ForumDenizi.Com

ForumDenizi.Com (https://www.forumdenizi.com/)
-   Aşka Dair Her Şey (https://www.forumdenizi.com/aska-dair-her-sey/)
-   -   Bir Mavi Sevdim (https://www.forumdenizi.com/aska-dair-her-sey/1150-bir-mavi-sevdim.html)

Tomris 20 December 2017 18:38

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
merhaba...bu sana yazdığım ilk mektup ve belki de son kimbilir...Öyle bir andi ki o an inan anlatmaya kelimeler yetmiyor..O günde benim için sıradan bir gündü...Ta ki seni görünceye kadar...sen baktın ben aşık oldum,sen güldün ve ben yine AŞIK oldum.Artık herşeyim sen olmyştun herşey sen...senin gözlerin,senin bakışların,senin duruşun,sen...ben yoktum artık sen vardın sen olacaksın...sadece SEN!belkide bu yüzden en ufak bişeyde kırıldım,yıprandım...Herşşey o bana bakışından sonra olmuştu...Tek amacım seni görmekti,tek amacım sen olmuştun...yaşamasevincimdin bir anlamda beni yaşama bağlayan tek sebeptin...SENİ SENİNLE YAŞAMAYI ÇOK İSTEMİŞTİM AMA OLSUN BEN SENSİZ DE OLSA SENİ YAŞIYORUM!!!Ne pahasına olursa olsun karşılıksızda olsa ben bi beklentim umudum olmadan seni sevmekten vazgeçmeyeceğim...çünkü ben bu sevgiyle varım,senle varım sen yoksan bende yokum yokum!...SEN...sen benim herşeyim,yüreğim,nefesim,yaşama sevincim,yaşama sebebim...HERŞEYİMSİN!sensiz bir anı düşünmek,sensiz bu kalbin atması,bu bedenin yaşaması,nefes alması İMKANSIZ...sen bunu anlamasanda bu yürek böyle yaşıyor.BU beden ancak senin varlığını bildiği sürece ayakta duruyor...sen hayatıma girdiğinde gülmeyi öğrendim ben yaşamı sevdim ben...şimdi ağlıyorum ama bu sen olmadığın için değil sadece imkansız olduğun için ama olsun dedimya ben seni ne pahasına olursa olsun seviyorum ağlamak nedirki...Hele senin aşkından ağlıyorsam bu bana verilen en güzel hediyedir...KALBİM...o senden başka kimseyi almıyor içine,senden başka hiçbirşeyi istemiyor... Sadece seni sevmek,seni yaşamak,senin için atmak istiyor...seni görmek,sana bakmak,seni duymak..kalbimin istediği dilediği tek şey sensin SEN!...Hayatım seni görünce seni duyunca anlamlı,değerli..eğer sen varsan bende varım,eğer sen yoksan bende yokum...senin için senin aşkın için herşeyi yapmaya herşeyi göze almaya varım ben...seni nefesim kadar hayatım kadar seviyorum ben...sen bunları bilmesende,anlayamasanda...seni SEVDİM,SEVİYORUM,SEVECEĞİM KENDİNE ÇOK İYİ BAK AŞKIM...OLURMU UNUTMA EN VARSAN BEN VARIM!!!SENİ SEVİYORUM

Tomris 20 December 2017 18:38

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
İMKÂNSIZ AŞK

Çok sevmiştim seni. Ama senin bundan haberin yoktu. Sürekli seni seyrediyordum ama sen bilmiyordun. Kardeşim diyordun hep. Ben sana ne kadar abi desemde abim değildin aslında. Ne bileyim farklı bir şekildeydi işte… Çok sevmiştim seni ama senin haberin yoktu. Kim bilir belki anlamıştın seni sevdiğimi, benim haberim yoktu.

Seni gördüğüm zaman akan sular bile dururdu. Gözüm hiçbir şey görmezdi. Uzun uzun konuşurduk seninle. Sevdiğin biri yoktu, öyle demiştin bana. Belki vardı da bana söylemek istememiştin. Ama yine de bir kurt kemiriyordu içimi. Ya sevdiğin biri varsa? İçimde bir umut besliyordum hep. Belki sevdiği biri yoktur diyordum. Kendimce kendimi kandırıyordum. Biliyordum, imkânsız bir aşktı bu. Ama ne yapayım hükmedemiyordum kalbime. Beynime ne kadar da söz geçirsem de kalbim anlamıyordu seni sevmediğimi. Söz geçiremiyordum bir türlü. Kalbim anlamıyordu seni sevmediğimi…

Söz geçiremiyordum bir türlü. Bana bakan gözlerin beni büyülüyordu. Vaktin durmasını istiyordum seninleyken. Ama hep bir korku vardı içimde. Ya sevdiğin biri olduğunu söylersen? Ama bir umut vardı içimde. Gülüşün bambaşkaydı. Sen güldüğünde bende gülerdim. Sen benim yaşama gayem, yaşam kaynağım, birtanemdin… Gülüşün beni benden alır başka diyarlara götürürdü. Gülüşünde kendimi bulurdum. Kalbim heyecanla atardı seninle konuşurken. Bir yanlış yaparsam diye çok korkardım.

Çok sevmiştim seni ama sen bilmiyordun. Hani ilk aşklar unutulmaz derler ya, ilk aşkımdın unutamadım. Belki de ilk defa onun karşısında titremişsindir, ilk defa ona aşkım demişsindir, ilk defa onun elinden tutmuşsundur, ilk defa onunlayken üşüdüğünü hissetmemişsindir. İşte, ilklerin hepsini onunla yaşandığı için ilk aşklar unutulmazmış. Sen benim ilkimsin. Ben ilklerin hepsini seninle yaşamıştım birtanem. Ama ben senin için sıradan birisiydim, biliyordum. O gece olmuştu her şey, o gece bitmişti. Çok farklıydın sen. Hiç gülmüyordun. Bana bakan gözlerin suçlu gibi bakıyordu bana. Sanki bir şeyler anlatmak istiyordun. Sana bir şey açıklamam lazım, daha fazla içimde tutamıyorum demiştin. Ama söz ver ağlamak, kırılmak yok demiştin. Tamam söz hadi anlat demiştim.Ve sen bir daha benim olmamak üzere gitmiştin. Sevgilin varmış, ben üzülmeyeyim diye söylememiştin. Peki o zaman cevap ver, neden daha önce söylememiştin? Neden daha önce açıklamamıştın? Belki beni düşünmüştün, üzülmemi istememiştin. Ama daha çok üzmüştün beni. Biliyordum, hiçbir şeyini hak etmemiştim senin. Ama ne yapayım sevmiştim bir kere. Hem de çok sevmiştim… Sen gitmiştin ama beni de götürmüştün sanki. Kalbimin en büyük parçasını yanında götürmüştün. Yalnız, yapayalnız bırakmıştın beni. Hayatta hiçbir şey benim istediğim gibi olmamıştı, sen olmamıştın. En çok istediğim şeyleri birer birer kaybediyordum. Beni teselli eden tek şey vardı; o da senin mutlu olduğunu bilmekti. Sen mutluydun, mutluydu benim diğer yarım. Sen isteseydin canımı verirdim sana. Senin uğrunda ölene kadar bu ömrü tüketirdim ben. Ama sen beni hiç sevmemiştin. Evlenmiştin o kızla. Beni tamamen bırakmıştın. Ama mutlu olamamıştın. Beni sevdiğini geçte olsa anlamıştın. Bana gelmiştin, ama bulamamıştın. Uzunca bir mektup yazmıştın bana. Pişmanım, seni çok seviyormuşum, benimle evlenir misin diye yazmıştın.

Çok geçti artık. Bulamazsın ki beni. Mezardan kalkıp seninle evlenemem ya… Keşke bunları daha önce bilseydim. Çok farklı olurdu her şey. Keşke mezardan önce bilseydim… Şimdi bana yapacağın tek şey; mezarımı ziyaret etmek…

ARTIK ÇOK GEÇ…

Tomris 20 December 2017 18:38

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Tam Göğsünün ortasında bir yer acımıştı..Evinin İçine sığmıyordu.. Sokağa fırladı.. Sokaklarda dar gelmişti ona.. Tıpkı vücudunun yüreğined ar geldiği gibi... Ne denizin mavisi açtı içini ne de pırıl pırıl gökyüzü.. Kendini taşıyamayacak kadar çok büyümüş bir yandan da kayolacak kadar küçülmüştü... Birileri ona bir şeyler anlatıyordu :" Önemli olan sağlık " " yaşamak güzel" " boşver herşey unutulur.." Ancak o hiçbirini duymuyordu… Gözyaşlarından etrafı göremez hale gelmişti.. Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret ediyor , az sonra da kollarında ölmek isteyecek kadar cok seviyordu… Hep ondan bahsediyordu... Yalnız kalmak istiyordu.. Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak..ikiside yetmedi ona.. Geçmişi düşünüyordu.. Biri ona içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese kaçıyordu.. Aslında ondan kurtulmak istediği halde O acıyı yaşamak için direniyordu.. Akisini idda edenlerden nefret ediyordu… Herkezi ona benzetip, hiç kimseyi onun yerine koyamıyordu.. Bütün şarkılar onun için yazılmış gibi geliyordu.. Boğazı düğümleniyordu, Dinleyemiyordu… Uyumak zor uyanmak kolay geliyordu ona.. Sabahı iple çekiyordu.. Bazen de hiç güneş doğmasın diyordu… Ne geceler rahatlatıyordu onu nede gündüzler… Ölmeyi istiyordu, Ölemiyordu… Düşüncesi bile tahammül edilemez hale gelmişti ona… Rüyalar görüyordu.. Gerçek olmasını istediği.. Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark ediyordu… Canı yanmıştı.. Bir daha sevmemeye Yemin Etmişti… Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmiyordu içinden… Yaşadığı şehri terk etmek istiyordu.. Onunla hiçbir anısının olmadığı yerlere gidip yerleşmek... Ama bir ümit. Onunla bir gün bir yerde karışlaşma ümidi… Bu ümit onu gitmekten alıkoyuyordu.. Gelgitler içinde yaşıyordu.. Buna Yaşamak Denirse…..

