![]() |
Bir Mavi Sevdim
Otur şöyle,
Aynı dili konuşalım seninle, Hırçınlaşmadan, hırslanmadan, bir kenara koyarak gururumuzu.. Açık olalım, Bak oğlum ! Eğer akıllıysan Kadınını başka bir adamın güldürmesine izin vermemen gerektiğini bilirsin. Bu aptallıktır. Hiçbir bahane bu hatayı yapmana yol olmasın. Kadınını başka bir adamın güldürmesine izin verdiysen, ona başka bir adamın dokunmasını izlemeye hazır ol. Bu hayatta geri alamayacağın şeyler vardır, bunu unutma. Bir kadın seni seviyorsa sana aittir. Mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının onu kaldırtma! Bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce dua ediyordur senin adınla başlayan dualar ve biten senin adınla onu susturma! Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez yalnız genç adam kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez bu da kalsın aklında.. Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni, Seni seven bir kadın sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır. Ve bir kadın seni seviyorsa sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini onu yanıltma. İlk darbede yere çakılma oğlum, İlk imtihanda sınıfta kalma! Ve asla, Ama asla ! Araya umutsuzluğu sokma. Orasıdır kadının şah damarı, umudu.. Kesildiği an, vazgeçer kadın. Sevmekten, Beklemekten, Özlemekten, Hatta dua etmekten... Can havliyle, kaçar. Yakalayamazsın. Artık o kadını üstüne alınamazsın. Sahip çıkamadığın kadına hesapta soramazsın. Kadınları bomba gibi düşün genç adam yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sende patlarsın. Bak oğlum ! Bu hayatta herşeyi alırsın yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı. Seni herşeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın, Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla.. Falan filan sonra, Bilirsin ya.. Sen sen ol o kadını satma ! Bir kadın seni seviyorsa kavga eder. Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın, hem görürsün gözlerindeki korkuyu. Kadınlar susmaz genç adam, susmuş kadın gitmiş kadındır. Susmuş bir kadın için bitmiş bir adamsındır. Bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edinilemez olan maddelerinden biridir. Kadın olmanın kuralıdır.. Bir şey daha vardır ki, Kuştur kadın, Ve bir gökyüzü vardır her kadının. Öyle bir havan olmalı ki adamım, Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın. Bunu bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın.. Nursen Yıldırım |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Hani biriyle güler, biriyle ağlar, biriyle eğlenir, biriyle sevinirsin ya…
Çok şey yaşadıktan sonra ona çok alışır, çok sever ve çok bağlanırsın. Sen her şeyin iyi gittiğini, her şeyin güzel olduğunu bilirsin. Yakınlık ve heyecan duyarsın hani… O heyecanın hiç bitmemesini ister, kaybetme korkusu yaşamaya başlarsın. Ona güvenir, inanır ve ondan sana zarar gelmeyeceğini hissedersin. Yakınlık hissettikçe, sevme-bağlanma duygusunu tattıkça bir korku sarmaya başlar seni. Her şey iyi giderken, güzel şeyler yaşanırken araya aniden giren mutsuzluklar vardır bilirsin Ve o mutsuzluklar, ayrılma noktasına kadar gider. Maskelerin gün yüzüne çıktığını fark edersin böylelikle. Seni asla sevmediğini, sana hiç değer vermediğini, her şeyin koca bir yalandan ibaret olduğunu anlarsın hani… İşte o an çok şeyin yıkıldığı, her şeyin bittiği, boş yere mücadele verdiğin aşikârdır. Anladığım o ki; değer vermek, sahiplenmek bize göre değilmiş. Kendimize olan güvenimizi yitirip, yalnızlığımıza geri dönüyoruz hepimiz. Sonrasında sevmek, inanmak, güvenmek… Tüm bunların gerçekten zor olduğunu anlıyor insan. Yazık bu duyguları yaşatan kişilere, yazık insanların duyguları ile oynayanlara… Aşkı hazmedemeyen ne kadar adam/kadın varsa hepsine yazık! Kısaca her şey kocaman bir 'HİÇ' hem de kocaman... Arif Çıplak |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
“Bazı kadınlar, yakalanamaz, durdurulamaz ve kimseye ait olamazlar.
Onlar zaten kendilerine bile ait değildir de, o karmaşık bir mesele. O kadınlara yalnızca yakın durulabilir, yakalanıp durdurursan, kendine ait kılarsan. Ölüverirler. Çünkü onlar kuş gibidirler. Böyle uçucu kadınlar, tepeden aşağıya inen bir bisiklet gibi, fren yaptıklarında düşeceklerini pekiyi bilirler. O yüzden belki de hayat boyu kendilerini en sevdiklerinden bile korumak mecburiyetindedirler. Kendilerini durdurup, öldürüverecek şeylere karşı dikkatli olmaları gerektiğini -her nasılsa bilirler. Onlar, insanı ancak frensiz bir seyahate davet edebilirler. Zira fren yaparlarsa artık onlar, o kadınlar değiller. Bozulmuş bir oyuncak gibi kıymetsizler. Kanatlarının altına rüzgârı aldığında uçabilen kuşlar gibi, rüzgârsız kaldığında bir lokma ete dönüşen kadınlar… Ve adamlar, ekseriyetle, kadınları eğitilebilecek kuşlar sanırlar. Bilir misiniz? Eğiticiler, eve dönsünler, uzaklara uçmasın diye önce kuşların kanatlarını biraz kırarlar.. Ama kimi kuşlar ve kadınlar, gökyüzü kadar uçmayacaklarsa ölüvermeyi tercih ederler…” Ece Temelkuran |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
“Kaybetmek korkusu öyle bir sarıyor ki bizi, kaybetmemek için çırpınıyoruz.
Bundandır konuşmak isterken susmamız, kendimizi eksilte eksilte fazlasını vermemiz. İyi çocuk olmak olur derdimiz; kimse bırakmasın, terk etmesin bizi. Sanırız ki biz değer verdikçe, daha çok sevecek, daha çok anlayacaklar bizi. Bazen gördüğümüz halde görmemezlikten geliriz birçok şeyi. Sanırlar ki, kandırıldık, uyuduk, fark etmedik. Oysa sen yüreğine taş basarak gözlerini başka yana çevirmişsindir. Bil ki, gerçekten senin olan hiçbir şey seni bırakmaz. Yeter ki sen kendini terk etme..” Aret Vartanyan |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Biliyor musun kalbim artık Bir kuş gibi çırpınarak pencere önlerinde. Titrek kanatlarıyla umudun Düşmüyor bekleyişin hayal camlarına Gelmene yakın saatlerde. Hayat dolduruyor her boşluğu kendince Bir başka başlangıçla Tutuşmak üzere yeniden Pembe üflemeleriyle bir ince soluğun Soğuyor acılar bile.. Şükrü ERBAŞ |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
- Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar… Değiştim, Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum, Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni Ben benimle savaşıyorum, Seninle değil! Sonucu kılıcı kuşananından belirli olan bir savaşın Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim, Sorun değil! - Elbet alışırım, Biraz alıştım, Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar, Alıştım, Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma, Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum, Bir yanım bırak diyor bir yanım –ma, Kesin değil! - Henüz tanıştım, Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar, Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık, Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda, Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda… Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha, Samimi değil! - Bir hayli kırıldım, Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar, Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime, Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım! Aslında ne sana, ne olanlara… Kendime kırgınım… Maziye hiç değil, an’a kırgınım. Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına, Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara, Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına… Bir hayli kırgınım… Beni ben kırdım oysa, İyi değil! - Galiba yoruldum, Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar, Kendime kalbimi kanıtlamaktan, Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan, Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum. Can Yücel |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Adam sevmiş, öyle çatlak bir bardak gibi duruyor kadının karşısında.
Edinilmiş bir cümle arşivi yok ağzında, "seviyorum işte be" diyor adam çaresizce, biraz daha kırılarak. Kadın; kırılmış bir bilek gibi bakıyor adama, "ben de" diyor, "ben de böyle seviyorum" Ama seni değil artık. Ezel Roz Manaz |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Yarın başka birine şiir olursun diye korkuyorum..
Adının anlamıyla yiten tüm kelimelerin sahipsizliğinin suçlusu benim, çekindim harflere izah edemem diye seni ve çekildim biraz köşeme ki her yanın sen olduğunu bile bile, her yanının ben olmadığını da bildiğim halde. Çektim elimi ellerinin bir gün uzanma ihtimali olan, beklettiğim boşluktan boşluklar yarattım bir de salmak için ruhumu seni beklerken avunulacak bir şey yok. Gelirsin diye korkuyorum, başkasına ve gidersin diye; benden uzağa. Birilerinin ünlemi olmanı istemiyorum.. Sadece benim içimde büyü büyük bir çığlık, ufaktan bir çığ gibi ben çekinmem yine içime düşürürüm seni ya da benim 'eyvah'ım ol. Kimsenin hiç olmadığın kadar kimsesi olma sahiplenemezlerse yüklemler dolusu cümlelerinde seni unuturlarsa öznelerini bil işte, ben unutmam her gün düzenli olarak özlerim seni. Kafanı çevirme, başkasına bakma, çünkü hiç kimsenin her şeyi olmanı istemiyorum. İmza; her şeyinin hiç kimsesi. Gamze Gedik |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Yıllar geçti üstünden
ve acılar geçti tonla üstümden, ezildim. Oysa ben hala numaramı bile değiştirmedim belki hala ezberindedir ya da yanlışlıkla ararsın diye ne bileyim işte hala aynı yoldan geçiyorum mesela hiçbir yere gitmezken üstelik olur ya karşılaşırız elimi ilk tuttuğun o kaldırımda diye. Hala en sevdiğín renk mavi mi artık ben de maviyi çok seviyorum bu karşılaşmamız için bir ihtimalim olabilir mi sence? Aklım almıyor hala düşündükçe aklım ağlıyor nasıl bir yalandı o, nasıl bir aldanıştı benim ki inan bilmiyorum bilmiyorum daha kaç yüz bin kere düşecek aklıma gülüşün ve inan bilmiyorum kaç trilyon kere ölmeme sebep olacak yaşananlar. Yaşananlar dedim de, ne acıydı; ne imkansız, ama ne kadar gerçektik biz verdíği acı yaşananların yaşanamayanların yaşanamayacakların ne acıydı.. Seni her şeye rağmen sevdiğim gerçeği, başkalarında seni arıyor olmamın acizliği, içimde baş köşede oturan anılara fazla misafir perver davranıyor olmam; hepsi, bunlar, geçecek mi sahi? Peki sen hala unutuyor musun beni unuttun mu yoksa? Umut muydun vadesi dolmuş hayatıma kaç yıl ederdi bir bakışın ki bilmiyorum kaç asır etti yalanın.. Biz ne kadar yalansak bir o kadar gerçektik değil mi? Sen sevebildin mi başkasını, yapma! Hadi gel son bir kez geç otur o parkın tenha köşesinde ki banka. Mavi bir yağmur yağar belki üstümüze. Gamze Gedik |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
'' Bitti ! ''
derken koruduğun soğukkanlılığına hayretle bakan göz bebeklerimdeki ıslaklığı sana farkettirmemeye çalışmak , ağzından çıkan ayrılık cümlelerini nasıl bu kadar rahat , bu kadar ustaca kurduğunu anlayamamak , Buz gibi karşımda duran mimiksiz bedenine inanmayıp , '' Kal '' dememek için gururumla verdiğim savaş ve her zaman ki gibi yenilişim ; yüksek sesle '' Sensiz yapamam '' deyişim ve senin umursamadan çekip gidişin . Nasıl bir anlamsızlıktı ? '' Artık yokum '' dediğin gün yaşadıklarım ... Ya sonra ? Sonrası uzun ve soluksuz bir işkenceydi . Sevimsiz şarkıların beynime empoze ettiği hatıralara başkaldırıp , unutmak isterken seni , yavaş yavaş kendimi unutmak , İçmek sonra bayılıncaya kadar köşe başlarında , Haykırmak , kelimeler birbirine yapışıncaya dek seni haykırmak. Hatırlamak en son halini , Ağzından çıkan sevgi sözcüklerini duyumsamayı özlemek , Sen hayatımdayken güzelliğe dönüşen onca çirkinliğin , sen gittikten sonra çirkefe dönüşünü , üstüme zift gibi yapışışını seyretmek. Kalemin yazabildiği her yere adını yazmak , silmek sonra bir buhran anında , Sana ait ne varsa fırlatmak , acımı fırlatıyormuşcasına duvara ve uyumaya çalışmak seni unutabilmek adına. Uyanmak sonra kabuslarla, çöplüğü karıştırıp resmini bulmak, öpe öpe, baka baka sabahlamak. Nasıl bir işkenceydi ayrılık gecesi yaşadıklarım. Daha da Sonra ; Telefonun mesaj kısmına girip, saatlerce yolladığın mesajları okumak , ağlamak ... İlk defa böyle içten, böyle cesur, böylesi yana yakıla . Başka birine ait olma ihtimalini düşünerek bir çok geceyi uykusuz geçirmek , yakıştıramamak kendimden başkasını yanına , Ayrılığın yarattığı travmadandı , üstüne alınma sen . Seni her şeyim yapmış olmamdan olsa gerek , gittiğinde hiçbir şeyim kalmadı . Bir gazete küpürüne iliştirilmiş intihar haberi kadar acımasız aşk ve sandığından acı değil kurşun , sandığından derin değil açtığı delik , yüreğime açılan delik kadar ... Olcay Derecik |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
...
