![]() |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
merhaba...bu sana yazdığım ilk mektup ve belki de son kimbilir...Öyle bir andi ki o an inan anlatmaya kelimeler yetmiyor..O günde benim için sıradan bir gündü...Ta ki seni görünceye kadar...sen baktın ben aşık oldum,sen güldün ve ben yine AŞIK oldum.Artık herşeyim sen olmyştun herşey sen...senin gözlerin,senin bakışların,senin duruşun,sen...ben yoktum artık sen vardın sen olacaksın...sadece SEN!belkide bu yüzden en ufak bişeyde kırıldım,yıprandım...Herşşey o bana bakışından sonra olmuştu...Tek amacım seni görmekti,tek amacım sen olmuştun...yaşamasevincimdin bir anlamda beni yaşama bağlayan tek sebeptin...SENİ SENİNLE YAŞAMAYI ÇOK İSTEMİŞTİM AMA OLSUN BEN SENSİZ DE OLSA SENİ YAŞIYORUM!!!Ne pahasına olursa olsun karşılıksızda olsa ben bi beklentim umudum olmadan seni sevmekten vazgeçmeyeceğim...çünkü ben bu sevgiyle varım,senle varım sen yoksan bende yokum yokum!...SEN...sen benim herşeyim,yüreğim,nefesim,yaşama sevincim,yaşama sebebim...HERŞEYİMSİN!sensiz bir anı düşünmek,sensiz bu kalbin atması,bu bedenin yaşaması,nefes alması İMKANSIZ...sen bunu anlamasanda bu yürek böyle yaşıyor.BU beden ancak senin varlığını bildiği sürece ayakta duruyor...sen hayatıma girdiğinde gülmeyi öğrendim ben yaşamı sevdim ben...şimdi ağlıyorum ama bu sen olmadığın için değil sadece imkansız olduğun için ama olsun dedimya ben seni ne pahasına olursa olsun seviyorum ağlamak nedirki...Hele senin aşkından ağlıyorsam bu bana verilen en güzel hediyedir...KALBİM...o senden başka kimseyi almıyor içine,senden başka hiçbirşeyi istemiyor... Sadece seni sevmek,seni yaşamak,senin için atmak istiyor...seni görmek,sana bakmak,seni duymak..kalbimin istediği dilediği tek şey sensin SEN!...Hayatım seni görünce seni duyunca anlamlı,değerli..eğer sen varsan bende varım,eğer sen yoksan bende yokum...senin için senin aşkın için herşeyi yapmaya herşeyi göze almaya varım ben...seni nefesim kadar hayatım kadar seviyorum ben...sen bunları bilmesende,anlayamasanda...seni SEVDİM,SEVİYORUM,SEVECEĞİM KENDİNE ÇOK İYİ BAK AŞKIM...OLURMU UNUTMA EN VARSAN BEN VARIM!!!SENİ SEVİYORUM
|
Cevap: Şiir Kokan Kadın
İMKÂNSIZ AŞK
Çok sevmiştim seni. Ama senin bundan haberin yoktu. Sürekli seni seyrediyordum ama sen bilmiyordun. Kardeşim diyordun hep. Ben sana ne kadar abi desemde abim değildin aslında. Ne bileyim farklı bir şekildeydi işte… Çok sevmiştim seni ama senin haberin yoktu. Kim bilir belki anlamıştın seni sevdiğimi, benim haberim yoktu. Seni gördüğüm zaman akan sular bile dururdu. Gözüm hiçbir şey görmezdi. Uzun uzun konuşurduk seninle. Sevdiğin biri yoktu, öyle demiştin bana. Belki vardı da bana söylemek istememiştin. Ama yine de bir kurt kemiriyordu içimi. Ya sevdiğin biri varsa? İçimde bir umut besliyordum hep. Belki sevdiği biri yoktur diyordum. Kendimce kendimi kandırıyordum. Biliyordum, imkânsız bir aşktı bu. Ama ne yapayım hükmedemiyordum kalbime. Beynime ne kadar da söz geçirsem de kalbim anlamıyordu seni sevmediğimi. Söz geçiremiyordum bir türlü. Kalbim anlamıyordu seni sevmediğimi… Söz geçiremiyordum bir türlü. Bana bakan gözlerin beni büyülüyordu. Vaktin durmasını istiyordum seninleyken. Ama hep bir korku vardı içimde. Ya sevdiğin biri olduğunu söylersen? Ama bir umut vardı içimde. Gülüşün bambaşkaydı. Sen güldüğünde bende gülerdim. Sen benim yaşama gayem, yaşam kaynağım, birtanemdin… Gülüşün beni benden alır başka diyarlara götürürdü. Gülüşünde kendimi bulurdum. Kalbim heyecanla atardı seninle konuşurken. Bir yanlış yaparsam diye çok korkardım. Çok sevmiştim seni ama sen bilmiyordun. Hani ilk aşklar unutulmaz derler ya, ilk aşkımdın unutamadım. Belki de ilk defa onun karşısında titremişsindir, ilk defa ona aşkım demişsindir, ilk defa onun elinden tutmuşsundur, ilk defa onunlayken üşüdüğünü hissetmemişsindir. İşte, ilklerin hepsini onunla yaşandığı için ilk aşklar unutulmazmış. Sen benim ilkimsin. Ben ilklerin hepsini seninle yaşamıştım birtanem. Ama ben senin için sıradan birisiydim, biliyordum. O gece olmuştu her şey, o gece bitmişti. Çok farklıydın sen. Hiç gülmüyordun. Bana bakan gözlerin suçlu gibi bakıyordu bana. Sanki bir şeyler anlatmak istiyordun. Sana bir şey açıklamam lazım, daha fazla içimde tutamıyorum demiştin. Ama söz ver ağlamak, kırılmak yok demiştin. Tamam söz hadi anlat demiştim.Ve sen bir daha benim olmamak üzere gitmiştin. Sevgilin varmış, ben üzülmeyeyim diye söylememiştin. Peki o zaman cevap ver, neden daha önce söylememiştin? Neden daha önce açıklamamıştın? Belki beni düşünmüştün, üzülmemi istememiştin. Ama daha çok üzmüştün beni. Biliyordum, hiçbir şeyini hak etmemiştim senin. Ama ne yapayım sevmiştim bir kere. Hem de çok sevmiştim… Sen gitmiştin ama beni de götürmüştün sanki. Kalbimin en büyük parçasını yanında götürmüştün. Yalnız, yapayalnız bırakmıştın beni. Hayatta hiçbir şey benim istediğim gibi olmamıştı, sen olmamıştın. En çok istediğim şeyleri birer birer kaybediyordum. Beni teselli eden tek şey vardı; o da senin mutlu olduğunu bilmekti. Sen mutluydun, mutluydu benim diğer yarım. Sen isteseydin canımı verirdim sana. Senin uğrunda ölene kadar bu ömrü tüketirdim ben. Ama sen beni hiç sevmemiştin. Evlenmiştin o kızla. Beni tamamen bırakmıştın. Ama mutlu olamamıştın. Beni sevdiğini geçte olsa anlamıştın. Bana gelmiştin, ama bulamamıştın. Uzunca bir mektup yazmıştın bana. Pişmanım, seni çok seviyormuşum, benimle evlenir misin diye yazmıştın. Çok geçti artık. Bulamazsın ki beni. Mezardan kalkıp seninle evlenemem ya… Keşke bunları daha önce bilseydim. Çok farklı olurdu her şey. Keşke mezardan önce bilseydim… Şimdi bana yapacağın tek şey; mezarımı ziyaret etmek… ARTIK ÇOK GEÇ… |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Tam Göğsünün ortasında bir yer acımıştı..Evinin İçine sığmıyordu.. Sokağa fırladı.. Sokaklarda dar gelmişti ona.. Tıpkı vücudunun yüreğined ar geldiği gibi... Ne denizin mavisi açtı içini ne de pırıl pırıl gökyüzü.. Kendini taşıyamayacak kadar çok büyümüş bir yandan da kayolacak kadar küçülmüştü... Birileri ona bir şeyler anlatıyordu :" Önemli olan sağlık " " yaşamak güzel" " boşver herşey unutulur.." Ancak o hiçbirini duymuyordu… Gözyaşlarından etrafı göremez hale gelmişti.. Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret ediyor , az sonra da kollarında ölmek isteyecek kadar cok seviyordu… Hep ondan bahsediyordu... Yalnız kalmak istiyordu.. Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak..ikiside yetmedi ona.. Geçmişi düşünüyordu.. Biri ona içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese kaçıyordu.. Aslında ondan kurtulmak istediği halde O acıyı yaşamak için direniyordu.. Akisini idda edenlerden nefret ediyordu… Herkezi ona benzetip, hiç kimseyi onun yerine koyamıyordu.. Bütün şarkılar onun için yazılmış gibi geliyordu.. Boğazı düğümleniyordu, Dinleyemiyordu… Uyumak zor uyanmak kolay geliyordu ona.. Sabahı iple çekiyordu.. Bazen de hiç güneş doğmasın diyordu… Ne geceler rahatlatıyordu onu nede gündüzler… Ölmeyi istiyordu, Ölemiyordu… Düşüncesi bile tahammül edilemez hale gelmişti ona… Rüyalar görüyordu.. Gerçek olmasını istediği.. Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark ediyordu… Canı yanmıştı.. Bir daha sevmemeye Yemin Etmişti… Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmiyordu içinden… Yaşadığı şehri terk etmek istiyordu.. Onunla hiçbir anısının olmadığı yerlere gidip yerleşmek... Ama bir ümit. Onunla bir gün bir yerde karışlaşma ümidi… Bu ümit onu gitmekten alıkoyuyordu.. Gelgitler içinde yaşıyordu.. Buna Yaşamak Denirse…..