Tomris 20 December 2017 18:39

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Sana Söyliyeceklerimi Susturdum


Sana Söyliyeceklerimi Susturdum
Sonbaharda Aqaçların Yapraklarını Döktüqü Gibi
Döktüm Dilimdeki Sözcükleri
Hepsi Bir Haykırıs Hepsi Bir Yakarıstı
Sen Anlamadın....

Artık
Geride Bırakıyorum Sana Ait Olanları
Kelimeri Ve $arkıları Baskası için Söylenmek Üzere
Raflara Kaldırıyorum
Senin içinde Geçtiqin Bir Sözcük Bile Olmayacak Artık

Sana Dair Olanları Söküyorum Tek Tek
En Zorda insanın Geçmisini
Ve Anılarını Sökmesiymis
Anlıyorum

Hep Pesinden Gelecek Bir Geçmis De istemiyorum
Artık Geçmisimi De Bırakıyorum Arkamda
Geriye Bakıp Daha Çok Hatırlamak
Ve Üzülmek istemiyorum

Unutuyorum Desem Yalan
Unutmuyorum $imdilik
Sadece Alısıyorum
Alısmak Unutmanın Baslanqıcıymıs
Önce Alısırsın Sonrada Unutursun
Unuttuqunda Da Geri Dönmezsin
Bakmazsın Bile

$imdi
Söylediqim Sözleri De Geri Alıyorum
Siliyorum Birer Birer Bütün Yazdıklarımı
Karalıyorum Adımın Yanına Yazdıqım Adını

Senle Yaptıqım
Doqrularımı Ve Yanlıslıklarımı Ayıklıyorum
Yanlısları Koyuyorum Bir Köseye
Doqrular Zaten Benim Doqrularım

Bu Askın Bütün Hesabını Kapatıyorum
Bize Dair Hiç Bir $ey Yok Artık
Ne Sen Ne Ben Artık Bir $ey Söylemeyeceqiz
Söylesende Ben Duymayacaqım

Sözcükler Anlamını Yitirdi Artık
Sana Dair Söylenecek Bütün Sözleri Tükettim
Kelimeler Dilsiz Artık
Lal Ettim Dilimi
Sana Bir $ey Söylemiyorum...

Tomris 20 December 2017 18:39

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Kalabalık bir caddenin ortasında duruyordu çocuk
Açtı... Hem de çok aç.
Kimse görmüyordu sanki onu, kimse fark etmiyordu. Yalvarırcasına baktı insanların gözlerine.
Ama onun gözleri kimse için önem arz etmiyordu. Kimse görmüyordu.
Olduğu yere çöktü, ağladı, ağladı, ağladı... Yüreğinin taaaa derinliklerinden almaya çalıştı nefesi. Sanki onu boğmak için uğraşıyordu hıçkırıklar. Kendini ve hayatı paralarcasına ağladı.
O da neydi?
Bir den dünya kızıla büründü gözlerinde. Bir ışık tabakası ve tam içinden bir Melek beliriverdi...
''Ağlama çocuk ağlama. Birazdan Rab-bin dindirecek açlığını... Melekler duydu, cinler duydu, Allah duydu sesini. Ağlama, bitiyor acıların''
Meleğe baktı çocuk, sustu. Kırık camlar birleştirmeye çalışırcasına, birleştirmeye çalıştı kelimeleri. ... Konuştu.
Ben açlığıma değil,
Tok olduklarını zannedip, gönüllerini açlık sefaletine zincirleyen, Ellerinde var olan en değerli hazineyi, (insanlığı) kuruşlara tercih eden; Zavallı insanlara, bize ağlıyorum.
Ekmekten önce biz onu yitirdik. Eğer ruhumuz törpülenmeyip, En değerli etkenlerimizin yerine taş koymasaydık; Ben şimdi aç olmazdım...
Kalpler taş.
Gönüller taş.
Yürekler taş.
Ve nitekim taş yığıntıları arasında yitirdik beynimizi. Düşünce ve ibadetlerimiz bile taş...
Ben bunlara ağlıyorum.
Sen fazla durma ey melek buralar da...
Şimdi gelip kafana değmesin bir taş...
Sonra melekler de taş olmuş derler...

Tomris 20 December 2017 18:39

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Soğuk bir şehirde kurduğum sıcak düşlerin sahibiydin sen.Sebepsiz gülüşlerimi,gökyüzünden emanet bakışlarımı, daha önce hiç dinlemediğim şarkıları seninleyken keşfettim ben.
Mavi gülüşler savururduk gökyüzüne,yüreğimizden gelen isimsiz bir melodiyle.Her bir notası seni anlatırdı,adına aşk dediğim dudağının kıvrımında duran huzuru anlatırdı...Öksüz kaldı şimdi tüm notalarım.Mavi gülüşlerim terk etti beni.
Ben sevmiyorum bu yalnızlığı,bu kimsesizliği,bu sessizliği...
Çıkmaz sokaklarda saklıymış aşkın sureti.Bu şehrin çıkmaz sokakları bize aşkı anlatmaya yetmedi.Biz tükettik aşkı o çıkmaz sokaklarda.
Susmak canımı yakıyor nicedir.Başı sonu olmayan bir suskunluk çöreklendi yüreğime.
Hoşgeldiniz,sonsuz suskunluğum,çıkmaz sokaklarım,renksiz hüzünlerim...
Asıl öğrenmem gereken bir şey var aslında,o da;soğuk bir şehirde hiçbir zaman sıcak düşler kurulamayacağı!!!

Tomris 20 December 2017 18:39

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Zor… Gerçekten zor. Oysa ki ne hayaller beslemiştim yüreğimin aşevinde. Sensiz gecelerin sabahına koşup, senli günlerin “günaydın” ı oluyordum eskilerde.

Zor olan her şey gibi ayakta kalmak da zor. Zoraki ayrılığın getirdiği büyük sarsıntılar, yerini yıkıma bırakmasın diye çaba sarf etmeler de boşa. Gönül gözüyle bakabilmeli mi gerçekten biraz? Yoksa her zamanki gibi mantık süzgecinde mi elemeli hayatı? Zor, zor, zor… Kim icat etmişse bu sözcüğü, eminim o bile çok zorlanmıştır! Zor olmayan ne var ki?

En mazoşist akşamımda terk ettim seni. Sonra da kader deyip avuttum kendimi. İçtenlik adına ne yaşanmışsa ilişkimizde ve yalnızlığı nasıl hunharca katletmişsek vuslat gecelerinde; hepsi bir anda yalan oluverdi. Şarap tadında yaşamıştık ya her şeyi; bitirmek belki de o yüzden bu kadar zor oldu. Zor olmasına zordu ya ayakta kalmayı başarabildim bir şekilde.

Şimdi ise kâbuslardan uyanıp, nahoş bir hayata yürüyorum her sabah. Eski tadında değil hiçbir şey...

Tomris 20 December 2017 18:40

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Bir dal kırılırsa tekrar tutabilir. Bir cam kırılsa belki tekrar yapıştırmak kabildir. Bir kuşun kanadı kırılınca uçamaz zannedilir; iyileşince uçması mümkün.



Ya kalbin kırılışı, inkisara uğrayışı, bin parça oluşu, yok mu, ne onulmaz şeydir o? Sonsuz hayatı kaybettirir insana. Maddi şeyler kırılınca yapıştırılır, birbirine tutturulur da yine bir şeye benzer. Fakat manevi manada öyle mi? Bir kere kırılan kalbin parçalarını hangi maharetli el birleştirebilir? Mevlanın nazargahı olan gönüldeki inkisar, yüzde teessürünü gösterince o gönlü almak ne kadar müşküldür artık.



Bazen bir söz, karşıdaki insanın dünyasını yıkar, harab eder. Bazen bir bakış öldürür insanı. Bazen de bir yüz ifadesiyle kaynar su dökülmüş gibi olur kişi başından aşağı.



’’İlim ü amel ne fayda
Bir gönül yıktın ise’’



dediği gibi şairin, büyük bir cürümdür gönül yıkış.



Hele hele hassas insanların kırılışı bambaşkadır. Böyle kişilere karşı oldukça dikkatli hareket etmek gerekir. En küçük kırıcı bir söz ve hareketten kaçınmalıdır insan. Zira gönül yarasının merhemi yoktur. Kırılan harab olan bir gönülden yükselen feryat da kabule karindir. Hakkın katında. Zira ’’Mazlumun ahı gökyüzüne kıvılcım şeklinde yükselir.’’ buyuruyor Nebiler Nebisi.



İnsan ne kadar sert mizaçlı olursa olsun, eğer dikkat ederse gönül yıkmadan, kalb kırmadan, bir ömür sürebilir. Hiçbir zaman ’’Tabiatını, huyum’’ diyerek atamaz bu vebali üzerinden. Zira yapılan hareketlerde Mevla’ya karşı sorumluluğunu unutmamalı insan. Ve hesap vereceğini…



İşte sert ve haşin mizaçlı, celadetli bir zat olan Ömer bin Hattab’ın sözü: ’’Ey Kabe! Seni bin kere yıksam tekrar yapabilirim. Fakat kırılan bir kalbi asla!..’’

Tomris 20 December 2017 18:40

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
bir gün bakıyorsun
o sevgiyle,tatlı gülümsemeyle
bakan yüzü ertesi gün
seni son derece yaralıyor
bir gün''seni çok seviyorum''
diyor ve ertesi gün
başkalarıyla geziniyor
işte bu yüzden aşka inanmıyorum
''seni seviyorum''dillerde oyuncak olmuş
gözlerse yalanla kurulmuş
o sahte oyunların bir aracı
doğru çok yanıltıcı
ve dudaklar odak noktası
hevesini aldı mı kullanılmış mal gibi
kenara bırakıyor
hep unutuluyor
karşıdakinin bir kalbi olduğu
vicdan desen
o tatmadıkları tek duygu
işte bu yüzden aşka inanmıyorum
birtakım şeyler olmaz ayrılırsınız
bakarsın ki bir gün
arkadaşına kaptırmış pençesine
orda yıkılırsın
ama onun umrunda olmaz
onu da bırakır
başkasına gecer
yani öyle ki
aşk eski bir yalana dönmüş
aşk gül gibi solmuş
kelebeğin bir günlük ömrü olmuş
biz gibilerin anlatmaya doyamadığı
kimi zaman kelimelere sığdıramadığı aşk
2 günlük ilişkilerin adı olmuş
yani ''aşk'artık benliğini kaybetmiş
ve bunlardan ötürü
AşKa İnAnMıYoRuM....!

siz ınanıyor musunuz ???

