![]() |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
İstersen Hiç Başlamasın
Şair: Murathan Mungan İstersen hiç başlamasın Bu hikaye eksik kalsın Onca yaraların ardından Yeni bir aşk yaratamazsın Örselenmiş bir çocukluk İşte benim bütün hikayem Kaç sevda geçse de yüreğimden Bu yıkıntıları onaramazsın İstersen hiç başlamasın Geç kalmışız birbirimize Yanlış kapılarda geçmiş bunca yıl Dönemeyiz artık ilk gençliğimize İstersen hiç başlamasın Söz verelim kendimize |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
İrmağa Kapılmış Ferman
Şair: Murathan Mungan bazı ırmaklar öldükten sonra kavuşurlar denize taşkınıyla bir tek dizenin sular altında kalan kitab ölenin, kavuşanın eski aylardan şaban yıldzımsın Arabi gökyüzümde ben öldüren ırmağa hala vuruyor ışığın biliyorum az kaldı denizime biliyorum bu ferman çıkmaz bir yere ben gittim, murathan kalsın sende |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
İntihar..
Şair: Murathan Mungan el falı avuç içinin yazgısı kader çizgisi, ölüm deja vu ayrılışlar, ayrılışlar, yaşanmamışlıklar yanlızca bir kadehi içilmiş yetmişlik intihar. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
İnce L , Lalena
Şair: Murathan Mungan Eski sular, silahsız akşamlar, erken vurulmalar sığırcıklar ötüyor bir yerlerde gün düşüyor çılgın bir portakal gibi bir yolculuk defterinin içine tundraların gizlediği izlerden Bak yine eşiğine geldim İnce L, Lalena izin ver inine sokulayım bu gece Bak safkan geldim gittiğim uzaklardan Yaşadıklarım işlememiş hiçbir yerime şuracıkta kıvrılayım, teninin tarçın gökleri altında temiz bir çarşaf ser; beyaz, yumuşak bir yastık rüya istemem sobanın üzerinde kaynayan çaydanlığın huzurundan başka köşedeki mindere otur eski günlerdeki gibi, usul sesle bir şeyler anlat bana, bana bir şeyler söyle herşey eskisi gibi olsun ben hiç gitmemiş olayım sen evlenmemiş ol, ölmemiş ol Lalena İnmem gerektiği söylenen düşlerden indiğim gecelerde kaç kez sardın yaralı bedenimi kaç kez yeniledin ertesi gün sokaklarına kendimi bulurdum başka terkilerde derdim yaşam elimden kaçmamış daha uyardım kurallarına, kısık ışıklarına senin koyduğun bütün sessizliğin bilirdim kelimelerle bile paylaşılamayacak kadar derinde 'Lalena'yı dinlerken sokulgan bir kedi gibi bırakırdın kendini beni bile unutarak benim göğsümde neyi sevsem kime dokunsam saçların akıyor yıllardır parmaklarımın arasından ben kendime ne yaptım, sana ne yaptım Lalena? hatırlıyor musun ne aptalca şeylere güler sonra mutluluktan ağlardık sevişirken aşkın ve birbirimizin derin kucağında San Fransisco'ya giderken olmasa da Doors dinlerken bir çiçek takardın saçlarına Nasıl dönerdik ortancalar vadisinden daha silah sesleri gelmezken hüzünlü tepelerinden daha başkalarına kıymanın bilgisi bulaşmamışken parmak izlerime nasıl kaygısızdık ve nasıl farkında bile değildik içinden geçtiğimiz zamanın masum şehvetini kendimizden ayırt edemezken hem zayıf, hem korkak, hem maço korurum kendimi sanır kaçtığı uzaklarda hiçbir şey vurma yüzüme, hiçbir şey söyleme eksileceğim kadar eksildim dönüşün yollarında buraya gelirken geriye pek bir şey kalmamış aşkın bütün imkanlarını sende tüketmişim ben yol bitiyor işte, bir kaç adım kaldı eşiğine varmya şimdi herkes Doors dinliyor yeniden seninse saçlarındaki çiçek duruyor mu hala Orada mısın? Bu şiiri okuyor musun? İnce L duruyor mu şarkının kaldığımız yerinde? Orada ol Evlenmemiş ol Ölmemiş ol Hiçbir şey olmamış olsun sana |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
İklim..
Şair: Murathan Mungan aşk iklimdir tarikat cihazlarıyla yaratır dünyasını inanmayanlar için Allah imkanıdır aynıdır cenneti cehennemi ahreti uyandırır kendi ahlakını ister ikliminden nafile kalplerin kaçınılmaz kaderi tabiatının koşulları ya da iklim tuzağı kendi derinliği kadar sever herkes uçurum başlar bir yerinden aşk rehin alır dünyayı soğuğun uykusu başka sıcağın uykusu bazı uykusuzluklar rüyadır iklimle beslenir aşk gök haritası ile kalbin kapısı eştir aşk merhamet ister sahibinden leyla ile mecnun çölde geçer sanrı, humma, aşk aynı çölün çocuklarıdır akraba karanlığında çoğalır bire kadar inen tanrılar yol kaderle kısalır Kum Saati'nde akan eski soru: neden çöle indi dört kitap aynıdır çöl ile kalbin kapısı geçilmez tutulmadan aşkın doğusu ve batısı çünk aşkın doğusu ve batısı vardır kuzeyden güneye iner mazinin kavimleriyle kapısı bulunmayan şehirlere kapısı bulunanlar aşkı surların dışında bırakır kaleler düşer şehirler yakılır kıyamet yeryüzü provası sükunet cinnetiyle geçer tufandan korkanların hayatı onlara okudukları kitaplar kalır mazi hiçbir aşkla tamamlanmaz çünkü mazi kalplerde yaradır zamanların birbirini tutmamasıdır aşk birbirine erken ya da geç kalmış kapılardır ölümlü insan ile görece zaman var oluş bir alaydır bilgeliğin ardından koşan yalın gerçeklerle yaşlanır aşkın çetin definesi Babil kulesi kadar dağılmıştır yeryüzüne binlerce tarifle, aşk hala gizdir kayıp kule diller kadar şifrelenmiştir tene ve tarihe ışık hızında yeniden dirilinceye kadar kule, kalp, dil bilmece sahibinin körüdür aşk başka alemlerin gözleri ödünçtür aşk üzerine söylenmiş bütün sözler unutulmadan hatırlanmaz bir daha bunu yapan aşktır aşk insanın içindeki gençtir kendi içindeki yol ortasında kalan yarım hayatların kayıp sahipleri için aşk uzaktır aşk uzak olduğunda kullanılmaz yakınlıklarla aşk kişiye kendini tanıtır unutturmak için daha önce de söylendi: her öğrenilen bir sonrakine saklanır zaman aşktan böyle intikam alır kimse koşamaz zamanın önünden hiçbir sönmüş gerçek onaramaz kor kayıpları aşk kusurdur hatadır günahtır yasaktır imkansızdır bu yüzden insanlık için hala bir imkandır bir başlangıçtır aşk insanın kendine başlangıcı çok az kişi ilk kez aşık oluyormuş gibi tekrarlayabilir aşkı başlangıçları unutanlar için artık imkansız olanı bu, hayatı tekrarlamaktır diyalektik bile bu yüzden aşktır aşk hakkında söylenmiş bütün sözler yaşanmadan yalandır aşk bir haktır sonuna kadar kullanır kullanılmaz olanı iyi aşk şiiri yoktur, hiç olmadı, bu da olmadı her aşk şiiri yalnızca tekrarlar tekrarlanmaz olanı her biri yalnızca bir sonrakinin ilhamı belki bu kadar söz bağışlatır bana bu aşkı 2001 yazıydı çok istedim çok istedi çok istedik ama olmadı |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
