![]() |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Salgın
Şair: Murathan Mungan yalnızca aşk değil bu, yalnızca ayrılık değil, salgın bize geçmişten geçen kandan, tarihten, doğamızın bize kurduğu tuzktan kaderimizden ve yıldızlardan geçen salgın yalnızca bir humma değill bu, ellerindeyiz bilmediğimiz bir tutsaklığın damarlarımdaki kana hükmediyor şefkat, şehvet, şiddetle kendini bende sınayan salgın ölümün kenarına düşen satırlarla batan ayın kenarına düşen satırlarla bu sayrıl hüküm, bu kara humma, bu kanama kendini sürdürüyor bende sormayın bana ben bilmiyorum ben hiçbir şey bilmiyorum, içindeyim salgın gibi derin sayrılığı başka çağlara ait bu aşkın kilitlendiğim var oluşundan çıkamıyorum ben de isterdim serin, uzak, kuzeyli bir olmayı, hesaplarını tutmayı sözlerin, duyguların, davranışların gelecek sağlamak için yapılan ince ayarların ama ben saf korkudan yapılmış tehlikeli mısraları, hikayesi uzun olan kılıçları, çölde geçen şarkıları ve onu seviyorum onu seviyorum onu seviyorum onu seviyorum |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Saklı Bıçak
Şair: Murathan Mungan sol el saklı bıçak kanadım gittim kendimden kendimi bir başkasının ölüsü sanarak bütün karşılıkları birden çalışan simgeler gibi aynı güne düşmez kaybettiklerimizin mevsimi bazı aşklar yalnızca ayrılıkları için bile değer yaşlanınca hatırlamak yaşlanınca hatırlamak biledikçe biliyorsun bir zamanlar sol elde tuttuğun bıçağın ertelenmiş hayaleti kapanmamış göğsünde yıllar sonra yeniden kanayacak bunun için aşk bunun için şiir tutan sol elim ayrılırken içimi kazıdığım saklı bıçak eylül bitiyor sevgilim uzun eylülü ömrümüzün bir kitap gibi bitiyor seni kanıyor sol elim seni şimdi başkalarının gözlerine emanet ediyorum |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Sadaklar
Şair: Murathan Mungan Onlar ki bir zayıf vaktini beklerler, Öğren Dört mevsimden geçmemiş arkadaşlıklar Kırılmış fanus, kararmış tılsım yürekleri sadakları kadar zengin değilmiş Birlikte gittiğimiz yollar Başka haritalarda kaybolurken Öğretirler aynı değil kalpte biriken zaman sırtlarda ne çok ok birikmiş kılıçsız kalkansız arkadaşlıklarda savunmasızlığı tek savunma olan doksan dokuz yaradan bir ad bile vermezken kör inanç, kayıp gece, boşalmış mushaf uzanır elleri sadaklarına başkasının gizine nisan yaşayan inceok inceok önceok ne toprağın teninde ürperen hayat bunca aşk bunca anı bunca kalp gün gelir yalnızca bir ince ok. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Retime
Şair: Murathan Mungan Bir yola çıkarken neleri almadık yanımıza Bir yangından neleri ilk kurtarmadık Nerede çürüttük Bir zamanlar her şeye kanan kalplerimizi Yerini bulmamıs incelikler, bozguna uğramıs düşler, Atlanmış serüvenlerle hangi hayatların yanından geçtik nerede yitirdik erken itiraflar ergen isyanlarla bir korsan gibi yasadığımız gençliğimizi Büyüdük, büyüdük sandık Kaybetti bazı şeyler artık önemini |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Maskeli Balo
Şair: Murathan Mungan Yaredir sinede eski sevgili Eski sevgili eski günler Hayata baksana takmıyor kimseyi Hiçbir şey diriltmez artık geçmişi Yaredir yine de Yaktın gemilerimi Dönüş yok artık geri Tak etti canıma bu maskeli balo Bu maskeli balo Ve onun sahte yüzleri Yaredir sinede eski sevgili Ne yapsan kolay unutulmaz Ağlama geçmişe yaşadık bitti Anılar bizi yalnız bırakmaz Yalnızız yine de |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Puhu
