![]() |
*Mavimsi Madam*
GİDİYORSUN DEĞİL Mİ?? Hem de hiç bir şey söylemeden Dudaklarım gidişine sessiz Ama yüreğim asla Sen gidersen eğer Yüreğimde bir ateş yanmaya başlar Senin aşkınla küllenir Senin hasretinle alevlenir Ve sen gittin sonunda Ama ben sensiz yapamadım Yüreğimde yanan ateşi Göz yaşlarımla söndürdüm Bu ayrılık yakıyor beni Yüreğimi esen rüzgara bıraktım Döndü dolaştı yine sana geldi Yine insafına kaldı bak. |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Seni soruyorlar... Öldümü diyeyim, dönecek mi diyeyim? - Cemal Süreya |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Sevmek inanmaktır. Sevmek yaşamaktır. Sevdiğini kendisi gibi, kendinsinden de fazla duyumsamaktır. Sevmek sevdiği olmaktır. Sevmekte ikilikler kalkar, bir olmalara gidilir. İki ten, iki kalp, iki gönül yoktur sevgide. Tek bir kalp olunur, tek bir yürek olunur. Sevmek paylaşmaktır. Sevdiğiyle sevdiğini paylaşmaktır. Sevdiğiyle kalbini bölüşmektir. Ki tek kalp olunsun. Sevgide son yoktur. Sevgiler hiçbir zaman son bulmazlar. Biten sevgiler yoktur, bitmiş gibi görünen sevgiler vardır. Vazgeçiş de yoktur sevgide. Yaşandıkça yaşıtılır sevilen. Ama kimi zaman için sevgili için kimi zamansa sevginin bir gereği olarak saklanır bu aşklar. Vazgeçiş yoktur, vazgeçmiş gibi görünmek vardır o yüzden. Sevmekte istemek yoktur. Sevgilinin olduğu yerde son bulur istekler. Birşey varsa istediğin bu senin için değil, sevgili için isteğindir. Ondan O\'nun adına istersin. O'nu daha sonsuz sevebilmek için istersin, sevme özgürlüğünü istersin. İstersin ama bir gün gelir bu isteklerde son bulur. Kendinsinden istersin artık. Sevgiliyi sonsuz kılmak istersin. Sonsuzluğa götürmek, onunla sonsuzluğa varmak istersin. Bu yolda sevgili olur mu? olmaz mı bunu sevgilinin isteği belirler. Sevmek sevgiliden sevgiliyi istememeyi öğrenmektir. Sevmek sevgiliyi sevgili olmadan sevmektir. Sevmek; sevmek istemektir. Sevmek beklemektir. Beklentilerin bulduğu bir duraktır o. Öyleki tüm gerçekler, tüm dünya silinir gider. Ne O'ndan anlaşılmayı beklersin, ne onun Leyla, ne Mecnun,olmasını. Beklediğin birşey yoktur sevmeyi becermek dışında. Sevmek gücenmemektir. Sevmek sevgililerin hiçbir sözüne üzülmemeyi öğrenmek demektir. Sevgilinin ölüm hançerine bile hayır dememektir sevmek. Onun vuruşuna, onun tokadına alınmamaktır. Sevgiliden gelen her hareketi ve her sözü kabullenmektır. İhanetlere, hainliklere bile özülmemektir. Kendi elleriyle kalbini bir bıçak avcuna koymaktır. Sevmek, sevmek ölmektir. Sevmek, ölmesini bilmektir. Sevgili için yaşamaktır. Onun eli, kolu, kalbi, gözü olmaktır. Ama onun artık birşeyi olmadığı bir zaman ölmesini bilmektir. Sevmek vermektir. Sevmek sevdiği için almasını bilmektir. Almaya yemin ederek vermektir. Ama almalarda kurtaracaksa sevgiliyi almasını bilmektir, sevmek. Sevmek, tükenmektir. Sevmekten ölürken tekrar varolmaktır, o sevgiden. Sevmek sevgilinin gel deyişine hayır demektir. Sevgilinin aşkıyla boğuşurken, yüzerken o aşk denizinde sevgilinin uzanan eline hayır demektir. Sevgilinin bakan gözlerine bakmaktır, sevmek. Ağlayan gözlere şefkat ve tebessümle yanıt vermektir. Sevmek, sevgili olmaktır. Sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktır. Onu yaşamaya döndürecek bir damla su olmaktır. Sevmek sevgilinin limanı olmaktır. Sevmek sevdiğinin canı olmaktır. Onun ölümü isteyebileceği canı olmaktır. Sevmek, yangın olmaktır. Yanmaktır, kor olmaktır. Dağ olmaktır, everen olmaktır. Herşey olmaktır, hiç olmaktır. Alev olup girmektir gönüllere. Sevmek yürümektir gönüllerde. Sevmek, güvenmektir. Sevmek onaylanmaktır. Sevmek sevgiliye bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır.Sevmek çok ötelerde olsa bile yaşamak ve yakın olmaktır sevgiliye. Yalınlıktır, doğallıktır, özdenliktir sevmek. Yalansızlık, içtenlilik, ölümsüzlüktür sevmek. İlk insanın, Havva'nın Adem'in saflığını ve temizliğini, çoçuk masumluğunu taşımaktır sevmek. Gözyaşı olmaktır, yağan yağmur olmaktır. Bir sonbahar mevsiminin sarı yaprağı gibi yalnız olmaktır, sevmek. Sevgilisizken sevgiliyi sevmektir Sevmek üşümektir. Sevgilinin yokluğuna üşümektir. Sevgiliyle herşeyi göze almaktır, sevmek. Ki sevgilinin olduğu cehenneme yürümektir. Sevgilinin olmadığı Cennete de girmemektir sevmek. Sevmek sevgiliyi cennet etmektir. Sevmek bir olmaktır. Sevmek yaşamaktır. Ve sevmek inanmaktır. Sevmek bir başkasının hayatını yaşamaktır. Sevmek sevmesini haketmektir. Sevmek, sevgilinin baktığı yerde, sustuğu