşamadıklarımız bir bulut kalınlığında duruyordu aramızda oysa konuşsak yada dokunsak birbirimize çekip gidecekti içimizdeki o korkunç noksanlık batık gemilerin deniz diplerini saran umutsuzluğu vurmuştu yüzümüze birbirimizden ve aşkın keşfedilmemiş gizlerinden ürküyorduk bir definenin ikiye paylaştırılmış haritasında bilmeden birbirimize doğru ilerliyorduk. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kal..
Şair: Murathan Mungan Çek silahını dedim baba vur gözlerimi aglayan yerlerinden. Yüzüm ıslak bir kaldırım gibi baba bas üzerimden geç, kaderim duello sesizliği çek silahını dedim baba affet. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kan, Tuz, Ölü
Şair: Murathan Mungan Kanını değiştirir suyla Birkaç dönemeç önceki ölü Tuzunu yıkar deniz Suyunu değiştirirken ırmağı Denize tılsım dağlıyor Kurşun yayılıyor tenine Ağır Ağır Kurşun Birkaç ölü her dönemeçte Bir ırmak kaç büklüm dönerse Doğuya edilen yemin Kan, tuz, ölü hakkı Kollarına çoğalan ırmaklar Geleceğini tasarlayan coğrafya Tarih ve yemin kuşatırken toprağı |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kandehar
Şair: Murathan Mungan Kandehar, kalbe akar doğrudan gece Semerkant’tır, Nehrevan, dinleyeni kahraman yapan masal Buhara’nın gözlerini sil geçerken dışarıdan yardım almadan tek başına şiir olan kelimeler bazı şehirlerin adı kapalı dîvan kale kapısıyken anlam ve imkân toza kuma dumana şiir olan şehirler coğrafyadan edebiyata atlas değiştirirler ne kadar çıksan Alamut ipteki uçurum gölün gamzesinden ürperir Akdamar ne istila ne anahtar yazdıkça görünür başkasına yalnızca bir ad olan divan kendi zamanlarında görülmedikleri kadar |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kar Prensi
Şair: Murathan Mungan Karlı fundalıklarda bırak, kalın uykuların sabahında yaşamın saf değerlerini çekil başkalarının aynalarından omuzlarında ödünç pelerin ceplerinde kurşun paralar bütün bunlar sana göre değil Eldivenlerini çıkar, kırağı uçuğu çiçeklere denizmercanlarına, sefer ateşleri yakmış balıkçı teknelerine bak sonra kayatuzu, şeytankınası, ucu ağulu kargılarla kendine başla bak daha şimdiden deliller ve ayrıntılarla kan tutuyor geceyi eşik altına saklanan bir anahtar kuyuların ıslak bilezikleri düz, sakin, kendinle konuşur gibi dene kanını yenileyen serüveni kav gibi gizli ateş, ten gibi lav sorgusuz sevişsek uykunun beyaz yasası teslim almadan bizi ne duello kanunları, ne görünmez kelepçeler tabiatı keşfeder kutuplarından ekvatoruna kendin indir doğal afetlerini haritanı sağlamlaştır anıların ve geleceğin için iki kişi olana kadar yaz kendini biri emekli bir hayalet shakespeare sonesi öteki, mahzun şiirlerin yedek yolcusu bir kar prensi Döndüğünde orada olacağım Karlı fundalıklarda bekleyeceğım seni |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kara Saplanmış Tren
Şair: Murathan Mungan aynı tünellerden çıkarken yitirdiğimiz düşler birlikte kamaşan gövdelerimiz karanlıktan ışığa ürperen ten başka yolcularını bekliyor şimdi kara saplanmış tren ayrıntıların bağışlamadığı nabzımın vuruşları bir başkası olarak yaşadığın serüvenlerde tedirgin gövdelere yerleşen bukalemundan kalan nem korktum ve kaçtım alabildiğine kara saplanmış trenlerin yolcusu olmaktan; uzak durdum pişmanlığın kovanındaki içe dönük kurşunlardan mezatlarda dağıttım neyim var neyim yoksa unutuşla örtüldü belleğimin eteklerinde sönen yanardağ her seferinde erteliyordum büyük vazgeçişi bilet değiştirmekle oysa hiçbir yolculuk taşımıyordu beni hiç bir yere başka yolcular değildi bekletilen,yolcular başkalaşıyordu saplanmış trenlerse aynı tünellerde ilk karı bekliyordu. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Karanfil...