Kırıyorum kendimi bazı geceler . Bu gece de onlardan sadece biri .. İçimdekileri anlatacak kimse yok , içimdekinin bunu anlayacak hâli hiç yok ... Gözlerin odamın içerisinde koşuşturuyor , çarparak aklıma ve dökerek kalbimi , hayal kırıklığımın avucuna .. Kulağımda çınlayan sesini susturmak için konuştum kendimle . Ama ben bile dinletemedim kendi dediğimi , kendime .. '' İlle de adın '' dedi kalbim , '' Bir başkasını deneyebiliriz '' dedi dudağım , '' Yeter '' dedi aklım , '' Yetmedi mi bunca şey ? '' dedi bana göz kırparak , sancılarım ... Kınıyorum kendimi bazı geceler . Bu gece o kınamaların en sadesi .. '' Sadece Sen '' dediğin günlerin , - Nasılsın ? dememek için çuvala girdiği dönem bu ! Yokluğunun bile haberi yok , odamdaki varlığından ve duvara kurduğum darağacında resmini gözlerimin içine sallandırdığımdan .. Bazı geceler demeyelim , çoğu gece , hadi bırakalım mütavaziliği her gece andım seni .. Bu arada , bir an bile düşündüysen beni , helal ettim gitti , içimdeki yerini ... Olcay Derecik |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Hava soğuk.
Tak kulaklıkları. Dışarı çık. Üşü. Yürü. Daha çok üşü. Daha çok yürü. Üşüdükçe yürü. Yürüdükçe, düşün. Olmak istediğin kişiyi düşün. Olduğun kişiyi düşün. Sahip olduklarını düşün. Senin olmayanları düşün. Sevdiklerini, sevmediklerini düşün. Kazandıklarını, kaybettiklerini düşün. Söylediğin, söylenen yalanları düşün. Seni terk edenleri, terk ettiklerini düşün. Artık hayalini kurmadığın o hayatı düşün. Ne kadar kolay vazgeçtiğini düşün. Bir daha kimseyi sevemeyeceğini düşün. Saatlerce düşün ama hiçbir şey düşünmediğini fark et. Eve dön. Aynaya bak. Sol gözün kızarmış. Demek ki ağlamak istemişsin farkında olmadan. Ne zaman ağlamak istesen, sol gözün kızarır çünkü. Aç sıcak suyu, gir altına. Soğuktan donan vücudun sıcak suyun altında uyuşsun. Kemiklerin sızlasın. Acıya aldırma. Düşün. Yeniden düşün. Ardından el salladığın otobüsleri düşün. İnsanları düşün. İhanetleri düşün. Bir zamanlar hayallerin olduğunu düşün. Bir zamanlar mutlu olduğunu düşün. Mutluluğun nasıl bir his olduğunu unuttuğunu düşün. O adamı düşün. O adama asla sarılamayacağını düşün. Şimdi çık sıcak suyun altından. Çık ve yaşa. Ve yaşadığın bu şeye ‘hayat’ de. Hep aynı şarkı çalsın kulaklarında. Hep aynı yerden yansın canın. Ama sen yine de hep, ‘hayat’ de. Çünkü hayat, güzel rüyalarından haricinde kalan acımtrak zaman dilimi. Çünkü hayat, hayat işte. Çünkü hayat, hep böyle.. -Alıntı- |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Merhaba sevgilim!
Halini sormak değil niyetim, Hayalinden bilirim. Hala eskisi gibi güzelsin. Başka baharlar daha mı yaramış ne? Saçların hala çok siyah. Bir benim saçlarıma mı kar yağdı? Sitemkarlığım tuttu gene. Neyse! Sana biraz kendimden bahsetmek istiyorum. Havalarda soğudu bu aralar. Üşüyorum sanırım Yine eylül edebiyatı yapacak değilim sana. Rüzgar var, Ve üstelik Ekim'deyiz Bu mevsimde soğuk olur buralar . Çaydan şekerden söz etmeyeceğim. Tadım tuzum hiç yok. Eskisi kadar çay içmiyorum zaten. İçimi ısıtmıyor pek. En sevdiğim bardağımda kırıldı. Nedense senden sonra böyle bir adam oldum, Bütün sevdiklerimi kırmaya başladım. Çok kırılınca keskinleşiyormuş insan, Yoksa bu ben değilim. Ellerimi tutan herkesin, sen diye kanatıyorum avuçlarını. Neyse havalardandır diyorum. Bugün epey bir yağmur yağdı. Dışarı çıkmadım hiç. Kapalı havalarda daha bir mutsuz oluyorum. Yoksa yağmuru severim bilirsin. Gök üstüme çökmezse belki çıkar yürürdüm biraz. İçimin üşümesini de saymazsak! Ellerimde üşümüyor henüz, Sadece Şubat'da biraz üşür En iyi Annem bilir, ellerimde hala sıcaklığı var. O zaman çok kar olurdu Şubat'da. Yine de içim hep bahardı yanında Babam hep derdi oysa? Çetin kışların baharı güzel olur diye! Ömrüme yağan bu kadar yağmurdan sonra? Bir gökkuşağım olmalı diyorum! Yoksa bu yalnızlık benim değil! Herkes mi öldü seninle..? Neyseki ölenle ölünmüyor Keşke ölseydin! Tamda yasını tutabilecek yaştayım Yer yer aklar düşmüş olsada, sakal hala yakışıyor bana Ölümüne uzatırdım hiç olmazsa İyimser hallerim de yok değil. Her şey olacağına varır diyorlar... Sen yoksun! Olmaz öyle, o'nun olacağı bendim diyorum! Yüzüm düşüyor yokluğuna. Toparlayamıyorum. Artık bu duruma pek takmıyorum aslında... Alışıyorum da yokluğuna, Bunun tasasına da düşme. Sakın..! Gitmeyi zor zannederdim. Hala zan altındayım! Aşk hakkım haramdır başkasına! Hangi yürek almış ise; Ayrılık olsun hakkım ona. Ayrılık olsun! Geçen artistin biri bağırıyordu? Dünya dönüyor diye Eylül olunca senin oralar sende bana yaz olur mu? Cevap için acele etme. Eylül tez gelir. Bir bakarsın beyaz bir yokluk düşmüş, O simsiyah saçlarına. Unutma! Ekim mutlaka tarayacak seninde saçlarının beyazını. Kenan Vançin |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Bir adam sevdim canımı yaktı sevdası
Hiç benim olmadı, benimmiş gibi sevdim Biraz umursamazdı söylemezdi isteklerini. Kahrolsa aşkından uykuları kaçsa geceleri, Ben bilmezdim.... Utanırdı bazen hatalarından utancından gelmezdi. Ne yetti varlığı ne çekip gidebildim. Umutlarım gibi temizdi düşleri, Elbet istekleri elbette o da hayal kurardı, Sadece hiçbirini yapamadı. Ne yardan ne serden vazgeçti. Adı gibi büyük bir denizdi, Çok yüksek bir tepeden bıraktım kendimi sularına, Bir batıp, bir çıktım maviliğinde Bazen sakin bir limanda bazen fırtınada Üstümden geçen dalgalar gibiydi. Bir adam sevdim, Bir yaz günüydü sessizce sarıldım sohbetine, Kendinden emin güvenliydi. Kalbini gördüm birgün şaşırdım. O bu adam değildi. Birçoklarına kırgındı duvarlar koymuştu önüne Kimse yürüyüp geçmesin, görmesin onu diye. Bir adam sevdim kızınca çıkıp giderdi birden, Arkasından ağlardım o hiç bilmezdi. Bir kaç duble rakısı vardı, Hayır o da Allahtan vardı Yoksa hiç öğrenemezdim beni sevdiğini, Ayıkken olmazdı yüreğini açacak cesareti. Anlayacağınız dostlar, Ben hiç benim olmayan bir adam sevdim, Sanki benimmiş gibi....! ~Candan Ünal |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Ben geldim sevgili/m.