Şair: Murathan Mungan puhu yürekte gidenin ayak sesi ağır dönen kilit görünmez hayvanını yatıştıran mimozalı gölgeler sularda dünyanın batışı cama vuran,camına vuran kapısı çekilmiş evler loş pencere,kör kapı,puhu sokakta oynayan için bekliyor camdaki gölgen kalendeki mürekkep uzayınca sokak silinir onun için gölgen ya da sen silinirsin aynı puhu ama şimdi her şey daha uzak |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Peynir Teknesi
Şair: Murathan Mungan nasır bağlamış elleri yüreğinin kapısını yıllarca kapalı tuta tuta yağmur öncesi bir buluta gizlenmiş unutmuş olsa gerek zorludur, öç alır pişmanlığın elleri getirir kor insanı bilmediği bir hududa |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Perdah
Şair: Murathan Mungan bir sen kendini eskisi gibi hatırlıyorsun başak kapıları açmıyor söylediklerin kendinden eksilttiklerini hayat koymuyor geri dünle konuşuyorsun tüylenmiş öfken, için acımış sıkıntı çoğaltmıyor kimseyi izlerini siliyorsun kendini yinelerken hatırlamaktan göremiyorsun şimdiyi aldığın yaş katettiğin yola denk değil dünyaya bunca acımasız gözlerin kendine kapalı bir tek, olgunlaşmadan çürüdüğünü bilmiyorsun bunca tükenmişken yıldızların gecen çekiliyorsun içindeki koyu is, yağlı bölge kırık hayal parçaları yenilmez gevşeyeni yüzünün perdahında denediğin usturalar geri getirmez seni bütün bunlar herkes kötü, dünya fena sonumuz geldi diye değil öğrenmen gerekenleri zamanında öğrenmediğin içindir bir erkeklik mesleğidir perdah zaman çekilen suları bilir zamanı geldiğinde kalmak için çekilmek gerekir |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Pazubent
Şair: Murathan Mungan beden dediğin aşka vesile insan ruhlara aşık olur sevdikçe başkasını kendini bulur ne hasreti öldürür, ne vuslatı ondurur suretten surete süründürür aşk seni hayat dediğin bir gün anlamak geçtiğin yollarin kıymetini bazı kalplerin kaderidir aşk ne dua beddua ne tövbe yemin nafile pâzu boşalmış kıymet nice yazsan korunduğun gövdeye tabiatta olmayan kelime nasıl karşı koyabilir tabiat güçlerine bin kere inkar ettim bin kapıda yenildim aşk bin kere bin kere ayrılık dediğin sema adımları kültürel miras genetik şifre tenimde açılan vahdet yaraları tutulduğum suretlerden geçtim gittim kaderin önünde koşarken yeni suretlere bin kere hakikatım marifetim yadigarım kalbini bende sınamışlar için adadığım divanım ömrümü hayat yapan bütün erkeklere bir kere olsun unutmak için beyhude bin kelime! |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Patlayıcı Madde
Şair: Murathan Mungan Yüzey kusuru tarıyor İlerleyici yaşlanma Likit dinamit Çözülüyor Kalbin taş kuyusunda Susuyorum susuyorum susuyorum Belki de korkuyorum Bir konuşsam ortaya çıkacak olan İçimin simyasından Kanındaki tutku yapan element Nefretin incelikli kılınan pelikülü Dinamit saklı likit gözlerinde Buluştuğumuz yüzey Sakin ekran Gülümsüyoruz steril Sıfıraltı işlemine kadar inmiyor davranışlarımız Kapılar açılıp kapanıyor Başka koridorlara ayrılıyoruz Gülümsüyoruz steril Oysa dehşet yatıyor derinliklerimizde Susuyorum susuyorum sonra şiir yazıyoruz |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Pasevenin Günlükleri