yerde olmaktır. Sevmek sevgilisiz geçen gecelerin sabahına varmaktır. Sevmek saz benizli sabahlarda yaşamaktır sevgiliyi. Sevmek sevmesini bilmektir. Sevmek ölmesini bilmektir. Sevmek sevmek olmaktır. Aşk olmaktır. AŞK bir kere sevmektir. SEVMEK aşkın kendisi olmaktır. |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Ne olcak böyle bilmiyorum. Beni öldürmeni mi bekliyorum, beni sevmeni mi? |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Karanlık… kendi başım üstüne bahisler oynadığım aşk yorgunu düşler,soyu tükenmiş bağlılık yeminlerinden çıkıp geliyor… ant olsun ki sevdim seni… izbe sokaklarda yağmura yakalanıyor sıcak yatakların kokusu… gecenin sesi sustu… aşkların uzak uzak yaşandığı bozkır havaları, kırılgan yüreklerde kendine yol arıyor gideceği bir yer olmadığını bile bile… bir marş düşüyor gecenin sustuğu yere: “alnında yıldızlı bere…” gitmekle kalmak arasında bocalıyor düşünce… kirli bir soru: “yaprak dökümü ne zaman başlar…” mevsimi değil yaprak dökümünün… hiçbir mevsim, yaprak dökümünün mevsimi değil… yapraklar mevsimsiz dökülüyor yine de… sunturlu küfürlerden birkaç demet alıp göğe savurmalı… yanması olmayan ateşlerin döküldüğü bir yerinde gecenin, şarabından büyük harfler dökülen ayyaşlardan biri olmama engel olamıyor dalında solgun üşüyen ay … gecenin en derin yerinde, gizlisinde yüreğimin yağını eriten gözlerin olmasa yakacağım geceyi… ah gözlerin… geçeceğim bütün yollarda harami bir tepegöz gibi yolumu kesiyor.. unuttuğum çocuk oyunlarında ebe kalıyorum hep… lacivert denizlerde ak köpüklere karışmış fısıltılı bir üşümüşlüğü niye özlediğimin mantıklı bir açıklamasını bir türlü bulamamanın sıkıntısındayım… geceye aykırı doğan yıldızlardan medetimi anla… şaraba yatkınlığımı anla… unuttuğum bir şey olsan da geceyi kurtarsan şarabi yangınlardan… bir kucak şiirden çıkmıştık oysa o gün… kaldırım taşlarından bile bahar geçiyordu göstere göstere. attila ilhan yeni ölmüştü… olbia’da akdeniz’in cızırtılı sesi karışmıştı şiirlere… sen beni seviyordun… ben seni seviyordum… senin beni sevdiğinden adım gibi emindim… sen hep uzaktaydın… ben kendimden uzakta, dağlı rüzgarlara vermiştim kendimi… düşlerini türkülere yaslamış gerillalar gibi üşüyordum ağıtlı türkülerde… yağmurlar da uzaktan uzaktan yağıp geçiyordu yalnızlığıma tek damla düşürmeden… açılmayan sandıklara kilitlenmiş naftalin kokulu sözcükler arıyordum… yoktular… güve yeniği birkaç sözcük kalmıştı kala kala ellerimde… yetmiyordu sana gelmeye sözcükler ve yatağımda buz gibi bir yabancının göz izleri… yatağımda çok üşüyordum… şimdi yanma zamanı… biriken bütün öfkemi malatya’daki çocuk yuvasına yöneltip işin içinden çıkacağımı sanıyordum oysa… çocukların gözlerinden iplik gibi süzülen yumruk artığı yaşları sildim hiç kimseye göstermeden… bütün çocukların yerine ağlamak rahatlatacak belki beni… bütün çocukların gülmesini istemek gibi bir iyicil düşü bırakıyorum yastığımın altına… kalkıp çocuklarımın üstünü örtüyorum… ay düşmüş yüzlerinden öpüyorum onları… kendi yüzümdeki ay ışığına gecenin gölgesi düşüyor… nasıl uyunabilir ki gece böyle her tarafından karanlık bir kuşatmayla çevirmişken yüreğimi… nasıl uyunabilir… uyuyamıyorum … sen yoksun… sen bütün yağmurları alıp gittin göğümden… kupkuru kaldım… kupkuru kurudum sensizlikten |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Zamansız yağan yağmur bulutu gibi gelip oturacağım gözbebeklerine ağlayacaksınbir burukluk duyacaksın vefasız yüreğinde beni unutmayacaksınbir kabus gibi uykularını böleceğim gece yarısınasıl ben senı unutmadıysam sende beni unutamayacaksın |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Sen, kalbimde yaşayan rüyalarımın peri kızı, Bilirmisin dilek çeşmenden neler istediğimi ? O zaman iyi dinle; Yıldızları çalmak isterdim gecelerden, Sensizlikle kararan ruhumu aydınlatmak için, Yılları çalmak isterdim geçmişten, Seninle geçen mutlu günlerimizi anmak için, Dizeleri çalmak isterdim şiirlerden, Engin denizlerin dalgalarına yazmak için, Çiçekleri çalmak isterdim kelebeklerden, Başına taç yapmak için, Notaları çalmak isterdim şarkılardan, Her an kulağına fısıldamak için, Renkleri çalmak isterdim gökkuşağından, Gözlerinin pırıltısına katmak için, Sevgileri çalmak isterdim kalplerden, Seninle paylaşmak için, Ama, en çok; Seni çalmak isterdim Kaderin elinden, Seven kalplere sunmak için... |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Şiir gibi bakan kadınlar, şiirden anlayan adamları sevmeli, Sevmeli ki ; ziyan olmasın o mısralar |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Ve sen sonunda bir gün çıkar gelirsin diye, Çok şeyin adı küçük yazıldı; Silinmez anlar vardır Karşı konmaz özlemler Cemal Süreya |