Yine yeniden sana yazmaya geldim. Sen gittikten sonra yazdığım binlerce mektuba bir yenisini eklemeye geldim. Hala özlediğimi , hala beklediğimi , hala hayal kurduğumu anlatmaya geldim. Çok sevdiğin kırmızı ojelerimle geldim. Geldim işte, bunun ‘gerçek aşk’ olduğuna seni inandırmaya geldim. Bu gidişin üstünde eğrelti durduğunu söylemeye geldim. Gitmek eyleminin hiçbir masumiyetinin olmadığını öğretmeye geldim. Ben gidersem geri de hiçbir şey bırakmam demiştin, geride kalan bunca anı nedir sevgili/m? Bunları neyle temizleyeceğiz? Bana öğret bunca acıya nasıl dayanılır , bu yaranın kanaması nasıl dindirilir ? Umut ilmeği boğazıma geçeli çok oldu ama artık tabure ayaklarımdan kaymak üzere , artık umut sonum olmak üzere. Anlat sevgilim. Anlatabildiğin ne varsa anlat. Seni haklı çıkaran beni böyle saçmalatan ne varsa dök önüme. Kör gözlerim açılsın, kalbim çarpmayı bıraksın, ciğerlerim solumaktan caysın hadi anlat. Sen geldin sevgili/m. Satırlarıma , hayallerime , rüyalarıma geldin. Hiç ayak basmadığın şehrime geldin. Her köşesini öğrendin İstanbul’un benimle. İstanbul’um oldun benim sevgilim. Trafiğine isyan ettiğim , sahillerinde huzur bulduğum İstanbul’um oldun. İstanbul’un masmavi gökyüzü artık sen oldun. Sen geldin sevgilim; çocukluğuma, gençliğime , tüm hayatıma geldin. Ben sahibi sanarken sen misafir olmuşsun kalbimin en güzel yerine. Gittin sevgili/m. Bitti sandın ve gittin. Aslında hiç bitmedi. Hala çocuklar koşturuyor bu aşkın bahçesinde. Hala bir umut var bu dipsiz bucaksız sevdada. Hala kalbim kanıyor bu aşka. Gittin sevgilim, bilmeden gittin. Yüzümü kara çıkarıp beni boşlukların en derinine itip gittin. Kaybettim sevgili/m. Her şeyi , herkesi seninle beraber kaybettim. Ben sana gül yüzlüm derken o gülün bir dikeni olduğunu hiç hesaba katmamıştım, bunu bana çok güzel hatırlattın. Sen artık benim mavi gökyüzüm değil kara bulutlarımsın , sen artık gülümsemem değil gözyaşımsın. Sen artık hiçbir şeysin aslında her şey olan... Alıntı... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Yarım Kalan Aşklardır Acı Olan..
Aslında biten degil, bitmeyen asklar acı verirler... Aslında, dibine kadar yasadigin degil, doymadan kalktigin asklar ızdırap verirler... Aslında, karsindakinin suçlu olduguna degil, Kendinin suclu olduguna inandigin asklar, hayati mahvederler... Sorumlulugu karsi tarafa degil, kendine de yiktigin asklar, İcini acitirlar... Cızz ettirirler... Askin acisi, keşkelerin sayisiyla orantılıdır... Keşkeler fazlaysa, askin acısı coktur... Keskeler yoksa, artik ask da yoktur... Aski bitirmek, sucun karsi tarafta olduguna inanmaktan gecer... Sucun karsi tarafta olduguna inanamayanlar, “keske sunu da yapsaydim” diyenler, aski bitiremezler... Aski bitirmis gozukseler de, aciyi yok edemezler... Aslinda biten degil, bitmeyen asklar aci verirler... “Kalbin cok onemli gordugu birini, sevme, arzulama ve icinde hissetme durumudur ask...” Dibine kadar yasayip tukettigin degil, doymadan kalktigin, hala arzuladigin asklar izdirap verirler... Artik ulasamazsin... Oysa hala ulasmak istersin... Ask ya direkten dönmüştür... Ya da bir nebze yasanip, yarim kalmistir... O durumda yarim kalan ya da direkten donen sevgiliyi gormek istemez insan... Umudu yoksa gormek istemez... Umudu varsa, yarim kalan aski takip etmeye devam eder... alıntı |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Her gece olduğundan biraz daha muhtacım sanaKırgınım aslındakızgınım…
Hayır sana değil; Seni kırıp üzen şu aptallığıma… Ne olursa olsun Zamanım da mekanım da değişmiyor Hep her zaman aynı yere çıkıyor bütün yollar; Sana!.. Uzun zaman oldu içimdeki maviler donalı. Kendim seçtim sevdayı tek başıma yaşamayı. Yalnızlığımın sorumluluğunu taşıyacak kadar da yürekli olduğumu düşünür ve söylerdim herkese gururla. Geceler sancı olur işlerdi içime ama yüreğimde yaşattığım sevdamı düşündükçe içime yayılan sıcaklık alıp götürürdü tüm sancılarımı... Ne kadar zamandır böyleyim ne kadar zamandır en yakın dostum özlem hatırlamıyorum. Sanki zaman durdu. Evet özlüyorum ve özlemeyi de seviyorum. Çünkü özlemin içinde ım mutluluğum umutlarım var. Gidenlerin ardından ağıt yakmamayı öğreneli çok uzun zaman oldu ama sen bambşkaydın. Kimseyi senin kadar sevmemiştim ki. Seni birine anlatmaya kalksam sözcükler yetmiyor kelimeler acizleşiyor. Neye benzetsem hep bir yanın eksik kalıyor... Gülemiyorum artık? En iyi yapabildiğim şeyi kaybettim? Aslında önce seni ve senle birlikte herşeyimi kaybettim. Yanımda yoksun. Olsan sarılırdım sana sıkı sıkı. Bırakmazdım sıkılır bağırır çağırırdın ama ben biraz daha fazla sarılırdım sana. Biliyorum benden bağımsızdın hiç sahip olamadım sana. Olmakta istemedim aslında çünkü hep yanımda olacaktın... Ya da ben öyle sandım... Dinlediğim her şarkıda her yağmurda ıslanışımda dalgaların kayalara çarpışında her nisanda ve her eylülde sen yeniden gidiyorsun benden. Ben bu ayrılışların acısını yaşarken birgün gidebileceklerini düşünerek kimsenin gelmesine izin vermiyorum… Sana ilk satırlarımı yazdığımda yine mum ışığı vardı odamda. Soğuk beyaz bir defterin her şeyi hayale dönüştüren sayfalarında ilk kez seni yaşamıştım. Şimdi uzun yağmurların ardından yine mum ışığıyla dolu odamda yine ve hala sana yazıyorum. Çünkü ben her hayal kırıklığım her duvara çarpışımdan sonra hala sana dönüyorum. Ortasından kopartıldığı için hiçbir zaman sonu gelmeyecek günlerimize dönüp hala seni arıyorum... Çünkü hala seni ......... Alinti |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Yemin olsun! Yıllar sonra da gözlerinin rengini unutmamış olacağım ..
Ayrılığımızın tüm zamanlarını biriktirdiğim bu gecenin son kahvesini içiyorum sevgilim. Düşündüm... Neleri seçip nelerden vazgeçtiğimi! Seni seçip senden vazgeçmelerimle geçmiş dolduramadığım gündüzlerim gecelerim kışım baharım.... Hafızamın bizimle ilgili kayıtları sağanak halinde bu gece..Elimi sıkıca tutan elin beraber söylediğimiz ama senin makâmını bir türlü tutturamadığın Sezen şarkıları dolu dolu kahkahaların çocuk gibi göz kırpışların güz renkleri kar manzaraları veda buseleri dalga sesleri ışıl ışıl akşamlar..Dedim ya bugün tüm kayıtlar yağıyor göz yaşlarıma..Hiçbir çağrışımınla ödeşemedim ki yokluğunda bugün ödeşeyim..Sensizlik zor! Sevdim seni deli adam! Kahvaltı yapmadan içmeme izin vermediğin ve beni krize sokan sigarasızlıklarımı bile özledim. Hayatımın seninle geçen deli mi deli ama en hesapsız günlerini özledim. Sevdim seni.. Sevda iştahı kaçmış aşıklar için iştahsız yıkıntılar içinde sözde sevda denilen saçmalıklara tercih etmedim içimdeki yangını. Sensizken de seninleydim bir başıma.Yalnızlıktan bıkıp yelken açamadım olmayacak olan ve kaderimde yazmayan denizlere..Bütün bunların hayal gücünü aşacağını biliyorum oys¤¤¤¤endinle konuşurken bile dudak payın var artık tüm kelimelerinde değil mi?.Olsun yine de seviyorum seni.. Bana gel dediğin an mesafeler anlamını hiç yitirmeyecek bilesin..Yol sevdadır..Böyle ihtişamlı bir karşısında ne yapılabilir ki seni ölesiye sevmekten başka? Bu sahne eşsiz bir an; geçerken onu selamlamak gerek ve ben sessizce selamlıyorum bir kahve daha içmeliyim..Heyhat! Zamanı yine savuramadım. Seni seviyorum.. alinti |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Üzerimde olan bakislarin agirligi;acimalari...