Tomris 20 December 2017 18:40

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
işte Gidiyorum,
Bir şey demeden, arkamı Dönmeden,
Şikayet etmeden, hiçbir şey almadan,
Bir şey vermeden,
Yol ayrılmış görmeden,
Gidiyorum...

Hayat mutsuzlukla harcanacak kadar uzun değil sevgilim. Dışarıda bir yaşam var,
heyecanlarıyla, mutluluklarıyla, cıvıl cıvıl akan bir yaşam. Biz burada "biz"
olabilmenin kavgasını verirken, ve tüm mutsuzluğumuza rağmen bunu başaramazken,
dışarıda bir yaşam geçiyor. Doğan her güneş için ömürden gidiyor derler.
Ömrümüzden gidiyor sevgilim. Hayat ellerimizden akıp gidiyor...

Madem ki istiyorsun öyleyse durma git
Beni düşünme rahat ol yalnız kalabilirim
Sende bilirsin hiç bir acı sonsuza dek sürmez
Hatta her an yeniden sevebilirim

Mutlu olmak istedim ben sadece. Seninle ve mutlu olmak istedim. Sensiz mutlu
olmamın imkanı yoktu sanki. Öyle çok sevdim ki seni, sen olmazsan gülemem, sen
olmazsan yaşamayı sevemem gibi gelmişti. Oysa çok sevmek yetmiyormuş mutlu olmak
için. Tek istediğim mutlu olmaktı. Seninle mutsuz olmaktansa, sensiz mutsuz
olmayı kabulleniyorum şimdi. Belki sadece birimiz mutlu olabiliriz böylece...

Senin mutluluğun benim sevincimdir sevgilim...

Ne küslük var ne pişmanlık var kalbimde
Yürüyorum sanki senin yanında
Sesin uzaklaşır her bir adımda
Ayak izim kalmadan Gidiyorum...

Seninle olmak her şeye değer demek isterdim sana. Seninle olmak için mutsuzluğu
göze alabilirim demek isterdim. Ama olmadı. "biz" olmayı başarabilseydik,
sınırsız, çıkarsız sevebilseydik, belki. Sana karşı hiçbir kızgınlık yok içimde.
Sen her zaman seveceğim ama mutsuzluk içinde anımsadığım hoş bir anı olacaksın.

İkimiz içinde doğru olan böylesi git
İnan bana sandığın kadar üzgün değilim
İçimde yepyeni bir hayata başlamanın
Sevinci ve heyecanı var artık git...

Belki böylesi doğruydu. Hiç doğru insan olamadık birbirimiz için. Doğru yaşam
değildi. Doğru zaman değildi. Oysa çok sevdim seni. Sen her zaman çok sevdiğim
ve asla unutmak istemeyeceğim acı bir anı olarak kalacaksın sevgilim.

Git...
Git...me dur ne olursun
Gitme kal yalan söyledim
Doğru değil ayrılığa daha hiç hazır değilim
Aramızda yaşanacak yarım kalan bir şeyler var
Gitme dur daha şimdiden deliler gibi özledim...

Tomris 20 December 2017 18:40

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Aşk herkesi
Kırar biraz
Eksilmesin
Acısı şükret


Sen bana dediğinden bu yana kırık bir yanım. İçimde bitmeyen yitmeyen bir sen. Senle tutunmuşluğum hayattaki fırtınalara, dalgalara rotamı kaybetmiş bir gemi gibiyim şimdi yalpalıyorum. Acısını yaşıyorum sensizliğin.


Varsın ağlasın
Dalda kiraz
Herkes kendine
Sürgün biraz


Aşkımıza ağlıyor şimdi bulutlar. Gökyüzü döküyor içindekileri damla damla benim gibi. Kendine sürgün ettin ya beni. Bitmeyen bir özlemin kollarına bıraktın. Sürgünlerdeyim bu sürgünün sebebi sen sonu sen.


Çocuk gülüşün
Dünden bir yara
Aşk bize sıla


Gözlerimin önünde yüzün o masum gülüşün. Geçmişten kalan kabuk tutmuş bir yarasın içimde zaman zaman kanayan. Uzaklardayız bir birimize aramız da aşılmaz engeller. Aramızda başka eller, başka yollar başka hayatlar var. Akıp gidiyor hayat senden uzakta bir yerde.


Günler gelirde
Büyür üzerler
Aşk bize gurbet


Zaman akıp gitmekte yolunda sanıyorum her şey aklıma bir sen düşene kadar. Büyüyor tekrar açın içimde. Tarifsiz sızılar sarıyor, kramplar giriyor kalbime kap katı kesilip kalıyorum damarlarımda kan akmıyor bir kalp krizine dönüşüyorsun. Feryat ediyor kalbim sonunda patlatıyor damarlarım yinede yoksun.


Ay ışığı
Tende bıçak
Giden sürgün
Kalan kaçak


Sürgün edilmiş bir aşk bu senden uzaklarda bir deniz kenarında sana doğru bakıyorum hasretle. Yüzün gibi parlıyor bu gece ay. Tebessümler oturuyor yüzüme. Yaralarım kanıyor deniz tuz basılıyor üstüne seni hatırladıkça. Mavi bir gecede hasretliğin siyahı sarıyor etrafımı.


Kapansın yarası
Şu gecenin
Ayrılıklar örtsün üstümü


Sensiz geçen yılların yarası kapansın artık. Ya tam sana gelsem ya tam senden gitsem sıkışmasam hep iki arada bir derede. Sen en iyisi bende bitsen ve kapatıp kapıları mühürler vursak üstüne.


Kimim kimsemdir
Ah gözlerin
Gidecek yeri
Yok kimsenin


Hiçbir şeyimsin dokunamadığımsın, gözlerinde kendimi göremediğimsin yanında olmadığım, saçlarını okşayamadığım. Hiçbir şeyimsin hiç gidemediğimsin. Senden başka kimsem yok. Sende ise bir ben varmıyım?

Tomris 20 December 2017 18:41

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Bir zamanlar bir kralın aklına şöyle bir düşünce geldi: "Eğer bir
işe ne zaman başlayacağımı; kimi dinleyeceğimi ve yapmam gereken en
önemli şeyin ne olduğunu bilseydim, girdiğim her işi başarırdım."
Aklına böyle bir fikir düşünce, krallığın dört bir yanına, kim
kendisine her iş için en uygun vakti, bu iş için en gerekli kişinin
kim
olduğunu ve yapılması gereken en önemli şeyin ne olduğunu öğretirse
ona büyük
bir mükafat vereceğini ilan etti.

Bilgeler kralın huzurunda toplandı, fakat sorulara verdikleri
cevaplar
birbirinden tamamen farklı çıktı. İlk soruya cevap olarak; kimileri
her
hareketin doğru vaktini bilmek için önceden günlerin, ayların,
yılların
yer aldığı bir takvim hazırlamak ve sıkı sıkıya buna uyarak yaşamak
gerektiğini söylediler. "ancak böylece" dediler "her şey tam
zamanında
yapılabilir".
Diğerleri ise her hareketin doğru vaktine önceden karar
verilemeyeceğini, kişinin kendisini boş eğlencelere kaptırmayıp, hep
daha önce olmuş
olayları izleyerek en lüzumlusunu yapabileceğini iddia ettiler.

Bu defa başka bilginler de kral neler olup bittiğine ne kadar ederse
etsin, tek bir kişinin her hareket için en uygun vakte karar
vermesinin
imkansız olduğunu; kralın, her şeyin en uygun vaktini tespitte ona
yardım edecek bir bilge kişiler konseyi kurması gerektiğini
söylediler.

Fakat bu defa da başka bilginler; "Bir konseyin önünde beklemesi
imkansız bazı şeyler vardır, bu işlerin yapılıp yapılmayacağına
ancak tek bir
kişi anında kara verebilir" dediler. "Buna karar vermek içinse neler
olacağını önceden bilmek gerekir. Neler olacağını önceden bilenler
de yalnızca
sihirbazlardır. Dolayısıyla her hareketin doğru vaktini bilmek
isteyen,
sihirbazlara danışmalıdır.

İkinci soruya da aynı şekilde türlü türlü cevaplar geldi. Kralın en
fazla ihtiyaç duyduğu, en gerekli kişiler bazılarına göre
danışmanlar;
bazılarına göre papazlar; bir kısmına göre hekimler; daha başka bir
kısmına göre ise savaşçılardı.

Üçüncü soruya, yani en önemli işin ne olduğu konusuna gelince;
bazıları
dünyadaki en önemli şeyin bilim olduğunu söyledi. Bir kısmı savaşta
ustalaşmak; daha başkaları da dinî ibadet dediler.

Bütün cevaplar birbirinden farklı çıkınca, kral bunların hiçbirisini
kabul etmeyip hiç kimseye de ödül vermedi. Ama halâ doğru cevapları
aradığı
için, bilgeliğiyle ünlü bir münzeviye danışmaya kara verdi.

Münzevi, hiç ayrılmadığı bir ağaç kovuğunda yaşar, yanına sade
halktan
başkasını kabul etmezdi. Bu yüzden kral üstüne sade elbiseler giyerek
kendisini halktan biri gibi göstermeye çalıştı ve yola düştü.
Münzevinin kovuğuna yaklaştıklarında atından indi ve muhafızını da
geride bırakıp
yola devam etti. Kral yaklaşırken münzevi kovuğunun önüne çiçek
tarhları kazıyordu. Kralı gördü, selamlayıp kazmaya devam etti.
Münzevi mecalsiz
ve zayıf birisiydi; küreğini toprağa her sokuşunda bir parçacık
toprak
çıkarıyor, soluk soluğa kalıyordu. Kral yanına gelip şöyle dedi.

"Ey bilge münzevi, size üç sorunun cevabını sormak için geldim. Doğru
şeyi doğru zamanda yapmayı nasıl öğrenebilirim? En fazla muhtaç
olduğum,
dolayısıyla diğerlerinden fazla ilgi göstermem gereken insanlar
kimdir?
En önemli ve her şeyden önce kendimi vereceğim işler nelerdir?"

Münzevi kralı dinledi, ama cevap vermedi. Avuçlarına tükürüp kazmaya
devam etti.