Cevap: *Mavimsi Madam*
“Dünyanın derdi, insanın eksikliği bitmez. İyilerden olmaya bakmak, en güzel nazardır.” |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Kalp kişiye özeldir ve içindekini ancak sahibi bilir. Kalbin sahibi ise ikidir. Kalbi taşıyan kul ve kulunun kalbini ev edinen Allah.. | İskender Pala |
Cevap: *Mavimsi Madam*
ben miyim yollarını gözleyen yoksa sen misin yollarda beni bekleten? ben miyim sana kalbimi açan yoksa sen misin kapıyı kırıp içeriye dalan? ben miyim aşkından kör olan yoksa sen misin hançerinle gözlerimi dağlayan? ben miyim senin için herşeyi göze alan yoksa sen misin beni piyon olarak kullanan? ben miyim ruhumu sana veren yoksa sen misin onu çarmıhına geren? ben miyim uçurum kenarlarında yürüyen yoksa sen misin beni atmak için orada bekleyen? ben miyim günahları işleyen yoksa sen misin beni cehenneme çeken? ! ? ! ? ! ? ! Tolga Melikoğlu |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Eğer bir yerde, bir gün rast gelecek olursam sana yolumu değiştiririm. Bu artık böyle bir sevdâ... |
Cevap: *Mavimsi Madam*
“eğer pişman olursan bir gün, olma. gelme sakın. çok özlesem de istemiyorum bundan sonra. başka kollarda avut kendini. beni nasıl sevmediysen, öyle sevmesinler seni. mutlu olma sevgilim, haketmiyorsun.” |
Cevap: *Mavimsi Madam*
“Yemin ederim her şey kendimi sevmeye başlayınca geçti,kendimi kabullendim insanım güzel veya çirkin, kimseye kendimi kabul ettirmek için yaratılmadım,tek dileğim kimseyi haksız yere kırmadan yaşayıp ölmek,siz de beni seversiniz veya sevmezsiniz inanın artık benim sorunum değil.” |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Uzun zaman oldu Şöyle yüksek sesle gülmediğim Göz yaşlarımı Tebessümlere gizlediğim çok oldu Soranlara çok şükür iyi diyorum Oysa kan ağlıyorum Ayakta durmaya çalışıyorum En ağırıda bu zaten Olduğun gibi görünemiyorsun Mutsuz ede ede Mutluyum dedirtiyorlar insana Sanki ben seçmişim gibi herşeyi Yaşatıyorlar su cana Şöyle bir bardak çayın tadında Heyecanla Bakmayı özledim Sevdiğim insanın gözlerine mesela Yada bir yeşile uzanıp mavilerde kaybolmayı Sessizce geri gelip Bedenimde huzur bulmayı Çok şey istemiyorum Azıcık susun diyorum.. Azıcık öte durun diyorum .. Yaman Karaca Uzun zaman oldu Şöyle yüksek sesle gülmediğim Göz yaşlarımı Tebessümlere gizlediğim çok oldu Soranlara çok şükür iyi diyorum Oysa kan ağlıyorum Ayakta durmaya çalışıyorum En ağırıda bu zaten Olduğun gibi görünemiyorsun Mutsuz ede ede Mutluyum dedirtiyorlar insana Sanki ben seçmişim gibi herşeyi Yaşatıyorlar su cana Şöyle bir bardak çayın tadında Heyecanla Bakmayı özledim Sevdiğim insanın gözlerine mesela Yada bir yeşile uzanıp mavilerde kaybolmayı Sessizce geri gelip Bedenimde huzur bulmayı Çok şey istemiyorum Azıcık susun diyorum.. Azıcık öte durun diyorum .. |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Uzun zaman oldu Şöyle yüksek sesle gülmediğim Göz yaşlarımı Tebessümlere gizlediğim çok oldu Soranlara çok şükür iyi diyorum Oysa kan ağlıyorum Ayakta durmaya çalışıyorum En ağırıda bu zaten Olduğun gibi görünemiyorsun Mutsuz ede ede Mutluyum dedirtiyorlar insana Sanki ben seçmişim gibi herşeyi Yaşatıyorlar su cana Şöyle bir bardak çayın tadında Heyecanla Bakmayı özledim Sevdiğim insanın gözlerine mesela Yada bir yeşile uzanıp mavilerde kaybolmayı Sessizce geri gelip Bedenimde huzur bulmayı Çok şey istemiyorum Azıcık susun diyorum.. Azıcık öte durun diyorum .. Yaman Karaca Uzun zaman oldu Şöyle yüksek sesle gülmediğim Göz yaşlarımı Tebessümlere gizlediğim çok oldu Soranlara çok şükür iyi diyorum Oysa kan ağlıyorum Ayakta durmaya çalışıyorum En ağırıda bu zaten Olduğun gibi görünemiyorsun Mutsuz ede ede Mutluyum dedirtiyorlar insana Sanki ben seçmişim gibi herşeyi Yaşatıyorlar su cana Şöyle bir bardak çayın tadında Heyecanla Bakmayı özledim Sevdiğim insanın gözlerine mesela Yada bir yeşile uzanıp mavilerde kaybolmayı Sessizce geri gelip Bedenimde huzur bulmayı Çok şey istemiyorum Azıcık susun diyorum.. Azıcık öte durun diyorum .. |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Kim bilir, belki birgün adım kirletecek salaları Koyu bir ölüm akacak şakaklarımdan Ve intikam alırcasına hatıraları bırakmadan, Ağlayarak doğdum, Usulca gideceğim