![]() |
Cevap: Nevzat Çelik Şiirleri
Güneş Gibi
Şair: Nevzat Çelik iki elinle kapatıp yırtığını yaranın koynunda yıldız taşırsın ama düşer yine yıldız düşeceksen sen de bir akşam alacası güneş gibi düşmelisin ardında binlerce yıldız |
Cevap: Nevzat Çelik Şiirleri
Güz
Şair: Nevzat Çelik sarı yaprakları ağaçların kanatları kırık bir kuş gibi düşüyor ta buradan duyuluyor gürültüsü kalbimde dehşetli bir keder üşüyor kuru yaprakları ağaçların kanatları kırık bir kuş gibi düşüyor içerde vakitsiz basıyor keder gözlerimi kapatıp seni düşündüm seni su başında bir karaca gibi en güzel yüzünü verirken suya bir tüfeğin aynasında gördüm tam altı bahar altı koca kış kesik bir dal gibi titredim kıyasıya bir tüfeğin aynasında gördüm seni en güzel yüzünü verirken suya içerde vakitsiz basıyor keder yasak bir kitap gibi yakılmayıp bu güz de sensizliğe mahkum edilirsem eğer hasretin beni duman edecek içimde seni sevmek telaşı alıp başını gidecek alıp başını gidecek seni sevmek telaşı her kuleden uzanıp açıp her mazgalı karanlık bir kuyu gibi bakacak düşman gözü ve ben duyarak hissederek bu gözü yasak bir ıslık kıvırıp dudaklarımın ucuna delip de geçemezsem gözü kırlangıçlar uykumu basacak gözlerime vuracak kanatlarında uçurdukları ayın çıplak ve ölü yüzü kırlangıçlar uykumu basacak gözlerim deli deli bakacak üçe beşe çıkacak nöbetçi sayısı yasak bir ıslık dudaklarımı yakacak felaketim olacak felaketim olacak biliyorum bu vakitli vakitsiz bastıran keder bu kalbime sürtünen cehennem telaşı voltamın ucunda savrulan bu sapsarı hüzün bu senin tüfeklerin menziline düşen güzelim yüzün ülkemin yüzü kentlerin dağların yüzü bu işkence bu ayrılık bu zulüm sonra bu diz boyu yaprak ölüsü göçüp giden bu kuşlar.. ağlamak ayıp değil işin kötüsü alaca bulaca yürüyor üstüme bulut gözlerime değerse duramam sevgilim sevgilim ellerimi tut |
Cevap: Nevzat Çelik Şiirleri
Güzdür
Şair: Nevzat Çelik güzdür yapraklar ayağa düştüğünde ve kuştur göçmen gökyüzü güzdür göçmez kalır sızısı ellerimin güzdür çünkü anımsanır tarihi bütün yenilgilerin güzdür ve kürttür bir yıldır sarı esmer güzdür demek ki söylemeli güzde göçeni ve göçmeyeni güzdür her çiçek kendi dağınca alsın rengini büyüsün her çocuk kendi dilince |
Cevap: Nevzat Çelik Şiirleri
İçeri
Şair: Nevzat Çelik düştüğünüzde çok şeyden ırak bir daha yaşayamayacaksınız çok şeyi tutamayacaksınız kolundan kısa pantolonlu bilya çağında bir çocuğu coşamayacaksınız bir kızın eteklerinde oyun rüzgârı uçurmasından bir daha hiç kalkamayacaksınız belki demir kaşıklı beyaz bir sofradan ve kanınız kaynasa da deli yalnız düşlerinizde tadacaksınız sevişmeyi ama dışarı baksanız da bakmasanız da avaz avaz sıçrayacaksınız camdan ne zaman bir yaşıtınız düşse delik deşik süngü ucundan |
Cevap: Nevzat Çelik Şiirleri
Hasretin Müebbet
Şair: Nevzat Çelik alnımın en uzun çizgisinde kanayanımsın, ablamsın yokluğun acı bir bıçak gibi düştü de önüme öptüm, dudaklarımda parçalandı gül suretin alnımı ve dudaklarımı ayaza tuttum sonra sarsın diye senin bin müebbetlik hasretin |
