Bakterilerin çoğalması ve gelişmesi incelenirken, tek bir bakterinin değil, bütün bir bakteri kolonisinin çoğalması ve gelişmesi göz önüne alınır. Bakteriler genellikle, eşeysiz bir üreme biçimi olan hücre bölünmesiyle çoğalırlar. Bir hücrenin iki yeni hücre oluşturacak biçimde ikiye bölündüğü ve oğul hücrelerden her biri yeniden ikiye bölünerek çoğaldığı için geometrik bir dizi oluşturan bu çoğalmada, yeni kuşakların oluşma süresi 15 dakika ile 16 saat arasındadır. En elverişli laboratuvar koşullarında (besiyerinde yeterince besin bulunması ve uygun fiziksel ortamın sağlanması durumunda), bazı bakteri türlerinin logaritmik büyüme evresinin bitiminde oluşturduğu kolonide mililitre başına 10 milyar bakteri hücresi bulunabilir. Bölünmeyle çoğalma özellikle Eubacteriales takımından özbakterilerin temel ve ayırt edici üreme biçimi ise de, bakteriler arasında başka üreme biçimlerine de rastlanır. Örneğin sınıflandırmanın daha üst basamaklarındaki bazı takımlarda, bakterilerin tomurcuklanmayla, spor zincirleri oluşturarak, hücre içindeki temel birimlerin parçalara ayrılmasıyla ve daha ender olarak, eşeyli üremeye benzer bir genetik madde alışverişiyle (çiftleşme) ürediği gözlemlenmiştir.
Bakterilerin çoğunun DNA’ları (dezoksiri- bonükleik asit) halka biçiminde tek bir kromozomun üzerinde yer alır ve çekirdek zarında değil, sitoplazmada dağınık halde bulunurlar. Sitoplazmada, plazmit adı verilen daha küçük ve yuvarlak DNA dizeleri de bulunur. Bakterilerin sitoplazmasmda ribozomlar gibi bazı yapılar da dağınık olarak yer almıştır.
Bazı bakteriler besinlere bulaşarak hızla çoğalabilir ve mide bozukluğundan ölüme kadar varabilen (botülizmde olduğu gibi) hafif ya da ağır besin zehirlenmesine yol açabilir. Sulara bulaşmış bakterilerin su arıtma yöntemleriyle temizlenmesi gibi, süte bulaşmış bakteriler de pastörizasyon yöntemiyle yok edilir. Sağlıklı bir ineğin sütünde doğal olarak daha az bakteri bulunmakla birlikte, gene de steril değildir; üstelik sağma, şişeleme ya da kutulama sırasında gerekli önlemler alınmadığında, çevredeki bakteriler de bu çok elverişli ortama hemen yerleşebilir.
Çeşitli maddelerin ve ürünlerin mikroorganizmalardan temizlenmesinde (sterilizasyon), yüksek ısı, ışınlama, etilen oksit, çeşitli antiseptik ve mikrop öldürücü maddelerin kullanılması gibi çeşitli fiziksel ve kimyasal yöntemlere baş vurulur.
Hastalık yapıcı (patojen) bakterinin toksin salgıladığı olgular dışında, genellikle bakterilerin hastalık yapma gücünü artıran etkenlerin neler olduğu henüz tam olarak açıklanamamıştır. Toksin salgılayan bakterilerin en bilinen örneklerinden biri, insanın üst solunum yollarına yerleşerek doku yıkımına yol açan difteri basilidir. Dokulara yerleşen bakteriler genellikle konak canlının zararına yaşarsa da, hastalık yapıcı bakterilerin çoğu konağın ölümüne neden olmaz.
Bazı hastalık yapıcı bakteriler vücudun belirli bölgelerine özgüdür: Meningokoklar beyin zarlarına, tüberküloz bakterileri en çok akciğerlere yerleşir. Oysa bazıları vücutta daha genel bir yayılım gösterebilir; stafilokok bakterileri deriye yerleşerek çıban oluşumuna, kana bulaşarak kan zehirlenmesine, kemiklerde çoğalarak kemik iltihabına (osteomiyelit) neden olur.
İnsanların ilgisi daha çok bazı bakteri türlerinin zararlı etkileri üzerinde yoğunlaşmışsa da, bakterilerin büyük bir çoğunluğunun insanlar için zararlı olmadığını, hatta bir bölümünün son derece yararlı olduğunu önemle belirtmek gerekir. Örneğin çürükçül bakterilerin ölü organizmaları ve organik artıklan parçalaması, çevrebilim açısından yaşamsal önem taşır. Böyle bir parçalama olmasaydı, canlıların varlığını sürdürebilmesi için gerekli olan azot, karbon, fosfor gibi elementlerin doğadaki çevrimi de gerçekleşemezdi.
Çürükçül bakterilerin azot çevrimindeki katkısından başka, bazı bakteriler de atmosferdeki serbest azotu bağlayarak, bu elementi bitkilerin yararlanabileceği bileşiklere dönüştürür. Bu azot bağlayıcı bakteri türlerinin çoğu baklagillerin köklerindeki yumrucuklarda yaşar.
Bazı bakterilerin konak canlı üzerindeki asalak yaşamı, karşılıklı yarar ilişkisine dayanır. Örneğin gevişgetirenlerin midelerine yerleşen bakteriler selülozu parçalayarak inek koyun gibi tüm gevişgetiren hayvanların otları sindirebilmesine yardımcı olur. İnsan da, sindirim kanalının son bölümlerine yerleşen ve K vitamininin bireşimini sağlayan bazı yararlı bakterilerin konağıdır.
Ayrıca çeşitli sanayi dallarında, özellikle de besin sanayisinde ayran, yoğurt, peynir, sirke, turşu gibi ürünlerin üretimindeki mayalanma süreçlerinde bakterilerden yararlanılır.
Bakterilerin, evrensel olarak kabul edilen bir sınıflandırması henüz yapılamamıştır; özellikle üst basamaklardaki türlerin sınıflandırması son derece güçtür. Böyle bir çalışmada, bakteri hücresinin biçimi ve boyudan, oluşturduğu kolonilerin görünümü, beslenme biçimi ve temel besini, metabolizma ürünleri, özgül kimyasal maddelere tepkisi, antijen bileşimi ve çevre koşullanna direnme yeteneği gibi çok çeşitli ölçütlerin göz önüne alınması gerekir.
Bugün bazı biyoloji bilginleri, bakterileri (Schizomycetes sınıfı) riketsiyalar ve virüslerle (Microtatobiotes sınıfı) birlikte Schi- zomycophyta bölümü içinde sımflandınrlar. Bu bölüm de, Protista ya da Procaryotae alemi (bitkiler ve hayvanlar aleminden ayrı bir canlılar alemi) içinde bir Monera altalemi oluşturmak üzere Cyanophyta filumu (mavi-yeşil algler) ile birlikte gruplandınlır.
ABD’li bakteriyoloji ve taksonomi bilgini David Hendricks Bergey, özellikle bakteri hücresinin biçimine ve hareket yeteneğine dayanarak yaptığı sınıflandırmada, bakterileri Schizomycetes sınıfı içinde 10 takıma ayırmıştır.
Yüreğinizi güzelleştirin. Çünkü bir ömür sizinle...
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.
To view links or images in signatures your post count must be 0 or greater. You currently have 0 posts.










Ağaç şeklinde