"Yoruldunuz" dedi kral, " Küreği bana verin de biraz dinlenin."
Münzevi, "Sağolun" diyerek küreği krala verip yere oturdu. Kral iki
tarh
kazdıktan sonra durup sorularını tekrarladı. Münzevi yine cevap
vermedi; bu defa
ayağa kalktı, elini küreğe uzattı ve şöyle dedi: "Biraz dinlenin; bir
parça da ben çalışayım." Fakat kral küreği ona vermeyip kazmaya devam
etti. Bir saat geçti, bir saat daha. Güneş, ağaçların ardından
batmaya
başladı; sonunda kral küreği toprağa saplayıp şöyle dedi: "Ey bilge
kişi, senin yanına sorularıma bir cevap bulmak için geldim. Eğer
cevap
vermeyeceksen, söyle de evime gideyim". Münzevi, "Buraya koşarak
birisi
geliyor" dedi, "bakalım kim?" Kral arkasına döndüğünde bir adamın
koşarak kendilerine doğru geldiğini gördü. Adamın karnına bastırdığı
ellerinin
altından kan sızıyordu. Kralın yanına ulaşınca, kendinden geçercesine
inledi, sonra da bayılıp yere düştü. Kral ve münzevi, hemen adamın
üstündeki elbiseleri çıkardılar. Karnında büyük bir yara vardı. Kral
yarayı elinden geldiğince yıkadı, mendiliyle ve münzevinin havlusuyla
sardı. En sonunda kan durdu, adam kendisine gelince içecek bir tey
istedi.
Kral dereden taze su getirip ona verdi. Bu arada akşam olmuş hava
soğumuştu. Kral, münzevinin de yardımıyla yaralı adamı kovuğa
taşıyarak
yatağa yatırdı. Yatağa uzanan adam gözlerini kapatıp derin bir uykuya
daldı.

Kral, koşuşturmadan ve yapmış olduğu işlerden öylesine yorulmuştu ki
eşiğe çöktü ve uyuyakaldı; kısa yaz gecesi boyunca deliksiz bir uyku
çekti.
Sabah uyanınca nerede olduğunu, yatakta uzanmış ve canlı gözlerle
dikkatle kendisine bakan yabancının kim olduğunu uzun süre
hatırlayamadı. Kralın
uyandığını ve kendisine baktığını gören adam; "Beni affedin" dedi,
zayıf bir sesle. Kral, "Sizi tanımıyorum, üstelik affedilecek bir şey
yapmadınız ki" dedi. "Siz beni tanımıyorsunuz, ama ben sizi
tanıyorum" dedi adam.
"Ben, kardeşimi astırdığınız ve mallarını elinden aldığınız için
sizden
öç almaya yemin etmiş bir düşmanınızım. Tek başınıza münzeviyi
görmeye
gittiğinizi öğrendim ve dönerken yolda sizi öldürmeye karar verdim.
Ama
akşam olduğu halde dönmediniz. Ben de sizi arayıp bulmak için pusuya
yattığım yerden çıkınca muhafızlarınıza rastladım, beni tanıyıp
yaraladılar. Onlardan kaçtım, fakat yaramdan çok kan akıyordu. Yaramı
sarmasaydınız kan kaybından ölürdüm. Ben sizi öldürmek istedim, siz
ise
hayatımı kurtardınız. Eğer yaşarsam şimdiden sonra en sadık köleniz
olup size hizmet edeceğim ve oğullarıma da aynı şeyi emredeceğim.
Affedin
beni." Kral, düşmanıyla bu denli kolay barıştığı ve onun dostluğunu
kazandığı için çok mutlu oldu; onu affetmekle kalmayıp uşaklarını ve
kendi doktorunu gönderip onun tedavisini yaptıracağını söyledi,
ayrıca
mallarını iade edeceğine de söz verdi. Yaralı adamla vedalaşan kral,
kapının
önüne çıkıp münzeviyi aradı. Gitmeden önce, sormuş olduğu sorulara
cevap
vermesini bir kez daha rica etmek istiyordu. Münzevi dışarda, bir gün
önce kazmış oldukları tarhlara çiçek tohumlarını ekiyordu. Kral ona
yaklaştı
ve şöyle dedi: "Sorularıma cevap vermeniz için size son defa
yalvarıyorum!"
Yorgun dizlerinin üstünde çömelmeye devam eden münzevi, gözlerini
kaldırıp krala baktı ve, "Cevabınızı aldınız" dedi. "Nasıl aldım? Ne
demek
istiyorsunuz?" diye sordu kral. "Anlayamıyorsunuz" diye cevapladı
münzevi.
"Dün eğer benim dermansızlığıma acımayıp şu tarhları kazmasaydınız,
gidecek ve şu adamın saldırısına uğrayacaktınız ve yanımda
kalmadığınıza pişman olacaktınız. Yani en önemli vakit, tarhları
kazdığınız vakitti;
en önemli kişi bendim ve en önemli işiniz bana iyilik yapmaktı. Daha
sonra
bu adam yanımıza koşarak geldiğinde, en önemli vakit onunla
ilgilendiğiniz
vakitti, çünkü eğer onun yaralarını sarmasaydınız, sizinle barışmadan
ölecekti. Dolayısıyla en önemli kişi oydu, en önemli iş de onun için
yaptıklarınızdı." "Bundan sonra şu gerçeği unutmayın: Tek önemli
vakit
vardır, içinde bulunduğunuz an. O an en önemli vakittir, çünkü
sadece o
zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi, kiminle
beraberseniz
odur, zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp görüşmeyeceğini
bilemez; ve en önemli iş iyilik yapmaktır, çünkü insanın bu dünyaya
gönderilmesinin tek sebebi budur.",

Tomris 29 December 2017 18:51

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Şimdilerde umut daha bi mavi
Gökyüzü ise epeyce eskimiş
Kuşlar kanat çırpmayı unuttu
Mutlu olmayı bilmiyoruz biz
Kırlangıç uçmadıkça hüzünleniriz
Söyleyin
Mutlu olmayı öğretsinler bana
Umut olacağım onlara
Uçmayı öğreteceğim kuşlara
Söyleyin
Maviye boyasınlar gökyüzünü
Hayır hayır
Umuda boyasınlar gökyüzünü

Tomris 08 January 2018 01:20

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
"Sevmek ne uzun kelime! Derin deniz mavisi…"

- Cemal Süreya

Tomris 08 January 2018 01:20

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. Içimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya Konuş konuş konus derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığıni. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa ...?

Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşkın şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmaliyim seni yaşanmis tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvım yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşki kolayca unutabılmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi.

Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti,

Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
Sanki benim hiç senim olmamış gibi...

Tomris 08 January 2018 01:20

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Gecenin karanlığı bana o kadar şey düşündürüyor ki; anlatamam. Hatalarım, pişmanlıklarım, düşünceler içinde savaş veriyorum. Bir de özlemlerim var tabi.. Benim özlemim geleceğim ve geleceğimin içindeki sen. Ama farklı şeyler yazıyoruz. (Sen ve Ben)

Evet bana göre çok büyük bir aşk yaşıyoruz. Fakat beraberinde korkular var. Hani çok değer verdiğim bir şey olur ve sen ona özen gösterirsin. Adeta varlığın, bütün huzurun ona bağlıdır. Bir süre sonra ona bir şey olduğunda ise artık hayatının bittiğini düşünürsün. Ben daha önce yaşadım bunları sevgili! Acısı çok büyük... Seni kaybetmeyi düşürdüğümde de aynı acıyı çekiyorum. Artık anladın mı seni ne kadar büyük bir aşkla sevdiğimi?

Baksana bu sessizlik, bu karanlık, bir de sensizlik neler yazdırıyor bana.. Öyle şeyler var ki içimde.. Bunu ben bile bilmiyorum. İçimde bir şeyler korkutuyor belki de beni.. Beynimi tırmalıyor artık yaşadıklarım. Dünya böyle bütün hızıyla dönüyor. Ne kadar bize yavaş gelse de..

Tomris 08 January 2018 01:20

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Özledim seni...
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
beynimi uyuşturuyor özlemin...
Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zaman içimi
nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
Yokluğun, hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadiyen
bir boşluğa Sabahları seni okşayarak başlamaları akşamları her işi bir
kenara koyup seninle başbaşa konuşmaları
özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu
küskünlüğünü...
Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne kadar yumuşak, bir
çift kısık gözle kendini, ellerimin okşayışına bırakırken.
Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğunu görmek ve sana bunları
söyleyemeden 'git artık' demek.
'Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa' demek
sana ne de zor..
Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi
bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...

Tomris 08 January 2018 01:20

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Seni yirmi dokuz harfle seviyorum.
Her harfte bir kere daha aşkım kuvvetleniyor.
Gecenin bitiminde,günün başlangıcında
Işığa hasret ,karanlık gibi
Seni seviyorum.
Bir çilekeşin çilesi,bir çiçeğin nefesi
Bir dağın ayazıymışcasına ,bu sevgim.
Bütün acılar gibi sancılı,beklentili
Gelecek bahar kadar coşkun ,hayalci
Sellerde tutunamıyan topraklar kadar şaşkın
Seni seviyorum.
Yalan rüyaların hakikati görününce.
Bir ömrün bitiminde.ecelim ,yaşamım kadar.
İmanımın sonsuzluğunda,sessizliği delen
Ruzgarlar misali içimde çalan müziğinle
Seni seviyorum.
Kader çizgisinin ufkunda,bilmez,korkak
Günahlardan yılmış bir gönülle, hezeyanda.
Cennetin doruğunda,cehennem kadar ateşli
Seni seviyorum.
Yılların sana bölünmüşlüğünü biliyorum.
İçinden sevgi geçen zamanda olduğunuda,
Ayrılık sahillerinde bekleyen karşıyakanın,
Işıklarını özlercesine ,sıla kokan yosunu kadar
Seni seviyorum
Ben; bütün benliğimle,yüreğimle,ruhumla
Çöllerin su tutan dikenleri gibi sağlam
Seni ,kendimle beraber,kendim bilerek
içimdeki sana ,erememenin yasını tutarak
Seni seviyorum ...
Seni çok seviyorum.......
Ve bir bilsen nasıl özledim…