İnan Batmış Şehirler Gibi Onarılmaz Anılar
Şair: Murathan Mungan Biri beyaz biri kara iki kedi.. birbirlerinin omzuna kollarını dolamışçasına birbirlerine şefkatle sarılarak, birbirlerine dayanarak yola çıkmışlar. Gölgeler akşamüstünü söylüyor. Yorgun bir günün sonunda eve dönüyorlarmış gibi. Yüzlerini görmüyoruz ama eminim mırıl mırıl konuşuyorlardır. Belli sınanmış, denenmiş bir dostluk bu, uzun yolları da göze alabilen bir dostluk Ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz? Akşam üstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz, omzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun, belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı ayakların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu, değerini biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz? ... Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp kendimizi hep ilerde bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına, bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu? karşımıza çerken çıkmış insanları yolumuzun dışına sürüklerken bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir, her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün... Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz, ya da olanlar olması gerekenler değildir. Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir... Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak. Bazılarının gelecekte sandıkları 'bir gün' geçmişte kalmıştır oysa; hani şu karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığınız, omzunun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip 'Nasıl olsa ilerde bir gün tekrar karşıma çıkar.' dediğinizdir. Oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir O, boş yere bu sokaklarda aranırsınız... |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
İki Yemin
Şair: Murathan Mungan Ben hep çabuk çekilen tetiğe yaşadım Yemin ettim Yüreğimdeki ve bedenimdeki bütün yaralar adına yüzünün kuyusuna düştüğüm kuytuda Sana olanca aydınlığım ve karanlığımla baktım aşktan yorgun düştü dinim dağıldı kehribarım gül ve buğday yetiştiren Ömrüm adına yemin ederim ki: Ben seçmedim bu ölümü Kaçmasan vurmayacaktım |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
İki Bıçak
Şair: Murathan Mungan İki bıçak seç kendine Biri yaralamak için Biri öldürmek Pusu kur gözleri Karanlık gölgesine Biri sevmek için Biri ihanet İki yürek seç kendine Biri yaşamak için Biri gizlenmek Bir korkak, bir kaçak, bir firar Kaç kişisin sen sevdiğim, çocuk İçimdeki bıçak bir kere daha dönüyor Olduğu yerde Kalırsan sel basar yataklarımı Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde Kimi zamanlar olur sevgilim İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
İdare Lambası
Şair: Murathan Mungan Bağbozumuydu hiç unutmam Lambanın ışığı vuruyordu yüzüne üzümlere vurur gibi sonra sesin,ışıkla aynı rekteydi nedense bal demek geliyor içimden ikisini birden düşündüğümde 'kendi içiyle ilişkisi kopmuş biri başkalarına gerek duymaz bir daha' demiştin.Susup seni dinlemiştik. O yılın şarabı bambaşkaydı. Duyguları çektik kıyıya hiçbir fırtınaya gücü kalmamış yorgun tekneler tekliyor gün günden çürüyen bir iç denizde kirleniyoruz son büyük dalgayı kaptırmamak için serseri bir vurguna bütün güvencemiz bu liman yatıştırılmış bir denizin çalkantısını idare ediyoruz idare lambası altında O yılın şarabını hiç unutmam! |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
İçimizden Eksildi
Şair: Murathan Mungan Artık heyecanlandırmıyor beni garlar, peronlar, benzin istasyonları, uykulu mola yerleri, yabancılıklar, bilmediğin dağ rüzgarlarıyla ürpererek uyanmak bir gece vakti, dalgın bakışmalar sonra uykusuz sabahlarda indiğin sahil kasabası daha gövdene uyanmadan serin tuz, kıştan kalma dalgalar bir yerlerde beklediğini sandığımız büyük rüyalar galiba artık heyecanlandırmıyor kimseyi nicedir eksildi içimizden o çekip gitme duygusu eski neşesine bir türlü kavuşamayan kalbim saçıp savurdu buraya gelene kadar içindeki şarkıları şimdi gündelik hayatın sade gürültüsü, kuru düzeni kuşatırken sessizliğimi ardına saklandığım kelimeler kadar bir hayat ölmeden önce okunacak, yazılacak birkaç kitap. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Üç Aynalı Kırk Oda
Şair: Murathan Mungan Birgün hayatımı yazacağım.Herkes kağıt üstüne yazılanları benim hayatım sanacak, ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir, biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz. Günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Yaş