Cevap: Nevzat Çelik Şiirleri
Hepinizin Olsun Bu Şiir
Şair: Nevzat Çelik rüzgâr etekli geçin çocuklar gözlerimden geçin kısa pantolon boy boy oyun oyun şakacıktan oyuncuktan olsun razıyım dünden ba-ba deyin çığlık çığlığa önümde durun pamuk ellerinizle boynuma tırmanın dizlerimden karıştırın ceplerimi yüzünüzü sakalıma sürün ağlamıyorum kokunuz kaçtı da gözlerime o yüzden öpeyim gıdığınızı hadi katıla katıla gülün ulaş barış evrim özlem gökçe devrim güzelim adlarınız şimdiden tutmuş umutları yapraklarca balıklarca kuşlara geçin tuzakları aferin çocuklar size aferin bin aferin kat kat katlanıyorsam acılara gıkım çıkmıyorsa gövdemi serin bir dal gibi şafaklara salmışsam ipten alıp zehir-zıkkım müebbetlere yatırmışsam şair olmuşsam ekmekten ve aşktan yana bir adım daha erkene almışsam yani ömrümü bulutsuz yürüyün diyedir altında göğün hadi öpün birbirinizi öpün bir daha öpün ve alın artık ellerimden sizde büyüsün gülüm |
Cevap: Nevzat Çelik Şiirleri
Hırsızlama
Şair: Nevzat Çelik kapalı kızların kapılarını hırsızlamalı kim takar karşı kapıya karanlık konan papağanı çatlatıyor damarlarımı kan bahar gelmiş aylardan nisan |
Cevap: Nevzat Çelik Şiirleri
Kanat Çırpa..
Şair: Nevzat Çelik I gözkapağının altında daha ilk adımda mayın seni düşünmemek elimde değil uyanma sakın mayını geçsen yanağının çukuruna kurulur pusu kirpiklerinin içinde uyu benim için uyu n'olur uyu kanım dondu cehennem öfkemin sınırına çıkacağım adını haykıracağım avaz avaz sakın uyanma sesimi duyma daha ilk adımda mayın dikkat et işkillendi nöbetçi tetiğe binecek söyle gözlerine kalkıp gelmesinler sesime II çarpmış yüzüne iki avuç su eline uyku bulaşmış kimbilir hangi uzak düşten çekilip koparılmış göze geze arpacığa akıyor uyku el tetikte biter üç-beş nöbeti de ardından şafak söker nedir ki onsekiz ay tezkeresini alıp gider bir de esniyor çocuk gibi göz gez arpacık nöbetçi uykunla vuramazsın beni şafak vakti asılırken öfkemin en güzeli uyuyamam ben ben uyuyamam gözüme güney afrika kaçarken III gelme canım aramızda kıyamet kadar duvar havalar kışladı penceremde kurt gibi ayaz derimden başka giysi yasak bana üşüdüm elimde değil seni daha çok düşünmem gerek voltamı seninle vursam yataktan seninle kalksam alsam şu belalı başımı sana açılan yollara çıksam beni duyuyor musun hava kurt gibi soğuk.. parkanı ödünç ver sevgilim bekliyor nöbetçi nöbetçi heey pusatlanmış çocuk IV bir kuğu boynu gibi kıvrılıp uzanıyor hasretin -vururum- diyor nöbetçi -dokunursan vururum- fatma'dır sevdiği kızın adı ihtimal sen fatma'nı kolla diyorum benimkisi ihbar birden yanık türküsü besbelli yarasını buldum -yar etmem başkasına kaçarsa vururum- dokunma memet ne güzel şey sevmek.. soğuruyor sigarasını kule bulut bulut duman uzuyor tüfeğinin namlusu fatma kan revan V yıkımışım duvarı ellerimin kanamasından anladım -parola kaçarsa vur emredersiniz komutanım- dudakların papatya falı dudakların gitmiyor aklımdan bir de cehennem öfkem bir de sağanak