|
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Sana Söyliyeceklerimi Susturdum
Sana Söyliyeceklerimi Susturdum Sonbaharda Aqaçların Yapraklarını Döktüqü Gibi Döktüm Dilimdeki Sözcükleri Hepsi Bir Haykırıs Hepsi Bir Yakarıstı Sen Anlamadın.... Artık Geride Bırakıyorum Sana Ait Olanları Kelimeri Ve $arkıları Baskası için Söylenmek Üzere Raflara Kaldırıyorum Senin içinde Geçtiqin Bir Sözcük Bile Olmayacak Artık Sana Dair Olanları Söküyorum Tek Tek En Zorda insanın Geçmisini Ve Anılarını Sökmesiymis Anlıyorum Hep Pesinden Gelecek Bir Geçmis De istemiyorum Artık Geçmisimi De Bırakıyorum Arkamda Geriye Bakıp Daha Çok Hatırlamak Ve Üzülmek istemiyorum Unutuyorum Desem Yalan Unutmuyorum $imdilik Sadece Alısıyorum Alısmak Unutmanın Baslanqıcıymıs Önce Alısırsın Sonrada Unutursun Unuttuqunda Da Geri Dönmezsin Bakmazsın Bile $imdi Söylediqim Sözleri De Geri Alıyorum Siliyorum Birer Birer Bütün Yazdıklarımı Karalıyorum Adımın Yanına Yazdıqım Adını Senle Yaptıqım Doqrularımı Ve Yanlıslıklarımı Ayıklıyorum Yanlısları Koyuyorum Bir Köseye Doqrular Zaten Benim Doqrularım Bu Askın Bütün Hesabını Kapatıyorum Bize Dair Hiç Bir $ey Yok Artık Ne Sen Ne Ben Artık Bir $ey Söylemeyeceqiz Söylesende Ben Duymayacaqım Sözcükler Anlamını Yitirdi Artık Sana Dair Söylenecek Bütün Sözleri Tükettim Kelimeler Dilsiz Artık Lal Ettim Dilimi Sana Bir $ey Söylemiyorum... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Kalabalık bir caddenin ortasında duruyordu çocuk
Açtı... Hem de çok aç. Kimse görmüyordu sanki onu, kimse fark etmiyordu. Yalvarırcasına baktı insanların gözlerine. Ama onun gözleri kimse için önem arz etmiyordu. Kimse görmüyordu. Olduğu yere çöktü, ağladı, ağladı, ağladı... Yüreğinin taaaa derinliklerinden almaya çalıştı nefesi. Sanki onu boğmak için uğraşıyordu hıçkırıklar. Kendini ve hayatı paralarcasına ağladı. O da neydi? Bir den dünya kızıla büründü gözlerinde. Bir ışık tabakası ve tam içinden bir Melek beliriverdi... ''Ağlama çocuk ağlama. Birazdan Rab-bin dindirecek açlığını... Melekler duydu, cinler duydu, Allah duydu sesini. Ağlama, bitiyor acıların'' Meleğe baktı çocuk, sustu. Kırık camlar birleştirmeye çalışırcasına, birleştirmeye çalıştı kelimeleri. ... Konuştu. Ben açlığıma değil, Tok olduklarını zannedip, gönüllerini açlık sefaletine zincirleyen, Ellerinde var olan en değerli hazineyi, (insanlığı) kuruşlara tercih eden; Zavallı insanlara, bize ağlıyorum. Ekmekten önce biz onu yitirdik. Eğer ruhumuz törpülenmeyip, En değerli etkenlerimizin yerine taş koymasaydık; Ben şimdi aç olmazdım... Kalpler taş. Gönüller taş. Yürekler taş. Ve nitekim taş yığıntıları arasında yitirdik beynimizi. Düşünce ve ibadetlerimiz bile taş... Ben bunlara ağlıyorum. Sen fazla durma ey melek buralar da... Şimdi gelip kafana değmesin bir taş... Sonra melekler de taş olmuş derler... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Soğuk bir şehirde kurduğum sıcak düşlerin sahibiydin sen.Sebepsiz gülüşlerimi,gökyüzünden emanet bakışlarımı, daha önce hiç dinlemediğim şarkıları seninleyken keşfettim ben.
Mavi gülüşler savururduk gökyüzüne,yüreğimizden gelen isimsiz bir melodiyle.Her bir notası seni anlatırdı,adına aşk dediğim dudağının kıvrımında duran huzuru anlatırdı...Öksüz kaldı şimdi tüm notalarım.Mavi gülüşlerim terk etti beni. Ben sevmiyorum bu yalnızlığı,bu kimsesizliği,bu sessizliği... Çıkmaz sokaklarda saklıymış aşkın sureti.Bu şehrin çıkmaz sokakları bize aşkı anlatmaya yetmedi.Biz tükettik aşkı o çıkmaz sokaklarda. Susmak canımı yakıyor nicedir.Başı sonu olmayan bir suskunluk çöreklendi yüreğime. Hoşgeldiniz,sonsuz suskunluğum,çıkmaz sokaklarım,renksiz hüzünlerim... Asıl öğrenmem gereken bir şey var aslında,o da;soğuk bir şehirde hiçbir zaman sıcak düşler kurulamayacağı!!! |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Zor… Gerçekten zor. Oysa ki ne hayaller beslemiştim yüreğimin aşevinde. Sensiz gecelerin sabahına koşup, senli günlerin “günaydın” ı oluyordum eskilerde.
Zor olan her şey gibi ayakta kalmak da zor. Zoraki ayrılığın getirdiği büyük sarsıntılar, yerini yıkıma bırakmasın diye çaba sarf etmeler de boşa. Gönül gözüyle bakabilmeli mi gerçekten biraz? Yoksa her zamanki gibi mantık süzgecinde mi elemeli hayatı? Zor, zor, zor… Kim icat etmişse bu sözcüğü, eminim o bile çok zorlanmıştır! Zor olmayan ne var ki? En mazoşist akşamımda terk ettim seni. Sonra da kader deyip avuttum kendimi. İçtenlik adına ne yaşanmışsa ilişkimizde ve yalnızlığı nasıl hunharca katletmişsek vuslat gecelerinde; hepsi bir anda yalan oluverdi. Şarap tadında yaşamıştık ya her şeyi; bitirmek belki de o yüzden bu kadar zor oldu. Zor olmasına zordu ya ayakta kalmayı başarabildim bir şekilde. Şimdi ise kâbuslardan uyanıp, nahoş bir hayata yürüyorum her sabah. Eski tadında değil hiçbir şey... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Bir dal kırılırsa tekrar tutabilir. Bir cam kırılsa belki tekrar yapıştırmak kabildir. Bir kuşun kanadı kırılınca uçamaz zannedilir; iyileşince uçması mümkün.
Ya kalbin kırılışı, inkisara uğrayışı, bin parça oluşu, yok mu, ne onulmaz şeydir o? Sonsuz hayatı kaybettirir insana. Maddi şeyler kırılınca yapıştırılır, birbirine tutturulur da yine bir şeye benzer. Fakat manevi manada öyle mi? Bir kere kırılan kalbin parçalarını hangi maharetli el birleştirebilir? Mevlanın nazargahı olan gönüldeki inkisar, yüzde teessürünü gösterince o gönlü almak ne kadar müşküldür artık. Bazen bir söz, karşıdaki insanın dünyasını yıkar, harab eder. Bazen bir bakış öldürür insanı. Bazen de bir yüz ifadesiyle kaynar su dökülmüş gibi olur kişi başından aşağı. ’’İlim ü amel ne fayda Bir gönül yıktın ise’’ dediği gibi şairin, büyük bir cürümdür gönül yıkış. Hele hele hassas insanların kırılışı bambaşkadır. Böyle kişilere karşı oldukça dikkatli hareket etmek gerekir. En küçük kırıcı bir söz ve hareketten kaçınmalıdır insan. Zira gönül yarasının merhemi yoktur. Kırılan harab olan bir gönülden yükselen feryat da kabule karindir. Hakkın katında. Zira ’’Mazlumun ahı gökyüzüne kıvılcım şeklinde yükselir.’’ buyuruyor Nebiler Nebisi. İnsan ne kadar sert mizaçlı olursa olsun, eğer dikkat ederse gönül yıkmadan, kalb kırmadan, bir ömür sürebilir. Hiçbir zaman ’’Tabiatını, huyum’’ diyerek atamaz bu vebali üzerinden. Zira yapılan hareketlerde Mevla’ya karşı sorumluluğunu unutmamalı insan. Ve hesap vereceğini… İşte sert ve haşin mizaçlı, celadetli bir zat olan Ömer bin Hattab’ın sözü: ’’Ey Kabe! Seni bin kere yıksam tekrar yapabilirim. Fakat kırılan bir kalbi asla!..’’ |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
bir gün bakıyorsun
o sevgiyle,tatlı gülümsemeyle bakan yüzü ertesi gün seni son derece yaralıyor bir gün''seni çok seviyorum'' diyor ve ertesi gün başkalarıyla geziniyor işte bu yüzden aşka inanmıyorum ''seni seviyorum''dillerde oyuncak olmuş gözlerse yalanla kurulmuş o sahte oyunların bir aracı doğru çok yanıltıcı ve dudaklar odak noktası hevesini aldı mı kullanılmış mal gibi kenara bırakıyor hep unutuluyor karşıdakinin bir kalbi olduğu vicdan desen o tatmadıkları tek duygu işte bu yüzden aşka inanmıyorum birtakım şeyler olmaz ayrılırsınız bakarsın ki bir gün arkadaşına kaptırmış pençesine orda yıkılırsın ama onun umrunda olmaz onu da bırakır başkasına gecer yani öyle ki aşk eski bir yalana dönmüş aşk gül gibi solmuş kelebeğin bir günlük ömrü olmuş biz gibilerin anlatmaya doyamadığı kimi zaman kelimelere sığdıramadığı aşk 2 günlük ilişkilerin adı olmuş yani ''aşk'artık benliğini kaybetmiş ve bunlardan ötürü AşKa İnAnMıYoRuM....! siz ınanıyor musunuz ??? |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