Şair: Murathan Mungan Yazmam daha aşk şiiri, Diyenlerin kervanında kışladım Çöle yağaerken donmuş levhalarda kar sureti İmkansızın bereketi Gözümü alırken her yanımda ışıyan gençliğim Kimin yaşındaydım bilmedim. Geceleri heceleyerek söktüm Aldım yedeğimdeki kelimeleri Işığa tuttum içimi loş tutan nesneyi Yunus’un yaşına geldiğimde Dünyayı aşk, imkansızı erkek bildim. Kelimelerle dokundum dünyanın hallerine Dokunulmazlığım kalktı Kendi şiirimde kendi Divan’ımdan Sürüldüm Git gide Fuzuli’nin Yaşına geldiğimde. Halk türkülerinin serçeli kafiyeleri Gibi uçuşu kolay ve çabuk akla gelmez Engelleri aşk için yapılan bütün benzetmelerin Sırasını sektiren olayların gidişi Yılları saymadan Karacaoğlan’ın, Baki’nin yaşına geldim. Görmenin gevşeyen bilgisi Yaş aldıkça tutunduğum diri şaşkınlık Başkasına doğru çözülüyor tenimdeki kelepçe Zaman benim içinde ileri gittikçe Dönüp bakmaların tarihinden Geri saydım kendimi sana geldim Onca aşk içinden geçtim de Kimsenin yaşına değmedim. Kimsenin yaşına değmeden Daha anısı kurumayan Dünlerim bitmediğinde Hayatın rüya dilini bile öğrenemeden Hayatta kaldım Onca felaketten Şimdi buradayım Elver yanına geleyim bunca aradığım, Babam ol, oğlum ol, Kardeşim, yoldaşım, arkadaşım ol, Ben sevgilim gibi seveyim Benim yaşıma geldiğinde. Bildiklerim kadar unuttuklarımla da seni büyüteyim. Biliyorum, yenilenenler geçmişe kadar kaçar birinde Haritamı kaybettim ey Piri Reis! Çinisi soldu maviliğimin Nice Osmanlı şiirnde Odalardan odalara Azala çoğala Yaşadım da Fatih’in kokladığı karanfili Denize bakan bir şiirde düşürdüm. Rüyasında koklanmış karanfilini Fatih’in Alınmış İstanbul’da düşürdüm İçim başka yere sürüldü Tarih alındı benden Günümün acı ışığına kaldım yeniden Bir sikkenin ilk basıldığı günü hatırlıyorum Suç ışımasında ortak belleğin altın Kaynağına indiğim suya düşürdüm Kendi yaşıma geldiğimde İlk şiirimi üzerine kazdım ben Ben kendimi ilk şiirimde düşürdüm Çok alındım kendimden. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Yaz Sonu
Şair: Murathan Mungan yaz inceliyor, güz bizse hiç büyümeyen rus bebekleri bir düşte karşılaşmıştık, bir düşte kaybolduk hadi birimiz uyandırsın artık ötekini birbirinin karanlığına kapatılmış birbirinin içinde tipiye tutulan her kozaya ayrı biçilen uzun kışlardan hadi birimiz uyandırsın artık ötekini ilkgençliğin yazıları bitti. Şimdi bırakılmış çiftlikler yağmurlarla boşalmış leylek yuvaları elimizde sorular, gün yeniden dağıtıyor kalanlar için yazılanları yaz sonu yaz sonu yaz sonu Biliyorum yine haziran yine temmuz yine ağustos |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Yaz Sinemalarından
Şair: Murathan Mungan yaz geçer, ömürde geçmeyen nedir,geçer görünen sessiz parklar kimsesizliğinde ya başka kentlere gitmiş insanlar ya sokağa çıkmıyorlar kimsesiz öğle sonları kimsesiz öğle sonlarında yaz sinemaları içimde o tenhalık dilsizliğimde olumsuz aşkların kanlı diyalogları (beklemiş sozler. bekletilmiş sözler öksüz kalır kaçınılmazdır. ya da yanlış yerlerde , yanlış kişilere kullanılır nasıl saptanır bir ömürde bir dilin kırıldığı yer?) o zamandan bu yana çok şey değişmedi nasıl 'anlaşıldı' sanılırsa bir yazıda bir dilin kırıldığı yer öyle şurup gidiyor sözcükler,beraberlikler öyle şurup gidiyor unutmakla, alışmak arasında butun eylemler yetişkin biriyim artık. oysa yetişmiyor sözlerim duygularıma siz gelirken içimdeki öteki (öne fırlar , el koyar olayların gidisine her zaman olduğu gibi saklanır,gizlenir yara alacak yerler ) yakalanmamak için kimseye bölünüp durdum bir filmden ötekine neye baksam buzlu cam görünmez ediyor ardındakileri neyi yazsam kalıyor buzlu camin ardında bölünüp durdum değişik yüzyıllara dağılmış kimliğime öyle çoğaldı ki duyan , acıyan , gören yanlarım yıllardır birbiriyle konuşup duran iki kişi kaldım geriye yazgımı bağladığım zamanlaması yanlış düello tetiğine yazgımı bağladığım sonunu basından anladığım filmlere bitirilen bir yazı daha ya da kendiliğinden biterken yaz yorgunluğunuz hatırlatır zamanın geldiğini hersek hazırdır,öyle sanırsınız emniyeti acık,namlusu temiz yedeğinizde birseli çok sonra anlamanın bedeli bizi bugüne getiren yollar anılardan ayıklanmıştır artık gidebilirsiniz siz gelirken ansızın içimdeki öteki çeker tetiği oysa yankılanır ateş almayan bir tabancanın sessizliği sessiz parklar kimsesizliğinde bu kez de olmadı. bir dahaki filme |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Yaz Bitti
Şair: Murathan Mungan yazın bittiği her yerde söylenir söylenmeyen şeyler kalır geriye ve sonra hiç bir şey olmamış gibi ağır, usul bir hazırlık başlar uykuya benzer yeni bir mevsime orda burda,ev içlerinde,kır kahvelerinde,deniz kenarlarında incelen yazın akşam esintilerinde zaman usulca sıyrılır aramızdan ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini başka ne gelir elimizden büyük bir uzaklığa gülümseyerek geçiştiririz ıskaladığımız şeyleri yatıştırıcı rüzgarlar dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını saklar bizi gözlerimizdeki hüzne 'dinginlik' adını verir 'seni iyi gördüm' diyenler biz de iyi hissederiz kendimizi elimizden başka ne gelir ki? köşe başları, akşamüstleri,kokular tozar gider zamanın boşluğunda karışır anların kuytu belleğine belki sonraları bir gün hatırlanır aynı kederle yazın bittiği her yerde söylenir söyleyenler inanır bir şeylerin sahiden bittiğine yaz biter eskir geceler,serin,hüzünlü yeni mevsime hazırlık: ömrün teyel yerleri bir yanı telaş,bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri çıkarır sizi dalgın derinliğinizden yaşadığınızı duyarsınız teninizde bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları ahşap panjurları yaz bitti bitmeyen şeyler kaldı geride yaz bitti yaz bitti yüksek sesle söylüyorum bunu kendime her yerde söylendiği gibi yaz bitti yaz bitti hiç bir şey hiç bir şey hiç bir şey yalnızca üşüyorum şimdi |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Yalnızlık..