Icimde seni tasidigimi görüyorlarmis gibi bakiyordi bana "yazik buna..." dermis gibi ...! Insanlar hissediyorlarmis gibi hüznümü.../Yoklugunu.. Ve sensizligin bendeki izlerini.. Bende senden bi haber... o gece öyle ihtiyacim vardiki sana! O gece senin kokunla askin koynunda uyudum./ Kabullenemedigim ask/... Seni islemis icime../ en cokta o gece... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Ortak bi şarkımız vardı seninle
NEFESİN NEFESİME şimdi ne nefesine karışıyor nefesime ne de kulağıma geliyor sesin ama ben ne zaman bu şarkıyı duysam bi anda bi yerlerde bi kere daha kesiliyor nefesim zaten seni bana hatırlatan her şey benim ölüm sebebim oldu ulan keşke gitmeseydin demicem çünkü sen bende kalmak istediğin kadar benimdin ve yüreğinin beni istediği kadar beni sevebilirdin birinin hayatında olmanın en önemli kuralı nedir bilirmisin sevgilim sevdiğin kişi yanından önce aklında olmalıdır yani aklında ben olmadıktan sonra yanında olmam hiçbişey ifade etmez Bu yüzden keşke gitmeseydin demicem İYİKİ GİTTİN İYİKİ BİTTİN O KADAR. |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Öyle küçükken öyle kocaman umutlarlan baslamıstım ki aska...Herşey baska olacaktı.. Bende o filmlerdeki asıklar gibi bir ask yasayacaktım. Kendi masalımı kendim yaratacaktım. Benim askım bambaska herkesinden güzel olacaktı. Peri kızı ile prens benim ask masalımda bir arada olcaktı. Yaptım!!! Yarattım kendi masalımı. Yasadım seni ve beni. Bulusturdum peri kızı ile prensi. O küçücük yüregim senin avuçlarında büyüdü. İmrenilecek bir ask yarattık yasadık.. Peki herşey nasıl bu kadar güzel oldu... Mutlaka birşeyleri katmayı unutmus olmalıydık. Böyle kusursuz aska kurban olan ben büyümeyi unutmusum... Hesapta yoktu birgün büyüyecegimiz. Büyüdükçe insanın kendi masalını kendinin yazamayacagını anladım. Yazılan masalların sonun oldugunu öğrendim. Belki geç belki erken bir son. Benim masalım erken bitti diyemem. Belki geç bile kalmıs bir bitişti.. Belkide Zamansız Açtım İçimi... Yüregim Şeffaftı... Aklımsa Deli.. Ben Geldim Sen Kaçtın Hep Bana İnat Bir Vardın Bir Yoktun Hep MasaL Gibi.. Yok olusların hayırlı olsun bana. Simdi unutma zamanı yasanmıslıkları. Baska masallaröyküler bulma zamanı. Seninlen büyüttügüm yazdıgım var ettigim masalımı unutma zamanı. Şimdi tekrar bir masalın içindeyim. Senin var olmadıgın benim yazmadıgım hayatın bana sundugu bir masalın içindeyim..Acı vermiyor bu bana. Çünkü ben öğrendim masallarla büyümeyi.. Biliyorum artık herşeyi benim idare edemeyecegimi. Ben biliyorum artık her acının gömülebilecegini.. Ne Kara Kaşına.. Ne Kara Gözüne.. Ben Tek Bir Sözüne Tutulup Kaldım.. Değmedi Bir Kere Ellerin Yüzüme! Gel Gör ki Bin Yıldır Sanki Vardın... Biliyorum zor olacak sana yeni bir yasam. Belkide sendede vardı suç. Belkide ben getirmedim bizi bu hale. Belkide benim çocuklugumdan çok senin içindeki çocuk verdi zararı bize. Yada çocukluklarımız degilde biz verdik birbirimize zararları.. Çocuklar masum olmazmıydı. Aynı bizim ilerde yasayacak çocugumuz gibi. Ben genede çocukluguma veriyorum tüm hatalarımı.. Çok erken tanıdım seni! Sana geç kalmak isterdim bende. Geç yakalamk isterdim seni ve askı. Daha güzel daha imkanı olan masallarda rol almak isterdim. Bu defa ben yazmadan var olan masalda yer almalıyım. Şimdi hoşçakalın bitmişliğim.. Bu vedalar eskisi kadar yakmıyor canımı.. Çünkü Masallarla büyümeyi öğrendim ben... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Yoruldum Issızlığında… Dağıldım..!Hadi Durma.. Yoruldum ıssızlığında… Dağıldım..!Hadi durma.. Bir demet yalnızlığı özenle dök yollarıma Tarihsiz olsun ağrı kesici olarak sunduğun cümlelerin. Gecelerim alışık değil pek ansızın vuran şiddetli sancılara. Hatalı birkaç matematik problemi koy önüme Senden kalan tenhalığıma çözümsüzdü ninnisini dillendireyim. Uykusuz kalınca huysuzluğu çok yormakta benliğimi… Tutunabileceğim bir tutam bakış bırak bir de gözlerime Yürümeyi henüz öğrenemedi yüreğim ayağına dolanan ketum kırgınlıkla. Edebiyatı zorunlu kılma … Hüzzam güfteleri söyleyip toprağımı eşelemesin sesin. Yaşam iksiri su olmasın katilim. Bilirsin kaktüsler fazla su verilirse ölür” yar”im..! Hadi..!“Kal”nöbetlerine tutsak etmeyeceğim bizi… Ruhuma mülteci kramplar örmeden Git..! Zehirli doğan günler sevdamın bakiyesi ömrüme...Tek taraflı görülüp biten sevda davasının hükmünü giydim Kendime sürgünüm…Bir cümleyim cümlenden virgülle ayrılmışSayfalarımın kimsesiz çocukları harflerle büyüyen. Kör mayınlar döşeli ruhumun her zerresinde.“Sus”lar döküyorum nehir yataklarına. Senli her nokta omuzlarımda uykuya dalarken Gözlerime düştü beklenen...Yalnızlık…!Noktalanmış sevdaların uğradığı ilk istasyon Durdursan da zamanı dönmez ki giden diyen Artık gecenin yanağına konan hüzün Bir damla gözyaşıyla avuçlara bırakılan hasret Fecir vakitlerinin eteklerine dökülen sitemler var... Firak kan kusar ehven bir gecenin kızıllığında Kolay değil sükutun içinde feryat gizlemek Damlaları hıç/kırık/sız/ taşıyabilmek gözlerde... Sevda zamanında sevda diyen aklımı Yüreğime düşürüp... Takvim yapraklarını tarihsiz kılana kadar Kederli leylak kokan ıslak sokaklarımda kahrolma nöbetindeyim Susma faslındayım... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Ben Susayım / Sen Beni Dinle Çıktığım her yolun mevsimi, Güze düşer… Senli düşüncelerden kurtaramam kendimi… Umutsuz bir bahçe rengi, Yüreğim izbe düşer… Soğur sokaklarım/ Düştür… Bir yıldız gibi aşkım, Sebepsiz kayar düşer… Gül düşer dillerinden… Her sözünde gülüş diye, Keder düşer… Mahrem bakışlarında gözlerimin, Ümide gölge düşer… Ben susayım… İçimde ki yanar dağları anla, anlayabilirsen… Çözümsüzlüklerimde çırpınışlarımın temel taşlarını eşele… Gücün yeter mi? Her aklımdan geçen cümlenin kaynağını aktarayım sana… Her attığımın adımın nasıl boşlukta kaldığını? Her tutmak isteyip de tutamadığım elin, nasıl havaya asıldığını… Nelerin… Nelerin muhasebeleriyle canımı yaktığımı… Ben susayım… Ben susayım… Feryat figan çalan şarkılara nasıl eşlik ettiğimi dinle… İçmişimdir muhakkak… Bi dolu düşünce devinimlerinde bulmuşumdur kendimi… Oturtmuşumdur çıkamadığım çemberin içine yüreğimi, Tepiniyorumdur… Buz kesmiştir ortalık… Ve alabildiğine sakin… Bir başıma ve sarhoşumdur, sığındığım bir kayanın kovuğunda… Haa o yaşayan rüzgârda yoktur, benim gibi kimsesiz o denizin kenarında… Sızmışımdır… Ben susayım… Ben susayım… Al gel elinde biriktirdiğin hayâllerini… Göm toprağıma… Ve susuz bırak… Güneşe emanet et, hem de hiç batmamacasına… Gücün yeter mi? Var mısın, yok musun oynayalım mı seninle? Aç kutuyu öyle ise… Ama bal mumu kırıntılarını atma yerlere… Süpürmeye mecalim yok… Ben susayım… Ben susayım… Bütün ölülerin yakarışlarını dinle içimde… Mezara girmemek için çırpınışlarını… Bir ayağın altında ezilmiş, bir sonbahar yaprağının hışırtılarını… O yaprağın altında ezilmiş, bir sebepsiz böceğin, canhıraş yalvarışlarını… Ve bir cenaze namazına muhatap olamayışlarını… Pisipisine… Sebepsiz… Ben susayım… Beni bilirsin işte… Yani, az çok bilirsin… Ya da çok az… Aşk dolu sevişlere hürmet eder şiirlerim… Kölesidir susmamacasına, şu tükenmez kalemim… Beni bilirsin… Yani az çok ya da çok az bilirsin… Sustuğum zaman sevişir seninle hislerim… Elini tuttuğım ve dudakların niyetine içtiğim parmak uçlarında ki şarabın sarhoşluğudur, kelimelerim… Yani ben susayım… Ben susayım / Sen beni dinle… Ben, Su rengi bir gülüş olacaktım, Dudaklarında… Ve güneş rengi bir sıcaklık, Sol yanında… Uzanıp bir martıya sığındığında, Boşlukları(nı) dolduran, Bir çığlık olacaktım, Sana aç bir martının, Kanatlarında… O zaman, Ben susayım, sen beni dinle… |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Hosçakal Birtanem!... Ben'li çilelerin, ben'li pişmanlıkların bitti artık. Dilediğince özgürsün... Mavi gökyüzünün altında istediğin düş ülkelerine kanatlanabilir yüreğin...Dilediğin mevsimlerde delice ıslanabilir gözlerin... Bana çıkan tüm yolları adres defterlerinden sil artık.. Adımın üzerini kalın harflerle işaretleyip kaldır beni hatıralarının en tozlu raflarına... Bana dair tek bir satır kalmasın , tek bir cümle olmasın dudaklarında.. Madem sana acı çektiriyorum, madem ben sende pişmanlığı anımsatıyorum bırak bitsin bu çile..Ben sana acı çektirmek için gelmemiştim.. Ağır yaralı yüreğine umut diye girmiştim oysa.. Şimdi sende " kanayan pişmanlık " olmuşken unut beni...Hiç yaşanmamış say yaşananları.. Ben'li hatıraların üzerine karanlığı ört ve kapat tüm perdelerini.....Bana kattıklarını, bana bıraktıklarını topla yüreğimden... Sözlerini, yeminlerini sök dudaklarımdan... Ama bir şeye dokunma ne olur...Seni " sen " diye seven yüreğime dokunma...Dokunma, acıtır yalnızlığım yüreğini.. Dokunma, kanatır diz boyu karanlığım o ince dudaklarını....Hayatımda yenilmeye alışmışken senin yenilgine de alışırım ben...Ben nice yürekte canlı canlı gömüldüm senin zaferlerine de alışırım... Bırak dokunma kanayan yaralarıma.. Cennet kokulu tenini sıçramasın kirli yüzümden akan yalnızlıklarım...Daha fazla acıtmasın pişmanlıklarda avutulmuş hatıralarım....Topla cümlelerini dudaklarımdan... Her şey bitti artık...Ve her şey bitmişken, sana git demeyeceğim.... Gitsen de tek bir kelime bile etmeyeceğim.. Susmalıyım. Susuyorum...En derininden, en acısından suskunluğumda saklı cevaplarım... Belki de tüm cevaplarım soruların da saklı.... ....Bana kalan acıları, bana bırakılan yenilgileri- sevgin için bedenimi yüreğimi semer bileceğim - sırtıma yüklenip gidiyorum...Kapıyı aralamana gerek yok sevgili.. Sana geldiğim yollardan gitmeyi de bilirim ben....Gerek yok " en iyisine sen layıksın " sözleriyle avutulmuş devrik cümlelere...Ben iyi bilirim tozlu yolları....Gidiyorum, tüm zaferlerin başkumandanı olarak ayrılığın ganimeti olarak tüm hatıraları yakabilirsin.. Ben'li tüm yaşananları da unutabilirsin...Artık söze gerek yok...Gitmeliydim ama bu kadar erken değildi..Gidiyorum bir bedende " yüreksiz " yaşamayı öğrenmeye gidiyorum..Gidiyorum öznesi çalınmış cümlelerde sana " susmaya " gidiyorum.... Biliyorum sen bensiz de yaşabilecek kadar güçlüsün..Hayata kaldığın yerden devam edeceksin ...Noktasız, virgülsüz...Oysa ben..Oysa ben yaşadıkça hep bir eksik vereceğim sabah ictimalarında..Hep bir sen eksik olacak nefes almalarım..Artık öznesiz paragrafların içinde yarım cümlelik olarak sayılacağım...Artık ben " sensiz " varolacağım.... Topla cümlelerini dudaklarımdan..Bana vaat edilmemiş yarınlarımı da yanına al...Bir de benimle yaşadığın mutlulukları. Bir de sana yazdıklarımı.Kötü bir gününde gözyaşlarını kurulamak için kuru bir peçete niyetine kullanırsın senli satırlarımı... Unutmadan bir teşekkür borçluyum sana; kısa bir süreliğine de olsa yarımlığımı, yalnızlığımı unutturduğun için ...Ve de yaşattığın tüm mutlulukların için....Teşekkürler sevgilim....Giderken sakın ardına bakma...Gözlerin pişmanlıklarında, günahlarında kalmasın... Sana paylaştırılmış her acına ben yüreği kefil gösterdim..Sen yüzünü aydınlığa çevir sadece..