işte Gidiyorum,
Bir şey demeden, arkamı Dönmeden, Şikayet etmeden, hiçbir şey almadan, Bir şey vermeden, Yol ayrılmış görmeden, Gidiyorum... Hayat mutsuzlukla harcanacak kadar uzun değil sevgilim. Dışarıda bir yaşam var, heyecanlarıyla, mutluluklarıyla, cıvıl cıvıl akan bir yaşam. Biz burada "biz" olabilmenin kavgasını verirken, ve tüm mutsuzluğumuza rağmen bunu başaramazken, dışarıda bir yaşam geçiyor. Doğan her güneş için ömürden gidiyor derler. Ömrümüzden gidiyor sevgilim. Hayat ellerimizden akıp gidiyor... Madem ki istiyorsun öyleyse durma git Beni düşünme rahat ol yalnız kalabilirim Sende bilirsin hiç bir acı sonsuza dek sürmez Hatta her an yeniden sevebilirim Mutlu olmak istedim ben sadece. Seninle ve mutlu olmak istedim. Sensiz mutlu olmamın imkanı yoktu sanki. Öyle çok sevdim ki seni, sen olmazsan gülemem, sen olmazsan yaşamayı sevemem gibi gelmişti. Oysa çok sevmek yetmiyormuş mutlu olmak için. Tek istediğim mutlu olmaktı. Seninle mutsuz olmaktansa, sensiz mutsuz olmayı kabulleniyorum şimdi. Belki sadece birimiz mutlu olabiliriz böylece... Senin mutluluğun benim sevincimdir sevgilim... Ne küslük var ne pişmanlık var kalbimde Yürüyorum sanki senin yanında Sesin uzaklaşır her bir adımda Ayak izim kalmadan Gidiyorum... Seninle olmak her şeye değer demek isterdim sana. Seninle olmak için mutsuzluğu göze alabilirim demek isterdim. Ama olmadı. "biz" olmayı başarabilseydik, sınırsız, çıkarsız sevebilseydik, belki. Sana karşı hiçbir kızgınlık yok içimde. Sen her zaman seveceğim ama mutsuzluk içinde anımsadığım hoş bir anı olacaksın. İkimiz içinde doğru olan böylesi git İnan bana sandığın kadar üzgün değilim İçimde yepyeni bir hayata başlamanın Sevinci ve heyecanı var artık git... Belki böylesi doğruydu. Hiç doğru insan olamadık birbirimiz için. Doğru yaşam değildi. Doğru zaman değildi. Oysa çok sevdim seni. Sen her zaman çok sevdiğim ve asla unutmak istemeyeceğim acı bir anı olarak kalacaksın sevgilim. Git... Git...me dur ne olursun Gitme kal yalan söyledim Doğru değil ayrılığa daha hiç hazır değilim Aramızda yaşanacak yarım kalan bir şeyler var Gitme dur daha şimdiden deliler gibi özledim... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Aşk herkesi
Kırar biraz Eksilmesin Acısı şükret Sen bana dediğinden bu yana kırık bir yanım. İçimde bitmeyen yitmeyen bir sen. Senle tutunmuşluğum hayattaki fırtınalara, dalgalara rotamı kaybetmiş bir gemi gibiyim şimdi yalpalıyorum. Acısını yaşıyorum sensizliğin. Varsın ağlasın Dalda kiraz Herkes kendine Sürgün biraz Aşkımıza ağlıyor şimdi bulutlar. Gökyüzü döküyor içindekileri damla damla benim gibi. Kendine sürgün ettin ya beni. Bitmeyen bir özlemin kollarına bıraktın. Sürgünlerdeyim bu sürgünün sebebi sen sonu sen. Çocuk gülüşün Dünden bir yara Aşk bize sıla Gözlerimin önünde yüzün o masum gülüşün. Geçmişten kalan kabuk tutmuş bir yarasın içimde zaman zaman kanayan. Uzaklardayız bir birimize aramız da aşılmaz engeller. Aramızda başka eller, başka yollar başka hayatlar var. Akıp gidiyor hayat senden uzakta bir yerde. Günler gelirde Büyür üzerler Aşk bize gurbet Zaman akıp gitmekte yolunda sanıyorum her şey aklıma bir sen düşene kadar. Büyüyor tekrar açın içimde. Tarifsiz sızılar sarıyor, kramplar giriyor kalbime kap katı kesilip kalıyorum damarlarımda kan akmıyor bir kalp krizine dönüşüyorsun. Feryat ediyor kalbim sonunda patlatıyor damarlarım yinede yoksun. Ay ışığı Tende bıçak Giden sürgün Kalan kaçak Sürgün edilmiş bir aşk bu senden uzaklarda bir deniz kenarında sana doğru bakıyorum hasretle. Yüzün gibi parlıyor bu gece ay. Tebessümler oturuyor yüzüme. Yaralarım kanıyor deniz tuz basılıyor üstüne seni hatırladıkça. Mavi bir gecede hasretliğin siyahı sarıyor etrafımı. Kapansın yarası Şu gecenin Ayrılıklar örtsün üstümü Sensiz geçen yılların yarası kapansın artık. Ya tam sana gelsem ya tam senden gitsem sıkışmasam hep iki arada bir derede. Sen en iyisi bende bitsen ve kapatıp kapıları mühürler vursak üstüne. Kimim kimsemdir Ah gözlerin Gidecek yeri Yok kimsenin Hiçbir şeyimsin dokunamadığımsın, gözlerinde kendimi göremediğimsin yanında olmadığım, saçlarını okşayamadığım. Hiçbir şeyimsin hiç gidemediğimsin. Senden başka kimsem yok. Sende ise bir ben varmıyım? |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Bir zamanlar bir kralın aklına şöyle bir düşünce geldi: "Eğer bir
işe ne zaman başlayacağımı; kimi dinleyeceğimi ve yapmam gereken en önemli şeyin ne olduğunu bilseydim, girdiğim her işi başarırdım." Aklına böyle bir fikir düşünce, krallığın dört bir yanına, kim kendisine her iş için en uygun vakti, bu iş için en gerekli kişinin kim olduğunu ve yapılması gereken en önemli şeyin ne olduğunu öğretirse ona büyük bir mükafat vereceğini ilan etti. Bilgeler kralın huzurunda toplandı, fakat sorulara verdikleri cevaplar birbirinden tamamen farklı çıktı. İlk soruya cevap olarak; kimileri her hareketin doğru vaktini bilmek için önceden günlerin, ayların, yılların yer aldığı bir takvim hazırlamak ve sıkı sıkıya buna uyarak yaşamak gerektiğini söylediler. "ancak böylece" dediler "her şey tam zamanında yapılabilir". Diğerleri ise her hareketin doğru vaktine önceden karar verilemeyeceğini, kişinin kendisini boş eğlencelere kaptırmayıp, hep daha önce olmuş olayları izleyerek en lüzumlusunu yapabileceğini iddia ettiler. Bu defa başka bilginler de kral neler olup bittiğine ne kadar ederse etsin, tek bir kişinin her hareket için en uygun vakte karar vermesinin imkansız olduğunu; kralın, her şeyin en uygun vaktini tespitte ona yardım edecek bir bilge kişiler konseyi kurması gerektiğini söylediler. Fakat bu defa da başka bilginler; "Bir konseyin önünde beklemesi imkansız bazı şeyler vardır, bu işlerin yapılıp yapılmayacağına ancak tek bir kişi anında kara verebilir" dediler. "Buna karar vermek içinse neler olacağını önceden bilmek gerekir. Neler olacağını önceden bilenler de yalnızca sihirbazlardır. Dolayısıyla her hareketin doğru vaktini bilmek isteyen, sihirbazlara danışmalıdır. İkinci soruya da aynı şekilde türlü türlü cevaplar geldi. Kralın en fazla ihtiyaç duyduğu, en gerekli kişiler bazılarına göre danışmanlar; bazılarına göre papazlar; bir kısmına göre hekimler; daha başka bir kısmına göre ise savaşçılardı. Üçüncü soruya, yani en önemli işin ne olduğu konusuna gelince; bazıları dünyadaki en önemli şeyin bilim olduğunu söyledi. Bir kısmı savaşta ustalaşmak; daha başkaları da dinî ibadet dediler. Bütün cevaplar birbirinden farklı çıkınca, kral bunların hiçbirisini kabul etmeyip hiç kimseye de ödül vermedi. Ama halâ doğru cevapları aradığı için, bilgeliğiyle ünlü bir münzeviye danışmaya kara verdi. Münzevi, hiç ayrılmadığı bir ağaç kovuğunda yaşar, yanına sade halktan başkasını kabul etmezdi. Bu yüzden kral üstüne sade elbiseler giyerek kendisini halktan biri gibi göstermeye çalıştı ve yola düştü. Münzevinin kovuğuna yaklaştıklarında atından indi ve muhafızını da geride bırakıp yola devam etti. Kral yaklaşırken münzevi kovuğunun önüne çiçek tarhları kazıyordu. Kralı gördü, selamlayıp kazmaya devam etti. Münzevi mecalsiz ve zayıf birisiydi; küreğini toprağa her sokuşunda bir parçacık toprak çıkarıyor, soluk soluğa kalıyordu. Kral yanına gelip şöyle dedi. "Ey bilge münzevi, size üç sorunun cevabını sormak için geldim. Doğru şeyi doğru zamanda yapmayı nasıl öğrenebilirim? En fazla muhtaç