Şair: Murathan Mungan I. bir ölüm yalınlığı durulturken piomente imgelerini her suskunluk bir iç kanamasıdır ilişkilerde her duygu bir sürgüne dönüşür bir kadın kimliğinde aşk yeniden çoğaltır yenilgilerini pavese, yani o bilenmiş uçurum duygusu bulur son hüviyetini sıkılgan katilinde. II. aşkın ve cinayetin, buzul kimsesizliğinin sessizliklerle yaşanan zıpkın gerginliği ve kalemin öteki yüzü, tutkunun siyah şiirleri bir hiçliğin düşmanca felsefesinde ya da Pavese'den sonra yaşanan Pavese günlüklerinde. ... ölüm kendini ararken ve görüntülerken kendini her gün bir şiirin apansız tetiğinde. III. çoğul bir siyahtır artık kalemin değdiği her kör nokta her çizgi daha çizilirken kendine uçurumlar kazan bir intihardır şiir adında. IV. bir ölüm denemecisi yazar, unutulmuş kentleri, batık denizleri, sevgilileri delilik gözleri gibi sözcüklerden yontulmuş bir sessizlik ve sonsuz bir yalnızlık gibidir yazmak eylemi. V. bir anı (zehir tadında), bir görüntü (kimsenin görmediği gizlenmiş, duyarlığa), bir sözcüğün yer değiştirmesi (belli belirsiz paslanarak), ve sonra apansız bir akşam gezintisi yeni bir düşünce verebilir insana birkaç zamanlık yaşama inadı biraz tebessüm -kırık dökük de olsa- 'yeni bir hayat' kurmacalarına dokunma isteğinin yonttuğu tutunma çabalarına ... sonra çözülür zıpkın kendini bırakır gölgesini düşüren takıntılarına. VI. sözcükler, ah sözcükler kimsesizliğim benim nefret, bütün duyarlıklar adına tek mülkiyetim ... nerden gelsem ben nereye gitsem pavese ... içimde hep bir konuk duyarlığı ben hep bir konuk gezdiririm yakamda bir çiçek kabarıklığı ... nereden gelsem ben nereye gitsem paseve ... kimsenin ağırlamadığı. VII. yinelenmekten eprimiş nesneler Piomente'de yine şiddet ikindileri tedirgin sayfaların dizgini şiir huzursuz bir tay gibi silkeler dizeleri silkeler gururun ve şehvetin yurtsaydığı izlenimci Piomente harabeleri sevdaydı, şiirdi, öfkeydi, aşktı bunların hepsi usul usul intihar evrimleri. VIII. günden güne eksiliyor tekil kalabalığım artık sabahı da kaplıyor acı. tiksiniyorum bütün bunlardan Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım. |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Parantezle Anımsama
Şair: Murathan Mungan ısrarlı bakışların taşıdığı o acıtıcılık seğirir durur kasıklarımda ilk sevişme acemiliklerini arayan tat anılarına tutkundur aslında |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Pamuk İpliği
Şair: Murathan Mungan kendimize döşediğimiz taşlar görünmeyenin piramidi başka uygarlıkların saatleriydi kullandığımız zehirli yıldızlarını tanıdık gökyüzünün kendimizi bile büyüledik piramidimizin giziyle petrol kuyusu bütün gün rasaşane bütün gece koynumuzdaki tılsımı düşürmedik güne teslim etmedik kelimeleri dar boğazlarda,kör geçitlerde,karanlık dönemeçlerde bozuk para kadar kullandık çarşılarınızı baktığımız pencereleri kimselere kiralamadık uğramadık bir harf için bile mürekkebinize yalvaç olmadan,ermiş olmadan gelip geçtik karanlık oyların kamusundan güvendik sessizliğin derinliğine içimiz bölünse de başkalarına parçalanmadı kendimize çizdiğimiz yekpare harita ömrümüzün yolları kırk yıl,kırk yaş,kırk ikindi biz her zaman birkaç kişi hayatımız piramit,ömrümüz pamuk ipliği bilinse de olur artık bilinmese de... |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Otuz Yaş
Şair: Murathan Mungan daha vakit var diye yazmadığımız şiirlerdi kaldılar yüzümüzden gelip geçti ilk gençliğin fener alayları yeniyetme arkadaş çetesi dağıldı artık büyümenin konaklama yerlerinde nice ihanete uğradık ayrıldı yollar ömrümüzü koyduğumuz şeylerdi ki dört yöne dağıldılar daha vakit var diye dönüp de bir gün kaldığımız yerden,hepsini birden yaşarız sandık oysa emanetmiş bizim sandıklarımız içlerinde kilitli kalmış onca şeyle günü geldi aldılar nasıl kullanılacağı bilinmeyen anlardı sonuna dek yaşamaktan korkup da kaçtığımız yerini ve anlamını bulmayı beklerken çürüdü gitti içimizde saklı duygularımız şimdi yabancı bakışlara bir şey söylemeyen karalama defterleri,bulanık anılar rüzgara,ateşe,suya yazılmış gençliğin solgun güncesi biz ne zaman büyüdük onlar ne zaman yetim kaldılar tutulan güneşlerin altında yollar geçildi dönüş yok artık o duyarlığa yaşarken ve yazarken yarım kalmış şiirler yarım kaldılar |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Opak
