Bu aşk hikayesinin Aşık Kerem ya da Kerem Dede diye anılan Azerbaycan
yöresi halk şairinin aşk serüvenini konu eden şiirleri halk arasında yayıldıktan
sonra adı bilinmeyen halk hikayecileri tarafından bu şiirler çerçevesinde
oluşturulduğu ileri sürülür .( XVII. yy. )

İsfahan Padişahı'nın oğlu Kerem keşiş kızı Aslı'ya gönül verir .Ancak din ayrılığı
yüzünden onunla evlenmesi mümkün olmaz . İlden ile göçen keşişle kızı
Aslı'nın ardından uzun yolculuklar yapan delikanlı Halep Paşası'nın emri üzerine
Aslı'yla evlendirilir .Ancak düğün gecesi keşişin kızına giydirdiği gömleğin
düğmeleri bir türlü çözülmeyince Kerem ah edip yanarak ölür .
Onun külleri arasında kalmış kıvılcımla Aslı'da saçlarından tutuşup can verir .

Hikaye boyunca Kerem arkadaşı Sofu'yla birlikte uzun yollar aşar .
Anadolu'nun birçok yerini gezer ,Hanlarda kahvelerde şiirler söyler ,yollara ,
dağlara , akarsulara, hayvanlara Aslı'ya benzettiği güzellere şiirler söyleyerek
derdini anlatır .Aslı'yı yakından görebilmek için kızın annesine bütün dişlerini
çektirir .

Hikayeye olağanüstü ögeler de karışmıştır .İki sevgilinin doğumları bir dervişin
verdiği sihirli elmayla olmuştur .Zorda kalan Kerem'i Hızır kurtarır .
Dağlar ırmaklar o şiir söyleyince geçit verir .

Sevgilisine kavuşma yolunda çileler çeken ve onun uğrunda yanan Kerem ,
modern edebiyatta bir ülküye bağlanıp can verebilen kahramanın simgesi
sayılmıştır .


Ala gözlerine kurban olduğum
Hep senin derdinden yanar ağlarım
Kime arzedeyim garip halimi
Ellerin yanında görür ağlarım ..

Benden kaçar sevdiğim, gayrden kaçmaz
Dahi pek küçüktür, aşıkın bilmez
Yalvarsam Mevla'ya dileğim geçmez
Yüzümü yerlere sürer ağlarım ..

Yine düşt'ayrılık vücut şehrine
Yürek mi dayanır dilber cevrine
Sürülünce insan mahşer yerine
Hak'kın divanına durur ağlarım ..

Kerem der bu firkatla yanarsam
Tükenir ömrümüz bir gün ölürsem
Bu hasretle kıyamete kalırsam
Kefenim boynuma sarar ağlarım ...