buralardan. ...Attığım her adımda daha bir eksiliyor yollar, Yollar eksildikçe daha bir yaklaşıyor, Ölüm dedikleri yokluk belirten zarflar. İnan bu kadarı fazla, İnan batıyorsak benim göğsüm kanar Kavuşursam, sıcak kurşunların günahı kime? Ve Yirmiyedi Ağustos İkibinon'a benzeyen bir günde, Sıkı vur kazmayı mezarcı; Geliyorum. Batuhan Dedde. |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Kim bilir, belki birgün adım kirletecek salaları Koyu bir ölüm akacak şakaklarımdan Ve intikam alırcasına hatıraları bırakmadan, Ağlayarak doğdum, Usulca gideceğim buralardan. ...Attığım her adımda daha bir eksiliyor yollar, Yollar eksildikçe daha bir yaklaşıyor, Ölüm dedikleri yokluk belirten zarflar. İnan bu kadarı fazla, İnan batıyorsak benim göğsüm kanar Kavuşursam, sıcak kurşunların günahı kime? Ve Yirmiyedi Ağustos İkibinon'a benzeyen bir günde, Sıkı vur kazmayı mezarcı; Geliyorum. Batuhan Dedde. |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Herkes, ilk kendi yaşıyor sanmasa, sevdalar da tükenirdi, masalları da… "Sonsuza kadar sürdüğü bilinsin" diye midir nedir, Bittiği anlar ve ihanetler yazılmıyor kitaplara. Zümrüt-ü Anka kuşu da yalan aslında, Kendini külünden yarattığı da… Ferhat’ın Şirin, Aslı’nın Kerem için öldüğünü Kim gördü Allah aşkına? "Sonsuza kadar sürsün" diyorsan "Bu sevda," O zaman sevgili O zaman vuslat yaşanmaya Sana yazacak bir sen bırak bana Öfkelerin orada kalsın Kaçamaklar hanesinde değil ismin Anlasana Ömrümün tam ortasına Kocaman harflerle yazmışım: Seni Seviyorum Seni Seviyorum "Herkese söylediğini bana söyleme" diyorsun , Ama ne varsa sevdaya dair, Bizden önce söylenmiş biliyorsun… Bize düşen, aşkı yalansız yaşamak… Hadi uzatma da uzat ellerini, Seni Seviyorum Seni Seviyorum Seni Seviyorum |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Herkes, ilk kendi yaşıyor sanmasa, sevdalar da tükenirdi, masalları da… "Sonsuza kadar sürdüğü bilinsin" diye midir nedir, Bittiği anlar ve ihanetler yazılmıyor kitaplara. Zümrüt-ü Anka kuşu da yalan aslında, Kendini külünden yarattığı da… Ferhat’ın Şirin, Aslı’nın Kerem için öldüğünü Kim gördü Allah aşkına? "Sonsuza kadar sürsün" diyorsan "Bu sevda," O zaman sevgili O zaman vuslat yaşanmaya Sana yazacak bir sen bırak bana Öfkelerin orada kalsın Kaçamaklar hanesinde değil ismin Anlasana Ömrümün tam ortasına Kocaman harflerle yazmışım: Seni Seviyorum Seni Seviyorum "Herkese söylediğini bana söyleme" diyorsun , Ama ne varsa sevdaya dair, Bizden önce söylenmiş biliyorsun… Bize düşen, aşkı yalansız yaşamak… Hadi uzatma da uzat ellerini, Seni Seviyorum Seni Seviyorum Seni Seviyorum |
Cevap: *Mavimsi Madam*
denize özlem derinliğine yaylaya özlem yeşilliğine dağa özlem erişilmeze geceye özlem yalnızlığına poyraza özlem deliliğine sılaya özlem yarin güzelliğine saza özlem nağmelere söze özlem bal dillere uykuya özlem ölüm oluşuna rüyaya özlem yarin gelişine dosta özlem yüreğin gülüşüne sırra özlem serden geçişe öze özlem özden oluşuna kula özlem topraktan doğuşuna yaza özlem kışı silişine güle özlem bülbülün hatırına bu can özlemlerle gidecek özlem toprakta bitecek |
Cevap: *Mavimsi Madam*
İYİYİM BEN... Her sabah bir gazete alıyorum .okuduğumdan değil , seni biriktiriyorum…!! bazen bir spor sayfasından masumiyete attığın golleri ..bazen magazin ekinde ki sahte gülüşünü… bazen ekonomi sayfasındaki aşk piyasasındaki iniş çıkışlarının grafiklerini takip ediyorum…hiç yadırgamıyorum merak etme! bu ülke sana çok alışık…ben bir tavernada şiir okuyorum sevgilim.çocukları hikayemizden uzak tutmak için çabalıyorum.kimse öğrenmemeli bizi kimse duymamalı demi !? Sensiz olamam nefesimsin ne olur gel diye yan etkiler ve mide bulandırıcı kelimeler kurmuyorum.ben sensiz daha iyiyim.çok acı çekiyor olabilirim ama aciz değilim çok insan tanıyorum sayende ama en çok yalanlarınla düzüşüyorum. Seni unutmam şart! İyileşmem mümkün! Doktorlarla aram iyi değil biliyorsun.kendime göre yöntemlerim oldu her zaman.yokluğunu gargara yapıp tükürüyorum gri lavabo taşına en azından nefesimin sen kokmasına engel oluyorum.sana yazdığım şiirleri kesip üstüne üfleyip okunmuş şiir içiyorum gece yatmadan önce..aç karna sevişiyorum tanımadığım öznelerle.sadece sevişiyorum.korkma mastürbasyonla dışarı atıyorum seni.ve sırf yeniden doğmayasın diye sadece sevişiyorum! Dedim ya iyiyim ben yalanlarına düzdürüyorum hasretini…. |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Götürecekleri