yağmur -emredersiniz komutanım parola kaçarsa vur- sevmek ne güzel şey ve ne büyük felaket elindeki tüfek söğüt dalı değil bu memet.. türküsü çatallanan bir yol gibi susuyor ağzı fırın bulut bulut duman kusuyor VI memet düşlerin firarını vuramıyor hiçbir tüfek bir kuşun uzaklaşan kanatları yağmur ayaklarım tutuk şafağı koluma takmışım cezaevini yukarda kulelerin dibine bırakmışım canım uyan altın ülkesinde köleler yürüyor vakit tamam bir tepenin ardına giriyor şafak dehşetle farkediyorum ayaklarım yürümeyi unutmuş patlarsa patlasın daha ilk adımda mayın ülkemin zencileri kesik bir dal gibi susturulmuş VII savrulup titriyor kasılıp gevşiyor gece ey benim büyük öfkem yol bul kendine pretoria merkez cezaevi'nde gülüm şairi bir ipte buluyor ölüm.. suretin çıksın cama pencereye gel nakış nakış uyansın kilim pencereye gel bırak saçın dağınık göğsün açık kalsın daha ilk adımda patlasın mayın bırak nerdeyse bağıracak ıslak bir çocuk gibi pencereye gel pencerede şafak VIII zafer bizim olacak demiş selâm olsun halkıma selâm olsun sana benjamin moloise kara şair çok şey çıkardım sözlerinden ülkeme dair gel seninle sevgilim güney afrika'ya gidelim cape town'a johannesburg'a gizlice girelim içelim zencilerin güneşinden kapkara kesilelim bütün mazlum halklar adına özgürlük adına çalalım isyan ateşini çalalım kucak kucak vahşi bir kuş gibi uçalım ülkemize kanat çırpa kanat çırpa kanat... |
Cevap: Nevzat Çelik Şiirleri
Kuşlardan Önce Kalkan
Şair: Nevzat Çelik palton yoksa ellerimi tut kaportacı işçi çocuk pusu kurmuş kapına çakal gibi bir soğuk |
Cevap: Nevzat Çelik Şiirleri
Mâceram
Şair: Nevzat Çelik genç mi olunurmuş içerde a benim gülüm söyledim yedi yılda bütün türkülerini ömrün güz bir yandan uçuşur saçlarımda kış bir yandan ihtimâl ki ben senden tam sekiz ilkbahar büyüğüm sen saçlarına ilkokul kurdelası taktığın gün devadımlarla buluştu ayaklarım ah ne çabuk kanımı pompaladı yüreğimin çelik kasları kanım damarlarımda şaha kalkan atlardı beyaz atkılar gibi attım boynuma bulutları uçura uçura yürüdüm rüzgârında ölümün en güzel nakışını vururken kanatları kuşun delip geçti karaciğerimi karanlık bir kurşun onsekiz yaşım düştü ıslak aynasına asfaltın ılık bir ıslık gibi aktı kanım fakat ölmedim bir hemşirenin mavi gülüşüne tutundum gülüm anladım ki asla yenemez gülen insanı ölüm dokuzuncu gün haykırdım pencereden gökyüzüne heey kurşunların rağmına yaşamak ne güzel şey ben böyle hep uslanmaz kavgacı ve her güzele aşık durmuşken seksen mart akşamlarına bahar gibi şık duvarlara zincirlere çıktı yolu umudumun şarkılar ne bilsin sorguevlerini istanbul'un gayrettepe'yi samandıra'yı... ah gülüm ne bilsin parmaksız bir el gibi bütün tanımları insanın insan işkencede susabilen bir hayvanmış meğer dur ağlama küçüğüm hiç yakışmaz yüzüne keder ta kökünden tükürdüm dilsiz kalacakmışım ne gam işte böyle başladı benim yıllar süren mâceram |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:23. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.