Şair: Murathan Mungan Kulağında karanfil taşıyan halkımın oğulları Atlanın gidiyoruz. Buğulu bir şafak vakti yeniden düşüyoruz yollara Eski zamanlarda olduğu gibi Dersimiz tarih.Unutmayın kaldığımız yeri yenilmedik daha Masal alın koynunuza.Belki dönmeyiz uzun zaman Masalllar hatırlatır size doğduğunuz yeri ilişkiler iklimini çocukluk taşınabilir bir şeydir alınsa da elinden geçmişi. Tütün ve tarih koyun torbanıza.Kekik ve dağ ateşleri Şafağın bin yıllık anlamını, suların ve çağların sesini ezberleyin, bilinmez otların adını hatırda tutar gibi, Ten rengi aya bakın son defa yani geride yaşanmış ve yaşanacak bütün yaz geceleri kaçak aşıkları, uçurum bakışlı firarları, mağrur eşkiyaları saklar gibi kilitleyin yüreğinizin kalelerini Anka ve Anahtar, ikinci bir emre kadar Kaf Dağının ardına gitti Kulağında karanfil taşıyan halkımın oğulları Toplayın çadırlarınızı.Eski zamanlarda olduğu gibi Çığ geliyor.Çağ çöküyor. Gidiyoruz. Dudaklarınıza ninni, ıslık ve destan alın siyah sünnet çekin gözlerinize Alıcı kuş telekleriyle Ki ışısın yaprak yeşili gözlerinize kıstırdığınız farz olan öfke çapraz asın tüfeklerinizi çağın dışına sürdüğü eski masallardaki eşkiya resimleri gibi yurdundan ve yüzyılından kovulmuş çocukların tarihinde gelenek kimi zaman başkaldırma biçimi... Teni tarçın kokulu halkımın oğulları Atlanın.Bizi bekliyor ay akşamları daha yola çıkmadan eksiksiz anlatın çocuklarınıza aklınızda kalanları ağızlık, tesbih ve tabaka bırakın yolları ayrı düşmüş arkadaşlara belki görüşemezsiniz bir daha yükse kuşlar dorukları sever ölümse çıplak kaldığı dağları Atlı bozkırların sararmış hülyalarını eski sözcüklerin yüklü çağrışımlarını yanınıza alın. Sabahı karşılayın her günkü sabahı gülümseyin yüzünüzün sığmadığı kuşlu aynalara mayın diye gömün yüreklerinizi ölülerinizi verdiğiniz toprağa vedalaşın denkleri toplanmış geçmişinizle unutmayın göçmen tarihlerden, yerleşik zulümlerden geçilerek varıldı yüzyılın eşiğine sonra gece nöbetçilerinin yüksek rakımlı yalnızlığını alın yalnızlık kullanışlı bir şeydir, bazen iyi gelir gerektiğinde yalnız olmayı bilmeyenlerin inanmayın beraberliğine sonra sabır.Mazlumların ve bilgelerin bize tarihsel emanetidir, her yerde yeni anlamlarıyla denenir. Ve her çağın hurafeleri vardır kurban alır, kurban verir Geçer devran, takvimler el değiştirir.Gün gelir zulüm de göçer Zaman örter her şeyin üstünü Uzağı gören çocuklar bilir gelecek uzun sürer.... Atlı ay akşamları Sönmüş yanardağlar.Gecenin ormanında ilerleyen ölülerin rüzgarı yanık fısıltılar... gelecek günlerin düşünü kuran kaç tarih çadır kurup sökmüş burada yalnızlık kalmış yadigar bir de gökyüzü gökyüzünün mayınları yıldızlar hem saklar, hem açıklar çoban yıldızı, samanyolu, kervankıran kapı komşumuzdu burada gittiğiniz yerde de parlak mıdır bu kadar? Şimdi menzili yurt tutanlar ne yollar, ne yıllardan geçeceksiniz çiçek atın yenilmiş asilere güvenin her çağda ve her yerde uzakları iyi bilen çocuklara kenar adamlarına, ateş insanlarına birliğiniz dağılmaz göç yollarında ey gurbete çıkmış halklar Atlı ay akşamları kalın şayak bir gece, esiyor rüzgar gidiyoruz geleceği olmayan bir yere ardımız sıra esiyor ölülerin rüzgarı daha şimdiden başka yerlere gömülenlere gidiyoruz kalın şayak bir gece geride ne çadırlar, ne tarih, ne saltanat yalnızca rüzgarın sesi bizi uğurluyor. Ay vurmuş alnına bütün ölülerin yatıyorlar kimsesiz koyaklarda ilk vuruldukları sıcaklıklarıyla sanki dokunsalar birinin omuzuna hep birden, her şeye yeniden başlayacaklar ilerliyor gece, geçiyor ay nesnelerin boşalan dünyasında yer değiştiriyor aydınlık, tarih, mevsimler kimsesiz koyaklarda ölüler ve ay Kulağında karanfil Teninde tarçın Gözlerinde göç var Döner bir gün Anka Kilidinde döner anahtar |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Ketum
Şair: Murathan Mungan aşıkken tamamlanır düşmanken yarım kalan tehlike ketum hançer, çiğ rüzgar künyendeki kaza benim adım yatışmaz artık içimde başlattığım hikaye ben her yerden aşka çıkarım ırsıdir aşk babadan oğula geçtiği gibi geçer bir aşktan diğerine ruhumu beklet, dağı ertele dönülmez sözler verdim döndüğümde çaresine bakarım |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Keşke..