gün elini omuzumu attı Gitmemden onu bırakmamdan korkuyordu..... Elime birşeyler koydu.. Bakamadım.. Götürüleceğim yere vardığımız da elime baktım Ona hediye ettiğim boncuklar... Bunların bende kalmasına izin verir misiniz acaba ? Belki bedenimin burdan kaçmasına yaramaz ama Ruhum burdan uzaklaşabilir... Diyerek canımı orda aldılar... Son söz olarak şu iki kelimeyi ettim Sevdanı helal et... Elveda... |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Hayat izin verseydi, şartlar başka türlü olsaydı, başka bir yerlerde karşılaşmış olsaydık belki; çok severdim seni. Şimdi dilim varmıyor aslında söylemeye ama dışarıdan bakınca görüyorum aslında aradığının çevrende dolananlar olmadığını. Biliyorum, sen de benim gibi seversin… Biliyorum, sen nasıl sevilmek istersin…. Farklı ömürlerin törpülerinden geçip şekillenmiş olsak da, biz seninle aynı baharın çiçekleriyiz. Aynı mevsimde farklı dallarda açarız. Aynı güneşten besleniriz, aynı sıcaktan kaçarız. Biliyorum sen de karda açmayı seversin, mücadeleyi ömrünün sebebi bilirsin, aklının her köşesini sevgiyle süslersin. Biliyorum çünkü bende bir suretin var, farkında değilsin. huzun-yalnizlik Şimdi ayrılıyoruz diye biraz hüzünlüyüm bakma gözlerime. Ellerini ellerimin yakınında tutma. Nefesime yaklaşma öyle, şeytan doldurur dudaklarımızı diye korkarım Çok geceler seni düşünerek doğurdum sabahı, senin haberin yok tabii! Hiçbir sevişmeye bulaştırmadım ikimizin yan yana resmini ama tuhaf bir sevdaya koydum seninle yüreğimi. Sen şimdi kalbimin sol yanında nöbettesin, öyle duruyorsun işte. Sınırda bekleyen askerler gibi, sanki orayı koruyorsun. Belki bir gün bütün yüreğimi alıkoymak için, o kısma ismini yazdın, çekilmiyorsun. Bakıyorum kendime, sonra sana, izliyorum bizi… Tuhaf bir bağ kuruyorum ömrümün orta yerinde aklınla. Sen farkında değilsin mutlaka, gece yarılarında düşüncelerim uyandırıyor yatağından seni. O gece yarıları dolaşman boş sokaklarda bu yüzden… Kalbimin sol yanındasın, hiç çalamadığım bir melodi gibi… Sanırım bir zaman daha orada kalacaksın. Belki bir ömür geçecek, belki saçlara aklar düşecek, ben seni yine bir yerlerde seveceğim ama sağ yanıma da birileri gelip mutlaka yerleşecek. * Candan Ünal |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Kaç defa ayrılıp barıştık, saymadım. Hepsinde son olduğunu düşündüğüm ayrılıklarımızla büyümüşüm, yeni fark ediyorum. Ayrılıklar insanı büyütüyor, bu kesin! Ancak nereye doğru boy vereceğini, hangi yöne gideceğinin seçimini kişi kendisi yapıyor. Senden nefret ederek, içimde kin besleyerek de büyüyebilirdim. O zaman kötülüğün o soğukkanlı erdemine ulaşırdım ama benim toprağım iyi! Ne yapsam kalbimde uzun zaman barınmıyor kötülük! Seni severek girdiğim sevgi adasında, tek başıma kaldığımın kaçıncı tekrarıydı, hatırlamıyorum; senden nefret etmemeyi öğrendim. Yaşadıklarımıza, sevgime, kendime duyduğum saygıya hürmetten, ben seni olduğun gibi kabul etmeyi seçtim. Bu daha zordu üstelik! İnsanı insan yapan erdemlerin başında geliyorsa sabır ve anlayış, ben bu basamağı çıkmak niyetindeydim. Belki de sadece bu yüzden hayatıma gönderildin! En kolayı nefret etmek aslında! “Allah belanı versin” diyerek küfür etmekten daha kolay ne var, gidenin ardından yapılacak? Çok canın yandığında, kalbin kırıldığında isyan ediyorsun, bunu kim anlayamaz? Ancak öfkelenmenin de sınırını ayarlamak gerekiyor. Onca yaşanmışlığa, emeğe isyan ediyorsun. Doğal bir tepki! Sonra aklın devreye girmesi gerekiyor. Birini sevmek, sadece kalbinin seçimiyle olabiliyor. Kimse kimseyi silah zoruyla sevdiremez, sadece yanında durmasını sağlayabilir. Sevdiysen, yüreğinin ve aklının tercihi budur; kandırıldığını ve inandırıldığını düşünmek ise, ruhun kendini kandırmasıdır. Her seçimimizin sonu iyi olsaydı, nasıl büyürdük? Hiç elimizi kesmeden, bıçağın tehlikesini öğrenebilir miyiz? Hiç acı çekmemiş bir ruhun, geleceği yer neresidir? Daha önemli soru, madem olgunlaşmayacak ve öğrenmeyecek, o ruh neden buradadır? Bu soruya farklı cevaplar verilebilir elbette! Seninle birlikte, bu hayatta olup biteni merak etmeyi öğrendim. Neden yaşadığımı, neden bu yaşadıklarımın başıma geldiğini ve daha birçok soruyu sormayı öğrendim. Bana yaşattıkların katlanması hiç kolay acılar değildi ama hepsi için teşekkür ederim. Kendime giden yolda, rehberlerimden biri de sendin! Allahtan benim toprağım iyiydi, kötülüğe doğru serpilmedim! Candan Ünal |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Güzel'di ile başlayan cümleler kurmuyorum ne zamandır.