olduğum, dolayısıyla diğerlerinden fazla ilgi göstermem gereken insanlar kimdir? En önemli ve her şeyden önce kendimi vereceğim işler nelerdir?" Münzevi kralı dinledi, ama cevap vermedi. Avuçlarına tükürüp kazmaya devam etti. "Yoruldunuz" dedi kral, " Küreği bana verin de biraz dinlenin." Münzevi, "Sağolun" diyerek küreği krala verip yere oturdu. Kral iki tarh kazdıktan sonra durup sorularını tekrarladı. Münzevi yine cevap vermedi; bu defa ayağa kalktı, elini küreğe uzattı ve şöyle dedi: "Biraz dinlenin; bir parça da ben çalışayım." Fakat kral küreği ona vermeyip kazmaya devam etti. Bir saat geçti, bir saat daha. Güneş, ağaçların ardından batmaya başladı; sonunda kral küreği toprağa saplayıp şöyle dedi: "Ey bilge kişi, senin yanına sorularıma bir cevap bulmak için geldim. Eğer cevap vermeyeceksen, söyle de evime gideyim". Münzevi, "Buraya koşarak birisi geliyor" dedi, "bakalım kim?" Kral arkasına döndüğünde bir adamın koşarak kendilerine doğru geldiğini gördü. Adamın karnına bastırdığı ellerinin altından kan sızıyordu. Kralın yanına ulaşınca, kendinden geçercesine inledi, sonra da bayılıp yere düştü. Kral ve münzevi, hemen adamın üstündeki elbiseleri çıkardılar. Karnında büyük bir yara vardı. Kral yarayı elinden geldiğince yıkadı, mendiliyle ve münzevinin havlusuyla sardı. En sonunda kan durdu, adam kendisine gelince içecek bir tey istedi. Kral dereden taze su getirip ona verdi. Bu arada akşam olmuş hava soğumuştu. Kral, münzevinin de yardımıyla yaralı adamı kovuğa taşıyarak yatağa yatırdı. Yatağa uzanan adam gözlerini kapatıp derin bir uykuya daldı. Kral, koşuşturmadan ve yapmış olduğu işlerden öylesine yorulmuştu ki eşiğe çöktü ve uyuyakaldı; kısa yaz gecesi boyunca deliksiz bir uyku çekti. Sabah uyanınca nerede olduğunu, yatakta uzanmış ve canlı gözlerle dikkatle kendisine bakan yabancının kim olduğunu uzun süre hatırlayamadı. Kralın uyandığını ve kendisine baktığını gören adam; "Beni affedin" dedi, zayıf bir sesle. Kral, "Sizi tanımıyorum, üstelik affedilecek bir şey yapmadınız ki" dedi. "Siz beni tanımıyorsunuz, ama ben sizi tanıyorum" dedi adam. "Ben, kardeşimi astırdığınız ve mallarını elinden aldığınız için sizden öç almaya yemin etmiş bir düşmanınızım. Tek başınıza münzeviyi görmeye gittiğinizi öğrendim ve dönerken yolda sizi öldürmeye karar verdim. Ama akşam olduğu halde dönmediniz. Ben de sizi arayıp bulmak için pusuya yattığım yerden çıkınca muhafızlarınıza rastladım, beni tanıyıp yaraladılar. Onlardan kaçtım, fakat yaramdan çok kan akıyordu. Yaramı sarmasaydınız kan kaybından ölürdüm. Ben sizi öldürmek istedim, siz ise hayatımı kurtardınız. Eğer yaşarsam şimdiden sonra en sadık köleniz olup size hizmet edeceğim ve oğullarıma da aynı şeyi emredeceğim. Affedin beni." Kral, düşmanıyla bu denli kolay barıştığı ve onun dostluğunu kazandığı için çok mutlu oldu; onu affetmekle kalmayıp uşaklarını ve kendi doktorunu gönderip onun tedavisini yaptıracağını söyledi, ayrıca mallarını iade edeceğine de söz verdi. Yaralı adamla vedalaşan kral, kapının önüne çıkıp münzeviyi aradı. Gitmeden önce, sormuş olduğu sorulara cevap vermesini bir kez daha rica etmek istiyordu. Münzevi dışarda, bir gün önce kazmış oldukları tarhlara çiçek tohumlarını ekiyordu. Kral ona yaklaştı ve şöyle dedi: "Sorularıma cevap vermeniz için size son defa yalvarıyorum!" Yorgun dizlerinin üstünde çömelmeye devam eden münzevi, gözlerini kaldırıp krala baktı ve, "Cevabınızı aldınız" dedi. "Nasıl aldım? Ne demek istiyorsunuz?" diye sordu kral. "Anlayamıyorsunuz" diye cevapladı münzevi. "Dün eğer benim dermansızlığıma acımayıp şu tarhları kazmasaydınız, gidecek ve şu adamın saldırısına uğrayacaktınız ve yanımda kalmadığınıza pişman olacaktınız. Yani en önemli vakit, tarhları kazdığınız vakitti; en önemli kişi bendim ve en önemli işiniz bana iyilik yapmaktı. Daha sonra bu adam yanımıza koşarak geldiğinde, en önemli vakit onunla ilgilendiğiniz vakitti, çünkü eğer onun yaralarını sarmasaydınız, sizinle barışmadan ölecekti. Dolayısıyla en önemli kişi oydu, en önemli iş de onun için yaptıklarınızdı." "Bundan sonra şu gerçeği unutmayın: Tek önemli vakit vardır, içinde bulunduğunuz an. O an en önemli vakittir, çünkü sadece o zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi, kiminle beraberseniz odur, zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp görüşmeyeceğini bilemez; ve en önemli iş iyilik yapmaktır, çünkü insanın bu dünyaya gönderilmesinin tek sebebi budur.", |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Şimdilerde umut daha bi mavi
Gökyüzü ise epeyce eskimiş Kuşlar kanat çırpmayı unuttu Mutlu olmayı bilmiyoruz biz Kırlangıç uçmadıkça hüzünleniriz Söyleyin Mutlu olmayı öğretsinler bana Umut olacağım onlara Uçmayı öğreteceğim kuşlara Söyleyin Maviye boyasınlar gökyüzünü Hayır hayır Umuda boyasınlar gökyüzünü |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
"Sevmek ne uzun kelime! Derin deniz mavisi…"
- Cemal Süreya |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. Içimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya Konuş konuş konus derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığıni. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa ...?
Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşkın şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmaliyim seni yaşanmis tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvım yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşki kolayca unutabılmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan, Sanki benim hiç senim olmamış gibi... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Gecenin karanlığı bana o kadar şey düşündürüyor ki; anlatamam. Hatalarım, pişmanlıklarım, düşünceler içinde savaş veriyorum. Bir de özlemlerim var tabi.. Benim özlemim geleceğim ve geleceğimin içindeki sen. Ama farklı şeyler yazıyoruz. (Sen ve Ben)
Evet bana göre çok büyük bir aşk yaşıyoruz. Fakat beraberinde korkular var. Hani çok değer verdiğim bir şey olur ve sen ona özen gösterirsin. Adeta varlığın, bütün huzurun ona bağlıdır. Bir süre sonra ona bir şey olduğunda ise artık hayatının bittiğini düşünürsün. Ben daha önce yaşadım bunları sevgili! Acısı çok büyük... Seni kaybetmeyi düşürdüğümde de aynı acıyı çekiyorum. Artık anladın mı seni ne kadar büyük bir aşkla sevdiğimi? Baksana bu sessizlik, bu karanlık, bir de sensizlik neler yazdırıyor bana.. Öyle şeyler var ki içimde.. Bunu ben bile bilmiyorum. İçimde bir şeyler korkutuyor belki de beni.. Beynimi tırmalıyor artık yaşadıklarım. Dünya böyle bütün hızıyla dönüyor. Ne kadar bize yavaş gelse de.. |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Özledim seni...
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir... beynimi uyuşturuyor özlemin... Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zaman içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum. Yokluğun, hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadiyen bir boşluğa Sabahları seni okşayarak başlamaları akşamları her işi bir kenara koyup seninle başbaşa konuşmaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne kadar yumuşak, bir çift kısık gözle kendini, ellerimin okşayışına bırakırken. Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğunu görmek ve sana bunları söyleyemeden 'git artık' demek. 'Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa' demek sana ne de zor.. Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Seni yirmi dokuz harfle seviyorum.