Tomris 08 January 2018 01:21

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Sana Olan Özlemim

Naylon ayakkabılı bir çocuğun kunduraya bakışıydı sana olan özlemim.
Her gece dizimde uyuttuğum hayallerime masallar anlatırdım,
İçinde hep sen olan.
Kimi zaman pamuk prenses olurdun,
Kimi zaman elmayı veren cadı,
Ama değişmeyen bir şey vardı,
Hep güzeldin hep beyazdı yüzün.
Geceler boyu güneşin doğuşunu bekledim,
Şafağa olan sevgim sanırdım bunu,
Ya da çocukluktan kalma karanlıktan korkum.
Seni beklediğimi itiraf edemezdim kendime,
Sanki bir sabah güneşin ilk ışıkları getirecekti seni,
Kendine faydası olmayan kör meşeleler sönecekti,
Yıkılmışlığım tükenmişliğim bitecekti,
Umudum ışığım gelecekti bir şafağın koynunda,
Gelecekti işte bir kiraz tadında,
Yamalı sevdalar bitecekti bayram sabahına uyanacaktı yepyeni elbiselerle,
Gelecekti işte,
Kirli mendiline bereket düşecekti dilencinin,
Gelecekti ve eksilecekti dokuz canı kara kedinin.
Gelecekti işte, halâ aynı camın önünde bekliyorum,
Aynı umuda açıyorum penceremi,
Aynı korkusunu çekiyorum ciğerlerime gecenin,
Ve halâ korkuyorum.
Mahşerin kısrakları ızdırap tayları doğuruyor sensiz geceler,
Zebaniler gül suyu içiriyor zehir tadında,
Karanlığın yüreğine akrepler doluyor,
Daralıyorum, bir çığlık vakti duruyor zaman.
Kör yılan dalıyor serçe yuvasına,
Bir can öksüz kalıyor, bir can yetim...
Ve bir damla gözyaşı.
Kervanlar geçiyor usul usul,
Aynı ağıtı söylüyor çan sesleri,
Aynı heybede saklı sevincim mehtabım.
Yürüdükçe kervan acımasız, aynı yarayı kanatıyor sensiz geceler...
Artık üşüyorum, kahroluyorum hayaline sokuldukça,
Çivili yataklarda dinleniyor bedenim,
Her geçen an biraz daha daralıyor pencerem,
Soluyor gülleri perdemin,
Yüreğim eski bir manastır sessizliğinde,
Kutsal bir aşkın ziyaretçisini bekliyor.
Gelecek işte...
Gelecek bir gece ansızın.
Kırılacak prangası vuslatın,
Çılgın bir ateş böceği düşecek geceye,
Yeniden açacak gülleri perdemin,
Bir bahar sabahına uyanacak yüreğim yepyeni umutlarla,
Huriler içirecek ilk şerbetini cennetin.
Sevgi tadında aşk tadında...

Tomris 08 January 2018 01:21

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
İlk defa göz göze geldiğimiz anı hatırlıyor musun? Kaçamak bir buluşmasıydı bu gözlerimizin. Seni istiyordum, biliyordun... Bakışların duygulu, anlayışlıydı, özlemliydi zaman zaman. Bakışların bir şarkı söylüyordu hiç bilmediğim. Seni dinliyordum, bakışlarını dinliyordum. Dağbaşında apansız karşıma çıkan bir pınardı sanki gözlerin. Eğilip su içmek istiyordum kirpiklerinin arasından. İçimde yaktığın ateşi söndürmek istiyordum. Ama o ateş gitgide büyüdü işte! Şimdi biraz da sen yan artık, benim yanacak yerim kalmadı. İnanamıyorum, sen var mısın? İnanamıyorum bir türlü. Tuttuğum ellerin mi? Öptüğüm dudakların mı? Kim bilir? Belki de yoksun, berbir rüyâ görüyorum, biraz sonra uyanacağım. Herşey ansızın silinecek. Ne saçların kalacak ortalıkta, ne gözlerin. Yine kahrecici yalnızlığıma döneceğim. Biraz daha yıkılmış, biraz daha sensiz. O gün ilk defa seni gördüm. Düşün, sen dünyaya geleliberi kaç yıl geçmiş aradan. Düşün, ne kadar çok özlemiştim seni. Öyleyse hiç gitme, ne olur? Vereceğin her kedere razıyım. Acıların en büyüğünü sen tattır bana, zehirlerin en şiddetlisini senin elinden içeyim. Ama gitme ne olur? Dudaklarım kurumuştu, içim yanıyordu. Suya hasret, kurumuş bir ot gibiyimdim. Yağmur olup yağdın üstüme, yaşardim, filizlendim. Sonra güneş oldun, hayat verdin bana, koku verdin, renk verdin. Şimdi bırakıp gidersen bir daha ve son defa yine kuruyacağım, dağılıp toz olacağım anlıyor musun? Çünkü senden sonra kimse gelmeyecek, biliyorum. Kimseler çalmayacak kapımı. Gidersen beni bana mahkûm edeceksin, keşke ölsem diyeceğim o zaman, keşke ölsem! Şimdi sendeyim, seninleyim, seni yaşıyorum. Beni bana bırakma! Senden bir parçayım artık, belki de baştanbaşa sen oldum farkında değilsin. Beni bana bırakma! Sen olduğun için mutluyum. Sen olduğum için de. İstersen ben olma. Hiç benim olma. Ama bırakma beni ne olur? Beni, bana bırakma!

Tomris 08 January 2018 01:21

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Özledim de söylemedim
Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim. Niye öyle burnumun sızladığını, içimin burulduğunu, gözlerimin çaktırmadan ıslandığını anladım da ondan seni özlediğimi söylemedim. Bu güzel eylül gününde Boğaz'ı seninle seyretmek isterdim, sigaramın yarı dumanını rüzgarla paylaşmaya hazır, bedenim göğsüne yaslanmış öylece bakardım görüntüye. Bakarken güzel şeyler düşünürdüm! Sabah rastgele müzik dinlerken kimin söylediğini bilmediğim bir şarkının sözü çok hoşuma gitti. Kıymetimi bilmen için illa gitmem mi lazım, sevdiğini duymak için illa ölmem mi lazım diye soruyordu. Ya da benim bu şarkıdan çıkardığım sonuç bu emin değilim. İnsan hem sevdiğini söyleyip de hem neden sevdiğinin yanına gelmez.

Hani sana okuduğum kitapların konularını ve kişiliklerini anlatıyorum ya “Kürk Mantolu Madonna”nın erkek kahramanı geldi aklıma bugün. Kitabı sana anlatırken, hissettiklerimi dile döküşüm ve adama nasıl sinir olduğumu hatırladım sana sinir olurken. Aşık olduğu kadını evinin işleri bitince yanına almayı düşünen bir adam. O evin inşaat işleriyle uğraşırken kadıncağız Almanya’da hastalıktan ölüverdi. Bu garibim de aşkından gözleri kör, kadını mutlu etmek için evi güzelleştirmeye çalışıyor, kadının öldüğünden habersiz bir şekilde. Aşkın boya badanaya ihtiyacı yok ki. Sonrada bir ömür boyu terkedildiğini düşünerek mutsuz yaşadı. Ama ille de boyayacağım diyorsan ben yanındayken boya. Benim öyle “benden uzak olsanda mutlu ol”, “gideceğin yere beni de götür sorana başımın belası dersin”, “sabret aşkım sabret” gibi şarkı sözleriyle hiç işim olmaz. Arada söylüyorsun ya “Endamın yeter” diye biz onu söyleyelim.
Ben seni öyle ilahi bir aşkla seviyorum ki anlatmaya kalksam, kelimelere döksem ifade edememekten korkuyorum. Ya da dile dökülenin basitleşmesinden. Ben eğer becerebilsem parmaklarımla kaburgalarımı ayırıp seni içimdeki buğuda saklarım. Uykunun en derin yerinde birden uyanınca seni yanımda görmek, pişirdiklerimin güzel olduklarını gözlerinden okumak, kış gecesinde söylenmeden patlatılmış mısırı paylaşmak, televizyondaki filmi seyretmek için demlenmiş çayı birlikte içmek, hastalıklarda sevgiyle sıkılmış limonata içirmek, kahvenin telvesinde yazanları birlikte yaşamak, sabahın kör saatinde çıplak denize girmek, emanet alınmış bir motorsikletle gezintiler yapmak, sırtıma dolanmış kollarınla güneşi batırmak, bizim batırdığımız güneşin doğduğu ülkedeki insanların hayatları hakkında abuk hikayeler uydurmak, bozuk musluk yüzünden kavga etmek, ne kadar rahat adamsın ne kadar telaşlı kadınsınlarla başlayan cümlelerle tartışmak, hayatı-hayatın getirdiklerinin tümünü seninle paylaşmak. Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim.

Hani geçen akşam trafik kazası yüzünden ölmüş birini görmüştük. Üzerini örtmüşlerdi de sadece ayakkabıları görünüyordu. Ben çok etkilenmiştim de sen “adamı tanımıyorsun bile” diyerek etkilenmemin sebebini anlamamıştın. İlk düşündüğüm hayatın çok mu değerli olduğu yoksa düşünmeye değmeyecek kadar basit mi olduğu hakkında aklım karışmıştı. Ne zaman ölümle karşılaşsam aynı karmaşık duyguları hissederim zaten de sevince insanın içi daha çok acıyor. Öleni tanıman gerekmiyor ölüm karşısında. Orada yatan sende olabilirdin bende. Seni düşünmek bile istemiyorum. Kendimi öldükten sonra düşünemeyeceğime göre sana acı çektirmek istemiyorum. Eee diyeceksin. Eee si ölüm var, eve gitme süresince bile ertelenemiyor seni yolun ortasında yakalayıveriyor ve bulduğu yerde götürüyor. Bu yol kıyısında bize göre zamansız bir kaza olabilir, deniz gezmesinde söylenenler söylenmeden gelebilir, yaşanacakları beklemeden de... Yaşamak istediklerini söylemeden….. Bir akşam denizden dönerken aynı duygu karmaşasını hissederek, sana telefon açıp “Hayatı benimle paylaşır mısın” diye sormuştum. Güzel şeyler söyledin de hala net bir cevap alabilmiş değilim artık hiçbirşey sormuyorum. Sende unuttum zannediyorsun herhalde. Artık çok özlediğimde bile özlediğimi bu yüzden söyleyemiyorum. Cevapsız sorular varsa ortalıklarda, yalansız olmuyor yaşananlar.
Bugün seni çook özledim de yinede söylemedim bu yüzden. Orada yatan bende olabilirdim. Bırak işlerini de ben söylemeden kendin gel.