seninle herşey Güzel'di demiyorum artık. çünkü herşey güzel hâlâ güzel... sana küfretmek seninle düşlerde sevişmek hâlâ güzel... bir geçmiş zaman eki geçirmiyor bütün yaşanmışlıkları güzel hâlâ çok güzel... ´» FATİH DALKIRAN «` |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Artıık Süslü Cümleler Kuramıyorum Çekiniyorum Belki de.. Belki Sacmalıyorum Artık Sözlerim de " Seni Seviyorumlar " " Özlüyorum lar Olmayacak ". Artık Ayrılığı Kabullenmeye Çalısıyorum Belki de. Anladım Sana Dokunmam Seni Hissetmem Sana Bakmam Yasak .. Canım Nasıl Yanıyor Bir Bilsen. Eski Biz'i SEN'i Ne kadar Özlüyorum Ah Bi Bilsen .. Ben Sensizliğe Alısamadım . Vazgecmek İstedim Olmadı Yapamadım. Beni Bıraktığın İçin Ne Kadar Kızsam da Her Saniyem de Senin Hayalin Beni Benden Alıyor.. Kalbim'deki Seni Bi Türlü Atamıyorum İşte.. Tarifi İmkansız Bi Aşk Bu Biliyorum. Ama Artık Etrafıma " Sahte Gülüşler " Dağıtmaktan Yoruldum.. Gülümseyişimin Sebebi Yok Artık .. "o" Çook Uzaklara Gitti. Biliyorum Daha Nice Sensiz Bi Güne " Günaydın ! " Diyeceğim.. Alısamıyorum Yapamıyorum Vazgecemiyorum ! . Kalbim'e Söz Geciremiyorum .. Ah Ah Ümidim.. Canım Nasıl Yanıyor Kalbim Nasıl Ağlıyor Bir Bilsen .. Ben Seninle Hayata Tekrar Baslamıstım.. Elini Uzattığım da " Sonsuzluk Seninle Baslamıstı ". Ayrılığı Kabullenemiyorum . Ne Desem Ne Yapsam Faydası Olmıyacak Biliyorum . Sen Yine Kendi Bildiğini Okuyacaksın . Yine " Gelme " " Olmaz " " Bekleme " Diceksin . Alısmam Gerekiyor Oyle Değil mi .. ? Unutmam Gerekiyor Değil mi ? Bana Birşey Söyle Nasıl Unuturum Seni ? Nasıl Vazgecerim. ? Sen Unuttun mu ? Anılarımızı ? Kavgalarımızı ? Yasadıklarımızı ? Unutma Sakınnn.. Ama Sakın Unutma Beni.. Zaman'da Artık Fayda Etmiyor Bana Zaman Ancak Anılarımızı Tazeliyor.. " Hani Sen Bana Kızardım ya Tatlı Tatlı Bakardın Gözümden Hiç Gitmiyorr.. " Bugün Eski Mesajlarımızı Okudum İçim Acıdı . Ağlıyamadım Ama.. Artık Kimse Ağlamamı İstemiyor Ağladığım da Sucu Sende Buluyorlar Çünkü .. Hani Sana Yazdığım Mektuplar Var ya Bitanem Sakın Atma Onları .. Hep Saklaa.. Ben Hep Seninim .. "Sen Beni Ellere Emanet Etsen de Ellerime Ellerinden Baska Bi ten Asla Değmiyecek Sana Söz Veriyorum Gerceğim ". Varlığını Hissettiğim Sürece de Benimsin.. Sonsuza Deekk.. |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Hiç inanamadın belki Ama Senden başka hiç kimse girmedi aklımla arama Dönüp dolaşıp konardım aynı sevaplara Dudaklarımla değil Hislerimle konuşurdum tanrımla Bakma şimdi göçmen sürgünlere kobay olduğuma Anlardı o beni Evet Islaktım haddini bilmez bir yağmurla Şikayetsizce Islanmıştım güne kara sürülmeden şemsiyesiz bir vurguna Ayyaş aklımla dik durma takınmıştım gözlerime Kal diyemezdim sana Git diyemediğim gibi ... Lokmalarla değil dokunduğunla yetinirdim Gönlünün götürdüğü yerde doyardım En çok beni anlamanı isterdim Yeter ki . Yetmedi ... |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Yapma Be Adam! Yapma be adam yapma! Şimdi gidilir mi? Tam demlenirken kalbimizin üstünde aşk bırakılıp gidilir mi? Yapma Be Adam! Mecburiyet sorumluluk hayat gailesi neler sayabilir insan gitmek için ve hiçbiri nasıl da yakışmaz aşkın yanına! Aşk; tek başına bir sözcük gibi dursa da yanımızdayken anlam kazanır. Sen gidiyorsun ya ayağımın altındaki toprak kayıyor. Üstüme çöküyor şu koca dünyanın bütün gailesi kaldıramıyorum sensizliği. Yapma be adam yapma! Şimdi gidilir mi? Daha sevişecektik! Tenlerimizin kokusu karışacaktı birbirine sıcağa falan aldırmadan bir geceliğine de olsa sarılıp uykuya dalacaktık. Sofrayı yeni toplamıştım daha kahvemizi pişirmiştim. Heidegger’i konuşacaktık hani Foucault’u anlatacaktın. Doğruyu söylemeyi tartışacaktık. Kaç yazar geçecekti soframızın yanından nelere gülecektik şimdi gidilir mi? En sevdiğin yemeği sofrada bırakır gibi en sevdiğin yüzüğün parmağından çıkıp denize düşmesi gibi kendi doğurduğun çocuğu kucağına alamamak gibi dilinin ucunda duran ama hatırlayamadığın bir kelime gibi şimdi çıkıp gidilir mi? Yapma be adam yapma! Tanrı bile razı gelmedi gitmene. Temmuz sıcağında alev alev kavrulurken ortalık sen kapıdan çıkar çıkmaz parçalandı gökyüzü. Şimşekler çaktı fırtına koptu. Gökyüzü başımıza yıkıldı. Yağmur gibi değildi üstelik sel oldu aktı. Sen yukarıdan gelen mesajı anlayabildin mi? Gitmeye hiç yakışmayan bir vakitte ayrıldın buradan. Daha neler paylaşacaktık oysa daha neler anlatacaktım. Doyamamıştım daha soracaklarım vardı! Sen gidince bu şehir değişiyor gözümde. Boğaz kayboluyor deniz kuruyor. Çorak kurak bir toprak parçasına dönüşüyor koca İstanbul! Tadı kalmıyor İstiklal’in Bağdat Caddesi’nin Nişantaşı’nın Anadolu Feneri’nin… Yapma be adam yapma! Şimdi gidilir mi? Koynuna saklanacaktım senin yaşamın bütün dertlerinden uzaklaşıp kaybolacaktım. Aşkın kıyısında bir duble rakı yanında efkarlı bir türkü tutuşturup dudağıma sana her gün olduğu gibi yeniden aşık olacaktım. Şimdi gidilir mi? Yapma yahu! |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Zaman aleyhimize olsa da Bilmediğimiz bir köyün Şiir yüzlü çocuklarına Kutu kutu çikolota