Her harfte bir kere daha aşkım kuvvetleniyor. Gecenin bitiminde,günün başlangıcında Işığa hasret ,karanlık gibi Seni seviyorum. Bir çilekeşin çilesi,bir çiçeğin nefesi Bir dağın ayazıymışcasına ,bu sevgim. Bütün acılar gibi sancılı,beklentili Gelecek bahar kadar coşkun ,hayalci Sellerde tutunamıyan topraklar kadar şaşkın Seni seviyorum. Yalan rüyaların hakikati görününce. Bir ömrün bitiminde.ecelim ,yaşamım kadar. İmanımın sonsuzluğunda,sessizliği delen Ruzgarlar misali içimde çalan müziğinle Seni seviyorum. Kader çizgisinin ufkunda,bilmez,korkak Günahlardan yılmış bir gönülle, hezeyanda. Cennetin doruğunda,cehennem kadar ateşli Seni seviyorum. Yılların sana bölünmüşlüğünü biliyorum. İçinden sevgi geçen zamanda olduğunuda, Ayrılık sahillerinde bekleyen karşıyakanın, Işıklarını özlercesine ,sıla kokan yosunu kadar Seni seviyorum Ben; bütün benliğimle,yüreğimle,ruhumla Çöllerin su tutan dikenleri gibi sağlam Seni ,kendimle beraber,kendim bilerek içimdeki sana ,erememenin yasını tutarak Seni seviyorum ... Seni çok seviyorum....... Ve bir bilsen nasıl özledim… |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Sana Olan Özlemim
Naylon ayakkabılı bir çocuğun kunduraya bakışıydı sana olan özlemim. Her gece dizimde uyuttuğum hayallerime masallar anlatırdım, İçinde hep sen olan. Kimi zaman pamuk prenses olurdun, Kimi zaman elmayı veren cadı, Ama değişmeyen bir şey vardı, Hep güzeldin hep beyazdı yüzün. Geceler boyu güneşin doğuşunu bekledim, Şafağa olan sevgim sanırdım bunu, Ya da çocukluktan kalma karanlıktan korkum. Seni beklediğimi itiraf edemezdim kendime, Sanki bir sabah güneşin ilk ışıkları getirecekti seni, Kendine faydası olmayan kör meşeleler sönecekti, Yıkılmışlığım tükenmişliğim bitecekti, Umudum ışığım gelecekti bir şafağın koynunda, Gelecekti işte bir kiraz tadında, Yamalı sevdalar bitecekti bayram sabahına uyanacaktı yepyeni elbiselerle, Gelecekti işte, Kirli mendiline bereket düşecekti dilencinin, Gelecekti ve eksilecekti dokuz canı kara kedinin. Gelecekti işte, halâ aynı camın önünde bekliyorum, Aynı umuda açıyorum penceremi, Aynı korkusunu çekiyorum ciğerlerime gecenin, Ve halâ korkuyorum. Mahşerin kısrakları ızdırap tayları doğuruyor sensiz geceler, Zebaniler gül suyu içiriyor zehir tadında, Karanlığın yüreğine akrepler doluyor, Daralıyorum, bir çığlık vakti duruyor zaman. Kör yılan dalıyor serçe yuvasına, Bir can öksüz kalıyor, bir can yetim... Ve bir damla gözyaşı. Kervanlar geçiyor usul usul, Aynı ağıtı söylüyor çan sesleri, Aynı heybede saklı sevincim mehtabım. Yürüdükçe kervan acımasız, aynı yarayı kanatıyor sensiz geceler... Artık üşüyorum, kahroluyorum hayaline sokuldukça, Çivili yataklarda dinleniyor bedenim, Her geçen an biraz daha daralıyor pencerem, Soluyor gülleri perdemin, Yüreğim eski bir manastır sessizliğinde, Kutsal bir aşkın ziyaretçisini bekliyor. Gelecek işte... Gelecek bir gece ansızın. Kırılacak prangası vuslatın, Çılgın bir ateş böceği düşecek geceye, Yeniden açacak gülleri perdemin, Bir bahar sabahına uyanacak yüreğim yepyeni umutlarla, Huriler içirecek ilk şerbetini cennetin. Sevgi tadında aşk tadında... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
İlk defa göz göze geldiğimiz anı hatırlıyor musun? Kaçamak bir buluşmasıydı bu gözlerimizin. Seni istiyordum, biliyordun... Bakışların duygulu, anlayışlıydı, özlemliydi zaman zaman. Bakışların bir şarkı söylüyordu hiç bilmediğim. Seni dinliyordum, bakışlarını dinliyordum. Dağbaşında apansız karşıma çıkan bir pınardı sanki gözlerin. Eğilip su içmek istiyordum kirpiklerinin arasından. İçimde yaktığın ateşi söndürmek istiyordum. Ama o ateş gitgide büyüdü işte! Şimdi biraz da sen yan artık, benim yanacak yerim kalmadı. İnanamıyorum, sen var mısın? İnanamıyorum bir türlü. Tuttuğum ellerin mi? Öptüğüm dudakların mı? Kim bilir? Belki de yoksun, berbir rüyâ görüyorum, biraz sonra uyanacağım. Herşey ansızın silinecek. Ne saçların kalacak ortalıkta, ne gözlerin. Yine kahrecici yalnızlığıma döneceğim. Biraz daha yıkılmış, biraz daha sensiz. O gün ilk defa seni gördüm. Düşün, sen dünyaya geleliberi kaç yıl geçmiş aradan. Düşün, ne kadar çok özlemiştim seni. Öyleyse hiç gitme, ne olur? Vereceğin her kedere razıyım. Acıların en büyüğünü sen tattır bana, zehirlerin en şiddetlisini senin elinden içeyim. Ama gitme ne olur? Dudaklarım kurumuştu, içim yanıyordu. Suya hasret, kurumuş bir ot gibiyimdim. Yağmur olup yağdın üstüme, yaşardim, filizlendim. Sonra güneş oldun, hayat verdin bana, koku verdin, renk verdin. Şimdi bırakıp gidersen bir daha ve son defa yine kuruyacağım, dağılıp toz olacağım anlıyor musun? Çünkü senden sonra kimse gelmeyecek, biliyorum. Kimseler çalmayacak kapımı. Gidersen beni bana mahkûm edeceksin, keşke ölsem diyeceğim o zaman, keşke ölsem! Şimdi sendeyim, seninleyim, seni yaşıyorum. Beni bana bırakma! Senden bir parçayım artık, belki de baştanbaşa sen oldum farkında değilsin. Beni bana bırakma! Sen olduğun için mutluyum. Sen olduğum için de. İstersen ben olma. Hiç benim olma. Ama bırakma beni ne olur? Beni, bana bırakma!
|
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Özledim de söylemedim
Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim. Niye öyle burnumun sızladığını, içimin burulduğunu, gözlerimin çaktırmadan ıslandığını anladım da ondan seni özlediğimi söylemedim. Bu güzel eylül gününde Boğaz'ı seninle seyretmek isterdim, sigaramın yarı dumanını rüzgarla paylaşmaya hazır, bedenim göğsüne yaslanmış öylece bakardım görüntüye. Bakarken güzel şeyler düşünürdüm! Sabah rastgele müzik dinlerken kimin söylediğini bilmediğim bir şarkının sözü çok hoşuma gitti. Kıymetimi bilmen için illa gitmem mi lazım, sevdiğini duymak için illa ölmem mi lazım diye soruyordu. Ya da benim bu şarkıdan çıkardığım sonuç bu emin değilim. İnsan hem sevdiğini söyleyip de hem neden sevdiğinin yanına gelmez. Hani sana okuduğum kitapların konularını ve kişiliklerini anlatıyorum ya “Kürk Mantolu Madonna”nın erkek kahramanı geldi aklıma bugün. Kitabı sana anlatırken, hissettiklerimi dile döküşüm ve adama nasıl sinir olduğumu hatırladım sana sinir olurken. Aşık olduğu kadını evinin işleri bitince yanına almayı düşünen bir adam. O evin inşaat işleriyle uğraşırken kadıncağız Almanya’da hastalıktan ölüverdi. Bu garibim de aşkından gözleri kör, kadını mutlu etmek için evi güzelleştirmeye çalışıyor, kadının öldüğünden habersiz bir şekilde. Aşkın boya badanaya ihtiyacı yok ki. Sonrada bir ömür boyu terkedildiğini düşünerek mutsuz yaşadı. Ama ille de boyayacağım diyorsan ben yanındayken boya. Benim öyle “benden uzak olsanda mutlu ol”, “gideceğin yere beni de götür sorana başımın belası dersin”, “sabret aşkım sabret” gibi şarkı sözleriyle hiç işim olmaz. Arada söylüyorsun ya “Endamın yeter” diye biz onu söyleyelim. Ben seni öyle ilahi bir aşkla seviyorum ki anlatmaya kalksam, kelimelere döksem ifade edememekten korkuyorum. Ya da dile dökülenin basitleşmesinden. Ben eğer becerebilsem parmaklarımla kaburgalarımı ayırıp seni içimdeki buğuda saklarım. Uykunun en derin yerinde birden uyanınca seni yanımda görmek, pişirdiklerimin güzel olduklarını gözlerinden okumak, kış gecesinde söylenmeden patlatılmış mısırı paylaşmak, televizyondaki filmi seyretmek için demlenmiş çayı birlikte içmek, hastalıklarda sevgiyle sıkılmış limonata içirmek, kahvenin telvesinde yazanları birlikte yaşamak, sabahın kör saatinde çıplak denize girmek, emanet alınmış bir motorsikletle gezintiler yapmak, sırtıma dolanmış kollarınla güneşi batırmak, bizim batırdığımız güneşin doğduğu ülkedeki insanların hayatları hakkında abuk hikayeler uydurmak, bozuk musluk yüzünden kavga etmek, ne kadar rahat adamsın ne kadar telaşlı kadınsınlarla başlayan cümlelerle tartışmak, hayatı-hayatın getirdiklerinin tümünü seninle paylaşmak. Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim. Hani geçen akşam trafik kazası yüzünden ölmüş birini görmüştük. Üzerini örtmüşlerdi de sadece ayakkabıları görünüyordu. Ben çok etkilenmiştim de sen “adamı tanımıyorsun bile” diyerek etkilenmemin sebebini anlamamıştın. İlk düşündüğüm hayatın çok mu değerli olduğu yoksa düşünmeye değmeyecek kadar basit mi olduğu hakkında aklım karışmıştı. Ne zaman ölümle karşılaşsam aynı karmaşık duyguları hissederim zaten de sevince insanın içi daha çok acıyor. Öleni tanıman gerekmiyor ölüm karşısında. Orada yatan sende olabilirdin bende. Seni düşünmek bile istemiyorum. Kendimi öldükten sonra düşünemeyeceğime göre sana acı çektirmek istemiyorum. Eee diyeceksin. Eee si ölüm var, eve gitme süresince bile ertelenemiyor seni yolun ortasında yakalayıveriyor ve bulduğu yerde götürüyor. Bu yol kıyısında bize göre zamansız bir kaza olabilir, deniz gezmesinde söylenenler söylenmeden gelebilir, yaşanacakları beklemeden de... Yaşamak istediklerini söylemeden….. Bir akşam denizden dönerken aynı duygu karmaşasını hissederek, sana telefon açıp “Hayatı benimle paylaşır mısın” diye sormuştum. Güzel şeyler söyledin de hala net bir cevap alabilmiş değilim artık hiçbirşey sormuyorum. Sende unuttum zannediyorsun herhalde. Artık çok özlediğimde bile özlediğimi bu yüzden söyleyemiyorum. Cevapsız sorular varsa ortalıklarda, yalansız olmuyor yaşananlar. Bugün seni çook özledim de yinede söylemedim bu yüzden. Orada yatan bende olabilirdim. Bırak işlerini de ben söylemeden kendin gel. |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
AYRILIK VAKTİ
Hayatın birkaç bilinmezliğinden biridir ayrılık...Hep kaçamak cevaplar verilir; sebebleri sorulunca Yada suçlamalar başlar karşılıklı.Kimse ilk zamanlar anlamaz ayrılık vaktinin aslında yeni aşkların vakti olduğunu. Dayanılmaz bir sis çöker içimize. Yollar kapanır sanki benliğimizin. Söylenen bir kaç söz , kar yağdırır felç olan yolların üstüne ,tıkanır her yol,her sokak,her mahelle.En son söylenecek sözler ilk önce çıkar iki dudağımızdan bilinmeden...Gözler buğulanır yada açılır öfkeden.Yıpranır tüm duygular ,tüm heyecanlar. Yaşanmışlara lanet ederiz kendimizce .Hayatın bir maskeli balo olduğuna inanırız, herkesin melek maskeleri ile dolaştıgını görürüz sokaklarda.Ayrılık kurşunları doldurulmuş silahlar ise bellerde. Artık güvenimiz yoktur sevgiye ve aşka . O güzel duygularımız kundaklanmıştır. Sevginin sinesine hançerler saplanmıştır bir kere. Şehrin üstünü bulutlar kaplamıştır . Geceler en sadık dostumuz olmuştur. Duygularımız ve yaşadıkalımız artık rakı masalarında mezedir.Çevremizi mantık kostümleri ile gezen insanlar kaplamıştır.Artık bir daha sevmeyecegiz deriz kendimizce, efsunlu güzellikleri yitirdiğimizi sanırız . Maskeli balo misali devam eder hayat,anlar hızla tüketilir. Herkes melek maskeleri ile dolaşır yollarda ,sokaklarda. Ayrılık kurşunları ile doldurulmuş silahlar ise bellerde. Korkak eller her an tetiği çekme telaşı içerisinde . Zor kararlar cesaretin gölgesinde yetişir . cesaretin ise dalları duygu çiçekleri ile bezelidir çoğu zaman . Duyguları takip etmenin son durağıdır mutluluk , hazır yürekler için .Tarih ve ayrılık kelimesinin telefuz edilmediği dillerde ve prangasız gönüllerde filizlenir sevgi ile aşk çiçekleri. Sevgi göze alabilmektir aşk ise hayatın mazereti |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Bi Aksam Vakti Memleketimi Düşünüyorum...Sarı şarkılar dinliyorum Sezenden. Hüzün bir yorgan gibi üstüme seriliyor yumuşacık. Bilmem şimdi hangi rüzgarlar esecek akşamın bu notalara yüklenmiş anlarında. Yükünü almış bir gemi limandan ağır ağır uzaklaşırken, yorgun bir gövdeyle denize yaslanması gibi uzanıp yatsam şarkıların tellerine . bir buluttan masallar dinlesem, bağrına yaslanıp. İçime değil bulutla beraber aksam katıla katıla. Çok biriktirdim gözyaşlarını sellere dönüşmese...
Değil bu bir aşk acısı değil bir derdin kederi. Müziğin rakseden nağmelerinin alıp yoğurması kalbini. Upuzun bir salıncakta yukarlara doğru fırlatılmış gibi ürpermesi içinin.Anlatır değil. Suya atılan bir taşın çıkardığı dalgalar gibi eriyip dağılmasını hissetmek gibi bedeninin. Ah bu şarkıların gözü kör olsun demiş bir başka fasılda Bu udun tellerindeki tınlamalar sanki göğüs boşluğunda çalınıyor gibi titretmesi ciğerini. Bütün tüylerinin sefere çıkacakmış gibi ayaklanması tek tek. Tek tek hissetmek her birinin battığı yeri. Değil bu, anlatılır değil. Anlatmak benim harcım değil. Mahzun ve ürkek bir çocuk gibi bırakıvermek kendini şarkının kollarına, dışardaki yağmur gibi uslu uslu akıp gitmek, hiçbir sebepte yok gibiyken üstelik. Hiçbir sebepte yok gibiyken üstelik... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Nedenini bilmediğim bri arzuyla bugün her günkünden daha çok istedim yanımda olmanı... Kolay değil, sensiz olmak, içinin yarısını boş tutmak. Kolay değil her sabah bir martı sesiyle irkilmesi bu yoksul bedenimin. Sadece bu ayrılığın bir süreliğine oluşu teselli dolduruyor yüreğime. Her ne kadar bu sürenin uzunluğunu bilmesekte sonunun olduğunu bilemk umutlandırıcı...Zaten her şey umut edilmekle başlamadımı? Seni düşünüpte kendimi kaybettiğim vakitlerin anısına yazdım bu mektubu sana. Bazen otobüste iki sevgilinin başlarını yaslayıp uyurken ki rahatlığında, bazen sokakta babasının elini tutan bir çoçuğun gözlerindeki güvende buluyorum seni. Düşündükçe Nazım olasım gelir ve hasretini bir uçtan bir uca yakasım gelir. Bir kuş hafifliğinde sana akar yüreğim, yokluğunda yok olmaktan korkarak. Yaşadığım acıları anlatırsa birileri sana göz yaşlarınla yıka yaralarımı. Seni bekliyor gölet olmuş bir nisan yağmurunun çoçuğu. Hadi gel dayanamıyorum hasretine...''
|
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Seni özlüyorum. Gecenin en zifiri anında bile odamı aydınlatan bu aşkı özlüyorum en çok da her gün duyabilmek için çırpındığım sesini. Seni özlüyorum işte... Her kavgamızın sonunda çekdiğim sancıları, seni kaybetmek korkusu yüreğimi bir bıçak gibi kestiği anları bile. Seni özlüyorum kabul ettim artık bunu... Gözbebeklerimin içine yerleşmişsin ve dünyada iyiye ve güzele dair ne varsa içinde sen varsın. Meleklerin kanatlarında geliyorsun sen bana her gün, martıların gözlerinde. Bir papatya demetinin üstündeki uğur böceği oluyorsun, ayın şavkında, umudun mavisindeki en çok bu renge tutkunum bilirsin sen varsın. Yüreğime işlemişim seni bir dantel gibi ince ince düğümlerle... Çözülemezsin çözmem seni. Oradasın orada kalmalısın. Çünkü bir tek sen yüreğime yakışırsın. Her gün içimi ısıtan asıl sensin sıcacık ışıklarında tüm ruhumu saran, her yeni güne gözümü acar açmaz içine doluştuğunbir günaydınsın. Seni özlemek dayanılmaz hale geldğinde bile hiç isyan etmiyorum. Çünkü içimdesin ve seni göz yaşlarımla akıtmaya kıyamıyorum. Özlemin sancılarıyla bedenim her gün ölse de aslında her güne yeniden doğuyorum. Seni özlüyorum çünkü seni seviyorum hemde çok.. Doğrularını yanlışlarını sorgulamadan, bir çocuk yüreği gibi masumca yaşıyorum seni. Bu hayata verdiğim her nefesde gittiğim her yerde sende benimle birlikte varsın. O yüzden yalnızlık hiç bilmiyorum. Asla değiştirmeden, en katıksız halinle seviyorum seni. Özgürleşiyor aşkımız, sevdikçe büyüyor özledikçe yüceliyor. İşte en çok bunu, özlüyorum seni sevmeyi özlüyorum. Sevdikçe daha çok özlüyorum, özledikçe daha çok seviyorum.
