![]() |
Cevap: Özel Arabul Şiirleri
Dönüşüm
Şair: Özel Arabul İnce bir dal kanat açtı Ararken gerili gökyüzünde dinginliğini Koca bir gölge gibi düştü üstüne zaman Giysilerini vermeden güne Katıksız ve ışıksız suya değmeden Alev kızılı kesildi Dalga dalga içerdi karanlığı yalnızlığımız Ve hiçbir insan renkleri tanımadı kokusundan Deniz dayandı, deniz bitimsiz, sessiz mi sessizdi Dayandı sonsuzluğa kayan mor topraklarına Bütün varlığını sarsan bunca güçle Patlayan geceler güneşin yangınında Kendi yıkımlarımıza karşın Yeniden dönüyoruz kozamızın özüne |
Cevap: Özel Arabul Şiirleri
Eksik Resimler
Şair: Özel Arabul -Zeynep Ece’ye- Çocukların yaptığı resimler gibiyiz Eksik resimler Ama öyle canlı, öyle bereli Gözlerimiz dağılmış gül biçimi Yol kesiyor bir uçtan bir uca Sarı bir acı şimdi yapraklar Ve yüreğin orta yeri Her sabah kimseler uyanmadan Yeni bir hendek açıyoruz Büyüyen bu kentin kıyısında Çekip almak için Boğulmadan içerde Çocuk seslerimizi Korkumuzu gömmek için bu hendek Korku nedir Öyle utanmış ki bizden Dağ keçileri vardır ya Hani kendinden daha sessiz bir suya İnce beyaz sakalını düşüren Resimde dağılmış çizgi Yeniden açtık toprağı Kar sularıyla birlikte Bu kentin dışında bir yerde umut Belki içimizde Çiçek yatağı |
Cevap: Özel Arabul Şiirleri
Elçi
Şair: Özel Arabul Elçi, kocaman hiçliktir Taşıyamadığını bana getiren Uslu, küçük yaşamına Alacakaranlık serptiğin zaman Bütün inançlarıma vurduklarında Umudun doyumu ve özlem uzaklaşır Ötesi ıssızlık Geceyi yalnız başına, susuzluktan yanan Güne saklarım Kendi sesim yabancılaşır kendime Sesimden korkarım |
Cevap: Özel Arabul Şiirleri
Elimde Değil
Şair: Özel Arabul Elimde değil Karanlığı dağıtmak Bir yolcunun Ayak sesleriyle Elimde değil Bir hasreti Dindirmek Çok yorgun bu yürekle Yenilenmek |
Cevap: Özel Arabul Şiirleri
Erik Ağacı
Şair: Özel Arabul Uzun süre baktım sokağa Kimse yürümemiş o yoldan Yürüdüyse de belli değil Kuru yaprak gibi yapışmış Ayak izlerim kaldırımlara Yeni bir yaz başlıyor Rengi, tadı, kokusu değişik Bir hayat geçmiş önümden Ancak bir kaç saniye... Aynı dalda ama farklı çiçekler Anlıyorum bu yüzden bana yabancı Kaç yıldır tanıdığım Şu arka bahçedeki erik ağacı |
Cevap: Özel Arabul Şiirleri
Erik Yeşili Düştü
Şair: Özel Arabul Biz ilk ağızı topladık Koyunun iri sıcak memelerinden Toprağa tütünün yumuşağını Suyun köpüğünü taşıdık. Bütün orman çillerini döktü yaprağa Biz iki ırmağın arasından Biz mezopotomya'dan Uzandık sevmeyi aşeren sunaklarımıza Gelinlerimiz kurnalarda yuğdular sevinçlerini Bebeleri taşıyan hasatlarıyla Uzun saçlarında gözboncukları dizili. Kokulu kınaları sıvadılar el ayalarına Gökyüzü genişledi hem de hiç eksilmeden Erik yeşili düştü gülüşlerine Ve kayısı gülünün sarı tazeliği. Dokundular parmaklarıyla doğanın arılığına Büyüdü yalnızlık, büyüdü özlem taşkınlığı Bir tanrıça derken binlerce göz verdiler Çırpınan kollarında yurtlarının soluğu Koyu kırmızı bir güneşti uygarlık. Aç bir hayvan gibi bakıyor dünyaya Ve kayısı gülünün sarı tazeliği. Çelikten zorlu, yüreklerdi orası. Sözler ısıttı bizi, -Ama düşünce daha aydınlık değil- Kaba ipliklerle bağlıydı duyarlığımıza. Tanrı yalnızca bir savaşçı, Ayağının tozunu silkmeden Hızla ilerledi mersin ve sakız ağaçları arasından, Vermek için sevginin eline en güçlü silahını. Ellerinde yanan çıralar Süslü genç kızlar ve delikanlılarla İnsanoğlunun kendini beğenmiş tüm erdemleri Kutsallık, inatçılık ve yiğitlikle Uzak, çok uzak ataları uyandırdılar. Kapkara kıllı bir korkuydu artık yaşamlarında Kendi seslerini tanıyamadılar. Uyurken içimizde ne kapılar açılır Ne kanatlar biten omuzbaşlarımızda 'Uç uçabilirsen, uçmazsan parçalan' Diye haykırır kartal Kayaların üstünden yavrularına. Az az konuşmayı öğrendik, Kıpırdatmadan dudaklarımızı. Aslan ancak