Şair: Murathan Mungan Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum Ne tuhaf, vaktim olmazdı yalnızlığı bunca bilirken kendimi hiç yalnız sanmazdım çevremde hep birileri vardı, ben hep birilerinin yanındaydım günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık elde olmayan nedenle sudaki halkalar gibi genişleyen küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar birbirimizi çok sevdik hep yıllarla azala azala şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem, yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım, şimdi sığmıyor eskilenlerle çoğalmış fotograflara telefonun başına geçiyorum alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası gün ölüyor meşgul numaralarla şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem, şimdi ne kadar yalnız... yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız. Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum her zaman yalnızdım, bunu biliyorum büyücü ellerimin kara sanatı yazı en çok ben onardım dostlukları, en çok benim elim dikiş tuttu bağışlamasız sanarken kendimi en çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını tığla içeri çektim takılmış kazakların ipini denenmemiş başlangıçları göze aldım, hafifletilmiş hasarları, görmezden gelinen enkazı mutfağı beklemek hep bana kaldı bir şiirden bir romandan bir filmden çıkıp her seferinde aydınlık bir inat gibi yeniden karıştım hayata hiç el değmemiş gibi yeniden konuk geldim odalarınıza, ruhlarınıza buraya eski aşklarım neredesiniz? Hepinizi çok özledim. Şimdi birdenbire bir köşeden çıkıp bana, yalnızca, Merhaba, deseniz, o zamanlar hiç mutlu etmediğiniz kadar mutlu edersiniz, bir zamanlar bütün ağladıklarımı geri verebilirim size sağ olun demenk isterim, sağ olun, sağ olun sanki beni yeniden sevdiniz ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda, yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım o yıkanmış zamanlara... yeni değil keşfine gençlik verilmiş gerçekler her zaman yalnızdım kitaplar kadar yalnız yalnızca yalnızlığımdan gürültücü bir kalabalık yaptım herkes için farklı aldanışlar kurtarılmış hayatlar yok pahasına her zaman yalnızdım yanardağlar kadar yalnız ey kafiye sevenler, şimdi beni gökyüzünde bir yıldız sananlar, yanıldınız! nankörlük etmeyeyim gene de, yalnızlığımı daha az hissettiğim anlarım oldu yalnız evimde hep aynı anda çalar telefonla kapı gene öyle oluyor; hiç yalnız bırakmazlar beni yalnızlık bilgisiyle çatılmış arkadaşlıkların korunaklı gölgesinde yalnızlık için çalar telefonlar kapılar İstersen bana uğra, ya da, Akşama buluşalım, ölmeden yapacak çok iş var SİTE GENEL Yeni Şiirler (RSS) DOST SİTELER Sevgi Sözleri Aşk Sözleri Aşk Şiirleri Sevgi Sitesi Aşk Hikayeleri Seni Seviyorum |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Yalnız Bir Opera
Şair: Murathan Mungan Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim İmrendiğin, öfkelendiğin Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim Yani yaşamışlık sandığın Geçmişim Dile dökülmeyenin tenhalığında Kaçırılan bakışlarda Gündeliğin başıboş ayrıntılarında Zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu. Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim. Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp, Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren, Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin. Ve hala bilmiyordun sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana Bütün kazananlar gibi Terk ettin. Yaz başıydı gittiğinde, ardından, Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim. Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum. Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum. Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine Çerçevesine sığmayan Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu. Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma. Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? 'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda. Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığını Aramızda bir düşman gibi duran zamanı Daha o gün anlamalıydım Benim sana erken Senin bana geç kaldığını. Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri. Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı. Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk. Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık. Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki. Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize. Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana. Şimdi biz neyiz biliyor musun? Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz. Birbirine uzanamayan Boşlukta iki yalnız yıldız gibi Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız Ne kalacak bizden? Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden Bizden diyorum, ikimizden Ne kalacak? Şimdi biz neyiz biliyor musun? Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz. Kış başlıyor sevgilim Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan Oysa yapacak ne çok şey vardı Ve ne kadar az zaman Kış başlıyor sevgilim İyi bak kendine Gözlerindeki usul şefkati Teslim etme kimseye, hiçbir şeye Upuzun bir kış başlıyor sevgilim Ayrılığımızın kışı başlıyor Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime. Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak, Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak.... Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır Çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz Çıplak bir yara gibi sızlar paylastığımız anlar, Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara, Çağrışımlarla ödeşemezsiniz. Dışarda hayat düşmandır size İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz Bir ayrılığın ilk günleridir daha Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup Kulak verdiğiniz saat tiktakları Kaplar tekin olmayan göğümüzü Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz Bakınıp dururken duvarlara Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çicek, Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına, Başımıza gelmiş bir felakete, iskenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya Kendimizi hazırlar gibi. Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken, Ve kazanmış görünürken derinliğimizi Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar Göremeseniz de, bilirsiniz Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar. Bana zamandan söz ediyorlar Gelip size zamandan söz ederler Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onalar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler. Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır. Zaman alır sizden bunların yükünü O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, açılar dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir. O boşluk doldu sanırsınız Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir. Gün gelir bir gün Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide O eski ağrı Ansızın geri teper. Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten bitmissinizdir. Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır. Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan Her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır Ölmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla Günlerin dökümünü yap Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini Kim bilebilir ikimizden başka? Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış Bir ilişkiyi, duyguların birliğini, Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi bir düşün Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla Bunlar da bir işe yaramadıysa Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda. Bu şiire başladığımda nerde, Şimdi nerdeyim? Solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden İkindi yağmurlarını bekleyen Yaz sonu hüzünlerinden Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim Geçti her cağın bitki örtüsünden Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından Bakarken dünyaya Yangınlarla bayındır kentler gibiyim: Çicek adlarını ezberlemekten geldim Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların Unuttuklarını hatırlamaktan Uzun uzak yolları tarif etmekten Haydutluktan ve melankoliden Giderken ya da dönerken atlanan esiklerden Duyarlığın gece mekteplerinden geldim Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim. Bu şiire başladığımda nerde, Şimdi nerdeyim? Yaram vardı, bir de sözcükler Sonra vaat edilmiş topraklar gibi Sayfalar ve günler Işık istiyordu yalnızlığım Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum İlerledikçe...Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden. Karardı dizeler. Aşk...Bitti. Soldu şiir. Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde Ask yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım. Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk Birlikte çıkalan yolların yazgısıdır: Eksiliyorduk Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim Her otelde biraz eksilip, biraz artarak Yani çoğalarak Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında Ağır ve acı tanıklıklardan Geçerek geldim. Terli ve kirliydim. Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de... Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları Ve açık hayatları seviyordu. Buraya gelirken Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri Ödünç almadım hiç kimseden hicbir şeyi Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri... panayır yerleri... Ölü kelebekler... Ölü kelebekler... Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim. Adım onların adının yanına yazılmasın diye Acı çekecek yerlerimi yok etmeden Acıyla baş etmeyi öğrendim. Yoksa bu kadar konuşabilir miydim? İpek yollarında kuzey yıldızı Aşkın kuzey yıldızı Sanırsın durduğun yerde Ya da yol üstündedir Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı. Aşkın bir yolu vardır Her yaşta başka türlü geçilen Aşkın bir yolu vardır Her yaşta biraz gecikilen Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler Gözlerim Aşkın kuzey yıldızıdır bu Yazları daha iyi görülen Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler İlerlerim Zamanla anlarsın bu bir yanılsama Ölü şairlerin imgelerinden kalma Sen de değilsin. O da değil Kuzey yıldızı daha uzakta Yeniden yollara düşerler Düşerim Bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler Yaşamsa yerli yerinde Yerli yerinde her şey Şimdi her şey doludizgin ve çoğul Şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi Şimdi her şey yeniden Yüreğim, o eski aşk kalesi Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden Dönüp ardıma bakıyorum Yoksun sen Ey Sanat! Her şeyi hayata dönüştüren. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Yağmur Taneleri
Şair: Murathan Mungan Damla düştü toprağa cemre misali En büyüleyici pırıltısıyla dün akşam, Mis gibi kokusuyla büyüleyen etrafı Eksikliğini hissettiğimiz ama söyleyemediğimiz, Tek tek ama beraberce kardeşcesine Göl gibi derler ya işte öyle durgun ve sessiz Üzüntülülerini paylaşırlar sevinçleri paylaştıkları gibi , Lisanlarıyla sevgiden bahsederler hep Esintisinde bir samyelinin bir ömür boyu, Rahatlatıyor tüm sevgiye muhtaçları şu yağmur taneleri. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Yadigar
Şair: Murathan Mungan Ne zaman onu düşünsem sektirmeyen muşta, içe dönük gönül burcunda doğanlardandı çıktığında yola, vakitlerden kırlangıç yıldızların adsız kervanları için tutulan defterlerde adına rastlandı çok sonra ipek örtülere bürünmüştü mağrur ve vahşi ne yapsa sığmaz artakalırdı çocuktum, yollarına çıkardım başımı okşar geçerdi, esmerdi elleri belki ona sebep ben en çok esmer sözcükleri sevdim oysa onları okşayacak zamanı olmadı acıkmış gözleri yıldızlara bakıyormuş bir dere kenarında bulduklarında onu vuran mermi benim de bir yerim kaldı |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Vazoda Tozlu Güller