|
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Seni öyle özledimki
Biliyor musun en çok mektuba başlamam gereken hitap şeklinde zorlandım. Bir başlasam sonu gelecekti eminim! Ama sıradan sözcükleri hiç yakıştıramadım sana, yapmacık sözlere konduramadım seni... Sonra sana hiç mektup yazmadığım aklıma geldi, içim burkuldu, canım acıdı... Bu mektubu sana gurbetten yazıyorum; sesine sözüne hasret, yüzüne hasret, sıcağına hasret gönlümle başlıyorum mektubuma. Seni o kadar çok özledim ki; meğer hiç bir kucak seninki kadar sıcak değilmiş, hiçbir acı senin yokluğuna bedel değilmiş. Hiç ama hiçbir hasret senin özlemin kadar yakmazmış içimi. En acısı, herkes toplanıp bir araya gelseler, senin çeyreğin bile edemezmiş. Bilsen ne zor bunları itiraf etmek kendime ve sana... Gurbet bile gururumu söndüremedi. Hâlâ gururlu, şımarık, küçük kızınım. Hayır, hayır yavrunum. 'Ben artık bir genç kızım, başkalarının yanında bana yavrum deme.' derken bile böyle düşünüyordum inan. Şimdi içten bir seslenişine, yavrum! hitabına öyle ihtiyacım var ki... Hatırlıyor musun? İlk yürümeye başladığım anları anlatırken ellerimi bırakmadığın için sana kızdığımı, hırslandığımı ve bir an önce yürümek istediğimi söylerdin. Şimdi sakın bırakma ellerimi, anneciğim. Evimizin yumuşak halıları değil yürüdüğüm yollar, bir düşersem halim yaman. Ellerini, sevgini, duanı, desteğini ve sıcağını hiç esirgeme benden. Hani küçükken en çok kimi seviyorsun diye sıkıştırıp dururdum seni. Ağzından "seni!" cevabını alana kadar bırakmazdım eteklerini... Seni abimden, babamdan ve ablalarımdan kıskanırdım. Hâlâ büyüyemedim, hem şimdi daha çok kıskanıyorum. İçindeki sevgiyi ve gözlerindeki derin şefkati yalnız benim için sakla... Ama yapamazsın değil mi? Ana yüreği dayanmaz... Senin sevgin hepimize yeter, ana olunca ben de anlarım değil mi? Aslında en çok bu huyunu seviyorum. Adaletini ve yufka yürekliliğini, anne şefkatini... Fakat hâlâ babam işe giderken boşalan yatağını en çok benim hak ettiğimi düşünüyorum. Seni öyle özledim ki!.. Şu bilmem kim tarafından icat edilen telefon bile dindirmiyor içimdeki hasreti. Gurbetin yağmurları, söndürmeye yetmiyor içimde büyüyen ateşi... Beni buralara yollarken, "daha güçlü ol!" diyordun ya, sana kavuşunca öyle bir sarılacağım ki, gücüme şaşacaksın. Sevgimin gücünü sen de anlayacaksın. Yılların yükünü çekmiş, yorgun ama dimdik omuzlarını özledim. Dolaplarımı düzenlerken, eşyalarıma bakıp bakıp ağladığını duyuyorum. Yahut arkadaşlarımla konuşurken gözlerinin dolduğunu... İçim acıyor ama bilsen nasıl seviniyorum. Yokluğuma alışamamış olman, mest ediyor beni... Puslu gözlüm, dert ortağım! İnan içim içimi yiyiyor, ya bitmezse gurbet geceleri, ya geçmezse hasret saatleri, ya vuslat ateşiyle bindiğim mavi tren getirmezse beni... Uzar da yollar kavuşamazsam sana, ya özlem alışkanlık olur da unutursan beni. Ama beni unutmaman için hep dağınık bırakacağım odamı. Söylene söylene toplarken, yine gözyaşların ıslatacak eşyalarımı. Babam yine dalga geçecek, anlatacak bir bir ağladığını. Ya ben... Arkadaşlarım çınlatacak odamın duvarlarını, hep anne kokan ilâhilerle. Güçlü ol demiştin ya, ben de yorganı çekmeden başıma hiç ama hiç ağlamayacağım. Ama sonra, Allah ne verdiyse... Anneciğim! Gözyaşlarım söndüremez içimde yanan ateşi... Çünkü yokluğun, bilmem kaç nufüslu şu kocaman şehirde kendini yapayalnız hissetmek gibi, imkânsız bir şeyi diz çöküp de Yaradan'dan dilemek gibi.. en azaplı günahlardan sonra sızlayan vicdanım gibi... Gül kokulum, puslu gözlüm! Sakın sensiz, sevgisiz ve duasız bırakma beni... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
--------------------------------------------------------------------------------
Seni şimdiden özledim Tepedeki çimenlikten asağı doğru uzanan Bütün hayallerime son veriyorum Çünkü karanlıktan aldığım cesaret Günün ilk ışıklarıyla son buluyor Ve bir dahaki karanlığa kadar Seni yine özleyeceğim İçimde alevlenen duyguların Uzak denizlerdeki küçük bir yelkenli gibi Yalnız kalmasıdır belki korktuğum Yada daha kötüsü Fırtınalara karşı koyamaması gibi o yelkenlinin Derin karanlıklara gömülmesidir umutlarımın Seni şimdiden özledim... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Kader denen bilinmezliğin korkusunda, her geceki soğuklukta, sigaramın dumanıyla dostluk kurarken, karşımdaki kırık aynada, her zaman olduğun yerdesin, yani gözlerimdeki nemde...
Ne yaşayabildim seni ben, ne unutabildim.Bilmedim, öğrenmedim. Bilinmeyenle sevişip, bilmediğimi özledim. Neyi bilmediğimi hiç öğrenemedim... Belirsizliğini sensizlikle topladım, kendimi çıkarıp kaderime böldüm. Sıfıra bile ulaşamıyorum... Çözüm kümesi boş olan doğrular denkleminin bu paralelliğinde, ancak göz yaşı dökebilirim. Reel sayılar kümesinde asla kesişemeyeceğiz bilirim... Aynalara küsüm bugün. Gözlerimde seni gördüm..... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Nicedir Özlemişim
Nicedir özlemişim Bu rüzgarı Hani Doğu\'da eser Bahar akşamları Nicedir özlemişim Bir elma ağacının Dibine oturmayı Nicedir özlemişim Şoseleri,dağları Nicedir özlemişim Bir dosta sarılıp Ağlamayı __________________ |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Özledim
saçlarının sert kıvrımlarını özledim uyurken gözüme yüzüme batmasını dönerken tekme atmanı özledim dalmışken ufak bir acıyla uyanmasını sabah ağzının kuruluğunu öpmeyi özledim geceden kalan o hafif kokulu pasını gözlerini açışında beni görmeni özledim açılır açılmaz beni suçlayan bakışını günaydın demeden kalkışını özledim yavaş adımlarla terliklerini giyişini dolabın kapısını açışını özledim neler giyeceğini özenle seçişini mutfağın tezgahında su içişini özledim tutarak hep aynı sarı dipli bardağını dönüşte kumandayı alışını özledim hep gezinip durduğun birkaç kanalını beni göndermek istemeyişini özledim giderken arkamdan bana bağırışını yaptığın saçma çocuklukları özledim kıskançlıklarını, günahımı alışlarını kısacası ben seni çok ama çok özledim senin olan sevgini, sevişini, sevilişini |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Özledim
Ayrı sevdaların kıyısındaydık Sokakların arasında çok yakın ama bir o kadarda uzak Çok uzaktan görünen bir ışıktı gözlerin... Özledim seni sevmeyi Seni seviyorum demeyi özledim Gözlerine bakmayı özledim En çokta seni özledim |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
SiirLer yazacagim sana
Ne gecmisten dem vurmus Ne yarindan bahseden Ya aL oku.. Ya yirt at.. Ya da geri gönder.. YaLniz özLendigini biL yeter.. MektupLar gönderecegim sana.. Hic bir zaman cevabini bekLemeyecegim GeL demem artik.. Demiyorum.. Demiyecegim.. YaLniz bekLendigini biL yeter.. SevgiLer yoLLayacagim sana Dosta düsmana inat.. Ister gökLere cikart.. Ister yerLere firLat.. YaLniz "SEVILDIGINI" biL yeter.. |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
"Bir senin yokluğuna alışamadım
Bir de çayı iki şekerli içmeye..." Hep çiziyorum üzerini giriş cümlelerinin. Geride kalıyor çünkü her başlangıç. Aniden ortasından başlıyorum, ayakları yere basmaya yeni başlamış kimliğime... Her defasında anî gözaçışlarla özlüyorum.. Daha ilk saniyelerinde zamanın, ağlamaya ihtiyaç duyduğumu fısıldıyor yeni doğan bebekler. Buna mecburum! biliyorum gülmek daha az yeretmeli insanda. Ağlamak, bakışlara takılan fiyakalı bir tebessüm olmalı.. Kendine meçhul ve acizim. Bu halime "NEDEN" sorusunu soran çok kişi farkında değil kendinden. Ve sordukları soru, başlı başına eleveriyor cevabın açılımında kendilerinden birşeyler görecekleri husunda. Ölümün ağıztadını bozan tuzu; efkarımdan pay biçtiğim çayımı hep üç şekerli içmeye zorluyor beni. Sonuç: Nafile.. Çaylar hâlâ gam ve keder tadında... Ey kaldırım taşlarını adımlarıyla süsleyen güzel insan! Bir bilsen ışık huzmeleri, senden beni çekiyor yolarına. Zerreler şahittir inan.. İnan özlemeyi de özlüyorum: güneşin doğuşunda ve batışında ve her ikisi arasındaki meçhulde. Annemin dizlerinde uyumayı özlediğim gibi... İşte burada üşüyor harfler. Ne onları ısıtabilirim şimdi, ne de daha fazla yorulabilirim kendi meçhulüne giden bu yolda. Söz bitti, sukût herşeyi anlatıyor.... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
İçimde bir hasret yağmuru var yine
Özlüyorum seni Gecelerim bitmiyor Sabahlar olmuyor sensiz Kuşlar ötmüyor artık Sevda türkülerini söylemiyor Çünkü sensiz buralarda Sabahlar olmuyor Güneşin sıcaklığını unuttum Ellerini tutamadığım için Aydınlıkları unuttum Sabahlar olmadığı için Hep karanlıklarda yaşadım Geceleri yalnızlıktan ağladım Bir köşe oturdun kaldım Bir türlü sabahlar olmuyor Sabahlar olmuyor artık Sen yanımda olmayınca |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Özlemek üzerine