böceklerden çekinir Fırsat vermemeyi sınadık çoğalmalarına. Tanrıların en eskisi, en soylusu ateş Genç vücutlardan kusacak alıvlerini Geri gelmesi için iyilikle erdeme yol açmada Egeli genç bir adam altın ibrikten su dökt 'Bütün kötülük ve horlamalar boşuna değil artık, Uyanması şart oldu öfkelerimizin, Ölümsüz bir soluğa karışıp gider insan Bulduysa ülküsünü' diyordu genç yüreği. Böylece sunduk yaşamı en büyük ustanın eline Ruh özgürlüğü ve düşünce duruluğu için zamanı Çekidüzene verdik önce, korkuyu arındırdık. Küçük bir toplulukla, oynattık yerinden Büyük yığınları yeniden doğmak için kurtulan amaçlarla. Yaşayamaz güvenemeden, Acı bizim kanımızda o yüzden Büyük gücümüz var, örneğin bayrak yaparız bir adı Gitgide aydınlanır sevi; Erkek kadınla, Tanrı ruhla kaynaşır sevi ve özgürlüktür tansığa açılan kapılarımız Onur ya da utanç bize bağlı Çok ağır da olsa özgürüz Ve insanız biz. |
Cevap: Özel Arabul Şiirleri
Evcil Acı
Şair: Özel Arabul Su içiyor bardağımdan Karşımda tam karşımda duruyor Açsam ağzımı Benden önce o söylüyor Yastığımda onun baş izi Onun serinliği göğüs boşluğumda Kullanılmamış bir ev gibi Beni yenibaştan döşüyor Diyelim ki küçük, yerleşik bir saat içimde Kendi kendini durmadan kuruyor Hiç kimse aslında Bir yerlere gitmiyor Bütün süreçlerinde Bir yelken bezi gibi Rüzgara karşı inip kalkarak Suyunda dinleniyor İşte bir ağaç yanlış iki dalıyla Geceyle günü yine de karıştırıyor Sonra bütün pencerelerde gökyüzü Taş baskı gibi hiç değişmiyor Ben ki bir çocuk kadar yalnızım Böyle olsa ne çıkar Bir çocuk bile yalnızlığında Artık kendini kullanıyor |
Cevap: Özel Arabul Şiirleri
Ey Sonbahar
Şair: Özel Arabul -Shine için- Ey sonbahar Ey hüzünlü gözleri aşkın ve mevsimlerin Ne zaman geldin Güneşin üstüne düşen gölge Ey sonbahar Yalnız kadın Saltanatı dulluğun Aklından gelip geçen bütün yazlar Ayışığı kadar sadeydi Ayışığı kadar temiz Hatırladığın kış geceleri Şimdi ağzında renklerin bütün tadı Kızılın güneş tadı Mavinin su tadı Beyaz zambakların utanmaz tadı Hiçbir kuş barınamaz seninle Yüreğin en eski aşk kırgını Boş limonluklar, kurutulmuş elmalar Kayıp gider, ürperdikçe zeytin ağaçları Eylül böylece ayrılığın ve ölümün mührüdür Kaybolan zamanların Yaşayamadıklarımızın Bu çılgın oyun, hayatlar içinde Devinip duran Ortak bir düş salgını İşte aşkım İşte ruhum İşte ben Ey sonbahar Savrulup duruyoruz Rüzgarlarınla Yapraklarınla |
Cevap: Özel Arabul Şiirleri
Eylül Geçti
Şair: Özel Arabul Böyle bir akşam vaktiydi Yaseminler yavaş yavaş Ve gece sümbülleri Karanlıkta toplamaya hazırdım Güneşten çekmişler kendilerini Aşağıdan yukarı açılan bir yarım kuyu Tül perde gibi yanan o ince koku Yaseminler… yaseminler Kör ağaçların yıldız dokusu Durmadan yazıyorum bu çiçekleri Derliyorum topluyorum Bütün mevsimlerden gelmiş mektuplar Solgun mavi kurdeleli Kutularda saklıyorum Bazıları kitapların içinde Sayfa araları çiçek lekeli Ben o kitapları okumuş muydum Uzun yağmurlar yağıyordu Issız yollara çıkıyordum Tehlikeli ve asi Islanmıyordum Severim yağmurları ve hala severim Otursam yine yazarım seni Bütün çiçekler mevsimleri anlatır Sırtlarında basılı mühürleri Yoğun bir akşamla bitti eylül Evet yasemini zulamda gizli |
Cevap: Özel Arabul Şiirleri
Fırtına
Şair: Özel Arabul Bütün soruların yanıtları bir tek yerde O suların çekilmediği tek yerde Bir göç alır başını, bizden çoğa doğru Toplasam önüme düşen gölgelerimi Yaptıklarıma değil,yapacağıma bakar Yine de bir şeylere güvenmemek Güvenmektir tek birşeye İzin verse sevinç yoksunluğu Nerelerde gizlidir asıl yolculuğumuz Ne zaman, nerede başlıyacaksa Pusuda çırpınır umudun ilk dilimi Şimdi toplanır artık üstümüze Fırtına uğultusu |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:28. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.