Şair: Murathan Mungan yanılmayan iki el kapandı birbirinin üzerine gözleri sisli kır, ad kavmi kırık mühürler yılların derin kalıntısından bağışlamasız bir duruş seçti kendine sanki artık hiç bir şey kımıldatamaz içinde küllenen o beyaz pişmanlığı her şeyi sessizliğiyle bütünleyerek geçiyor kullanmadığı günlerin içinden başka ellerin kurduğu bütün saatleri bırakmış tozlu ayrıntıların zulmüne akşamsefaları gibi dalgındı geçen yaz sonu onu görmeye gittiğimde benden öteye bakıyordu benden çoktan geçmiş bakışları bir tek yağmurun sesiyle tanıdık bir şeyler geçiyordu yüzünden bir ölünün anısı kadar belirsiz bir aydınlık nasıl birikmiş içinde bunca süzülmüş acı, nasıl ulaşmış içindeki tedirgin erince kopkoyu bir kötülüğe dönüşmüş onca hayal kırıklığı kayıp kıtalar gibi baktık birbirimize. Tamamen silinmiş aklımdan eski fotoğraflarda buluştuğumuz yer Oraya nereden gidilir şimdi? Oysa karşımda oturuyor O opal lambanın gölgesinde iyi eğitilmiş kötülüğün bütün incelikleriyle Bir de vazoda tozlu güller... |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Vazoda Tozlu Güller
Şair: Murathan Mungan yanılmayan iki el kapandı birbirinin üzerine gözleri sisli kır, ad kavmi kırık mühürler yılların derin kalıntısından bağışlamasız bir duruş seçti kendine sanki artık hiç bir şey kımıldatamaz içinde küllenen o beyaz pişmanlığı her şeyi sessizliğiyle bütünleyerek geçiyor kullanmadığı günlerin içinden başka ellerin kurduğu bütün saatleri bırakmış tozlu ayrıntıların zulmüne akşamsefaları gibi dalgındı geçen yaz sonu onu görmeye gittiğimde benden öteye bakıyordu benden çoktan geçmiş bakışları bir tek yağmurun sesiyle tanıdık bir şeyler geçiyordu yüzünden bir ölünün anısı kadar belirsiz bir aydınlık nasıl birikmiş içinde bunca süzülmüş acı, nasıl ulaşmış içindeki tedirgin erince kopkoyu bir kötülüğe dönüşmüş onca hayal kırıklığı kayıp kıtalar gibi baktık birbirimize. Tamamen silinmiş aklımdan eski fotoğraflarda buluştuğumuz yer Oraya nereden gidilir şimdi? Oysa karşımda oturuyor O opal lambanın gölgesinde iyi eğitilmiş kötülüğün bütün incelikleriyle Bir de vazoda tozlu güller... |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Unutulmuş Bıçaklar
Şair: Murathan Mungan Hem kendine kıydın Hem de bana Ardına bile bakmadan gidiyorsun şimdi Hey delikanlı Hey delikanlı Sırtımda unuttun bıçağını Ne kadar gitsen de uzağa Kanımın izi kalacak avuçlarında Hey delikanlı Hey delikanlı Geri döneceksin Bir dolunay vakti Geri döneceksin Gömmek için Beni öldürdüğün yere Kendini usulca Aşka, şiire, ölüme bırakmış Ve çoktan toprağa karışmış Bedenimin sırtında Bulacaksın ay ışığında bıçağını Kanını silip alacaksın koynuna Saplamak için başkalarına Hey delikanlı Hey delikanlı Unuttuğun bu kadar mı? |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Unutmadık
Şair: Murathan Mungan Yaralı bayramlar geçti Mevsimler, butun anlamlarıyla Yüreğin koyu yerinde birikenler Kendi takvimleriyle gelip geçtiler Gelip geçti şehirler ve ölüler Unutmadık Topraktan çoban yıldızına değin Her yer Her şey Mümkündü Nazım kadar coşkulu Argon kadar asık Lorca kadar yaralıydık Unutmadık Orada bir coğrafya yağmalanıyor Orada gazetelerin ofset baskısı Orada yeniden yazıyorlar 835 satir Ve umudunu kaybetmeyen şehirler Gökyüzünun karanlık kefeniyle örttük Yıldızların delik deşik ettiği ölüleriz Adsız ölüleriz Adları bir coğrafya ile yan yana yazılan Gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiçbirinizi Savaşlar ve pazarlar cağıydı Ayni silahlardı kullandığımız Ayni carsılar ayni kandı Sevgiye ve kursuna açılmayan yüreklerden geçtik Pusu yataklarından, dağılmış bahçelerden Viran tarihten Uykuları çevik, namlularını oğulları gibi seven Çocuklar gibi kusup Kırda gelincikler gibi gülümseyen Müsademe çocuklarını gördük Geçip gidiyorlardı Tarihin en uzun gecesinden Pazarlarda ayni kan Ayni paranın değiş tokçusunda Karanlık carsılar Ayni kanlı tarih her defasında Bir biz kaldık bu kadar içindeyken hayatin Ölüme yakın duran Bir de on binlerin korosunda haykıran İntifada intifada İki güzelliğimiz vardı bizim Ufkumuzdan inen Ve bir daha geri dönmeyen iki güzelliğimiz Birini kursunlar, ötekini ofset baskılı resimler aldı Otuz uç kursun sikildi her birimize Kutuplar kadar uzak, baba ocağı kadar yakın Doğunun gündüz ve gecelerinde Otuz üç yıldız Hala ışığını gönderiyor bize Birkaç çakmaktaşı cebimde gezdirdiğim Birkaç karanfil Yol için ipek, uyku için maya Kalbiniz için Kara bir yemin gibi çırılçıplak Kelimeler getirdim Kaybolmuş yüzyılların vatanında Olumun erken takibe aldığı çocuklar Dağlarda değilim sizinle birlik Yalnızca mataranıza su vermeye geldim Nazım kadar coşkulu Argon kadar asık Lorca kadar yaralı Serap ile hakikat arası Cağın asamadığı uçurumlarda Gider gelirim gider gelirim Efsanelerin çeşitlendiği yol ağızlarındaki büyük kamaşma Anda gizlenen zaman Ateşin alesta dili Bitkiler, otlar, kökler Dağlanmış dil, narin rengi On binlerin dönüştüğü uğuldarken Doğunun yeni defteri Topraktan çoban yıldızına değin Her yer her şey karanlık bir pusuda Yazının, tekerleğin, tarihin İlk çocuklarından Ey büyük Mezopotamya İki bin yıllık gece Don geri bak Kardeşlerim oluyor kalbimin doğusunda |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Tılsım ve Kum
Şair: Murathan Mungan İçimdeki hayvanın suya indiği saatler tılsım ve kum gümüş kadar çıplak altın kadar bulanık sükut ve konuşmak ve olmamış şeyleri hatırlamak Hatıra diye içimdeki hayvanın suya indiği saatler dışındaki derin uyku dile kaçtım cinnetinden, cehenneminden dile geçtim dile gelmezken uykudayken söylediklerim kum söndü tılsımla dindim |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Terastaki Havlu