Tomris 08 January 2018 01:21

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
AYRILIK VAKTİ

Hayatın birkaç bilinmezliğinden biridir ayrılık...Hep kaçamak cevaplar verilir; sebebleri sorulunca Yada suçlamalar başlar karşılıklı.Kimse ilk zamanlar anlamaz ayrılık vaktinin aslında yeni aşkların vakti olduğunu.

Dayanılmaz bir sis çöker içimize. Yollar kapanır sanki benliğimizin. Söylenen bir kaç söz , kar yağdırır felç olan yolların üstüne ,tıkanır her yol,her sokak,her mahelle.En son söylenecek sözler ilk önce çıkar iki dudağımızdan bilinmeden...Gözler buğulanır yada açılır öfkeden.Yıpranır tüm duygular ,tüm heyecanlar. Yaşanmışlara lanet ederiz kendimizce .Hayatın bir maskeli balo olduğuna inanırız, herkesin melek maskeleri ile dolaştıgını görürüz sokaklarda.Ayrılık kurşunları doldurulmuş silahlar ise bellerde. Artık güvenimiz yoktur sevgiye ve aşka . O güzel duygularımız kundaklanmıştır. Sevginin sinesine hançerler saplanmıştır bir kere. Şehrin üstünü bulutlar kaplamıştır . Geceler en sadık dostumuz olmuştur. Duygularımız ve yaşadıkalımız artık rakı masalarında mezedir.Çevremizi mantık kostümleri ile gezen insanlar kaplamıştır.Artık bir daha sevmeyecegiz deriz kendimizce, efsunlu güzellikleri yitirdiğimizi sanırız .

Maskeli balo misali devam eder hayat,anlar hızla tüketilir. Herkes melek maskeleri ile dolaşır yollarda ,sokaklarda. Ayrılık kurşunları ile doldurulmuş silahlar ise bellerde. Korkak eller her an tetiği çekme telaşı içerisinde . Zor kararlar cesaretin gölgesinde yetişir . cesaretin ise dalları duygu çiçekleri ile bezelidir çoğu zaman . Duyguları takip etmenin son durağıdır mutluluk , hazır yürekler için .Tarih ve ayrılık kelimesinin telefuz edilmediği dillerde ve prangasız gönüllerde filizlenir sevgi ile aşk çiçekleri. Sevgi göze alabilmektir aşk ise hayatın mazereti

Tomris 08 January 2018 01:22

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Bi Aksam Vakti Memleketimi Düşünüyorum...Sarı şarkılar dinliyorum Sezenden. Hüzün bir yorgan gibi üstüme seriliyor yumuşacık. Bilmem şimdi hangi rüzgarlar esecek akşamın bu notalara yüklenmiş anlarında. Yükünü almış bir gemi limandan ağır ağır uzaklaşırken, yorgun bir gövdeyle denize yaslanması gibi uzanıp yatsam şarkıların tellerine . bir buluttan masallar dinlesem, bağrına yaslanıp. İçime değil bulutla beraber aksam katıla katıla. Çok biriktirdim gözyaşlarını sellere dönüşmese...
Değil bu bir aşk acısı değil bir derdin kederi. Müziğin rakseden nağmelerinin alıp yoğurması kalbini. Upuzun bir salıncakta yukarlara doğru fırlatılmış gibi ürpermesi içinin.Anlatır değil. Suya atılan bir taşın çıkardığı dalgalar gibi eriyip dağılmasını hissetmek gibi bedeninin.

Ah bu şarkıların gözü kör olsun demiş bir başka fasılda
Bu udun tellerindeki tınlamalar sanki göğüs boşluğunda çalınıyor gibi titretmesi ciğerini. Bütün tüylerinin sefere çıkacakmış gibi ayaklanması tek tek. Tek tek hissetmek her birinin battığı yeri. Değil bu, anlatılır değil. Anlatmak benim harcım değil. Mahzun ve ürkek bir çocuk gibi bırakıvermek kendini şarkının kollarına, dışardaki yağmur gibi uslu uslu akıp gitmek, hiçbir sebepte yok gibiyken üstelik. Hiçbir sebepte yok gibiyken üstelik...

Tomris 08 January 2018 01:22

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Nedenini bilmediğim bri arzuyla bugün her günkünden daha çok istedim yanımda olmanı... Kolay değil, sensiz olmak, içinin yarısını boş tutmak. Kolay değil her sabah bir martı sesiyle irkilmesi bu yoksul bedenimin. Sadece bu ayrılığın bir süreliğine oluşu teselli dolduruyor yüreğime. Her ne kadar bu sürenin uzunluğunu bilmesekte sonunun olduğunu bilemk umutlandırıcı...Zaten her şey umut edilmekle başlamadımı? Seni düşünüpte kendimi kaybettiğim vakitlerin anısına yazdım bu mektubu sana. Bazen otobüste iki sevgilinin başlarını yaslayıp uyurken ki rahatlığında, bazen sokakta babasının elini tutan bir çoçuğun gözlerindeki güvende buluyorum seni. Düşündükçe Nazım olasım gelir ve hasretini bir uçtan bir uca yakasım gelir. Bir kuş hafifliğinde sana akar yüreğim, yokluğunda yok olmaktan korkarak. Yaşadığım acıları anlatırsa birileri sana göz yaşlarınla yıka yaralarımı. Seni bekliyor gölet olmuş bir nisan yağmurunun çoçuğu. Hadi gel dayanamıyorum hasretine...''

Tomris 08 January 2018 01:22

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Seni özlüyorum. Gecenin en zifiri anında bile odamı aydınlatan bu aşkı özlüyorum en çok da her gün duyabilmek için çırpındığım sesini. Seni özlüyorum işte... Her kavgamızın sonunda çekdiğim sancıları, seni kaybetmek korkusu yüreğimi bir bıçak gibi kestiği anları bile. Seni özlüyorum kabul ettim artık bunu... Gözbebeklerimin içine yerleşmişsin ve dünyada iyiye ve güzele dair ne varsa içinde sen varsın. Meleklerin kanatlarında geliyorsun sen bana her gün, martıların gözlerinde. Bir papatya demetinin üstündeki uğur böceği oluyorsun, ayın şavkında, umudun mavisindeki en çok bu renge tutkunum bilirsin sen varsın. Yüreğime işlemişim seni bir dantel gibi ince ince düğümlerle... Çözülemezsin çözmem seni. Oradasın orada kalmalısın. Çünkü bir tek sen yüreğime yakışırsın. Her gün içimi ısıtan asıl sensin sıcacık ışıklarında tüm ruhumu saran, her yeni güne gözümü acar açmaz içine doluştuğunbir günaydınsın. Seni özlemek dayanılmaz hale geldğinde bile hiç isyan etmiyorum. Çünkü içimdesin ve seni göz yaşlarımla akıtmaya kıyamıyorum. Özlemin sancılarıyla bedenim her gün ölse de aslında her güne yeniden doğuyorum. Seni özlüyorum çünkü seni seviyorum hemde çok.. Doğrularını yanlışlarını sorgulamadan, bir çocuk yüreği gibi masumca yaşıyorum seni. Bu hayata verdiğim her nefesde gittiğim her yerde sende benimle birlikte varsın. O yüzden yalnızlık hiç bilmiyorum. Asla değiştirmeden, en katıksız halinle seviyorum seni. Özgürleşiyor aşkımız, sevdikçe büyüyor özledikçe yüceliyor. İşte en çok bunu, özlüyorum seni sevmeyi özlüyorum. Sevdikçe daha çok özlüyorum, özledikçe daha çok seviyorum.

Tomris 08 January 2018 01:22

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Seni öyle özledimki

Biliyor musun en çok mektuba başlamam gereken hitap şeklinde zorlandım. Bir başlasam sonu gelecekti eminim! Ama sıradan sözcükleri hiç yakıştıramadım sana, yapmacık sözlere konduramadım seni... Sonra sana hiç mektup yazmadığım aklıma geldi, içim burkuldu, canım acıdı... Bu mektubu sana gurbetten yazıyorum; sesine sözüne hasret, yüzüne hasret, sıcağına hasret gönlümle başlıyorum mektubuma. Seni o kadar çok özledim ki; meğer hiç bir kucak seninki kadar sıcak değilmiş, hiçbir acı senin yokluğuna bedel değilmiş. Hiç ama hiçbir hasret senin özlemin kadar yakmazmış içimi. En acısı, herkes toplanıp bir araya gelseler, senin çeyreğin bile edemezmiş. Bilsen ne zor bunları itiraf etmek kendime ve sana... Gurbet bile gururumu söndüremedi. Hâlâ gururlu, şımarık, küçük kızınım. Hayır, hayır yavrunum. 'Ben artık bir genç kızım, başkalarının yanında bana yavrum deme.' derken bile böyle düşünüyordum inan. Şimdi içten bir seslenişine, yavrum! hitabına öyle ihtiyacım var ki... Hatırlıyor musun? İlk yürümeye başladığım anları anlatırken ellerimi bırakmadığın için sana kızdığımı, hırslandığımı ve bir an önce yürümek istediğimi söylerdin. Şimdi sakın bırakma ellerimi, anneciğim. Evimizin yumuşak halıları değil yürüdüğüm yollar, bir düşersem halim yaman. Ellerini, sevgini, duanı, desteğini ve sıcağını hiç esirgeme benden. Hani küçükken en çok kimi seviyorsun diye sıkıştırıp dururdum seni. Ağzından "seni!" cevabını alana kadar bırakmazdım eteklerini... Seni abimden, babamdan ve ablalarımdan kıskanırdım. Hâlâ büyüyemedim, hem şimdi daha çok kıskanıyorum. İçindeki sevgiyi ve gözlerindeki derin şefkati yalnız benim için sakla... Ama yapamazsın değil mi? Ana yüreği dayanmaz... Senin sevgin hepimize yeter, ana olunca ben de anlarım değil mi? Aslında en çok bu huyunu seviyorum. Adaletini ve yufka yürekliliğini, anne şefkatini... Fakat hâlâ babam işe giderken boşalan yatağını en çok benim hak ettiğimi düşünüyorum. Seni öyle özledim ki!.. Şu bilmem kim tarafından icat edilen telefon bile dindirmiyor içimdeki hasreti. Gurbetin yağmurları, söndürmeye yetmiyor içimde büyüyen ateşi... Beni buralara yollarken, "daha güçlü ol!" diyordun ya, sana kavuşunca öyle bir sarılacağım ki, gücüme şaşacaksın. Sevgimin gücünü sen de anlayacaksın. Yılların yükünü çekmiş, yorgun ama dimdik omuzlarını özledim. Dolaplarımı düzenlerken, eşyalarıma bakıp bakıp ağladığını duyuyorum. Yahut arkadaşlarımla konuşurken gözlerinin dolduğunu... İçim acıyor ama bilsen nasıl seviniyorum. Yokluğuma alışamamış olman, mest ediyor beni... Puslu gözlüm, dert ortağım! İnan içim içimi yiyiyor, ya bitmezse gurbet geceleri, ya geçmezse hasret saatleri, ya vuslat ateşiyle bindiğim mavi tren getirmezse beni... Uzar da yollar kavuşamazsam sana, ya özlem alışkanlık olur da unutursan beni. Ama beni unutmaman için hep dağınık bırakacağım odamı. Söylene söylene toplarken, yine gözyaşların ıslatacak eşyalarımı. Babam yine dalga geçecek, anlatacak bir bir ağladığını. Ya ben... Arkadaşlarım çınlatacak odamın duvarlarını, hep anne kokan ilâhilerle. Güçlü ol demiştin ya, ben de yorganı çekmeden başıma hiç ama hiç ağlamayacağım. Ama sonra, Allah ne verdiyse... Anneciğim! Gözyaşlarım söndüremez içimde yanan ateşi... Çünkü yokluğun, bilmem kaç nufüslu şu kocaman şehirde kendini yapayalnız hissetmek gibi, imkânsız bir şeyi diz çöküp de Yaradan'dan dilemek gibi.. en azaplı günahlardan sonra sızlayan vicdanım gibi... Gül kokulum, puslu gözlüm! Sakın sensiz, sevgisiz ve duasız bırakma beni...