Şair: Murathan Mungan Uzundur kaçıyor opak Işıktan açığa çıkardığı Yaklaşıyor gövde Yolları geceliyor geçerken Bir zamanlar çölleri ormanları denizleri de öyle Kalabalığın vahşi örtüsünde Fizik yasalarıyla çıktığı sürek avı Çekirdeği saklamanın ham yalnızlığı Geri emiyor gölgeyi Verilmez olan Başka gözleri erteleyen Yalnızca opak doku Gündeliği yerine getiren ölümlü nesne Onu bizden geleceğe kaçırıyor Kendinin başka'larıyla yer değiştirerek görünüyor İlerliyor, her yere vesikalık gövdeler bırakarak Şimdiki zamanda çoktan geçtiği köprü Bir gün bütün izleri havaya uçuracak Başka kalplerde daha tanıdık olacak bir gün Ondan süzülen ışığa aldanıp Daha dün aramızdaydı, diyenler bambaşka birini hatırlayacak |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Onlar Ceset Kuşlarıydı
Şair: Murathan Mungan aşk dediklerinde çocuktum. gözlerimin kesilen ellerden yapıldığını öğrendiğimde bir katliam gibi sevişmeyi düşünmezdim, çoktum onlar ceset kuşlarıydı deniz en büyük ölü afrika uyanmıştı ya ben boğulmuştum |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Omayra
Şair: Murathan Mungan Cevabı ömür süren bir soru bıraktım sana Mendili kan kokan sevgili arkadaşım Usta bakışların keşfettiği rahatlıkla arkama yaslandım elimde şah mat yüzüğümde tek taş siyanür adınla bulanan bir aşkın, bir maceranın macerasında yolun sonunu söylüyordu günahkar iki melek olan sağdıçlarım al birkaç bulutlu sözcük atlasını sırtında taşıyan çalınmış bir zaman mekik, taflan, kar kesadı bir iklim aşk mı, macera mı dersin bu uzun seferberlik bu ilişkinin topoğrafyasını mezhepler tarihinden bulup çıkardım adanan boynunda o gümüş zincir bilmiyorsun arması sallanıyor ucunda işte yazgının kara zırhlısı! Kork! kutsal kitaplardaki kadar kork! Çünkü hiçtir bütün duygular Korkunun verimi yanında Benim ruhum nehirler kadar derin! Kızıl kısraklar gibi üstümden geçeceksin! arı bir sessizlik duruyor şiddetimizin armaları arasındaki uzaklıkta gövdenin demir çekirdeği kalkan teninin altında sana okunaksız bana saydam giz içindeki uğultunun izini sürüyorum bir açıklığa taşıyorum ele vermez yerlerini harabeler diriliyor heykeller tamamlanıyor kendi kehanetinden büyülenmiş gözlerimin önünde başka çağlara gidip geliyoruz aşk tanrısı için seviştiğimiz ve uyuduğumuz sahillerde aşkın kaplan ve yılan düğümüyle öpüyorum seni boynundaki yaradan iniyorum kaynağına aydınlanmamış yanların ışığa çıkıyor dokunuşlarımın parıltısında düğümlü mendilin, gümüş zincirin sımsıkı mühürlendiğin bütün kilitler çözülüyor avuçlarımda tılsım tamamlanıyor ortaçağ kentlerinden geçiyoruz dönüşte indiğim kaynakların mezhep değiştiriyor zamanın ve uzamın kilitlendiği kara kutuda benim kelimelerim tılsım tamamlanıyor dudaklarımdan sızan erkek sütünün kara büyüsüyle sevgilim, oluyorsun uyuyor ve yıkanıyoruz ay ışığında bakıyorum güneş iniyor yüzünün alacakaranlığına Adın yoktu tanıştığımızda eksiğini de duymadık bazen bir rüzgarı, bazen birkaç zeytini adının yerine kullandık Adın yoktu tanıştığımızda sonra da olmadı çünkü başka biri oldun zamanla Şimdi adın var Şimdi ruhumun sislere sarılı derinlikleri yükseliyor ve tehdit ediyor kıstırılmış varlığımın bütün cephelerini yüzümün pususunda geziyor sularda bilenmiş bıçaklar uyandırılmış acılarım, bulanmış sarnıcım etimle ruhum arasında