Şair: Murathan Mungan Aynı terasa açılıyordu yan yanaydı kapılarımız kaldığımız pansiyonda.Akşam üzerleri kaşılaşıyorduk, ortak duş, ortak mutfak, çekingen bir selamlaşma.Aynı terasta yan yana kuruyordu çamaşırlarımız, bu ürpertiyordu beni; acemi, tutuk bir kaç sözlük eşliğinde beyaz şarap içerek aynı terasta seyrediyorduk günbatımını, bu da ürpertiyordu beni.Işığın azalan şiddetinde yan yanaydı terasa vuran gölgelerimiz ve karışıyordu birbirine. Elimizde olmadan gülümsemiştik bakışlarımız çarpıştığında, sahildeydik ve aynı kitabı okuyorduk ilk karşılaşmamızda. Sezon açılmamıştı, seyrekti sahiller, daha erken yaz gülümsüyordu. Pansiyon önündeki sandalların kıpırtısı, çiçeklerin çekingen dirimi, günbatımıyla gölgelenmiş alanların rengi kalmış aklımda.İkimizde yalnızdık ve birbirimize ilişmemeye çalışıyorduk adını kimselerin bilmediği o uzak sahil kasabasında. Oysa güneşin batışını izlemek gibi kendiliğinden bir birlikteliğe dönüştü paylaştığımız şeyler. Birbirinden kamaşmaya başlamıştı tenlerimiz dokunmasan da yanındaki gövdeyi duymanın şiddetine dönüşmüştü aramızdaki çekim. Tenin çağrısı hazırdı kendine kurulan bütün tuzaklara. O akşam terastaydık gene.Gün çoktan batmıştı. Çamaşırlar asılıydı uzaktan şarkılar geliyordu ve kekik kokuları.Nedense her zamankinden başka bakıyordun bana. Sonra uzulca dedin ki: 'İlk kez bir erkeğin tenine dokunma isteği duyuyorum içimde.' Benim için yaz başlamıştı. 'Dokun öyleyse,' dedim. Sustun.Uzun uzun baktık birbirimize.Kendine nasıl karşı koyduğun okunuyordu yüzünün derinliklerinde.Sonra hiçbirşey söylemeden usulca kalktın, odana gittin, yavaşça örttün kapını.Saatlerce orada, gecede ve o terasta kaldım. Sabah uyandığımda odanın kapısı açıktı, eşyalarını toplayıp gitmiştin baktım.Yalnızca terasta unuttuğun havlu çırpınıyordu rüzgârda. Bir daha hiç rastlamadım sana, hirbir yerde hiçbir yazda.Düşünüyorum aradan tam on üç yıl geçmiş.On üç yıl önce içinde uyanan isteğin anısı saklı duruyor mu sende? Birden adını hatırlamadığımı farkettim bu şiiri yazarken, ama terasta çırpınan havlunun rengi hâlâ gözlerimin önünde. On üç yıl sonra şimdi sevgilimden ayrıldığım bu derin, bu kavurucu günlerde neden ansızın aklıma düştüğünü sordum kendi kendime.Sonra anladım: Bir aşk birçok aşktan yapılıyor ve ayrılınmıyor hiçbir seferinde. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Tenimiz Taşbaskısı
Şair: Murathan Mungan parmak uçlarımızda gezindiğimiz tenimizin kaçıncı yazmasına bir erkekle başladık kıyılar eğirdik gözlerimizden yağmurlu ezik bir boğayla uyandırılmış sabahları gençliğimizin belleğimizde dağılan trenlere dalardık koynumuzda akşam saklamaları ve zaman çizgileriyle yitik kaçıncı volkanıdır bu munis şehvetimizin ki güz yontan bir rüzgardan artakalmış tutanakları |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Tanınmış Zaman
Şair: Murathan Mungan zaman seni şimdi tanıdım her şeyi kaybettikten sonra zaman seni kullanamadım kendime tanıyamadım seni zaman suçumu biliyorum senin işini yapmaya kalktım zaman ayrıldım ayrıldım ayrılamadım zaman ne yaptım ben ben ne yaptım |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Sözler Yaprak
Şair: Murathan Mungan bazı sözler karanlıkta söylenir, diyorum uykularımın birinde bazı sözler hiçbir zaman, diyorum kendi sesime uyanırken bazı sözler karanlıkta söylenir bazı sözler hiçbir zaman diyorum armaların birinde öyledir, iki yanı ağaçlı yollar, arasından geçip gitmektir şiir ağaçla, yolla, ne tarafa ve hangi zaman imgenin şiddetiyle çoğalır anlam parçalana parçalana geçtiğimiz yollardan onca yaprak düşer birkaç şiir kalır yalnızca o derin ağaçlardan kendi sesimize uyandığımız rüyalarda |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Subra Gömlekleri
Şair: Murathan Mungan Subra gömlekleri içindeyim Zaman tanrı hem erkek hem kadın Amca oğlu beni bul Mahpus değilim Bir mahpusun saydığı günlerdeyim Dağlanmış dövmelerim okunmaz etmiş izlerimi Yittim ben, bilmiyorum nemdeyim İkindiyle aksam arasında Ne kadar taşıyabilir tebdilim beni Ben ki reddettim Mahpus, casus ve katilken Yıkanmamışların takdirini İçimi olduruyorum. kazıyorum içimi Çoğalmasın diye ötekilerim Çoğalmasın diye parçalandığı yerde Kaldı bedenim Gövdemi çoktan astı gitti gövdemin tarihi Geçilmez yerinde karanlığın Başkasını denedim Bazen isliğim çalınıyor kulaklarıma, bazen gelirken Düşündüğüm kelimeler Maden ocakları hatırlıyorum, demirci körükleri, kaçarken Değiştirdiğim şayisiz kan, bir her konaklama yerinde Ödediğim defterler İçime attığım taşlar tıkadı sarnıcımı Tuzun ve kirecin şerbeti dindi Kuzey defterleri güney rüzgarları arasında Mühürlü mektuplar taşıdım Bozgun zamanlarının çarşılarında dağıldı Başka bir kader için sakladığım kıymetler Ey benim ateşler kitabındaki babam Nemde sazımın mızrabı Nemde kahribarim Amcamoğlu beni bul Gidemem, bu yıl güney Zaman tanrı Zurvanic Beni de ezberine aldı Resimde ellerin örtülü olması Kaderin Esrarengiz karakterini simgeler Denedim kabartmaların hacminden öteye acılan butun imkanlarını Ne yapsam gölgede kalıyordu Hem Hürmüz hem Ahriman Kendime dönecek butun zamanı kılcala daraltmıştı Taşıl katmanlar Simdiyse boşluğundayım Bir büyük kabartmanın Örtülü ellerin arkasında Gömleğimi ilikleyen kopça Gövdemi yazılan esrar Karışır yazının gövdesine Başkaları okudukça Amcamoglu buradayım Otların gürültüsüne, tasların tarihine bak Mezopotamyadayım. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Sprey Boya
Şair: Murathan Mungan Bir otomobil markası '68 Deja Vu hızında Dünyanın dalgaları geç ulaşıyor bu koyu kıyılara Unutmanın borçları ödeniyor Ölü gözlerimiz için yeni düşler Tanzim satış mağazalarında Seçimlerimizin teyel yerleri gözüküyor Ardından boy aynaları için sprey sırlar Aldığımız virajlarda hızla eksiliyor Bildiklerimiz ve hayallerimiz İz bırakmaz sisler gibi Yüzlerimiz artık nikel kaplama Gümüş ekranda Reklam metinlerinde Artan dizeler, laboratuvar tahlilleri ilişikte Edebiyata ayrılan zaman Edebiyatın kendisinin artık ölü bir dil olduğu zamanda Sözcükler borsası değer kaybı şiir Adorno'nun 'Minima Moralia' adlı uzunçalarından bir şarkı 'yanlış bir hayat doğru yaşanmaz' sonunda iki seçim kalır ve başka hiçbir şey intihar ve kötülükten başka |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Son El