dağıtmaya geç kalmadık sevgili “ Dündü. Dün. Sen yorgunluğunu yorarken yarı uykulu halinde Ben kaya gibi sert acılarının kenarlıklarına Harf harf kendimi ilmekledim. Tek bir motifini es geçmeden. Geçmişinden tanıdık, Düşlerine yabancı bir kapıya vururken ayak ucunu Ben topuklu ayakkabılarının sesine sakladım İçimin tahta arabasıyla avutulan çocukluğunu. Ve adını teşhir etmediğin bir sokakta Kalabalık bedenini yüreğinin tenhalığına zorlarken Ben gözlerine binlerce şiirler bağışlıyordum Sana hayat dediğim rüzgarlı tepede. Yıldız yıldız akarken gecenin karanlığına Ben sesinin refakatliğine soyundum. Üryanlığımı yüreğimle kapadım. Günahı boynuma Senli acıların katline boyandım. Seni özlemekten hiçbir zaman feragat etmedim. Etmedim de hep seni içime akıttım. Damarlarımdan taşırdım. Hangi hücremde devşirme bir yeniçeri ayaklansa Hayat diye senin yüzünü sürdüm. Ben sana hayat dedikçe büyüdüm. Büyüdükçe sende, içimde seni büyüttüm. Koca bir şehirde Adından başka her yere yabancıyım. Kalabalıklar üzerime yürüse Senli yüreğimi sürerim ölümün üzerine. Tenimden bir teni koynuna bağışlayıp Yeşil reçeteli ilaç küpürlerin içine saklarım kendimi. Koca gövdemi ince yüreğine indirgeyip El yazması bir mektubun içinden Sana koşarım ben. Geceydi.. Biraz da sendi. İki yanı dağlarla örülü yüreğinin ortasına Bir şiir kurdum kafiyelerden ayıklanmış. Saçlarının gökyüzüne en yakın yerine Bir salıncak kurdum serbest şiirlerimin senli sesinden. Hayatının senli tenhalığına Adımın harflerinden bir kalabalık bıraktım. Acının en katıksız yerinde beni sancılarına bağışla diye. Biraz ben'dim Ama hep sen'dim. Hep senin'dim sevgili. Yolların uzaklığına bakıp bakıp Yorma kendini. Beni bensiz bir uzakta içine çekerken Sen gözlerimin ufkuna vur gözlerini. Yüreğinin yeşil bahçelerinden esinlendiğim Bir ayçiceği tarlasına döndür yüzünün aydınlığını. Parmak uçlarınından sarkıt gövdenin rengarenk balonlarını. Bir Cumartesi günü Bir kargo paketine sığdırılmış mavi bilyelerimi Eteklerinden sal yüreğimin senli bahçelerine. Bendeki “ adın” alabildiğine “ hayat”, Bendeki” hayat “ alabildiğine “ sen” olmuşken Sana kavuşmam bir ölüm sonrası gelsin sevgili. " Sustuğumuz harf miktarı konuşurken sevdayı, Yaşadığımız hayat kadar Gözlerine sakla beni sevgili." 13 Mart 2010 Mavi Bilyeli Adam // İsmail Sarıgene |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Ey acıdan mutluluklar doğuran kadın. Biliyorum sen bu saatlerde yorgunluğunu yormaktasın. Bu kaçıncı rüya kendini hüznün dar ağacında sallandırdığın ? Bu kaçıncı tabut omuzlarında çocukluğunu yıkadığın ? Kanamalı bir gecenin içinden koşuyorum sana Karanlığın içinden ayıkladığım binlerce yıldız, Satırların içinden arakladığım binlerce şiir ile.. Başım otobüs camlarında uykusuzluğa râm olsa da Sana vardım, sana yar'alandım. Sana hayatlandım. Sana gelirken Susamıştı karasallığım, Kurumuştu şiirlerim, Çatlamıştı satır aralarım. Bir meltem gibi yüreğine masal anlatmayalı Depreşmişti sırt ağrılarım Kısırlığım ayyuka çıkmıştı. Sonra suskunluklarımı yüklenip Özlemine susadı üşengeç yaralarım. Ceplerime sığacak kadar mavi bilyeleri doldurup Koştum kır düğünü düşlerimize O kadar dalmışım ki, Yalın ayak kalmış çocukluğum. Beni sevdana giydir sevgili. Kokunla ört düşlerimi.. Gözlerinin hayat deryasına yatır harflerimi Ve sakın beni nefesinde uyutma... Beni, Beni nefesinde yaşat. Ve dudaklarının nihavent sesinde öldür. Eski bir lunaparkın Atlı karıncaların olduğu bölümde buluştuk sonra. Üzerlerimizde çocukluğumuz, Ellerimizde tertemiz düşlerimiz, Ve de sonu gelmeyen sırt ağrılı umutlarımız, Gülümsüyoruz rastgele.. Sanki mavi bir denizin ortasında Yalın ayak yürüyoruz. Gözlerimiz aşk'a kapanmış Yüreğimiz bir sevdaya adanmış.. Yürüyoruz elele.. Sonra ben bir şiir oluyorum gözleri kapalı. Bilyelerini unutmuş bir çocuğun sırtında sona eriyor ağrıların. Ve sana ithaf edilmiş satırların arasında Soluğum, nefesim çağlayan bir nehir gibi. Sana cümle cümle koşarken Taştı içimdeki çocuk, Sonra yalın ayak koştuk mutluluklara... Gül sağnağında kavuştuk hahve rengi umutlara Biraz da sustuk sevda dilin. Sustuk derken dil sustu, Yürek, aşkı binlerce dile tercüme ediyordu. Ve sana yazılmış bir şiirin en hayat damarında, Acıyı payladık. Ve yüzüm yüzünde, Saçların nefesimde.. Ve yıldızlar şahitliğinde Bir fincan umudu mutluluğun utaganç yüzüne çaldık. Biliyorum saat geç oldu. Sen yorgunluğunu yorarken bu saatlerde Ben sana vardım. Saçlarının baş ucuna mavi bilyelerimi bıraktım usulca.. Yüreğine eğilip İçinde hayalleri gerçek olan bir sevdanın geçtiği Masalı anlattım. Sana söz sevgili. Acılardan mutluluklar doğuracağız bir gün. Evet, bir gün; Gözlerinin tenhalığına değen tüm uykuları uyandırıp Yüreğinin bereketli topraklarında Gülümseteceğim umutlarını. Ve dudaklarına yaslanıp tüm alfabemi İçimdeki çocuğun tüm şarkılarını fısıldayacağım Ve sonsuza dek adını haykıracağım satırlara.. Sana söz sevgili.. 7 Aralık 2010 Mavi Bilyeli Adam // İsmail Sarıgene |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Sana göre su bile akışkan değil.