İnan bana bensiz hayatta seni hep mutluluklar bekliyor olacak...Çünkü sensiz bir yerde yaşarken bile her nefesimde bin dua saklı olacak sana... Artık mutluluğa kanatlanma zamanın geldi... Bensiz olsan da; Her güneş, gözlerine doğmaya, Her rüzgar, saçlarında dolaşmaya gelecek... Hadi git.... Varlığımda acı çekmektense, Yokluğumda mutlu ol.... Çünkü; mutluluklar en çok sana yakışıyor... "Topla cümlelerini dudaklarımdan... Her şey bitti artık... Maviler kadar özgürsün artık... Dilediğince uçabilirsin.... Yolların hep Cennete çıksın...." Bensiz hayatında mutluluklar dilerim... Hoşcakal bitanem/ hoşcakal yüreğimi adadığım ömrüm.... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Yalnızım şimdi bir köşede,
Bekliyorum seni özlüyorum da, Sensiz yaşadığım her günümde, Biraz daha batıyorum umutsuzluğa. Sesini duysam o bana yeter, Elini tutsam dünyaya bedel, Hasretin canımı almaya yeter, Gel özledim seni, utangaç güzel. Sensiz attığım her adımımda, Toprak lanet okur bana, Bulutlar sana ağlar,geri dön diye, Gel de hayallerimi anlatayım sana. Yürürüm uzaklarda bir karartı var, Dönmen için yalvarır, bana kızgın martılar, Kızgın kızgın vurur karaya dalgalar, Gel ki tamamlansın,eksik rüyalar. |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Yine gece… Saat almış başını gidiyor , ne yelkovanı tutabiliyor insan nede akrebi durdurabiliyor… Kalan yine acılar oluyor… Bir bir aydınlanıyor acılar zifiriye… Biriken korkular ardınsıra getiriyor hayal kırıklıklarını… ......Vücudun aklına aykırı dahada ağırlaşıyor… Ve gözyaşı kaçınılmaz oluyor… Kimisinin yanaklarından kimisinin yüreğinden… Herkes kendi acısın... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Gittiğin gün, Mevsim tersine döndü.. Öksüz kaldı çiceklerim, hissedince gittiğini.. Soldu yalnızlığım, sensizliğimin kıyısında... Olmaz ya… Belki duyarsın diye ‘gitme’ dedim, yüreğine… İçimde; bir sağa, bir sola savruldu çığlıklarım.. Duymadın… Gittin... Bir adım.. Bir adım daha.. Belki dönersin yüreğime diye, Bakamadım ardından, sen giderken… Dönmedin… Gittin… Geride bir ‘’ben ‘’ kaldı, Seni, Sensizliği, gittiğin günde bırakan … Bir ‘’ben’’ kaldı, Dönmeni gittiğin gün ki hasretiyle bekleyen… İkiside yorgun.. Şimdi, Yüreğine sualim… Hangisini hak ediyorum… Ve en önemlisi ‘’sen ‘’ hangisine değiyorsun…? |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Yalnızca sen varsın,sözlerimi film karelerinden araklayıp da konuşmadığım. Hep sahici kaldığım... Tarık Tufan |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Sen
giderken bir tufana kapılmalıyım. Savrulmalıyım. Ağarmamalıyım. Kararmalıyım. Sen giderken kan akmalıyım ırmak boylarında.. Sen giderken öksüz kalmalıyım, yetim kalmalıyım, lal olmalıyım. Sen giderken, ben kalmamalıyım Buralardaa .. |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Nasıl da yorgunum...
Yıllar ne çok hırpalamış benliğimi... İçimdeki aydınlık; Dışımda titrek bir akis olmanın ötesine gidemiyor... Aslında ötesi var mı bilmiyorum... Ötelerle de ilgilenmiyorum... Hem ötelenmeye de alıştım... Şiddetli rüzgardan sonra kırılan; yeryüzündeki bütün filizlerin mahzunluğu var üzerimde... Belki rüzgara küstüm... Belki de dalgalara küskün kıyıların yılgınlığıdır üzerimdeki... Ya da; gecenin gündüze kavuşma sevdasının; İmkansızlığıdır; yaşama dair umudum... Hayattan ne umduğumu dahi; unuttum... Bir şansızlığım unutmadı beni; bir de hoyrat zaman... Yıllar çok hırpaladı benliğimi; nasılda yorgunum yaşamaktan.... Belki de; yaşamak için savaşmaktan... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
İnsan bazen terkediliyor karanlıklara. Bazen de doğuştan mahkumdur yalnız olmaya.
Sevgilim, sende böyle yapabiliyorsan bana, ruhumu parçalayıp sofrasına meze yapanların hiçbir suçu yok, öfkeli olmamalıyım onlara. Büyükanne masalları kadar masum koşmuştum sana oysa, aslına bakarsan seni sen yapanı saklamıştım hep adının yanına yüklediğim anlamlarda. “Her şey çok güzel olacak” dediğim zaman, inanmış gibiydin sanki. Sahiden inanmalıydın da. Ruhumu çıkartırken üzerimden, üzerindeki bütün karanlıkları silkelemiştim üzerini örterken, tenin lekelenmesin, hiç kimseler seni üzemesin diye. Küfürler savurup, lanetler yağdırmıştı ruhum seni üzebilen adamlara. Aslında yüreğin o adamlarda atıyormuş hala benim yanımda olduğun zamanlarda. Bir insanı kazanabilmek için ona değer değil eğer vermek gerekiyormuş, bunu öğrendim içimi sızlatan bir acıyla. Yapılacak birçok şey vardı daha, gerçekleştirmem gereken hayallerin, tebessümlerinde adım yazacaktı, mutlu olacaktım. Kendi hayallerimi rafa kaldırmanın hüznü hiç yansımayacaktı yüreğime ve bedenime. Çünkü mutlu olacaktım, her şey çok güzel olacaktı. Bunun için koşmuştum sana doğru, bunun için hiç canım yanmamıştı dizimdeki yaralardan. Haberim vardı yandığın yangınlardan, anlayışlıydım da. Çünkü her şey çok güzel olacaktı, mutlu olacaktın. İçindeki yangını söndürebileceğimi sanıp, vurdum sırtıma bütün ferah hislerimi. Sana doğru koşarken hiç yorulmadım. İnsan sevdikleri için yorulmaz, hüznü eritmesini bilir. Sorun yok gidişinde, gelişinde olmadığı gibi. Sorunsuz geldin, sorunsuz gidiyorsun. Sadece biraz acı. Onu da ben sorun etmiyorum. İlk değilsin yüreğime çentik atan ama sondun. Çünkü ben artık yoruldum, çünkü ben artık inanmıyorum. Huzur yok, güven yok. Bunlar sadece aptalları avutmak için uydurma masallar. Sen... Sen yine de her şeye değiyorsun. Uğrunda acı çekilesi, ızdıraplara boğulunası bir insansın. Sen, masumiyetin ne olduğunu anlayamayacak kadar aptalsın. Acı bürümüş gözlerini, alışkanlıkların kör etmiş |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Acının musallat olduğu bir yaşantıyı geçiştirmeye çalışırken acele tavırlarla, üzgünüm severken mütevazi olamıyorum hiç. Üzerime yağan bir rahmettin sen, bir melek. Evet, kanatlarının altında yalanlar gizlediğini göremeyecek kadar kör etmişti beni ışığın ve rol yaparkenki içtenliğin, sıcaklığın bütün hücrelerimi kavuru...yordu adeta. Alkışlamaktan avuçlarım patlarcasına seviyordum seni. Zararlı alışkanlıklar koleksiyonuma bir yenisini daha iliştiriyorum şimdi; yokluğuna alışmak. İşin doğrusu, ‘herkesin önüne ruhunu sermek’ rafında şık durdu. Beni merak etmene gerek yok artık, dudakların şeytana değil tanrıya dönük olsun her daim. Çünkü ben iyiyim, iyi olmaya çalışıyorum. Yalnızlığımla çok eğleniyorum gecelerde. Boş ve ucuz şarap şişelerinden labutlar yapıp bowling oynuyorum mesela. Mesela Pink Floyd dinliyorum ama şarkılar senin sözlerin kadar sert çarpmıyor kulaklarıma nedense. televizyon kumandasıyla dalga geçer gibi kanallar arası ışınlanıyorum. Biraz da bize benzetiyorum bu televizyon-kumanda ilişkisini. O kadar hızlı geldin, o kadar hızlı gidiyorsun sende.
Şiirler yazmak istiyorum fakat kanamamı durduracak kadar pamuk sahibi değilim, sahip olduğum pamuk rezervi öldürdüğün ümitlerin götüne yetecek kadar kısıtlı. İlân verdim gazeteye onursuz bir imam arıyorum selalarını okuyacak onca cesedin. Sıcak bir yaz günü, yarım kalan ılık bir viski şişesini fondip yapmak gibiydi kapımın önüne bıraktığın yalnızlık. Ve umutlanmak da yan daireden kulaklarıma sızan hoş bir Beatles parçasıydı. Tatlı ve derin... Babadan yadigâr sararmış bir mektup gibi sarıp sarmalamak istedikçe seni, sen bütün sayfalarımın kenarlarını kırıştırdın, ilkokul öğrencileri kadar anlayışlısın. Ve şeytanı sömürebilecek kadar masum... Karanlığın en yoğun olduğu kısmında gecenin, karşı kıyıdan gelen bir işaret ateşiydin benim için. Ya da hatalı çalınan bir tehlike çanı, aslı olmayan bir ihbar, astarsız bir elbise... Ne yüzmeliydim kıyılarına doğru çırılçıplak, ne de inanmalı |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Tanrı şuan çok şey söylüyor bana.. İlk olarak onu hiç dinlemediğimden bahsediyor.Bir kaldırım kenarına oturmuşken ve anlamsız kelimeleri bir araya getirmeye çalışırken yapma diyor! Yapma.. Mavi duvarları unut... Dinlemiyorum. Çok bilmişliğime kızdığı için Mikail’le rüzgarlar gönderiyor çözümsüzlüğüme yoldaş.. Daha çok üşü diyor! Bunu hakediyorsun. Bakıyorsun çevrene, dinliyorsun da hatta ama göremiyorsun. Neden bu kadar çok üşüdüğünü sanıyorsun diye devam ediyor Tanrı; çünkü "senin kaderin bu değil..." Neden bu dolu caddede milyonlar içinde, anlaşılmadığını düşünüyorsun diyor; "çünkü senin kaderin bu değil..."