Tomris 08 January 2018 01:22

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
--------------------------------------------------------------------------------

Seni şimdiden özledim
Tepedeki çimenlikten asağı doğru uzanan
Bütün hayallerime son veriyorum
Çünkü karanlıktan aldığım cesaret
Günün ilk ışıklarıyla son buluyor
Ve bir dahaki karanlığa kadar
Seni yine özleyeceğim
İçimde alevlenen duyguların
Uzak denizlerdeki küçük bir yelkenli gibi
Yalnız kalmasıdır belki korktuğum
Yada daha kötüsü
Fırtınalara karşı koyamaması gibi o yelkenlinin
Derin karanlıklara gömülmesidir umutlarımın
Seni şimdiden özledim...

Tomris 08 January 2018 01:22

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Kader denen bilinmezliğin korkusunda, her geceki soğuklukta, sigaramın dumanıyla dostluk kurarken, karşımdaki kırık aynada, her zaman olduğun yerdesin, yani gözlerimdeki nemde...

Ne yaşayabildim seni ben, ne unutabildim.Bilmedim, öğrenmedim. Bilinmeyenle sevişip, bilmediğimi özledim. Neyi bilmediğimi hiç öğrenemedim...

Belirsizliğini sensizlikle topladım, kendimi çıkarıp kaderime böldüm.
Sıfıra bile ulaşamıyorum...

Çözüm kümesi boş olan doğrular denkleminin bu paralelliğinde, ancak göz yaşı dökebilirim. Reel sayılar kümesinde asla kesişemeyeceğiz bilirim...

Aynalara küsüm bugün. Gözlerimde seni gördüm.....

Tomris 08 January 2018 01:23

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Nicedir Özlemişim
Nicedir özlemişim
Bu rüzgarı
Hani Doğu\'da eser
Bahar akşamları

Nicedir özlemişim
Bir elma ağacının
Dibine oturmayı

Nicedir özlemişim
Şoseleri,dağları

Nicedir özlemişim
Bir dosta sarılıp
Ağlamayı
__________________

Tomris 08 January 2018 01:23

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Özledim

saçlarının sert kıvrımlarını özledim
uyurken gözüme yüzüme batmasını
dönerken tekme atmanı özledim
dalmışken ufak bir acıyla uyanmasını

sabah ağzının kuruluğunu öpmeyi özledim
geceden kalan o hafif kokulu pasını
gözlerini açışında beni görmeni özledim
açılır açılmaz beni suçlayan bakışını

günaydın demeden kalkışını özledim
yavaş adımlarla terliklerini giyişini
dolabın kapısını açışını özledim
neler giyeceğini özenle seçişini

mutfağın tezgahında su içişini özledim
tutarak hep aynı sarı dipli bardağını
dönüşte kumandayı alışını özledim
hep gezinip durduğun birkaç kanalını

beni göndermek istemeyişini özledim
giderken arkamdan bana bağırışını
yaptığın saçma çocuklukları özledim
kıskançlıklarını, günahımı alışlarını

kısacası ben seni çok ama çok özledim
senin olan sevgini, sevişini, sevilişini

Tomris 08 January 2018 01:23

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Özledim

Ayrı sevdaların kıyısındaydık
Sokakların arasında çok yakın ama bir o kadarda uzak
Çok uzaktan görünen bir ışıktı gözlerin...
Özledim seni sevmeyi
Seni seviyorum demeyi özledim
Gözlerine bakmayı özledim
En çokta seni özledim

Tomris 08 January 2018 01:23

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
SiirLer yazacagim sana
Ne gecmisten dem vurmus
Ne yarindan bahseden
Ya aL oku..
Ya yirt at..
Ya da geri gönder..
YaLniz özLendigini biL yeter..

MektupLar gönderecegim sana..
Hic bir zaman cevabini bekLemeyecegim
GeL demem artik..
Demiyorum..
Demiyecegim..
YaLniz bekLendigini biL yeter..

SevgiLer yoLLayacagim sana
Dosta düsmana inat..
Ister gökLere cikart..
Ister yerLere firLat..
YaLniz "SEVILDIGINI" biL yeter..

Tomris 08 January 2018 01:23

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
"Bir senin yokluğuna alışamadım

Bir de çayı iki şekerli içmeye..."


Hep çiziyorum üzerini giriş cümlelerinin. Geride kalıyor çünkü her başlangıç. Aniden ortasından başlıyorum, ayakları yere basmaya yeni başlamış kimliğime...



Her defasında anî gözaçışlarla özlüyorum.. Daha ilk saniyelerinde zamanın, ağlamaya ihtiyaç duyduğumu fısıldıyor yeni doğan bebekler.

Buna mecburum! biliyorum gülmek daha az yeretmeli insanda. Ağlamak, bakışlara takılan fiyakalı bir tebessüm olmalı..

Kendine meçhul ve acizim. Bu halime "NEDEN" sorusunu soran çok kişi farkında değil kendinden. Ve sordukları soru, başlı başına eleveriyor cevabın açılımında kendilerinden birşeyler görecekleri husunda. Ölümün ağıztadını bozan tuzu; efkarımdan pay biçtiğim çayımı hep üç şekerli içmeye zorluyor beni.

Sonuç: Nafile.. Çaylar hâlâ gam ve keder tadında...

Ey kaldırım taşlarını adımlarıyla süsleyen güzel insan!

Bir bilsen ışık huzmeleri, senden beni çekiyor yolarına.

Zerreler şahittir inan.. İnan özlemeyi de özlüyorum: güneşin doğuşunda ve batışında ve her ikisi arasındaki meçhulde. Annemin dizlerinde uyumayı özlediğim gibi...

İşte burada üşüyor harfler. Ne onları ısıtabilirim şimdi, ne de daha fazla yorulabilirim kendi meçhulüne giden bu yolda.

Söz bitti, sukût herşeyi anlatıyor....

Tomris 08 January 2018 16:56

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
İçimde bir hasret yağmuru var yine
Özlüyorum seni
Gecelerim bitmiyor
Sabahlar olmuyor sensiz

Kuşlar ötmüyor artık
Sevda türkülerini söylemiyor
Çünkü sensiz buralarda
Sabahlar olmuyor

Güneşin sıcaklığını unuttum
Ellerini tutamadığım için
Aydınlıkları unuttum
Sabahlar olmadığı için

Hep karanlıklarda yaşadım
Geceleri yalnızlıktan ağladım
Bir köşe oturdun kaldım
Bir türlü sabahlar olmuyor

Sabahlar olmuyor artık
Sen yanımda olmayınca

Tomris 08 January 2018 16:57

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Özlemek üzerine

Özlem, hayatımızda önem verdiğimiz maddi ya da manevi kavramların, isteyerek veya istem dışı, kısa ya da uzun zaman aralıklar içinde uzaklaşarak yüreğimizde oluşturduğu boşluktur. Biz özlemeyi, ancak görmeye alıştığımız şeylerin yokluğunda anlarız. Öyle ki, zaman uzadıkça özlem artar. Bazen, uzun zaman aralıkları alışkanlık yapar ve özlem kavramı, yerini unutmaya bırakır.

En çok özlediğimiz kavramlar, memleket ve kişiye duyulan özlemlerdir. Doğup büyüdüğümüz topraklar, yanıbaşımızdan uzaklaşan sevgili, bizi bir kemirgen gibi yavaş yavaş yer durur. Uyku tutmaz geceleri, açlık hissetmez midemiz, asılır gülen yüzler, kokusu bile burnumuzda tüter. Özlem işte böyle bir şeydir.

İnsanın önem verdiği şeyi daha iyi anlaması için özlem, gereklilik oluşturur. Hayatımızda büyük pay sahibi olan şeylerin yokluğunu hissetmek istemeyiz ama, özlemeden de ne derece gerekli olduğunu anlamayız. Özlem, bir çeşit tiryakilik, kurtulmak istemediğimiz, bile bile alışkanlığına sürüklendiğimiz bir aşktır. Aşkı unutmuşsak, sevmeyi de unutmuşuz demektir. En sert görünen yürekler bile, yokluk zamanlarında yumuşar. Ünlü filozofların bir çoğu, aşk ve özlem kavramları içinde kaybolup gitmiş, hayata ne derece önemli şeyler bıraktıklarını görememişlerdir. Öyle değil mi zaten! En çok da sevgiliye kavuşmak için elimizdeki her şeyi vermeye razı olmaz mıyız? Yakalanmışsak bu bağımlılığa, para, mal, mülk, kariyer nedir ki özlemimizin yanında!