Şair: Murathan Mungan Henüz açılmamış kartların birinde gizleniyor varisi olduğumuz tehlike zırhlarımız kamaşıyor gövdelerimizden mıknatıslar deneniyor kaygan zeminlerde birkaç teorem terkisinde alınan yol büyük tonozlar altında ilk buluşma benim cevabım silah, seninse sorun yok daha geceler gölge oyunu geceler bir kürek gibi yumuşak gel deriler giydireyim geçene kırbaç akar adımların kuzgun kanadı kaldırımlarda ilerlersin sınanmamış Öteki'ne pusulamda alıkoyduğum sihir kumaş parçaları, bir tutam saç ve ağ ilerliyoruz o trapez dengeye senin ayıklanmamış duyguların avucunda benimse kalbim rehin bir cellat mezadında gong vurunca taşıl zaman: elde kalan bir tutam saç uçuşan kumaş parçaları delinen ağ ölendir öldüren yalnız kalır trapezde |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Soğuk Damga
Şair: Murathan Mungan aile atının soyundan indim karaağaçlar altında biliyorum beni bekleyen hiçbir şey yok rüzgarın derin mezarlığında ürperen soluk bakışlı bir ay,sessizliğimi oluşturan o derin,o siyah boşluktan başka ne çılgınlık için gürültülü gösterilere adandım ne davranışlarımın imlasında uyuşmuş kalmış itirafları coşturmayı düşünüyorum hüznümün arkadaşlığına kaldım karaağaçlar altında |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Sizden Saklı
Şair: Murathan Mungan gelmediniz, ben hep sizi bekledim eksilen yanlarımla sizden saklı eskidim her şeyden önce aşk verilmiş bir sözdü benim için gün, ay, saat, hafta; takvimişi zaman yani Aldıkça dönemeçleri değişmedi hiçbir şey yalnızca ufuklar yeniledim Kaç aşktan oluşmuş bir şeydi aşk her sevgiliyle biraz daha biraz daha sizden saklı eskidim |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Siyah Ferman
Şair: Murathan Mungan ferman siyahı ya da siyah kan nereden okuduğuna bağlı aşk körü gözlerin kendini inandırdığı falı bir hikayeyi sonuna kadar yaşamak uğruna daha başlangıçta göz yumulan birkaç karanlık işaret aktıkça siyaha boyar bütün ferman fermanın okunmaz siyah olanı denir görmezden gelinen karanlığın kanıdır oysa ilerledikçe fermanı siyah yapan okunmaz yazı değil bu kaderin daha başından okunabilirliğidir en kısa fermandır siyah olan aşk ile ölüm arasında en kısa yolu seçmiştir ölüme gitmek için aşk her ne kadar sonlarda okunsa da fermanların ilkidir |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Sis Çanları
Şair: Murathan Mungan ağır yol, uzak yapılar yaklaşmak için yaklaşık tanımlar onlarla çıktık yola yollarda kaldık sis bastı her yanı tutukluk çeken silahlar gibi sözcükler, fısıltılar, mırıldanışlar eksilerek vardık bir yapıya O mu, değil mi? Kim bilebilir şimdi kılavuzlar şehit şehitler hain gözlerimiz karanlık bir pusuda çoğumuz büyümüş, kimimiz ölmüş kendimiz bile tanıdık değiliz artık gözümüzden silinen düşün sabahında önümüzde açılan yeni bir uzay Şimdiki Zamana ait bomboş ve ölü anlar ne başka yer ne başka zaman bizler için hala biryerlerde çalınan sis çanları var belki bir gün buluşur diye aynı ormanda kaybolan çocuklar |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Sevgilim...
Şair: Murathan Mungan Sevgilim, yetimim benim, aylar nasıl geçiyor zaman hiç geçmezken kapılar kapalı, dünya buzlu cam uyuşmuş gözlerimin önünde hayat akıp gidiyor hiç kımıldamadan ikimizin yerine dinliyorum sevdiğin şarkıları siyah tişörtünü giyiyorum yatarken gömleklerini, kazaklarını, kokunu senin rüyalarını görüyorum ölür gibi uyurken gün boyu elimde kahve fincanı kapıyı açmıyorum telefonlara çıkmıyorum başını bekliyorum geleceği olmayan hatıraların Sevgilim, yetimim benim, nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata öldüğünden haberi yok fotoğraflarının |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Sevgi..
Şair: Murathan Mungan Senin adın bir çiçek Papatya gibisin Aşkımın simgesisin Benim güzel kadınım |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Sarı Ferman
Şair: Murathan Mungan ihanet bildirir sarı ferman aldatanla aldatılan daha ferman üzerinde el değiştirir yoluna katlanmadan önü kesilir kalbin aklın sezginin her menzilde çözülen gerçek biraz daha kaybedilirken sararır gülümsemekten ferman okunmayacak kadar anlamını yitirir yazılanlar sonunda güneşe tutulmaktan dokusu çözülmüş lime lime bir gerçeklik kalır herkese hiçbir işe yaramasın diye çünkü ihanet anlaşılabilir bir şey değildir bu yüzden menziline ulaşamaz içinin yollarında zaman aldatmasına uğrar insan sebepler bahaneler yalanlarla sararıp uçmuş ferman hiçliğin kayıtsızlığında şimdi ne okuyan ne yazan ne anlatan |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Sandık Odası
Şair: Murathan Mungan gün ışığıyla yıkanmış küskün bir yıldız gibi akıp geçtin sessizliğimizin üstünden oyalanacak bir şey bile bırakmadın tozlanmış,dalgın bakışlarımıza ne zaman,nerede bir şey yitirsek burada bulacağımızı sanırdık bu sandık odasında mümkünmüş gibi balkonda unuttuğumuz nice yazlardan sonra... |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Samuray
Şair: Murathan Mungan Çünkü sen bir samuraysın Çünkü o bir samuray Bir bulmaca gibi çıktın ortaya Parçalarını yanlış yerleştirmişler Ve sen bunun nedenini asla bilmedin Çünkü bir samuraysın çılgın savaşçı değiştirmiyor seni takvimler bir kılıca benziyor öne sürdüğün gövden kaynağı belirsiz bir ışık aydınlatıyor suyun verildiği yeri ve bilmiyorsun kapıların ardında ne var anlamak istemiyorsun seni bekleyeni Çünkü sen bir samuraysın Çünkü o bir samuray |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:31. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.