Elbette sana kendi hikayeni yaz dedim diyor Tanrı ama diyor ki beyaz tahta senin değil! Seninki başka bir beyazlık... Başkayı anlıyorsun diyor bana Tanrı! Söylediklerimin içinden sadece başkayı anlıyorsun ve başkalaşmak için başka beyaz tahtaya yazıyorsun hikayeni.. Dinlemiyorsun diyor bana Tanrı. Bu yüzden kendi kaderinle birlikte, başkalarının kaderinide değiştirme küstahlığında bulunuyorsun...Hopppp diyor bana Tanrı, dur diyor; dur ki duruşun olsun... Duruşlarının arkasından bir otobüs ile kaybolmayacak duruşların... Dur diyor bana... Dur ki üşüme, dur ki yanma dur ki kendi hikayeni yazmadan başkalaşma... Anlamlaşmak için, hikayen için dur diyor bana Tanrı.. Durmassan böyle olur işte; alırım anlatma yeteneğini kalırsın ortada öyle... Kalırsın yarım, tamamlanamamış ve tamamlanamayacak cümlelerle... Durmassan diyor tanrı, "rezil rüsva olursun kelimelerine..." Yıllardır onlara uyguladığın hakimiyetinin acısını; artık birleştiremeyecek olan cümlelerinle, alay ederek ve acınası şekilde alır kelimeler intikamını... Dur diyor bana Tanrı... ! Yapma... ! Yazma... ! Dinlemiyorum... Yazıyorum.. |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağdalı bir sıvının ağır ağır örttüğü, korkunun biçim kazanıp ayağa kalktığı ve ‘hey bana bir şeyler söylemenin vakti geldi’ dediği zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım. Bekledim. Beklerken, özlemenin hangi geçitleri geçilmez kıldığını, hangi duyguların insanı hayata kazandırdığını, basite indirgenmiş hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şarkılarla şahlandığını anlatamadım. Evet, bilmiyordum. Bilmiyordum, kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi. Sevişirken sözlük kullanıyordum hala. Ama, seni seviyordum. Ve sevdiğimi, sevgimi anlatma telaşıyla hata üstüne hata yapıyordum sana. Sana yaklaşamıyordum. Yasaklanmıştın adeta. Çiğnemeye çalıştığım yasak olsan da, uzak dursan da, o korkunç şeklini korusan da, fark etmiyordu hiçbir şey. Küçük bir ateş. Küçücük bir ateştin sen. Sönmekten ürken bir ateş. Bir su damlasıyla bütün görkemini kaybedebilecek bir ateş. Aşkın mecali kalmamıştı. Sessizce sokuldum yanına. Acıyla irkildin. Gülümsedim. Gülümsememe anlam veremedin elbette. Kimdi bu? Ne istiyordu? Tanımadığın biri. Hatıralarını darmadağın etmeyi planlamış bir yabancı. Fuzuli bir beden, karşındaki. Usulca uzandım,
Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Kimi geceler penceremden uzayı seyrederim. Uzayın adını ben koymadım. Uzayın adını yıldızlar, gezegenler kendi aralarında kararlaştırmışlar. Rahatlatır beni o. Bütün yağmurlar, uzayın derinliklerinden gelip yağar diye düşünürüm. Yağmurlar başka galaksilerden gelip yağar. Romantizme uyum sağlamak için de değil. Öyle. İşin gerçeği budur. Yağmurlar, bu dünyaya ait sanma. Bembeyaz bir yalnızlığın olmalı senin de. Lekesiz bir yalnızlık. Lekelenmeye müsait bir yalnızlık. Tedirginliğini buna bağlıyorum seni seyrederken. Pişmansın. Pişmansın kapıp koyveremediğin için sanki. Elinde olsa, avaz avaz bağıracaksın sokaklarda. ‘Neyim ben?!’ diye haykıracaksın. Olmuyor tabii. Olmuyor. Sıyrılır gibi lüzumsuz bir yerden, sıyrılıp kendi affına sığınıyorsun. Beni anlayacağın günler gelecek. Beni de göreceksin. Benimle tamamlanacak bir şeye benziyorsun çünkü. Korkma lütfen, Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Çocukluğumdan söz etmek isterim sana, eğer sıkılmazsan. Bir gün otururuz evde, ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. Kaç yaşımdaysam, o kadar yıl sürer konuşmam. Çay pişiririz. Çaydanlığa su yerine votka koyarız sen dilersen. Sonra da sen anlatırsın: Sevdiğin filmleri, sevdiğin parçaları, sevdiğin canlıları, sevdiğin… hep sevdiğin şeylerden konu açarsın. Ben sıkılmam. Ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim. Seni hayal ederken keşfettim sıkılmamanın azametini. Bir insan, bir insanı sıkamaz. Bir insan canı isterse sıkılır. Hacimler açarım sana içimde, dolman için, oraya akman için. Hacimler açarsın bana; çağlayarak gelirim. Endişelenmen gereksiz, Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Olması gerektiği kadar fedakar biriyim aslında; daha fazlasını umma açıkçası. Endişelerim, ideallerim, halletmeye çalıştığım meselelerim var. Başkalaşmaya çalışıyorum. Gözardı edilmiş tutumlar edinmek hoş. Değişmek, hiç de zor değil. Yalnızca özgür olabilsem, sorun kalmayacakmış gibi sanki. Anlaşılmak istiyorum: sevdiğim bir şarkıyı herhangi biriyle paylaşırken aynı duyguları hissetmek arzusu bu. Evet, tıpkı bu. Sese, ahenge kapılırken, kendini müziğin ritmine verirken yanında bir diğerinin olabilmesi; görkemli bir anda birlikte sadeleşebilmek. Birlikte dans edebilmek gibi. Sen hastayken başucunda birinin sabaha kadar oturması gibi. Arada bir alnındaki teri silmesi, üstünün açılmamasına dikkat etmesi gibi. Bir başkası için hayatta kalma çabası gibi sanki. Ölmek için değil, yaşamak için uğraşmak gibi. Ummadan, hayal etmeden, sıradan, olduğu gibi. Doğal. Ve ciddi. Ciddi ciddi hayatla mücadele edebilme gücü. Bu gücü yan yanayken yaratabilme yeteneği. Ben bu yeteneğin bir parçası olarak sokuluyorum sana. Masallarla geliyorum. Efsanelerle geliyorum. Herhangi bir insanın birikimiyle geliyorum aslında. Artniyetsizim. İnan, Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Bazı sorulara cevap bulamadım; kuşkusuz gerekli de değildi bu. Soruyu soru halinde bırakıp sahici yanını korumaya çalışmam, cehalet mi sanıldı acaba? ! Bedenlerin bedenlerden istedikleri, ruhların, ruhlardan çıkarttıkları, karşılıklı acıların birbirlerinin etkisini arttırdıkları vakitlerde düştün aklıma. Aklıma yayıldın. Ne kaybedebilir, ne kazanabilirdim ki artık: Ortadaydım işte! Bir başkasının mal varlığına dönüşmeden yaşayabilmenin yalnızlığıydı bu. Hayır! Melankoli diye adlandırma bu durumu; ortak bir açı yakalayamama sorunu galiba. Her kadın gibi doğurmak hevesi, her erkek gibi dağların doruklarında biraz gözden ırak hüzünlenme denemeleri aslında. Kusura bakma, kafam biraz dağınık, Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar da yapabilir. Kızmamalısın. Darılmamalısın eğer bir kardeşlik varsa aranızda. Sevgi, hoşgörü takıntıları da değil. Bir elmanın kırmızı olması, bir gülün öyle kokması, bir derdin halledilmesinin ardından gelen ferahlık kadar sıradan ve güzeldir hata yapmak da. Aşka çılgınlığın yakıştığı çağları neden unutalım? Neden tarihin çuvalına tıkalım tatlı serseriliği, az biraz sergüzeşt olmayı? ! Ilımlılık mı kurtaracak insanlığı? Alttan alma mı örtecek bunca çirkefi, zorluğu, belayı? Demokrasi, senin saçlarından güzel olamaz. Senin yüzünden daha güzel olamaz krediler, faizler, repolar, tahviller. Dünyanın en uzun gecesi 21 Aralık değil, beni terk ettiğin gecedir. Beni üzdüğün, yorduğun, yıprattığın gecedir. Bir kabahat mi gerçekten kendi dışında birine hayranlık beslemek? ! Gerçekten kırıyorsun beni, Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Birinin peşindeyim ben; tanımsız bıraktığım birinin. Sessizliğin doyurduğu, biçimli ve endişeli birinin. Düşüncelerimi zapt eden, kelimelerimi korkutan birinin. Yanında huzurlu uyuduğum, mutlu uyandığım birinin. Onunla olmakla, onunla birlikte yaşamakla gizli bir gurur duyduğum, asla kıskançlığa ya da sahiplenmeye dönüşmeyen bir tutkuyla bağlandığım birinin. Onu arıyorum göğe her baktığımda; bir melek gibi uzanıp yüzüme dokunacağını tasarlıyorum. Bütün aşkların payına düşen şiddetten arınmış, başkalarına aynı/ birbirimize farklı koktuğumuz bir sevginin yolu bu. Cesaretimi ondan alıyorum pervasızca ve yine ona ben cesaret veriyorum mücadele ruhunda. Bir sır gibi saklıyoruz misafirliğimizi. Hüzün bitince geri döneceğiz çağımıza. İnsanlığa karışmaya hazır yapışık kalpler taşıyoruz aşkımızda. Bizim aşkımız hakikaten beden gücü gerektiriyor akıl kadar. Yapacak çok işimiz var. Dövüşecek çok düşmanımız var. Kucaklayacak çok arkadaşımız var. Bizim sebebimiz bu. Bizim fazlalığımız bu. Belki de iksirimiz. Kanayan yüzlerle çevrili bir gezegende, fırtınaya karışan bellek tozlarımızla, erdemlerimizle, ideallerimizle ayaktayız. Yalan söylemiyorum Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Evet, sen de isterdin sanırım huzurlu yaşayabileceğin bir hayatın planlarını yapabilmeyi; kolaya indirgenmiş, biraz fazlayı aşırılıkta aramayan, ölçülü bir heyecanla kritersiz bir maceraya aday kahraman olmayı. Rüzgara “dur”, yağmura “yağma”, mevsime “değiş” demeyi; doğru, hepimizde biraz tanrıyı kıskanmak var galiba. Bütün günahlar da buradan kaynaklanıyor adeta. Hırslarımızın, çekincelerimizin odağı burası. Kazanmaktan çok, kaybetmeyi göze alabiliyoruz. Çikolata bile kurtlanabilir. Dondurma