Özlemeyi çok iyi biliyoruz ama, belki özletmeyi bilmiyoruz. Kalıcı olarak gidenler, bizleri özlemedikleri için geriye dönmezler. Oysa biz, yavaş yavaş tükeniriz de, yine de neden gittiklerini anlayamayız. Düşünsenize bir kere, onlar sizi özletmek için öyle bir girmişler ki hayatınızın içine, eliniz kolunuz bağlanmış. Kimisi az da olsa bunun çok iyi farkındadır, kimisine de kulağa küpe manasında unutmayın diye, hayatınızın içine acılar katarak bunu size öğretmiştir. Bu nedenle, özleyeceğiniz kavramları bir bumerang haline getirin. Onlar gitse bile, geri dönüşü yine size olsun. Bunun için özveri gerekir, çaba gerekir, değer vermek gerekir.

Sizin için değerli olan, başkası adına çok fazla anlam içermediğinden belki, neler hissettiğinizi, neler çektiğinizi, yaşadığınız özlemi bilemez. Benzer özlemler vardır ama, aynı tadı vermez. Çünkü, ihtiyacı duyulan kavramlar, kişiye göre farklılık gösterir. Örnek olarak; çocukluğunuzda uzun zaman elinizden bırakamadığınız herhangi bir oyuncağınız, yıllar sonra karşınıza çıksa, kokusunu bile yüreğinizde hissedersiniz. O küçücük ve diğerlerine göre beş para etmez görünen şey, sizi çok farklı yerlere götürebilir. Oysa başkasına göre, basit bir oyuncaktır işte. Çöpe gitmesi gereken kuru kalabalık bile sayılabilir. Özlem duyulan kavramlar, bizi biz yapan, hayatımıza anlam katan, vazgeçemediğimiz tutkulardır.

Özlemin ilacı kavuşmaktır. Kimi zaman kavuşmak için beklenir, kimi zaman çaba gösterilir. Kavuşma olmadan, özlem zararlı bir varlığa dönüşür. Kavuşma gerçekleşmeyecekse, artık özlemenin güzelliği kalmamıştır. Ya ders kitabı olarak düşüncelerimizdeki rafa kaldırılmalı ve benzer konumlarda gözden geçirilmeli, ya da gereksizliği anlaşıldığı durumlarda unutmaya çalışılmalıdır. Yani özlediğiniz şey, sizin hayatınız içindeki görevini tamamlamış ve emekliye ayrılmıştır. Siz ancak emeklilik sonrası kısa kâr olarak kalmış olursunuz. Artık yeni arayışların, yeni kavramların bulunduğu yöne doğru yelken açma zamanı gelmiştir. Size gereken ise, yola çıkacağınız gemiyi iyi seçmekten başka bişey değildir.

Özlem hayatınıza acı değil, heyecan katmalıdır. Bu gerçeği de unutmamak gerekir.

Tomris 08 January 2018 16:57

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Özlem çekmek...
Özlemek...
Ne büyük yükmüş,
Hasretle büyümek...
Ne ağır işmiş,
Günleri kovalayıp
Zamanla yarışmak...
Sımsıcak bir yatakta
Buz gibi heveslerle
Vuslatı yaşamak...

Özlem çekmek...
Özlemek...
Dipsiz bir kuyuda
Balık olma umudunu,
Gözyaşlarına sarıp
Her gece yutmakmış...
Ne zormuş...
Ne acıymış,
Sensiz seni yaşamak
Seni sensiz yaşamak...

Tomris 08 January 2018 16:57

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Özledim

Yaban ellerde öyle özledim ki seni
Şu yüce dağları aşasım geldi.
O güzel yüzünü bir kez olsun görüp
Seni kollarıma alasım geldi.

Buralarda sensiz yaşamak öyle zor ki
Geceleri rüyalarına giresim geldi.
O ümitler yeşeren gönül dalına
Bir kuş olup konasım geldi.

Bitmeyen bir şarkı olup dilinde
Sönmeyen bir ateş olup kalbinde
Gündüzün gecen ömrünün her deminde
Sana sevdiğimi haykırasım geldi.

Tomris 08 January 2018 16:58

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
ÖZLEDİM SENİ

Yokluğuna kaç gün dayanırım ben
Baktığım her yere gizledim seni
Hasrete alışık değil ki gönlüm
Daha el sallarken özledim seni
Sensiz geçecek her günüme yazık
Sevgisiz geçen şu ömrüme yazık
Ne kadar zor geldi bana ayrılık
Daha el sallarken özledim seni

Tomris 08 January 2018 16:58

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Güzel bir kelime değil mi: "özledim..." belki içinde
burukluk var, ya da ayrılığın acısı var ama bunu
duyumsamak ve duymak da güzel. hani bazen ne olduğunun
farkına varmayız da, uzak kaldıktan sonra daha fazla
aramaya başlarız, işte o görmek isteme, onda olmak
isteme demek olan "özlem", özleyen için de özlenen
için de bir çok yaşanası gereken duyguların habercisi
gibidir. birinden özlendiğimi duyunca, içimi aheste
aheste hoş bir duygu kaplamaya başlar; güzel,
okşayıcı.. duygu selinin coşkunluğunu başlatacak
birikim sanki.. sessiz ve hoş bir ürperti bırakan.
yazmak istediğim öyle çok harikalıklar var ki.. hani
her biri özlemin bambaşka şeklinin aynı tür
duygularıyla bezeli durumu... ama nedense doğru yerde
doğru kelimeyi kuramam kaygısı taşıyorum. belki de en
büyük eksiklik; bu duyguları yaşatan, ve çağlamasına
ramak bırakan güzel yüreklerin, şimdilerde uzaklarda,
bilinmez dünyaların göklerine asılı yıldızları
toplamakla meşgul olmaları, ya da henüz mecrama
akmamış olmaları.
inanıyorum ki böylesi bir coşkunluğu en derin
yaşasaydım şiirlerimde yepyeni ve benim bile daha önce
keşfetmediğim savrulmalar olacaktı. yine de umudum
var.. belki de bir çoklarını kıskandıran dizeler çok
yakında benimle birlikte kağıtlara dökülecekler. beni
anlatan ancak, sevdanın bendeki izinin bana
yaşattıklarını anlatan olacak. böylesi bir durum
sanırım ulaşmak isteyen yüreklerin en önünde, onlardan
önce keşfin tadını yaşatmış olacak. eski bir zaman
şehrinin açılan kapılarının ardında bekleyen
duyguların, ne denli etkileyici, ve ne kadar sarsıcı
olduğunu düşünmeye başladığım zaman, belki bir gün
yarınlardaki eski zaman şehirlerine öylesi -tıpkı
düşlerimde olduğu gibi- duyguları serpeceğimize
inanıyorum. kah toprağın kokusunda, kah küflü bir
odanın çürümüş duvarlarında bizleri hissettiren bir
şeyler olacak. düşüncesi bile güzel. aslında
paylaşımlardan sonra özlemek, özletmek isterdim.
yazdıklarım okunduğu zaman suretim görünür gibi olsun
isterdim. duygularımın, beni ele veren mimiklerimden
okunmasını isterdim. hatta kelimeleri sayfadan
okuyarak değil de, dudaklarımdan çıkıyor şeklinde
duyumsanmasını isterdim. ya da her kelimenin
okuyucunun gözlerinde yarattığı iz'in yansımasıyla
ısınmak isterdin. diyorum ya; yaşanacaklar bizleri,
biz insan yürekleri bekliyor.. bir devinim belki,
belki bir süregenlik, yine de bekliyor işte.. belki
bir kaç ay sonra, belki de bir kaç yıl sonra ama
mutlaka o bilmediğimiz, görmediğimiz muazzam dünyanın
kutsal insanlarının sevgiyle ışıltan gözleriyle
aydınlanacağımı ve umuda uçurtma uçurur gibi çocuk
yüreklerle sarmalanacağımızı biliyorum. yakındır;

Tomris 08 January 2018 16:58

Cevap: Şiir Kokan Kadın
 
Sana nasıl anlatsam bılmıyorum ama bıldığım tek ama tek şey seni delicesine çok sevdiğim seninle öyle bütünleştim ki ayrılmak degil kopamıyorum senden ne seni bırakabılıyorum ne de kendimi hiçe sayıyorum bunların ikisinide yapamıyorum.Çünkü artık düşünemiyorum kafama ve benliğime o kadar yerleşmişsin ki seni oradan çıkartmak olanaksız belki kendimi küçük düşürüyorum ama sevgide küçük düşme söz konusu olsa bile seve seve senin için her adımı atarım seni o kadar çok seviyorum ki artık aşkım senden bile öte seni sevdiğimi daglara taşlara kısacası bütün kainata haykırmak istiyorum SENİ SEVİYORUM!!! Bu iki kelimeyi defalarca yanlız senin için ama yanlız senin için tekrarlayabilirim biliyormusun. Seni sevdiğimden beri artık çevremdeki herşey gözüme daha güzel,daha hoş,ve daha ümit verici gelmeye başladı.Çünkü onlar bana seni hatırlatıyor.Dağlar gibi sende içimde tutulması zor bir yerdesin,tepeler gibi ulaşılması zorsun.Zirveye sadece bir kişi çıkar senin yaşamında;işte oda ben olmak istıyorum,zirvede tek ben;SEN VE BEN...

Su gibi berraksın ama içimdekileride alıp götürüyorsun yol gibi seninde sonun yok;yani seni sevmenin sonu yok bu böyle nereye kadar sürer bilemem tabı bunu ben belirleyemem;ama şunu bilki;seninle ölüme bile varım...!Sensiz geçen bir gün degil bir salise bile düşünemez oldum.Sen benim benliğim,varlığım,hayatım,geleceğim,çılgınlığım,se vincim,mükemmelim,sevdiceğim herşeyim herşeyimsin...

Sensiz bir hayatın oksijensiz yaşamdan farkı yoktur.Aldığım her nefes içtiğim su yürüdüğüm yol herşeyde sen ve senden izler var.

Seni Seviyorum...Seni Seviyorum...Seni Seviyorum...Seni Seviyorum...


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:10.

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.