Şair: Murathan Mungan Deniz kokulu taşlar döşenmişti yollara Ben bile bilmiyordum nerde ayrıldık söndür küllenmiş sözcüklerini geçmiş zaman sararan firezleri geç yorumu gökyüzüne bırakılmış uçurtmalı tepeleri uzun bir yol için aldığın ne varsa bırak ardında saklayabilseydim dalgın bakışlarımı böyle zamanlar için saçlarını taradığım sular,rüzgar ve karanlık bak adın yazılı yeşim taşından örülü duvarda! |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kimse.
Şair: Murathan Mungan zamanı yıllarla tartanlar yanılırlar hiçbir şey tartılmaz başka bir şeyle hatta çoğu zaman kendiyle bile yaşanır, içini tohuma bırakır geçer gider geçmez sandıkların bile hiçbir geçen tartılmaz kalanla neyin kaldığını çoğu kez kendi de bilmezken insan kimse kimse kimse sahi kimse ya da hiç kimse söylediklerimden çok sustuklarım seçtiklerimden çok reddedilmek için ne kadar varsam o kadar kimseyim kendime güç kötü bir şey kaderken de kaldıramazken de güç kötü bir şey güçlüyken de güçsüzken de kaldığın yerden devam etmenin karanlığı benzemiyor hiçbir çaresizliğe kimin kaldığı yer var ki dünyada kaldım sandığın yer bizden geçendir çoğunlukla içimizi parçalaya çoğalta hâlâ gittiğim sona aceleci adımlarla bütün iş birinin dediği gibi, yavaşça acele etmek aslında ölene kadar yavaşla işte ölene kadar yavaşla ne başkalaştırırsan o kadarsın başkalarının imtihanlarından büyük gelecekler umma çaresizlik bile bizden bir başkası yapmaya yetmez bize biçilmiş döngüye katlanırız yalnızca bir bakıma hiçbir yerdeyiz bir bakıma yalnızca buradayız var oluşumuzun ağırlığı altında ezilirken yapayalnız ait olduğunu sandığın bütün grupların içinde yapayalnız reddin imkânları sayım kayıpları yoklama kaçakları sanma ki hayat bizi bekler başka kıyılarda oysa biz buradayız halsiz, kanıtsız yılların neyi tarttığını bile bilmeden kendi gücümüzün altında azala azala kollarımız kadar kulaç kalplerimiz kadar sahil hiçbir adanın almadığı yalnızlarız, tamamlanmamış haritasında define ve varlık geleceğin tarihe dağıttığı kayıplar bir gün birbirini bulmanın umuduyla gölgemizle barışmanın uzun yolculuğu: büyümek kendiyle tanışmayı erteler insan çoğu zaman hayat yanlışlarla kısalır başka biri olarak girdiğimiz bir kapıdan bir diğeri olarak çıkarız gündeliğe katlanmak için başkalarını kandırırken kendimizi yanıltırız içimizi denerken yüzeriz farklı yüzlerle kendi içimizde bile bu yüzden aşk yalnızca bir fikirdir bu sefer gerçekleştirdiğini sandığın bir fikir hep öyle oldu bende hep saklı kaldı içimdeki anahtar ve hep aynı kilitte kırıldı fikirler de zamanla değişir kırıldıkları yerde kırıldıkları yer her şeyi değiştirir zamanla bir şey söylemez artık kırılmak bile sonra başka bir başlangıcın kapısında aynı korkularla kalakalırız daha önce de söylemiştim: kimse yoktur kimsenin kimsesizliğine her şiirin gizi başka bir şiirle açıklar kendini demiştim ya, hep öyle oldu bende böyle katlandım kimsesizliğe o birini ararken bile biliyordum hiç kimse hiç kimse hiç kimse |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Konuk Mahalle
Şair: Murathan Mungan akşam doğdu kollarımda sarnıçlar sularını saldı kasıklarından ince sızıların veyl diye dolandığı dar yokuşlar utandılar yoksul avuçlarından türküye uyandı yeller bir koşu taşınmaz yükler onmaz dertler açıverdi sabahın kapısıyla gecekonduyu uyandı mahalle uyandı mı insanlar bir tek kolların mıdır akşam sancısı ve bir de bizim Raif amcanın kırkbeşlik rakısı |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kupon