erir. Çiçek solar. Galiba önemli olan, onları yerinde yaşamak, yerinde korumak! Birer hatıraya dönüşseler bile! Kaç ölüme kaç doğuma şahit olduğunu hatırlayabiliyor musun? Sevmek, ifade edebilmek kadar, ifadeyi unutmamaktır da. Şimdi sessizce uzaklaşmalıyım. Çünkü beni anlamadığını, anlamak için uğraşmadığını, hatta bunu önemsemediğini biliyorum. Aynı otobandaydık ve birimiz birimizin yanından geçip gitti. Hafızasızlığı, gurur saymanın adil yanı! . Hangimiz süratliydik; önemi kalmadı. Hangimiz daha özveriliydik; bunun da… umarım mutlu olursun. Bunu bir çöküntü anında da söylemiyorum. Hiç kimse aldatmadı ötekini; yalnızca böyleydik işte! . Yüzüme öyle bakma nefretle, Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Benden uzaklaştıkça, bana ait olandan yakanı sıyırdıkça rahatlayacağını, herşeye yeniden başlayabileceğini sanıyorsun. Kim bilir, doğrudur belki de! .Adımın yaşamadığı, adımın özlemle anılmadığı yerlerde kime umut verebilirim ki zaten? Romantizmin tehlikesi büyük! Romantizmin tehlikesi büyük! Romantizmin esrarı büyüleyici! Romantizmin kanına girdiği insanlar bencil ve hırslı! Ben seninle birlikte yaşlanabilecek kadar erken yola çıkmayı istemiştim; maceramız uzundu çünkü. Maceramızın tahakküm altına alınamayacak kadar mükemmel olması, donanımımızla ilişkiliydi. Ynni, sen ne kadar sevecensen, ben ne kadar yıpratıcıysam… o da o kadar mükemmeldi. Özveri denebilir buna. Evet, buna özveri demek beni mutlu ediyor. İnsan, özverinin çocuklara ad olarak verilebileceği bir dünyada tanımını kaybediyor. Bu kaybedişteki kaosun ritmiyle çekiliyorum sana. Sen bir mıknatıssın şeffaf ve ben, çekilirken sana içimdeki alelade metal parçalarıyla, kan şekerim düşüyor, ağzım düşüyor, ellerim… en çok da ellerim düşüyor! Sakın ha üstüne alınma, Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Ben seni kırmak için yaratılmadım. Uzun zamandır seni planlıyorum haksızca; cezalandırılacak kadar mı yabancı, tanınmaz ve suç yüklüydüm? ! Belki; seni çok yıprattığımın, bıraktığımın elbette farkına vardım, ama her şey mi benim aleyhte varoluşumla açıklanabilir? ! Beni, başta sana olmak üzere kimliklere karşı saldırganlaştıran koşulları tek başıma ben mi oluşturdum? Seni kaybettim. Bunu biliyorum. Seni kaybettiğimi sen çekip gitmeden önce de biliyordum. Ortadaydı. Bedel ve kefalet ortadaydı… senin hakkında bir satır yazmamaya çalışmamın nedenini hiç düşündün mü? ! Sana ait olanları içten içe koruma uğraşı mıydı sanki bu: kuşkusuz. Hala da saygıyla ağlıyorum. Büyük bir tesadüfe yenildim, büyük bir eksen kaymasıyla, sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan gibi, Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Elbette kızıyorsun bana; belki en çok da bu zayıflığıma kızıyorsun: Tedirginliğime, seni kaybetme endişeme, telaşıma, şaşkınlığıma, titreyişime, ürpermem, anlamlarını anlamamış kelimelerle yetinmeme, müzakerelerde bulunmama, buhranların yorduğu bir gençlik yaşamama, bilincimi sana yönlendirmeme, sürekli sürekli içmeme, kelimelerin kifayetsiz olma durumuna, vesaireye vesaireye… İnadıma öfkeleniyorsun. Seni bırakmama, seni özgürlüğüne salmama hiddetleniyorsun. Bu da aşk işte! Bu da entrika! Bu da soysuzlaşmanın, aşkın getirdiği dalaverelerle kendine kilitlenmenin başka bir çeşidi! Peki anahtar nerede sevgilim?! Peki anahtarın üzerindeki yivler kimin eseri?! Dur, dur, bağırma, Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Bunlar da geçecek şüphesiz. Seni unutmama kaç yüzyıl kaldı ki… bir küsme, bir burulma biçimiyle gidişinin ardından şehrin gri cephelerine fevkalade ağır bir el bombası gibi düşen bunaltının bıraktığı korkunç acının unutulmasına kaç yüzyıl kaldı ki… Yaralandım. Bütün noktalarımdaki nöbetçiler de yaralandı. Çığırından çıkmış bir ayaklanma gibi ağlamakta yalnızlığım. Bir gerçek aramıyorum felakete. Bir bahane göremiyorum arkadaşlarımın beni teselli etmek için söyledikleri kelimelerin hanesinde. Ama yokluğunu doldurmuyor sevda siyasetinin hançerleri. Ama bilemiyorum yağmurun ardından artık hangimiz suçlanacak… Eğer hissediyorsan, Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Ben sende ardı arkası kesilmeyen bir korku sevdim. Ben bir cüce çocuk sevdim sende sıska. Şiddetli ve hayret uyandıran manevralarla kendi kanına olan saplantılı aşkını sevdim. O rutubet kokan loş yüzündeki kanalizasyonları, az kelimeyle kurduğun cümlelerdeki gizli soru işaretlerini, barlardan çatlak bardak gibi atılmayı beklemeni, serserice patlamalarını, yuttuğun toplu iğneleri ve bir film hilesi hissi uyandıran utangaç hasret pozlarını sevdim. Dokunamadım sana. Parmakuçlarım neşterdi çünkü. Kırılan bir kemiğin sesiyle veda ederken, Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. KÜÇÜK İSKENDER |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
İstesen de, yok desen de,
Kan misali dolar yüreğine, İliklerine, damarlarına Sen gibi sen onu bilmesen de.. İstesen de, yok desen de, Düş misali bir an gözlerinde, Islanır bir şey, yutkunursun Sarılır boynuna hissetmesen de.. İstesen de, yok desen de, Her suçun hesabı var yüreğinde, İliklerinde, damarlarında Sen gibi sen onu bilmesen de.. Sevmenin de, sevilmenin de, Bir bedeli var aşar tenimizi, Duygularına dur desen de, Susturmak ne mümkün düşüncemizi... İstesen de, yok desen de, Mutsuzluğu böyle aşamazsın, Besliyor sevgi varlığımızı, Sevgiyi hafife alamazsın.. "Gel" demek bu kadar mı kolay? "Git" demek bu kadar mı kolay? Gün gelir istekler, ihtiraslar insanı boğar... Sen döndün de.. Ben burda mıyım yine? Bıraktığın günkü gibi buldun mu beni yerimde? Duygularda değil, düşüncelerde kaldın sen.. Yarım kalmışlarda, yaşanmamışlarda, acıtanlarda, sancıtanlarda... Bugünümde yarınımda değil, geçmişimde kaldın.. Hatırladığım anlarda gülümseyebildiğim, bir anısın şimdi. Gerçeklerimde değil, düşlerimde kaldın sadece... Görüp te dokunamadığım, dokunup ta tutamadığım. Gitmek zamanıdır şimdi, Sakın bana veda etme.. Sessizce ve usulca git, Farkettirme... Şimdi git.. Arkana bile bakma ne olur. Sensizlikte birşeyleri kaybettim ben. Bütün duygular eskidiler, incindiler sevdaya dair. Vazgeçtim tüm umutlardan.. Son bakışın kalmıştı, her damla gözyaşımla akıttım gözlerimden. Gidişinin ayak sesleri yankılandı kulaklarımda, işitmek istemedim, susturdum onları da.. Taşıyamadım yükünü yokluğunun, nerede olduğunu bilmediğim bir durakta indirdim omuzlarımdan. Şimdi beni bana bırak.. Sen ve ben "biz" değiliz artık. Ayrı hikayelerde, ayrı başlangıçları, sonları oynayacağız. Ayrı mutluluklarla aydınlatıp ruhumuzu, ayrı hüzünlerle karanlıklara boğacağız. Şimdi sus.. Ne geçmişe ne geleceğe dair tek bir kelime etme. Benim yaptığım gibi içinden konuş sen de. Sözlerin önemi kalmadı artık. Avuçlarımda üşüyor bütün kelimeler. Onlar kırık, yarım, onlar ertelenmiş... Susmak zamanıdır şimdi, Sakın hiç bir şey söyleme.. "Gidiyorum" demeden git, Hissettirme... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Uçurum kenarlarından çiçek toplayan cesaretimi sen kırdın,
Sen tükettin umutlarımı.. Yüreğime kara çalı gibi sen soktun kuşkuları ve şimdi kendinle gururlanabilirsin benim gibi birini yıktığın için… Delifişek duygularımı yolda bıraktım. Kökünden kestirdim saçlarımı, bir perukçuya sattım. Anasını satacağım dünyanın yarından tezi yok. Bütün duvarlara “Uğrunda ölünecek Aşk yoktur” diye yazıp, altına imzamı koyacağım. Bir labirentim içinde yolunu arayan fareler gibiyim, Evet yanlış anlamadın fareler gibiyim. Ama zekiyim, hareketliyim ve gözlerim açıldı. Yolumu Bulacağım… O yolun sonunda bana açılan kapıları bile görebiliyorum. Varsın dökülen bir avuç deniz suyu olsun gözlerimden, Varsın yıllarımın sana ait olan kısmı heba olsun. Yeniden de sevebilir insan, hayat yeniden üretir güzellikleri. Bende bu yürek varken biterken bile, herşeye yeniden başlayabilirim. Ben mahşere kadar sevebileceğim birini arıyorum. Annenden sonra en yakın dostun bendim. Dert ortağın, sevgilin, hayata açılan kapın… Sen kendine yan. Anıların duvarına yaslanırken, geç kalmış bir haykırışın sesini duy. Çünkü biliyorum ki, bir süre sonra ben senin hıçkırıklarını duyacağım. Çünkü biliyorum ki, yokluğum ağır ağır hissettirecek kendisini. Çünkü sende biliyorsun ki, benim gibi kimseler sevemez seni!! |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
bitirelim dediğinde aslında ne kadar çok şeyi göze almıştın ama farkında değildin...beni bir daha görmemeyi,elimi tutmamayı,nefesimi hissetmemeyi,sesimi duymamayı...ama bütün bunları göze alabilen sendin.oysa ben hiç bir zaman göze alamamıştım sensizliği...şimdi anlıyordum ki seninle beraber ben de çoktan herşeyi göze almıştım...almak zorunda kalmıştım....