Özlem, hayatımızda önem verdiğimiz maddi ya da manevi kavramların, isteyerek veya istem dışı, kısa ya da uzun zaman aralıklar içinde uzaklaşarak yüreğimizde oluşturduğu boşluktur. Biz özlemeyi, ancak görmeye alıştığımız şeylerin yokluğunda anlarız. Öyle ki, zaman uzadıkça özlem artar. Bazen, uzun zaman aralıkları alışkanlık yapar ve özlem kavramı, yerini unutmaya bırakır. En çok özlediğimiz kavramlar, memleket ve kişiye duyulan özlemlerdir. Doğup büyüdüğümüz topraklar, yanıbaşımızdan uzaklaşan sevgili, bizi bir kemirgen gibi yavaş yavaş yer durur. Uyku tutmaz geceleri, açlık hissetmez midemiz, asılır gülen yüzler, kokusu bile burnumuzda tüter. Özlem işte böyle bir şeydir. İnsanın önem verdiği şeyi daha iyi anlaması için özlem, gereklilik oluşturur. Hayatımızda büyük pay sahibi olan şeylerin yokluğunu hissetmek istemeyiz ama, özlemeden de ne derece gerekli olduğunu anlamayız. Özlem, bir çeşit tiryakilik, kurtulmak istemediğimiz, bile bile alışkanlığına sürüklendiğimiz bir aşktır. Aşkı unutmuşsak, sevmeyi de unutmuşuz demektir. En sert görünen yürekler bile, yokluk zamanlarında yumuşar. Ünlü filozofların bir çoğu, aşk ve özlem kavramları içinde kaybolup gitmiş, hayata ne derece önemli şeyler bıraktıklarını görememişlerdir. Öyle değil mi zaten! En çok da sevgiliye kavuşmak için elimizdeki her şeyi vermeye razı olmaz mıyız? Yakalanmışsak bu bağımlılığa, para, mal, mülk, kariyer nedir ki özlemimizin yanında! Özlemeyi çok iyi biliyoruz ama, belki özletmeyi bilmiyoruz. Kalıcı olarak gidenler, bizleri özlemedikleri için geriye dönmezler. Oysa biz, yavaş yavaş tükeniriz de, yine de neden gittiklerini anlayamayız. Düşünsenize bir kere, onlar sizi özletmek için öyle bir girmişler ki hayatınızın içine, eliniz kolunuz bağlanmış. Kimisi az da olsa bunun çok iyi farkındadır, kimisine de kulağa küpe manasında unutmayın diye, hayatınızın içine acılar katarak bunu size öğretmiştir. Bu nedenle, özleyeceğiniz kavramları bir bumerang haline getirin. Onlar gitse bile, geri dönüşü yine size olsun. Bunun için özveri gerekir, çaba gerekir, değer vermek gerekir. Sizin için değerli olan, başkası adına çok fazla anlam içermediğinden belki, neler hissettiğinizi, neler çektiğinizi, yaşadığınız özlemi bilemez. Benzer özlemler vardır ama, aynı tadı vermez. Çünkü, ihtiyacı duyulan kavramlar, kişiye göre farklılık gösterir. Örnek olarak; çocukluğunuzda uzun zaman elinizden bırakamadığınız herhangi bir oyuncağınız, yıllar sonra karşınıza çıksa, kokusunu bile yüreğinizde hissedersiniz. O küçücük ve diğerlerine göre beş para etmez görünen şey, sizi çok farklı yerlere götürebilir. Oysa başkasına göre, basit bir oyuncaktır işte. Çöpe gitmesi gereken kuru kalabalık bile sayılabilir. Özlem duyulan kavramlar, bizi biz yapan, hayatımıza anlam katan, vazgeçemediğimiz tutkulardır. Özlemin ilacı kavuşmaktır. Kimi zaman kavuşmak için beklenir, kimi zaman çaba gösterilir. Kavuşma olmadan, özlem zararlı bir varlığa dönüşür. Kavuşma gerçekleşmeyecekse, artık özlemenin güzelliği kalmamıştır. Ya ders kitabı olarak düşüncelerimizdeki rafa kaldırılmalı ve benzer konumlarda gözden geçirilmeli, ya da gereksizliği anlaşıldığı durumlarda unutmaya çalışılmalıdır. Yani özlediğiniz şey, sizin hayatınız içindeki görevini tamamlamış ve emekliye ayrılmıştır. Siz ancak emeklilik sonrası kısa kâr olarak kalmış olursunuz. Artık yeni arayışların, yeni kavramların bulunduğu yöne doğru yelken açma zamanı gelmiştir. Size gereken ise, yola çıkacağınız gemiyi iyi seçmekten başka bişey değildir. Özlem hayatınıza acı değil, heyecan katmalıdır. Bu gerçeği de unutmamak gerekir. |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Özlem çekmek...
Özlemek... Ne büyük yükmüş, Hasretle büyümek... Ne ağır işmiş, Günleri kovalayıp Zamanla yarışmak... Sımsıcak bir yatakta Buz gibi heveslerle Vuslatı yaşamak... Özlem çekmek... Özlemek... Dipsiz bir kuyuda Balık olma umudunu, Gözyaşlarına sarıp Her gece yutmakmış... Ne zormuş... Ne acıymış, Sensiz seni yaşamak Seni sensiz yaşamak... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Özledim
Yaban ellerde öyle özledim ki seni Şu yüce dağları aşasım geldi. O güzel yüzünü bir kez olsun görüp Seni kollarıma alasım geldi. Buralarda sensiz yaşamak öyle zor ki Geceleri rüyalarına giresim geldi. O ümitler yeşeren gönül dalına Bir kuş olup konasım geldi. Bitmeyen bir şarkı olup dilinde Sönmeyen bir ateş olup kalbinde Gündüzün gecen ömrünün her deminde Sana sevdiğimi haykırasım geldi. |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
ÖZLEDİM SENİ
Yokluğuna kaç gün dayanırım ben Baktığım her yere gizledim seni Hasrete alışık değil ki gönlüm Daha el sallarken özledim seni Sensiz geçecek her günüme yazık Sevgisiz geçen şu ömrüme yazık Ne kadar zor geldi bana ayrılık Daha el sallarken özledim seni |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Güzel bir kelime değil mi: "özledim..." belki içinde
burukluk var, ya da ayrılığın acısı var ama bunu duyumsamak ve duymak da güzel. hani bazen ne olduğunun farkına varmayız da, uzak kaldıktan sonra daha fazla aramaya başlarız, işte o görmek isteme, onda olmak isteme demek olan "özlem", özleyen için de özlenen için de bir çok yaşanası gereken duyguların habercisi gibidir. birinden özlendiğimi duyunca, içimi aheste aheste hoş bir duygu kaplamaya başlar; güzel, okşayıcı.. duygu selinin coşkunluğunu başlatacak birikim sanki.. sessiz ve hoş bir ürperti bırakan. yazmak istediğim öyle çok harikalıklar var ki.. hani her biri özlemin bambaşka şeklinin aynı tür duygularıyla bezeli durumu... ama nedense doğru yerde doğru kelimeyi kuramam kaygısı taşıyorum. belki de en büyük eksiklik; bu duyguları yaşatan, ve çağlamasına ramak bırakan güzel yüreklerin, şimdilerde uzaklarda, bilinmez dünyaların göklerine asılı yıldızları toplamakla meşgul olmaları, ya da henüz mecrama akmamış olmaları. inanıyorum ki böylesi bir coşkunluğu en derin yaşasaydım şiirlerimde yepyeni ve benim bile daha önce keşfetmediğim savrulmalar olacaktı. yine de umudum var.. belki de bir çoklarını kıskandıran dizeler çok yakında benimle birlikte kağıtlara dökülecekler. beni anlatan ancak, sevdanın bendeki izinin bana yaşattıklarını anlatan olacak. böylesi bir durum sanırım ulaşmak isteyen yüreklerin en önünde, onlardan önce keşfin tadını yaşatmış olacak. eski bir zaman şehrinin açılan kapılarının ardında bekleyen duyguların, ne denli etkileyici, ve ne kadar sarsıcı olduğunu düşünmeye başladığım zaman, belki bir gün yarınlardaki eski zaman şehirlerine öylesi -tıpkı düşlerimde olduğu gibi- duyguları serpeceğimize inanıyorum. kah toprağın kokusunda, kah küflü bir odanın çürümüş duvarlarında bizleri hissettiren bir şeyler olacak. düşüncesi bile güzel. aslında paylaşımlardan sonra özlemek, özletmek isterdim. yazdıklarım okunduğu zaman suretim görünür gibi olsun isterdim. duygularımın, beni ele veren mimiklerimden okunmasını isterdim. hatta kelimeleri sayfadan okuyarak değil de, dudaklarımdan çıkıyor şeklinde duyumsanmasını isterdim. ya da her kelimenin okuyucunun gözlerinde yarattığı iz'in yansımasıyla ısınmak isterdin. diyorum ya; yaşanacaklar bizleri, biz insan yürekleri bekliyor.. bir devinim belki, belki bir süregenlik, yine de bekliyor işte.. belki bir kaç ay sonra, belki de bir kaç yıl sonra ama mutlaka o bilmediğimiz, görmediğimiz muazzam dünyanın kutsal insanlarının sevgiyle ışıltan gözleriyle aydınlanacağımı ve umuda uçurtma uçurur gibi çocuk yüreklerle sarmalanacağımızı biliyorum. yakındır; |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Sana nasıl anlatsam bılmıyorum ama bıldığım tek ama tek şey seni delicesine çok sevdiğim seninle öyle bütünleştim ki ayrılmak degil kopamıyorum senden ne seni bırakabılıyorum ne de kendimi hiçe sayıyorum bunların ikisinide yapamıyorum.Çünkü artık düşünemiyorum kafama ve benliğime o kadar yerleşmişsin ki seni oradan çıkartmak olanaksız belki kendimi küçük düşürüyorum ama sevgide küçük düşme söz konusu olsa bile seve seve senin için her adımı atarım seni o kadar çok seviyorum ki artık aşkım senden bile öte seni sevdiğimi daglara taşlara kısacası bütün kainata haykırmak istiyorum SENİ SEVİYORUM!!! Bu iki kelimeyi defalarca yanlız senin için ama yanlız senin için tekrarlayabilirim biliyormusun. Seni sevdiğimden beri artık çevremdeki herşey gözüme daha güzel,daha hoş,ve daha ümit verici gelmeye başladı.Çünkü onlar bana seni hatırlatıyor.Dağlar gibi sende içimde tutulması zor bir yerdesin,tepeler gibi ulaşılması zorsun.Zirveye sadece bir kişi çıkar senin yaşamında;işte oda ben olmak istıyorum,zirvede tek ben;SEN VE BEN...
Su gibi berraksın ama içimdekileride alıp götürüyorsun yol gibi seninde sonun yok;yani seni sevmenin sonu yok bu böyle nereye kadar sürer bilemem tabı bunu ben belirleyemem;ama şunu bilki;seninle ölüme bile varım...!Sensiz geçen bir gün degil bir salise bile düşünemez oldum.Sen benim benliğim,varlığım,hayatım,geleceğim,çılgınlığım,se vincim,mükemmelim,sevdiceğim herşeyim herşeyimsin... Sensiz bir hayatın oksijensiz yaşamdan farkı yoktur.Aldığım her nefes içtiğim su yürüdüğüm yol herşeyde sen ve senden izler var. Seni Seviyorum...Seni Seviyorum...Seni Seviyorum...Seni Seviyorum... |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:10. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.