Şair: Murathan Mungan ucuz bir efsane alın gündelik yaşamınızdan bir İmge biçin kendinize pazarın ürettiği görünmez kumaşlardan ya da değişik tarihli parçalardan yüzünüzü ısmarlayın yukarıdan aşağıya üç soldan sağa beş üç beş kişi sığdırın kendinize yedeğinizde bulunsun malum, bu durumlar belli olmaz her çekiliş için farklı kuponlar bu durak olmazsa önümüzdeki durak ilerleyelim beyler öldürdükçe içimizi önde boş yer var |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kuzeydeki Pencere
Şair: Murathan Mungan kokladığın gülün kokusu kalmış sende baktığın denizin tuzu geçtiğin iklimlerin masalı sinmiş üstüne kuzeydeki pencere açık göçebe bin bir gece sözcükler sökülmüş bir anıyı ne kadar tamamlayabilirse bir andır eski defterlerin güneşinden vurur yüzüne yazsam olmaz dersin kimi zaman sırf bunun için yazmaya değerse de kuzeydeki pencereyi açarken yere düşen defterden görünür: eksik kule, yırtık nehir sımsıkı kapatmış olsak da bizi ürperten anıları hayatımızın eski defter ya da kuzeydeki pencere |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kırksekiz
Şair: Murathan Mungan kendine seçilmişler için bütün işaretler aynı yolu gösterir senin yolculuğa çıktığın yolu kime çıkar, niye çıkar, ne çıkar, kim bilir kimin kimden aldığını doğrular yarım yaşanmış yılları hayatın gölgesinde kalmış gölgesizler, yaşayan ruhlar göçmen bedenler kaç tarihten yapılır bir tek kavim öğrendikçe susmayı sözünü bekletir içinde durmadan ertelediğin ihtiyar gençliğin ve geleceğinle büyüttüğün kayıp kavmin çocukları bir bir içinden geçerken kanat hareketlerini yineler dünya kurulduğunda katledilmiş yarınları yarım kalmış melekler bazı hayatlar yaşandıkça bulur anlamını bazı hayatların yaşandıkça çıkar boşluğu hayat ne uzundur aslında ne de kısa ne yaşadığıdır yalnızca bazı pişmanlıklar hayatı kısa kılar bazıları için çok uzundur tekrarlar maceramızın incisi anlam kalbe zarar var oluş definesini kırk sekiz melek yaşarken yineleyebilmek katledilmiş melek kanat hareketlerini |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kırmızı ..
Şair: Murathan Mungan kaypak manşetler, sağır katalogları, karnaval biletleri kendini tanımanın korkusu sürekli bir canlı yayındasınız girdabı olmayan yüreğin sireni duyulmaz elbet mekanlar lunapark, hayat çarpışan otomobiller görüntünün kumbarasında hafızanız beş kuruş alarma yakın hiçbir kırmızıya düşmemiş yolunuz Bindiğin düş atı yorulmuş oysa Üstündeki binici çoktan değişti sana sormadan Kendine uygun bir ayna bile bulamadan Kalakalırsın baktığın boşlukta Bakarsın baktığın kadarsın Bundan sonrası Geç kaldığın yerlerdeki korunma duyguna bağlı anlarsan, anlamanın anlamazsan, anlamamanın boşluğundasın İşte şimdi Kırmızı! |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kırmızı Ferman
Şair: Murathan Mungan saklama yüzünü suya benzetilmiş kelimelerin ardına kalbinden söktüğün çadırı başkasının yüzüne kurma aşk olur tepeden tırnağa göçebe tende kalıcı iklim zamanın gaddar haritaları neye gerçek neye kurgu dediğin kırmızı kıpkırmızı kızıl ve karşılıksız her verdiğin yol sensin ulak sen kalbindeki zarf ölümüne koynundaki ferman alınmaz kanın akıtılmadan ulaştır bunu yerine ömrünü tamamlamadan |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kırmızı Film