Nehir olsam; utanacağım süzüldüğüm yataktan, vardığım okyanustan! Ben miydim hacmine sığmayan, yıkılsın bendim! ... Al beni, ummanlara vur! Al beni alnına sür, alınyazına değmişliğim olsun! [Özgür Gümüşsoy // Çok Bilinmeyenli Bilinmeyen Numaralar Servisi] |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Kırık bir kemanmışçasına,
Dudaklarımdan gamlı Notalar damlıyor Her ‘imdat’ çığlığımda. Sanki dikenli bir telim, ...Dokunsan, Kan dolacak avuçlarına. Zamanın gri ve mat O akıl almaz gölgesi Islak bir duman gibi Yapış yapış düşerken koynuma Biraz daha şehit veriyorum Ürkmüş çocuk yanlarımı Seni özleten bir şarkının Kurduğu haince pusuda Yüreğini, hissizlik kuşatırken Hiç düşündün mü, Bana doğru gelmeyi Yelkenlerini özlemekle doldurmuş Işıkları titreyen bir gemi gibi. Haberin olsun, Burada kelimelerin kalbi kırıldı En başı, sevmek çekiyor. Haberin olsun, Şiirler yoğun bakıma kaldırıldı, Sana dair kelimeler can çekişiyor. Ben seni özlüyorum, Özlemim can çekişiyor. Bundan haberin olmasın Nasılsa, Bensiz de yaşayabiliyorsun, İşte bak, Bunu kalbime söyleme sakın, Bundan onun haberi olmasın. Hepimiz ölürüz. Hepimiz düşürülürüz kağıtlardan Birer kelime fazlalığı gibi. Avuçlarını sımsıkı kapa, Hayatımın geri kalanı, Avuçlarını sımsıkı kapa… Rüzgâr geliyor, Rüzgâr bilmediğim Bir yönden esiyor. Beni, onlara Bı Rak M a. Batuhan Dedde. |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Sen bana kadınım dedin adamım… Kendime iyi bakmamı söyleme bana, Hiçbir iyi dilekte bulunma benim için. İstemiyorum, üzülmemem gerektiğini anlatma defalarca… Sen bana kadınım dedin adamım… ...Başka aşklara emanet etme sakın beni. Ben hiç yaşanmamış sayamam ki ikimizi... Böyle olması gerekiyor’ları git kendine anlat sen ! Hangi sabah sensiz uyanmamı hak ediyor ? Hangi şarkı sensiz dinlenecek şimdi ? Hangi yollarda sensiz yürünecek ? Sen bana kadınım dedin adamım... Şimdi gidiyorsun ya ? Hangi ikinci el aşkıma değecek ? Beni bırakıyorsun ya öylece… Elini, kokunu, gözünü alıp gidiyorsun ya ? Bana mutlu olmamı söyleme ! Sen bana kadınım dedin adamım… Kokumu içine çektiğin günlerin bile hatırı yok mu sende ? Öyle çok sevdim ki ben ‘biz’i, Ben sana ‘git’ diyerek küfür edemem ki ! Gitme, sakın bırakma‘ikimiz’i… Elçin Gelir |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Ben elleri olmayan bir adam sevdim. Onu kendimden çok sevdim. Onu yağmurdan sonra eşi olmayan toprak kokusu gibi sevdim. Onu soğuk havalarda içinden çıkmak istemediğim yatağım gibi sevdim. Ben elleri olmayan bir adam sevdim. ...Onu çok sevdim. Hayallerim gibi sevdim. Evladım gibi sevdim. Ben elleri olmayan bir adam sevdim. O adam bana git dedi ! Sevme dedi ! Vazgeç dedi ! Gittim. Sevmedim. Vazgeçtim ben. Ve Allah sizi inandırsın el bile sallamadı ben giderken. ELÇİN GELİR |
Cevap: *Mavimsi Madam*
AKŞAM ÜSTÜ RÜYASI Şimdi gemiler geçer uzaklardan Gönlüm güvertede sereserpedir. Işıklı geceler,saz sesleri, peynir ekmek Ne biletim ne param ne dostum var Pır pır eder yüreğim bakındıkça... -Uyan Turgut um, garibim, uyan Bura Terme'dir. Terme köprüsünden kamyonlar geçer, Irgatlar üç orada beş burada konuşurlar Bir gece başlar, yarı siyah, yarı kırmızı Cigaramı yakar evime dönerim... -Gidin gemiler, gidin Vardığınız yerlere selam edin Gün olur bütün kaygılardan uzak Ben de gelirim... Turgut UYAR |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Ah! Neydi Benim Gençliğim Şair: Orhan Veli Kanık Nerde böyle hüzünlenmek o zaman; İçip içip ağlamak, Uzaklara dalıp şarkı söylemek; Hafta sekiz ben eğlentide; Bugün saz,yarın sinema, Beğenmedin Aile Bahçesi; Onu da beğenmedin,parka; Sevdiğim dillere destan; Sevdiğim, Meyil verdiğim; Ben dizinin dibinde elpençe divan, Samanlık seyran. Nerde, Nerde, Nerde böyle hüzünlenmek o zaman! |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Yollar bir tükeniş içinde; Fakat benim, yürüdükçe uzayan yollar var içimde! |
Cevap: *Mavimsi Madam*
Bazen, gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır… / Histen köprüler kurarsın, mesafeler utanır.… |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:05. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.