![]() |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Hüseyin Erdem
Şair: Turgay Fişekçi Gözlerim açıldığında İlk gördüğüm insandın Bütün insanları senin gibi sandım Bingöl suları bir masaldı anlattığın Avucuna alıp, yüzünü gömünce Sıçrayan damlacıklarda nisan kuzucukları. Al kilimli atlar, çağıldayan sulardan geçerdi Suyun ötesinde hep bir bekleyen vardır Her masaldan her gerçeğe giden yolda Alnımı serinleten küçük odamdı elin. Çocuktum, âşıktım Güneş vuran bir üzüm tanesinin içindeki ışıktım Bir sözünle yüzme öğrendim : --Kendini suya veremeyen hiçbir şeye veremez. Dünyaya baharlık elbiseler biçer ellerin Bir gün nasıl olsa alıp giyecektir Yufkalar açar, muska börekleri yutturur Zehir zemberek insanı muma döndüren. Sırtını ovar dünyanın ellerin Yıkımlar içinde yığılmışken dizleri üzerine. Sesin, yeni bir günün ışığıdır, aranır odalarda, sofalarda balkonlardan sarkıp komşulara taşar Rum, Ermeni komşulara bir fincan pirinç bir bardak zeytinyağı gibi. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Kara Kış
Şair: Turgay Fişekçi Asma bahçelerde hurma rakıları yok Ne bir çiçek taraçalarda Ne bir yudum su --Uydu fotoğraflarında ağlayan insanlar görülür mü? Yanık kokuları köreltmiş burunlarını Dilleri kurumuş mart kedilerinin. Şafakla gelen ölüm kuşları Bırakıyor toprağa tohumlarını. --Radarlar görür mü yanan badem ağaçlarını? Can Yücel alkolle yüreğini bombalar her gece Güler yoksa sütsüz kalır şiir yavruları. Binlerce kez yakılan kentler Her kuşakta örselenen kişilikler Yıkılmamayı öğrenirler bir gün. Bombalar altında da gelir bahar Kara yağmurun çiçekleri de kara açar. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Kuvöz
Şair: Turgay Fişekçi Heyecanla kalkıyor başım yastıktan. Bugün de doğdum. Bahçede çan çiçeklerinin çınıltıları Camda kül kedi, gözleri Kütahya çinisi. Senin dünyandayım. Kuzu kestanesi kokuyor yüzün Her şey iki insan arasında olması gerektiği gibi. Küstümotuna kimse dokunmuyor Küpeçiçeği başucuma sarkıyor. Bir iç sıkıntısı Odamızı genişletir Trakya'ya doğru Klarnet sesleri çoğaltır hayatın anlamını Köyevleri siler gözyaşımı. Hiç çıkmak istemem bu kuvözden Yatağımız, birlikte yaptığımız salımız Oradan seyrediyoruz Tufan'ına doğru uzaklaşan dünyayı. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Kuşkuluyum Yaşadığımdan
Şair: Turgay Fişekçi Günler boyu sana giydireceğim renkleri aradım fırçalarımla Beyaz bir denizdin Göklerinde süs kirazları uçuşan Bir erguvanın dudak izleri kulaklarında Kuşkuluyum yaşadığımdan Göztaşları gözlerinden fışkırırdı asmalara Parlak balta vücudun bölünce suları Saplandığın mavi ben olayım istedim Yalımlı sırtından doğan ışık gözümü aldı Damlacıklar yedi renkli dereler olurdu saçlarında Mavi sular , akvaryumumuz , kara zehir denizi Gel yüzelim sevdiğim bir çift yunus gibi Saçımdan öpme! Zivt bulaşır dudağına Denize girip saçını kesti keseli Artık dudaklarımız büyük bir makinanın iki dişlisi Sırası gelince birbirine geçen Kuşkuluyum öptüğümden Bugün sosyal bir insanım sevgilim , nörofren aldım Yine de dünya topuğu düşmüş bir pabuç gibi aksıyor ayağımda Beyaz bir lekeyim seni seyretmek için yerleşmiş tuvaline Orman geniş olsa da korku saçılır av yollarından Yaşasam da bugün kuşkuluyum yaşadığımdan |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Yüzyılın Sonu
Şair: Turgay Fişekçi Bu bürümcük elbise onu dokuyanın güzelliğini kattı asma bir gül gibi balkon demirine yaslanan bedenine. Sana uzanınca çatıdan düşen mor bir çavlana bulandım begonvil yumağında uyuyup kaldım. Sayılar geçti sıra sıra Ülkeler yarıştılar kömürde, çelikte --Herkesin ne çok silahı! Hiç kimse yarışmadı Kimin daha çok gülü diye. Kim daha çok sever akasyaları Kim bekler portakalların çiçeklenmesini Yalnızca altında bir soluk için. Elim seni içeri çekmeye çalışıyordu --Tekstilde Avrupa'yı giydiriyoruz Onlarca elbise dikerim her gün Ne bir elbisem var, bir erkeği çekecek Ne asma güllü bir balkonum. Kameralar hızla dolaştı kentlerin sokaklarında Yapılardan başka bir şey göremedi Her şey alınıp satılıyordu Gül bahçeleri bulunamadı. Döneklikten döndü Kautsky "Demokrasiden neden korkalım" dedik Yüzyılın sonunda, yine başa döndük Yıllar sonra ilk sevgiliye döner gibi Duygularımız pek değişmedi ama Sevgilimiz Dünya, çok hırpalandı bu arada. Gözlerimi açtım Salonun ortasında koca bir çınardın Hayatım dallarının altında gölgeleniyordu Bir kedi yavrusunu sevmek için eğildin. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Kuşsuzluk