Şair: Murathan Mungan Yaratıcı ruhun tırnakları Kırmızı film Vamp bir vampir Kaynak yapılıyor Ruhların geçmişine Oksijen maske Korkunun alt yazısı Kullanılmış biletler Deri jartiyer Siyahı Sahaflara düşmüş Sivri topuklar çeviriler Derinleşmeden kullanın Bütün korkuları Fil dişi vampirin Ve gece yüzölçümü pelerini Olmayanı yazmanın romanı Kuralları bile değişmiş Nasıl öldürüleceklerinin Herkese bir tane kırmızı film Satrancın 64 karesi üzerine Çarpılan sayısız oyun gibi Aynı kan farklı kurular Doğadaki üç ana renk Yalnızca sekiz nota Ne kadar az ve ne kadar çok Atomdan bombaya giden Kan karanlığı yollar Olmayana inanmanın sineması Dişlerindeyiz vampirin |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kırılgan
Şair: Murathan Mungan Kırılgan bir çocuğum ben Yüreğim cam kırığı Bütün duygulardan önce Öğrendim ayrılığı Saldırgan diyorlar bana Oysa kırılganım ben Gözyaşlarım mücevher Saklıyorum herkesten Ürküyorlar gözümdeki ateşten Ürküyorlar dilimdeki zehirden Ürküyorlar o dur durak bilmeyen gözükara cesaretimden Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum, Bir yanı çılgın dağ doruğu. Oysa böyle yapmasam ben Nasıl korurum içimdeki çocuğu? Bir yanım çılgın nar ağacı Bir yanım buz sarayı. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Kıssa Xxııı
Şair: Murathan Mungan II saraylı bir günahı gizleyen gecenin feracesinde doludizgin bir şehvet gece gözlerinin âzade tiryakisi hâlâ bir çenginin sevdasına müebbed onlar ki azaltarak kendilerini büyüyorlar bir ayazda gizli koyunlarında taşıdıkları efsunlu nar dağılıyor haramiliğin kızgın avuçlarında onlar ki saklıdırlar herkesçe kendilerine bile zinhar bir secdeye varır gibi yeniden doğuruyorlar birbirlerini sevdakâr bir bedende kılınan onulmaz şehvetlerin namazlarında onlar ki bir sevdâyı hâlâ bir suç gibi yaşayanlar azaltarak kendilerini büyüyorlar bir ayazda dağlanmış memeleriyle sarar cüzzamlı yüreğini satılmaz ki böylesi esir diye halep pazarlarında |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Lavanta
Şair: Murathan Mungan Ordadır yazın eskittiği otlar arasında uzakta bir nehrin gürültüsünü kazar masmavi usturalar abanoz ağacına Ordadır uyuyan bir namlunun sessizliğiyle günün sabahlığında dudaklarının arasında bir ot, bir ıslık iz bırakmaz sisler gibi geçer ağaçların arasından varır kendini derinleştiren uçurumlara Ordadır, bir devin tavşan uykusunda aklında kımıldanan otlar, ağaçlar düşünü düşürdüğü sular yüzünü bıraktığı sular almamış zaman kalmış kireç altında çelimsiz bir kabuk başlamış yürek yarası ki ne zaman çarşılara çıksa silahsız onu vururlar göğsünde siyah bir yıldızla kalbinde kuruyan bataklık kırlara yakın durur, yanık kokulara serin çiy vakti çimenlerle konuşur ne zamandır çıkmıyor sokaklar açık artırıma ıssız bir kil ile gövdesini kateden bir ateştopu Kendini sakladığı sular altında ve son bir kez: ışık ve çamurda kaldı lavanta |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Şebeke
Şair: Murathan Mungan Aynana baktım. Kenarında resminin durduğu Senin yüzünü kendi yüzüme yakıştırdım Kullandım bakışlarını, diş fırçanı, donlarını giydim Okudum bütün mektuplarını kitaplarını, defterlerini anılarını parmak izlerime geçirdim Talan ettim geçmişini, inin yağmalandı bittin Şebeken artık bende Şimdi tenini tenimle değiştirmeye geldi sıra |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Öteki Mithosu