................ aşk diye birşeyin olmadığını söylüyordum hep,varsa da bitiyor diyordum...sonra gün gelmişti senin aşkının başka olduğunu hissetmeye başlamıştım ve gözlerine her baktığımda bir gün bitmemesi için yalvarmıştım tanrıya...işte sevgilim ben içimde bu duyguları yaşarken ve seni delicesine özlerken sen gelip de bitirelim dediğinde içimde aşka karşı kalan son umut parçası da kayboldu artık.aşka olan inancım ve güvencim bu sefer geri dönmemek üzere terk etmişti beni...ve seninle birlikte beni terk eden tek şey bu değildi üstelik... ağlıyordum ve susturmaya çalışmıyordum kendimi zaten durduramazdım da gözyaşlarımı...her göz yaşımın ardından arkasından ağladığım son insan olacak diyordum.o yüzden doyasıya ağlıyordum.aşk için ağladığım son günler olmalıydı bunlar.gözyaşlarımla birlikte aşkımın her zerresi dışarı akmalıydı.olmadı... dayanılmaz bi acıydı içimdeki.farkındaydım ama çekmeliyim diyordum.çünkü aşkın içinde acının da olacağını en başından beri biliyordum. biliyor musun sevgilim aslında o an senin geri dönceğini biliyordum.biliyordum da bunu yapmamalıydı diyordum,yaptıysa da katlanmalı sonucuna.işte bu yüzden kendimi söz vermeye zorlamıştım çünkü o an seni affetmemek için söz vermesem bunu bir daha asla yapamayacağımı biliyordum...yoktu o yürek bende.ağladıkça söz verdim kendime ve söz verdikçe daha çok ağladım.seni cezalandırırken aslında en çok kendimi cezalandırmışım...anlıyorum... şuan ayrılığın üstünden kaç gün geçti bilmiyorum.sanki yıllar geçti gibi...buğulu gözlerle bakıyorum artık etrafa ve sahte tebessümlerle.yolda başım önümde hüzünle yürürken kafamı kaldırıyorum belki seni görürüm umuduyla...belki karşıma çıkarsın aniden umuduyla...işte o zaman sana sımsıkı sarılmayı cesaret edebilirim umuduyla...ama yoksun sevgilim biliyorum aslında hiç olmayacaksın... aşk diye birşey yok dediğimde yanılmışım belki ama bitecek dediğimde haklıymışım... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Seni tanımadan önce ben değildim ben..seni tanıdıktan sonra..Bendeki bensizliğin aslında sensizlik olduğunu anladım ..Şimdi ise bensizlik ve sensizlik ikilemimin iç çekişlerinde devleşiyorsun. Meçhul bir başlangıcın işaretiydi sana olan kaçamak yazılar. Gözümde büyüyen onca şeye rağmen varlığınla ilk defa küçük gelmişti yüreğime saldığım o korkunç tufan.Ben senin gelişinle yüreğimi de küçültmüştüm oysa; başka dostçuklar yer etmesin diye.İmtihanım dediğim sende gizliydi geride kalan yılların özlemi.Şayet yaşanacak bir ömür varsa senle olmalıydı ve sensiz kalmamalıydı varlığınla olgunlaşan ruhum.Gece gündüz demeden dost bellediğimi vurmalıydı tüm saatler, dost doğru dostu hatırlatmalıydı akrep ve yelkovanın her hareketi.Düşümde yıllardır boş duran baş köşeye dost oturmalıydı sonsuza dek.
Bir itiraf değildin içimde, olamazdın da. Gözlerimdeydi en büyük itirafım, gözlerine olan dost sevdam. Söylemiş miydim, gözlerim gözlerinde kalmıştı dostum ve varlığınla papatya tarlası gibi rengarenk oldu dünyam ıstırap geçidi dediğim o kapıdan her içeri girdiğimde de acılarım vardı geçmişe dair lakin varlığından sonra kapı da cennet oldu gözümde, sırf sana yol verdi diye. Bir de seni benden uzaklaştıran, beni sana yaklaştıran yollar vardı aramızda. Oysa bir kahredici lanetti yolların hakkı.Tarifi ateşten yakıcı, kavuşulamayan mola sancıları..... Hüzünler kulübesi mi demeliydim bilmem ki, gecemi kuşatan o yalnızlık duvarımın içine veya seninde söylediğin gibi özlemlerime dair sessiz çığlıklarımıydı Yaşamımın sessiz senfonisi.. Yalnızlığa gebe olduğum her dakikada.Vurgun yemiş yüreğimde ne yalnızlıklar doğdu,ne yalnızlıklar büyüdü, ne yalnızlıklarla boğuştu yüreğimin göz bebekleri. Bazen sırdaşım oldu penceremden içeri giren karanlığa faydasız bir demet aydınlık. Söndü sokak lambaları,onlarda anlamadılar halimden. Biliyorum..Gün gelecek, bir gün elveda diyeceksin, uğruna kelime tükettiğim dost, kelimelerimle kanayacaksın içime ne de kolay söyleyeceksin üç heceyi bir solukta. Ben ise Sadece el diyebileceğim, içimi kuşatan ellerini bir an olsun tutabilme özlemiyle.Veda yakışıksız kaçacak halimize.Hangi kavuşmanın vedasıdır? diyerek garip siyeceğim sözlerini. Ben sana hiç kavuşamamıştım oysa ey dost! Yakışıksız elveda ile gömeceksin güzelliğini yüreğime, Ölümlere alışkın olan yürek sancılarımı tetikleyeceksin ve ben limon kolonyası kokacağım ölü evi gibi. Gözlerimde demlenecek ıstırabım öksüzlüğüm, garipliğim.Gözlerime gömeceğim bedenimi gidişinde. Elveda umudum, elveda varlık sebebim, elveda ; dostum bellediğim diyerek söyleneceğim arkandan veda halimize yakışıksız kaçsa da sessiz çığlıklar atacağım ve ben, bendeki bensizliğin aslında sensizlik olduğunun bir kez daha farkına varıp, sonsuza dek bensiz ,sensiz,sessiz kalacağım.............. |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Aşk için yaşayıp da, aşkı bulamayan genç için en acı, en zor gündü sevgililer günü. Aşkın herkesten çok onu bulması gerektiğine inanıyordu. Çünkü o aşkı tüm beyazlığıyla yaşıyordu. Bir an düşündü ve bir umuttur, “belki hayatımın aşkı bugün karşıma çıkar” diyerekten yola koyuldu.. Kapıdan çıkar çıkmaz gözleri yaşla doldu. Hava da öyle bir aşk kokusu vardı ki, İçine her çektiğinde yüreği, gözleri aşkla dolup taşıyordu.. Yüreği duygularını yansıtıyordu gözlerine, buğulu gözlerle atıyordu adımlarını...
Nereye baksa iki mutlu çift.. Kimi öpüşüyor, kimi sımsıkı sarılarak yüreklerini kavuşturuyor, kimi ise sözlerle ruhunu okşuyordu sevdiğinin.. Aslında onların mutluluğu bile onu mutlu etmeye yetiyordu ama o yalnız, aşksızdı. Yüreği daha fazla dayanamadı ve o, en yakınında olan bir banka oturup ağlamaya başladı.. Yüreği ise öyle hızlı çarpıyordu ki, sanki “ağlama, önce beni dinle” dermiş gibi.. O da yüreğini dinledi her zamanki gibi.. ve öyle bir şeyin farkına vardı ki, o gün, tüm sevgililerden daha mutlu olmuş,, yalnızlıkla ilk defa gurur duymuştu... “Aşk, dokunmak isteyip de dokunamamaktır.. Karşındakini bir bebekmiş gibi görüp, ona kıyamamaktır.. Öpmek isteyip de, öpememektir.. Dudakları, yüreği, birbirine değse, Bakışları bir an için bile gözlerini terk etse, Kalbi duracak gibi olmaktır.. Sözlerle aşkını anlatmak yerine, Söyleyecek bir söz bulamamaktır.. Aşk, kelimelerin bittiği yerde başlar.. Söyleyemediğini anlatır yaşlar... Hani Yüzünden süzülür ya duygular,, Sanki onun eliymiş gibi okşar.. Aşk, ruhların ilişkisidir.. Beden ilişkisi değil.. Ona dokunabiliyorsan eğer, Bu sende ki aşk değil…” İçinde taşımış olduğu gerçek aşkın farkında olan kız, “yüreğim benim tek sevgilim” diyerek, aşkı hayallerinde yaşatmaya karar verdi.. Çünkü o, aşkına leke sürülmesini hiç bir zaman istemedi.. Ve o kişi; benim.. Eğer sizde içinizde gerçek aşkı bulundurduğunuza inanıyorsanız, o "bir" kişiyi iyi seçin, güvenmeyin her söze.. Unutmayın ki, yalan sadece sözlerdedir, uzak kalır gözlere.. Bir gün kalp gözünüz açılacak, bir melekle tanışacak ve en güzel duyguları tadacaksınız. Sizler şanslısınız, çünkü içinizde herkes de bulunmayan bir hazine var ve o hazine de, keşfedilmemiş en güzel duygular var.. Hazinenizin anahtarını kalbinizin derinliklerine gömün ve onu bir azimle bulmak isteyen kişiyi bekleyin.. Sevgililer gününe yalnız giriyorum diye üzülmeyin. Yalan aşklar içerisinde olmadığınız için şükredin. Sizin asıl sevgiliniz yüreğinizdir. O size aşk şarkılarında, aşk filmlerinde, aşkın geçtiği her yerde en güzel duyguları hissettirir, sizi hiç bir zaman yalnız bırakmaz ve sizi hiçbir zaman terk etmez! Gitmek gerekse bile beraber göç edersiniz bu dünyadan. Siz, dünyayı cennetle aldatırsınız. Ve ilk defa aldatmakla onur duyarsınız.. Bitanem dersiniz ya, işte sizin asıl bitaneniz yüreğinizdir. Hiç bir bedende, onun gibi bir tane daha yoktur.. Hayatım dersiniz ya, işte sizin asıl hayatınız yüreğinizdir. Sizi yaşatan, size hayat veren odur.. Siz aslında ona bir teşekkür borçlusunuz ve bu teşekkürü benim gibi ona bir söz vererek belirtebilirsiniz.. "Gün gelecek, seni bir melekle tanıştıracağım ve o, son olacak. Cenneti getirecek kapına. Büyük bir aşk sunacak, sonsuzluk koyacak adına.. Söz veriyorum.." O gün için, yüreğinize iyi bakın. Kaderinizin insanı o anahtarı buluncaya kadar, içinizde ki aşk ile yaşayın.. Ve Zamanı geldiğinde, hazinenizi onunla paylaşın. Ardından kalp kapınıza kilit vurup, sonsuzluğu yaşayın... |
Cevap: Şiir Kokan Kadın
Sen gittin.. Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir boşluk bıraktın geride.
Gittin ve dönmeyeceksin bir daha Haklısın gidişinde, bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim. Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim. Sonsuzlukta bir insan nasıl olur.. sesi soluğu nasıl duyulur? Elveda aşkım.. Elveda sevgilim. Sen kendini hiç böyle gereksiz, böyle değersiz, böyle yapayalnız hissettin mi? Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk.Aynalara bakıyorum. Aynada gördüğüm ben değilim. Gözlerim cehennem ateşi.. dudaklarım mühürlenmiş. Ellerim titriyor. Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı. Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim. Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, renkli dünyam elveda.. Elveda yaşamak.. yaşamın anlamı elveda. Kimse farkında değil yokluğunun. Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor. Anlamıyor yitip giden bir aşkın kederini. Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun, ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak, denizlerin ovaların üstünde uçuyordum. Güneş kadar yakındı bana aşk. Güneş kadar sıcak ve parlak. Bıraktın birdenbire, kanatlarım kesildi. Hızla çakıldım yere, boşluğun içindeyim, şimdi hiçbir şeyim. Oysa dünyanın en zenginiydim. Bütün çiçekler bizim için açardı, bizim için ballanırdı meyveler, ekinler bizim için bereketli, sular bizim için çağlardı. Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim. Yönümü yolumu şaşırdım. Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi, sürüklenmekteyim. Sen bensiz nasılsın, bilmiyorum. Rahat mısın, mutlu musun, bu kadar çabuk beni unutur musun?.. Nasıl birden mazi olursun? Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim, dudaklarında yüreğimi erittiğim, uğruna bıçaklar çekip dünyaya meydan okuduğum ey sevgili nerdesin? Kimlesin?.. kimlerlesin?.. Kimlerle oynaşır gönül eğlersin? Ben burada, terk edip gittiğin yerdeyim. Elveda aşkım.. Elveda birtanem.. Elveda sevgilim! Elveda sana |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:34. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.