Şair: Turgay Fişekçi Sait Faik'in anısına Kuşlara yer kalmadı artık Geçen yaz bıraktığı köyü bulamıyor leylekler Asit yağmurları örttü üzerlerini Kırlangıçlara ne çatı altları kaldı yuva yapacak Ne ıslatıp biçimlendirecekleri toprak Şıra içemezler artık Asma kütükleri kahverengi birer haç Petrol denizlerinde renkleri değişti martıların Yalıçapkınları bilirler mi Avları metal ölüsü bir balık. Kuşlar için evler yapardık oysa Penceremizde, saçağımızda, bahçemizde Sesleri alıştığımız bir şeydi Ne oldu da uzaklaştık kuşlardan Kuşsuz dünya, biraz da insansızlık değil mi? |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Mektup
Şair: Turgay Fişekçi Nefret ediyorum kendimden Erken yattığım akşamlar Günün kurşun yorgunluğuna yenilip Bir patates çuvalı gibi devrilince yatağa Yaşadığımız hayat başkalarının da Bizim için ölenlerin Bizim için yaşayanların Gün gün , dakika dakika Tüm hayatlara borçlu yaşıyoruz Belki bundan ter içinde fırlamak yataktan geceyarıları Sarılmak bir kitaba Sarılır gibi susuz gecelerde yare Başımdan aşağı döktüğüm soğuk suların Vücudumda cazlaması bundan Belki O beni uyutmayan Çelik ışıklı insan gözleriyle Bir hayata nelerin sığabileceğini anlatan Akan terler Kimsenin geçmediği Bembeyaz yollar açıyor yüreklerde Tüm bilim , yaşam ve sanat Geçmeli bu yollardan Yürürken sevdiğime. |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Nişanlı Kızın Ağıdı
Şair: Turgay Fişekçi Göğsün papatya tarlası Ah, sarardın beni Sevgilim, sevgilim Kolların nerde şimdi Kirpiklerinin ucuna Asmıştım yüreğimi Mavisinde yittiğim Gözlerin nerde şimdi Bilgeceydi dostluğun Sevgiydi sunduğun Yıldız gözlüm, gündüzüm Işığın nerde şimdi |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
Olgunluk
Şair: Turgay Fişekçi Güneşin altında Kara toprağın üzerinde Olgun bir domates gibiyim. Güneş kokuyor bedenim Çıplak ayaklarım toprakta Hep burdaymışlar gibi yerleşik. Güneş ve toprakla beslenir yıllardır En güzel meyvesine hazırlanan dilim |
Cevap: Turgay Fişekçi Şiirleri
On Yıl Önce
Şair: Turgay Fişekçi Mevsimlerin dışımızda değiştiği zamanlardı Hep korunarak geçen günler Kalkık yakalar , düşük omuzlar Her an belki bir… Erguvanların görülmediği bir Nisan’dı Süs kirazlarının bilinmediği “Bugun kim?” diye açılan sabahlar Erguvansız , gri bir Nisan’dı Ölmemek Bir insanın sevdiklerine verebileceği tek armağan. Server Hoca’nın resmiyle açıldı gün On yıl öncesinin bir Nisan sabahı Ak çarşaflar içindeydi Papatya tarlasında uyur gibi. Ne sevinç , vurulup ölmemek! Yitse de bedenin bir parçası. Hocam değildi , derslerine girerdim Shakespeare tragedyasında bir oyuncu En çok sesi ve elleriyle oynayan. Ona en yakışan söz : “…Ve yükseliyordu proleterya!” O an kürsünün altından çıkıp Parmak uçlarında yükselen Koca yumruğu başının yanında bir ikinci yüz Yeniden doğar gibi söylenen o söz… XVIII. yüzyılın sonları Aydınlanma. Aydınlandık. Bahçesinde erguvanlar açmıştı okulun Bir kızla öpüşmek kadar güzeldi dalında oturmak Kiraz çiçekleri , rüzgârda dağılıveren ilkgençlik Sesi kulağımda Server Hoca’nın “Ve yükseliyordu proleterya!” Bir gün ziyaretine gitmiştim Yaşayan , yani çalışan ve üretendi Maddenin en canlısı yürekti Bu dizemi söyledi bana ve başkalarına. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:12. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.