Şair: Murathan Mungan göze alırsanız eğer kırılır dağılır aynadan sandığınız resimler sözcükler kalır geriye cam kırıklarına saklanmış az ışıklı odalarda sözcükler Ayna: anlam ve görüntü için sırlanmış kiler bulur çıkarırsınız bir yerlerden daha bulurken kararırsınız çok önce öğrenmiştiniz: Bedel özlenir ve kalır geriye gerekenler Sonra bir gün Sizin için bir gün Tehlikesiz, eski bir harita gibi uyuttuğunuz aynaların tozunu silerken elinize batar bir zamanlar yaranızı kanatmış sözcükler olaylar silinmiş, adlar unutulmuş, belirsiz bir geometride yerini bir türlü bulamaz kişiler, ilişkiler yalnızca bir duygu dipdiri bir acı çok eski tarihli bir çağrışıma eşlik eder bu nedir ki, yıllar sonra, telâşsız bir gün, ömrümüzün durulmuş bir mevsiminde, içinizin kazınmış yerlerinden ölümcül bir ağrı ansızın geri teper Eğilip bakrsınız aynaya Siz çoktan gitmişsiniz Yerinizde sözcükler Böyle zamanlarda sözcükler Bütün bir hayatın yerine ikâme eder Sözcükler.Tutmamış ömürlerin teyel yerleri camlatılmış kelebekler, kurutulmuş akrepler gibi başkalarına kaldınız bir zamanlar sanmıştınız ki hayat kitaplardan ve sözcüklerden geçer kendinizi eskiten oyunlara daldınız örneğin uzun tutulmuş bir önsöz yüzünden kitaba geç kaldınız Ki 'hayatınız' su içinde birkaç roman eder Sözcükler.Büyülenmiş, içi doldurulmuş, bekletilmiş, kullanılmış, anlamı çoğaltılmış, yani sizin yerinizi bekler, diye öğrendiğiniz Bütün sözcükler yaşamı çaldı sizden Aynadaki sandığınız şimdi bütün hayatınızı temellük eder Bilirsiniz aynalarla konuşur çok odalı evlerde büyüyenler düşün yerine ayna anların, durumların, duyguların yerine sözcükler masalın en iyi yani yeniden söylenebilmesidir söylendikçe büyülenirler birleşir nehirler, dağlar yer değiştirir, tılsım ve tehlike çığ ve lâv, kılıç ve ipek, coğrafya ve tarih yeniden keşfedilir ışığın kırılma yerlerinden geçerken sırlanır yüzlerin kuytu yerleri gümüş bir alaşımdır ilk imge: sınır ve melankoli yani bütünlük ve binbir gece ışıksız aynanın yalnız olduğunu böyle öğrenirler bir gün bir ışık sızar bir kapı aralığından giz ve ihanet ödeşir düş erir.masal biter.büyü tutmaz sözcükler Görülmüştürler. erken parçalanır çok odalı evlerde büyüyenler Ya da böyle sağlamlaşırlar belki her parçası kuzey yıldızıyken dağılmış aynanın yola düşüp, yoldan çıkıp hiçbir şeyi unutmadan, her şeyi yeniden öğrenirler aynayı, mithosu ve ötekini yeniden düşünmeye erken gecikenler ayna, mithos ve öteki özgeçmişin vazgeçilmez elementleri Ayna.Anayurdu ayna hepimizin.İçinden çıkıp kavuştuk dile ve eyleme geçtik, ve kendimizi sınadık ağır taşlar koyduk kişiliğimizin köşelerine yani kendi kanunlarımızı varlığımızın yerçekimine bilmeden ve böylelikle bütün yolcuları yasakladık kendimize kırılmıştı sözcükler, parçalanmıştı ayna anladık imgemizin yalnızca bir kovuk olduğunu ve bunu öğrenmenin göçünde dağıldık kuzey yıldızlarına Şimdi uzak yollardan ve uzun maceralardan sonra yeniden dönüyoruz ülkemize, kimliğimize; imgemizi orada bıraktık imge oyunlarını da bırakarak yaşlandık birçok şeyi Bırakmayı kabullendiğimiz günden beri. ağır yalnızlıklardan geçtik, ödeştik kendimizle bir uçtan bir uca savrulurken onca şey harcadık hiç düşünmeden oysa hâlâ ayrıntılar ve ayrımlar arasındaki yollar kapalı bize olgunlaşmakla göze aldığınız birşeydir bu, ya da düpedüz yaşanmakla, umudun bazı çeşitlerinden boşanmakla, gelecek için bunca zaman taşıdığınız birçok yükü atmakla adına ne derseniz deyin, göze aldığınız birşeydir bu yani başlar bir gün sizin için bir gün geç kalmış yüksek sesli soruların dönemi sürçmeye başlar Dil sandığınız tekerlemeler gündeme gelir yeniden değişik çağlardan ödünç alınmış bilmeceler gizini çözersiniz kendiniz için kurduğunuz bütün Serüvenin yaşlanmayan ve gerçekleşmeyen portrenizin tozu alınmamış her şey yalnızca geçmişi yineler sfenksi kendini sorulamış bunca yıl tek kişilik korosu yanıtlamış paradoksları kullanmayı hayatı anlamanın yolu sanmış okuduklarından artıp, okuduklarına kalmış göze aldığınız birşeydir bu aynada portre, mithosda serüven, ötekinde giz saklı dururken yolculuklar