çelişen ilke geri döndü bana kendi ellerimle kurduğum kara büyüden içimdeki tarih bitti siliyorum bir aşkı var eden her ayrıntıdaki parmak izlerini ve şimdi adın var ve şimdi ikimizin vaktinde intikam saati geldi Omayra, bu adı verdim sana ve mevsimleri bütün anlamlarıyla iki çakılına bir deniz vereyim hayallerine mavi buğday dokuz yaşamın olsun tek tek öldüreyim esmer ve çırılçıplak bir gecede bütün düşmanların gelecek koynumdaki cenazene seni saran efsane çürüyüp toprağa karışırken kucağımda başın gümüş bir tarakla tarayacağım saçlarını kendi enkazımın üstünde kurtlar, çakallar gibi uluyarak ağlayacağım acıdan öldürerek yaşatacağım seni kendimde Ocağın parıltısıyla aydınlanan yüzün gücünden habersiz sakin gülüşün kamçılıyor içimdeki bütün köleleri ben ki hileli bir oyun, birkaç kırık zar ve kara muskalı tılsımlarla almışken seni kaderinden, kıyasıya bağlamışken kendime asıl sen tutsak etmişsin beni dünyaya kapalı kapıların ardındaki içi boş sessizliğine sığlığın, sevgisizliğin o sonsuz kendiliğindenliğin dünyanın sana değmeyen yerleri nasıl da çekici yapıyor seni o kadar bağlandım ki tutkusuz bedenine ya öldüreceğim seni ya tunç çağından heykeller indireceğim dökümüne Sayıklayan bir ağaç gibiyim Omayra uğultusu geliyor ta derinden gövdemin geçtiği masalların içimdeki deprem ayakta tutuyor beni geri dönüp vuruyor çalınmış zaman bak sana korkaklığımı veriyorum var olmanın bütün varoşlarından ben yenildim, işte silahlarım tılsım tamamlandı sonuna geldim çizgilerini sildiğim bir büyük haritanın Aşkım ölümün sınırında Omayra olduğun yerde kal kımıldama! |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Olmasa Mektubun
Şair: Murathan Mungan Olmasa mektubun, Yazdıkların olmasa Kim inanırdı Senle ayrıldığımıza. Sanma unutulur, Kalp ağrısı zamanla Herşeyi unutarak Yaşanır sanma. Neydi bir arada tutan şey ikimizi Birleştiren neydi ellerimizi Bırak bana anlatma imkansız sevgimizi Sevmek birçok şeyi göze almaktır. Baksana geçmişe, Ne çok anıyla yüklü Nerde o taverna, Nerde sinema Harcanmış zamanla Yeniden yaşanmaz ki; Geç kaldıktan sonra Arama boşa! |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Nylon
Şair: Murathan Mungan Bir başıma kaldığım aşklar Nylon denizlerin şiirleri Nylon denizler posteri Deniz posterleri Boy pos naylon Nylon Aştı geçmiş zaman Gözyaşı taneyle Denizler nylon Kayısız kalıyor kayıt Yaygın vahşet, günlük ölüm, over dose İçe, geriye, ileriye kapalı gözlerde Nylon perdeler Gündelik konserve Aşkı siyaset Siyaseti aşk gibi Yaşamış yakın tutanak Ayna ve kağıtta duruşumuz aynı Hâlâ aşk, hâlâ şiir ve şiddet |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Mırıldandıklarım
Şair: Murathan Mungan Kırdın mı incittin mi birilerini Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler. Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim Dostluklarımı, ilişkilerimi Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli mi? Geri verdim mi aldıklarımı: Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları, Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mı duygularımı Hala sevebiliyor muyum insanları? Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma ovmalı umutları Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar Gece telefonları, ıssız konuşmalar Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey O kadar çok anlattım ki Kendime kaldım anlatmaktan... Bunaldım kendisiyle boğuşmasını Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan, Ofset duyarlılıklardan Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum 'içtenliğin' yada 'dünya görüşünün' kirletmediği Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları vitrin camlarına yansıyan yüzlerde Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar Hala bir umut var mıdır Çikmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde Ne çıkmaz sokaktayım nede mutsuz Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken Kış güneşinin mutlu ettigi bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim senin ve benim , yani bizim için... |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Mika
Şair: Murathan Mungan Gökyüzünde yapıştırma bir yıldız Şimşekler ormanında Bir tek yıldırım Selofan yağmurlardan sonra Yine patinaj Çekimine girdiğimiz Manyetik alan Dağılıyor elyaf ve aşk Sezon değişiyor Parabolik aynalarda Başka bir set kuruluyor Yepyeni bir dizayn Işıl ışıl göz alıyor megastar mikalar Klip hızında karton film derinliğinde Bir marka gibi yaşanıyor aşklar Merkezi sistem yönetiyor ayrılıkları, açıklamaları Acı yok. Can yakmıyor tuzla buz olsa da Dağılmış mika parçaları Kesin çözüm Acele servis Buyrun, siz ne arzu etmiştiniz? |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Metal Yorgunluğu
Şair: Murathan Mungan o zaman söylediler:metal yorgunluğu daha dediler yılların var oraya nice süslerden sonra ulaşılan bir yalınlık gibi nice bütünlüklerden edinilmiş bir kırgınlığa eşyanın karanlık kuralları etin acı tadı bağımsız kurgusu zamanın yetmez görünenleri anlamaya daha dediler yılların var zamanın biriktirdiği derinlik çekimin çözülen yasası şimdi eşiğinde miyim bu şiirin geldim mi metal yorgunluğa ilkin savatlı gümüşüm şimdi bende mi sıra? |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Metal
Şair: Murathan Mungan pencerede kedi yalnızlığı metal bir ay fener gibi böyle gecelerde yağmurun sesi kağıt hışırtısına benzer ışık yıllarının karanlık hızında yedi askı daha asili yıldızlara takıyorum kulaklarımı dalmaya ve uçmaya hazır iki kişi olarak bölündüğüm yerde hard'n'heavy slowlari yer değiştiriyor içimde butun kişilikler tek basıma oynadığım cin ruleti bir jeton, bir zıpkın ayni anda isliyor katil ile maktul arasında en kısa yol kalkış takımları infilak ediyor dans bittiğinde birimiz ölecek büyük plato bildiriyor koşulları: tek kişilik düello bir metal tango! |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Mektup
Şair: Murathan Mungan boş bırak düşlerini ben geleceğim kucağımda yaratmanın sevdaları ve akşamüstlerinde sonlu bekleyişlerin karanlığı tahta pervazlara takılı kalmış çınar gölgelerini kanattığı hiç yaşanmamış Nerime Sultan anılarını dürüp ben geleceğim arnavut kaldırımlarının taşıyamadığı yükümle kendimi yine bir yerinden söküp kırık dökük sevgilerin ut tellerinde tınlayan o veremli yazgısını yine de bir çiçek gibi iliştirip gönlüme o yalnızlığı Bizans'tan kalma İstanbul gecelerinin sokak camlatan yağmurunda kendimi ağır bir yük gibi çeke çeke Emirgan sırtlarından yorgun ve telaşlı biraz daha eskimiş, biraz daha solgun ve biraz daha acılı ben geleceğim dolu da olsa yaşlanmış kucakları sahici ve acıtıcı gözyaşlarını bir mahsup gibi taşıya taşıya acılar defterinde kimselere göstermeden usulca ve çok saklı ben geleceğim bir ticaret kentine |
Cevap: Murathan Mungan Şiirleri
Mat
Şair: Murathan Mungan aydınlığın duruyor giderken bıraktığın aynalarda domino taşlarında bezginliğin kıraathaneleri söndü yıldızlarım senden sonra zamanlar herkes için bir değil karanlığım taşrada bir kasaba. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:41. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.