taşımaz sizi hiçbir yere Bunu çok önceleri öğrenmeliydiniz oysa oturduğunuzda soruların başına, kaç saatiniz vardı? ölecek ve yetecek kaç saatiniz? Zaman'ın saydam sırrı portreyi aynadan ayırmaktaydı Başlangıçtı. kazılarda eksilmiş bir kabartma gibiyidi imgeniz sözcükler örselenmiş, aynalar pantimento çıkmaz sokaklardı adresiniz.sığındığınız kalelerde birer birer eksildiniz. Çekip gidiniz buralardan.Her yaşın uçurtmaları vardır birinin ipini çekiniz şimdi gözlerinizin ermediği bir yerden yeni bir ufkun başladığını göreceksiniz çok yaşar, çabuk ölür, ilk tuttuğu sipere tüm bir hayatın kalesini inşa edenler ayna silinir, mithos biter, gider öteki kitaplar yalnızca ölümü erteler yaşam çıplak.siz giyinik.Utanırsınız kuşandığınız kavramlar kullanılmaz silâhlar gibi sizi terkeder Öteki: çoktan eskimiş bir metafor, Dostoyevski'yi ve onu izleyen sonrakileri anımsamak neye yarar şimdi? Geçmiş bizi bırakıp gitti O kadar çok şey öğrendik ki, kendimiz için bile bir klişeyiz artık En çok buna katlanamıyoruz Farkındayız.Ve çürüyoruz. Hepimiz artık gençliğin bizi terkeden kuşağındayız Eğer göze alıyorsanız bu kadarı da size yeter yedi renk, taze su, parlak ışık her zaman yeniden okunacak bir kitap bulunur öğrenilecek yeni sözcükler durduğunuz yerde, her yere aynı mesafeden bakıyorsunuz buraya geldiyseniz eğer, daha ne istiyorsunuz? |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Önce..
Şair: Murathan Mungan Çıktığım dağlar küllenirdi içimde sessiz, serin sulara inerdim ceylanlardan önce sular yıkayabilirdi beni o zamanlar güneş alırdı içimin avlusunu uyurken sızlıyor içimdeki can: kanlısıydım öldürdüm çoğaldı düşlerim uyuduğum uyku artık ikimizin yerine sanki o sağ ben ölüyüm her gece her gece her gece |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Ödünç Hançer Öldürmez Beni
Şair: Murathan Mungan ödünç hançer öldürmez beni bir küfür gibi kara kayış dilini ver binlerce kez açıklasam da dilini çözemediğim ihanet gel bir daha bende dene kendini ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte ne ben yenebiliyorum seni yazıldığın mevsime çok su ver kendi izinden giden yolları suçlarından arındır arkanda kaldı seni ilerde bekleyenler unutkan şiirler, kopmuş alıntılar hiçbir zaman kullanamadığın hatıralarla kendine yazdığın yaşam öyküsü! ah, bu kadar aşk herkesi yanıltır gelme üstüme boşalmış yeminlerin bileği ben sandığın sözcüklere vuran aksimdir ödünç hançer öldürmez beni ya başka bir silah seç kendine ya bırak başkasının ellerine ölüm aşkın işidir kork benden sevgilim ahretin olurum senin bu kadar çok seven öldürmesini de bilir ben seni çok yanılmış kalplerin sağlamlığıyla sevdim gücümdü güçsüzlüğüm ey, izini sürdüğüm ruhumdaki kara gölge, büyüttüğüm oğullarımı bir bir elimden alan hayat yanıltma beni, beni bana yakıştır son darbeden önce ilk sözü söyleyemeyen! kolay değil ödenmiş hayatın katili olmak kör eder hançerini içimin gücü ölümü göze alan yaşamasını da bilir |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Zarf
Şair: Murathan Mungan İçi dışı boş sözler hüzünlü manzaralar şimdiden bütün dillerin lanetlediği anlam dilimizin ucundaki uzaklık başkalarının cebinden çaldığım ayna yüzümün eşi yok bende gündüzler umurumda değil umurumda değil bekçi kulubeleri geceler,kıyasıya tekil serüven geceler kantaşı geceler,ayrı düşmüşleri birleştiren yalnızlık kapalı zarf yaşandı son günler yaralar ve anılarla mahsur kaldık zarf atmayın! hepiniz biliyorsunuz cevabı beyaz kağıt artık ayrıldık. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
İzin.
Şair: Murathan Mungan Bilmediğiniz kelimelerin altını çizin derdi ,Öğretmenim. Bunca yıl.bunca yol,bunca hayat ve kitaptan sonra Bütün kelimelerin altını çiziyorum -Öğretmenim ,artık izin istiyorum |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Yılan Yastığı
Şair: Murathan Mungan Yolcu bir mağaraya uğrar Ve olaylar başlar Kuzey ışığı, doğu rüzgarı Güney denizleri Günbatımı Yasemin, zakkum, kara manolya Başımızı koyduğumuz yılan yastığı Efsane, zehirden sonra başlıyor Ey içinden geçtiğim ateş Yıkandığım su İncinmiş sisler içinde kalbimin doğusu Bakımsız yüzyıllardan sonra On binlerin dönüşünü akan Geri çağrılmış ırmaklar Her gün gizleriyle bakıştığımız eski uygarlıklar Kadar yabancı Gündeliğin karanlık uğultusu Efsanesi içimizi yakan Yılan yastığı Güneşin akşam dualarını söylediği mezralarda Her şey dünyanın yaradılışına benziyor Doğu rüzgarları ağzında zehirli yaprakları Esiyor esiyor Mağarada ejderha uyanıyor Yedi uyku uyumuş yolcu Yılan yastığı terliyor |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Yüksek Topuklar
Şair: Murathan Mungan Bundan birkaç yıl önce yazmaya karar vermiştim bu öyküyü. Güzel ve uzun bir öykü olsun istemiştim. Her zamanki gibi onca iş, onca uğraş girdi araya; gündeliğin hayhuyunda başka öyküler, başka öykücükler; yalnızca yazılan, yazılmayı bekleyenler değil, yaşananlar da geçit vermedi... Sonunda, 'Bir gün yazarım, nasıl olsa bir gün yazarım, ' diye beklettiklerimden biri olup çıktı bu da... Kimi zaman, yazdığımda, kim bilir nasıl müthiş bir kitap olacağını düşleyip, heyecanlandıklarımdan biri olarak geliyordu aklıma; kimi zaman da yazamadıklarımın yüreğimi daraltan ağır çeki taşlarından biri olarak... Bu tür 'muhasebeler' içinde bulunduğum ruh haline göre değişiyordu; belki yazacağı onca şeyi üst üste yığıp yıllar boyu onlarla birlikte gezen bütün yazarlarda böyle oluyordur. Artık onları bilemem. Ama her zaman söylerim, yazıp da, düşlediklerinizin ne kadarını yazabildiğinizi görmektense, 'bir gün yazdığımda nasıl müthiş bir şey olacak kim bilir! ' diyerek kendinizi geleceğe ertelemeniz daha heyecan vericidir. Bilirsiniz, insanları heyecanları yaşatır. Buraya kadar söylediklerimden benim bir yazar olduğumu düşünmüş olmalısınız; hayır, değilim, ama öyle zannedilmek hoşuma gidiyor. Aslında yazıya gönül vermiş olduğumu, boş zamanlarımda, nasıl derler, 'kendi çapımda' öyküler, öykücükler, çeşitli denemeler yazdığımı, ne yazık ki, ancak birkaç yakınım biliyor. Onların da pek ciddiye aldığını sanmıyorum. Başarılı bir grafikerim, işime çok asılmamakla birlikte fena para kazanmıyorum; bunların bana yettiğini düşünüyor olmalılar. Yazdıklarımdan, yazmaya çalıştıklarımdan kimselere pek söz etmem; hem kendimi sahiden bir yazar olarak görmeyişimden kaynaklanıyor bu -insan kendini bir yazar gibi hissetmezse, başkaları için nasıl ikna edici olabilir? -; hem de heyecanlarıma kapılıp birkaç kez anlatacak gibi olduğumda, karşılaştığım genel bir kayıtsızlık, umursamaz tavırlar ya da anlattıklarımın başkaları tarafından inançsız gözlerle dinlenmesi, beni bu konuda iyice ürkek yaptı. Ben de bu arzumu kendime saklamaya karar verdim. Eğer günün birinde iyi bir kitap yazabilirsem, hepsinden öcümü almış olacağım. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:16. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.